muhabbet fedaileri…

“Biz, muhabbet fedâileriyiz; husûmete vaktimiz yoktur”BAYRAM BURSALI
İnsanları bölmek, parçalamak, ayırmak, silmek, küstürmek, gücendirmek, sindirmek bir tahriptir. Ve bu da çok kolaydır. Kolayı yapmak, kolayla meşgul olmak da, basit ve seviyesiz insanların harcıdır. Zâten böyle bir yöntem de bu seçkin insanların düşünce dünyalarıyla kesinlikle bağdaşmaz. “Biz, muhabbet fedâileriyiz; husûmete vaktimiz yoktur.” altın sözü onların en birinci kurallarıdır. Bundan dolayı, hep zoru tercih edip, insanımızın elinden tutar, en yakınlarından başlayarak, sorumlulukları altında bulunanlardan, konu-komşu, akraba ve topyekûn bir millet olarak; dahası bütün insanlığı kucaklayabilecek enginlikte bir sevgiyle, bağırlarını açma azmi içerisindedirler. Beklenen insan modelinin en önemli donanımlarından birinin bu olduğunu ezberlemişlerdir. İnsanları parçalayarak, sû-i zan çıkararak, insanların parçalanmasına, yüreklerin dâğdâr edilmesine ve toplumun sarsılmasına onların aslâ tahammülleri yoktur. Böyle bir tutumu, hak yolda giderken bir aldanma olarak kabul ederler. Onların atmosferinde civanmertlik, incelik, dirilme azmi, yaşama sevgisi, mülâyemet ve diyalog; hakka karşı saygılı olma, emânet duygusu, vefâ hissi, doğruluk ruhu, adâlet ve istikâmet düşüncesi vardır. Onlar, hakikî mânâdaki kin, nefret ve kavgayı lügatlerinden çoktan söküp atmış, hayatlarını sevgi, yumuşaklık ve insanlarla münâsebet üzerine kurmuşlardır…

Geleceğin aydınlık ve mesut dünyalarını ancak, muhabbetle şahlanmış sevgi kahramanları kuracaktır. Dudaklarında muhabbetten tebessüm, gönülleri sevgiyle harman, bakışları insanî duygularla buğu buğu, herkese ve her şeye şefkatle gamze çakan; doğup-batan güneşlerden, yanıp-sönen yıldızlardan hep muhabbet mesajları alan sevgi kahramanları…

Kendilerini, çevrelerine karşı sevgiye göre ayarlamış muhabbet fedâilerinin hiddet ve öfkeleri dahi, düzenleyici ve yola getirici olması itibarıyla bir ciddiyet ve mehâbet ifade edeceğinden, hep yapıcı ve yararlı sayılır.

Sızıntı, Eylül 1984, Cilt 6, Sayı 68
 

Cay Tiryakileri….

Ey Rabbimiz! yaratmışsın dünyayı dahi iki,
İlkinin gayesi ise İslâmdan başka ne ki?
Arkamızdan bağırsalar, -Bunlar delinin teki!
Onlara gül atar atmaz, Hizmete gideceğiz..

Zekeriyya kulun gibi testereyle kesseler,
Münadiniz bilal gibi kayalarla ezseler,
Mayınları ve dağları engel diye dizseler,
Bir tekmede iter itmez, Hizmete gideceğiz..

Biz asa-yı Musa olup denizleri yararak,
Bir Heraklit darbesiyle zincirleri kırarak,
Biz, İbrahim dostun gibi kâbeleri kurarak,
Namazları kılar kılmaz, Hizmete gideceğiz..

Katmak için bu hizmete pâk sineli bayları,
Ekip kurup hanesinde içeceğiz çayları,
Atmış günlü yaşayarak, otuz günlük ayları,
Demlikte çay biter bitmez, Hizmete gideceğiz..

Dünya bizi bağlayamaz, ne mamelek ne para,
Deseler ki baban ölmüş, bu günler size kara,
Göz yaşı ve dualarla indirince mezara,
Üzerini örter örtmez, Hizmete gideceğiz..

Geceleri birkaç yerde çay sohbeti kurarak,
İman dolu heybeleri sırtımıza vurarak,
Yine neden gidiyorsun baba?, diye sorarak,
Ağlayanı öper öpmez, Hizmete gideceğiz..

Bu gün durma günü değil, terler aksa enseden,
Bir deri-bir kemik kalsa içimizde her beden,
Yorgunluğu ve yeteri kaldırarak Türkçeden,
Üçbeş lokma yutar yutmaz, Hizmete gideceğiz…

Durduracak sebep midir, tufan veya zelzele?
Ne yolların yarılması, ne gafilden velvele,
Şartlar aman vermesede, çektik mi bir besmele,
Kollar kanat tutar tutmaz, Hizmete gideceğiz..

Döküp döküp saçacağız, kimin var ise nesi,
Ancak böyle değerlenir bir ömür sermayesi,
Koşuşmaktan kesilirse birimizin nefesi,
Sırtımıza atar atmaz, Hizmete gideceğiz..

Denizlerden öte yerde kalmışsa birileri,
Oraya dek götürürüz, iman denen cevheri,
Ezanlarla çınlayınca dünyamızın her yeri,
Uzaya göz diker dikmez, Hizmete gideceğiz..

Ey Rabbimiz! biz kulların varsa hizmette payı,
Huzuruna geleceğiz, bekleriz madalyayı,
Zaten bizim muradımız yanında içmek çayı,
Bardakta çay tüter tütmez, Artık gitmeyeceğiz…

Şehit Namzeti

 

 
Reklamlar

8 Yanıt

  1. Yüzü dost, özü düsmandan usandim,Dili mü`min,kalbi seytandanusandim,Dostum, herkesin kahri cekiliramma,Ben davasiz müslümandanusandim!..

  2. Zor Zamanda Sevdalanmak   “İslam garip başladı, garip haline geri dönecektir..Öyle bir zaman gelecek ki İslam’ı yaşamak, imanı muhafaza edebilmek, avuçta kor tutmaya eşdeğer olacaktır..Onu yaşayanlar, asırlarında gariplerdir..O Hakk erlerine, O gariplere müjdeler olsun!..”Kolay değil şu câzibedar fitne asrında, Nefse geniş, gönüllere dar şu zamanda sevdalanmak..Yani; O’nun boyasına boyanmak.. Aşk eri olmak..BİN güzelden yüz çevirip, BİR güzele, EN GÜZEL’ e yâr olmak.. Hiç kolay değil..Ve: Kurak topraklarda gül yetiştirmeye talip olmak..Çöllerde vâhaların, bin çiçekli bahçelerin heveslisi olmak..Ve:Kanınla suladığın, ihtimamla yetiştirdiğin çiçeklerin hoyratça tarumâr edilişine sessiz kalmak, kalabilmek..Ve:Zulme şahidler olmak.. Zor.. Çok zor..Yüreğinin bin kez “hayır!” dediği önünde saygıya durmak ve bin kez “evet” lediğine tam yâr olamamak…Benliğini alıp ta ayaklar altına, kanın çekilircesine, sanki ölürcesine –Ve aslında dirilircesine- “LA!” diye haykırmak..Hiç kolay değil..Ve yılmamak..Yeniden.. Yeniden ebed bahçelerine talip olmak..Yeniden tohum saçmak..“Her dem yeniden doğarız// Canlar ölesi değil..”Şevkle her başa dönüşü, hedefe bir yaklaşma bilmek..Çok zor..Bin kez kovulduğun kapılara, Hakk adına yine varmak tebessümle..“Öz yurdunda garip, öz vatanında parya” olmak..Gurbet içre gurbetleri yaşamak dâim;Evinde, okulunda, işinde, sokaklarda… Ve hatta aynı safta omuz verdiklerinle..Atılmak, ezilmek hep.. Aşağılanmak..Gözyaşından bir yolda yürümek dâim..Hep hüzün bestelemek..Ve yine de, inadına sevda türküleri söylemek..İnadına sebat etmek, dimdik ayakta kalmak..Hiç kolay değil..Her gün yüreğine bin put asanlara “LA!” demek..Ve; her gece kafanda, yüreğinde bir bir kırmak onları..Her an, her an şeytan taşlamak..Nefsinin her meylettiği karşısında ellerini hatta tüm bedenini yakmak O’nun adına..Yani: Sana her gün sunulan bin süslü günahlara hayır demek..Yani: Elest Bezmi’ndeki sözünün eri olmak..Yani: Ateşler ortasında yanmamak..Yani: “Belâ” demek her ânında..Yani: O’na, yalnız O’na sevdalanmak….Ve:Emaneti O’ndan aldığın sâfiyetiyle yine O’na teslim etmek..Nefsin hiç istemedikleriyle kuşatılana meyilden öte,O Didâr’a talip olmak…Ve; Emanetin karşılığı “olanı” hiç düşünmeden,Sırf O râzı olsun diye,Sadece O sevsin diye,Yalnızca O’nu üzmemek için,“İlla” demek.. “İlla O” demek…Zor.. Çok zor..Evet, zordur bu dar zamanlarda sevdalanmak..Yüreğinde hicret türküleriyle hep Medine’yi özlerken..Tüm bedenin, sanki demir taraklarla taranıyormuşcasına ızdırapla inlerken sabretmek.. Sebat etmek..Zor.. Çok zor..Ama:Müslüman zora talip olandır..O bilir ki; “En üstündür.. Çünkü inanmıştır..”Bilir ki; İman en büyük iddiadır..Ve büyük iddialar, büyük ispatlar ister..Bilir ki; İsbatlaması gerek yüreğini koyduğunu..Değilse; kupkuru bir iddiadır tüm davası..Ucuz değildir “müslümanım” demek..Bilir ki; Allah yolunda bedel gerek..O yolda sıkıntı gerek..“Belâ!” derken O, buna taliptir..Bilir ki O, mücâhiddir..Ve; insanla Allah arasındaki,İnsanla İslam arasındaki tüm engelleri kaldırmaya taliptir..Bilir ki O, aslında hicret; Onu şeytandan Allah’a taşıyan herşeydir..Bilir ki; Sabaha en yakın an; şafak sökmeden az öncedir.. Ve zorluklar, ikiye katlar ulaşılacak olanı..Ve; Kulun gücünün tükendiği yerde O’nun yardımı elbet yetişecektir imdâdâ..Ve sıkıntılar doruk noktasında,Feryadlar ayyûka çıkmışsa,Bilir ki O’nun yardımı yakındır..“Yoksa siz, sizden evvelkilerin hali başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız?. Onlara öyle yoksulluklar ve sıkıntılar gelip çattı ve öyle sarsıldılar ki, hatta Peygamber beraberindeki mü’minlerle birlikte: “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyordu.. Bilin ki Allah’ın yardımı muhakkak yakındır.” Bakara//214“Fitne asrında zorlanan ve sebat eden kimseye,zorluklar nisbetince, eski devrin inanmış 50 kişisinin sevabı verilir.” Kutubu Sitte//Fiten Var ya şimdi;Tam zamanı sevdalanmanın..Yani; aklamanın tüm karaları..Ötelere yelken açmanın..İnadına gül yetiştirmenin..İnadına sevda türküleri söylemenin..Zincirleri kırmanın..Zamana meydan okumanın,Medine’de şahlanmanın..Yani:Yürek boyu dirilmenin,Ve yürekleri diriltmenin..Ve âşık olmanın O En Güzel’e..Boyasıyla boyanmanın..Ve can vermenin TAM SIRASI..“Ümmetimden bir tâife, kıyamet kopuncaya kadar Hakk yolunda muzaffer olmakta devam edecek, muhalefette bulunanlar, onlara zarar veremeyecektir.” BuhariDâima dipdiri,Hiç eksilmeden,Hiç tükenmeden “İlla O” diyen,O yolun sevdalılarına, Allah’ın askerlerine selam olsun..
    davamız sevdamız olsun .Rabbim hizmet etmeyi nasip etsin inş. 
    selam ve dua ile oğlum..

  3.  
    Sahabeyi okuyordum dün akşam…. öyle sıkı saf tutarlarmış ki… elbiselerinin omuz başları eskirmiş en önce….. en çok yama oralarda olurmuş…. sahabe efendilerimiz namazda öyle sıkı dururlarmış ki adeta nefes alamaz halde olurlarmış… Peygamber Efendimiz (sav), bu şekilde İslam kardeşliği üzere yaşayanların ecrini dile getirirken şöyle buyurmuşlardır: "ALLAHın kulları arasında bir grup vardır ki onlar ne Peygamber ne şehittirler, üstelik kıyamet günü Hz. ALLAH indindeki makamlarının yüceliği sebebiyle, Peygamberler de şehitler de gıpta ederler." Orada bulunan Sahabe-i Kiram sormuşlar, Ey ALLAHın Rasülü kimdir onlar bize haber verir misiniz? Peygamber Efendimiz, "Onlar aralarında ne kan bağı ne de birbirlerine bağışladıkları mal olduğu halde ALLAH rızası için birbirlerini sevenlerdir." Bir ara merak ettim.elbise dolabımı açtım.ve kullandıgım elbiselerin en çok neresinin yıprandığına baktım… hep cep bölümleri yıpranmış…. şaşırdım kaldım… tamir görenlerde hep cep bölümlerinden tamir görmüş…. eee ne olacaktı dünyalık adamın elbisesi neresinden yıpranacaktı ki… utanıyorum tam olarak utanıyorum oldu bir an…. ve sahabe ile kendisi arasında uçurumu bir kez daha anladı…. 
     vaktiniz varsa bir de siz baksanıza elbiseleriniz neresinden yıpranmış.. Tabi yıpranacak kadar kullanıyorsanız…!
    ALINTI
     
    SELAM SEVGİ VE DUA İLE AHMET KARDEŞİM İSLAM ADINA GÜZEL VE BEREKETLİ BİR HAFTA GEÇİRMEN DİLEĞİYLE EMANETÇİLERİN EN YÜCESİNE EMANET OL SEVGİLERİMLE…

  4. TAM ZAMANI SEVDALANMANIN
    İSLAM garip basladı, garip haline geri dönecektir.. Öyle bir zaman gelecek ki İSLAMı yaşamak, imanı  muhafaza edebilmek, avuçta kor tutmaya eşdeğer olacaktır.. Onu yaşayanlar, aslında gariplerdir.. O Hakk erlerine, O gariplere müjdeler olsun!..? Kolay değil şu câzibedar fitne asrında, Nefse geniş, gönüllere dar şu zamanda sevdalanmak.. Yani; O\’nun boyasıyla boyanmak.. Aşk eri olmak.. BiN güzelden yüz çevirip, BiR güzele, EN GÜZEL\’ e yâr olmak..
    Hiç kolay değil.. Ve: Kurak topraklarda gül yetiştirmeye talip olmak.. Çöllerde vâhaların, bin çiçekli bahçelerin heveslisi olmak.. Ve: Kanınla suladığın, ihtimamla yetistirdiğin çiçeklerin hoyratça tarumâr edilişine sessiz kalmak, kalabilmek.. Ve: Zulme şahidler olmak.. Zor.. Çok zor.. Yüreğinin bin kez hayır! dediği önünde saygıya durmak ve bin kez evet dediğine tam yâr olamamak… Benliğini alıpta ayaklar altına, kanın çekilircesine, sanki ölürcesine Ve aslında dirilircesine- LA! diye haykırmak.
     Hiç kolay değil.. Ve yılmamak.. Yeniden.. Yeniden ebed bahçelerine talip olmak.. Yeniden tohum saçmak.. ?Her dem yeniden doğarız. Canlar ölesi değil..şevkle her başa dönüşü, hedefe bir yaklaşma bilmek.. Çok zor.. Bin kez kovulduğun kapılara, Hakk adına yine varmak tebessümle.. Öz yurdunda garip, öz vatanında parya? olmak.. Gurbet içinde gurbetleri yaşamak dâim; Evinde, okulunda, işinde, sokaklarda… Ve hatta aynı safta omuz verdiklerinle.. Atılmak, ezilmek hep.. Aşağılanmak.. Gözyaşından bir yolda yürümek dâim.. Hep hüzün bestelemek.. Ve yine de, inadına sevda türküleri söylemek.. inadına sebat etmek, dimdik ayakta kalmak..
    Hiç kolay değil.. Her gün yüreğine bin put asanlara  LA!  demek.. Ve; her gece kafanda, yüreğinde bir bir kırmak onları.. Her an, her an şeytan taşlamak.. Nefsinin her meylettiği karşısında ellerini hatta tüm bedenini yakmak O\’nun adına.. Yani: Sana her gün sunulan bin süslü günahlara hayır demek.. Yani: Elestü Bezmindeki sözünün eri olmak.. Yani: Ateşler ortasında yanmamak.. Yani: Belâ demek her ânında.. Yani: O\’na, yalnız O\’na sevdalanmak…. Ve: Emaneti O\’ndan aldığın sâfiyetiyle yine O\’na teslim etmek.. Nefsin hiç istemedikleriyle kuşatılana meyilden öte, O Didâr\’a talip olmak… Ve; Emanetin karşılığı olanı  hiç düşünmeden, Sırf O râzı olsun diye, Sadece O sevsin diye, Yalnızca O\’nu üzmemek için,  illa  demek.. illa O demek… Zor.. Çok zor.. Evet, zordur bu dar zamanlarda sevdalanmak.. Yüreğinde hicret türküleriyle hep Medine\’yi özlerken.. Tüm bedenin, sanki demir taraklarla taranıyormuşcasına ızdırapla inlerken sabretmek.. Sebat etmek..
    Zor.. Çok zor.. Ama: Müslüman zora talip olandır.. O bilir ki; En üstündür.. Çünkü inanmıştır..? Bilir ki; iman en büyük iddiadır.. Ve büyük iddialar, büyük ispatlar ister.. Bilir ki; ispatlaması gerek yüreğini koyduğunu.. Değilse; kupkuru bir iddiadır tüm davası.. Ucuz değildir müslümanım demek.. Bilir ki; ALLAH yolunda bedel gerek.. O yolda sıkıntı gerek.. Belâ! derken O, buna taliptir.. Bilir ki O, mücâhiddir.. Ve; insanla ALLAH arasındaki, insanla İSLAM arasındaki tüm engelleri kaldırmaya taliptir..
    Bilir ki O, aslında hicret; Onu şeytandan ALLAH\’a taşıyan herşeydir.. Bilir ki; Sabaha en yakın an; safak sökmeden az öncedir.. Ve zorluklar, ikiye katlar ulaşılacak olanı.. Ve; Kulun gücünün tükendiği yerde O\’nun yardımı elbet yetişecektir imdâdâ.. Ve sıkıntılar doruk noktasında, Feryadlar ayyûka çıkmışsa, Bilir ki O\’nun yardımı yakındır.. Yoksa siz, sizden evvelkilerin hali başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız?. Onlara öyle yoksulluklar ve sıkıntılar gelip çattı ve öyle sarsıldılar ki, hatta Peygamber beraberindeki mü\’minlerle birlikte: ALLAH\’ın yardımı ne zaman diyordu.. Bilin ki ALLAH\’ın yardımı muhakkak yakındır.? Bakara//214 "Fitne asrında zorlanan ve sebat eden kimseye,zorluklar nisbetince, eski devrin ınanmış 50 kişisinin sevabı verilir." Kutubu Sitte// Fitne Var ya şimdi;
     Tam zamanı sevdalanmanın.. Yani; aklamanın tüm karaları.. Ötelere yelken açmanın.. inadına gül yetiştirmenin.. inadına sevda türküleri söylemenin.. Zincirleri kırmanın.. Zamana meydan okumanın, Medine de şahlanmanın.. Yani: Yürek boyu dirilmenin, Ve yürekleri diriltmenin.. Ve âşık olmanın O En Güzele.. Boyasıyla boyanmanın..TAM ZAMANI SEVDALANMANIN…
     
    SELAM VE SEVGİLERİMLE AHMET KARDEŞİM RABBİME EMANET OL…

  5. Dostum, Bir gün anlayacağım sabrın güzelliğini; Sevgimi söyleyeceğim sabrı tavsiye eden tüm dostlarıma.. Bak diyeceğim,niyaz eden erermiş; "Sabredenin mükafatı gerçekten sonsuz imiş; Va’deden latif’tir! anladım…"diyeceğim. Boynum bükülüyor dostum, Nimetin büyüklüğü karşısında mahcûbiyetimden… Boynum bükülüyor bazen de,sabredemediğimden! Suçluluğuma rağmen, Sokuluyorum onun hikmet denizine Aklanmak için; arınmak için… Ama dostum yürek gemimi delmişim kendi ellerimle Sabrı tükettiğim bir günde, Gemim su alsa da cesaret benimkisi.. Sokuluyorum sadece kıyılara; Açılamıyorum ufka yakın yere..korkuyorum… Bazen de üşüyorum… Ama biliyorum ki başka deniz yok, Beni varacağım yere ulaştıracak. Dalgaların rotasını çizen “yar” olur bana; lutfeder… Dostum, -hatalarımla- kabul eden yok ki başka… Giden ardına bakmıyor ki… Seven, sevgisini söylemiyor ki; Sevgilisi,varlığını ondan talep edecek diye… Dostum yan(ıl)ma boş yere; kâl değildir sevgi, Hâle yansırsa güzel, yanarsın…yakarsın…varsın yansın! Dostum, Varsın ya, güzellik burada gizli, Yakınlığın veya uzaklığın sözün zahiri Alemin imtihanı Varsın ya, Uzaklığın dahi niyazıma vesile ya, Daha ne isteyeyim ki, İstemeli miyim ki, Nasıl istenir kii…
    SELAM VE DUA İLE CANNN KARDEŞİM İYİKİ VARSIN SEVGİLERİMLE SELAMETLE KAL İNŞAALLAH…

  6. Ey Rabbimiz! yaratmışsın dünyayı dahi iki,İlkinin gayesi ise İslâmdan başka ne ki?Arkamızdan bağırsalar, -Bunlar delinin teki!Onlara gül atar atmaz, Hizmete gideceğiz..Zekeriyya kulun gibi testereyle kesseler,Münadiniz bilal gibi kayalarla ezseler,Mayınları ve dağları engel diye dizseler,Bir tekmede iter itmez, Hizmete gideceğiz..Biz asa-yı Musa olup denizleri yararak,Bir Heraklit darbesiyle zincirleri kırarak,Biz, İbrahim dostun gibi kâbeleri kurarak,Namazları kılar kılmaz, Hizmete gideceğiz..Katmak için bu hizmete pâk sineli bayları,Ekip kurup hanesinde içeceğiz çayları,Atmış günlü yaşayarak, otuz günlük ayları,Demlikte çay biter bitmez, Hizmete gideceğiz..Dünya bizi bağlayamaz, ne mamelek ne para,Deseler ki baban ölmüş, bu günler size kara,Göz yaşı ve dualarla indirince mezara,Üzerini örter örtmez, Hizmete gideceğiz..Geceleri birkaç yerde çay sohbeti kurarak,İman dolu heybeleri sırtımıza vurarak,Yine neden gidiyorsun baba?, diye sorarak,Ağlayanı öper öpmez, Hizmete gideceğiz..Bu gün durma günü değil, terler aksa enseden,Bir deri-bir kemik kalsa içimizde her beden,Yorgunluğu ve yeteri kaldırarak Türkçeden,Üçbeş lokma yutar yutmaz, Hizmete gideceğiz…Durduracak sebep midir, tufan veya zelzele?Ne yolların yarılması, ne gafilden velvele,Şartlar aman vermesede, çektik mi bir besmele,Kollar kanat tutar tutmaz, Hizmete gideceğiz..Döküp döküp saçacağız, kimin var ise nesi,Ancak böyle değerlenir bir ömür sermayesi,Koşuşmaktan kesilirse birimizin nefesi,Sırtımıza atar atmaz, Hizmete gideceğiz..Denizlerden öte yerde kalmışsa birileri,Oraya dek götürürüz, iman denen cevheri,Ezanlarla çınlayınca dünyamızın her yeri,Uzaya göz diker dikmez, Hizmete gideceğiz..Ey Rabbimiz! biz kulların varsa hizmette payı,Huzuruna geleceğiz, bekleriz madalyayı,Zaten bizim muradımız yanında içmek çayı,Bardakta çay tüter tütmez, Artık gitmeyeceğiz…Şehit Namzeti
     
    SELAM VE DUA İLE KARDEŞCİK RABBİME EMANETSİN

  7. Sıkıca tutun ellerinizi, sakın bırakmayın birbirinizi! Bir tek kardeşimizin kaybolup gitmesine, İslam’dan uzaklara savrulmasına fırsat vermeyin!İnsanoğluna Allah’ı hatırlatacak hiç bir levhanın bulunmadığı, bütün işaretlerin kasıtlı olarak imha edildiği böylesi bir zamanda ve zeminde sakın bırakmayın ellerinizi!Önüne kattığı her şeyi sürükleyip götüren bu hayasızca akına, bu edepsizlik seline bir tek kardeşimizi bile kaptırmayın!Var gücüyle üzerimize çullanan bu küfür atmosferinde orta yerde yapayalnız kalan kardeşlerin kollarından iyice kavrayıverin, ellerini sıkıca tutun ve bırakmayın!İnsanımızı öncelikle yalnızlaştırıp sonra teker teker yutup eritmeyi hedefleyen bu şeytani oyunun farkına varın ve engelleyin! Kalkın, Allah için arayıp bulun, ziyaret edin çoktandır görmediğiniz kardeşlerinizi, çoktandır toplantılarınıza katılmayan, çoktandır camide cemaatte göremediğiniz kardeşlerinizi araştırın!Kendini süsleyip, en cazip şekle bürünen şu aldatıcı dünyanın kollarına terk etmeyin kardeşinizi!Yalnızlığın ürkütücü kucağına da bırakmayın kardeşinizi!Unutmayınız ki, yalnızlık çoğu zaman günah işlemek için daha elverişli bir ortamdır. Yalnızlık, insanları çaresizliğe, ümitsizliğe, çıkmazlara sürükler. Kardeşiniz kesinlikle yalnız kalmasın sizin sayenizde.Gücünüz yettiği nispette kardeşinizi uzun zaman televizyonla, bilgisayarla da baş başa bırakmayın, araya siz girin.Sadece günaha bulaşmasını engellemek için değil, bunalıma düşmemesi, strese girmemesi için, kaygılarla boğuşmaması için Müslüman kardeşinizin yanında olmalı ve elinden tutmalısınız!Müslüman kardeşinizin toplumdan sıyrılarak uzun zaman bir yerlere çekilmesine de engel olmalısınız. Üstesinden gelemediği problemleriyle onu baş başa bırakmayın, tamamen çözemeseniz bile, yanında olun, elinden tutun.Kalkın arayın Allah için, yirmi sekiz şubattan bu yana bir daha göremediklerinizi, evlendikten sonra bir daha göremediklerinizi, bir makam ve koltuk sahibi olduktan sonra bir daha göremediklerinizi, maddi durumu biraz düzelip işleri yoluna girdikten bu yana bir daha göremediklerinizi, veya daha önce durumu iyi iken işleri bozulduktan sonra bir daha göremediklerinizi, askerlikten sonra bir daha göremediklerinizi, basit sebeplerle sizin terk edip bir daha görmediklerinizi araştırın, soruşturun ve mutlaka bulun. Bulduktan sonra da bir daha kesinlikle ellerini bırakmayın. Belki fazla bir yararınız dokunmayabilir, dertlerinin tamamına çözüm getiremeyebilirsiniz. Fakat, olsun, siz varmanıza bakın, elinden tutmanıza bakın, yüzüne müslümanca tebessüm etmeye bakın, bu kadarı bile yeter.Bilsin ki o kardeşiniz; “Ben ne kadar uzaklaşsam da, anlaşılan Müslüman kardeşlerim beni kesinlikle terk etmeyecekler, yalnız bırakmayacaklar, her zaman benimle beraber olacaklar, ben onların bir parçasıyım. Bu durumda ben kesinlikle başkalarıyla birlikte olamam, çünkü ben bir müslümanım ve benim hayatımda Müslümanlar var. Ben Müslüman kardeşlerimle birlikteyken bir anlam ifade ederim, onlarla birlikteyken varım ve güçlüyüm…”Müslüman bayanlar!Örtülerinden sıyrılan, sonra sizin aranızdan ayrılan, ibadetlerini gevşeten ne kadar bacımız varsa Allah için hatırlamaya çalışın, nerede olduklarını öğrenin, ziyaretlerine varın, yeniden ellerine sarılın ve bir daha bırakmayın.Evet, sıkıca tutun Müslüman kardeşlerinizin ellerini, bırakmayın! Unutmayın ki bu yaman geçitler, bu azgın ve derin geçitler, dönemeçler ancak el ele tutuşularak geçilebilecek geçitlerdir. Elinden tutmadıklarınızı, elini bıraktıklarınızı yutup yok edecektir bu geçitler.Mehmed Göktaş
     
    SELAM VE DUA İLE CANNN KARDEŞCİK ABLACIĞININ NUR GÖNÜLLÜSÜ RABBİME EMANETSİN KUZUMM

  8. Selamun Aleyküm Hayırlı Günler Sevgili Ahmet Kardeşim.Eyvallah güzel bir paylaşım. Eline sağlık, Emeğine bereket.İnşaallah bizler de muhabbet fedaileri olmaya namzet münhasır şahsiyetler olarak davamızda yerimizi alırız.Baki selam ve dua ile.Sevgiyle / Selametle / Hayırla ve Muhabbetle kalın.Başkalarını affedin ama nefsinizi asla!* Başkalarını sık sık affedin, fakat kendinizi ve nefsinizi asla.* Rıfk, mülâyemet, nezaketle muamele. Bunun zıddı huşûnet ve sertliktir. Rıfktan mahrum olan, hayırlardan mahrum bulunur.* Mü’mine eziyet haramdır.* Lütuf; güzellik, tevazu ve mahviyetle, gönül alarak yapılan muameledir. Temiz kalplilik ve yüksek insanlık hislerinin eseridir. * Allah, yumuşak huylu, din kardeşlerine şefkat ve merhamet eden kulu sever.İslâm, hamiyet hissinin kaynağıdır* Yerde olanlara merhamet ediniz ki, size de gökte olanlar merhamet etsin.* İslâm dini, hamiyet hissinin kaynağıdır. Her Müslüman, iman ve İslâmiyeti, namus ve haysiyetini, hizbü’l-Kur’ân müntesiblerini, birbirlerini dinsizlere karşı korumak, müdafaa etmek, ihtimam göstermekle mükelleftir. * İnsaf dinin yarısıdır.Dâvâ adamı olabilmek* Mağrib tarafındaki tövbe kapısı, halk için kıyamete kadar açıktır.* Mesai arkadaşlarına hürmet ve sevgi beslemeyenler, dâvâ ve idare adamı olamazlar. Sevgi, şefkat, müsamaha, hürmet; müdebbir ve muvaffakiyetlere namzet bir dâvâ adamının mümtaz hasletleridir. * Hiçbir şey ilim ve hilimden daha efdal olarak toplanmış değildir.Hizmet arkadaşlarına şefkat ve hürmet etmek* Cemaatin bütün düzen ve âhengi, cemaat fertlerinin yekdiğerine şefkat, merhamet, sevgi, hürmetkâr münasebetiyle mümkündür. * Allah’ın rızasını kazanmak, aziz ve muhterem olmak istersen, din hizmetinde devamlı muvaffak olmanın sırrını ararsan, hizmet arkadaşlarının hürmete şayan olduklarını bil ve hürmet et. Onlara şefkat, müsamaha, muhabbet ve merhamet et.Merhamet eken, huzur biçer* Merhamet tohumunu eken, muhakkak huzur ve saadet meyvesini elde eder.* Allah merhamet edenlere merhamet eder. Sen de merhamet et ki; Allah’ın merhametine nail olasın. * Sulh, cenkten daha iyidir.Dâvâ arkadaşlarına tatlılıkla muâmele etmek* Dâvâ arkadaşlarınla ve ehl-i imanla bir iş göreceğin zaman tatlılıkla, mülâyemetle, mahviyet ve tevazu ile muamele et. Bu güzel ahlâklara riâyetle hâsıl olacak bir hizmette, sertlik, şiddet, hiddet, inatçılık göstermek mânâsız, hattâ ahmaklık olur. * İslâm düşmanları karşısında çarpışan yiğitlere şefkat, muhabbet ve hürmet et. Tâ ki, Kur’ân ve iman hizmeti yolunda başını koyarlarken, senden zorluk çekmesinler.Babam bana “Oğlum!” dediğinde…Babam beni “Oğlum!” diye kucakladığı zaman, kendimi taçlı bir padişah sanırdım.Din kardeşlerine elinden geldiği kadar merhamet et ki, Allah da sana merhamet etsin.Bir kitapta, “Kerem, iyilik, merhamet, ihsan büyüklerin âdetidir” diye okumuştum. Hayır, yanlış söyledim, peygamberlerin âdetidir. Âciz kimsenin beline kuvvetli yumruğunu vurma. Olur ki, bir gün onun ayağına düşersin.Herkesin mizacı bir olmazHizmet-i iman meydanına yeni girenlerin veya fıtrî hususiyet taşıyanların iplerini uzat. Onları pek sıkma, kabiliyetine göre kaldırabileceği bir hizmet göster. Herkesin mizacı bir olmaz. Bu dirayet ve feraseti, müsamaha ve şefkati gösteremezsen, onun ipini koparmış, kaçırmış, bir adam kaybetmiş olursun. Bu acemilik, bu hamlık ve idaresizliği yapmamak için sık sık kendinle konuş, idare ve müsamaha icaplarını zaman zaman oku ve kendine ihtar et.Allah bir kapı kaparsa, başka bir kapı açarCenâb-ı Hak, hikmeti olarak bir kapıyı kaparsa, fazl-u keremiyle başka kapı açar.Muarız; lütuf, kerem, semahat görürse, artık ondan kötülük gelmez.Kötülük etme, sonra iyi dosttan dahi kötülük görürsün. Ferasetli ve iyi adam, kötülerin bir iyi tarafını bulur, o iyiliği takdir eder. Şerri ve kötülüğünü hafifletmeye veya gidermeye böylece muvaffak olur. Zira köpek bile ekmeğini yediği takdirde seni muhafaza eder.Öfke zamanında merhamet etmekErler, hizmet ve dâvâ arkadaşlarını kendilere tercih etmekle muvaffakiyete berdevam olmuşlardır.Kötülük düşünen, kötü kimsenin gönlünü iltifatla kap.Öfke zamanında hürmet ve merhamet ne güzel şeydir.Din ve dâvâ kardeşlerinden gelen acı tatlıdır; hakaret takdir; tokat, şefkattir; tükrük misk-ü amberdir. Bu da Nur-u Kur’ân hizmetkârlığının şiarı ve şe’nidir. Dünyada mağrur olan kimse, din yolunda selâmetli gidemez. Kendini gören kişi hakkı göremez.Başkalarını büyük, kendini küçük görmekAlçakların yaptığı gibi din ve dâvâdaki kardeşlerine hakaret gözüyle bakma, onları küçük görme; onları büyük, kendini küçük gör. Eğer yaşlı isen iman ve İslâmiyet davasında çalışan, Nur Risâleleriyle nurlanan gençleri, yaşı küçük ruhu büyük bil. Bu güzel ahlâk, ne güzel ahlâk… Merhametsizliğin bir alâmeti, nisyan-ı nefisle (kendi nefsini unutarak) kendi kusurlarını unutmakla din kardeşlerinin her birinde bir kusur bulmak, onlara karşı sevgisini ve merhametini kaybederek tenkit gözlüğünü takınmaktır. Kendi kusurlarına, yakını uzaklaştırıcı, sisli gösterici âletle bakıp, din kardeşlerinin kusurlarına ise, mikroskopla bakmaktır. Kendi kusurlarını gören, kardeşlerininkini örten, kendi kabahatini büyük, din ve dava kardeşinin kabahatini küçük gören, hattâ göremeyen Müslümanlar, Allah ve Resûlullahın rahmet ve mağfiretine nail olan, yüksek ahlâklı, yüksek seciyeli Müslümanlardır. Ehl-i iman nişanını taşıyan dindarlardır. Öyle fertlerden müteşekkil azlar çoktur, küçükler büyüktür, zayıflar kuvvetlidir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s