Yalnızca yüreğine, “kardeşi”, Müslüman kardeşi düşmüştü…

 

Kardeşlik

TELEFON ÇALDI. TELEFONU ÇALAN KİMSE, karşısında uzun zamandır sesini duymadığı bir arkadaşını bulmuştu.

Zihninde fikirler uçuştu.“Hayırdır” dedi içinden. “Bir şey mi isteyecek benden, yoksa bir işi mi düştü”..

Hani sâliseler içinde hepimizin aklından onlarca kelime gelir geçer.. İşte öyle, bir kısmı artık refleks haline gelmiş kısa kelime uçuşlarıydı bunlar.

O böyle düşünürken, karşıdakinin de zihninden kelimeler gelip geçti.

Ona işi düşmemişti.

Yalnızca yüreğine, “kardeşi”, Müslüman kardeşi düşmüştü.

Nicedir kendini de kardeşlerini de unuttuğu düşmüştü..

Çünkü Hayât’üs Sahâbe’den bir yaprak okumuş ve Hz.Peygamberin a.s.m şu kelimelerinden çok etkilenmişti:

“Mü’min, mü’min kardeşi için birbirine destek veren bir binanın tuğlaları gibidir”

Arzuladığı gibi bir sağlam bir bina..destek olmak..t uğlalar.. Bunlar geçti aklından..

Hayât’üs Sahâbe’den okudukları bu kadar değildi..

Birbirleriyle kardeş edilen ensâr ve muhâcirin birbirlerini görmek için sabahı iple çektiklerini, karşılaştıkları zaman coşkun bir sevgi ile: “Ben görmeyeli nasılsın?” diye hâl hatır sorduklarını da okumuştu..

Bu heyecanla, onlar gibi olmak adına atabileceği ilk adımın kardeşlerinin hatrını sormak olabileceğini düşünmüştü..

Nasılsa bu ülkede karşılaştığı kişilerin hemen hepsinin nüfus cüzdanında Müslüman yazıyordu.. Kızdığı, öfkelendiği, haset ettiği insanların da nüfus cüzdanlarında Müslüman yazıyordu.

Tabii ki kalplerde yazılı olanı bilen ancak Allah’tır.

Ama bu düşünce zihninde belirince, kızgınlıklarının ve kırgınlıklarının arasından menfaati çerçevesinde olanları çekip çıkardı..

Ucu nefsine takılmış olanları kenara ayırdı.

Telefonu eline aldı ve aklına ilk gelen kişinin numarasını çevirdi. Ürpertiyle ve zihninde uçuşan soru işaretleriyle eski iş arkadaşını aradı.

Arkadaşı ise, buna şaşırmış, bir iş için aramadığını anlayınca garipsemiş ve bu düşüncesini gelecek günlerde hatırlamak üzere paketleyip kaldırmıştı…

“Yani şimdi işi düşmedi ama, herhalde bir sonraki arayışında merâmını dile getirecek” diye düşünmüştü. Bunu da ses tonundan anlamak mümkündü..

*

Başka birini aradı, sonra başkasını..Aradı, aradı.

Kalbindeki duygulara karşılık bulamamıştı, üzülmüştü..

Olsun, insan karşılık alamasa da kardeşlik duygusuyla, uhuvvetle dolması ne güzel..

Bir kişi, bir sebeple muhabbetle dolsa, çevresinde bu muhabbetin yansıyacağı hiçbir ayna olmasa da dert etmemeli. Gücenmemeli..

Göstermeye çalıştığı içten sevgi ve kardeşlik duygusu alaya alınsa da garipsense de, üzülmemeli.

Çünkü nimetin lezzetine ermeyenler nimeti inkar etse nasıl kifayetsiz olur, öyle de uhuvvetle döndüğümüz yüzlerin bize manâsızca bakması, muhabbetin, kardeşliğin yokluğunu ifade etmez.. Güneş gibi bir hakîkat, yansıyacak ayna bulamadı diye ondan vazgeçmemeli..

Asr-ı Saâdet öncesinde, ulvî duygulardan uzak kalmış insanlar nasıl Kur’an ile şereflendiklerinde bambaşka kapılar aralanmıştı.. Bunun gibi, ahlâkî değerlerin menfaatten uzak muhabbetlerin de gelişmesi için Kur’an ahlâkının yer edinmesi gerekiyor..

Tevbe sûresinin 71. ayetinde Mü’min’lerden şöyle bahsediliyor:

“Mümin erkeklerle mümin kadınlar da birbirlerinin velîleridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkorlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler, Allah ve Resûlüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azîzdir, hikmet sahibidir.”

Birbirinin velîsi, dostu, yardımcısı olmak ne güzel bir vasıftır. Ve bu öyle bir vasıftır ki, Müminlere hastır.

Aynı sûrenin 67. ayetinde münâfıklardan bahsedilirken:

“Münâfık erkekler ve münâfık kadınlar birbirlerindendir. Onlar kötülüğü emreder, iyilikten alıkor ve cimrilik ederler. Onlar Allah’ı unuttular. Allah da onları unuttu. Çünkü münâfıklar fâsıkların kendileridir.” Buyuruluyor.

Münâfıklar için birbirlerinin velîsi, dostudurlar kelimesi kullanılmıyor..Onların birliktelikleri ancak menfaat çerçevesinde gerçekleşiyor ve menfaat ortadan kalkınca beraberlikleri de son buluyor çünkü.

Ama bu zamanda, menfaatleri ortadan kalktığında birlikteliği son bulan yalnızca münâfıklar mı acabâ diye bir düşünüyor insan..

Münâfık hasletlere sahip olmamak için, birbirimizin velîsi olmalıyız..

Kardeşimiz çok şey ifade etmeli bizim..

“Kardeşim” diye yürekten seslendiğimiz kişilerin sayısı artmalı..Artık hâl hatır sormak garipsenmemeli, altında başka sebepler aranmamalı..

“Kim Müslüman kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah onun ihtiyacını giderir. Kim bir Müslümandan bir sıkıntıyı giderirse, Allah da o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir.” buyuran Hz. Peygamber a.s.m gibi, bu niyet ve düşüncelerle sürdürmeli hayatı.

Sağlam bir binâ’dan murâdımız varsa eğer, sağlam tuğlalar olabilmeli..

Rabia Nazik Kaya

Reklamlar

20 Yanıt

  1. AZİZ,SIDDIK AHMED ABİ ÇOK GÜZEL BİR YAZI 🙂 MESLEĞİMİZİN ESASI OLAN,UHUVVETİN GÜCÜNÜN SIRRINA ERMEK DUASIYLA..

  2. Birbirleriyle kardeş edilen ensâr ve muhâcirin birbirlerini görmek için sabahı iple çektiklerini, karşılaştıkları zaman coşkun bir sevgi ile: “Ben görmeyeli nasılsın?” diye hâl hatır sorduklarını da okumuştu..

    Bu heyecanla, onlar gibi olmak adına atabileceği ilk adımın kardeşlerinin hatrını sormak olabileceğini düşünmüştü..
    selam ve dua ile ablası Rabbim razı olsun gül paylaşımın için… günümüzde sönmekte olan bir konuyu gündeme taşıman çok güzel… Rabbimin tüm güzellikleri seninle olsun nur kardeşim…

  3. .KARDEŞ OLDUK AMA KARDEŞ KALAMADIK
    .Kardeş olduğumuzu zannettik ama Rabbin istediği,ashabın örneklediği bir kardeşlik tesis edemedik.Her kavramın içini boşalttığımız gibi dost,kardeş kavramlarınında içini boşalttık.Çıkar ilişkisi haline geldi ilişkilerimiz."Mü\’minler ancak kardeştir" ayetini okuduk yıllarca."Doğudakinin canı yanarken batıdaki hissetmiyorsa bizden değildir" hadisiyle beslendik her zaman.Yazılar yazdık bunun üzerine .makaleler,edebiyatlar parçaladık ağlak ifadelerle.Ama kardeşim dediklerimizle ilişkilerimiz hep pamuk ipliğine bağlı oldu maalesef.Kopmaya her an hazır.Hatta bahane arayan.Bir gün önce kardeşim diye tanıştırdık etrafımızdakilere ertesi gün karşı taraf oluverdi o şahıs.Bir gün önce aynı sofrayı paylaştık kardeşim dediğimizle ama ertesi gün tekfir ettik içimiz titremeden.Kardeş mi olamadık yoksa kardeş kalabilmek için çaba mı sarfetmedik? Ben her zaman diyorum ya aslında biz gerçek manada sevemedik birbirimizi.Sevgi binalarımızı inşa edemedik hiç bir zaman.Diğer insanlarla hep duvar ördük aramıza.Kalın ve aşılması güç duvarlar.Sevemeden kardeş olunmazdı ki.Onların biraz farklı düşünmesine tahammül edemedik.Bizim gibi düşünmesi,bizim gibi yaşaması gerekiyordu.Bizi birleştiren unsurları rafa kaldırıp,bizi ayıran bir iki teferruat gündemimizde kaldı hep.Ensarla muhacirin sevgisi gibi sevgi oluşamadı aramızda.Simalarımızı tanımayı tanış kabul ettik.Aynı cemaate bağlı olmayı kardeş zannettik.Aynı gruptaysak kardeşimizdir dedik ama bizi birleştiren ne yazıkki inançlarımız değil,cemaatlerimiz oldu.Bağlı bulunduğumuz cemaatte ki her hangi bir sorunda da bağlarımız kopuverdi kardeşlerimizle.İngiliz bir yazarın sözü bu konuyu içeriyor aslında. Dostluk para gibidir.Elde edilmesi kolay,korunması zor..Bizse maalesef kolay kazandık dostluklarımızı kaybetmemiz de çok kolay oldu.Bedava kazandığımız dostluklarımızı beş paraya satmakta da hiç zorlanmadık. (MÜKERREM BULUT)
     
    BU GÜZEL PAYLAŞIMIN İÇİN RABBİM RAZI OLSUN CAN KARDEŞCİK,YÜREKTEN KARDEŞİM DİYE SESLENENLERDEN OLMAMIZ DUASIYLA  RABBİME EMANET OL ABLASII…

  4.    
      Sevmeyi Başarmalı,Sevilmeyi Hak Etmeliyim
     
             Sevgi,kalbin ağzı,ruhun gıdası,gözün nurudur.Sevgiden mahrum olan kimse,ölüler sınıfından sayılır.Sevgi nurunu
        kaybedenler,karanlık denizinde yok olurlar.Toplum,bir çok ihtiyaçları ve problemleriyle bir denizin dalgaları gibidir.İşte,bizim
        hayatta kalabilmemiz,ihtiyaç ve problemlerimizi halledebilmemiz ancak sevgiyle olur.
             Sevgi,özveri ister.Sevgi duygusunun insan davranışlarına yansıması gerekir.Davranışlara yansımayan,sadece sözde kalan
        sevginin bir değeri yoktur.İnsanları seven kişi,onlara sevdiğini söylemelidir.Ayrıca,davranışlarıyla da bunu göstermelidir.Onlara 
        karşı kin ve düşmanlık beslememeli,onları kıskanmamalıdır.Kimseyle küs ve dargın olmamalıdır.Başkalarının inanç ve 
        düşüncelerine saygı duymalıdır.Onlara karşı daima anlayışlı ve hoşgörülü olmalıdır.Kendisi de,bir yanlış davranışta
        bulunduğunda özür dilemesini bilmelidir.herkese iyi davranmalı,kimsenin hakkını yememelidir.
             Herkesi,bizim gibi inandığı ve düşündüğü için değil,insan olduğu için sevmeliyiz.
             Yaratılışta Allah’ın her insana verdiği sevgi duygusunu köreltenler,sevmesini bilmezler.Bu tür insanlar,mutluluk ve huzurdan
        da yoksun olurlar.
             Sevmeyi bilmeyen insanlar,iç huzurlarını kaybederler;herkese şüphe ile bakar,çevresindeki insanlara hırçın 
        davranırlar.Böyle İnsanlar sevmeyi bilmediği için,sevilmeyi de hak etmezler.Yüreklerindeki sevgiyi besleyip büyüten
        insanlar,herkes tarafından sevilir ve sayılırlar.Sevmeyi başaran ve sevilmeyi hak eden insanların oluşturduğu toplumlarda
        birlik,beraberlik,hoşgörü,kalıcı dostluk ve kardeşlikler oluşur.Kavgalar ve savaşlar son bulur.İnsanların barış içinde yaşadığı bir
        dünya oluşur.
    Sevmeyi başarmak ve sevilmeyi hak etmek için dikkat edilmesi gereken konuları şöyle sıralayabiliriz:
    1.     Çevremizde bulunan insanlara ayrım yapmadan yakın ilgi göstermek.
    2.     Herkese saygı göstermek ve değer vermek. 
    3.     Ahlâklı ve dürüst olmak.
    4.     Güzel sözlü ve tatlı dilli olmak.
    5.     Başkalarının görüş ve düşüncelerine değer vermek,hoşgörülü olmak.
    6.     “her insanın bir güzel yönü vardır.” Düşüncesinden hareketle,insanları kusurları ile sevmek.
    7.     Bencil olmamak. (Bencil olanlar yalnızca kendilerini severler.)
    8.     Kıskanç olmamak.((kıskanç olanların sevgisi azdır.)
    9.     Her insanı,Allah’ın yarattığı bir varlık olarak karşılıksız sevmek.
    selam ve dua ile can kardeşcik… Rabbim sevdiği dostlarını bize kardeş diye yollamış ya şükürler olsun Rabbime….kevserin başında bekleyen Gül Efendimize komşu eylesin…Rabbime emanet olasın..

  5.  
     Müslümanlar arasında kurulan kardeşlik bağı diğer tüm dünyevi bağların üstündedir.Bu bağ iki tarafa da sorumluluklar yükler bu sorumlulukları hadis ve ayetlerle bize öğütlemiştir Peygamberimiz (ASM).Mümin kardeşini ancak Allah için sever,ziyaret eder ve yine Allah rızası için kardeşini terk edebilir.Hayırlı işlerinde kardeşinin yar ve yardımcısı olur, kötülüklerde ise en büyük engel ve uyarıcısı olur.Kardeşi kötülüğe düştüğü zaman onu yüz üstü bırakıp gitmez, onu günaha teslim etmez, günah ve şeytan ile kardeşinin arasında kalkan olur.Davet ettiğinde icabet eder,selam verdiğinde karşılık verir, üzüntüsüne de sevincine de ortak olur.Dili döndüğünce kardeşine nasihat eder, iyiliği emreder kötülükten sakındırır, ona karşı ayna gibi olur iyiliğini abartmaz eksiğini kırmadan gösterir.

    Yalnızlığın reçetesi, Hastalığın ilacıdır sevgi. Hüznün düşmanı, Mutluluğun dostudur sevgi.Kardeşliğin başı, İnsanlığın temelidir sevgi. Hayatın kaynağı, Yaşamanın ispatıdır sevgi.Ve… Al,CANISIBenden sana Gönüller dolusu
    SEVGİ….
    SELAM VE DUALARIMLA KARDEŞİM YÜREĞİNE SAGLIK RABBİM SENİNŞE OLSUN

    .

  6.  boyle bır kardeslık bızlere gerek can kardesım sevgıyle kal  saygılarımla.s.v.d.i.

  7. İslâm\’da kalp kardeşliği vardır. Bu kardeşlik bağı aynı anne babadan dünyaya gelmekle olan kan kardeşliğinin de önüne geçmiştir. Peygamber Efendimiz\’in amcalarına baktığımızda bunu açıkça görürüz. Peygamber Efendimiz\’in amcası Abbas (Allah ondan razı olsun) yeğenini çok severdi. Hiçbir şeyin O\’nu üzmesine ve O\’na zarar vermesine gönlü razı olmazdı. Efendimiz\’in gençlik devrinde, Kâbe\’nin inşaatı sırasında birlikte taş taşıyorlardı. Efendimiz taşları, çıplak omzunun üzerine koyarak taşıyordu. Hazreti Abbas buna dayanamadı ve: —Elbisenin ucunu omzuna koy da canın yanmasın, dedi. —Fakat diğer taraftan amcası Ebû Leheb, yeğeninin sıkıntı çekmesi için elinden gelen zulmü yapıyordu. Peygamber Efendimiz, insanların toplandığı panayırda:—Ey insanlar! “Lâ ilâhe illallâh, deyiniz de kurtulunuz!” diyerek herkesi tek tek dolaşırken amcası Ebû Leheb de arkasından yürüyor:—Ey insanlar! Sakın O\’na inanmayın! O yalancıdır! diyerek bağırıyordu.Elinde topladığı taşları da öz yeğeninin arkasından acımasızca savuruyordu. Öyle ki attığı taşlar Sevgili Peygamberimiz\’in mübarek ayak bileklerini kanatıyordu.Diğer taraftan Peygamberimizle hiçbir kan bağı olmadığı halde onun için, göğsünü oklara ve kılıçlara siper eden ve canını feda etmek için yarışan sahabeler de vardı. Demek ki mühim olan bu kalbî kardeşliktir. Din kardeşliği de bu kalp kardeşliğine dayanır. Bu cennet vatanımızda bizi birbirimize bağlayan da işte bu kalbî kardeşliktir.(alıntı)

  8. hayırlı sabahlar cnm kardeşim ALLAH YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN AMİN… a.r.o. slm ve dua ile.

  9. Sevdaları Yaşamak
         Çeçenistan savaşının en kanlı günlerinden biri… Asker, en iyi arkadaşının az ileride kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar. Asker komutana koştu ve: – Komutanım, fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim? dedi. "Delirdin mi?" der gibi baktı komutan… "Gitmeye değer mi? Çok fazla kurşun yemiş ve delik deşik olmuş. Büyük olasılıkla ölmüştür bile. Kendi hayatını da tehlikeye atma sakın. Seni de kaybetmek istemem"      Asker ısrar etti ve komutan "Peki" dedi, "Git o zaman, Biz seni koruyacağız" Asker o korkunç ateş yağmuru altında yerde yatan mücahide ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa döndü. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Komutan kanlar içindeki askeri muayene etti. Sonra onu sipere taşıyan arkadaşına döndü: – Vurulmuş… Sana hayatını tehlikeye atmana değmez, demiştim. – Değdi komutanım, dedi asker. – Nasıl değdi? dedi komutan. "Ölmüş görmüyor musun?" – Yine de değdi komutanım, dedi asker. Çünkü yanına ulaştığımda arkadaşım henüz sağdı. Ve onun son sözlerini duymak benim için dünyalara bedeldi.      Ve hıçkıra hıçkıra şunları söyledi asker: – "Geleceğini biliyordum Abdullah… Geleceğini biliyordum" dedi bana..
    sevgili can kardeşim Rabbimizin sevdiği kullarıyla dost & kardeş olmak insanı mutlu ediyor  bu dostlukların ziyadeleşmesi temennisiyle hayırlı sabahlar diliyorum s.a

  10. Cemaat rahmettir tefrika azaptır, her kim cemaatten bir karış ayrılırsa İslamî bağlılığını kendisinden atmış” buyuruyor.
    Akif de ne güzel söylemiş:
    Girmeden tefrika bir millete düşman giremez,
    Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.
    Evet yüreklerimiz toplu olmalı, kalpte tevhidi, muhabbet tevhidini gerçekleştirmeliyiz ki fiillerimizde tevhid olsun, birlik ve beraberlik olsun
    Rabbimiz, nasıl bir din kardeşi olmamızı istiyorsa bizi öylece din kardeşleri eylesin, Rabbimiz bizleri müslüman olarak yaşatsın, müslüman olarak öldürsün, müslüman olarak diriltsin. Amin….SELAM VE DUA İLE ABİMM

  11.  
    "müslümanlardan kaçıp müslümanlığa sığınıyorum" demişti ya şair(Mehmet Akif ERSOY)
    ZAMAN  AYNI ZAMAN..belki biraz daha çirkinleşerek bu güne geldi, Akif\’in sözü geçerliliğini korumakta.
    sevgi ve selamlarımla Allah\’a emanet ol Ahmed.

  12. Kardeşim 
    Kardeşim deriz karındaştan  öte. Sadece kan bağı değildir bizi birleştiren, bir de kardeşlik bağı vardır. Bu kardeşlik, karındaşlıktan daha ötedir. Kardeşlik Yaratan\’ın bakışıyla sevmektir.Kardeşlik, yalnızca aynı sevgiyi paylaşmak değildir; sevgiyi onurlandırmaktır. Yağmurun getirdiği rahmet gibi bir birine rahmet olmaktır. Kardeş duygular, Peygamber sünnetidir. Kardeşlik Habîb-i Ekrem\’in pırıltısını almak için, göz göze salât ü selâm getirmektir. On dört asır sonrasına uzanan bir vefâdır kardeşlik, Efendimiz (ASM)\’ dan kalan bize.Kardeşlik "bir" yerine, "bin"ler olmaktır. "İyyâke na\’büdü" derken, yürek safında milyonları kucaklamaktır, asla kaybetmemektir sevgi bağını!.. Ümmet olmak kardeşliğini yaşamaktır, her Fâtiha\’da. Fâtiha\’ya yazılan kutsî kardeşlikten gayrı düşünmemektir. Her gün kırk kere bunun sözünü veririz Rabbimize.Susuzluktan kavrulan dudaklar su isteyince, susayan kardeşini kendine tercih eden Hâris, İkrime gibi kavruk bir nefesle Allâh\’a can sunmaktır. Ortada üç şehit beden, bir de su kalmıştır. Çöle hayat verecek olan, bu bir testi sudur. Kardeşlik, mâtemlerin civârını mesken seçmektir. Yamalı elbiseyle gezen Peygamberler Sultanı\’nı hatırlayıp dam altlarında, yıkık vîrânelerdeki mahcup edâlı gariplere gönülden sıcacık "Kardeşim!.." diyebilmektir. Gözyaşlarını silmektir, çıplak el ve ayaklarını gönlüne koyup muhabbet ateşiyle ısıtabilmektir.Bir teselli olmaktır.Dert ortağı arayanların sığınağı olmaktır, Hazret-i Ali gibi.Hz.Ali Buyuruyorlar ki:"-Şu iki şeye sevindiğim kadar hiçbir şeye sevinmem. Bir kardeşimin sıkıntısının benim vesilemle düzelmesi, derdi olan kimsenin gelip benden yardım istemesi..Fırtınalı denizlerde sığınılacak bir liman olabilmektir. Kardeşlik, elinde vereceğin bir şeyin kalmasa da gönül alıcı bir söz söylemektir. Bir tebessümle hüznünü dağıtabilmektir kardeşinin… Bombalar kucağında, yanarken ocaklar; sofrada her lokmayı sorgulamaktır. Lezzeti bırakıp, karın tokluğuna yaşamaktır.İnce ruhların süzgeçlerindeki rikkat gibi en kibar cümlelerle seslenmek, yüreklerini şenlendirmektir "kardeşim" dediğinin. Kardeşlik; ayağına bassa da kardeşin ayağının altını incitmek sancısını çekmektir. Kardeşinin gafletini körükleyen bir dev aynası değil, hataları hayra tebdîl eden bir pusula olabilmektir. Bazen gözden düşen sözler vardır. Kardeşin kardeşe dili uzanmaz, ama olur ya bazen dil, yılan olup soktuğunda, dudaklarından kan aksa da zehri yutup, gülebilmektir.
    Kardeşin, kardeşe heyecanı vardır. Bir başkadır paylaşmanın tadı. Kullukta kardeşlik, hizmette kardeşlik başkadır.  Saçına ak düşende, fâniliğin koynuna usulca sokulurken, sonsuza uzanan saâdete ermek için beraber Allah rızasını aramaktır her köşede…Kardeşlik karındaşımdan öte. Ana, baba, özge yârim… Ama kardeşlik candan ziyâde!.. Allah Rasûlü buyurur ki: "-Kıyamette kardeşlik candan özge! Herkes telâş içindeyken, evlât medet umunca ana-babasından, onlar bir o yana, bir bu yana kaçışırlar. O zaman sâlih bir kardeşi, kendi sevaplarını bağışlayıverir kardeşine; ben yandım, sen yanma!" diye… Allah, kendi uğruna fedâ edilen canlara, cennetini gösterir.
    Kardeşim" diyorum, karındaşımdan öte!.. Kardeşim" diyorum kendimi bildiğimden öte… Kardeşim" diyorum candan özge, candan ziyâde..
    kıymetlı paylaşım ve yorumlarınız için tşk ederim hayırlı sabahlar..s.a.

  13. "Ey gönül ölmedinse uyan, yeter artık.Sana kapalı görünen kapıları aç artık.Göğün mavilerine, Cennetin baharlarına uç artık."
     Çok şey ifade eden kardeşlerimizin çoğalması ve kardeşlerimize çok şey ifade edebilmek dileği ile ..Güzel kardeşimin dualarıyla inşallah 

  14. Peygamberimiz (sav) şöyle buyuruyor:“Samîmî kardeş edinmeye çalışınız ki, onlar size geniş zamanlarınızda ziynet ve şeref, belâlara mârûz kaldığınız zamanlarda da koruyucunuz olsunlar”Ömer b […]
    SELAM SEVGİ VE DUALARIM SENİNLE SEVGİLİ KARDEŞİM RABBİM SENİNLE OLSUN

  15. Kayıyorum, tökezliyorum, düşüyorum… Yolumu kaybediyorum dünya çıkmazında.. Yerim burası değil biliyorum, yine de kanıyorum…Yanıyorum Ey yerlerin ve göklerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi,ben\’im Rabbim.. Ellerimi Senden başka uzatacak kimsem yok, kime uzatsam açıkta kalıyor bir parçam,kime dönsem yüzümü yönler kayboluyor.İki adım sonrası yar, üç adım sonrası mechul.. Sana getirecek sokaklar çıkmaza dönüyor.ben girince; ben girince Sengidiyor musun?Rabbim, çaresizliğimi bileli çok olmadı… Çok olmadı eşiğine kapanıp gözyaşı dökmeyi isteyeli.. Olmuyor Allah\’ım.. Bir şeyLer hep eksikkalıyor. Sana gelirken,Sana gelmekten başka yolum olmadığını bilerek,gelirken..Bir şeyler eksik.. Güzergâhım engebeli.. Issız.. Düşsemtutan olmayacak.. Yorgun başımı dayasam bir dağa, üzerimden yolgeçecek. Kimse görmeyecek beni Rabbim. Kimse kimsenin derdi değil,benim Rabbim Sensin.. Atarsan beni tutacak yok, bırakırsan düşerim…Ben.. Cümlelere küçük harfle başlayıp, büyük harfle bitirmeyi marifetsanan zavallı.. Oysa nokta koymayı bile bilmiyorken… Ve sadecelüzumsuz ne varsa, ne varsa zayi ettiren, yiyip bitiren ne varsa onuseçen.. Düşüp düşüp düşerken… Hep düşerken uslanmadan yine dedüşmeyi tercih eden.. Nefisperest…Ben… Uyandır beni rehavetimden.. Günhkârım, utanç içinde kızarıyoryanaklarım huzurunda.. Senden istemek ağır geliyor, ama başka kapımyok… Gidecek kimse yok, kalakalıyorum karanlıklarda…\’Allah\’ım…\’Yaratan, rızık veren, yol gösteren… Rahmetini kimseden esirgemeyenRabbim.. Düşe kalka kanamışken, yitmişken.. bitmişken.. Senin sözlerinyetişiyor imdadıma:\’ Duanız olmazsa ne ehemmiyetiniz var\’Ama öyle ağır ki omuzlarım, öyle ağırlaşmış ki parmaklarım; ellerimisemâya döndüremiyorum… Ellerim kızarıyor.. Kalbim kanıyor.. Aciz,gafil, günahkar gözlerim utanıyor.. \’Ya beni istemezse..?\’ diyeçırpınırken sözlrim.. Yine Sen yetişiyorsun imdâdıma.. Kimim var kizaten, Senden başka..\’Bana dua edin, icâbet edeyim\’Sana, sana güvenerek geliyorum Allah\’ım… \’Beni bırakma, uçurumlara..\’\’Tut ki… Edemem Sensiz\’yer Senin, gök Senin.. ben Senin.. yollar Senin.. bana en yakınbildiklerim Senin.. Sen istemezsen kime giderim? Düşsem kim tutarelimden? Kim sarar yaralarımı?Rabbim gözyaşlarım kupkuru, ama yüreğim ıslak Rabbim.. Ağlayamadığımiçin utanıyorum, günâhlarımı dökemediğim için.. Ağırlığımı taşıyamıyorgüçsüz bedenim, belim bükük bu yüzden.. Sırtımda hata kamburum..Alnımda gaflet çizgileri.. Yüzüme bakılası değil…Ama senden başka kimim var benim? Kime giderim?…\’Tut beni Allah\’ım, tut ki, edemem Sensiz…Amin…(Alıntı)
     
    Selamün aleyküm abi…Güzel,faydalı bilgilerin için Rabbim razı olsun…Allaha emanet ol…

  16. Ri­ya ve uc­ba sevk e­der… 
    İmam-ı Ga­za­li haz­ret­le­ri bu­yu­ru­yor ki: Şey­tan, iba­det et­me­ye ma­ni ola­maz­sa ri­yâ­ya yön­len­di­rir. Her­kes gör­sün de, be­ğen­sin, der. Bu­na ce­vap ola­rak, ken­di­ne fay­da ve za­rar ver­mek, kim­se­nin elin­de de­ğil­dir. Baş­ka­la­rı­na ise, hiç ve­re­mez­ler. Böy­le olan kim­se­ler­den bir şey bek­le­mek abes olur, bâ­tıl olur. Fay­da ve za­rar ve­ren an­cak Al­la­hü te­âlâ­dır. Yal­nız onun gör­me­si, ba­na ye­ti­şir, de­me­li­dir.Şey­tan, ay­rı­ca in­sa­nı uc­ba, ya­nî ibâ­det­le­ri­ni be­ğen­me­ye sevk eder. Se­nin gi­bi akıl­lı, uya­nık kim­se var mı? Bu za­man­da, her­kes gaf­let uy­ku­sun­da iken, sen ibâ­det ya­pı­yor­sun, der. Bu­na kar­şı­lık, bu akıl ve ze­kâ ben­den de­ğil­dir. Rab­bi­min ih­sâ­nı­dır. Onun ih­sâ­nı ol­ma­sa, ibâ­det ya­pa­mam de­me­li­dir.Şey­tan, ibâ­det­le­ri­ni giz­li yap. Al­la­hü teâ­lâ, se­nin sev­gi­ni ve şe­re­fi­ni in­san­la­rın kal­bi­ne yer­leş­ti­rir, di­ye­rek giz­li ri­yâ­ya dü­şür­mek is­ter. Bu­na kar­şı­lık, ben Al­la­hü te­âlâ­nın ku­lu­yum. O, be­nim sa­hi­bim­dir. İbâ­de­ti­mi is­ter­se be­ğe­nir, is­ter­se red­de­der. İn­san­la­ra bil­di­rip bil­dir­me­me­si­ne ka­rı­şa­mam, de­me­li­dir.Şey­tân in­sa­nı kan­dı­rıp, din­den uzak­laş­tır­mak için, “İbâ­det yap­ma­ya ne lü­zûm var? İn­san­la­rın îmân­lı mı îmân­sız mı öle­cek­le­ri ezel­de tak­dîr edil­miş­tir. Îmân­lı öle­cek olan, ibâ­de­ti terk edin­ce, af­fe­di­lir, Cen­ne­te gi­der. Ezel­de kâ­fir ola­rak öle­ce­ği ya­zı­lan, ne ka­dar ibâ­det ya­par­sa yap­sın, fay­da­sı ol­maz, mu­hak­kak Ce­hen­ne­me gi­der. O hâl­de, ken­di­ni bo­şu­na yor­ma! Ra­ha­tı­na bak!” der.Bu­na ce­vap ola­rak, “Ben ku­lum, ku­lun va­zî­fe­si, sa­hi­bi­nin em­ri­ni yap­mak­tır. Rab­bim her şe­yi bi­lir ve di­le­di­ği­ni ya­par. Di­le­di­ği­ne ha­yır, di­le­di­ği­ne şer ve­rir. Kim­se­de, O’na su­âl sor­mak hak­kı yok­tur. Ezel­de âsî isem, Rab­bi­me itâ’at et­miş ola­rak Ce­hen­ne­me gir­me­yi, âsî ola­rak gir­me­ye ter­cih ede­rim. Bun­dan baş­ka, Al­la­hü teâ­lâ, ibâ­det eden­le­ri Cen­ne­te so­ka­ca­ğı­nı, ibâ­det et­me­yen­le­re Ce­hen­nem­de azâb ya­pa­ca­ğı­nı va­det­miş­tir. Al­la­hü teâ­lâ va­din­de sâ­dık­tır. Va­din­den dön­mez” de­me­li­dir.Al­la­hü teâ­lâ, in­sa­nın ih­ti­yâ­rî ha­re­ke­ti­ni ya­rat­mak için, in­sa­nın irâ­de­si­ni se­bep kıl­mış­tır. Bu şart ol­ma­sa da ya­ra­tır. Fa­kat bu şart ile, bu se­bep ile ya­rat­ma­sı âde­ti­dir.Al­la­hü te­âlâ­nın ezel­de bil­me­si ve di­le­me­si ve levh-ül-mah­fû­za yaz­ma­sı da, in­san­la­rı mec­bûr et­mek ol­maz. Al­la­hü teâ­lâ ezel­de di­le­di­ği için, levh-ül-mah­fû­za yaz­mış­tır. Ku­lun ya­pa­ca­ğı­nı bil­di­ği için, ya­pıl­ma­sı­nı irâ­de et­miş­tir.Mehmet Oruçcumanız mubarek dualarınız makbul olsun inş..s.a.

  17. selamün aleyküm hayırlı akşamlar kardeşim selam ve dua ile
    NE ÜZERE SÖZLEŞTİK?

    ELVİDA ÜNLÜ

    Söz verdik.
    Yalan söylemeyecek, emin, güvenilir kimseler olacak, namaz kılacak, yetimi koruyup gözetecek, helalinden yiyecek, yani müslümanlar olacağız.
    Akabe\’de olmasak da sarp geçitlerdeyiz. Uçurumların kıyısındayız.
    Ellerimiz ellerinle, gönüllerimiz gönlünle söz verdik, veriyoruz. Seninleyiz ey Mübarek Elçi! Biliyoruz ki seninle oldukça bizimlesin.
    Olmasak da Akabe\’de, Rıdvan\’da; Uhud\’da sağına ve soluna baktıkça bizi görürdün. Görürdün de ‘kardeşlerim\’ der, bizi özlerdin.
    Seni özlüyoruz ey Allah\’ın Rasulü!
    Sarp geçitlerdeyiz. Neyse ki biatımız var, neyse ki sözün sözümüz. Yoksa düştük, düşeceğiz…
    Sarp kayalıklardan geçerken
    Mekke zor, acı günler yaşıyordu. Nasıl acı olmasın? Taşını toprağını dar etmişlerdi Rasulullah s.a.v.\’e, göğünü dar etmişlerdi. Gidecekti O, inananlar gidecekti.
    Mekke, şimdi Mekke\’den, kendinden hicret etmek, gitmek istiyordu.
    Efendimiz s.a.v. Akabe\’de Medinelilerle buluştu. Medineliler, elleri Allah Rasulü s.a.v.\’in ellerinde İslâm üzere biatlaştılar.
    Müslüman olmak, dahil olmaktı. Cemaate, hak daireye, çileye, uğruna güneşten ve aydan geçilecek davaya dahil olmaktı. Efendimiz s.a.v.\’in amcası Abbas r.a., biat eden Medinelilere hitaben şunları söyledi:
    – Siz, ey söz verenler! Muhammed, ailesi içinde şerefli ve muteber bir kimsedir. Biz onu düşmanlarına karşı daima koruduk. O şimdi sizinle gidecek. Sözünüzün manasını idrak eder, ne olursa olsun sonuna kadar sebat edeceğinizi taahhüt ederseniz ne âlâ… Etmezseniz şimdi söyleyin!
    Bunun üzerine Medineli Berra r.a. söz alarak dedi ki:
    – Biz, kılıçların gölgesi altında yetişmiş, öyle yaşamış insanlarız!
    Sonra Ebu\’l-Heysem r.a. söz aldı:
    – Ey Allah\’ın Rasulü! Takdir buyurursunuz ki bizim yahudilerle bir takım ilişkilerimiz, bazı antlaşmalarımız var. Müslüman olduktan sonra bunlar feshedilecek, yok sayılacak. Biz de şunu isteriz: Davanda muvaffak olduktan sonra -ki olacaksın- bizi bırakıp doğduğun yere dönme.
    Efendimiz s.a.v. şu cevabı verdi:
    – Hayır, böyle bir şey olamaz. Bu günden itibaren benim kanım sizin kanınızdır. Siz benimsiniz, ben de sizinim.
    Sonra Ensar (yardım edenler) ismini alacak olan Medinelilerin Peygamberimiz\’e biatları şu şekildeydi:
    “Asla Cenab-ı Hakk\’a ortak koşmayacaklar, hırsızlık yapmayacaklar, zina etmeyecekler, çocuklarını öldürmeyecekler ve hak olan her şeyde Allah Rasulü\’ne itaat edecekler”
    Ensar bu şekilde biat ederken Es\’ad b. Zürara r.a. onlara şöyle hitap etti:
    – Şu verdiğiniz sözün manasını layıkıyla kavrıyor musunuz? Bu sözün bütün Araplara, Arap olmayanlara, bütün insanlara ve cinlere harp ilanı olduğunu, hepsinin karşısına dikilmek olduğunu idrak ediyor musunuz?
    Ensar şöyle cevap verdi:
    – Evet. Sözümüzün, ahdimizin ne manaya geldiğini anlıyoruz.
    Anlamıştı Ensar. Daha müslüman olur olmaz, müslüman ne demek anlamıştı. Tüm cihan zerreden kürreye bir yanaydı, Allah Rasulü bir yana. Efendimiz s.a.v. için de onlar öyleydi.
    Anlamıştı Ensar, müslüman olmak bir, beraber olmaktı. Çileye dahil olmaktı. Müslüman olur olmaz anlamıştı.
    Bizler, müslüman doğanlar, doğduğunda kulağına ezanlar okunanlar, ne zaman anlayacağız? Müslüman olmak önce teslim olmaktır.
    Sonra dünyaya meydan okumaktır.
    Bir olmak, beraber olmaktır

  18. hell olsun kardeşimm yayınladığın bloglar mükemml

  19. selamün aleyküm hayırlı günler kardeşim selam ve dua ile herzamnaki sayfan cok dolu dolu kib.

  20. Kara Sevdalıyım… ——————————————————————————–Esselatü vessalamü aleyke ya Resulallah…Esselatü vessalamü aleyke ya Habiballah…Esselatü vessalamü aleyke ya Seyyiden evveline vel ahirin…Ya Resulallah seni sevmek bir kara sevdadır benim için,Yaşadığım hayatın bir anlam ve önemi var seni sevebildiğim için,Tek amacım nasip ederse eğer yaradan cennette gül cemalini görebilmek için,Ya Resullallah bütün çabam, mahşerde senin bana: "Sancağımın altına gel, ey ahir zaman ümmetim…" dediğini duyabilmek için…biliyorsun ben sana kara sevdalıyım allah için….ben sana kara sevdalıyım allah için…. selam sevgi ve dualarımla can kardeşim mevlam daim seninle inşallah.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s