…Sonsuz bir esaret, sonsuz bir kaybedişten koru Rabbim…

Ötelere özlem

BİR FANUSUN içinde gibiyim, fanusun camdan duvarlarına dokunuyorum, dışına, ötesine ulaşabilmek için. Cam duvar içeriden boyalı, dışarıyı göstermiyor, ama dışarısı olduğunu biliyorum. Bir yolu olmalı dışarıya çıkmanın, en azından dışarıyı görmenin, seyretmenin bir yolu olmalı diye düşünüyorum.

Seziyorum, hissediyorum; herşey bu fanusden ibaret değil, olmamalı. Yoksa fanus ve içindekiler tamamen anlamsızlaşacak. İçerisi varsa, dışarısı da vardır diyorum. Hep burada kalmaktan, hiç bu duvarları aşamamaktan korkuyorum. Ürperiyorum, ya hiç çıkamazsam, burada bitirirsem ömrümü!

Bir sihirli söze mi ihtiyacım var? Nedir beni bu esaretten, hep bu dışarıyı gizleyen duvarları sıvazlamaktan kurtaracak? Var mı bir bir noktası bu duvarın, bir açığı, bir deliği arkaya geçit veren? Yoksa her noktasından bir geçit var da ben mi göremiyorum?

Dışarısının içerisine nispetle çok farklı olduğunu hissediyorum. Bir kurtuluş gibi geliyor dışarısı, bir özgürlük. Kelebeğe kozasının dışı ne ise o. Çıksam uçacağım, bütün varlıklarla barışacağım gibi geliyor.

Bir melodi, bir ses ötelerden, duvarın arkasından duyar gibi oluyorum. Annemin duası gibi saf, ninni gibi içten, ezan gibi asil ve muştulu bir ses geliyor, ve kesiliyor. Sürekli duyabilsem diye kulaklarımı dayıyorum, başımı bastırıyorum.

Ümitsizleniyorum, yere çömeliyorum, bir nasip meselesi diyorum. Mahrum olmaktan korkuyorum. Ümitleniyorum, kalkıyorum, emekliyorum. Eğer varsa dışarısı, vardır bir yolu diyorum. Arasam diyorum, istesem O’ndan, istesem binlerce, milyonlarca yoldan birini bana nasip et diye.

Rabbim bana etrafımda çevrili duvarları aşmayı nasip et, bir yol ver. Beni bu fanusten çıkartan bir sebep, bir vesile… Bitmeden nefeslerim, tükenmeden saniyelerim.

Yokluk ise, bütün bütün bir kayıp ise uzak kalmak ötelerden, “Sen”i tanıyamamaksa, kaynar sularda yanmak ise kozanın içinde kalmak gibi… Bir yol ver yâ Rabbi! Bir yol, dışarıya doğru kanat çırptıran bir yol, bir çıkış ver. Sonsuz bir esaret, sonsuz bir kaybedişten koru.

Âmîn

Abdurrahman BULUT

Reklamlar

12 Yanıt

  1. Sevgili Ahmed KardeşimDuygulu ve anlamlı bir paylaşım. Allah (cc) Razı Olsun Sizlerden.Sagı, sevgi, selam ve dua ile Aiiah\’a (cc) Emanet Olunuz.

  2. essalamu aleykum kardesım slm ıle dua ıle cok guzel bır blog allah ebedıyyen razı olsun

  3. …Bir yol ver yâ Rabbi! Bir yol, dışarıya doğru kanat çırptıran bir yol, bir çıkış ver. Sonsuz bir esaret, sonsuz bir kaybedişten koru. Rabbim bana etrafımda çevrili duvarları aşmayı nasip et, bir yol ver.Amin…essalamu aleykum …yine bir güzellik katmışsın sayfana Allah razı olsu hayırlı akşamlar ahmed abi slm ve duayla…:)

  4. Yazik ki akşam oldu biz yine yalnız kaldıkBir kıyısı görünmez denize daldıkBir gemiye binmişiz bulanık bir gecedeAllah\’ın denizinde Allah\’tan uzak kaldık … MevlanALLAH razi olsun selam ve dua ile

  5. SELAMUN ALEYKÜM KARDEŞİM ALLAH RAZI OLSUN SELAM VE DUA İLEHAYATA KALP GÖZÜYLE BAKMAK : TEFEKKÜR Tefekkür, insanın, varlıkların, kainatın ve olayların hakikatini anlama çabasının adı… Allahu Tealâ’nın, birçok ayet-i kerimede “düşünmez misiniz?”, “görmez misiniz?”, “düşünüp ibret almaz mısınız?” hitabıyla insanı sorumlu tuttuğu büyük ibadet… İnsanı insan yapan, diğer varlıklardan ayıran temel özellik ve en büyük fark… Tefekkür, olmayan bir şeyi hayal etmek değil, varlıklardaki manayı görmektir. Tefekkür, kalp gözüyle varlıklara bakmak ve onlarda yazılı ilâhî ibretleri okumaktır. Tefekkür, adeta varlıklar ile konuşmak ve her gördüğünden Yüce Mevlâ\’dan haber sormaktır. Tefekkür, Allahu Tealâ\’nın eşyadaki tecellilerini okumak ve onlardaki hikmeti anlamaktır. Tefekkürün gayesi manevî yükseliştir. Manevî yükseliş, körükörüne bağlılıktan kurtulmak, her an Allah\’a yaklaşmak, devamlı O\’na hayran olmak, sürekli zikir halinde bulunmak ve nihayet “ihsan” mertebesine ulaşmaktır. İhsan, kalbin uyanması ve basiretin açılmasıdır. İhsan, eşya ile perdelenmemektir. İhsan, gaflete düşmemektir. İhsan, sanki Allahu Tealâ\’yı görüyormuş gibi bir hale ermektir. Tefekkürün sonu, tevhittir. Alanı kainat kadar geniştir. Allahu Tealâ\’dan başka bütün varlıklar tefekkür edilebilir. Şu dünyada acı-tatlı her ne varsa, hepsi ayrı bir ilim ve tecelli taşır. Var olan her şey, bir şeyi öğretmek içindir. O da kula kulluğunu bildirmek, Yüce Yaratıcı\’nın ululuğunu isbat etmektir. Etrafımızda ibret alınacak o kadar şey var ki, belki de bu çokluk ve devamlı yüz yüze bulunuyor olmak bizi gaflete düşürüyor. Bu halimize Yüce Rabbimiz şöyle dikkat çekiyor: "Göklerde ve yerde (birliğimizi ve kudretimizi gösteren) nice deliller vardır ki, hergün onların yanından geçiyorlar, fakat hiç ibret almadan yüz çevirip gidiyorlar." (Yusuf/105) Evet; görülen ve duyulan şeylerden ibet almak, ancak tefekkürle mümkün. Eğer tefekkür edip ibret alsaydık, bir an bile aynı halde kalmazdık. İbret alsaydık, boş işlerle bir daha yaşanmayacak yılları boşuna tüketmezdik. İbret alsaydık bir delikten iki kere ısırılmazdık. İbret alsaydık, dünyayı baş tacı yapıp, ebedi yurdu unutmazdık. İbret alsaydık, bozuk halimiz düzelir, kötü zamanlarımız tekrar etmezdi. Ve… eğer ibret almazsak Mevlâmız da dünyamız da bize gazap edecek. Çünkü ibret almadan yaşayan insan, Mevlâ\’sına asi, dünyasına yüktür.

  6. Bu soğuk.. bu sert.. bu kalın duvarın ardında ne var?Son değildir ölüm…Müjdedir belki hatta…Duvarın ardında ne var?Bende ne var?Selam,dua ve muhabbetle aziz,sıddık abiciğim..

  7. SLM VE DUA İLE ABİM ELİNE VE O GÜEL YÜREĞİNE SAĞLIK ÇOK GÜZEL OLMUŞ SAYGILARIMLA RABBİME EMANETSİNİZ İNŞ

  8. YA RABBİSenin kapının genişliği başımızı sokacak başka kapı aramaya ihtiyaç bırakmamıştır. Başımızı o kapıdan içeriye sokabildiğimiz kadar sokuyor, sesimizi edep ve temkinle kalibre ediyor ve Senden arızasız ibadet ü tâat adına bir güç, masiyetler karşısında sarsılmayacak sağlam bir irade ve musibetleri iyi değerlendirebilecek bir idrak ve bir basiret istiyoruz. İstediklerimizi ver ve bizi kendi darlığımıza mahkum etme. Ya Rab! Önümüzdeki şu upuzun hayat yolculuğunda, bizi kendi idrak ve ihsaslarımızın darlığıyla baş başa bırakma; akıllarımızı inhiraf ve sürçmelerden, nefislerimizi cismânîliğin baskılarından, gönüllerimizi de hevâ ve heveslerin öldürücü oklarından sıyanet eyle. Kapının kullarını; ilimde kibr u gururdan, ibadette riya ve gafletten ve duygularına renk attıran ülfetten koru. Senin yolunda yürüyor gibi görünüp Senden uzaklaşmak, kurbet atmosferinde iç içe firkat yaşamak, hep rızadan söz edip gazap arkasından koşmak ne acıdır! Sen bizi kazanç yolu sanılan bu tür haybet vadilerinde ömür tüketmekten muhafaza buyur. Ey affı tecziyesinin önünde rahmet tahtının sultanı! Bizi bir bilinmez ve bulunmaza bırakarak tazib etme. İnayetine ihtiyacımız açık, çaresizliğimiz her hâlimizden belli; bizleri yara-bere almadan hedefe ancak Sen ulaştırabilir ve bugüne kadar elli defa çatlamış, kırılmış ruh dünyamızı da ancak Sen tamir edebilirsin. İçimizi Sana döküyor, kusurlarımızı Sana açıyor ve bize yeniden insan olma yollarını göstermeni diliyoruzHâlimiz Sana ayan; dün ayrı bir isyan, bugün ayrı bir isyan; ne iradelerimizde fer kaldı ne de dizlerimizde derman; her şeye rağmen kararttığımız kaderimiz Senin elinde; liyakatimize göre değil, istihkakımıza bakarak ne olur, sun ihsan üstüne ihsan, ey dertlerimize derman! AMİN AMİN AMİNSELAM VE DUA İLE CAN DOST KARDEŞCİK ALLAH C.C RAZI OLSUN SELAMETLE KAL ABLASI..

  9. cnm kardesım alanın gercekten harıka….yuregıne sağlık…allah ebedıyyen razı olsun…..

  10. HER İNSANIN DOĞRUYU SÖYLEYEN DOSTA İHTİYACI VARDIR.Kim olursa olsun, kime olursa olsun, ne zaman ve ne mekanda olursa olsun insan adaletten ayrılmamalı, zulümden, haksızlıktan yılan ve akrepten kaçar gibi kaçmalıdır. Çünkü hakkı esas alıp adaletten ayrılmamak, insanı dünyada da, ahirette de kurtarır…Aksi ise her ikisinde de kaybettirir…Ne var ki, bu tartışılmaz gerçeğe rağmen insan bazen hissine kapılır, bazen de çevresinin tahrik ve telkinine… Bir de bakarsınız ki, yanlışlara yönelmiş, haksızlığa meyletmiş, zulümler yapmaya başlamış… Yani sadece dünyasını değil, ahiretini de tehlikeye atmış…İşte böyle yanlışlara düşmemek için bilhassa yöneticilerin doğruyu telkin eden dostlara, çekinmeden hakkı anlatan ikazcılara ihtiyaçları kesindir. Salahiyetlerini zulüm ve haksızlıkta kullandırmasın, dünyasından sonra ahiretini de tehlikeye sokturmasın…Nitekim tarih boyunca mevki sahiplerinin etrafında iki tip insan görülmüştür. Biri, isabet buyurdunuz efendim, diyerek hep dalkavukluk yapmış, haksızlık ve yanlışlara teşvikte bulunmuş; diğeri ise doğruyu söyleyen dost görevini yapmış, gerektiği yerlerde ikazlarını yapmaktan geri kalmamıştır. Sonunda kazananlar ise acı da olsa doğruyu söyleyen, dostları dinleyen yöneticiler olmuştur…Söz konusu etmek istediğimiz Abbasi halifelerinden Harun Reşid de işte böyle doğruyu söyleyen dostları dinleyen yöneticilerden biri olarak tarihe geçmiştir. Meşhur dostu Behlül’ü çarpıcı ikazlar yaptığı için yanından ayırmamıştır…Nitekim bir gün Behlül’ü sarayının bahçesinde gören Halife sormuş:- Ey Behlül nereden geliyorsun böyle? Behlül’ün cevabı, doğruyu söyleyen dost cevabından başkası değildir:- Cehennemden geliyorum efendim!- Hayrola ne işin var senin cehennemde?- Ateş lazım olmuştu da onun için gitmiştim…- Getirebildin mi bari?..- Hayır getiremedim.- Neden?- Orada ateş yokmuş da ondan. Cehennemin kapıcısı Hazin dedi ki, burada ateş olmaz. Herkes kendi ateşini kendisi getirir buraya!..Düşünmeye başlayan Halife sorar:- Ey Behlül, ben buradan ateş götürmemek için ne yapayım, ne tavsiye edersin öyle ise?..Beklediği irşat fırsatının doğduğunu anlayan Behlül, doğruyu söyleyen dost görevini yaparak düşündüğü ikazını şöyle yapar:- Sen büyük salahiyetlerle donatılmış bir yüce makamdasın. Bulunduğun bu yüce makam zulme, haksızlığa, yanlış uygulamalara en müsait makamdır. Ağzından çıkan bir cümle ile birçok kimsenin canını yakar, zulme maruz bırakabilirsin… Yani buradan ateş götürmeye çok müsait yerdesin… Ancak üç şeye dikkat edersen buradan ateş götürmekten kurtulursun, etmezsen sen de kendi ateşini kendin götürmekten kurtulamazsın.- Behlül iyice meraklandım, nedir o üç şey? – Adalet, adalet, adalet!.. Bu makamda senden beklenen bundan başkası değildir.Düşünceye dalan Harun Reşid, neden sonra başını kaldırarak söylenir:- Çevremde senin gibi doğruyu söylen dostlarım olmasa buradan benim de ateş götürmem işten bile değil Behlül!.. Sen sıkça görün sarayın bahçesinde. Senin gibi doğruyu söyleyen dosta ihtiyacım herkesten fazla… Herkes senin gibi ikaz etmiyor, aksine ‘isabet buyurdunuz’ diyerek bulunduğum makamdan ateş götürmeme sebep oluyorlar…Aslında her yönetici, hatta her birimiz doğru düşünmemizi sağlayan dostlarımıza sahip çıkmalı, onları yanımızdan uzaklaştırmamalı, hoşumuza gitmese de doğru söyleyen dostları dinleme alışkanlığı kazanmalıyız. Şayet hem dünyamızı hem de ahiretimizi kurtarmak istiyor, buradan oraya biz de ateş götürmek istemiyorsak tabii…(AHMED ŞAHİN)SELAM VE DUA İLE CAN KARDEŞCİK RABBİM İŞLERİNE KOLAYLIKLAR İHSAN ETSİN SAĞLICAKLA KAL ABLASI İYİKİ VARSIN..

  11. Sen gittin Alev üşüdü, sen gittin Aşk kalplerden çekildi, sen gittin can tenden usandı .. Gözlerim gözlerine bakmak içindir.Bütün bağlardan kurtuldum. Geceleri gecelerin koynuna sürdüm. Bütün ışıkları gözlerinin karasına çaldım. Yanağının kıyısına geldim. Ellerinin ateşinden serinlik umdum. Gözlerim seni gördüğü için güzel. Işık senin yüzüne vurduğu için aydınlık. Yağmur senin dokunduğu için serin. Rüzgar senin tenine vurduğu için nefeslenir. Dualar senin dudağına dokundu diye göklerin kapısına dayanır. Duruşun dağların başını dik tutardı unutmadım. ***Günahlarımı biliyorum utanıyorum. İsyanlarım çok oldu; Yüzüme bakamıyorum. O kadar unuttum ki unuttuğumu hatırlamıyorum. Bana nasıl bakacağını merak ediyorum. Ürperiyorum.ürperiyorum. Ya tanımazsan beni. "O beni sevmedi !" dercesine görmezden gelirsen. ..) ağlayan gözlerimi? Hayır, Hayır, böyle olmayacak, emin olmak istiyorum. Senin müşfik bakışında, toprağın yağmura doyması gibi sonsuz bir serinliğe kavuşacağım. Senin bakışında sonsuz bir hülyanın eteğine varacağım. Özlemin cennetin kokusu bana , Sana susadım. ***Ne hüznü eksilir ne sana doyar bu gönül. Sen gittin, çiçekler ezildi dünyada.Sen gittin rüyaları boğuldu bebelerin. Sen gittin, sesi duyulmaz oldu derelerin. Sen gittin, yüreklerden kan çekildi. Sen gittin, can tenden usandı. Sen gittin, dağ dağa küstü. Sen gittin Alev üşüdü. Sen gittin, Aşk kalplerden çekildi. Kıyılara vurdu aşıkların cesedi. Vuslatın cennet çiçeği bana. Baharlardan hep seni sordum. ***Senin serinlettiğin suları içiyor ceylanlar. Martılar senin yürüdüğün göklerde geziniyor.Kelebekler senin yüzünün değdiği bahçelere yayıyor kanatlarını. Bebelerin senin tebessümünü içiyor ana sütünden evvel. Şu dar göğsümün kozasından çıkmaya çalışıyorum. Sonsuz genişliklerin sırrı iki dudağının arasında saklı. Bir kelam söyle n\’olur ; Her hecenin arefesinde seni duymak istiyorum. Hitabın denizleri taşırıyor kıyılarıma, Nereye baksam sana dokunuyorum. ***Sev beni cananın olayım. İçimden aksın bütün ırmaklar. Senin kıyılarını kucaklayan kocaman derya olayım . Rüzgarlar savursun beni, yağmurların hepsi alnıma düşsün, taşların hepsi, göğsüme düşsün, senin ayaklarını öpen kocaman bir dağ olayım. Çöller savrulsun dağlar aradan çekilsin, yokuşlar ve inişler bitsin ki yürüdüğün yollara toz olayım.Senin hasretinle yanar her yanım, bütün ufuklardan seni umarım.***Çöldeyim susuzum. Dudağın bana leyla . Kuyularda yusuf\’um . Sözlerin bana züleyha. Ateşlerde İbrahim\’im. Gözlerin bana leyla. Sancılar içinde Meryem\’im. Bakışın bana isa. Yaralar içinde Eyyub\’um . Hasretin bana şifa. Ölüler içinde bir ölüyüm. Ellerin bana musalla … Turkuaz Dergisi .. Senai demirci selam ve dua ile kardeşlerin nuru hayırlı sabahlar Rabbim gönlüne dert elem vermesin inş.. Rabbim razı olsun…

  12. amin amin amin inşallah inşallah mevlam razı olsun sizden binlerce amin diyorum binlerce amin mevlama emanet olun herzaman

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s