osmanlı…

AVUSTRALYA’YA SAVAŞ  AÇAN İKİ OSMANLI ASKERİ

Sydney’de Opera House ve Botanik Bahçesini gezerken Nusret ve Halil Beylerden ilginç bir öykü dinliyoruz: Esir olarak çalıştırıldıkları İngiliz gemisinden kaçarak Avustralya’da kasaplık ve dondurmacılık yapan Tarakcıoğlu Mehmet ve Menteşoğlu Abdullah’ın ibretli hayat öyküsü bu. İki arkadaş 1914’te Avustralya’dan Çanakkale’ye Anzak askerlerinin gönderilmeye başlandığını ve Halifenin cihad emrini verdiğini öğrenince, emre hemen itaat ederler.

Öncelikle Osmanlı askerleri olarak Avustralya’ya savaş açtıklarını bir yazı ile ilgili makamlara bildirirler. Akabinde de çalışmalara başlarlar.

Sydney’in 250 km uzağında Karlıdağlar denilen bölgede tren raylarını sökerek limana asker taşıyan üç treni devirirler. Aynı bölgede sekiz karakol basarlar ve karakollardaki askerlerin tamamını vururlar. Ne olduğunu çözemeyen yetkililerin aklına iki Osmanlı askerinin yazmış olduğu mektup gelir ve mektubun gönderildiği bölgede 250 kadar askeri görevlendirirler. Birkaç günlük araştırmadan sonra iki Osmanlı askerinin bulunduğu yer tesbit edilir. Ve çarpışma neticesinde askerlerimiz şehit olurlar.

Türkler onların hatırasına yaklaşık on yıl önce Sydney’de bir âbide dikilmesini teklif etseler de farklı sebeplerle bu gerçekleşmez.

Herşey bir yana, iki Osmanlı askerinin koskoca kıtaya savaş açması kâinata meydan okuyabilecek bir imandan kaynaklanmıyor mu?

 Kazım & Yasemin GÜLEÇYÜZ

Yeni Asya gazetesinde çıkan Avustralya gezisi izlenimlerinden alıntıdır…

 

 

Reklamlar

8 Yanıt

  1. Ya rab banada ecdadım gibi bir haleti ruhiye ihsan eyle diyor ve paylaşımınıza teşekkür ediyorum.

  2.  
    Dördüncü Sözبِسْمِ اللّهِ الرّحْمنِ الرّحِيمِاَلصَّلاٰةُ عِمَادُ الدِّينِNAMAZ ne kadar kıymettar ve mühim, hem ne kadar ucuz ve az bir masrafla kazanılır; hem namazsız adam ne kadar divane ve zararlı olduğunu iki kere iki dört eder derecesinde kat’î anlamak istersen, şu temsîlî hikâyeciğe bak, gör:Bir zaman, bir büyük hâkim, iki hizmetkârını, herbirisine yirmi dört altın verip, iki ay uzaklıkta has ve güzel bir çiftliğine ikamet etmek için gönderiyor. Ve onlara emreder ki: “Şu para ile yol ve bilet masrafı yapınız. Hem oradaki meskeninize lâzım bazı şeyleri mübâyaa ediniz. Bir günlük mesafede bir istasyon vardır. Hem araba, hem gemi, hem şimendifer, hem tayyare bulunur. Sermayeye göre binilir.”
    İki hizmetkâr, ders aldıktan sonra giderler. Birisi bahtiyar idi ki, istasyona kadar bir parça para masraf eder. Fakat o masraf içinde, efendisinin hoşuna gidecek öyle güzel bir ticaret elde eder ki, sermayesi birden bine çıkar. Öteki hizmetkâr bedbaht, serseri olduğundan, istasyona kadar yirmi üç altınını sarf eder. Kumara mumara verip zayi eder. Birtek altını kalır. Arkadaşı ona der:“Yahu, şu liranı bir bilete ver, ta bu uzun yolda yayan ve aç kalmayasın. Hem bizim efendimiz kerîmdir; belki merhamet eder, ettiğin kusuru affeder. Seni de tayyareye bindirirler; bir günde mahall-i ikametimize gideriz. Yoksa, iki aylık bir çölde aç, yayan, yalnız gitmeye mecbur olursun.”

    Bediüzzaman Said Nursi

    selam ve dua ile kardeşim rabbim razı olsun
    senden en güzele emanetsin

  3. SELAMUN ALEYKUM..
     İŞTE BUNU UNUTMAYIP, HAREKETLERİMİZİ ONA GÖRE AYARLAMAMIZ GEREKTİĞİNİN BİLİNCİNDE OLALIM..
    AYRICA ZİYARETİNİZ, YORUMUNUZ VE DAVETİMİ KABUL ETTİGİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER.. ALLAHA EMANET OLUN..

  4. selamünaleyküm ahmet kardeşim çok güzel anekmotlar eklemişsin seni ayrıca tebrik ederim.

  5. (bizim elimizin ulaştığı yere, onların hayalleri bile ulaşamaz!..)elhamdülillah.
    bizler onların torunlarıyız rabbim layık eylesin utandırmasın…
    allah razi olsun selam ile

  6. Esselamün Aleyküm kardeşim,
    Osmanlı padişahları doğru tanınsın.İlk resimde Osmanlı padişahlarının resmi görülüyor.İçlerinde Yavuz Sultan Selim\’ de var ama resmi sahte,işte tarihçilerin görüşü:

    Yavuz Sultân Selim\’in Küpesi(!) Yavuz Sultân Selim\’in sol kulağında küpe bulunan bir resmi mevcuttur. Bu doğru mudur? Konuyu bir kaç açıdan ele almakta yarar vardır:1) İslâm Hukukuna göre kulakların küpe takılmak üzere delinmesi ve küpe takılması, kadınlar için caiz görülmüş; ama erkekler için caiz görülmemiştir. Bazı hukukçular, erkek çocukların da kulaklarının delinebileceğini ve bu tür bir olayın Hz. Peygamber zamanında yapıldığı halde yasaklanmadığını ileri sürmektedirler. Her hal ü kârda ergen erkeklerin kulaklarını deldirmeleri ve küpe takmaları, çoğu hukukçulara göre haram ve bazılarına göre ise mekrûhtur; yani kısaca caiz değildir.İste bu seri hükmü bilen Yavuz Sultân Selim\’in kulağını deldirip küpe taktığına ihtimal dahi vermiyoruz. Zira Yavuz, Mısır Seferi dönüşünde oğlu Süleyman\’ın süslü elbiselerini görünce, \’Bre Süleyman, sen böyle giyinirsen, anan ne giysin?\’ dediğini biliyor ve onun şahsî hayatında sade ve süsten uzak olduğunu kaynaklardan öğreniyoruz. Yavuz, süs ve ihtişamdan hoşlanmayan bir Padişahtır. Doğru olan resimlerinde, pala bıyıklar vardır; ancak küpe yoktur.2} Şu anda Topkapı Sarayı\’nın Portreler Bölümünde 17/66 numara ile 70 x 65 cm ebadında bulunan küpeli Yavuz Portresi ile Macar bir ressama ait olduğu söylenen küpeli resme gelince; Evvela, Yavuz\’un minyatürlerde ve elimizde bulunan resimlerinde, bunun gibi küpeli olan üçüncü bir resmi bulunmamaktadır. Kaldı ki, bu resimler arasında resmî nakkaşlar tarafından yapılanları vardır. İkincisi, Yavuz\’a isnad olunan, ama tamamen hayalî ve uydurma olan Avrupalı ve İranlı ressamlara ait resimler çokça bulunmaktadır. Tarih kaynakları bu noktanın altını çizmektedirler. Bu küpeli resmin de, uydurma resimlerden biri olması kuvvetle muhtemeldir. Zira Sultânın kulağında küpe, boynunda incili madalyon, sarığında taç bulunmaktadır. Osmanlı Padişahlarının kıyafetleri ile bağdaşmayan bu süsler, tablonun yakın tarihlerde yapıldığını göstermektedir. Zaten 1926 yılında Dolma Bahçe Sarayından getirilmiştir. Dolma Bahçe Sarayına ne zaman konulduğu da bilinmemektedir. Üçüncüsü, bazı araştırmacılara göre, bu küpeli resim Şah İsmail\’e aittir. Zira başında Şii Mezhebinin alâmeti olan kızıl börk ve bunun üzerinde İran Şahlarına mahsus taç vardır. Ayrıca küpe de Şi\’a mezhebinde caiz görülmektedir.3} Küpeli resmin Yavuz\’a ait olmadığı ortadadır. Ait olsa bile, son zamanların bazı ahlaksız insanlarının bunu, gay\’liğe yorumlamaları, en az bu resmin Yavuz\’a isnad edilmesi kadar yanlıştır. Doğru olsa bile böyle yorumlanmasının mantıksızlığını, iç oğlanı meselesinde uzun uzadıya açıklamış bulunuyoruz. Kaldı ki, bazı kölelerin, kölelik alâmeti olarak kulaklarına küpe taktıkları bilinmektedir. Tek kulağında olduğu hiç mevzubahis dahi edilmemiştir. Bazı yazarlar, Yavuz\’un bu küpesini ALLAH\’a kul olma özelliği olarak taktığını ve bununla Cihan hâkimi olmasına rağmen âciz bir kul olduğunu göstermek istediğini anlatmaya çalışmışlardır. Bize göre bu yorumlar kısmen zayıf yorumlardır. Zira küpeli resim hadisesi doğru görünmemektedir. Fakat kölelerin küpe taktıkları doğrudur(1)İbn-i Âbidin, Redd\’ûl-Muhtar, c. VI, sh. 420, Heyet, Resimli-Haritalı Mufassal Osmanlı Tarihi, İstanbul 1958, c. II, sh. 717, 719, 725, 731, 739, 788; Gönenç, Halil, Günümüz Meselelerine Fetvalar, İstanbul 1983, c. II, sh. 164; Dirler, Ayten, "Yavuz Selim Küpeli miydi?", Zafer Dergisi, Haziran 1995, sayı 222, sh. 28-29; Kuşoğlu, M. Zeki, Tılsımdan Takıya, İstanbul 1998, sn. 52 vdKaynak  : BİLİNMEYEN OSMANLI PROF.DR AHMET AKGÜNDÜZ Sayfa, 147-148 – 80. maddeDiğer Bazı Prof.lerin Görüşleri : Prof. Dr. Yusuf Halacoğlu: Topkapı Sarayı\’nda sergilenen resimde Yavuz\’un başında 12 dilimli bir taç bulunur. Ancak Yavuz, 12 dilimli taç giymez. Şii\’likteki 12 İmam\’ı temsil eden taç Şah İsmail\’e aittir. Bunun gibi hatalar çok oluyor. Yavuz, minyatürlerde tablolardakinden çok farklı resmedilmiştir. Kulağında küpe yoktur minyatürlerde. Sadece Batı kaynaklı gravürlerde küpeli görünür. Bu da Batı yorumu olarak yansımıştır resimlere. Doğruyu yansıtmaz. Dr. Necati Ulunay Uzunsatar : Avrupa müzelerinde Yavuz\’a ait onlarca resim gördüm ama hiç birinde küpeli bir tablosuna rastlamadım.Yavuz\’un sert mizacı ve önderliği onu küpe takmaktan alıkoyacak özelliklerdir. Yavuz, belagati ve hitabeti güçlü, asaleti olan ve askerine önem veren bir önderdi. Ayrıca gerek İslam\’da gerekse ordu içi gelenekte erkeğin süslenmesi uygun değildir. Avrupalı ressamlar kendi yorumlarını katmışlardır bu gibi çoğu resme. Prof. Dr. Kemal Çiçek: Kaynaklarda Yavuz\’un küpe taktığına dair bir bilgi yok. Ayrıca Yavuz, Fatih gibi doğrudan portresini yaptırmış bir padişah değildir. Bazı portrelerinde şatafatlı bir giyim tarzı içinde resmedilir oysa oğlunu giyim konusunda uyardığı bilinir. Bu şekilde resmedilen başka padişah yok tarihimizde. Avrupalı ressamlar bu şekilde çizilmiş, Osmanlı minyatürlerinde tam tersine, sade görünümlü. 12 dilimli sarık da resmin orjinal olmadığı fikrini güçlendiriyor.
     
    Selam ve dua ile kardeşim,İyiki varsınız…
     

  7. s.a ahmed kardeşim ALLAH dilerse kafir ve münafıklarıda bu dine hizmet ettirir. önemli olan bizim üstümüze düşeni yapıp yapmadığımız.Bir zamanlar osmanlı hizmet etmişti bu dine ve yücelmişti devlet olarak. şimdi sıra onların torunları olarak sıra bizde.Evet yahya salih beyide sebeb edip bu bilgileri öğrenmemize ve  araştırmamızada vesile edebilir dilerse rabbim.gönlü güzel kardeşim durmak yok hizmete devam.Hayırlı geceler . selam ve dua ile..

  8. slm alanınız çok güzel olmuş
     

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s