lütfen dikkat edelim çok yuvalar yıkılıyor..tertemiz zihinler bulanıyor…

Müslümanların karşı cinsten yabancı bir insanla chatleşmesi caiz midir?
 
Bir müslümanın başka Müslüman kardeşleriyle ister karşılıklı isterse sanal ortamda olsun konuşup dertleşmesi güzel bir şeydir. Ancak bu aynı cins olanlar içindir. Bir erkeğin bir kadınla konuşması ise bazı yönlerden dikkat etmeyi gerektirir.

Örneğin aşk, sevgi, gıybet, yalan ve şehevi hisleri uyandıran şeylerden olursa bu kesinlikle doğru değildir. Bu konuda kişinin evli veya bekar olması fark etmez. Evli birinin günahı ise daha fazla olur.

Fakat dini konularda Allah’ı, ölümü, ahireti ve dini duygu ve düşünceleri hatırlatan konuşmalar olursa elbette bunlar yasak olmadığı gibi sevabı da vardır. Ölçünüz bu olmalıdır. Bu ölçülerle hareket ettiğiniz zaman günaha girmeyeceğinizi ve kendinizi koruyacağınızı söyleyebiliriz. Ayrıca yaptığınız işi bir de vicdanınıza sormanızı tavsiye ederiz. Vicdanınız rahat değilse o işten vazgeçiniz.

İleride evlenecek iki çiftin, sadece yanlarında akrabalarından birer kişi bulunmak şartıyla bir yerde oturup yalnız konuşmaları caizdir, hatta sünnettir. Fakat flört tarzı ilişkilerde kadın ve erkeğin yanlarında akrabaları bulunsa bile konuşmaları caiz değildir. Dinimiz zinayı yasakladığı ve haram saydığı gibi zinaya götüren yolları da tıkamış ve haram saymıştır.

Aynı şekilde de internetten tanışılan birisi ile istediğiniz gibi havadan sudan konuşmak ve chatleşmek caiz değildir. şayet ona islamiyeti anlatıp sevdirmeye çalışsanız o başka meseledir. Yoksa başka tarzda konuşup sohbet etmek insanı yanlış neticelere götüreceğinden caiz görülmemektedir.
Ayrıca Sağlam ailelerin ve aile bağlarının kurulabilmesi ve tesis edilebilmesi için, evliliğin sağlam temellere dayandırılması gerekir. Bu nedenle, İslamiyet görücü usulü teşvik etmekle beraber, adayların birbirleriyle görüşmesini de esas kabul etmiştir.

Buradan yola çıkarak diyebiliriz ki, birbirlerini hiç tanımayan ve ailece de tanışmayan iki kişinin internette birbirlerine verdikleri ifadelere güvenip de evlilik gibi ciddi bir işe yeltenmemeleri gerekir. Çünkü, bu şekilde ki bir tanışma hüsran ile sonuçlanabilir. Bizim kanaatimiz sizin veya herhangi bir insanın böyle bir yöntemle evliliği seçmemesidir.
Selam ve dua ile…
Sorularla İslamiyet Editör

 
İnternetin zararları ve korunma çareleri!

Günümüzde internet denilen ulaşım aracı gittikçe yaygınlaşıyor, görülmemiş sür’atte dünya ile iletişim sağlıyor, insanlığa  en büyük  çapta faydalı hizmetler  veriyor . Denebilir ki,çağın en büyük kolaylığını sağlayan hizmetlerin sunucusu oluyor  internet…

     Ancak bu yaygın faydasına rağmen bazı aileler de bu faydalı sistemin zararlı şekilde kullanılmasından  şikayetçi oluyorlar. İyiliklerinden istifade edip kötülüklerinden de aile ve çocuklarımızı korumak için ne yapmalı,nasıl tedbirler almalıyız ..diye soruları da sıralıyorlar.?.

   Gerçekten de internet   Allah’ın insanlığa lütfettiği fevkalade  faydalı ve etkili bir hizmet aracıdır. Dünya artık bu  sistemle kendini yönlendirmekte,her türlü  hizmetleri bununla organize etmektedir.

    Ancak,böylesine faydalı bir sistemi  zararlı şekilde kullananlarda olabilmektedir.  Bu sebeple yaralarından faydalanırken zararlarından da korunmak  için çareler de aranmakta,bazı tedbirlere de başvurulmaktadır.Bu tedbirlerden bazılarını  şöyle sıralamak mümkündür:

   1- Artık zararlı proğramların ekrana gelmesini engelleyen sistemler de bulunmuştur.Bu sistemi kurup mahzurlu proğramların ekrana gelmesini önlemeye  gayret etmelidir.

2 – Mümkün oldukça makineyi umumun görebileceği geniş ve açık mekanlara kurmalı,oralarda hizmet vermesini  sağlamalıdır.Ta ki hep faydalıda kullanılsın, başkalarının görmesinden rahatsızlık duyulacak zararlı görüntüleri ekrana getirme arzusu etkisini artırmasın.

 3 –  Ayrıca kullanım saatlerine  bir sınır getirilsin,geceleri istirahat saatleri burada harcanarak gündüz yapacağı  işte başarının düşmesine sebep olunmasın..

4 –  Herkesin istifade edeceği fevkalade faydalı  dini ve ahlaki sitelerin de hizmet vermeye başladığı  unutulmasın. Bunları bularak verdikleri koruyucu  bilgilerden istifade etmenin de büyük faydalar sağladığının farkına varılsın. Böylece ahlaki manada kayba değil kazanca kavuşulsun.   Bunlardan: 

 ( Herkül.Org / Sorularla İslamiyet /Hayrettin Karaman.net /Cevaplar .Org / Ahmet şahin.org../gibi  bir çok faydalı adresler  istifade edilecek bilgi hazineleridir. Dini soruların cevapları bunlardan emniyetle alınabilir,ahlaki manada zayıflama yerine  bilgi birikimiyle  beslenip kuvvetlenme  söz konusu olabilir.

    Bütün bunlara  rağmen  İnterneti  müstehcende ve yanlış iletişimde  kullanmak gerçekten de tamiri zor ahlaki çöküntülere sebep oluyor, kabiliyet ve istidatları çürütüyor, hayalleri toparlanamaz hale getiriyor.

      Sözüm Gençlere kitabındaki şu tespitler düşündürmelidir  interneti müstehcende kullananları:

-Bütün günahlar,ahlaki bozulmalar, müstehcene bakışla başlar,bakışın devamıyla baskısını artırır,arkasından fiili günaha dönüşür..Ayrıca gözler baktıklarının resimlerini de çekip hayaline depo eder. Artık nereye gitse,nereye baksa çektikleri müstehcen resimler hayal perdesinde gözlerinin önündedir. Böylece gerileme başlar gençte. Öğrenciyse dersine kilitlenemez, işçiyse mesleğine yönelemez ,fikir adamıysa zihnini toparlayamaz,derken her konuda gerileme ve düşüşler söz konusu olur  kendilerini kaptıranlarda!.  

      İşte bu sürçme sırasında şeytan aradığı  fırsatı  elde etmiştir. Ümitsizlik pompalamaya başlar  vicdan azabı çeken bu  insanlara:

–    Artık senden adam olmaz!.. Hem böylesine çirkin ve günah şeyleri seyredecek hale geleceksin,hem de kendini sağlam bir Müslüman olarak görecek,hizmet insanı  bileceksin, olmaz böyle dindarlık. İleride yaparsın ibadetlerini,takva titizliğini,İslam-i hizmetlerini. Zaten kurtulamazsın bu alışkanlığından. Allah da kabul etmez senin gibilerini bundan sonra..

    Şükürler olsun ki,şeytan ve nefsin bu ümit  kırıcı  vesvesesine akıl ve  vicdandan  da  hemen karşılık veren cevaplar gelir:

-Hayır yır derler, sen içine düştüğün  yanlıştan tövbe,istiğfarlarla kurtulur, ibadetini  ve iyiliklerini  affına sebep olacak kadar da çoğaltabilirsin. Rabbimiz kulunun günahı mı,sevabı mı fazla diye bakıyor. Hud suresindeki ayet (114)ün ikazını dinle:    

  –  Namazlarını eksiksiz kıl,sevap getiren hizmetlerini devamlı çoğalt!  Unutma ki,çoğalan hizmetlerin sevabı, azınlıkta kalan günahların kirlerini  silip yok eder.!.(114 )

       En hayati soru şudur:

–  Ümitsizlik telkin eden nefis ve şeytanı dinleyerek sürçtüğümüz çukurda  kalmalı mı, yoksa akıl ve vicdana tabi olarak kalkıp  azalmayan azmimizle yolumuza  devam mı etmeli ? Kurtuluş hangisinde? Rabbimiz hangisini teklif ediyor arz ettiğimiz ayetinde?

Ahmet ŞAHİN

11 Yanıt

  1. selamün aleyküm kardeşim yine güncel önemli çok da ince bir mevzuu önümüze sundunuz allah razi olsun..mevlam davasında muvaffak kılsın dua ile…

  2. ŞEYTANI İYİ TANIYALIM.
     
    Şeytan ayrıntılar içine başarıyla gizlenebilen bir varlık. En büyük hilesi ise kendisini “yokmuş” gibi göstermek. İnsan, onun küçük gösterdiği günahlarla büyük bir batağa saplanabilir. -İç.. iç.. bir yudumdan bir şey olmaz.. – Sadece bir kere elinden tuttum.. ne var bunda..- Bir lokmadan bir şey çıkmaz.. ye sen.. günahı varsa benim boynuma.. – Sadece bir nefes çek.. merak etme ölmezsin.. – Bir vakit namazdan bir şey olmaz.. kaza edersin olur biter… Evet, bu ve buna benzer ifadelerle karşılaşmışızdır veya bu ifadelere muhatap olan insanlar görmüşüzdür. Esasen bunlar şeytanın insanı günah uçurumuna doğru ilk adımı attırma stratejileridir. Onun için önemli olan ilk adımı attırmaktır. Zira gerisi zaten gelecektir. Şeytan, çok sinsi bir varlıktır. Yapacağı şeyleri, dobra dobra ortaya koymaz. Her şeyi sinsice, âheste âheste, adım adım bir plan dahilinde yapar. Öyle ki şeytanın, o sinsiliği içinde ne yapmak istediğini hemen hissetmek katiyen mümkün olmaz. O, bir adım atar ve attırır. Ona tabi olan insan da bu adımı küçük görerek, “ne olacak, sadece bir adım” der ve arkasından gider. Oysaki şeytan, peşi peşine adımlarını artırır; iki-üç derken adım adım insanı bir kul ve köle haline getirir. Böylece insan, küçük görerek girdiği günahlarla, içinden çıkılmaz bir bataklığa saplanmış olur. İşte, “Ey iman edenler! Sakın şeytanın izinden gitmeyin. Her kim şeytanın peşinden giderse bilsin ki o kendisinden hep fena, çirkin ve meşrû olmayan şeyleri yapmasını ister…” (Nûr, 24/21) ayeti böyle bir takibi bize hatırlatır. Bu takip, adeta farkına varmadan gerçekleştirilen bir yürüyüş gibidir.. tabii neticede insanda bir huy ve tabiat haline gelen bir yürüyüştür. Evet insan, çok defa bunun farkına bile varamaz. İlk adım atıldıktan sonra artık dizginler şeytanın eline geçmiş demektir. Burada önemli olan ilk adımı atmamak için uyanık olmaktır. Günahlarla kirlenen kalbimizi tevbeyle temizleriz Hepimiz dünyaya günahsız ve masum olarak gözlerimizi açarız. Sorumluluk çağımıza geldiğimizde önümüzde iki yol vardır. Bu yollardan birisi bizi uçurumlara, diğeri ise cennetlere götürecektir. Bazen bizi cennete götüren yoldan çıkıp diğer yola sapabiliriz. Bu türlü yol değiştirmelerde “Ve enibu ilâ rabbiküm ve eslimû – Allah’a inâbe edin (döndüm-geldim) deyin, Allah’a teslim olun” (Zümer, 39/54) diyerek hemen kendimize gelerek doğru yolumuza dönmeliyiz. Aynı zamanda bu dönüş Rabbimizi de çok memnun etmektedir. Bakın Efendimiz (sas) bir hadislerinde ne buyuruyor: “Allah kulunun tövbesinden sonsuz derecede memnun ve mesrur olur. Şöyle ki, bir insan çölde yolculuk yapıyor. Bütün azığı, eşyası ve suyu üzerinde olan devesi onu bırakıp kaçıyor. Adam sağa-sola koşuşup devesini arıyor; fakat sonunda yorgun ve ümitsiz bir halde bir ağacın altında uyuyakalıyor. Gözlerini açtığında bir de ne görsün; devesi, üzerindeki eşyasıyla beraber başucunda durmaktadır. Adam sevincinden öyle hale geliyor ki, Cenab-ı Hakk’a şükrederken yanlışlıkla, “Ben Senin rabbin, Sen de benim kulumsun.”diyor. İşte tövbe eden kulu karşısında Cenab-ı Hakk’ın ferah ve sevinci bu adamınkinden daha fazladır.” Biz günahlarla kirlenen kalbimizi tövbe silgisiyle temizleriz. Allah Rasulü bu hakikati şöyle dile getiriyor: “İnsan günah işleyince, kalbinde siyah bir nokta belirir. Tövbe ile hemen onu silmezse, o nokta kalbinde öylece kalır. Sonra ikinci bir günah işlerse, kalbinde bir nokta daha belirir.” Kalb, insandaki bütün azaların kilidi, anahtarı durumundadır. Onda hasıl olan bir arıza, manevi olarak diğerlerine de sirayet eder ve böyle bir durumda kulun Allah’a teveccühüne mani olur. Bu sebeple günahlarda ısrarcı olmadan onu hemen temizleme çok ciddi önem arz ediyor. Bununla beraber yine sürçüp kayabiliriz. Böyle bir durum karşısında da hemen akıl ve vicdanımızı harekete geçirerek, “Ben Allah’tan kopmakla bu hâle geldim. Öyle ise, ancak O’na yeniden bağlanmakla bu durumdan kurtulabilirim.” diyerek Cenab-ı Hak’la olan irtibatımızı kuvvetlendirmeye çalışmalıyız. Hasılı insan, sürçüp düştüğü an, hemen tövbeye yönelmeli, günaha attığı ilk adımını geri çekip, açılan menfezi hemen anında kapatmalıdır ve Allah’ın rahmetiyle tekrar münasebete geçme yollarını aramalıdır.

  3. s.a kardesım  cok kuzel bır konuyu goz onune cıkardınız  bu zamanda   boyle ıkazlar ve ogretmen gıbı bılgı vermenız cok cok guzel   emeyıne  ve yureyıne saglık allah razı olsun  ben okudum   herkesın  okuması gereken bır konu dıye dusunuyorum  hayırlı aksamlar.

  4. Es Selamünaleyküm  ve Rahmetullahi ve Berekati Ahmed kardeşim çok önemli bir konuya değinmişin lakin bizler bayan veya bay fitrat gereği nefsimizle yaradılmışız bir bayan bir erkak aynı ortamı paylaştığında mutlaka ve mutlaka kadından erkeğe erkekten kadına meyil olması kaçınılmaz + şeytan üçüncü kişi olarak belirir hadi şeytanı kovduk şeytandan dahada tehlikeli olan nefis devreye girecektir aksi taktide ya kadında kadınlık yoktur yada erkekte erkeklik yoktur…. onun için sizler daha tecrübelisiniz  ben ayet olarak tam bilemem ama meallen zinadan sakınınız kaçınınız diye uyarıyor mevla burada dikkat ve rikkat sakınınızdaki espiri birinci perde sakınmadığın noktada zinaya düştün demektir yani bir göz kontağı işi tehlikeye sokar iki kelime tehlikeye sokar yani perdeler olucak ilk perdeyi açtın zina kaçınılmaz aksi olamaz yoksa kadında veya erkekte fitrat bozukluğu vardır…selam ve dua ile kardeşim….

  5. selamün aleyküm..
    kökböri kardeşim işin aslını açık olarak ne güzel yazmışsın,fakat yorumlarından cevaz varmış gibi ima anlaşılıyor..
    işte bizi allahın sevgili kullarından ayıranda, iki kaşımızın arasındaki nefisin her dediğine açık kapı bırakmamız değilmdir..böyle bir günahın ne affı olur ne mazereti olur nede cevazı olur..nede bu işin perdesi olur..
    bir zata sormuşlar; içki içmekmi günahdır..
    zina yapmakmı?
    yoksa adam öldürmekmi? demişler..
     
    adam düşünmüş demiş adam öldürmek büyük günahdır.
    zina yapmakta büyük günahdır..
    burda en hafifi içki içmektir demiş..
    ve içkiyi içiyor,haliyle kendinden geçip, sekir illeti ile yolda giderken bir kadına rastlıyor ve orda zina yapıyor,korkusundan telaşlanıp o kadını oracıkda öldürüyor…
    birde bakıyorki bu üç günahıda işleyivermiş…
    demekki hafif gördüğümüz bize masum görünen küçük günahlar büyük günahlara vesile olabiliyor.
    rabbim muhafaza buyursun..
    halbuki asrı saadette sevgili peygamberimizin hayatı bizlere ne güzel örnektir… 
    **sevgili peygamberimizin yanına (ama ) kör bir zat geliyor,o anda peygamberimizin yanında mübarek zevcelerinden hz.aişe validemiz varmış. hz.aişenin toparlanmadığını kendine çeki düzen vermediğini gören allahın rasülü (ya aişe niçin toparlanmıyorsun içeriye bir erkek girecek buyurduğu zaman ) hz aişe validemiz ya rasülullah o zat bir amadır kördür deyince, allahın rasülü; peki ya aişe sendemi onu görmüyorsun..buyuruyor..
    ve bunu gibi bir çok örnek..
    rabbim razi olacağı şeyleri yapmayı nasip etsin..
    her türlü masiyetten muhafaza buyursun..selam  ile…
     

  6. s.a ahmed abiicimm çokk hassass konuuyyu ele almışşsıınn umarıım okuyanlarr biraaz daha dikkattllii oluurr  bu konulardaaa … dua illee aeo kib\’\’\’\’\’\’manevii kardeşin senemmm\’\’\’\’\’\’\’\’\’

  7.  
    "Karşımda müthiş bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor. İçinde evladım yanıyor. İmanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeğe, imanımı kurtarmağa koşuyorum. Yolda biri beni kösteklemek istemiş de ayağım ona çarpmış, ne ehemmiyeti var. Bu büyük hadise karşısında bu küçük hadise bir kıymet ifade eder mi? Dar düşünceler, dar görüşler."Bediüzzaman.
    Çok yerinde ve güncel bir konuyu ele aldığın için  ALLAH razı olsun oğlum.selam ve dua ile..
     

  8. Günümüzde ilişkiler çok farklılaştı.Doğrusunu yaptığını düşündüğümüz çok zamanlar dahi yanlış yapmış olabiliyoruz.Şeytan o kadar farklı yollardan saldırıyor ki sanki yapılanlar doğruymuş gibi geliyor nefsimize.Ve bu girdapta sürüklenirken buluyorsun biranda.Durupta sormak gerekiyor ne yapıyorum ne için yaşıyorum diye..
    Rabbimin hoşnut olduğu gençlerden olmak duasıyla..
    ALLAH razı olsun.

  9. Şeytanların aldatma yolları

    Şeytanların bütün meşguliyet ve gayretleri, insanları imandan çıkarmak, günah işletmek ve küfre girmelerine sebep olmaktır.

     

    İnsanlığın manevi terakkisinde, Allah\’a kulluk vazifesini yerine getirmesinde en büyük engel, şeytandır. Kur\’an-ı kerim\’de şeytan, insan için “adüvv-ü mübin-apaçık bir düşman” olarak tavsif edilmiştir. Cenab-ı hak, kur\’an-ı kerim\’de pek çok ayet-i kerimede mü\’minleri şeytandan istiazeye, yani Allah\’a sığınmaya davet etmiştir.Aslında şeytanın kendi başına bir gücü yoktur. Vesvese ve desiseleri de zayıftır. Fakat yaptığı işler, tahribat, yıkıp bozmak nev\’inden olduğu için, bir vesvese ve desise ile büyük zararlara sebep olmaktadır. Bu yüzden güçlü görülmektedir. Bir binayı yapmak ne kadar zor, yıkmak ise ne kadar kolaydır. Şeytanın da yaptığı ve yaptırdığı bütün işler, hep böyle tahribat cinsinden şeylerdir. İşte gücü ve desiseleri aslında gayet zayıf olduğu halde, büyük tahribat ve zararlar meydana getirdiği içindir ki, müslümanlar her zaman şeytanın şerrinden Allah\’a sığınırlar.Hem insanın nefsi, şehvet ve gazap gibi his ve duyguları da, şeytanın her türlü telkin ve desiselerine karşı alıcı durumunda olduklarından, bazan şeytanın ufak bir vesvese ve desisesi, insanı hemen tesiri altına almakta ve manevi pek büyük felaket ve zararlara atabilmektedir. İşte mü\’minlere şeytanın şerrinin büyük gösterilmesi ve aldanmamaları için tekrar tekrar ihtarlarda bulunulması bu yüzdendir. Yoksa şeytanların kainatta icad ve fiil cihetinde, hiçbir güç ve kuvvetleri, Allah\’ın mülküne hiçbir müdahaleleri yoktur.Şeytan, insanı yoldan çıkarmak için birçok hileye başvurur. Bu hile ve desiselerin en mühimlerinden bazıları şunlardır:1. Şehvet ve öfke: Bunlar şeytanın insana tesir etme yollarının en büyükleridir. Bu sebepledir ki, hadis-i şerifte: “şeytan kanın bedende cereyanı gibi insan vücuduna hulul eder. Onun yollarını açlıkla (oruçla) daraltınız” buyurulmuştur. Çünkü şeytanın insana en büyük hulul yolu şehvettir. Açlık ise şehveti kırar.2. Hased ve hırs: hırslı insan, hakkı görmekten kör ve hakikatı duymaktan sağır olur.3. Tama: şeytan insana tama ettiği şeyleri çeşitli riya ve hilelerle sevdirir. Öyle ki, adeta tama ettiği şey, insanın mabudu olur.4. Acelecilik: acele anında insan düşünmeye fırsat bulamaz. Şeytan da bu anda ona vesvese verebilir.5. Cimrilik ve yoksulluk korkusu: bu korku, insanı infaktan alıkoyar ve mal yığmaya davet eder.6. Şeytanın kalbe nüfuz ettiği kapılarından biri de dine hizmette mezhep ve meşreb taassubudur. Böylece onu, kendi mezhep ve meşrebinde olmayanlara karşı kin tutmaya, onları küçümsemeye ve hakaretle bakmaya sevkeder. Bu hal çok tehlikelidir. Fasıklar gibi, abidleri de helake götürür.İnsanları hakir görüp onlarda kusur aramak kötü bir haslettir. Fakat şeytan bu kötü hasletleri dine hizmet perdesi altında insana hoş gösterir ve yerleştirir. Kişi bu hareketiyle din namına bir gayret sarf ettiğini sanarak kendisinde sevinç ve neş\’e hisseder. Halbuki o, tamamen şeytanın tuzağına düşmüştür.7. Şeytanın aldatma yollarından biri de, kulu insanlar arasındaki mezhep, meşreb ve görüş ihtilafları ile ve bu husustaki dedikodularla, lüzumsuz işlerle meşgul etmesidir.8. Şeytanın kalbe giriş kapılarından biri de cehalet ve gafletleri veya günahlara dalmaları sebebiyle akılları darlaşan, muhakemeleri kıtlaşan bazı kimseleri, akıllarının almayacağı imani meseleler üzerinde düşünmeye sevkedip, şüpheye düşürmesidir.9. Sui-zan:kim bir insan hakkında kötü düşünmeye başlarsa, şeytan bu kimseyi o adamın aleyhinde gıybet etmeye sevkeder. Yahut o adamın hakkına riayet ettirmez. Ona hakaret gözüyle baktırır.Şeytanın hile ve desiseleri, insana nüfuz yolları elbette sadece bunlardan ibaret değildir. Kişilere, devirlere, şartlara göre çok değişik şekillerde ortaya çıkmaktadır.Allah c.c. bizleri tüm Şeytanlar\’ın şerlerinden ve şerli işlerinden hıfz ve muhafaza eylesin inşaallah.. Amin.. Amin.. Amin…

     

  10. Günde kaç kez seni seviyorum dersiniz?Elbette annenizi, babanızı, eşinizi, çocuklarınızı, torunlarınızı, yakınlarınızı, arkadaşlarınızı ve dostlarınızı seviyorsunuzdur…Peki, bunu onlara da söylüyor musunuz?..Ya da şöyle sorayım: Günde kaç kez “Seni seviyorum” diyorsunuz?“Zaten biliyorlar” diyeceksiniz. Belki, ama ağzınızdan duymak eminim daha hoşlarına gidecek ve sizi sırf bu yüzden daha çok sevecekler.Bir gün Âlişân Efendimiz’e ashabdan biri gelmiş ve sokaktan geçen bir adamı göstererek;“Yâ ResûlALLAH, ben şu giden adamı çok seviyorum” demiş…Hazret-i Âlişan Efendimiz sormuş: “O bunu biliyor mu?”“Hayır, çünkü henüz söylemeye fırsatım olmadı.”“Git hemen söyle” buyurmuş, Âlişân.“Yarın söylerim” demezsiniz değil mi, sevgili dostlarım. Çünkü hiç kimsenin, hiçbirimizin “yarın”ı yoktur…Yarın gelir, ama biz söylemek istediğimizi söyleyemeyebiliriz… (Çünkü yarına kadar ölebiliriz)Ya da söyleriz, ama sesimizi duyuramayabiliriz…
    (Çünkü sevdiğimiz ölebilir)İyi bir dostum vardı: İyiydi, ama o iyilikten beklenmeyecek bazı patavatsızlıkları (kusurları) vardı…Çeşitli toplantılarda buluşurduk. Her buluşmamızda, “Şimdi şunu bir kenara çekeyim, şu patavatsızlıklarından kurtulmaya çalışmasını söyleyeyim” diye düşünürdüm.Ha “bugün”, ha “yarın” derken, söylemek istediklerimi bir türlü söyleyemedim…Ve bir sabah dostumun öldüğünü öğrendim…Ağladım: Çünkü dostumu ikaz etmeyi daima ertelediğim için, dostum kusurlarıyla birlikte ölmüştü.“Keşke” diye düşündüm, “söylemiş olsaydım.”Hayatımızda ne kadar az “keşke” varsa sevgili dostlarım, o kadar doğru yaşıyoruz demektir.Oğlum kansere yakalanmıştı…Günün birinde doktor bana “Tıp bitti Yavuz Bey” dedi…Tıbben yapılabilecek bir şey kalmadığını söylemeye çalışıyordu…Hayatla memat arasına sıkışmış buldum kendimi…Oğlumun yattığı odaya koştum, ellerini ellerime aldım ve göz yaşları arasında, “Seni çok seviyorum güzeller güzeli” diye fısıldadım, “Sakın beni bırakma.”Beni duyabiliyorken neden sık sık sarılmadığıma, onu sevdiğimi sık sık söylemediğime öyle bir pişman olmuştum ki, anlatamam.Neyse, Yaradan onu bize bağışladı ve sık sık sevdiğimi söyleme fırsatını buldum.Mezarlıklara gittiğinizde çevreden gelen seslere kulak verin:“Seni seviyorum” fısıltıları duyacaksınız…Bilin ki onlar, bu cümleyi söylemekte çok gecikenlerdir.Sevgiyi söylemenin çeşitli yol ve yöntemleri var, ancak bunların hiçbiri ölüm anına, yahut sonrasına ertelenmemelidir…Sevdiğinizin cebine küçücük notlar koyabilirsiniz…Cep telefonuna sevgi mesajı çekebilirsiniz…Yakınınızda bile olsa duygulu bir mektup yazabilir, çok istediği bir şeyi hediye edebilir, ya da ona bir şiir yazabilirsiniz…“Şair değilim” demeyin: Herkes kendince şairdir, bir şeyler karalayabilir, ve şiirle sevgi iletişimi en iyi yöntemlerden biridir.Yine de sevgiyi söylemenin en iyi yöntemi, sevdiğiniz insanın gözlerinin içine bakıp gülümsemek ve “Seni çok seviyorum” demektir…Bence en doğru, en kestirme, en etkileyici ve en geçerli yol budur.Yaşlı adam, karısının taze mezarının başına çömelmiş, bir şeyler mırıldanıyordu…Kızı kulak kabarttı. Babası mütemadiyen, “Seni seviyorum karıcığım, seni çok seviyorum” diyordu.Annesinin sağlığında babasının ağzından böyle bir sevgi sözcüğü duymadığı için çok şaşırdı:“Annemi bu kadar sevdiğini bilmiyordum baba…”Yaşlı adam kızına acı acı gülümsedi:“O da bilmiyordu, çünkü hiç söyleyememiştim…”
     
     
    BiLmezLer yaLnız yaşamayanLar, nasıL korku verir SessizLik insana…. insan nasıL konuŞuR Kendisi iLe… NasıL koŞaR AynaLara…
    BİR CANA HASRET BİLEMEZLER…!    
    SELAM VE DUA İLE ARKADAŞIM…

  11. SELAMÜN ALEYKÜM ARKADAŞIM GERÇEKTEN HER ZAMAN İŞLENMEESİ GEREKEN BİR KONU.ALLAH RAZI OLSUN…
    KARDELEN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s