Sevginin adresi O’nu, Allah’ı (cc) gösteriyor…

Sevgi herşeydir

“…Aranızda merhamet ve sevgi vermesi de

nun âyetlerindendir. Düşünen bir topluluk için

bunda ibretler vardır.” (Rum Sûresi, 21)O

En güzel bir yanımız da sevgimiz. İçimizde çiçekler, güneşler açtırır sevgimiz. Yaşadığımızın, insan olduğumuzun farkına vardırır.

Sevgiyle bakmayan gözler, kördürler. Kalpler de öyle. Sevgiyle uzanmayan eller, okşamayı bilmezler. Kendi güzelliklerinden verip, paylaşmayı da bilmezler. Sevgi bir şey değil, her şeydir. Mevlânâ, “sevgisiz insan, kanatsız kuş gibidir” der.

Sevgi, insanın yaratılışıyla birlikte ortaya çıkan ve insanla var olan bir gerçek. Yüce yaratıcının takdiri bu. Mayamıza, hamurumuza kâinatı içine alacak bir sevgiyi koymuş. Öyle bir deniz ki, sahili yok. Kimi farkında, kimi de habersiz bu hazineden.

Sevgi dolu yürekler, bahar gibi gelirler, güneş gibi kendini gösterip ortalığı bir anda ısıtır ve aydınlatırlar. Sevgimiz yüreğimizden gözlerimize de yansır.

Bir anne, “Evlâdım, ekmeğinin üzerine yağ mı süreyim, bal mı?” diye sorar. Çocuk, “Anneciğim, sadece sevgini sür, yeter,” der.

Sevmek ve sevilmek, güneşi iki yanından hissetmektir. Sevgisizlik, ışıksızlıktır. Hemen fark edilir, seslere ve sözlere de yansır. Sevdiğini ve sevildiğini bilen insan ne bahtiyardır. İnsanın en büyük acılarından “yalnızlık” duygusunun da sevgide çözümlendiğini görüyoruz. Sevginin kendisi her şeyden güzel, her şeyden iyidir. Hatta pek çok güzelliklerin ve sayısız iyiliklerin bile kaynağıdır.

Sevgiyle neler olmaz ki, ne hizmetler yapılır. Ne yuvalar kurulur. Nice kalpler onarılır. Nice eli yüzü ışıldayan nesiller yetişir. En önemlisi de insanlar sevgiyle barışır, birbirine kaynaşır. Denizler durulur, öfkeler susar, rüzgârlar diner. Nice kavgalar, çekişmeler biter. Bir uykudur âdeta sevgi, acıların ve dertlerin üstüne çöker.

İçimizdeki yabancılık duygularını silip, yerine yakınlık duygularını getiren sevgi. Yaşadığınızı o zaman anlarsınız. Ömründe bir defacık olsun sevgi sözünü duymamış kalpler, ne kadar yoksul, ne kadar hastadır kim bilir!.. Rabbim! Seni sevmek, Seni anlamakla tatmin olacak bu kalplere ne oldu?

Ey kalbimizin ve sevgimizin sahibi, çekme elini kalbimizden. Düşmanlık duygusunu, kini, hasedi sök at içimizden. Sevginin saltanatı ebediyen hükümran olsun.

Sevgi yoksa duramazsınız, onsuz yapamazsınız, peşine düşer ararsınız. Hayatı o zaman anlar ve derinden kavrarsınız. Allahım ne zenginliktir bu… Gerçek yoksulluk bundan mahrumiyet. Bilmeyenlere, duymayanlara da nasip eyle.

Gözlerimi seviyorum; güzeli görebildikleri için. Kulaklarımı seviyorum; bütün sesleri nasıl da seçip dinleyebiliyorlar. Dokunmak, duymak, tatmak hepsi ne güzel. Yalnızca beş duyu mu?.. Hayır. İnsanın sayılamayacak kadar çok manevî duyguları da var. Bunları bir yüreğe koyup, onun içine sığdıran Rabbimi de seviyorum. Bütün baş döndürücü bu güzellikleri, bir sofra gibi serdiği için önüme, seviyorum.

Sevgiyle bakınca, dertler de azalıyor, acılar da hafifliyor. Öyle bir dünya açılıyor ki içinizden, dışınızdaki dünya onun yanında çok ama çok ufak kalıyor. Allah’ı (cc) ne kadar sevsem az. Böylesine güzeli seven bir yürek verdiğin için şükran duâlarım sadece Sana’dır. Bizi arındırıp, güzelleştiren sevgilerden dilerim nasibiniz çok olur.

Gülü sevmeyen, güzeli sevmeyen insan yok. Demek ki gülü seven, gülü yaratanı da sevebilir. Güzeli sevenler, o güzelliğin sahibini ve yaratıcısını da sevebilir. Sevginin adresi O’nu, Allah’ı (cc) gösteriyor.

Sevgi güzelleştiriyor insanı. Mutlu kılıyor. Bu duyguyu içinde duyan, yıkanıp arınan ruhlar, başkalarını da mutlu etmekten geri kalmıyorlar. Mutluluk da sevgi gibi tek başına yaşanılmıyor. Yansımak istiyor, çoğalmak ve paylaşılmak istiyor. O zaman İlâhî bir ışık gönlümüzden elimize, yüzümüze vurmaya başlar.

 

Verdiğiniz zaman sevgiyle verirsiniz. Elinizdeki belki çok az bir şeydir ama karşı tarafa çok görünür ya da Allah öyle gösterir. Her şeyini verenlerin, vermekten çekinmeyenlerin ambarları hiç boş kalmaz. Sevgi paylaşıldıkça artar. Bu köhne dünyada nefsin ve şeytanın tuzaklarına takılan ruhlar, sevgiyle özgürleşir ve serbestleşirler ancak.

Sevgi içimizde çiçekler, güneşler açtırır. Yaşadığımızın, insan olduğumuzun farkına vardırır.

Sevmeyenlere, sevgiyle bakamayanlara acıyın, onlara duâ edin. En büyük azabı tatmakta olduklarından haberleri bile yok. Mümkünse uyandırın bir sevgi sözüyle, bir iyilikle, bir gülle, bir çiçekle gönüllerini alın. Bir de bakarsınız ki, ardınızdan bir sevgi seli çağlayıp coşabilir. Hiç yoktan her şeyi yaratan Allah (cc) o kalplerde sevgiyi niye yaratmasın.

Taşa göz vermeyen Allah, katı kalplerde de sevgiyi ve merhameti yaratmıyor. Biz duâ edelim, onlar için de, bütün kardeşlerimiz için de isteyelim bu sevgiyi. Ey Rabbimiz, kalbimiz Senin. Kalbimizi sevginle rızıklandır.

Sevginin en gerçeği ve en yücesi, hiç şüphesiz her şeyin ötesindeki derin bir Allah sevgisidir. Öze doğru, bir olana, Allah’a doğru yöneliştir bu sevgi.

Bediüzzaman, “Aşk şiddetli bir muhabbettir; fani mahbuplara müteveccih olduğu vakit, ya o aşk kendi sahibini daimî bir azap ve elemde bırakır; veyahut o mecazi mahbup, o şiddetli muhabbetin fiyatına değmediği için bâkî bir mahbubu arattırır; aşk-ı mecazî, aşk-ı hakikîye inkılâp eder” der (Mektubat).

Geçici sevgilerin de Allah’a ulaştırıcı olmakla beraber, onların tehlikelerini de nazara verir Bediüzzaman. İnsanın bu zayıf yönüne de dikkat çekmekten geri kalmaz.

Sevgi bahsi olur da Mevlânâ’ya kulak verilmez mi?

“Sevgiyi anlatmak için ne söylersem söyleyeyim, asıl sevgi belirdi mi, sözlerimden utanırım. Sevgiyi, şefkati yine ancak sevgi anlatır. Güneşin varlığına delil, yine güneştir. Ben öyle bir sevgiyle doluyum ki, benden öncekilerin sevgileri de bende, benden sonrakilerin de… Dinim, sevgiyle yaşamaktır. Yüreğinde Allah sevgisi büyümeye başladı mı, Allah seni seviyor demektir…”

Son sözümüzü Saadet asrından bir öyküyle bağlayalım:

Hz. Peygamber anlatıyor:

Bir adam, başka bir beldede bulunan bir arkadaşını ziyaret etmek maksadıyla yola çıkmıştı. Allahu Teâlâ, adamın yolunda, bir meleği vazifelendirip insan sûretinde bekletti.

Adam o melekle karşılaşınca, melek kendisine:

“Nereye gidiyorsun?” diye sordu.

Adam:

“Şu beldede bir din kardeşim var, onu ziyaret için gidiyorum,” diye cevap verdi.

Melek:

“Onunla alâkalı yapacağın herhangi bir görev mi var?” diye sordu.

Adam:

“Hayır, öyle bir şey yok. Allah için sevmemden başka kendisiyle hiçbir işim yok,” dedi.

Bunun üzerine o melek:

“Ben, senin o din kardeşini Allah için sevdiğin gibi, Allah’ın da seni sevdiğini sana bildirmek üzere vazifelendirilen Allah’ın bir elçisiyim” dedi. (Müslim)

Selim GÜNDÜZALP

http://www.yeniasya.com.tr

32 Yanıt

  1. Sevgi nedir, nasıldır, nerede gizlidir? Bir bebeğin gülüşünde mi? Yoksa bir çiçeğin kokusunda mı? Belki güneşin doğuşunda belki de annenin yüreğinde. Tarif edebilir misiniz sevgiyi? Bakışlardaki saflık, yüreklerdeki giz midir acaba? Yaşayabilir miyiz onsuz. Havasız susuz yaşanabilir mi ki sevgisiz yaşansın. Ruhlara can veren kan veren sevgi değil midir? Onunla yeşerir ümitler, yakın olur uzaklar, kolay olur zorluklar. Özgürlüktür sevgi… Özgürce yaşandıkça hissedilir ancak. Tutsak olursa sevgi sevgi sayılır mı hiç? Vurulrursa zincirlere, konursa parmaklıklar ardına, çırpınır durur can çekişen kuş misali. Hissetmektir sevgi. Güneşi çiçeği hatta buz gibi bir kalbin çözüldüğünü hissetmek. Sımsıcak olur içimiz onun farkına varınca. Bir martının kanadında hissederiz kendimizi. Uçarız maviliklere. Sonra denizlere karışır, derya olur gideriz… Sevgiler paylaşıldıkça güzelleşir, çoğalır. Büyür; dallanıp budaklanır. Sarar kolları herkesi. Onunla atılır nice dostlukların temeli, onunla kurulur yeni dünyalar.
    Sevgiyi göstermenin birtakım yolları vardır. Sözlerle belli edildiği gibi, davranışlarla da belli edilebilir. Bazan sözlerimizle anlatamadığımız duygularımızı, sıcak bir gülüş, bir dokunuş, bir çiçek ne güzel anlatır değil mi? Bazı yöresel simgeler vardır. Yemenilerdeki oyalar, maniler, renkler, çiçek türleri… Daha niceleri söze gerek kalmadan anlatır sevgiyi. Hastalıklı sevgiler vardır. Bu yüzden ölümü göze alanları biliriz. Bencildir bazı sevgiler. Paylaşılamaz bir türlü, içimizdedir. Adı bizde saklıdır daima. Çok uzun yıllar sonra farkettiğimiz sevgilerde vardır. Ne yazık ki bize sunulan bu sevgiyi çok geç anlamış oluruz. Saygı duyulmadan gösterilen sevgiler ne yazık ki, kısa sürede ölmeye mahkumdur. Sevgi, saygı çerçevesinde gelişir, kalıcılığını korur. Hatta güçlenerek devam eder. Çünkü en yüce duygudur o. Mutluluğun kaynağı sevgilerdedir. Bu yüzden çocuklarımıza, küçük yaşlarda sevgiyi aşılayalım. Sevgimizi türü ne olursa olsun belli etmekten kaçınmayalım. Ruhen ve bedenen yıpranmamak için sevdiğimizi hissettirelim. Çünkü: Sevgiler paylaşıldıkça çoğalır, güzelleşir. Haydi sevelim sevilelim.
     
    zeynebder org….
     
    selam ve dua ile nur kardeşim…Rabbim rızası üzre beslenen sevgilerden mahrum eylemesin bizleri…O\’nun rızası gözetilmeyen hayatın ne lezzeti olur ki…

  2. Sen sebepsiz sevilirsin. Sevgilerimin sebebi Senin muhabbetindir. Sen zaten sevdiğimsin. Sevdiğim yüzlerde sevdiğim Senin cemalindir. Sevdiğin için var ettin beni. var edildim,sevdim Seni. Aynalara düşen Senin cemalinim gölgeleridir. Kalplere Senin muhabbetin aşk verir. Sevmeler Senin sevdirmenle sahicidir. En Sevgilim(sav) Senin de sevdiğindir. Bilirim ki Muhammede(sav) tabi olmakla Seni severim. Bilirim ki Muhammedi(sav) sevmekle Senin tarafından sevilirim. Eşyanın renkleri senin sevmenin cilveleridir. Çiçeklerle sevindir beni. Canlıların hayatları Senin muhabbetinin parıltılarıdır. Ebedi ihya eyle beni. Göğün ışıkları kuşların cıvıltıları Senin tarafından sevildiğimin habercisidir. Sevdiklerinden eyle beni. Ruhuma tattırdırğın şefkat ve muhabbetin en saf mutluluğumdur. Vuslatını ebedi tesellim eyle. En Sevgilinin(sav) benim adıma Sana yakarışı en büyük ümidimdir. En Sevgilinin(sav) hatırına beni de kulun kabul eyle… Aminnnnnnn
    Senai Demirci

  3.     Mesela Bilal-i Habeşi Radıyallahu Teala anhu köleyken müslüman olmakla Peygamber\’e aşık oldu.Dünya namına bir menfaate ulaşması,bir lezzeti bulması yahud içindeki ğaleyanın elemini izale için değil,bilakis,illetsiz,ğarazsız,ivazsız,bedelsiz Peygamber\’i sevdi ve ona aşık oldu.Sevgilisini ve ma\’şukunu her yerde överdi.Onun Peygamber\’i övmesi,efendisi Ümeyye bin Halef\’i rahatsız etti.
        Peygamber\’in sevgi ve aşkından vazgeçmesi için efendisi Ümeyye bin Halef önce onu sözle tehdit etti,sonra bilfiil işgenceye soktu.Bazen sıcak zamanında sırt üste koyar,üzerine sıcak bir taşın konulmasını emreder:
       "Senin ma\’budun Lat ve Uzza\’dır."derdi.O da:
       "Ehad! Ehad! derdi.
        Bazen de boynuna bir halka takar;halkanın ipini çocukların eline verir;çocuklarla onu yerde süründürüp çektirir,yine:
        "Lat\’a,Uzza\’ya inan."diye ona emrederdi.Bilal ise,Peygamber Aleyhissalatu veselam\’ın aşkından dolayı bunca işkence halinde:
         "Ehad! Ehad!"Ben Lat,Uzza,hübel Naile,Buvana adlı putları inkar ederim."derdi.
        Amr bin As Radıyallahu Taela anhu diyor ki:"Allah\’a andolsun,Bilal\’in üzerine konulan taş\’a bir parça et konmuş olsaydı,pişecekti.O kadar sıcaktı."
        Bunca işkenceler  Bilal Radıyallahu Teala anhu\’yu,Muhammed Sallallahu Aleyhı Ve Sellem\’in aşkından vazgeçiremedi;övmesini terkettiremedi.
        Nihayet Ebu Bekr Radıyallahu Teala Anhu Ümeyye bin Halef\’e Bilal Radıyallahu Teala anhu\’dan daha kuvvetli müşrik bir köle vererek Bilal\’i satın alıp azat etti.Zaten kölelelik o zamanda devam ediyordu.
        Mesnevi\’nin Tercümesinde Nahifi,Bilal Radıyallahu Teala anhunun aşkını şöyle dile getirmektedir:
    "Efendisi Bilal Radıyallahu Teala anhuyu cezalandırmak için zulmetse de vazgeçiremezdi,çünkü Bilal vucudunu  ma\’şuku Muhammed Sallallahu Aleyhi Ve Sellem\’e feda etmişti."
    "Kızarak efendisi:sen niçin Ahmed\’i medh-u yu sena edersin,dinimi inkar edersin diye sorguya çekerdi."
    "Güneşe karşı göğsü üzerine kızışmış taş koyup dikenli bir sopayla Bilal\’i döverdi,dövdürürdü.Bilal ise Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem\’in aşkından vazgeçmez:
    "Ehad!Ehad!"yani "Allah birtek tir.Allah birtek\’tir"der ve bunula iftihar ederdi."
    "Nihayet Ebu Bekr Radıyallahu Teala anhu oradan geçerken kulağına:Allah Birtek\’tir.Allah Birtek\’tir."sözü çalındı."
    "Gözleri yaşardı,kalbi ızdırap çekti.Doğrusu Bilal\’in kalbindeki aşkın nur\’u,Ebu Bekr Sıddik in kalp ve latifelerine aksetti.İki aşığın aşkının birleşmesiyle Ebu Bekr Sıddik acıyı paylaştı.Bilal Habeşi,hem Ebu Bekr Sıddik in kendi,acısını paylaşmasında,hemde"Ehad"sözünden,sevgilisinin=ma\’şukunun kousunu almakla işkenceleri hissetmez olurdu.
    İSMAİL ÇETİN/Aşk Kitabı
    DİLARA YAYINLARI
     

  4. BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM – ALLAH(C.C.)IN SELAMI MERHAMETİ SEVGİSİ SİZ VE TÜM İSLAM ALEMİ ÜZERİNE OLSUN İNŞALLAH

    Canım kudret elinde olan Allah\’a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız!"(Hadis-i Şerif)
    Amellerin en üstünü, Allah için sevmek, Allah için nefret etmektir(hadisi-Şerif)
    Benim rızam için birbirlerini sevenlere, birbirlerini ziyaret edenlere ve birbirlerine ikram edenlere muhabbetim vacip olmuştur(hadis-i Şerif)
    Celâlim hakkı için, birbirlerini sevenler nerede? Bugün onları, gölgemden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı şu anda, gölgemde gölgelendireceğim(Hadis-i Şerif)
    Sevdiğini ölçülü sev! Çünkü o, bir gün nefret ettiğin kişi olabilirNefret ettiğinden de ölçülü nefret et! Çünkü o, bir gün sevgili dostun olabilir(Hadis-i Şerif) SELAM VE DUA İLE ABİCİM HAYIRLI AKŞAMLAR

  5. Yaratılmış her şeyi sevmek gerek yaradan dan ötürü. O yüzden şefkatle kucaklayabilmek gerek kainattaki tüm zerrecikleri ve tüm yürekleri. Zengin borcunu ödemeli fakire ki, hak etsin iki cihan servetini.Zahmet vermeli biraz rahmete kavuşmak için.  Merhamet etmeli kainata, merhamete mahzar olmak için…Sevgiler can tanesi 

  6. sevmek… sevmek ama sevdiğini dahi bilememek öyle bir sevgiki güneşin önünde erimek sevmek ama sevdiğini asla söylememek sevgide seveni değil sevdireni görebilmek! mecnun gibi kendine ben leylayım demek leylanın kanı akar diye doktora gidememek kan alınsa damarından leyla akar diye üzulmek sevgi otuz iki dişi birden bir anda söktürebilmek! üzülmek ama kendine değil hep leylaya üzülmek çöllerde yalnız ama ruhunda leyla ile gezinmek! bezenmek fakat elbise değil leylayla bezenmek bekada gezinmek onunla ebediyete dek süzülmek … bir sevgi ki bu sevgide kendini tamamen silmek sönmek ama suyla degil ateşlerle sönebilmek ! ateşler içerisinde halil ibrahim gibi dönebilmek öyle bir sevgi ki cebraili dahi arada görememek sevgi züleyha gibi sevdalanıp parmaklarını dilmek sevgisi için züleyhaya bakmayıp zındana girebilmek ! sevdim.. bakmam asla senden başkasına diyebilmek işte sevgi budur köle iken mısıra sultan olabilmek ! öyle bir sevgi ki zekeriya gibi testereyle bölünmek testereler altında bir kez dahi olsun ah diyememek ! ömrünün sonuna kadar rahat elbisesi giyememek en acısıda ölürken edeben seni seviyorum diyememek… gülememek birdamlam, bu dünyada gülememek… sevgi ne ağladığını nede güldüğünü dahi bilememek ızdırpalar içinde her gün ölmeyi isteyip ölememek .. en acısıda onun seni sevip sevmediğini bilememek !!!!! sevgi aşka varıp güllerin gülü gibi miraç edebilmek huzurda cemali seyrederken ümmeti çok sevebilmek!!!! inmek miraçtan ama ümmetine hediyeler getirebilmek !!!!!!!!!!!! giderken haka kendini değil yine ümmetini götürübilmek !!!!!!!!!!! işte sevgi güzeller güzelinin uğruna binlerce kez ölmek! sevgi ölüme giderken ağlamak değil neşe ile gülebilmek ! dünya çekil aradan bitti işte mevlama gidiyorum diyebilmek !!!!! son söz sevmek,sevmek,sevmek,sevmek,sevmek,sevmek

  7. s.a hayırlı akşamlar kardeşim güzel bır paylaşım bırçok
    güzelliği tekardan hatırlattın allah razı olsun selam ve dua ie

  8. Sevmek çok zor ama bir o kadar da şerefli bir duygudur. Zordur; çünkü sevmek, sevilenle seven arasında menfaate dayalı olmayan bir ilgiyi gerektirir. Karşılıklı fedakârlığı, vefayı gerektirir. Cefaya karşı sabrı, sert rüzgârlara karşı dağılmamayı gerektirir. Sevmek, sevileni kırmamayı, ona karşı yanlış yapmamayı, kendi isteklerini sevilenin isteklerine tercih etmemeyi gerektirir.
    İsterseniz çocuğunuzu, isterseniz eşinizi, isterseniz bir canlıyı, çevreyi veya başka bir şeyi sevin. Sonuç değişmez. Hayatın zor labirentlerinde bu metaneti yitirmeden yürümeniz şarttır.Biz bugün farklı bir sevgiden bahsedelim…
    Biz bugün farklı bir sevgiden bahsedelim, belki sevginin esası olan sevgiden bahsedelim. Yüce Allah’a karşı hissetmemiz gereken sevgiden…Şimdi şöyle bir soru sorsam ve desem ki “ Allah’ı seviyor muyuz?” İnanıyorum ki hepimiz “ Elbette Allah’ı seviyoruz” diyeceğiz. “ Allah sevilmez mi, O’na kurban olalım!” deriz. Bu duygumuzda samimiyiz de. Çünkü hiç kimse “ Allah’ı sevmiyorum” demez, diyemez. Hiç inanmayan bile böyle bir cümlenin yüküne talip olamaz, olmamalıdır da.
    O zaman ikinci soruyu soralım ve “O zaman sevgi nedir?” diyelim. Veya bizim sevmemiz yeterli mi? O’nu sevmek mi önemli, yoksa O’nun tarafından sevilmek mi?
    Ne dersiniz, bütün bu sorulara bir çırpıda makul cevaplar verebilecek miyiz?
    Dilerseniz gelir İslâm tarihinin ölümsüz şahikalarından enfes satırlar okuyalım. Bakalım sevgiye nasıl bir anlam yüklemiş büyükler?
    Bistamlı Beyazıd sevgi sanılan boş bir kuruntunun, duvarların yüzüne çarparken unutulmaz bir ders verir:
    “ Allah’ı seviyorum sanırdım! Ama anladım ki, esas olan O’nun sevmesi imiş. Allah bir kulu severse, onun kalbini kendisi ile meşgul edermiş”
    Doğrudur… Bistamlı Beyazıt’ın dediği gibi, sevgi eğer sevilenin sevgisini getirmeyecekse, boş bir kuruntudur. Allah’ı o kadar seveceksin ki, neticede O sizi sevmeye başlayacak. O zaman sizin sevginiz, O’nun sevgisine mahkûm olur. İşte o zaman O’nun gören gözü, işiten kulağı, yürüyen ayağı olursunuz.
    Fudayl bin Iyaz’ın, sevgiyi tarif eden dokunaklı sözleri ruh dünyamızda depremler meydana getirecek kadar derindir. Şöyle diyor;
    “ Allah’ı seviyormuyuz diye sorarlarsa sus, konuşma. Evet dersen, tavırların evet diyenlerinkine benzemiyor ki! O zaman da münafıklara, sahtekârlara benzersin!”
    İşte size Bağdatlı Cüneyd’in cümleleri, Mevlana’nın ufkunu ne kadar da çok hatırlatıyor:
    “Şu kalp Allah’a aittir. O’na sakın yabancıyı sokma!”
    Sevgide dozu iyi anlamak şarttır. Sevgi teslimiyet ve tam bir tevekkülü gerektirir. Gayrisinden hicret ve fıkrat (ayrılık) gerektirir. Koşmak, koşmak, koşmak ve yine koşmak gerektirir.
    Sevginin kapısı hiç kapanmaz zira. Kapıyı kapalı zannediyorsanız, sevgiliyi tanımıyorsunuz demektir. Belki de kapısı kapalı olan sevgili değildir, sevgili olamaz…
    Salih Mürri, bir gün vaaz ediyor camide. Ümitsizliği kıracak sözler kullanıyor, ümidin kapılarını açıyor. Ümitsizliğin yakan bir ateş olduğunu anlatıyor. Bunu da şöyle formüle ediyor:
    “ Ümitsizliği yenin. Bir insan Yüce Allah’ın kapısını ısrarla çalarsa, kapı mutlaka bir gün açılacaktır!”
    Sözler böyleydi ve doğruydu da. Ama cemaatin arkasında bir kadın vardır ve onun dünyasında ayrı, apayrı fırtınalar kopmaktadır. O, Salih’in durduğu yerde değildir. Birden ayağa kalkar ve seslenir:
    “ Daha ne zamana kadar böyle demeye devam edeceksin? O kapı hiç kapanmadı ki açılsın!”
    Evet; sevgilinin kapısı hiç kapanmaz. Zaten kapısı kapanacak sevgili, sevgili değildir.
    Öyle bir sevgili sevin ki, herkesin kapısı kapandığında bile O’nun kapısı açık dursun!
    YA RABBİ BİZİ SANA ULAŞTIRACAK MENFAATSİZ VE KARŞILIK BEKLEMEDEN SEVEN VE SEVİLEN KULLARINDAN EYLE( AMİNN)
    SELAM VE DUA İLE CANN AHMED KARDEŞCİK BU GÜZEL PAYLAŞIM İÇİN RABBİM RAZI OLSUN. ALLAH İÇİN OLMAYAN SEVGİLERDEN YARADAN BİZİ KORUSUN HAYIRLI AKŞAMLAR SELAMETLE KAL CANN

  9. SEVGİYİ VAREDENİN ŞANINA HER NE ŞEKİL VE NE KADAR ŞÜKÜR YARAŞIYORSA,O ŞEKİL VE O KADAR ŞÜKÜRLER OLSUN.SEVGİ ÖYLE BİR DUYGU Kİ TÜM KÜLFETER ONUNLA KALDIRILIR YADA LEZZETE DÖNÜŞEBİLİR.O OLUNCA YOLLAR YAKIN
    BAHANELER YOK ….O OLMAYINCA YAKIN UZAK…BAHANE ÇOK..
    İNŞALLAH TÜM SEVGİLERİMİZ BİZİ AFİYETLE HAKKA YAKINLAŞTIRSIN..
    BARINAĞINI VARDEN MEVLAM…O BARINAĞIN İÇİNİ BOŞ BIRAKMASIN…YOKSA HAYAT NE KADAR GRİ…NE KADAR ZOR…
     
    YÜREĞİNİZE VE ELLERİNİZE SAĞLIK ….HAYIRLA KALIN

  10. Seviyorum..Gün doğarken güneşin o huzur veren kırmızı halinin görmeyi..Seviyorum..Daralıp bunaldığımda doğaya bütün sırlarımı verip rahatlamayı,huzur bulmayı…Seviyorum..En çaresiz olduğumu zamanlarda, ne büyük çarelerle donatılmış olduğumu fark etmeyi..Seviyorum..Beni üzen kıran insanları affetmeyi..Seviyorum..Her şeye rağmen hayat güzeldir diyebilmeyi,gülümsemeyi…Çiçekleri, yeşili, maviyi, kelebekleri, denizi, gökyüzünü ,bulutları..Rabbimin yarattığı, "OL" deyip oldurduğu şeyleri..
    İKTİBAS
    ALLAH razı olsun güzellikleri hatırlatan paylaşım tşk ..hayırlı sabahlar s.a.

  11. İlahi Sevgiİnsanlığa ilahi bir sevgi üflendi; O sevgiyle anne taşıdı bebeği, O sevgiyle can cananı sevdi, O sevgiyle güneş bizi ısıttı, O sevgiyle yıldızlar bizi ışıttı, O sevgiyle Allah Habibini yarattı, O sevgiyle Resul bize şefaat etti, O sevgiyle toprak suyu tuttu, O sevgiyle gök kuşları uçurdu, O sevgiyle gül katmer katmer açtı, O sevgiyle arı petek örüp bal yaptı, İnsanlığın yüreğinde bir sevgi küllendi; O sevgiyle Allah nimetlerini bahşetti, O sevgiyle farklı insanlar izdivac etti, O sevgiyle Akşemsettin Eyyub’u keşfetti, O sevgiyle insanlar Resul’e akdetti, O sevgiyle kırlar çiçeklerini sundu, O sevgiyle ırmaklar büküle büküle coştu, O sevgiyle beklendi asker yolları, O sevgiyle bekledi mehmetçik sınırı, O sevgiyle insanlar birbiriyle kaynaştı, O sevgiyle rüzgar Süleyman’la konuştu, Kalplerde küller üflendi, sevgi alevlendi; O sevgiyle bulutlar toprakları suladı, O sevgiyle Bilal ezanlarını okudu, O sevgiyle Adem Habibullah’ı andı, O sevgiyle dostlar kucaklaşıp sarıldı, O sevgiyle kutsal emanetler kutsandı, O sevgiyle Allah adını adının yanına yazdı, O sevgiyle namaz vakitlerinde horozlar öttü, O sevgiyle Fatih gemileri karadan yürüttü, O sevgiyle Ebubekir sedire büründü, O sevgiyle kabede hacer-ül esved öpüldü, O sevgiyle Musa kekemeyken hatip oldu, Yüreklerin alevi sükun buldu , sevgi közlendi; O sevgiyle Veysel Karan-i annesini bekledi, O sevgiyle bebek önce anne dedi, O sevgiyle Ömer’in kılıcı kınına girdi, O sevgiyle bayramlar coştu şenlendi, O sevgiyle kuşlar ağaçlarda cıvıldadı, O sevgiyle Nemrut’un ateşi İbrahim’i yakmadı, O sevgiyle kelimeler lal olup gözler konuştu, O sevgiyle Ali’nin zülfikarı kötüleri korkuttu,

     

    Veysel Gülmez

     selam ve dua ile..

  12. iman gözuyle bakinca hayat güzelle$iyor  ve allah için her $eyi seviyorsun , sevgi bundan ibaret kamil bir iman, bo$ bo$ sevgiler insani peri$an ediyor, nefse itaat ediyor, ben boyle dusunuyorum ahmed kardesim , elveda diyorum kardesim , sayfami kapatiyorum, adsiz olarak sayfana ugrarim bundan sonra, hakkini helal et, kalbinde gercek sevgi gercek ilahi ask tan eksik olma, sevgilerimle dualarimla rahman emanet ol.
     
    ALLAHIM SEV BIZI, BIZDEN RAZI OL,MERHAMETINLE MUAMELE ET

  13. Allah Sevgisi Sızıntı

    Sinelerin düşmanlığa yenik düştüğü, ruhlarda bulantıların yaşandığı, kinin, nefretin bütün bütün azgınlaştığı, herkesin birbirinin kurdu hâline geldiği şu meş\’um ve kapkara günlerde bizim, sudan, havadan daha çok sevgiye, merhamete ihtiyacımız olduğu açıktır. Şimdilerde sevgiyi unutmuş gibiyiz; şefkat de sözlüklerde müracaatçısı olmayan garip bir kelime. Yok birbirimize merhametimiz, insanlara sevgimiz. Acıma hislerimiz körelmiş gibi, yüreklerimiz kaskatı ve ufkumuz düşmanlık duygularıyla simsiyah.. ve simsiyah görüyoruz herkesi ve her şeyi. Hoşgörüden nefret eden bir sürü tiran bozması var her köşe başında. Diyaloğa lânet yağdıranların sayısı da az değil. Çoğumuz sürekli kavga vesilesi arıyor; yalan, iftira ve tezvirlerle birbirimizi karalıyor; dişle, pençeyle veya kan kokan sözlerle kendimizi ifadeye çalışıyoruz.Fertler arasında da, yığınlar mabeyninde de ürperten bir kopukluk var; "biz", "siz", "ötekiler" diye başlıyoruz başlarken söze. Bitmiyor parçalayıp bölme hıncımız. Gece televizyon ekranlarındaki gaseyanlarımızı Arap\’ın "Yâ Leylî"si gibi gündüz devam edeceğiz imalarıyla noktalıyor, hezeyana boğduğumuz hissiyatları "arkası yarın" der gibi yeni bir cedelleşme randevusuyla öldüren gerilimlere emanet ediyoruz. Kopuğuz birbirimizden ve her hâlimize aksediyor bu çözülüp dağılmalar. Bağı kopmuş tesbih taneleri gibi saçılmışız sağa sola; çekiyoruz birbirimizden, çekmediğimiz kadar gâvurlardan.Aslında, biz Allah\’tan koptuk, O da bizi birbirimizden kopardı. İnanıp sevemedik O\’nu, sevilmesi gerektiği kadar; O da söküp aldı ruhlarımızdan sevme hissini. Şimdilerde, O\’nsuzluğa mahkum o bomboş sinelerimizde, sürekli bencillik hırıltıları, "sen", "ben" homurtuları, "mürteci", "küfür yobazı" lakırdıları ve oturup kalkıp birbirimizi tepeleme projeleri üretiyoruz. Lânetlenmiş gibi bir hâlimiz var; hepimiz sevme-sevilme fakiriyiz; açız şefkate, merhamete, mürüvvete. Sevmemişiz ki O\’nu, aldı elimizden sevgiyi, saygıyı. Şu anda olsun dönüp de O\’nu sevebilsek, sevdirecek O da bizi birbirimize. Ama uzağız sevginin asıl kaynağından; yürüdüğümüz yollar bizi O\’na götürmüyor; belki daha da uzaklaştırıyor. Yıllar var ruhlarımıza sevgi yağmıyor; bir zamanlar o sağanak sağanaktı. Gönüllerimiz kupkuru çöller gibi; iç âlemimizde bir sürü boşluk.. boşluklar da âdeta yılan-çıyan yuvası. Bütün bu olumsuzlukların bir devası var; o da, Allah sevgisi…Allah sevgisi her şeyin başı ve bütün sevgilerin de en saf, en duru kaynağıdır. Hep O\’ndan akar gelir, akıp gelecekse sinelerimize şefkat ve muhabbet. O\’nunla olan alâkamız sayesinde güçlenip pekişecektir her türlü insanî münasebet. Allah sevgisi bizim dinimiz-imanımız, odur cesetlerde canımız. Yaşadığımızda hep onunla yaşadık. Günümüzde de eğer yaşamayı düşünüyorsak ancak onunla yaşayabiliriz. Varlığın özü, esası O\’nun sevgisidir; neticesi de Cennet şeklinde o ilâhî muhabbetin bir açılımı. O sevgiye bağlı yaratmıştır yarattığı her şeyi ve sevilme zevk-i ruhanîsine raptetmiştir varlık ve insanlarla münasebetini.Muhabbetin tecellî alanı ruhtur; biz onu nereye ve neye yönlendirirsek yönlendirelim o hep Allah\’a müteveccihtir; kalbteki dağılma ve kesrette boğulmaların ızdırabı ise bize ait, bize râcidir. Her şeye karşı duyduğumuz ve duyacağımız sevgi ve alâkayı tamamen O\’na bağlayıp aşk u muhabbeti gerçek değerine ulaştırabildiğimiz takdirde, hem değişik dağınıklıklara düşmekten kurtulacak hem de dış yüzleri itibarıyla sevilip alâka duyulan şeylerden ötürü şirke düşmemiş olacağız; olacak ve bütün varlığa karşı muhabbet ve münasebetlerimizde doğru yolda yürüyenler gibi kalacağız.Putlar, onlara tapıldıkları için putperestlerce mabud telakki edilegelmişlerdir; Allah ise Allah olduğu için mabud ve mahbubtur. O\’nun ulûhiyeti de, rubûbiyeti de bizim O\’na ubûdiyetimizi gerektirmektedir. Biz her zaman Hakk\’a kullukta bulunur, O\’nu sevdiğimizi dillendirir; mazhariyetlerimizin şükrünü eda eder ve her hâlimizle O\’na karşı alâka, irtibat ve münasebetlerimizi seslendirmeye çalışırız.Mecazî muhabbetlerde cemal, kemal, şekil, şekilde tenasüb, ululuk, ihtişam, servet, iktidar, makam, mansıb, ikbal, evlad ü iyal, soy-sop.. gibi hususlar birer sevgi vesilesi kabul edilegelmişlerdir. Bazen bunlara karşı duyulan aşırı muhabbet ve alâka ile şirke girenler de olmuştur ki, büyük ölçüde bütün putperestliklerin arkasında böyle bir inhiraf söz konusu olabilir. Böyleleri çok defa cemale meftun olur, kemali alkışlar, eda ve endama vurulur, ululuk ve ihtişam karşısında zillet gösterir; servet ve iktidar uğrunda insanlık ve hürriyetlerini feda eder, makam-mansıb hırsıyla el-etek öper.. ve her an değişik ihsan ve iltifatlarıyla, teveccüh ve ikramlarıyla kendini bize tanıttıran gerçek cemal ve kemal sahibi, ululuk ve azamet tahtının biricik sultanı, Ganiyy-i Mutlak ve Muktedir-i ale\’l-ıtlak Zât\’a karşı gösterilmesi gereken sevgiyi ve alâkayı bir sürü âciz mahlukata dağıtarak muhabbet gibi bir cevheri bâd-i heva harcamanın yanında, çok defa karşılık göremeyeceği bir mâşukun alâkasızlığı, değmezliği, vefasızlığı, onu avucunun içine alması, ona baş eğdirmesi, kul köle hâline getirmesiyle ölür ölür dirilir.Mü\’minlere gelince onlar, evvelen ve bizzat Allah\’ı severler ve şayet duyacaklarsa O\’ndan ötürü başkalarına karşı alâka duyarlar. Hakk\’ın tecelli ve teveccühlerinin hatırına herkesle ve her nesneyle bir çeşit münasebete geçer, O\’nun namına onlara takdirler yağdırır ve aşk u alâkalarını ilan ederler.Aslında O nazar-ı itibara alınmadan şuna-buna, şu nesneye-bu objeye duyulan alâka darmadağınık, gelecek vadetmeyen, kararsız, neticesiz bir sevgidir. Mü\’min herkesten ve her şeyden evvel O\’nu sevmeli, diğer bütün sevimli şeylere de O\’nun isim ve sıfatlarının değişik renk, değişik desen ve değişik edada birer tecellisi olarak alâka duymalı, takdirlerle alkışlamalı ve O\’ndan ötürü öpüp öpüp yüzüne-gözüne sürmeli ve her temâşâ ettiği şeyde "Bu da Senden." deyip âdeta bir vuslat faslı yaşamalıdır. Ne var ki, bunu böyle görüp böyle duymak için de; Cemâlini nice yüzden görem diyen diller,Şikeste âyineler gibi pâre pâre gerek. (Anonim)fehvasınca hep bir beyt-i Hudâ gibi tertemiz kalabilmiş gönüllere, her simada Hakk\’ı okuyacak aşina dillere ihtiyaç vardır. Zatında, okuyabilenler için her varlık mücellâ bir ayna ve manzum bir kasidedir; hele sırr-ı Rahmâniyet\’i aksettiren insan siması..Seni Hak âyine-i Zât ettiZât-ı Yektâsına mir\’ât etti. (Hâkânî)sözleri ayn-ı hakikat ve insana konumunu hatırlatan önemli bir irşattır. Bu itibarla insan eğer o gizli güzelliğin sırlı bir aynası ise -ki öyle olduğunda şüphe yok- hep gönül gözleriyle O\’na müteveccih olmalı, her zaman pusuda bekleyip tecelli avlamaya çalışmalı ve kendini daha derin sevgi iklimlerine alıp götürecek esintiler beklemelidir; beklemeli ve O\’na ulaşmak veya O\’nu hoşnut edip sevdikleri arasına girebilmek için kurbet yolunun bütün argümanlarını kullanmalı, O\’nun teveccüh vesileleri arasında, buldum/bulacağım ümidiyle hep koşturmalı ve gönlü her zaman o "Kenz-i Mahfî"nin kilidinde bir anahtar gibi dönüp durmalıdır. Bu suretle, eğer muhabbet bir Süleyman, gönül de taht-ı revân ise, er geç sultanın gelip tahtına oturacağı muhakkaktır.Bir de tahtla Süleyman buluştu mu artık insan hep O\’nu düşünür, iç mülâhazalarında O\’nunla hasbıhal eder, yudumladığı suda, çiğnediği yemekte, teneffüs ettiği havada gayet açık ve net olarak hep O\’nun teveccühlerini duyar; O\’nun yakınlığının sıcaklığıyla oturur kalkar. Kurbet-sevgi arası gel-gitler münasebeti daha da kızışır ve sinesi ocaklar gibi yanmaya başlar. Yer yer aşk u muhabbetle alevlenir, zaman zaman vuslat iştiyakıyla yanar tutuşur; ne var ki, aşkını da, iştiyakını da O\’ndan gelen bir armağan bilir ve kat\’iyen gam izhar eylemez; gam izhar edip ağyarı âhından âgâh eylemez. İçten içe fırınlar gibi yanar; fakat, ne alev çıkarır ne de duman.. namus gibi saklar aşk u iştiyakını ve sır vermez halden anlamayan nâdanlara.Bu yol herkese açık olsa da yolcunun samimi ve kararlı olması şarttır. Herhangi bir mü\’min bütün cemallerin, kemallerin, azametlerin, ululukların, ihtişamların, ihtişam üstü ihtişamların O\’na ait olduğunu görüp hissedebildiği takdirde bütün bu vesilelerin gönülde hasıl ettiği alâka, muhabbet ve iştiyakla O\’na yönelir ve O\’nu zatına münasip bir sevgiyle sever ki işte bu tutku -ve tabir yerindeyse- bu sevda O\’nadır ve tevhid edalı bir aşk u iştiyak kaynağıdır. Zaten, tevhide kilitli ve İslâmî esaslara bağlı bir sinede sevgi inhirafı da düşünülemez.. ve hele asla muhabbet kaymaları olmaz ve olamaz. Bir muvahhid O\’nu O olduğu için sever ve sevgisini de dünyevî-uhrevî hiçbir mülâhazaya bağlamaz. O, her zaman gönlünde köpürüp duran sevgi fevvarelerini, aşk u iştiyak çağlayanlarını Kur\’ân\’la, Hazreti Ruh-u Seyyidi\’l-Enâm (aleyhi ekmelü\’t-tehâyâ)\’nın vaz\’ettiği düsturlarla filtre ve test eder ve bunları insanî heyecanlarla yürüdüğü yollarda birer bariyer gibi kullanır, aşk ateşiyle cayır cayır yandığı zamanlarda bile hep istikamet soluklar; O\’nu her şeyin gerçek mâliki, sahibi, görüp gözeteni, esmasıyla mâlum, sıfatlarıyla muhat bir Zât olarak kendine has münezzehiyeti, mukaddesiyeti, mübecceliyeti içinde derin bir aşkla sever; severken de kat\’iyen şatahat ve laubaliliğe girmez.
    SELAMLARIN VE DUALARIN EN GÜZELİ İLE HAYIRLI VE BEREKETLİ GÜNLERE İNŞ… GÜL YÜREKLİM…

  14. Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlamaYarım saat erkene kurulsun saatinKedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin..Pencereni aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derinYüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serinGeceden hazır olsun, yarın ne giyeceğinOna harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızartÇek kızarmış ekmek kokusunu içineBak güzelim kahvaltının keyfine..Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis, önce sana güzel gelsin aynadaki siluetinÇık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile sonra koş git işine, dünden, önceki günden, hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla, ohhh şöyle bir hafifle.Bir güzel kahve ısmarla kendine, seni mutlu eden sesi duymak için alo deHiç işin olmasa da öğle üzeri dışarı çık!Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksaYürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bakÇiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa, çocuk görürsen yanağından makas al..Sonra, şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı, sen çok dar da iken kimler seni ferahlattı, hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı?Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen araHatırlarını sor, öyle lâf olsun diye değil, kucaklar gibi sor..Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller açtıracak..Günün güzeldi değil mi?Akşamın da güzel olsun..Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun..Saklama tabakları, bardakları misafireSizden âlâ misafir mi var bu dünyadaAilecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil, vazife yapar gibi hiç değil, şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi, eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının..Gece evinde, dostların olsunSohbet mezen, kahkahan içkin olsun..Arkadaşım, hayat bu daha ne olsun?Ama en önce ve illâ ki sağlık olsun !

    Can Yücel
     

  15. Şüphesiz,Allah ve melekleri Peygambere salat ederler.
    Ey iman edenler,siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle ona selam verin.(Ahzab-56)
     

    KALIMA SHARIF … In the Name of Allah, the Merciful,There is no God but ALLAH, and Mohammed is the Messenger of ALLAH.
     
    YAZI SÜPER AMA ÇOK UZUN HEPSİNİ OKUYAMADIM.SELAM VE DUA İLE …A.E.O.ABİCİĞİM

  16. ALLAH RIZASINA UYGUN YAŞAYIP,HERKEZİ ALLAH İÇİN SEVMEMİZ UMUDU İLE SELAMLAR…A.E.O. ABİCİĞİM

  17. Gönül ÇalamazsanGönül çalamazsan aşkın sazınıNe perdeye dokun ne teli incitEğer çekemezsen gülün nazınıNe dikene dokun ne gülü incitBülbülü dinle ki gelesin coşaKarganın namesi gider mi hoşaMeyvesiz ağacı sallama boşaNe yaprağını dök ne dalı incitBekle dost kapısın sadık dost isenGönüller tamir et ehli dil isenSevda Sahrasında Mecnun değilsenNe Leyla\’yı çağır ne çölü incitRızaya razı ol hakka kailsenAra bul mürşidi müşkülde isenHakikat şehrine yolcu değilsenNe yolcuyu eğle ne yolu incitGel haktan ayrılma hakkı seversenNefsini ıslah et er oğlu ersenHüdai incinir inciden versenNe kimseden incin ne eli
    selam ve dualarımla hayırlı saglıklı bereketli güzel bir hafta gecirmeni diliyorum sevgili can Ahmed kardeşim Sevgilerimle…
     

  18. “Sevgiyi anlatmak için ne söylersem söyleyeyim, asıl sevgi belirdi mi, sözlerimden utanırım. Sevgiyi, şefkati yine ancak sevgi anlatır. Güneşin varlığına delil, yine güneştir. Ben öyle bir sevgiyle doluyum ki, benden öncekilerin sevgileri de bende, benden sonrakilerin de… Dinim, sevgiyle yaşamaktır. Yüreğinde Allah sevgisi büyümeye başladı mı, Allah seni seviyor demektir…”
    selam ve dua ile nur kardeşim…yüreğine sağlık…

  19.  
    Bu sabah yine güneşle uyandırdın beni. Dal uçlarındaki uyanmaya hazır tomurcukları hayretle seyrettirdin. Kışın ortasında baharı yarattın. Yemyeşil çimenleri çayırları seyrettirdin. Uzayıp giden tarlaların ortasındaki ağaçların, o kurumuş dallarıyla dirilişini bekleyen dua dua, dal dal elleriyle Sana yükselişini, Sana yakarışını seyrettirdin. Bu seyrettirdiğin manzaralar ruhuma bir diriliş müjdesi sundu. Yatağımdan, kabrimden kalkar gibi kalktım bu sabah. İsrafil vari bir sesle uyandırdın beni. Bir uyanışın tohumunu ektin kalbime. Mademki ben Senin kulunum, Sen de benim Sevgilimsin, Rabbimsin. Bırakmıyorsun beni. Nice fırsatlar sunuyorsun bana her an? Bugünkü nasip ise benim fark ettiğim o fırsatlardan hangi bininden hangi birisi acaba? Rahmansın ya, seviyorum , yarattıklarının hiçbirini ayırmadan ağacın yapraklarına olan sevgisi ancak Senin rahmetinin eseridir. Ne bilir güneşin ışığı benim gözümü? Ne bilir o ışığın ruhumda uyandıracağı sevgiyi? Kim bilir Senden başka? Zahir ve Batın olmayan, Evvel ve Ahir olmayan Senden başka kim bilir? Kim bilebilir ki Allah’ım? Hayretim …

  20. RHANKS YOUR VISITING AND YOUR
    BEAUTIFUL FRIENDSHIP
    HAVE A NICE DAU
    KISSES – OPTUM

  21. Birine “sevgi yazarı” derlerdi; o da garip, aldanırdı bunlara… Elmanın tatlısı da biberin acısı da aynı topraktan, uyanmak lazım… Ve beşiğin tahtasıyla tabutun tahtası aynı ağaçtan… Nemrut ile hazret-i İbrahim aynı havayı soluyor, Firavun’la hazret-i Musa aynı toprağa basıyor, Ebu Leheb ve hazret-i Ömer’i aynı yağmur ıslatıyor… Şu işe bakın ki; bakan gözün biri görüyor biri görmüyor… Nasibe bakın! İlk sınıfta öğrendiğimiz suyun halleri gibiyiz: Buz gibi katıyız önceleri… Su gibi yumuşuyoruz sonra… Ve buhar olup uçuyoruz; Yağmak için bir başka mekâna!.. Sevgi yazarı, derlerdi garibin birine; inanırdı. Öttüğü için güneş doğuyor sanan horozlar gibi de sevinirdi! Meğer, ne imiş sevgi!.. Otuz yıl okuyup, on yıl yazmak gerekiyormuş; öğrenmeye başlamak, yani diz çöküp susmak için!.. Ömürler, sıcak bacadan giren dolununki kadar… Dolu, veya boş!.. Ve yine sıcak bacaya düşen dolunun buharı gibi, tutulmaz!.. “Bir kimse din kardeşini severse, bu sevgisini ona bildirsin!” hadis-i şerifinden yola çıkılarak yazılmış olan bu mektup, kendine açılan kalplere sıcacık bir mühür vuruyor… Eşek çalısının dikeni de, mis kokulu pembe gül yaprağı da aynı yerden; elmanın tatlısı da, biberin acısı da aynı topraktan geliyor… Ama toprak; talebe göre veriyor acıyı-tatlıyı!.. İnsanları yakacak olan biber, elmanın ve üzümün yediği sofradan besleniyor! Söylenen “sevgi” bile olsa, her ağızda başka mana kazanıyor?.. Çünkü; seviyorum diyen, sevildiğini duyan, aldatmaya çalışan, aldanmayı bekleyen ve daha nicelerinin sarmaş dolaş olmasından çıkan sonuç: Harfler-kelimeler değil, niyetler önemli!.. Kullanıldığında atılacak bir mendilin kağıdıyla, geleceğe müjde taşıyan bir mektubun kağıdı nasıl aynı kıymette olur?
    Yani sen, bilirim diyene değil; Bildiğinden emin olunana sor yolunun adresini!..
    SELAM VE DUA İLE ABLASININ NUR KARDEŞCİĞİ RABBİME EMANETSİN CANN

  22. Allah için sevgi‏…

    Allah sevgisiyle yaşar âlemler,Kuşaktan kuşağa süren sevgidir.Hubbu fillah için yazar kalemler,Hakkı öven, zulmü yeren sevgidir.
    Çalışır geceyi gündüze katar,İmanlı kalblerde korkusuz yatar,Düşkünün elinden şefkatle tutar,Mazlumlara kanat geren sevgidir.
    Bu aşkı ilahi, solmayan renktir,Kine, buğza karşı yapılan cenktir,Ölçüde, tartıda eşsiz ahenktir,Gönüllere cila vuran sevgidir.
    Sevgidir her şeyin asıl mayası,Kudrettendir silinmeyen boyası,İyinin kötünün birer aynası,Uzak hedefleri gören sevgidir.
    Sevgidir âşığa çile çektiren,Bağ bahçe kurduran, fidan diktiren,Şanlı fetih için toplar döktüren,Düşmanları yere seren sevgidir.
    Irmakların akışında sevgi var,Annelerin bakışında sevgi var,Kaşlarını yıkışında sevgi var,Bebeği beşiğe koyan sevgidir.
     Sevgidir yol yapan, pınar akıtan,Kadına erkeğe ilim okutan,Nakışlar işleten, halı dokutan,Hedefe sabırla varan sevgidir.
    Sevgidir şaire şiir yazdıran,Kelimeyi inci gibi dizdiren,Hak aşkıyla diyar diyar gezdiren,Her zaman ayakta duran sevgidir.
    Sevgidir Mecnunu çöle düşüren,Sevgidir Leylayı dile düşüren,Aşk ateşi ile ciğer pişiren,Destanlara konu olan sevgidir.
    Züleyha’ya hırsla gömlek yırttıran,Hazret-i Yusufu hapse attıran,Babasına nice acı tattıran,Dilden dile sürüp giden sevgidir.
    Sevgidir Ferhat’a dağı deldiren,Şehitliğe koşan, düşman öldüren,Haksızlara haklarını bildiren,Adalet ağını ören sevgidir.
    Cömerdin de bağışında sevgi var,Yağmurun da yağışında sevgi var,Güneşin de doğuşunda sevgi var,Kâinata hayat veren sevgidir.
    Sevgi candır, öğren işin özünü,İyi dinle âlimlerin sözünü,Takip eyle sevenlerin izini,Yaralıya merhem süren sevgidir.
    SEVGİYLE KAL CANNN EMANETİN SEVGİLİLER SEVGİLİSİNE …YÜCE ALLAH YAR VE YARDIMCIN OLSUN

  23. Yoksulluk!Bu cümleyi ya bir kitabın en güzel bölmelerinde, ya bir şiirin en can alıcı dizelerinde duymuş olmalısınız! Belki de onu belli kalıplarla sınırlandırmış,belki maddi değerlerle belirgin kılmışsınızdır.Sokakta geçen yaşlı bir adamın giysilerinden ötürü,ona yoksul demişsinizdir.Ya da maddi imkansızlıklar içerisinde olan bir ailenin bayat ekmeği,bayat yemeği olmuş yoksulluk…Yukarıda dilimin döndüğü nispette sizlere aktarmaya çalıştığım tüm durumlarda, ya da adına \’hayat standartlarının çok çok altında\’ diye tarif edişimiz midir yoksulluk?Böyle öğrettiler bize yoksulluğu.yok yok böyle öğrenmeye çalıştık biz yoksulluğu..Neden elimizde ki var olanlar ya da var olmayanlara dedik biz yoksulluğu? Neden onu basmakalıplaşmış sözcüklere hapsettik? Yeni anlıyorum ben yoksulluğu, yeniden tanımlıyorum.Unutuyorum adına yoksulluk diye sığdırdığım öğretileri.Sınırlamıyorum sonsuz nimetlerimi ve tanımlıyorum gönlümün hissettiği yoksulluğu:Yoksulluk; günün beş vaktinde seslendirilmiş ilahi nağmeye kulak tıkamanın adıdır.Yoksulluk; gecenin orta yerinde kalkmayıp, uzun gününü iman tokluğuyla geçirememenin adıdır.Yoksulluk; uzun soğuk kış gecelerinde kendisine kaldırım taşlarını yastık, incecik karton parçalarını da kendisine yorgan etmiş o mazlum insanların; mazlumiyetini gönüllerinde hissedememenin adıdır.Yoksulluk; bunların ve dahalarını dillerimizde bile dillendirememenin adıdır.Yoksulluk içimizdedir, yoksulluk bizdedir.Mehmet Beydemir
    hayırlı sabahlar dua ile s.a.

  24. Aşk;
    Hz. İbrahim’in ateşe atıldığı zaman ki teslimiyetidir.Hz. Eyyub’un hastalığa karşı sabrıdır, zaferidir. Hz. Davud ’un sesidir, eliyle demire şekil vermesidir. Hz. Musa’nın Kızıldenizi ikiye bölen asasıdır. Hz. isa’nın kokusunu bile hissettiği Son Peygamber’i müjdelemesidir.Hz. MUHAMMED’in ALLAH’a olan teslimiyetidir.Hz. Ebubekir’in sadakatidir.“MUHAMMED söylüyorsa doğrudur” diyen, Hz. Ömer’in adaleti bile hayran bırakan adilliğidir.Hz. Osman’ın şeytanı bile utandıran hayasıdır, edebidir.Hz. Ali’nin cesaretidir, ilmidir Hz. Hüseyin’in haksızlığa karşı yürümesidir, şehadetidir.Yunus Emrenin cenneti istemeyip ALLAH’a "Bana Seni gerek Seni" demesidir. Çöllere düşen Mecnun’un gözlerinin dağlanmasıdır.Bülbülün güle ötüşü, ölen sahibin başında bekleyen attır aşk.Ezan-ı MUHAMMED-i okununca felaha, kurtuluşa koşmaktır.Kur\’an-ı Kerim okununca anlamasan bile onu kalbinde hissetmektir.Gönülden gelen bir Kelime-i şehadettir.ALLAH ve Rasulünün adı anılınca gözyaşı dökmektir.İSLAM’ı doya doya yaşamaktır. Ve Aşk;
     
    Sadece kuru bi sevgi ya da sonu belli bir macera değildir.CANAN la bir CAN olmaktır, onu her gün daha fazla sevmektir, ALLAH için sevmektir…
     
    selam ve sevgiyle kal..

  25. Hallac-ı Mansur, cezbe ve sekir halinde söyledigi ve mazur bulundugu Enel-Hak cümlesi yüzünden idama mahkûm edilir. Onu asılacagı meydana getirdiklerinde etrafta mahşerî bir kalabalık vardır. Hallac-ı Mansur daragacını görünce güler ve kalabalık arasında gördügü dostu Şibli;den seccade isteyerek iki rek;at namaz kılar. Ardından şöyle duâ eder: Allah;ım burada senin dinin ugruna gayrete düşüp beni öldürmek için toplananların suçlarını affet.; Bu esnada kalabalık içinden özellikle düşmanları, fırsat bu fırsat diye Hallac-ı Mansur;a taşlar atarlar. Hallac-ı Mansur bunlara ah bile demez hatta tebessüm eder, ama dostu Şibli aglayarak kırmızı bir gül atınca Hallac-ı Mansur inler ve şöyle der: Taş atanlar avam takımı, bilmiyorlar, halden anlamazlar. Onların taşı bizi incitmez ama halden anlayan bir dostun attıgı gül bile bizi incitti, canımızı acıttı.; İnsan hayata daha çok dostlarıyla, sevdikleriyle tutunur. Sevinçlerini onlarla paylaşarak arttırırken, acılarını hüzünlerini yine onlarla paylaşarak azaltır. Kişi, tanımadıgı kimselerden bir kötülük, bir haksızlık gördügünde çok incinmez, en azından hayal kırıklıgına ugramaz ama dostundan gördügü küçük bir eziyete bile katlanması çok zor olur. Başkalarının, hakkında yanlış düşünmeleri insanı fazla üzmez, yıpratmaz; ama sevdigi birisi, hakkında yanlış düşünürse, zarar verecek bir davranışta bulunursa işte bu insanı üzer, incitir. O kişi sıradan biri degildir çünkü, belki en zor günlerinde yanında olmasını bekledigi insandır. Her şartta destegini umdugu, hayatta en çok güvendigi kimselerden biridir. Hani Temel deniz kenarında yürürken elinde bir yılan taşıyormuş. ;Neden elinde yılan taşıyorsun? diye sorulunca Denize düşersem lâzım olabilir; cevabını vermiş İşte dostluk, denize düştügümüzde yılana sarılmak zorunda kalmayışımızdır. Elimizden tutup bizi çıkaracak birisini her zaman yanımızda bulabilmemizdir.
     
    selam ve dua üzerine olsun can kardeşim… Ahmeds den güzel bir yazı 🙂 Rabbime emanet olasın dua ile…

  26. S.A. …………AHMED_İ PAK KARDEŞİM……HANİ BANA YOLLADIĞIN O GÜZEL YAZINDA DA DEDİĞİN GİBİ….SECDE-
     (RUHUMUN MUHŞTULAR BULDUĞU DEM DİR )DİYE .İŞTE AYNEN ÖYLE …..SAYFANA GİRDİĞİM AN  BENİMDE RUHUM O DEM  MUŞTULANDIĞI..DOLU DOLU,,,, OKUMAKTAN BÜYÜK HAZ ALDIĞIM  MİNİ Bİ KÜTÜPHANE SANKİ.EMEĞİNİ RABİM MUTLAK GÖRÜYOR VE ONUN KATINDAKİ DEĞERİN MUTLAK BİLİNİYORDUR  ONA NE ŞÜPHE.DAİM BÖYLE KAL.ALLAH RAZI OLSUN ..        TÜM GENÇLERİN MEDAR _I  İFTİHARISIN …        ablan RUKAYYE  Y EŞİL…………

  27. Sana Geldim
    Tüm benlerimi yıkıp kapına geldim Yalnızlıktan umutsuzluktan sana geldim Kalbim ne kadar katran karası olsa da Aczimle beraber sana geldim Bilirim ki tükenmez rahmetin Tüm sevgilerimle tüm aşklarımla Rahmetini umdum eşiğine geldim Ey Sevgili sana geldim İki damla ateş bıraktın gözlerime Gülşen’ine tutkun bülbülün aşkıyla geldim. İbrahim’i yakmayan ateşin narıyla geldim Yusuf’un kokusuyla Yakup misali geldim Mısır’a sultan olmaya değil Yoluna türap olmaya geldim Tüm benlerimi sen yapmaya geldim Kalbimde yanan gül aşkıyla geldim Bin yıllık pişmanlığımı yüklendim de geldim Yüzümü yerlere sürterek geldim Tüm kusurlarımı kabul ettim geldim Beni affetler içinde kıvrandım geldim Gidecek kapı olmadığı için geldim Elinden ihya olmaya geldim Kahrından lütfuna sığındım geldim Sana geldim Ey Sevgililer Sevgilisi Ey yoktan var eden Sevgili Koruyan ve gözeten Sevgili Affeden bağışlayan temizleyensin Ey En Sevgili Kabul et bu derbederi..
     
    selam ve sevgiyle kal mücahid..
     

  28. AFFET ALLAHIM (cc)
    İtiraf ediyorum;Ben çok kötü biriyim . .İtiraf ediyorum;Nankörün tekiyim . .Gamsızım,Vurdumduymazım,Vefasızım!!!Üzerimde ki nimetini hatırlamıyor,Hatırlamaktan korkuyorum . .-Korktukça da kaçıyorum-Kendimi Senden uzaklaştırıyorum.Bana verdiğin değerlerden,Güzelliklerden,Özelliklerden uzaklaşıyorum . . .Beni affet Allahım (cc)Ve benim gibi olanları da . . .. . . . . . . Oysa her an dilimi zikrinle ıslatmalıyım.Bana bahşettiğin nimetlerin,Emrime emade ettiklerinin farkına varmalıyım . .Kalu Bela da verdiğim sözü hatırlamalıyım.Kalu Bela dan beri Müslüman olduğumu ,Kalu Bela dan gelip ahirete gittiğimi hatırlamalıyım . . Bana verdiğin İslam şerefini,Habibi nin (s.a.v.) ümmetinden olma izzetini anlamalıyım . .Lütfettiğin ailemin,El ve ayaklarımın,Kol ve bacaklarımın,İç organlarımın,Yüz güzelliğimin,Ruh ahengimin . . . farkında olmalıyım . . .İnsanlığımın,İslamlığımın,Müslümanlığımın farkında olmalıyım . . .. . . . . . . . . . Kuran-ı Kerimi Senden gelen,En sevgiliden mektup bilmeliyim . .Kuran-ı Kerimi dağlara yüklediğinin,Ama dağların korkusundan emaneti alamadığını bilmeliyim . . .Ve öyle sarılmalıyım Kurana . .Sahabe gibi başımda taşımalıyım,Gönlüme koyup, damarlarımda dolaştırmalıyımKuranla yaşamalıyım!Kuranı yaşamalıyım!Her zaman büyük bir iştahla,Muazzam bir onurla,Bitmeyen bir gururla Kuranın ellerinden tutmalıyım . .Senin kokunu hissetmeliyim her harfinde,Senin sesini duymalıyım hareketlerde,Senin kokunu içime çekmeliyim ayetlerde,Ve ibretler olmalıyım,Her surede dalgalanmalıyım,İhtiyarlamalıyım Hud Suresinde,Kıyamet Suresinde dizlerimin bağı çözülmeli, Tekvir Suresinde ödüm patlamalı,İnfitar Suresinde yüreğim yarılmalı,Sonra Kadir Suresi tutmalı ellerimden,Gönlüme su serpmeli Kadir suresi . .Ve, Aziz ve Celil olan Senin adınlaBismillahirrahmanirrahim diyerek okumalıyım Kadir Suresini;Biz Kuranı Kadir gecesinde indirdik.Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin?!.Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır.O gece melekler ve Cebrail Rablerinin izniyle her iş için iner dururlar.O gece, tan yeri ağarıncaya kadar bir esenliktir.Azamet sahibi olan Allah doğru söyledi.Şüphesiz ki Sen ne söylersen tek doğru odur!!!. . . . . . . . . . .Sonra namaz kılarken huşuyu armalıyım,Kaf dağının ötesinde olsa da huşuyu bulmalıyım,Üşenmeden maveraya uzanmalıyım,Ve ürpererek başlamalıyım namaza,Dünyaya ait her şeyi unutmalıyım.Ahireti hatırlamalıyım hesapsızca.Sahabeyi düşünmeliyim;Namazda iken vücuduna gelen okları hissetmeyen sahabeyi . . .Hatemi Esamın (r.a.)namazla ilgili soruya verdiği cevap Kulaklarımda patlamalı!Zira o: şöyle buyurmuştu;Vakit yaklaşınca güzelce abdestimi alır,Namaz kılacağım yere gider,Orada oturur,Aklımı başıma alır,Sonra namaz için ayağa kalkarım,Kabeyi iki kaşım arasına, Sıratı ayaklarımın altına,Cenneti sağıma,Cehennemi soluma alırım.Azraili tepemde kabul ederVe bu namazı son namazım diye kabul ederKorku ve ümit ile huzuru ilahide dururTahkik ile tekbir alırAğırca manasını düşünerek Kur;an okurum.Tevazu ile ruku ederHuşu ile secdeye varırım.İhlasla namazımı kılar,Sonrada kabul olup olmadığını bilemem,Korkusunu saklarım.. . . . . . . .Hatemi Esamın (r.a.) sözleri beni irkmeliSonra aynı ürpertiye umut yoğurup;Lebbeyk Allahumme lebbeykLebbeyk laa şerike leke lebbeykİnne hamdeVel nimeteVetevel mülkLaa şerike leh demeliyimPeşinden niyet ve Allahu Ekber!Büyük bir iştahla Subhanekeyi okumalıyımEuzu besmeleden sonra ElhamıPeşindense Kuran dan başka ayetler . .Sonra tevazu ile eğilmeliyimEn azından üç defa;Subhane Rabbiyel azimAzamet sahibi olan Allahı tesbih ederiz demeliyimVe Semi Allahu limen hamidehKulun bu yaptıklarını ve niyazını Allah\’da işittiyle doğrulamalıyımSonra can-ı gönülden bir edayla secdeye varmalıyımYine en azından üç defa:Subhane Rabbiyel-alaYüce Rabbimizi tesbih ederiz demeliyimVe secde de ağlamalıyımAğlamalıyım saatlerce . .Kendimden geçene kadar,Ölene kadar ağlamalıyım . . .Buyur Allahım buyurBuyur Senin ortağın yokturBütün övgüler Sendedir, SendedirMülkte SenindirSenin ortağın yoktur.. . . . . . . . . . . .Ellerimi arş-ı alaya açıp tüm samimiyetimle,Tüm acziyetimle günahlarımın dağları aştığını itiraf etmeliyim.Sevaplarımı: nefsime yenilerek yaktığımı,Uhreviliği bırakıp dünyalığa aldandığımı,Yanıldığımı,İnsanları yanılttığımı,Gerçeklerden kaçtığımı itiraf etmeliyim . . Ve yeniden, son defa tövbe etmeliyim:Senin sonsuz af ve merhametine güvenerek,Pişmanlık çeşmesinden kana kana su içerek,Dünyalıktan geçerek tövbe etmeliyim . .Bulutlanmalı gözlerim,Islanmalı yanaklarım,Sinem ıslanmalı,Boğazım düğümlenmeli,Defalarca yutkunmalıyım . .Öyle ki nefes almakta zorlanmalıyım!Kavak ağacı gibi sallanmalıyım!Uzaklardan duyulmalı titreyen sesim!Maveradaki suda görülmeli bulanık aksim!Pişmanlık kokmalı nefesim . . .!Ve kendime gelmeliyim;Yalnızlığımda çaresizliğimi tanımalıyım;İnşirahı okumalıyım,Ferahlamalıyım . . .Dualarımın kabulüne şeksiz şüphesiz inanmalıyım;Kendi kendime şunu demeliyim;Alemlerin Rabbi olan Yüce Allahım affedendir,Affetmeyi sevendir.O nun beni affedip cennetine alması cennetini daraltmaz,Tüm günahkarları affetmesi de cennetini daraltmaz,Ben O ndan geldim ve yine O na döneceğim.Ben O nun affına muhtacım.Rızasına muhtacım.İnşallah O (cc) beni de,Benim gibi olanları da affederVe bizleri affetmeyi sever . . .. . . . . . . .Umutluyum,Umudumu hiç kaybetmiyorum,Çünkü O nun kapısını çalıyorum.O kapıdan hiç kimse eli boş dönmez . . O kapı kimsenin yüzüne kapanmaz,O kapı rahmet kapısıdır . .Umut ediyorum ki dağlar büyüklüğünde ki hatalarımı,Arş a yetişen kusur, kabahat ve günahlarımı,O Rabbul Alemin yüzüme çarpmaz,O (cc), beni umutsuzlukta bırakmaz.Tertemiz verdiği bedenimi, çirkinliklerimden arındırır İnşallah . .İnşallah benden yüz çevirmez,İnşallah beni kendi halime bırakmaz.Ey ahiret saadetiyle rahmet edici: Er Rahim,Ey kendine sığınanlara eman veren: El Mümin,Ey az amale çok karşılık veren: Eş Şekur,Ey tevbeleri kabul edici: Ey Tevvab,Ey günahları affeden: El Afüvv . . .Beni, anamı, babamı, kardeşlerimi . . .Bizi sevenleri ve sevdiklerimizi . . .Ve tüm mümin ve mümiratı affet . .Ey Yüce Allahım! Ömürlerimizin hayırlısını, ömürlerimizin sonu,Amellerimizin hayırlısını, sonraki amellerimiziVe günlerimizin hayırlısını Sana kavuşacağımız gün eyle . . .Ey Yüce Allahım! Kaza ve kaderine razı olmayı,Ölümden sonraki hayatın serinliğini,Senin vechine bakmanın lezzetini,Zarar vermeksizin,Fitneye kapılmaksızın,Sapıtmaksızın Seninle konuşmanın şevkini bize nasib et . . .Ya Hayyu ya Kayyum rahmetinden bizi mahrum etme . . Ya Rabbi! Helalinle bizi haramdan koru.Fazlın ile zengin kıl ve kendinden başkasına muhtaç etme . . .Ya Rabbi! Bizleri affet . .Ya Rabbi! Bizleri affet . .Ya Rabbi! Bizleri affet . . .Şüphesiz ki Sen affedensin ve affetmeyi sevensin . . .Amin . . . Amin . . . Amin . . .Emhamdulillah Emhamdulillah Elhamdulillahirabbilalemin . .Vessalatu vesselamu ala resulina muhammedin ve ala alihiVe sahbihi ecmein . . .
    selam ve duaile can kardeşcik xodeşte razı be emanete xuda bibe
     

  29. ahmed abicim alanın herzamanki gibi huzur verici…
    bilgilendirici…
    boş vaktimizi değerlendirici….
    gerçekleri en yalın şekilde gösterici…


    mükemmel….
    allah yolunu açık eylesin

  30. GÖNLÜ AYDIN BİR KİŞİYE KUL OLMAK PADİŞAHLARIN BAŞINA TAC OLMAKTAN İYİDİR
    HZ MEVLANA
    SELAM VE DUA İLE TEŞEKKÜRÜ BİR BORÇ BİLİRİM KARDEŞİME RABBİM SENİNLE OLSUN

  31. Bir gün Efendimiz Hz. Ali ye sorar der ki:Ya Ali Allah ı seviyor musun?Evet Ya resulullahPeki Beni seviyor musun?Evet Ya resulullahPeki Anne babanı seviyor musun?Evet ya resulullahPeki çocuklarını seviyor musun? Evet ya resulullahPeki bunların hepsini bir kalpte nasıl yapıyorsun? diye sorunca, Hz. Ali bu beklemediği soru karşısında şaşırmış ve cevap verememişti. Bunu düşünmem gerek diyerek oradan ayrılmıştı..Hz. Ali düşünceli bir şekilde dolaşırken eşi Hz. Fatıma eşinin düşünceli olduğunu fark edince kendisine sorar:\’Nedir bu hal ya Ali\’ der. "Eğer bu düşünceliliğin dünyevi kaygılardan dolayı ise sana yakışmaz bırak gitsin. Yok bu halin Rahman i kaygılardan dolayı ise anlat birlikte çözüm bulmaya çalışalım" der.Hz. Ali, efendimizle geçen diyaloğu birbir Hz. Fatıma ya anlatır. Hz. Fatıma durumu öğrenince tebessüm eder ve Hz. Ali ye der ki:"Git babama ve de ki:Kişi Allah ı aklı ve ruhuyla sever..Peygamberimizi kalbiyle sever..Anne babasını saygısıyla sever..Eşini nefsiyle sever..Çocuklarını şevkatiyle sever..Hz. Ali aldığı bu cevap karşısında memnun olur ve hemen Peygamberimizin yanına gelir.hz. Fatıma dan öğrendiklerini Peygamber efendimize anlatır. EFendimiz cevabı alınca tebessüm eder ve der ki:Ya Ali bu bana getirdiğin bir güldür ve o gül nübüvvet ağacından koparılmıştır..selam ve dua ile…garipyolcu2008-

  32. Müslümanlar Allah\’a ve Dine Derin Bir Sevgiyle BağlıdırlarDinin derinliğini kavramak ve Kuran ahlakını hayatın her anında yaşamak, samimi bir Müslümanın en dikkat çekici özeliklerinden birisidir. Allah’ın Kuran’da bizlere tarif ettiği mümin özelliklerine baktığımızda, “derinliğin” dinin yaşanmasında çok önemli olduğunu ve Allah’ın bizleri bu konu üzerinde düşünmeye teşvik ettiğini görürüz. Müslümanın birçok güzel özelliği vardır. Allah’tan korkan samimi bir Müslüman ibadetlerinde titizdir, fedakardır, merhametli ve şefkatlidir, affedicidir, akıllıdır, sevgi doludur. Allah’a ve yarattıklarına karşı sevgi ve saygıyla dolu bir yaklaşım içindedir. Sorumluluk sahibidir, dikkati ve şuuru açıktır. Allah’tan saygıyla korkar, ahirette Allah’a hesap vereceğinin bilincindedir. Huzurlu ve mutmain bir ruha sahiptir. Müslümanın, bunlar gibi daha birçok güzel özelliği vardır ve hayatı boyunca bu özelliklerini daha da mükemmel hale getirmeye çalışır. İnsanın imanını, Allah’a olan sevgisini, saygısını, Allah korkusunu, takvasını sürekli arttırması ancak derinleşmesiyle mümkündür. Allah Kuran’ın birçok ayetinde Müslümanların dinde derin bir kavrayışa sahip olduklarını bildirmektedir. Bunun için insanın Allah’ın sonsuz gücünü ve kudretini çok iyi düşünüp kavramaya çalışması gerekmektedir. Mümin içten gelen samimi bir istekle, Allah’ın kadrini hakkıyla takdir edebilmenin ihtiyacını hisseder. Ruhu ancak Allah’ın varlığından ve Allah’a olan imanından dolayı güç bulur. Samimi bir Müslüman için Allah’ın ve dinin varlığı en büyük mutluluk vesilesidir. İnsan Allah’a olan sevgisinde, saygısında ve Allah’a karşı hisettiği saygı dolu korkuda, daima bir derinleşme isteği içindedir. Bu ihlaslı bir Müslümanın ruhunun tabi bir ihtiyacı olduğu için, bunu hissederek ve şevkle, Allah’tan ister. İnsan Allah’ın sonsuz gücünü gördükçe, yarattıklarına bakıp bunlardaki harikalıkları farkettikçe Allah’a olan sevgisi ve saygısı daha da artar. Dilediği herşeyi mükemmel yaratan Yüce Rabbimiz\’in sonsuz mükemmellikte olduğunu düşünmek, sonsuz bir akla ve yaratma gücüne sahip olduğunu bilmek insanın Allah’ın sanatına olan hayranlığını arttırır. Allah Kuran’da, “Elbette bunda \’derin bir kavrayışa sahip olanlar\’ için gerçekten ayetler vardır.” (Hicr Suresi, 75) ayetiyle derin bir kavrayışa sahip olmanın önemine dikkat çekmektedir. Dini derin kavramak ve yaşamak, insanın çevresindeki ayetleri daha iyi görebilmesini, Allah’ın yarattığı güzellikleri daha iyi farkedebilmesini, Allah’a daha güçlü bir sevgiyle bağlanmasını sağlar. Kavrayış derinliği ile, bunun insanın hayatına getirdiği güzellikler orantılıdır. İnsan, Allah’ın Kuran’da beğendiğini bildirdiği ahlakı ve Müslüman ruhunu ne kadar güçlü yaşarsa, ruh kalitesi ve hayatının anlamı da o oranda güzelleşir. Bunun için Allah’ı, Allah’ın yarattıklarını, Allah’ın Kuran’da dikkat çektiği olayları, örnekleri, dinin özünü, ahireti, dünyanın geçiciliğini ve Allah’ın bizim üzerinde düşünmemizi istediği konuları dikkatlice, samimiyetle, Kuran şuuruyla ve Allah’tan anlamayı isteyerek düşünmek gerekir. İnsan düşünürken detayları anlamaya, daha önce farkedemediklerini farketmeye ve Allah’a hep daha fazla yaklaşmaya niyet etmelidir. Allah’ın bizlerden istediği derin düşünmek ancak bu şekilde mümkün olabilir. Mümin hayatı boyunca Allah’ın kendisine gösterdiği her olay ve ayrıntıda daima Allah’ın ayetlerini, olayların hayır ve hikmet yönlerini düşünüp görmeye çalışmalıdır. Yerde yürürken gördüğü bir karınca, başını gökyüzüne uzattığında dizi dizi uçan kuşlar, dağların heybeti, yağmur taşıyan bulutlar, rüzgarla sürüklenen bir yaprak tanesi, yolda karşısına çıkan herhangi bir insan; bunların tümü, Allah’ın o kişi için birçok hikmetle kaderinde yarattığı detaylardır. Derin düşünen bir mümin gördüğü, duyduğu, tanık olduğu her olayın Allah’ın iradesi ve sonsuz kontrolüyle var olduğunun bilincindedir. Yolda giderken yanından geçen bir cenaze arabası ona ölümü, ahireti, Allah’ın huzurunda vereceği hesabı, Allah’ın sonsuz gücünü ve dünyanın geçiciliğini hatırlatır. Kalbi ve ruhu sürekli Allah ile beraber olduğu için, herşeyde Allah’ın gücünü hisseder. Allah’a daima saygı dolu bir korku ve derin bir sevgiyle yönelir. Son derece gelişmiş bir donanıma sahip olan güzel bir araba, insana hayatında çok fazla kolaylık sağlayan bir bilgisayar Allah’ın sınırsız bir yaratma gücüne sahip olduğunu ve bizlere sürekli nimet sunduğunu düşündürüp, şükretmesine vesile olur. Allah’ın Kuran’da bildirdiği daha önce yaşamış olan kavimlerin başlarından geçenler düşünmesini sağlar. Nasıl insanın yaşamak, hayatını devam ettirebilmek için yemeğe, suya ihtiyacı varsa aynı şekilde Müslümanın da ruhunu geliştirmesi için düşünmeye ve derinliğe ihtiyacı vardır. Tıpkı yaşamak için bedenin ihtiyacı gibi, ruhunda sağlıklı olabilmesi için sürekli tefekkür anlamında bir takviyeye, zenginleştirilmeye yönelmesi gerekir. bunun için müminin Allah’ın ayetlerine, dine, Allah’ın rızasına bilinçli bir şekilde yönelmesi gerekir. Şuur sahibi ve Allah’ın sonsuz büyüklüğünün farkında olan bir insanın hayatının her anına din hakimdir. Her düşüncesi, her hareketi Kuran ahlakı ve Allah’ın rızası doğrultusunudadır. Aklında sürekli olarak, “Allah’a nasıl daha yakın olabilirim”, “Allah’ın benden razı olması için kendimi nasıl geliştirebilirim” düşüncesi vardır. Dindar ve samimi bir Müslüman her zaman mutludur, Allah’a olan imanından kaynaklanan bir heyecan ve şevke sahiptir. Nimetle de zorluklarla da denense, mutlaka kalbi Allah sevgisiyle dolu olarak Allah’a yönelir. Herşeyde çözümü sadece Kuran’da arar. Allah’a kavuşacağı ana kadar, Allah’a olan sevgisi sürekli artar. Ahirette ise bu sevgisinin güzelliğini sonsuza kadar yaşar.(ALINTIDIR) YÜREĞİNİZE SAGLIK MEVLAMA EMANET OLUN DAİM

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s