gül devrinden bir yıldız tablosu…

HZ. SÜLEYM SAD ( Cennet Yolu )

                      

     Bir gün Rahmet Resul’ünün mübarek huzuruna, yüzü kömür gibi simsiyah bir genç geldi. Bu genç süleym kabilesinden Sad isimli bir müslümandı.

    Ey Allah’ın Resulü dedi; rengimin siyahlığı,yüzümün çirkinliği cennete girmeme manimidir?..

   Resul-u Zişan (a.s.m. )

   Hayır dedi Habibi Zişan!..

   Allah’ın emrine uyup Resulü’ne itaat ettikten sonra elbette cennete girebilirsin.

  İyi ama Ey Allah’ın Resulü ben şu mescide sekiz ay önce Allah’a iman edip onun Resulünü tasdik ederek İslam’a girdim. Şu ana kadar da evlenmem için bazı kimselere müracaatta bulundum. Yüzümün siyahlığı ve çirkinliği ve fakir olmamın sebebiyle beni redettiler.

  Peki ey Süleym müracaat ettiklerin arasında Amir bin Veheb varmıydı?

  Yoktu Ey Allah’ın Resulü!..öyle ise şimdi ona git ve Allah’ın Resulü beni size gönderdi; kızınızı zevce olarak bana vermenizi emir buyurdu de!.. o zenci genç sanki güneş mülküne malik olmuştu sevincinden. Sular gibi çağladı Süleym!.. Allah beni size feda kılsın Ey Allah’ın Resulü! Hemen gidiyorum. Yüreği denizdeki balıklar misali cırpınır gibi Süleym Sad yola revan oldu. Ve Amir bin Veheb’in kapısına vardı.

 Amir’e Allah Resulü’nün emirlerini iletti. Amir bin Veheb duyduklarından hayrete düştü ve Sad’a inanmadı, çünkü kızını bu gence vermek demek bir ton inciri kömür kuyusuna atmak gibi bir şeydi..Ve Sad’a dediki….

   Ey delikanlı ben kızımı sana veremem!.. Sad hiç telaş eseri göstermedi ve tebessüm etti. Siz bilirsiniz ey Amir dedi. Ben sadece size Allah Resulü’ünün emirlerinin elçisiyim dedi ve Sad geri dönünce gözlerine yaşlar doldu çünkü birkere daha zenci olduğu için kalbi kırılmıştı ama bu sefer farklıydı çünkü arada Allah Resulü’nün emri vardı ve gözleri yaşlarla dolu Nebiler Nebisinin huzuruna varmak için yola koyuldu Sad… Resulallah onu bu halde görünce durakladı ve bekledi.

  Ama Amir’in reyhanlar misali güzel bir kızı vardı ve kızıda kapının arkadasında kanuşulanları duymuştu ve  sad’ıda görmüştü. Fakat imanı yüreğinde fokurduyordu zenci genci o halde geri dönüp gidişini görünce..ve kız hemen babasının karşısına dikildi çırpına çırpına ey benim babam dedi!.. sen ne yapıyorsun onu sana kim göndermişti…Allah Resulü’nü redetmek ne demek biliyormusun!.. sonra alemde tutunacak dalın kalmaz ve senin yüzüne bakan olmaz, derhal git Resulallah’tan özür dile..

    Ve amir bu sözleri kızından duyunca hatasının farkına vardı ve onun aklıda kendiside kanatlı kuşlar gibi uçarak kainatın efendisinin yüksek huzuruna vardı ve dediki

   Ey Allah’ın Resulü bana gönderdiğin gencin sözlerine inanmamıştım. Günah işlediysem tevbe istiğfar ediyorum. Siz emir buyurursanız kızımı Sad’a nikahlamaya hazırım dedi.. ama Allah Resulü;eğer ki sen biraz daha hatanı anlayıpta geri dönmek için geç kalsaydın senin yüzüne bile bakmazdım. Kainatın Efendisi Sad’a, ey Sad evini hazırla dedi. Süleym Sad o lahza, utancından başını yere eğdi,gözlerinden iplik iplik yaşlar akıyordu. Anam babam sana feda olsun Ey Allah’ın Resulü benim evde ne hazırlanacak eşyam nede hanımıma verebileceğim  mıhrıni param var. Ben bu dünyada hiçbir şeye malik değilim, beni yuvasız bir kuş biliniz, garip kuşun yuvasını sizden başka kim hazırlayabilirki ey varlığın tacı Resulüm a.s.m!…

  Efendimiz ( s.a.v ) tebessümlerin en erişilmeziyle emir buyurdular;ey Sad!..o halde git ikiyüz Ali’den,ikiyüz Osman’dan,ikiyüzde Abdurrahman bin Avf’dan iste. Bütün düğün masrafını onlar görsünler,sende böylece yuvanı kur ey Sad.

  Siz birde Sad’ı görecektiniz, o zenci genç kanatlı kuşlar gibi sevinçten uçtu sanki. Kendine lazım olan paraları Sultan sahabilerinden aldı hatta daha fazlasını aldı. Hemen çarşının yolunu tuttu,gelin için lazım olan nesneleri almalıydı birkaç eşya almıştıda, ama o esnada çarşı sokaklarında bir nida yükselmeye başlamıştı, düşman büyük bir kuvvetle yola cıkmış bizi basmak ve Allah’ın adını ortadan kaldırmak niyetindedirler. Eli ayağı düzgün ve kuvvetli genç savaşçılara sesleniyorlardı. Bunu duyan Sad iki tercih arasında kalmıştı. Avuçlarında para ile düğün hazırlıkları yapan zenci genç,yıldırımdan bir kamçı yemiş gibi sarsıldı. Şimdi o bu iki şık arasında tercih yapması gerekiyordu. Biri evde taze gelindi, öbürü ise Allah yolunda cihad etmek. Ve Süleym Sad’ın yüreğindeki iman harekete geçerek tam bir sahabiye yaraşır bir karar verdi;cihada katılmak.

   Ben dedi!..bu düğün parası ile kendime bir at,bir ok ve mızrak alabilirim. Düğün işi artık ahirete kaldı. Mevlam görelim neyler, neylerse güzel eyler misali yola koyuldu Sad. Ve ordunun ardınca at koşturdu. Az sonra cihad ordusuna at üstünde başı sarıklı, kolları sıvalı, kılıç elinde olan birinin orduya yaklaştığını gördüler. Kollalrının siyahlığından Nebiler Sultanı onu tanımıştı. Ona sen Süleym Sad’mısın dedi?

  Sad’ın cevabı erlere yaraşır bir şekildeydi;

  Evet Ey Allah’ın Resulü!..  ben oyum Allah beni size feda etsin.

  Ve iki ordunun büyük cengi başlamıştı. Sad ordunun en önüne geçmişti. Kılıcıyla Allah dininini ve Allah Rasulünün düşmanlarını, kafirleri biçiyordu. Herkes birbirine karışmış, yaman bir cenk olmuştu. Zafer yine Peygamber ordusunun olmuştu. Düşman çekilip gittikten sonra yaralılar arasında kafirlere büyük darbeler indiren Süleym Sad’da vardı. Öyleki son anlarını yaşıyordu. Rahmet Nebisi Sad’ın başını kucağına aldı,yüzündeki tozları o mübarek eliyle sildi. Zenci gencin kıvrım kıvrım saçlarını okşayıp duruyordu. Genç Sad’ın dudakları son anda aralandı. Dudaklarından kelimeleirin en güzelleri döküldü.

  EŞHEDÜ ELLA İLAHEİLLALLAH VE EŞHEDÜ ENNE MUHAMMED’EN RESULALLAH

  Ve Süleym Sad  bu şekilde ruhunu Rahmana teslim etti.

   Peygamberler Peygamberinin kucağında can vermek ne devletti ey Sad. O nurdan gözlere bakarken şehid olmak ne devletti ey Sad. O nurdan gözlere. Senin gibi o nurdan gözlere bakarken şehid olmak kaç gence nasip oldu ki. Senin yüzünün rengi karaydı ama senin bahtın kara değildi ey Sad. Demek ki Senin vücudunun siyahlığı senin cennete girmene mani değildi Ey Sad.

 Siz hele bi bakın Resulallah’ın o nurdan gözlerinden inci taneleri gibi akan yaşlara. Sad için ağlıyor Nebiler Nebisi Efendimiz. Ona acıyordu Resulallah. Çünkü Amir’in kızının elini bile tutamamıştı Sad. Bir an baş başa oturmadan cenge gitmişti Sad.

  Nebiler Sultanı bir anlık için gülümsedi ve Resulallah yüzünü çevirdi. Bunu gören sahabiler ne olmuştuda peygamber’in ağlaması sevince dönüştü. Sahabelerden Ebu Lübabe ( r.a ) bunu merak etti ve sordu.

  Ya Resulallah önce şu genç için ağladınız  sonrada güldünüz ve sonrada yüzünüzü çevirip ona bakmak istemediniz;bu ne hikmetti Ey Allah’ın Resulü!..

   Allah’ın Resul’ünden şu cevabı aldılar. Sad’a olan sevgi ve merhametinden dolayı.

  “ Önce ağladım çünkü Sad’ın evlenmek için o kadar kişiye baş vurmasına rağmen kimse ona kzını vermemişti,yüzünün siyahlığından ve fakir olmasından dolayı. Onun o halini düşününce ağladım!..ama

Sad’ı şehid olduktan sonra cennet hurileriyle baş başa görünce bu seferde hüznüm sevince dönüştü ve utandım yüzümü çevirdim. Dünyada elde edemediğini Yüce Yaratan ona daha güzelini cennette verdi. Havzı kevserde verdi. Şimdi Amr bin Veheb’e söyleyinki!..

  Yüce Yaratan Sad’ı onun kızından daha hayırlısı ile evlendirdi. Cennet hurileri ile evlendirdi.

 İşte Süleym Sad bu şekilde hayatı geçti ve mübarek bir hayat ile şereflendirildi. Allah hepimize böyle güzel bir yer nasib eder inşallah.

                                                       

                                                        Kaynak : Cennet yolu ( kitabından )

                                                           Yazar : Mustafa Necati Bursalı

Reklamlar

17 Yanıt

  1. EY MUBAREK DIN EY MÜBAREK INSANLAR ONLARIN YAPTIKLARINI OKURKEN BILE INSANIN HAFZALASI ALMIYOR
    BIZLER NASIL UMMETINIZ YA RESULALLAH DIYECEGIZ MAHŞERDE ALLAH RAZI OLSUN KARDEŞİM INSANIN TÜYLERINI
    DIKEN DIKEN EDEN BU YAZIYI BULUP BIZLERLE PAYLAŞTIGIN İÇİN RABBIM CÜRMÜMÜZE BAKMASIN RAHMET VEDE
    MERHAMETI İLE BIZE MUAMELE ETSIN İNŞALLAH HAYIRLI CUMAALAR CUMAAMIZ MÜBAREK OLSUN SELAMETLE
     
     

  2. ALLAH razı olsun abim çok değerli bir paylaşımda bulunmuşun okurken çok duygulandım:( RABBİM bizim kalbimizede böyle iman böyle teslimiyet versin beki efendimizin kucagında şehit olmak artık mümkün değil ama ona layıkıyla ümmet olarak can vermeyi nasip etsin …Sevgi ve Dua ile abicim

  3. Sevgili, Korkuyorum… Seni bulamamaktan,bulduğumu sanmaktan,bulup da Kaçırmaktan,bulduktan sonra hakkıyla yaşamamaktan korkuyorum…. Bulmayı arzulamak ne kadar karşı konulmaz,bulmak ne kadar uzak… ‘’Bulma’’ yı umut etmekse;hayat kaynağım,dayanağım,varlığım… Sana kavuşmak ne kadar ‘’var olmak’’ sa benim için,seni kaybetme korkusu o kadar ‘’yok olmak’’ Ne varlığımdan eminim ne de yok olduğumdan.Bu masalın sonu nerede nasıl biter murada erer miyim bilmiyorum Sevgili içimde gamlı bir sonbahar ezgisi… Hasretim dağlarca omzumda… Hasretim,ağzımdan alevler saçan ejderha… Ah,bu ince sızı! Ah , ‘’bu sebepsiz hüzün’’. Ah,tüm ayrılıkların acısını yüreğime taşıyan , adını bir türlü koyamadığım kara sevda… Ağlamak,kelimelerin ardına sığınmak,çözüm değil. Sevgili, Demişsin ki : ‘’Ne yere ne de göğe sığmadım,mü’min kulumun kalbine sığdım’’ Kalbime baktım minicik bir fincan, senin aşkın sonu olmayan engin bir deniz,uçsuz bucaksız umman. Fincan denize müştak ummana sevdalı… Aşkın,yaralı kalbime şifa… Aşkın çok ağır.. Kalbim şu haliyle bu yükü kaldıracak kalp değil… Bana senin yükünü,hakkıyla taşıyacak kalp ihsan eyle…. (amin)                                
    Çok güzel bi paylaşım herzamanki gibi…ALLAH C.C. RAZI OLSUN DEĞERLİ ABİM.ETKİLENMEMEK ELDE DEĞİL:(RABBİM GÜÇLÜ Bİ İMAN VERSİN BİZLEREDE..MUHABETTLE,SEVGİYLE KALIN HER DAİM.HAYIRLI CUMALAR..HAYIRLI GÜNLER…

  4. S.A ALLAH SENDEN RAZI OLSUN BU YAZIYI OKURKEN ÖYLE ÇOK DUYGULANDIMKİ AĞLADIM NASIL ANLATAYIM BİLMİYORUM AMA ÖYLE ÇOK GÜNAHKARIMKİ RABBİM BİZEDE BÖYLE BİR İMAN NASİP ETSİN SELAM VE DUA İLE DUALARINIZDA BİZLERDE UNUTMAYIN ALLAHA EMANET OLUN

  5. selam cok guzel elıne saglık kardes

  6. Hayattaki sikintilara iman gozluguyle bakmak!..
    Nisa Sûresi\’nde "Kim bir kotuluk yapar, gunah islerse cezasini mutlaka gorecektir." buyuruluyor.Bu mealdeki ayetlerin gelisinden sonra bazi hassas insanlar Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)\’e gelerek endiselerini aciklayip derler ki :
    –  Ya Rasulallah, ne olacak bizim halimiz? Ayetlerde "Kim bir kotuluk yapar, gunah islerse cezasini gorecektir." buyuruluyor. Bizler ise gunahtan hali olamiyoruz. Bazen nefsimize uyarak, bazen de gaflete dalarak gunaha maruz kaliyor, yanlisa dusebiliyoruz. Bunlarin hepsinin de ahirette cezasini goreceksek nasil dayanacagiz ahirette biriken bunca cezalara?
    Efendimiz\’in (sallallahu aleyhi ve sellem) mujde mahiyetindeki rahatlatici cevabi soyle olur :
    –  Siz hayat boyunca hic hastalanmiyor musunuz? Sikinti ve uzuntulere maruz kalmiyor musunuz?
    –  Hastalandigimiz da oluyor, sikinti ve uzuntulere maruz kaldigimiz da oluyor.
    –  Iste o sikinti ve uzuntuler, islediginiz bazi gunah ve hatalarin cezasini teskil eder. Dunyada cekilen si-kinti ve maruz kalinan zorluklar gunahlarin kefareti yerine gecer. Sayet sabreder de sikâyetci olmazsaniz.
    Bu cevaptan sonra o insanlar sikinti ve uzuntuye maruz kaldiklarinda asiri uzulmemisler, insaallah gunahlarimizin kefareti yerine gecer, affimiza sebep olur diyerek zorluklar icinde de bir mutluluk duygusuna sahip olmuslar, dayanma gucu kazanmislardir.
    Demek ki kotulukleri, gunahlari cezasiz birakmayan Allah (celle celaluhu), hastaliklari, cesitli sikinti ve musibetleri bu gunahlarin cezasi yerine kabul etmektedir. Boylece sikinti ve zorluklara maruz kalan insanlar bir bakima gunah ve kusurlarinin cezasini burada cekmekte, ahirete tehirinden de kurtulmus olmaktalar. Bundan dolayi, maneviyatta ilerlemis, sikintilara iman gozluguyle bakmaya baslamis insan, basina gelen zorluk ve sikintilardan sonra \’insallah gunahlarimin affina sebep oluyor\’ diyerek sikâyet  etme duygusuna girmez, hep sabir icinde sukretme huzuru yasar.
    Anlasilan odur ki, imanli insanlarin dunyada hastalik, yokluk, kaza… gibi cok cesitli zorluklara maruz kalmasi yine de o insanlarin hakkinda hayirdir, sonucu itibariyla lehinedir. Cunku isledigi bazi gunahlarin, hatalarin cezasini boylece dunyada cekmezse ahirete tehir edilecektir. Ahiretin cezasi ise dunyadaki ile kiyas kabul etmeyecek kadar agir olacaktir. Ayrica burada basa gelen pesin sikintilar insanin gunah ve kotulukte daha da ileriye gitmesine de engel olur, ikaz olup aklini basina almasina da sebep teskil eder…
    Zaten inanmis insanlara gunahlarinin cezasi cogunlukla dunyada gelir, ahirete tehir edilmez. Bu, Allah\’in onlari yine sevdiginin ve korudugunun da isareti olur. Eger bir kula bunca gunah ve isyanlarina ragmen bir sikinti ve zorluk gelmiyor, bir ikaza maruz kalmiyor da, simariklik ve gunahkârligini devam ettiriyorsa, onu ahirette, dunyada cezasini hic odemedigi gunah yigini bekliyor demektir. Asla hayrina degildir burada cezasiz kalmasi, isyan ve tugyanina da devam etmesi. Bu sebeple imanli insanlar burada baslarina gelen sikintilardan, musibetlerden dolayi hep sabretmis, ahirete tehir edilmeyip de dunyada verilen bir uyari olarak yorumlayip bir nevi sikinti icinde teselli bularak teslimiyetlerini surdurmus, bu anlayislariyla da yine kazanmislardir. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve selem), imanli insanin bu kazanma anlayisini su ozel ve guzel hadisiyle aciklamistir :
    –  Imanli insanin anlayisina hayret edilir. Cunku uzulecek bir sikintiya maruz kalsa sabreder kazanir; sevinecek bir nimete nail olsa sukreder yine kazanir. Boylece imanli insan, hayatindaki her olayi hakkinda hayra cevirir. Ya sabreder kazanir, ya sukreder kazanir. Her iki halde de hep kazanir, hic kaybetmez..
    Iste bundan dolayi hayata iman gozluguyle bakanlarin hali hep ayni olur :
    –  Ya sabreder kazanir, ya da sukreder kazanir.
    –  Yeter ki bu gercegin farkinda olsun, hayata iman gozluguyle bakmasini bilsin.
    selam ve dua ile…

  7. Allah’ım Senden şu isimlerinin hakkı için istiyor ve yalvarıyorum.
    1-Ey her şeyin Gerçek Mâbudu olan Allah2-Ey dünyada dost ve düşman ayırt etmeden bütün mahlukatını rızıklandıran Rahman3-Ey âhirette sadece dostlarına rahmet edecek olan Rahim4-Ey herseyi hakkıyla bilen Alîm5-Ey yarattıklarına son derece yumuşak muamele eden Halîm6-Ey sonsuz büyüklük ve yücelik sahibi olan Azîm7-Ey herşeyi yerli yerinde yapan Hakîm8-Ey varlığının başlangıcı olmayan Kadîm9-Ey herşeyi ayakta tutan Mukîm10-Ey iyilik ve ikrami bol olan Kerîm Sen bütün kusur ve noksansıfatlardan münezzehsin, Senden baska İlah yok ki bize imdat etsin.Emân ver bize, emân diliyoruz. Bizi Cehennemden kurtar.
    Hayırlı cumalar kardeşim,Bizi de dualarında unutma…

  8. ıÜüMeleklerin Yıkadığı şehîd Sahâbî
     Resûlü? Hanzala nerede?
    demesi üzerine sevgili Peygamberimiz cevabında:
    – (Hanzala şehid oldu) buyurdu.
    Bunun üzerine Hanzala\’nın hanımı;
    – Yâ Resûlallah, şu anda söyleyeceğim bir aile sırrıdır. Sizler de biliyorsunuz ki, kocamla daha henüz ilk evlendiğimiz geceydi.
    Kocam Hanzala, sizin mübarek emrinize uyarak gusül abdestini alamadan harbe katılmıştı.
    Bildiğiniz gibi şehid oldu. Bu sebeple, emir veriniz de kocamı bulsunlar ve yıkasınlar; dedi.
    Sevgili Peygamberimiz yarı hüzünlü bir şekilde;
    (Sen Hanzala için hiç merak etme! Ben Hanzala\’yı rahmet suları ile melekler tarafından yıkanırken gördüm) buyurdu.
    Bunun üzerine bütün sahâbiler Uhud yolunu tuttu ve herkes Hanzala\’yı aramaya başladı.
    O\’nu, henüz vücudu kurumamış ve başı ıslak bir şekilde buldular, Sevgili Peygamberimizin müjdesini bizzat gözleriyle gördüler.
    Bunun İçin O\’na “Gasîlül-meIâike" yani (Meleklerin yıkadığı sahâbî) denildi
     {BU DA KARDEŞİNİZDEN OLSUN}

  9.  
     
    HEPİMİZ aynı yöne koşuyoruz. Var gücümüzle. Yanımızda günahlarımız, sevaplarımız.Çünkü hayat, hep aynı yöne doğru sürdürülen bir koşudur.Koşu biter; biz biteriz, koşu biter…• • •Dünyaya ölmeye gelinir.Yaşanmaya gelinseydi, koşunun sonu hep yeni yaşamalara çıkardı. Koştukça hayata yaklaşır, bitmeyen ömürleri tekrar tekrar yakalardık.“Her fâni ölümü tadacaktır…”Koşuların, hedeflerin, bitirişlerin son soluğunda ölümü tatmak var…Geldik, gideceğiz… Çare yok. Giderken doğduğumuz günkü gibi saf, temiz ve haramsız olabiliyor muyuz? Kazanç budur. Zor olan, imkânsız görünen budur. Ve inanmak, imkânsızı başarabilme gücü, azmi ve kuvvetidir.İnanmak, dolu dolu yaşamaktAylardan ne, günlerden hangisi, ayın kaçındayız?Dün kimler göçtü, bugün kaç kişi uğurlandı, yarınlar kimleri çağırmada? Dünler, bugünler ve yarınlar, bizleri hem çağıran, hem uğurlayandır.Dünler de bitiyor.Dünler de koşmakta idi bizim gibi… Demek, “dünya zamanı” da ömürlü. Bugün, dünün bittiği çizgi. Bugün ancak yarının sınırına kadar yaşayacak…Zaman bile sonsuz değil, mekân bile.Ve insan, zaman ve mekân ile birlikte eskiyor, koşuyor, tükeniyor.• • •Zaman, mekân ve insanın benzerlikleri kaderlerinde. Üçü de bitişe hizâlı ve hızlı.Güneş her sabah bir başka zemine doğuyor; bir gün daha yorulmuş olarak, yorulmuş bularak… Bütün büyümeler sona doğrudur. Kâinat bile büyümekte ve kaderine koşmakta.Demek ki, yaratılmışların tamamı ölüme yönelik…Bu ölümde, beraberlikler ve büyüklükler olmalı…Şair ne kadar haklı.. “Ölüm bunca güzel olmasaydı, Efendimiz ölmezdi…”• • •Ölüm bunca güzel olmasaydı, güzeller ölmezdi…Giden, gitmeyi hak edebilmeli.Dünyaya yaşamaya gelmek; ölüm varsa, yalandır, yanlıştır…Çiçekler ölüyor, kuşlar ve ağaçlarla birlikte… Ekinler ölüyor, yamaçlarla, dağlarla beraber… Gün gelecek, ân gelecek, ölüm bile ölecek… Zaman, mekân ve insan ile birlikte.Ölüm, “ölecekler” tükenince ölecek.Çünkü, kâinat çapında bir görev sona ermiş olacak.En son, en başa kardeş olacak.Sonsuz büyüklükte bir aynaya bakar gibi, en son, en başı; kendini görecek…• • •Ölüm “kötü son” değil. Sürpriz netice değil.Ölüm, koştuğumuz ve ulaştığımız tazeliktir…Ölümün bir adım ötesi yenilik.Ölümde konaklamadan ölümsüzlüğe varılmaz.. Ölümde dinleniriz. Ömür boyu süren yorgunluklar orada üstümüzden atılır.Yaradana ve İki Cihan Efendisi’ne (asm) yorgunluksuz kavuşuruz…Yepyeni!… ?
     
      Selam ve dua ile oğlum.

  10. slm hayırlı sabahlar nasılsın kardeşim?
    okudum ve ağladım cok güzel şeyler ögretiyorsun ALLAHyar ve yardımcın olsun kardeşim..a.e.o.

  11. Efendimin(sav) şefkati ve RAHMANın merhameti….
    RABBİN bize bu dini nasip ettiği için şükretmekten başka yapacak şey kalmıyor.
    ALLAh razı olsun
     

  12. Allah senden razı olsun ağlamak nasip oldu . verdiğiniz bilgiler gönderdiğiniz yazıları büyük bir içtenlikle okuyorum sağolun

  13. Anadolu evliyasından "Atâ Efendi"ye, bir gün mahalleden birkaç kişi gelip, – Efendim, "Mümin, müminin aynasıdır" deniyor. Bu ne demek? diye sordular. – "Anlatayım", buyurdu. Ve şöyle anlattı: Bir gün, Peygamberimiz Hazreti Muhammed -Sallu aleyhi ve sellem, Eshabın büyükleriyle -Radiyu anhüm- bir yerde otururken yanlarına edepsiz biri gelip hakaret etti. – Efendimize mi hakaret etti? – Evet. "Senin kadar kötü, senin kadar çirkin birini görmedim"dedi Efendimize. – Eshab-ı kiram ne yaptılar peki? – Efendimize baktılar. Bir işaret etse, parçalayacaklardı adamı "Doğru söylüyorsun!" Sordular yine: – Efendimiz bir şey buyurdular mı? – Evet, "Doğru söylüyorsun"buyurdular. Ve devam etti anlatmaya: O edepsiz adam gitti. Az sonra hazret-i Ebu Bekir -Radiyu anh- geldi oraya. Efendimizi görünce, – "Yâ Resul! Ömrümde senin kadar güzel, senin kadar sevimli bir kimse görmedim"dedi. – Efendimiz ne buyurdular peki? – Yine "Doğru söylüyorsun", buyurdular. – Çok şaşırdık efendim, ikisine de "Doğru söylüyorsun" buyurmuşlar. – Evet. Eshab-ı kiram da şaşırdılar ve "Yâ Resul! O adama da doğru söylüyorsun dediniz, Ebu Bekir’e de. Hikmeti nedir?" diye sordular. – Efendimiz ne buyurdu peki? – "Ben aynayım", buyurdular. "Bana bakan, kendini görür. İkisi de kendilerini görüp, gördüklerini söylediler".
    selam ve dua ile gül   kardeşim…

  14. o kadar güzeldi kii…başka birşey demek gelmiyor içimden…
    bakın space e girebildim bu sefer,kolayca…yeni format attım ya ondan heralde..ya da bu harika sayfaya girip özellikle bu yazıyı okumam gerekiyormuş…

  15. Bir bütün idim ben leyla ile. Sense Leyla\’yım diyorsun.Sen Leyla isen eğer, beni yakmaya hayalin yeter, takatim yok sana kavuşmaya.Varlığı olmayan bir zerreye aynadan ne fayda? Canım gideli hayli zamandır, cismimdeki bir başka candır;bir özge candır.Sensin beni benden ayıran,uzaklaştıran.Ben yokum,senin tecellin var.Vuslatının ağır yükünü kaldıramam ki. Önceleri sen vardın,şimdi ben yok oldum. Manevi dünyamda dostum daima sensin. Dış görünüşe değer verme bahsi ortadan kalktı artık.Gönül çok önceleri sana koştu,canım seninle gitti. Şimdiki canım Leyla\’ya değil, Mevla\’ya yönelik. Bir\’lik yolunda seninle olamam,yanarım. Şimdi,gözümün nuru,gönlümün aydınlığı!.. Mecnun olan benim;bana yaraşır delilik,kınanmışlık.Şimdi git aşk töresini, aşıklık geleneğini, maşuk gidişatını bozma.
    Git şimdi , Ey Vefalı! Açtırma kötü söz arayanların dudaklarını; sakız verme dedikodu arayanların ağızlarına. Beni aramaya çıktığını aleme bildirip deliliğine ferman yazdırma.Kimse seni burda görmeden git. Ben ki varım; sen içimdesin, bunu bil!..
                                                                                                                Leyla ile Mecnun\’dan 
     
    selam ve dua ile sevgili kardesim:)
     

  16. Lailahe illallah Cuma’nın sebebiyle, Muhammedün Resullullah gerek yüzün gölgesiyle dünya ve ahiret muradımı ver. Melekler duasıyla, Ya vedüdüm, entel maksudum, Kulhüvellahü ehad, bin bir kere ya samed, cennet kapılarını aç, benim günahımdan geç. Benim günahım varsada senin gibi halikim var. Muhammed Aleyhisselam dostum var. İlahi kabre vardığım gece lütfeyle, yalnız kaldığım gece bilmediğimi bildir. Kabrimi nur ile doldur. Kevser şarabına daldır, ulu cemalini göster. Gece gündüz yalvarırım sana dünya ve ahiret muradımı ver bana. Rabbim Allah, fikrim zikrullah, kalbimin nuru Resullullah, evvelim Allah, ahirim Allah, La ilahe illallah Muhammedün Resullullah. Cuma gibi günümüz var. İslam gibi dinimiz var. Muhammed gibi şahımız var. Allah dedim, dostum dedim, 99 ismine mühür vurdum, üstüne. Sırrım sübhanım Allah, derdim dermanım Allah, gafil kuluna gam düşmüş, yetiş imdadımıza ya Muhammed. Kulhüvellahü ehad, bin bir kere ya samed, ya Allah, ya Muhammed umarız senden şefaat. Lailahe illallahtır özüm, Muhammed Mustafadır sözüm, ihlas-ı şerif ile yıkadım yüzüm. Ayetele kürsü için sen kabul eyle sözüm. Bugün Cuma günüdür. Dinim İslam dinidir. Dinimin İslam dini olduğuna, yetmiş binin nısfına, mühürledim üstüne. Lailahe illallah üç muradım var, biri cennet, bir ırmak diyarını görmek. Aç cemalini göster diyarını. Ya Resullullah! Aman yarabbi ya rabbena her halimiz malumdur sana, gece gündüz yalvarırım sana. Her zaman sana muhtacım, cemalini göster bana. Cennetine davet et Allahım kabrimizde rahatlık, sıratta selamet, tatlı canımız sana emanet, son nefesimizde selametler ihsan eyle. Kabir suallerimiz ahsan eyle, cennetinle cemalini cümleyle beraber bana da nasip eyle. Lailahe illallah selalar duası için, Muhammedün Resullullah arşı ala gölgesi için hastalara şifa, dertlilere deva, borçlulara edalar ihsan eyle Ya Rabbim. Elif Allah, Nur Muhammed tez selamet. Ya Celil, etme zelil, gönder delil. İlahi Yarabbi hacetimi rahmet deryasını ulaştır, duaya açılan elleri icabete eriştir. Allahım senden başka kimsemiz yoktur. Lailahe illallah arşı alaya Muhammedün Resullullah şükür Mevlaya. Yarabbi yarabbena her halim malumdur sana, cenneti alada cemalini göster bana. Lailahe illallah günahlarımız af eyle, Muhammedün Resullullah makamımı nur eyle. İlahi Yarabbi son nefesimde kendime malik olmadığım zaman bu duamı sana emanet ederim. Selatü selaya yolladım Mevlaya, sen cümlemizin muradını ver gelecek Cuma’ya. Lailahe illallah ve cellehü edası ile, Rabbim muradımızı ver melekler duası ile. Lailahe illallah kalbimizi karartma, rızkımızı azaltma, kabrimizi, daraltma, senden başka kapı aratma, muhannete muhtaç etme. Lailahe illallah imanla sabır, Muhammedün Resullullah azapsız kabir. Allahım beni af eyle, her derdimi def eyle, rızkımızı bol eyle, kabrimizi nur eyle, sual meleklerinin cevabını muktedir eyle. Evvelim Allah, ahirim Allah, kalbimde beytullah Lailahe illallah Muhammedün Resullullah. “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlühü” diyerek çene kapatmak nasip eyle Yarabbi. Allahım şeytanın şerrinden, kabirdeki yılanlardan, çıyanlardan, ölümün dehşetinden, kabirin azabından, sıratın zulmetinden muhafaza eyle Allahım. Ölümün hayırlısını, üç ayların birisini, Yasinin yarısını okurken ölmeyi nasip eyle Yarabbi. Amin. Sevgiyle kalın inşaAllah…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s