Haykırasım geliyor; hey “ben” neredesin?…

Hakikatin hakiki yüzü

 

YORGUN YÜREĞİ umutla umutsuzluk arasında salınıp duruyor… İsteklerine isteksiz… Sıradanlığın seyrinde çırpınıyor çaresizlikle… Emeller elemlerle alude… Dert dergâhının devrik dervişi gibi dolaşıyor dolambaçlı yollarda…

Delik deşik olmuş duygularla hissizleşmiş ve yalnızlaşmış yaşıyor yaşamın kıyılarında… Gurbet nedir, sıla neresidir bilmeden soruyor gittiği sinelere… Gurbet oku saplanmışken yüreğine, sevgi sayıklıyor tereddüt diyarlarda… Acılara ağlayamıyor, sevinçlere gülemiyor sabahsız akşamlarda… Buruk bakıyor ufkun kızıllığına… Ellerini uzatıyor tutamadığı yalnızlığa, yüreğinden akıyor acılar…

Boş gönlü hoşluk arıyor… Ağlasa denizler kurur, gülse dağlar savrulur mu ki? Kıpır kıpır kalbi, kanatlanmak uçmak istiyor bu diyarlardan bilmediği diyarlara… Neresiyse burası doyurmuyor onu, açlığın acısından taş bağlayası geliyor yüreğine…

Çile çemberi yırtılsa yar olur mu sevinç çığlıklar? Gurbete mi yolculuğu, yoksa gurbet mi onun içinde yolcu… Bırakamıyor burukluğu, terk edemiyor hüznü… Şenlendirmiyor şarkılar, sözler, sazlar…

Ben buyum bunlar benim diyemediği diyarda dirençsiz, isteksiz ve çaresiz… Her şey, herkes onu çağırırken o kendinden kaçıyor, nereye kaçtığını bilmeden… Boş elleriyle yüreğinin sızısına bastırıyor… Bakışlar baygın, yüz süzgün, dizler dirençsiz, ayaklar ağır… Güleceği gurbete yürüyor yarım ve yırtık yüreğiyle…

Sıla, sıradan sevgili… Sığ sularda saklanır mı sevgili… Hayat, erişilmez ve vazgeçilmez gizli sevgili…

Sahiplenmek mi, sahip olmamak mı saadet? Çile çekilmeye mi, safa sürülmeye mi gelindi buraya? Ağlamalar aşkı beka ağlamaları mı? Ayrılıklarda gülen var mı?

Gönül suyu gözlerinden damlıyor… Yakınları yakıyor yüreğini… “Ben benim değil” kime ne diyebilir? Sensizlik ve sessizlik solukluyor kimsesizlikte… Kendinde kayıp, “gül”ünü arıyor…

Her şey çok mu basit, çok mu karmaşık? Çok mu karamsar, çok mu iyimser? İçin içine sığmazken, içinde kayboluyor birden…

Kimsesizlik kuyusunda örümcek ağlara tutunmakla tutunmamak arasında salınıyor… Canı titriyor yalnızlık rüzgârlarından… Gurbet bulutların hüzün sağanağında sırıl sıklam…

Haykırası geliyor; hey “ben” neredesin? Hakikat havzında erimişliği kabul edebilecek misin? Buzul güveni ile gülebileceğini inanıyor musun?

Sen sen ol, sensizliğini savur varlığın yokluğunda… Yokluğun varlığında bulursun kendinle birlikte her şeyi… Küsmek ve ağlamak değil hakikat ağlarına takılmakla çıkarsın gülen gün yüzüne…

Sıla sevmekle, ayrılık aşkı çekmekle gidilir ve gelinir, gidilmez ve gelinmez diyarlarda…

“Ben”le buluşulur aşktan öte sevgiliyle… Ağlamanın ve sevinmenin suskunluğunda söylenir ve dinlenir vuslat… Misali sevgililerden hakikat sevgisini ve sevgilisini bulmakla geçer gücenmeler ve gücendirmeler… Çeşitten ve cerbezeden geçmekle görünür, gerçeğin göz bebeği… Çer çöple kaplanmışsa gözün ufku, gönlün derinliğinden korkarsın…

Korkuları kaybetmekten korkma, kendini kendinde kaybetmekle bul hakikatin hakiki yüzünü ve özünü.

Hüseyin Eren

Reklamlar

26 Yanıt

  1. Sen sen ol, sensizliğini savur varlığın yokluğunda…
    çook güzell kardeşim
    iyiki varsın:))

  2. Delik deşik olmuş duygularla hissizleşmiş ve yalnızlaşmış yaşıyor yaşamın kıyılarında… Gurbet nedir, sıla neresidir bilmeden soruyor gittiği sinelere… Gurbet oku saplanmışken yüreğine, sevgi sayıklıyor tereddüt diyarlarda… Acılara ağlayamıyor, sevinçlere gülemiyor sabahsız akşamlarda… Buruk bakıyor ufkun kızıllığına… Ellerini uzatıyor tutamadığı yalnızlığa, yüreğinden akıyor acılar…
     
    Ben buyum bunlar benim diyemediği diyarda dirençsiz, isteksiz ve çaresiz… Her şey, herkes onu çağırırken o kendinden kaçıyor, nereye kaçtığını bilmeden… Boş elleriyle yüreğinin sızısına bastırıyor… Bakışlar baygın, yüz süzgün, dizler dirençsiz, ayaklar ağır… Güleceği gurbete yürüyor yarım ve yırtık yüreğiyle…
     
    çok çok güzel hatta harika bir paylaşım Rabbim razı olsun Ahmed-i ak kardeşim…selam ve dua ile gül yüzlüm…

  3. Bir gülüş kadar içten Bir gülüş kadar gerçeğizKim olduğumuz, ne olduğumuz önemli değilKendimizi ifade edebildigimiz yerdeyiz Sevildiğimiz kadar değilSevebildiğimiz kadar değerliyiz! 
     
    Unuttuk, Dünya bir gölgelikti oysa, Yolcu olduğumuzu unuttuk. Yolumuzun buradan geçtiğini sadece. Sadece uğradığımızı şu dünyaya. Yükümüzü yeğni tutmayı bilemedik. Biriktirdik,çoğalttık, artırdık ve saydık. Geriye ne kaldı? Şimdi hatırladık. Sermayemiz yokluk, servetimiz acz. Şimdi hesapladık.
    Unuttuk, Yüzümüzde Rahman\’ın nakşı vardı. Gözümüzde Cemal\’in bakışı vardı. Gönlümüzde Beka\’nın aşkı vardı. Şimdi, yüzümüz yerde kaldı. Gözümüz yaşta kaldı. Gönlümüz darda kaldı. Hatırladık ve anladık ki, buradan ötesi vardı.
    (Senai Demirci/Can kırıkları)
    Esselam…

    ALLAH(c.c.)\’a emanet olun. 
     
     

  4. Ey beni en çok sevenin en sevdiği…
    Bir lale vakti… bir bahar gecesi… dudaklarımda sana selamlarla göz kapayışlarım var geceye… herşeye rağmen sevilme umuduyla bükülüyor boynum… sevginin sonsuzluğuna açılıyor avuçlarımda ruhum…
    Ey Rabbim,
    en sevdiğinin sevgisini artır ki kalbimde…
    senin yanına  sevdiğinin sevgisiyle dolu bir yürekle varabileyim son nefesimde…
    SELAM VE DUA İLE DOST.

  5. slm can kardeşim böle güzel paylaşımlarla bizlerede cok güzel örnek oluyosun.(ilim ilimi bilmektir ilim kendini bilmektir) ilmi ile amel eden kendini tanımış demektir. tek kelime ile ALLAH RAZI OLSUN KARDEŞİM..:)

  6. Var,  sende  ömrünü  hayallerle  hiç  etSenden  önce de  böyleleri  vardıŞu  an  hepsinin  yeri  toprağın  altıOnlar,ebedi  yolculuğun  neresinde  kaldı ??İnsan, doğumla  ölüm  arası  çıkılan  bu  dar  yokuşta  bir  an  dahi  yalnız  değildir.Kendini  yalnız  hissettiği  zamanlar,  Yaradanının  onunla  beraber  olduğunu   unuttuğu  zamanlardır.Yaşam   boyu öyle  bir  hengameye  kaptırır ki insan  kendini,kişilerle  beraberliğine  kilitleniverir  hayatı,yalnızlık  zıt  anlamlı  kalır  sanki   toplumla…Çevresindeki  insanlara  odaklanır davranışı ,düşünceleri.Yaşamını  karşılık  bekleyerek  sürdürür  , etki-  tepki kanunu  gereği.Alırsa  verir,sevilirse  sever,verip de  alamayınca  hayal  kırıklığıyla  yaşar  vermenin  nedametini.Alış  veriş  misali  yaşar  hep..Zarar  ve  kârını  dünyada  iken peşin talep  eder,tahammülü  yoktur  vadeye….Hele  ötelere  verilen  senetlere  hiç  mi  hiç  tahammülü  yoktur.Unutur ‘’Ben  sizin  Rabbiniz  değil miyim ? ‘’  sorusunu.Kulluğu  adına  verdiği  ‘’evet ‘’  cevabını unutur.Unutur  da ,  yolcunun  bir  ağaç  dibindeki  gölgelenme  mesabesindeki  ömrü  için  ister   her şeyi…Kısacık  yaşamına  adar  tüm  sevdiklerini,ömrünü  adar  ona, özlemlerini  adar… Dünyanın  aldatıcı  metalarına  değişir  sonsuzun hazlarını..Kabuğundan  çıksa  bir  an,geçse  aynanın  gerisine  ve  izlese  kendini…Ana  karnında  başlayan  yolculuğumun hangi  safhasındayım,ruhumun  beden  kabından  çıkmasına  kaç kaldı ,mütalaaları  çaksa zihninde,sık sık  hatırlasa,sık  sık  sorgulasa  kendini  ve  yaşamının  hedeflerini.Dünyaya  geliş  amacının  unutulmuşluğuna  yansa  nefsinde..İmanı  tazelense  yağmur  sonrası  toprak  misali , miski  amber misali  koku  saçsa  etrafa  ,aydınlansa  ve  aydınlatsa   gönülleri  Nur-i  Muhammediye  ile …Milyonlar  arasında  ’la  beraber  olduğunu  hatırından  çıkarmasa,tek  canlının  olmadığı  yerde de  yalnız  olmadığını…Düşünse  insan, hissetse  ve  şükretse…Yaşarken  kendini  başıboş  sananlar için  ölüm yalnız  kalmaktır..Rahman’la  her  an  beraber olduğu  idrakine  erenler  için ise Dost’a  yürüyüş,belki  de yalnızlığı ebediyen  terk ediştir   ölüm.Böyle  kişiler  ölürken de  yalnız  değildir,tıpkı  yaşarken  olmadıkları  gibi…Ö.Zeyneb EKİNCİ

  7. YAZI ,HAYATI ,GÖRÜNEN VE GÖRÜNMEYEN YÜZÜYLE  ÖYLE ANLATMIŞ Kİ…ve bu hayatın içindeki  insan,  sanki bütün ıstırapları haykırıyor, çile küpü ama bir o kadar da mutlu.
    yine enfes bir yazıyla beynimize ve yüreğimize hitap etmişsin Gül Ahmed.Gül yüreğine sağlık…..

  8. yazı çok güzel..Nedir istediğiniz? Bir kağıt kalem alın ve istediklerinizi yazın. Zihninizde tamamıyla netleşmeli istediğiniz şey, hiç bir şüphe kalmamalı. “Ben tam olarak ne istiyorum? diye sorun kendinize ve cevabı hızla verip çıkmayın işin içinden, bırakın cevap kendisini koysun ortaya. Amaçlarınızı en geniş şekilde yazın…Bu yazıda da hakikat bulmuş kendini   K O R K M A ………

  9. RABB RAHİMİM YÜREĞİNE HUZUR VERSİN İNŞ SENİ SEVGİSİYLE DAHA KUŞATSIN Kİ O ŞUH İLE NASIL ALT ÜST OLUNURMUŞ TATTIRSIN ,CAN AHMET…..İLAHİ AŞK DERYALARINA DALDIRSIN SENİ….

  10. Sisleri Dağılan Hakikat Ahmet Sadık

    Uzun yıllar, insan mutluluğuna büyük bir engel teşkil eden, çok geniş ve güçlü materyalist fikirlerle karşı karşıya kaldım.Hakikaten materyalist fikirler, asla gündüzün gerçek ışığını göremeyen dağlara benzerler.Bana öyle geliyor ki, hayatın bu değersiz yönüne tırmanmaya çalışmak, insan ruhunun tamamen değersizleşmesine yol açar.Samimiyet ve muhabbet, ümitsizlik girdabına düşen kimseler için ulaşılamaz bir duygudur. Bundan dolayı modern insan doğru olmayan şeylerin gölgeleriyle aldatıldı.Bilginin zirveleştiği bir zamanda bu nasıl olabilir? Doğrusunu söylemek gerekirse, bütün kâinatın ruhani açıdan anlaşılması, ulaşabileceğimiz şeylerin dışında bir yere yerleştirildi.Bu ihaneti kendimize bizzat kendimizin yaptığını söylememe müsaade ediniz.Bizler önceki nesillerin rüyalarında bile göremediği maddi refahla dolu bilim çağının sisleri içinde yaşıyoruz.Evet, kardeşlerim, diyorsunuz ki; “Biz bunların hepsini daha önce işittik.” Mütevazi bir şekilde şunu söyleyebilir miyim?:“Her birimiz burada transit yolcularız.” Cennet hatıralarını hayallerimizde, zihnimizde taşımıyor muyuz? Kaçımız “Ruhani Esaret” ifadesinin manasını bilmektedir?Bizler topraktan yapılmış bir mağarada değil miyiz?Davetten kaçamayacak bir durumdayız. Zaten bir gün yolumuz kabir menziline uğramayacak mı?Hakikatte dünyevi şeylerin geçici sahibi olduğumuzu bilmemize rağmen, niçin ben ve sizler rahat ve rehavete bu kadar çok önem veririz?Gençlik uykusundan uyanıp önümüzdeki kabir kapısını gördüğümüz zaman, korku ve dehşetin arkadaşları mı olalım? Hastalık ve yaşlılıkta bütün ümidimizi yitirip, ümitsizlik karamsarlık denizine yelken mi açalım?Hayır kardeşlerim!Akıl, mantık, kalp ve vicdanımızla bizler dünyevi arzularımızın hiçbirinin tam tatmin edilemeyeceğini biliyoruz.O halde kendi kendinize sorunuz? Biz ruhlarımızda hissettiğimiz bu ihtiyaçlar için nereye müracaat etmeliyiz? Allah o kadar şefkat ve merhamet sahibi değil midir ki, sıklıkla biz O’nun varlığını unutur O’ndan habersiz şekilde yaşarız.Bizim hayatlarımız aslında geceyi kum adasında geçiren deniz martısıyla karşılaştırılabilir.Bu kuşlar kum adasında kendilerini o kadar emniyette hissederler ki; ne var ki, denizin dalgaları onların dinlenme yerlerini yıktığında, esas evlerinin deniz olduğunu hatırlarlar.Sonra da hemen kum adasını terkederek denize doğru uçarlar.Deniz martılarının kum adasında kalmaya hakları olduğunu düşünmek ne kadar safdillikse, bizlerin de kendi varlığımızla kısacık dünya hayatında aynı işaretleri hissedip görebilmemiz gerekmez mi?Bu dünya evi bir konaklama yeridir. Ve asla ebedi kalınacak bir menzil değildir. Bu minvalde eğer kurtuluş istiyorsak; Peygamberimiz’in (sav) hayatını öğrenelim: Zira O’nun en güzel şahsiyeti (fıtratı) hakkında bilgiye sahip olmak, O’na en yakın olmak demektir.Kalblerimizi Kur’an’ın aydınlık tayflarına çevirelim, Kur’an hakikatlarını iksir gibi yudumlayarak, kâinatın sahibi tarafından takdim edilen ebed hediyelerinden payımıza düşeni alalım.Davete icabet ederek, kendimizi ebediyete dönüş için hazırlayalım. Bu dünyanın ne için yaratıldığını bilip idrak edelim. Ve asla gaflete düşmeyelim… Selamlar, sevgiler.* Bizi sarsıp kendimize getiren yeni müslüman olmuş bu Avustralyalı kardeşimizin sözleri üzerinde yorum yapmayı zait görüyor, içinde bulunduğumuz nimeti ve bu elmas hakikatler uğrunda nasıl çalışmamız gerektiğini idrakini okuyucuya bırakıyoruz…

  11. S.A GÜL YÜREKLİ CAN ABİSİ YİNE ÜZERİNDE DURULMASI GEREKEN GÜZEL Bİ KONU OLMUŞ YÜREĞİNE SAĞLIK OLSUN…
    SELAMLARIN VE DUALARIN EN GÜZELİ ÜZERİNE OLSUN
    HAFIZ OLANA EMANETSİN…
    HAYIRLI GECELER…
     

  12. CAN TANESİ YİNE HARİKA BİR PAYLAŞIM, HEP OLDUĞU GİBİ.. SEVGİLER

  13. Yaşamla ölüm arasında sıkışıp kalmışım, bana düşen gitmek.. yollara düşmek geliyor içimden, bir gece vakti. Karanlığın arasında kaybolmak, kimse fark etmeden..belki de en güzeli silinmek bütün fotoğraflardan, hatıralardan bile silinmek..Gitmek belki de kaçıştır tüm acılardan, çaresizliklerden..ve belki de güzele dair ne varsa kaybetmekten korktuğun içindir, belki de kaçış..Hayatla yüzleşmeye korkarsın çoğu zaman. Zayıf yönlerinin su üstüne çıkmasın diye kendi denizinde boğulursun. Boğulursun da beni kurtarın diye seslenmekten bile korkarsın.Kimse görmez elinin yandığını, kimse fark etmez içindeki koru, kimse görmez.. elinde tuttuğun bir güldür ve kanatır elini, dikenlerinin eline battığını gizlersin çoğu zaman. Fark etmez kimse elinin ve yüreğinin kanadığını..Her yolun bir hayale kavuşturacağını ümit edersin ve kendini yollara vurursun. Vuslat değildir güzel olan vuslat uğruna çekilen sıkıntılardır. .yola düşen için önemli olan yoldur, nereye gittiği değil..Bazen insanların sesi karışır yüreğindeki seslere, trenin camından izlerken hayatını. Tüm seslere tüm sıkıntılara rağmen yol seni içine alır ve unutturur tüm acılarını.Durakta inen ve binenleri göz ucuyla izlersin. Aslında izlediğin kendindir ve hangi durakta ineceğini düşünürsün. Ve ne zaman ineceğini.. inmek hem korkutur hem de heyecanlandırır. Yorulmuşsundur artık bu hayat yolundan. Yormuştur seni şehirler ve insanlar. Her şey yormuştur gönlünü ve bu yorgunluklardan kurtulmaktır belki de son durağa varmak.Bilinmezlikte korkutur insanı. Hangi durakta neyle karşılaşacağını, hangi durağın son durak olduğunu bilemezsin. Hep gerilerde bırakırsın sevinçleri ve acıları. Her durakta inen yolcular, gidişleri ile birlikte içinden bir şeylerin koptuğunu hissettirir. Her insan bir şeyler katarken hayatına, bir yandan da alıp götürürler en güzel duygularını.Ve engelleyemezsin gidişleri, ayrılıkları..engelleyemezsin gözyaşlarını, gizleyemezsin tebessümlerini..Yine yollara düşme vakti.. 

  14. selamun aleykum
    yüreğine sağlık Ahmed kardeş çok güzel bir paylaşım ALLAH senden razı olsun
    selam ve dua ile….

  15. cok güzel vede anlamlı ellerine yüreğine sağlık ahmet abi slm ve duayla Allaha emanet ol

  16. YAA DOST!

  17. Kaynayan yağa su dökersen ocağıda harap edersin tavayı da.Gönül dünyasının suyunu bulandırma ki mehtabın akislerini orada dolaşır halde görebilesin;çünkü insanlar ırmağın suyuna benzerler,su bulanınca oraya hiç bir şey aksetmez. HZ.MEVLANA
     
     
    Hayatın içinde normal olmayan bir şeyler var. Hayatı, yaşama sevincinden ayırıp, kedere beleyen. Gözyaşlarının bile açamayacağı kapalı kapıların ardına gizlenmiş sevinç.

    Çocuk olsak, takatsiz ellerimizle itip ardına kadar açabileceğimizi bildiğimiz, bir çaresizliğin içerisinde boğuluyoruz.

    Çocuk olsak belki başa çıkabilirdik diye geçiriyoruz aklımızdan. Oysa biliyoruz çocuk kalamadığımızı. Büyüyüp her şeyi kirlettiğimizin sessiz farkındalığıyla, çaresizce masum olabildiğimiz zamanları özlüyoruz.

    Etrafımız, kalabalıkların kirleterek az önce terk ettikleri, geniş alanlarla çevrili. Umarsızız! Kendi ördüğümüz öfke duvarlarının ardında, bizi kurtarması gerektiğine inandığımız bir şey bekliyoruz.

    Aklımızdan kimseyi kurtarmak için kılımızı bile kıpırdatmadığımız gerçeğini çıkarmak için, başka şeyler düşünmeye çalışıyoruz. Sonuç başarısız. İçimizi kemiren, kendi yoksulluğumuz. İyilik fukarası olduğumuz gerçeğiyle yüzleşmekten korkmanın, derdimize derman olmayacağını biliyoruz artık.

    Keşke, ihtiyaç duyulduğunda, dudaklarımızın hafif hareketiyle, yüzümüzü aydınlatan tebessümü onlardan esirgemeseydik. Keşke, hüzünlü çehrelerini, bir şey söyleyerek sevince beleyebileceğimiz, medet umucuları, somurtarak yanımızdan uzaklaştırmasaydık. Keşke, bir gün yüzümüzde acının çizgileri nin belirginleşerek, yardım dileyen olabileceğimiz aklımızdan çıkmasaydı.

    Belki biz, yarım kalmış tek bir sevinci tamamlayabilseydik ömrümüz boyunca, şimdi ihtiyaç duyduğumuz takati, usulca getirip yanımıza bırakabilecek bir kişi olurdu.

    Tek başına ağlamak zor! Kimsenin yanaklarımızdan süzülen damlacıkları silmeyeceğini bilmek, gamzelerimizi sızlatıyor. Hiç aşk ile pervane olmadığımız itirafının yakıcı hakikati tüketiyor, bütün iyi niyetlerimizi.

    Anlıyoruz ki, aşk başka bir şey. Bizim kudretli zamanlarımızda sandığımız gibi, elimizi şakırdattığımızda etrafımızda pervane olan değil aşk. Anlıyoruz, lakin çok geç!

    Şimdi çok yalnızız. Uzun ve soluksuz ağlama nöbetleri bekliyor bizi, hayatımızın bundan sonraki tamamında.

    Belli ki, kahkahalarla gülme kontenjanımızı, küçük heveslerin peşinde tüketmişiz. Elimizde, yalnızlık ipiyle sıkı sıkıya üzerimize bağlanmış çaresizliğimiz kalmış.

    Artık ne yapsak boş! Kalan ömrümüzü, geçmişimizde biriken fenalıklarımızın bedellerini ödemek le tüketeceğiz.

    Yaşama sevinci sanarak tükettiğimiz her şeyin, süfli hislerimizden başka bir şey olmadığını, kalan ömrümüzün her dakikasında içimiz yanarak anacağız.

    Öylesine yalnızız ki, cam kenarına konan bir serçe ile bile oynaşma iznimiz yok. Hiçbir serçe bilmiyor pencere kenarımızın yolunu. Keşke soğuk kış gündüzlerinde, birkaç parça kırıntı bırakarak alıştırsaydık serçeleri diye hayıflanıyoruz.

    Hayatın içinde normal olmayan bir şeyler yok! Sadece kendimiz için yaşamaktan kirlenmiş bir hayat var önümüzde. Başkasının acısına kahrolmadan, kendisinden başkasının tebessümüne sebep olmadan, tek bir yetimin başını okşamadan zayi olup gitmiş, bir hayatla karşı karşıyayız.

    Değilsek eğer, karşılaşmamak için bir şeyler yapmalıyız.
    Korkuları kaybetmekten korkma, kendini kendinde kaybetmekle bul hakikatin hakiki yüzünü ve özünü.
    RABBİM HER İKİ CİHANDA SENDEN RAZI OLSUN CANN KARDEŞİM HER ZAMANKİ GİBİ SÜPER BİR PAYLAŞIM YÜCE YARADAN HAKİKATİN HAKİKİ YÜZÜNÜ VE ÖZÜNÜ GÖREN BİLEN VE BULANLARDAN EYLESİN İNŞAALLAH SELAMETLE KAL ABLASII…

  18.           LEYLİ GECE ÇÖKTÜ  ÜZERİMİZE   
    Leyli gece çöktü üzerimize , karanlık gecelerin aydınlık sabahlarını bekliyoruz .Kim bilir belki o gün bugündür ya doğmazsa güneş diye korkuyorum .Ölümle yaşam arasında… ,
    Bir de cennet ve cehennem ,ümitle korku hassas denge yaşamın anlamı ..Sevap ve günah arasında..
    Uyurken belki uyanamayacağız ve ebede yolculuk başlayacak Rüyayla ,gerçek arasında , 
     Adem yaratılırken secde eden melekler itaat etmişlerdi. Bir an karşı gelenler vardı Rahmana, Melek ve insan  arasında
    Dünya ince bir çizgi bir varoluş ,kimine göre sonun başlangıcı kimine göre  başlangıcın sonu Varlık ve yokluk arasında 
    Belki adınız anılmayacak , belki  hoş bir seda bırakacaksınız şu dünyada belki de yitik biri olarak göçeceksiniz ukba ya İyilik ve kötülük arasında 
    Bir güvercin can verirken avuçlarında çaresizliği tadacaksın , yardım etmeye çalışacaksın  umutsuz bir varlığa Sevgi ve nefret Arasında
    Günahlar mıknatıs gibi çekerken seni , ya iteceksin elinin tersiyle, ya da teslim olacaksın tüm hücrelerinleİman ve küfür arasında
    Bir gece vakti ayı gördüğünde , gündüz olunca güneşi  ,Rabbinin sana sunduğu tüm nimetleri durup düşüneceksinTefekkür ve inkar arasında
    Açlılıp defterler uzatıldığı an sol taraftan , bir yanda gül-i rana bir yanda kor alevler , tercih yapmak zordurİsminle ateş arasında   MEHMET AKİF BALTACI
     
    selam ve dua üzerine olsun can parecik,nur yürekli kardeşimm…

  19. Ümmü Seleme (RA) nın bildirdiğine göre Allah Resülü evinden her çıktığında muhakkak yüzünü semaya çevirir ve şöyle dua ederdi" Bismillah, Allah\’a tevekkül ettim Allahım! Sapmaktan, saptırılmaktan, kaymaktan, kaydırılmaktan, haksızlık yapmaktan, haksızlığa uğramaktan,cahilce davranmaktan ve cahillerin davranışlarına muhatap olmaktan Sana sığınırım" ( Ebu Davud Edep, 102-103\\Tirmizi, Deavat, 35)
     selam ve duaile CANN

  20. KAYNAT MUHABBETİN KAZANIN KAYNAT!
    BİR NASİHAT EYLE DOSTLARA DİNLET!
    GEVHER DERYASINDA GEVHER AL DA SAT,
    AZİZİM SULTANIM SEN SAFA GELDİN!
     
    SOHBETTE HER ZAMAN MUHABBET AÇAR,

  21.  
     
    KAPIYI İÇERDEN AÇMAK
     
    9. yüzyılın büyük İngiliz ressamlarından William Holman Hunt’ın, bir bahçeyi tasvir eden  bir tablosu Londra Kraliyet Akademisi’nde sergileniyordu. Hunt’ın; “Kainat ışığı”adını verdiği bu tabloda geceleyin elinde bir fenerle bahçede duran filozof kılıklı bir adam görülüyordu. Adam, serbest kalan eliyle bir kapıyı vuruyor ve içeriden bir cevap bekler gibi görünüyordu. Tabloyu tetkik eden bir sanat eleştirmeni Hunt’a dönerek :- “Güzel bir tablo doğrusu, ama   manasını bir türlü  kavrayamadım.” dedi. Adamın vurduğu kapı hiç açılmayacak mı? Ona kapı kolu takmasını unutmuşsunuz da..” Hunt gülümsedi ve ekledi: – “Adam alelade bir kapıya vurmuyor ki..Bu kapı, insan kalbini simgeliyor..  Ancak içerden açılabildiği için dışında kola ihtiyacı yoktur”.

    SELAM VE DUA İLE HAYIRLI GÜNLER

  22. ŞÜKREDELİM.
    HEMEN ŞİMDİ!
    İçinde bulunduğumuz durumdan ve sahip olduğumuz koşullardan şikayet ederken, karşılaştırmayı hep elimizde olmayanlarla yada sahip olmak istediğimiz daha iyi imkanlarla yaparız. Halbuki, nelere sahip olduğumuzu, bunların önemini ve yokluklarında nasıl bir durumda olup neler hissedebileceğimizi bir düşünsek, şükredecek ne kadar da çok şeyimiz olduğunun farkına varabiliriz. Örneğin, arabamız olmadığı için okula yada işe arabayla gidememekten, otobüs yada dolmuşla gitmekten şikayet etmek yerine; otobüse binebilecek kadar imkanımız olduğuna, o mesafeyi yürümek zorunda kalmadığımıza şükretmeliyiz. Eminim bu yazıyı samimiyetle okuyan ve bu örneğin üzerinde ciddi ve derin bir şekilde düşünen akıl ve gönül sahiplerinin aklına otobüse binebilecek imkanları da olmayan ve yürümek zorunda kalanlar geldiğinde; aynı zamanda yürüyebilmenin de çok büyük bir nimet olduğunu hatırlayarak, Allah’ın bize vermiş olduğu bedenimizin yürüme fonksiyonunu yerine getirebilecek kadar sağlıklı olmasına, ayağa kalkmak ve bir yerlere gitmek için başka birinin yada bir aletin yardımına muhtaç olmadığımıza şükretmek de mutlaka gelecektir. Öyleyse, Yüce Rabbimizin lütfundan bizlere sağladığı imkanları, içinde bulunduğumuz her durum ve şartta samimiyetle değerlendirerek sahip olduklarımıza şükretmeliyiz. Eğer bu yazıyı sonuna kadar okuduysanız; hemen şimdi bilgisayarınızın yada internet erişiminizin olmasına, böyle siteler oluşturarak sizi şükretmeye hayra ve barışa sevk eden kişilerin olmasına, okuma becerinizin olmasına, yazıyı okuyabilecek gözlere, anlayabilecek akla sahip olmanıza, böyle sitelere girip dini yazıları okumaya zaman ayırabilecek kadar dine ilginizin olmasına ve imanınıza şükrederek başlayabilirsiniz.
    selamların ve duaların en güzeli seninle olsun
    hayırlı vede bereketli günler
    ALLAH\’A EMANET OL
    GÜL YÜREKLİ…CAN ABİSİ….

  23.  

  24.  sen can kardesım ne kadar guzel konular  goz onune getırmısın ey rabım senı cenetıne koysun ınsaallah senı  butun arkadaslamın  saygı ve sevgıle selamlıyoruz guzel yureklı kardesımız ahmet . rabıme emanetsın.

  25.  
    GÖK KAPILARINI TİTRETEN DUA
     
    Asrı Saadette ticaretle uğraşan bir tacir mümin vardı. Bu tacir ticaretinde helal haramı gözetir. Allah ve Resulü için bu ticareti yapar, herkesin hakkına riayet ederdi. Ticaretini Şam ile Medine arasında gerçekleştirir çoğunlukla da ticaret kervanları ile hareket etmez, tek başına yolculuk yapmayı severdi. Bir alacağını almış, satacağını da satmış ve Şam\’dan Medine ye doğru hareket etmişti. Epeyce yol almıştı ki, baştan aşağı silahlı bir eşkıya ile karşılaştı. Eşkıya bu mümin taciri tehdit etti; "Mallarını şuraya indir, develerini de şu ağaca bağla." Mümin tacir: "Mallarım senin olsun, beni bırak gideyim. Eşkıya; "Bugüne kadar soyup da öldürmediğim kimse yok Senin hem mallarını alacağım, hem de canını." "Madem beni öldürmeye kararlısın, senden son bir talebim var" "Söyle talebini" "Ben Müslüman\’ım abdest alıp, iki rekât namaz kılayım ondan sonra beni öldür." Eşkıya izin verir. Tacir önce abdestini alır, sonra da İki rekât namaz kılar ve ellerini Rabbine açar: \’Ya Vedud! Ya Vedud! Ya Ze\’l-arşi\’l-mecîd! Ya Mübdi, Ya Mu\’id! Ya Fe\’aalün lima yürid! Eselüke bi-nuri vechike\’l-lezi mele\’e erkane arşike ve es\’elüke bi-kudretike\’l-leti kadderte biha halkake ve bi rahmetike-lleti vesiat külle şeyin. La ilahe illa ente. Ya Muğis, eğisni! Ya muğis, eğisni! Ya muğis, eğisni! Mümin tacirin duası bitmişti ki, çok garip bir hadise meydana gelir. Birden beyaz bir at üstünde yeşil elbiseli, elinde de harbe olan bir süvari peyda oldu. Eşkıya şaşırmış, ne yapacağını bilemez bir durumda idi. Eşkıya, taciri ve malları unuttu, ortaya çıkan bu süvariye saldırdı. Süvari bir darbe ile eşkıyayı yere düşürdü. Süvari tacire dönerek: "Öldür bu eşkıyayı" dedi. "Ben hayatımda kimseyi öldürmedim, insan öldürmeyi hoş görmem. Beni bağışla." dedi. Sonra süvari eşkıyayı bir darbe ile öldürdü. Tacir sordu: "Sen kimsin?" "Ben üçüncü kat gökte duran bir meleğim. Bu adamı öldürmeyi Allah Teala bana nasip etti. Sen namazından sonra ellerini kaldırıp duaya başladığında, gök kapılarının çalındığını duyduk, öyle şiddetle çalınıyordu ki. Mühim bir hadisenin olduğunu anladık. İkinci defa dua ettiğinde gök kapıları açıldı. Üçüncü defa dua ettiğinde, Allah Teala, Cebrail Aleyhisselam\’ı görevlendirdi. Cebrail Aleyhisselam şöyle dedi: \’Dua eden falan mümini kim kurtaracak" Ben talep ettim de görevlendirdiler. Ey Allah Teala\’nın mümin kulu! İyi bil ki! Senin yaptığın bu duayı kim yaparsa Allah Teala onun sıkıntısını giderir, ona yardım eder." Bu hadiseden sonra mümin tacir yola koyulur ve Medine\’ye varır. Soluğu Kâinatın Efendisi Sallallahu aleyhi ve sellem\’in huzurunda alır ve başından geçen hadiseyi anlatır. Taciri dinleyen Kâinatın Efendisi Sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Muhakkak ki, Allah Teala sana esma-i hüsnayı telkin etmiş. 0 isimlerle Allah Teala\’ya dua edilirse, istenen verilir."
     
     
    SELAM VE DUA İLE HAYIRLI GÜNLER ABİCİM

  26. merhaba ben bu yazdıklarınızı okudukca rahatlıyorum cünkü ben nerdeyim nasıllım bilmiyorum ama okudukca huzur buluyorum müslumanız diye geciniyoruz ya aslın da deyiliz tam anlamıy l a yaşayamıyoruz arkadaş lar allah hepiniz den razıolsunokuduk ca huzur bulmak istiyoru yazın ben okuyayım allah amanet olun

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s