“Sabır” Diyeceksin Yine Sabır…

SABRET GÖNÜL

En Masumane Tavırlarına Gaddarca Yaklaşanlar Olacak Belki.
İçindeki Çocuk Hafife Alınacak…

Anlatmak İstediklerin Değil Anlaşılmamış Yanların Konuşulacak.
"Olsun" Diyeceksin,Yüzündeki Gülümsemeyi Kaybetmeden.
Yine de Hüsnü Zan Edeceksin.

Allah İçin Söylediğini Yine Allah İçin Olduğu Yerde Bırakacaksın.
Yaradanı Alıp Yüreğine,Sırtını Dayayıp Tevhidin Çınarına Akibeti Ukbada Düşüneceksin.

Ve Kalbin Şöyle Bir Hafifleyecek,Damarlarına Giden İyimserlik Yolunu Tıkamadığından…

Üzülüp Acı Çektiğinde Çileni Hafife Alanlar Olacak Belki…

Öyle Bir Yanacak Ki İçin Kimseye Anlatamayacaksın.

Günlerce Ağlayacaksın…

Sonra En Yakınındaki , En Yüreğindeki Vuracak Hislerini….

Canım Dediğin Dönecek Sırtını.

Bir "Ah!" Çekeceksin Ve Arkanı Döndüğünde Kimse Kalmamış Olacak.

"Sabır" Diyeceksin Yine Sabır.

Eyüplerin Torunluğuna Yakışır Sabır…

"Bugün Allah İçin Ne Yaptın" Sorusu Geldiği An Kulağına ,
Vereceği Cevabı Bulamayanların Tedirginliği Değil En Zor İmtihanını Başarıyla Vermiş Öğrencilerin Rahatlığı Olacak Ruhunda.

Başını Yastığa Koymadan "Elhamdülillah" Diyecek ,Rüyanda Cennetten Kesitler Göreceksin Belki….

Ve Sabaha Erdiğinde ,Avucunda Tuttuğun Tesbih Tanesi Yine "Ya Sabır" La Başlayacak…

Uzat Ellerini Ve Bekle.
Sabırla Bekle Gönül…

En Geç Surun Sesi Duyulduğunda , Tutacak Ellerinden O gönüllere sığmayan en Sevgili…..

tutacak alemin yaratılış sebebi Allahın Resulü…Pes Etme Sabret Gönül…

Asıl Sahibini Düşün Sabret…

Başını Sonunu Kestiremediğin Olaylarda Bile Sabret…

Pes Etme Sabret Gönül… alıntıdır

Reklamlar

31 Yanıt

  1. "Müminin iki silahı ne güzeldir: Sabır ve dua."hadisi şefirMümin yeşil bitkilere benzer..Eksik olmayan felaket rüzgarları onu eğer fakat kıramaz,bilakis hayat ve sıhhat bulmasına vesile olur..HZ.Muhammed s.a.vEbû Yahya Suheyb İbni Sinan (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Mü’minin durumu gıbta ve hayranlığa değer. Çünkü her hali kendisi için bir hayır sebebidir. Böylesi bir özellik sadece mü’minde vardır: Sevinecek olsa şükreder, bu onun için hayır olur; başına bir bela gelecek olsa sabreder, bu da onun için hayır olur.” (Müslim, Zühd 64) ..rabbim doğru yoladan ayırmasın inş. amin..slm ve duayla hayırlı günler

  2. Mevlana sabırla ilgili şunları söylemiştir: Tesbihlerin ruhu sabırdır. Sabır, başlı başına bir tesbihtir(Mesnevi II:3175). ALLAH yüzbinlerce kimya yarattı ama, insan sabır gibi bir kimya görmedi(Mesnevi III:1854). Sabret , zira sabırla güçlük ortadan kalkar. Sabır, ferahlığın anahtarıdır(Mesnevi III: 1848). ALLAH, kendi eserine bakanın yanında var, zatına bakanın yanında ise yoktur. Tanrı’dan başkasına kavuşmak ona gitmekle olur. Halbuki ALLAH\’a sabır ile ulaşılabilir(Eflaki I:479). Mevlana’ya göre sabır, kişi için bir ibadet, Tanrı’yı düşünme ve anmadır. Tanrı’ya ancak sabırla ulaşılabilir. Sabır aynı zamanda insan için bir ilaç ve huzura kavuşma yoludur.selamların en güzeliyle selamlıyorum kardeşimi ellerine yüreğine sağlık Rabbim cümlemizi hakkıyla sabredenlerden eylesin.MEVLAM daim seninle olsun sevgilerimle…

  3. Şimdi söyleyeceklerimi yuttum ,Yüreğim konuşsun harf harf…”Ey dudaklarına sirayet etmiş son(ları)baharı silemediğim,Sen beni yüreğimin cümlelerini sıvamış dudaklarımı ” suskunluğa” teyemmüm etmekle suçlamaktasın ? Yoksa gözlerindeki hayat rengini yüreğimdeki ölümle süslenmekle mi itham etmektesin ? Belki de beni çoktan gitti bilmektesin belki de başka yüreğin terini silmekte görmektesin. Beni nerde kimin huzurunda el pençe divan durmuş düşünsen de ben anı yerdeyim. Suskunum ya, içindekileri okur gibiyim..- ” Bir gün bitecekti…Bitti..Aç gelmiştin, sevgime doydun ve gittin…”Gitmedim..Bitmedim..Ölmedim ey sevgili…Ey avuçlarıma düşen tek dua,Ne çabuk unuttun gözlerinden izlediğim denizi ? Ne çabuk bitirdin sana olan sevgimin büyüklüğünü..Ben sana dua genişliğindeki kadınım demişim…Bırakır mıyım seni, ölmedim daha..Öl(e)medim. Daha da ölmeyeceğim..Gözlerine bulutların özgürlüğünü bırakmadan koşmak yok babama..Daha da bitmeyeceğim..Ellerine Cennet çiceklerinin kokusunu hediye eylemeden varmak yok Elif/imize….Ey gökyüzünü gözlerinden kanatlandığım,Daha kaç nehir kuruyacak yüreğimin sensizliğinde..Her sustuğumda daha kaç kez kıyameti yaşayacaksın yüreğinin debisinde..Şimdi kelimelerin ucunda üşümekteyim..Dokun bana / gözlerinde ölsün ölüm…Sar beni / yüreğinde büyüsün gülüm…Seni tanıdığımdan beri hiçbir zaman yolumu / yüzümü senden başka bir adrese çevirmedim. Adından başka hiçbir cümleye yataklık etmedim ben. Evet kabul ediyorum suskunluğa meyil etmiş yollarım oldu ama asla senden vazgeçmedim. Bir miktar umut, bir dirhem mutluluktu istediğim..Ve mavi bilyelerimi gözlerinden Cennete yuvarlamak , bezden bir bebeği senin kollarında görme arzusu…Sonra ıslak saçlarını ellerimi bir tarak misali kabul edip delice taramak…Sonra gözlerinden savrulmuş en sıcak gözyaşlarını gırtlağında yakalayabilmek..Seni ” sona ” hazırlamak değil, yeni bir umuda koşturmak…Cebinde sakladığın kaybedilişleri reddetmek seni bende yaşatarak.Hatırlıyorum da ” sana inat gitmeyeceğim ” dediğin günleri…Ben de suskunluğumun yamalı haliyle haykırıyorum ki ” seni çok seviyorum “…Nerde bilirsen bil beni..Kimin yanında, kimin yamasına yüreğimi yama yaptığımı düşünsen de …Ben bir sana verdiğim bir dua’nın kavgasındayım….Bilsen de bilmesen de….————-Kapattım tüm kilitleri üzerime…Tek sen varsın tutunduğum..Tek sen mevcutsun bu yürekte…İster beni suskunluğun safında son görevimi yapmakta bil..İster dua’ya durmuş yüreğimi,Elif/imize kavuşmaya gittiğimi düşün…Bilsen de bilmesen de…Ben seninim dudaklarımdaki en büyük duam….selam ve dua ile abiii..

  4. sabır ve şükür cennetin anahtarıdır…Sabır imanın yarısıdır” hadis-i şerifi ..yanlış anlaşılmamalıdır. Esas olan, dinin emrettiği doğrultudaki sabırdır.slm ve dua ile hocam

  5. SABIREy iman edenler sabr edin ;ve sabırda yarışın…….Sabır birkaç türlüdür: Allah\’ın emirlerine uymakta sabretmek (sebat),Allah\’ın yasaklarından uzak durmada sabretmek (direnmek), musibete,bilhassa ilk şok anının sarsıntısına karşı sabretmek (katlanmak).Sabır Müminin en önemli özelliklerinden biridir. Kur\’ân-ı kerim\’deAllah (cc) sabredenlerle yanında olduğunu haber vermektedir. Ancaksabır meskenet ve zillet demek değildir. Sabırla meskenet ve zilletibirbirinden ayırmak gerekir. Bu bakımdan her şeyden önce sabırkavramının iyi ve doğru tanınması gerekmektedir.İslam\’da "… övülen ve tavsiye edilen sabır, iman ve salih amelle hakve hayır yolunda sabırdır ki bu, şecaat, sadakat, mertlik şiârıdır.Yoksa her kötülüğe katlanmak, her zillete boyun eğmek, pislikler içinedüşüp de her ne pahasına olursa olsun, ondan çıkmaya, kurtulmayaçalışmamak, çabalamamak, ilişik etmemek, batılda, fenalıkta ne olursaolsun, saplanıp kalmak ve şerre rıza demek olan atalet, zillet vemeskenet ile çöküşten ibaret bulunan duygusuzluk değildir" İslam\’daövülen ve tavsiye edilen sabır, bir dinamizm, bir hareket, bir dirençve bir kurtuluş kaynağıdır. En çetin imtihanlardan başarıyla çıkmayısağlayacak bir anahtardır. Çünkü:Başa gelen musibetlerin, felaketlerin sıkıntılarından, bunalımlarındanancak sabırla çıkılabilir.Günahların, masiyetlerin karanlığına sabırla düşülmez.Nefse ağır gelen taatların meşakkatlerine sabırla katlanılır veaydınlığa kavuşulur.Ciddi bir işte başarıya ulaşabilmek ve güzel sonuçlar elde edebilmek,ancak sabırla mümkün olur.İnsan bazen başına gelen musibetlerden öyle daralır ki içindebulunduğu bu durumdan asla kurtulamayacağını zanneder. Halbuki başınagelen musibetlere karşı tahammül edebilen, karamsarlığa kapılmayan,bütün bunların, nihayet birer imtihan olduğunu düşünerek YüceYaratıcının takdirine teslimiyet gösterip sabredebilen kimseler,acıların, ümitsizliğin, sıkıntıların karanlıklarından kurtularakaydınlığa çıkarlar. Tabii burada imanın büyük bir rolü vardır. Çünküiman edenler, başlarına gelen musibetlerin birer imtihan olduğunu,bunlara sabrederek Cenab-ı Hakkın müjdelediği mükafatlara nailolacaklarını bilirler. Bundan dolayı hakiki mü\’minlerin, başlarınagelen musibetlerin sebep olduğu acıların ve sıkıntılarınkaranlıklarından kurtulmaları daha kolaydır.İnsanın başına gelen musibetlerin ve felaketlerin vereceği acı vesıkıntılardan daha beteri, günahların ve masiyetlerin zulmetidir.Allah etmesin, insan, nefsinin kötü arzularına yenilir de günahlarıniçine düşer, masiyetlere dalarsa -kendisi farkında olmasa bile-korkunç bir karanlığın içine yuvarlanmış olur. Bu korkunç karanlığadüşmemek için sabır gerekir. Bütün çekiciliklerine rağmen hahamlarıncazibesine kapılmamak, sürükleyeceği çirkin ve kötü sonuçlarıdüşünerek geçici birtakım zevklere boyun eğmemek ancak sabırla mümkünolur.İlim adamlarının benzetmesiyle günahlar, zehirli tatlılar gibidir.İnsan onların göz alıcılığına dayanamaz ve sabredemeyerek tadarsamanen zehirlenmiş olur. Halbuki sabredenler, bütün çekiciliklerinerağmen o zehirli tatlılardan yemezler. Çünkü onlar bilirler kiCehennem şehvetlerle perdelenmiş günahların cazibesinin arkasınasaklanmıştır.Masiyetlerin karanlığına düşmemek için nasıl sabır gerekiyorsa onlarabulaşmış olanların kurtulması için de sabır gerekir. Çünkü kişininiçine düştüğü veya alıştığı masiyetten kurtulabilmesi kolay değildir.Bu, ciddi bir tövbe gerektirir. Tövbe ise yanlış gidişe dur deyiphakkın aydınlığına dönüş yapmak demektir. Bu da sebat, azim, tahammülve irade ister yani sabır ister.Allah\’a hakiki manada kulluk da sabırla olur. Güzel güzel amelleryapabilmek, taatlar işlerken karşılaşılacak meşakkat ve külfetlereseverek katlanabilmek, Allah yolunda mücahede edebilmek, iyiliği emirkötülüğü nehyde yer alabilmek hep sabır ister.Sabreden başarır. Hedeflenen güzel sonuçlara sabırla ulaşılır.Sabredenler kolay kolay kaybetmezler. Bu yüzden zafer de sabırla eldeedilir. Sabredenler yaptıklarının karşılığına daima en güzel birşekilde nail olurlar.Çeşitli buluşlar yaparak insanlığa hizmet edenler, bu buluşlarını uzunsüre sabırlı çalışmalar sonucunda ortaya koymuşlardır. Nice güzeleserlerin ve buluşların arkasında hep sabır vardır. İşte böylemükemmel sabır örnekleriyle bir çok karanlıklar aydınlatılabilir,insanlığa ışık saçılır.Sabır büyük bir hazinedir ve sabrı Allah isteyene verir. PeygamberEfendimiz mealen şöyle buyurmuştur:"… Bir kimse sabretmek isterse Allah ona sabır verir. Hiçbir kimseyesabırdan daha hayırlı ve daha kapsamlı bir ihsanda bulunulmamıştır.Şunu hiçbir zaman unutmamalıdır: Sabredenlere mükafatları hesapsız birşekilde ödenir ve Allah sabredenlerle beraberdir. SELAM VE DUA İLE ALLAH C.C RAZİ OLSUN ABİ HEPİMİZİN GUNU HAYYIRLA DOLSUN İNŞAALLAH

  6. Hayat Sabra Denktir Arzu ÇETİN Olmaz gönlüm, olmaz öyle! Keskin sirkenin akıbeti malûm. Dört mevsimi yaşayan bir cennetin bağrında büyüdün de sen, onun için böyle bir baharı ve yazı özlersin. İstersin ki çabuk geçsin fırtınalı sonbahar, ayaza durmasın kışlar. Dedim ya, sen dört mevsim hesabını yaparsın yaşarken duygularını. Ama bilmelisin herkes buralı değil. Bilmelisin, güneş görmeyen yurtlar var.Olmaz gönül, olmaz öyle. Yükün ağır bilmekteyim, baharı yaşamayanlarla kış nasıl geçer; onu da bilmekteyim. Ama şunu da bilmekteyim ki, sabredebildiğin ölçüde yaşarsın. Eminim ki, hayat sabra denktir. Ve sabır, tahammülün bittiği yerde filizlenir, maneviyat çeperlerini genişlettikçe boy atar, sırf Yaradan\’ı düşünerek fiiliyatta bulunduğun zaman neşv ü nema bulur.Sabır gönlüm, sabır! İçine çekerken, zehir gibi gelir tadı, boğulacağını zannedersin. Kanın çekilir yüzünden, bembeyaz olur sîman; yutkunursun, geri döner içinde düğümlenenler. Başını eğmek istemezsin; ama kaldıramazsın da öyle göklere doğru. Ağlarsın, gözyaşın akmaz. Haykırmak gelir içinden, zangır zangır gürültüler habercisi olur titreyen ellerin. Konuşursun yalnızca kendinle, dökersin içini; senden başkası duymaz bilirsin bunu. Sitemlerin dillenir haklı olduğunca, bağırırsın rahatlarcasına, ama sadece kendi içinde, ama sadece Yaradan\’la baş başa. Sonra gözlerin… Gözlerin nihai nokta olmak ister en sonunda. Durur öylece, bakar, bakar… Ve kimseler fark etmez neden donuklaştığını, kimseler anlamaz anlatmak istediği çifte derin mânâyı… Sonra çekip alıverirsin anlamlı bakışlarını ruhunu bir kenara bırakmışlardan. Yüzünü çekersin, yalan dünyanın yalancılarından. Alnındaki kırışıklıkları alıverirsin haberi olmayanların önünden. Doğruca bırakırsın asıl dergâha. Bağrına cennetler sığan seccadenin secdeliğine. Ve başlar böylece sabır maratonun. Korkma gönül, sen hele azmet sabır için, yüreğini koy ortaya, gör ne mânevî hediyeler paketliyor Yaradan…En masumane tavırlarına gaddarca yaklaşanlar olacak belki. İçindeki çocuk hafife alınacak… Anlatmak istediklerin değil, anlaşılamamış yanların konuşulacak. "Olsun!" diyeceksin, yüzündeki gülümsemeyi kaybetmeden. Yine de hüsn-ü zan edeceksin. Allah için söylediğini yine Allan için olduğu yerde bırakacaksın. Yaradanı alıp yüreğine, sırtını dayayıp tevhidin çınarına, akıbeti ukbâda düşüneceksin. Ve kalbin şöyle bir hafifleyecek, damarlarına giden iyimserlik yolunu tıkamadığından…Üzülüp acı çektiğin anlarda çileni hafife alanlar olacak belki… Öyle bir yanacak ki için, kimseye anlatamayacaksın. Günlerce ağlayacaksın gözyaşının lâhutî ikliminde. Sonra en yakınındaki, en yüreğindeki vuracak hislerini… Canım dediğin dönecek sırtını. Bir "ah!" çekeceksin derinden ve anlamaya çabalarken empatinin gücüyle, arkanı döndüğünde kimse kalmamış olacak. "Sabır" diyeceksin, yine sabır… Eyyüplerin torunluğuna yakışır sabır… "Bugün Allah için ne yaptın?" sorusu geldiği an kulağına, vereceği cevabı bulamayanların tedirginliği değil, en zor imtihanını başarıyla vermiş öğrencilerin rahatlığı olacak ruhunda. Başını yastığa koymadan "elhamdülillah" diyecek, rüyanda cennetten kesitler izleyeceksin belki… Ve sabaha erdiğinde, avucunda tuttuğun tesbih tanesi yine "yâ sâbır"la şakırdayacak…Faltaşı gibi açılıp kalacak gözlerin bazen de… Çok şaşıracaksın, çoook! Ya gönül… Kalb kırmak çok kolay oldu, kalbin değeri pazarlara bile çıkartılmaz oldu. Tatlı sözü unutanlar çok, şu hengâmesinden sallanıp duran asırda! Aldırma diyemem, aldıracaksın elbet, hislenip içerleyeceksin belki. Zannediyor musun ki, yüreğine aldıklarına söylediğin nazenin kelimeler, boşta kalır! İnanıyor musun ki, sevdiklerin için kurduğun lâtif cümleler, öksüz bırakılır! Yok gönül, yok! Sahibi var hepsinin. Bırak duymasın insanlar, bırak sertliği onlara! Bırak, tabularına kale yapsınlar! Yeter ki sabret gönül, asıl sahibini düşünüp sabret, başını sonunu kestiremediğin olaylarda bile…Bırak vursunlar ayıbını yüzüne, bir kusuruna binler cefâ taksınlar. Yaradan\’ın "Settar" ismi, beşerin hükmüne mi kalmış. Sen sabret gönül… Felaket tellalları susmasınlar isterlerse? Olumsuzluğu yaymanın zevkine doyamayanlara inat, bütün güzel düşüncelerini yay sere serpe. Zehrini ağzında taşıyan yılanın başını ezemesen de, bal damlasın dilinden. İbrahim\’in (as) ateşleri, gül olurken mi sunmuş Dostların Dostu şu ayetini: "Güzel söz, güzel bir ağaç gibidir ki onun kökü sabit, dalı ise göktedir." Sabır gücünün tükenirliğinden korkarsan bir gün, gel gir şu dizelerin sırlı havasına… İnan, kimse üzemez seni orda. Ve uzan o ağacın dallarından ötelere… Uzat ellerini ve bekle. Sabırla bekle gönül! En geç sûrun sesi duyulduğunda tutacak ellerinden Resuller Resulü. Pes etme, sabret gönül, sabret!… ABİSİNİN GÜLÜNDEN ABİSİNE CANEEYEE SELAMLARIN VE DUALARIN EN GÜZELİ…KALB-İ MUHABBETLERİMLE…AEO…HOŞÇA BAK ZATINA EMİİİ…

  7. ahmet abicim teşekkürederim ziyaretin için sanada hayırlı günler abi

  8. TEVEKKÜL Her türlü tedbiri aldıktan sonra Allah’a güvenip,sonucu ona bırakmak şeklinde tanımlanabilecek tevekkül;insan olarak yapabileceklerimizi ortaya koyduktan sonra gücümüzü aşan noktada Cenab-ı Allah’tan yardım talep etmektir.Efendimiz bir hadislerinde:siz Allah’a hakkıyla tevekkül etmiş olsaydınız o, sabah yuvalarından aç çıkıp akşam tok olarak dönen kuşları rızıklandırdığı gibi sizide rızıklandırırdı. Efendimiz,tevekkülün ne olduğunu veciz bir şekilde ifade etmiştir.Yuvalarında kalarak hazır yiyecek beklemeyen ve hergün karınlarını doyurmak için kilometrelerce yol kat ederek akşam tok olarak yuvalarına dönen kuşlar,doğal olarak,Allah’a hakkıyla tevekkül etmenin karşılığını almışlardır.İnsanlarda aynen kuşlar gibi,gerekli çabayı gösterip tedbirini aldıkları takdirde elleri boş dönmeyeceklerdir.Bu çabayı göstermeyenlerin,uğradıkları sıkıntılar için bahane ve mazeret üreterek sorumluluklarını Allah’a havale etmelerinin hiçbir haklı gerekçesi yoktur. Bu konuda güzel bir hikaye anlatılır:Adamın biri eli ayağı olmayan kötürüm bir tilki görünce, karnını nasıl doyurduğunu merak etmiş.O esnada avlanmış bir aslan oradan geçmiş.Aslan avını yedikten sonra artığınıda tilki yiyerek karnını doyurmuş.Adam başka bir gün ,bir vesile ile karnını doyurduğunu görünce:Mademki tilkinin rızkı ayağına kadar geldi,zahmete girip karınca gibi çalışmama ne lüzüm var.Gidip bir köşede oturup rızkımı beklerim.Allah kısmet etmese aslan gibi bir hayvan bile nasibini bulamaz’’demiş.Beklemeye başlamış ama semtine kimse uğramamış.Yiyecek içecek gelmediği için bir deri bir kemik kalmış.Yarı baygın şekilde yattığı sırada bir rüya görmüş. Rüyadaki ses:Ey fena düşünen adam!kendini sakat,kötürüm tilki yerine koyma.Kalk git aslan gibi yırtıcı ol.Öyle çalışki aslan gibi sendende arta kalsın.Aciz tilki gibi artık yeme.Çalış rızkını kazan.Hem kendin ye hemde başkalarına yedir.alçaklar gibi onun bunun eline bakma’’ Bu olay;tevekkül’ü yanlış yorumlayanların düştükleri sıkıntıları bizlere anlatmakta. Kur’an’ı Kerim dede tevekkül;iman ve Salih amel sahiplerinin özelliklerinden sayılır.Vekil olarak kendisinin yeteceğini bildirmiştir.: HASBUNALLAH VE Nİ’MEL VEKİL,Nİ’MEL MEVLA VE Nİ’MEL VEKİL(Allah bize yeter.O ne güzel vekildir.Negüzel Mevla ne güzelyardımcıdır…)

  9. SABIR!..Belki Sen şu Anda çok Dertlisin..Belki Artık Yeter Diyorsun…Belki Kendinden Geçmişsin…Belkide Ağlıyorsun…Belki Bu Musibetlerin SonundaEline Bir şey Geçip Geçmeyeceğini Düşünmektesin…Duy!!! Rabbin Sana Söylüyor..Sabredenlere Felaketlere KarşıDişlerini Sıkıp Göğüs GerenlereMükafatları Hesapsız ödenecektir..Belki De Onca Insanın ArasındaNeden Senin Seçildiğini Soruyorsun…Oysa Rabbinin Seçtikleri Kıymetlilerdir…"içinizden Mücahidlerle Sabredenleri Orataya çıkıncaya Kadar Elbette Sizi Deneyeceğiz"Hayat Bir Imtihan Değil Mi ?Her Soru Ebedi Hayatında Yer Alan Bir Tuğla…Nefes Alıp Verdiğin Her An Yeni Bir Soruya Gebe…Onlar Olmasaydı Sonsuzluk YurdundaSana Ait Hiçbirşey Olmayacaktı…Derdin Yoksa üzül Asıl!Dertliysen Bil Ki…O Seni Seviyor….Bak ! Sevdiğin Ne Diyor ?"Allah Hayrını Dilediği Kişiyi Sıkıntıya Sokar!"Belki Sen Ashab-uhdud Kadar Acı çekmedin…Hani Kralları Onları Iman Ettikleri IçinAteş Dolu Hendeklere Atmıştı Ya…Belki Sen Ebu Zer (r.a) Kadar Acı çekmedin…Amcası Inandığı Için Onu Hasıra Sarıp Yakmıştı Ya…Belki Sen Vahşi Kadar Acı çekmedin…Sevgilisi Ona "bana Görünme!" Demiştiya…Belki Sen Yakup (a.s) Kadar Acı çekmedin…Yusuf\’u (a.s) Elinden Alınmıştı Ya…Belki Sen Hative(r. Anha) Kadar Acı çekmedin…Muhammed (s.a.s) Yurdundan Kovulmuştuya….Unutma! Rabbin Kimseye Dayanabileceğinden Fazlasını Yüklemez…Belki Kalbindir Acıyan… Belki Bedenin…Bekki De Ruhundur Kıvranan….Belki Yokluktur Seni Saran….Belkide Bin Bir Türlü Muamma…Her Ne Durumda Olursan OlDiline Yakışır Bu Dua…La Ilahe Ente Subhaneke Inni Küntü Minezzalimin…Senden Başka Ilah Yoktur!Sen Bütün Noksanlıklardan Münezzehsin…şüphesiz Ben Nefize Zulmedenlerden Oldum.. Selam ve Dua ile kardeşim.A.E.O

  10. Hz. Peygamber şöyle buyuruyor:"Mü\’minin işi hayrete şayandır. Zira işinin hepsi onun için hayırlıdır. Bu özellik yalnız mü\’mine özgüdür. Zira sevinirse şükreder. Bu ise onun için hayırlıdır. Başına belâ gelirse sabreder. Bu da onun için hayırlıdır" (Riyâzüs-Sâlihin, 1, 54).Bizim için mutlaka hayırlı olduğuna inandığımız sabır, bütün peygamberlerin ortak sıfatıdır. Allahın dinini tebliğ ederken hepsi çeşitli sıkıntılara uğramış, kendilerine eziyet edilmiş, yurtlarından çıkarılmış. Hükümdarlar tarafından zindana atılmış ama onlar daima sabretmişlerdi. Kuran-ı Kerimde peygamberlerin sabrını dile getiren pek çok ayet-i kerime vardır. Rasulullahın hayatı ise baştan sona en güzel sabır örnekleri ile doludur. Bu sebeple her müslümana düşen görev, kurtuluşun sabırda olduğunu düşünerek, Allahtan sabır dilemek ve sabırlı olmaktır.SLM ABİM RABBİME AMENETSİN İNŞ SAYGILARIMLA ELİNE O GÜZEL YÜREĞİNE SAĞLIK ÇOK GÜZEL OLMUŞ

  11. s.a abi,son blogların hisli..! Rabbim Yar ve Yardımcın olsun inşaallah..Slm,dua ve muhabbetle..

  12. slm cnm kardeşim bloğ güzel olduğu gibi resimlerde güzel secilmiş:) ama duygusallık gözden kaçmaz..:) istenilen herne ise hayırlısı ile nasip olsun AMİN diyorum inş.:) a.e.o.

  13. Gurbette bir akşam…odamda yalnızım..içimde bir burukluk…herkesin bir sevgilisi varmış ya…ama ben yalnızım..“HAYIR” dedim bir an!..ben niye yalnız oluyum ki,benimde bir sevdiğim var.hemde çok yakınımda..kanımda,canımda,hatta şahdamarımda..birden ürperdim.doğruldum.oturumuma geldim.boynumu büktüm ve ağlıyorum. vee o sevgiliye seslenmek geliyor içimden..gerçek aşka …gerçek sevgiliye…bir yalan sevgililer gününde gerçek SEVGİLİYE….VE DUDAKLARIMDAN ŞUNLAR DÖKÜLMEYE BAŞLIYOR…..“”" Allahım…dilim ile söylüyor kalbim ile şahadet ediyorum ki; senden başka ilah yoktur,Muhammed (a.s) senin kulun ve resulündür.Mülkün sahibi sensin,bende senin mülkünde bir günahkar!Senin herseyi kuşatan rahmetinden cesaret alarak geldim huzuruna ve yine şefkatine sığınarak,günahkar ellerimi açtım sana.Her ne günaha batmış olursam olayım. her ne kadar çirkin olmuş olursa olsun arkamda bıraktığım yıllar içinde ben sana şirk koşmadım Allahim…Arkasında koştuğum yalancı sevgilerin bir hata oldugunuda bilmiyordum. nasip ettin öğrendim ve hata sayılan herseyden koptum yalnızca sana yöneldim Allahim!..Senin sevmediğin hiç birseyi sevmiyorum senin sevdiğin ve istediğin gibi olmaya çalışıyorum…Senden başka kimseden istemem senden başka kimseye halimi arz edemem!İnsanlar ancak beni kendi dilleri ile anlar, ama Sen halimi hiç konuşmasamda anlarsın.Bu yüzden sana anlattıklarım ve anlatacaklarım asla şikayet değil.;Yaralıyım Allahım!;kırdılar beni,üzdüler… her ne kadar üzülmem dünya için,üzülmem dünya için desemde üzüldüm Allahim…Çekmem dediğim için değil, şikayet icin değil gözyaslarim. korkumdan Allahim!…Bilmem belki, senin gerçek aşkını tanımadan önce, yaptığım hataların bedelini ödüyorum. Bilmem belki senin bana sunduğun bir sınavdan geçiyorum… Ben bilemem Allahim sen bilirsin o yüzden Ya Sübhan Allah!.. Sana geldim. Sana aşık olduğumdan beri kimseye dertlenmedim, kimseye şikayet etmedim.Sana layık olamamaktan korktum, şikayet olur diye korktum. sevgimiz lekelenir diye korktum. Gücüne gider diye korktum Allahim!Yüzünü görmeye layık değilim biliyorum!Seni görmek kolay değil biliyorum!Fakat yarattığın sebepleri görüyor ve teselli buluyorumSana aczimi bildiriyorum Allahim!, aczimle geldim,günahımla geldim başkada neyim var?Bana verdiğin hiç birseyin kiymetini bilemedim!Gecikmiş ibadetlerim,yarim yamalak yakarışlarım bilirim benim hiç bir zerremi kurtaramaz, ancak sensin onları kıymetli kılacak olan, senin rahmetindir onları değerlendirecek.olan..Benim senin sevginden başka hiç birseyim yok Allahim!şimdi durup dinlenmeden senin sevgine layık olmaya çalışıyorum.Anladım ki hiç bir insan veremez senin verdiğin kadar.İçimdeki sevgi öylesine büyük ki toprağa dokunsam çiçek açacakBen bu sevgiyi nerelerde sarfetmişim meğer.İnsanlar anlamıyorlar beni Allahim!.. koşturup duruyorum seni anlatmak için onlara..Senden uzak kalan gönüller var acı içinde çırpınan.bir labirentte yollarını kaybetmişler, hepside ayni boşluktan yakınıyorlar.Huzursuzuz; diyorlar ,onlar seni tanımıyorlar Allahım!..Banada sen bir boşluktasın o yüzden bunları yapıyorsun diyorlar. ; HAYIR!.;. Ben boşlukta değilim ALLAHIM!!,Senin yerini hiç birsey dolduramıyor o yüzden ben seninleyimALLAHIM! İnsan aradıkça boşluğu artıyormuş meğer, o boşluk yalnızca senin sevginin boşluğu imiş. Sen gerekmişsin meğer, geç anladım Allahim!…Şimdi şahidim ol Allahim!.. Haksızlığa uğradım,itildim, mazlum oldum, biçare düştüm ,incindim Allahim!… Bütün bunları sana havale ediyorum, sana arz ediyorum.Basıma gelenler senin birer imtihanın ise sabır ver,güç ver banar; Allahim!..Seni kaybetmek istemiyorum… ömrümü korkusuz geçirdim. Ben hiç kimseden korkmadım, Şimdi korkuyorum,hayatımda hiç korkmadığım kadar korkuyorum. Senden ayrı kalmaktan korkuyorum.Ömrümün günleri ve her anı senin hasretinle geçiyor Allahim!…Artık hep seni anıyorum,Seni söylüyorum,seni anlatıyorum susuz kalmış her bir gönüle, Seni anlatıyorum her bir günahkara r30;seni anlatıyorum kanadı yaralanan kuş misali her insana…Dilim dönmüyor,yetmiyor lisanım,nasıl anlatabilirimdi seni? Ama bir küçük böcek,bir ılık rüzgar,yağmurun bir damlası,bir lokma ekmek seni bana anlatabiliyor .. Allahim…Ben öksüz gibiyim,yetim gibiyim sahibim Sensin Allahim!… sana sonsuz şükürler olsun darda koymazsın..Allah diyeni huzuruna layık eyler;secdene layık eyle!kulluğuna layık eyle ya Rabbi!…eyleki onların yanında olayım. rızana nail olayım. bunun üstün dede zaten hiç bir şey yok… bildim ve inandım.. bildirip inandırana hamd olsun…SLM VE DUA İLE…..CANIM ABİM ALLAHA EMANETSİNİZ İNŞ SAYGILARIMLA

  14. GÖNÜL SEMASINDA YAĞMUR VAR Yan komşum, bir gün uzun uzun bu barış ormanından bahsetmemi istiyordu. Bilmiyor ki, dünyanın her yerinde barış ormanı zaten var; bir başka sefere, diyorum. Zaten vakit bir hayli geç oldu.Çok yazdımsa cehlimdendir. Aşkı noktaya dürüp büküp yerleştiremediğimdendir.İçimdeki derviş yine coştu: “Birsin, Besmele’nin b’sinin altındaki noktada bana işaret edersin. O nokta benim kalbimdedir. Adını kalbime işle Allah’ım. Adını gönlüme tâc et, Allah’ım. Süveydayı iman nuruyla etrafa saç Allah’ım. Ta ki orası da aydınlansın, yed-i beyza gibi olsun, saklasam da imanım taşsın, taşıp hal olsun.Dilim, hal dili olsun. Halim, dilime dökülsün. Senin yolunda aşk ile yuvarlanan bir kartopu, bir gezegen, bir semazen olayım.Bütün anlarım, rızan yolunda atılmış adımlarla aydınlansın. Bu yağmurun derkenarında ucu yanık mektubum, ucu hasretle yanan bu mektubum yağmurun kanatlarında ferahlasın. Ötelerden bir rüzgar essin, sonra. Hani yağmur sonrasında esen bir rüzgar. Bir dua rüzgarı olsun bu. Rüzgarın bu ise Allah’ım, her günüm yağmur olsun, gönlüme aksın.Yan komşum, ellerini açmış, ıslak kelimelerle amin diyordu. Bu yağmur sayesinde kelimelerimiz ıslansın, bu yağmur ile kalbimizdeki mağara kapıları, o taşlar aralansın. Nur görünsün, ben silinsin, cennetlere bedel yaşanan o güzel günleri ile barış ormanı bütün dünyaya yürüsün.Bir damla yaş, bir tutam aşk, içimdeki ağacın meyvesini yere düşürdü. Artık meyve verme zamanı. Yazmak zamanı. Bu yağmur sayesinde ihamlar, gönüllere toprağın suyu damıtarak yer altına sunması gibi öz olsun, süzülsün. Bu yağmur sayesinde yaza yaza kışlar bahara, bahar yaza dönsün. Bu yağmur sayesinde, sayelenelim mahşerin kavuran ateşinde de… Gönlümdeki yağmur dinmedi. Seni sevdiğim için Allah’ım, kabul et, senin adını herkese haykırmak için yazdımsa yazdım. Yazdırdın.Meyve çürümedi. Tohumu, yeni bir filiz için toprağa, ama aslında hay isminin şefkatli kollarına teslim edildi.Ne kadar yazsam da …Yazdıkça seni özlüyorum Allah’ımBana ne kadar sahip olduğunu görüyor, rahatlıyorumHele ki varsın, birsin, teksin, Mutlak olan ancak sensin…RabbimS. Hansa Alperen UZUNCA BİR ARANIN ARDINDAN SİZ DEĞERLİ ABİMLE ALLAH(C.C.) RIZASI SEVGİSİ İÇİN YENİDEN GÜZELLİKLERİ PAYLAŞMAK ÇOK GÜZEL BİR DUYGU. ÇÜNKÜ RABİMİZ HERŞEYİN EN GÜZELİNE LAYIKTIR RABBİMİZ TÜM NOKSANLIKLARDAN MÜNEZZEHTİR İNŞALLAH YOLUMUZ HER DAİM ALLAHU TEALA (C.C.) YOLUNDA ÖMRÜMÜZ RABBİMİZİN RIZASINI KAZANABİLMEK İÇİN ÇALIŞMA İLE GEÇER İNŞALLAH SELAM SAYGI VE DUA İLE.DUALARINIZDA UNUTULMAMAK ÜMİDİ İLE ABİCİM HAYIRLI AKŞAMLAR

  15. YÜKÜNÜZÜ YERE BIRAKIN. Profesör elinde içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı. Bardağı herkesin görebileceği bir şekilde tutuyordu. Bir soru sordu öğrencilerine: ‘Bu bardağın ağırlığı sizce ne kadardır?’ ‘250gr!’ ‘200gr!’ ‘300gr!’ diye cevaplar geldi sınıftan. ‘Bardağı tartmadıkça gerçekten ben de bilemem’ dedi profesör, ‘ama benim sorum, bu bardağı böyle birkaç dakikalığına tutsaydım ne olurdu? olacaktır.’ ‘Hiçbir şey!’ diye cevapladı öğrenciler. ‘Tamam, peki bir saat boyunca tutsaydım ne olurdu?’ diye sordu profesör bu kez. ‘Kolunuz ağrımaya başlardı efendim’ diye öğrencilerden biri cevapladı. ‘Haklısın, peki şimdi ben bir gün boyunca tutsaydım ne olurdu’ ‘Kolunuz iyice ağrır, kas spazmı gibi problemler yaşardınız ve hastaneye gitmek zorunda kalırdınız!’ Tüm öğrenciler farklı yorumlar yaptılar ve gülüştüler. ‘Çok iyi. Peki, tüm bu problemler olurken bardağın ağırlığında bir değişme olur muydu?’ diye sordu profesör. ‘Hayır!’ diye cevapladı herkes. ‘Peki, o zaman kolun ağrımasına ve kas spazmına neden olan nedir?’ Öğrenciler bulmaca çözermişçesine düşünmeye başladılar. ‘Acıdan ve ağrıdan kurtulmak için ne yapmam gerekiyor bu durumda?’ diye tekrar sordu profesör. ‘Bardağı bırakın düşsün!’ diye öğrencilerden biri cevap verdi. ‘Kesinlikle!’ dedi profesör. ‘Hayatın problemleri de böyle bir şeydir. Onları kafanda birkaç dakika tutarsın. Bir problem yokmuş gibi görünür. Uzun bir süre düşünürsün, başın ağrımaya başlar. Daha uzun düşündüğünde ise, artık seni bitirmeye ve hiçbir şey yapamamana sebep olur. Hayatınızdaki mücadeleleri ve problemleri düşünmek önemlidir. Fakat daha önemlisi onları her günün sonunda, uyumadan önce bardak gibi yere bırakmaktır. Bu şekilde strese girmez ve her gün taze bir beyin ile uyanır ve her konuyla ve yolunuza çıkan her mücadele ile başa çıkabilecek güçte olursunuz!’ Bugün eve gittiğinizde uyumadan önce Rabbinize tevekkül ederek bardağı yere bırakın!SELAM VE DUA İLE ABLASININ EN GÜL YÜREKLİ KARDEŞCİĞİ HAYIRLI AKŞAMLAR HAYIRLA KAL KENDİNE İYİ BAK EMİ ABLASININ KUZUSU. KAL SAĞLICAKLA..

  16. iyi gecelerbeijokas

  17. sabır, her yönden saldırıya geçen maddi ve manevi felaketlerin bütününe isyan etmeyip rıza gösterebilmektir.sabrın satın alamayacağı hangi mutluluk vardır ki? en büyük sevinçler sabırla beraberdir.her zamankiler gibi bu yazı da son derece güzel.teşekkürler can Ahmed!hayırlı akşamlar…HZ.MEVLANA\’NIN RUBAİLERİ 1* Gönüle dedim ki: "Mümkün olur da söyleyebilirsen,söz sırasında, dosta derdimi,çektiğim ızdırabı anlat" Gönül dedi ki: "Sevgili ile buluşunca, şaşkınlığımdan,hayranlığımdan söz söyleyemem,ancak onu seyre dalar kalırım." 2* Sevgilim,sensiz yaşamk haramdır.Zaten sensiz yaşamak,yaşamak sayılmaz ki. Ey can, senin güzel yüzünü görmeksizin yaşamak,yaşayış adı verilmiş bir ölümdür. 3* Yüzünü gördüm bir kıl ucu kadar derdim kalmadı.Yüzüne kulluk etmekten başka bir yüzüm kalmadı.Gönlüme: "Bir arzu\’da bulun dedim." Gönül bana: "Onu gördüm,başka hiç bir arzum kalmadı" dedi. 4* Yarın mahşerde kadın ve erkeğin,bir araya toplanıp da sorguya çekilme korkusundan yüzleri sararınca,ben aşkını avucuma koyup önlerine varır ve derim ki:"Benim hesabımı işte bundan sormalısınız." 5* Ey yüzü gönül kabesi,can kıblesi olan güzel.Derdinden mum gibi yandım,eridim.Ey can şulesi örtüyü kaldır,yüzünü aşıka göster,göster ki aşık,kendi elleriyle can hırkasını yırtsın,parçalasın. 6* Ey benim seçkin güzelim,sen gittin,gittin ama sevgin gönülden,hayalin de gözden gitmedi.Ey benim dolaşık yolumun kılavuzu,belki sana rastlarım diye yollarda hep dolaştım durdum. 7* Gönlüme dedim ki:"Ey gönül,sevgilinin aşkından coşmuş,Ceyhun nehrine dönmüşsün.Oysa,sevgili yüzünü ekşitmiş sana karşı değişmiştir." Gönlüm güldü de dedi ki:"Bu bir masaldır,çünkü aslında sevgili bir şekerdir.Hiç şeker ekşi olur mu? Bunu kim görmüştür." 8* Sevgilim,senin yüzünün güneşi, göklere sığmaz.Çünkü güzelliğin, dille anlatılacak bir güzellik değil.O bambaşka bir güzellik…Senin aşkın cana,cihana sığmazken,şaşılacak birşeydir ki,geldi,benim içime,benim gönlüme sığdı.Gönlümü kendisine yer edindi. 9* Ney\’e dedim ki:Senin kim canını yaktı,kim sana zulüm etti? kimden feryat ediyorsun? Dilsiz olduğun halde,bu inlemenin,bu ağlamanın bu şikayetin,sızlanmanın sebebi nedir?Ney bana dedi ki:"Beni bir şeker dudaklıdan kesdiler, ayırdılar.Bu yüzden inlemek ve feryat etmeksizin yaşamağı ben bilmem." 10* Her hangi bir suret,her hangi bir güzel gelir görünürse,ondan daha güzelinin de bulunmasına imkan vardır.şu halde,madem ki,ondan daha iyisi vardır,bu karşıma çıkana,gönül vermem doğru değildir.o, benim sevgilim olamaz.-Sen gönülden bütün suretleri,fani güzellerin hayallerini sür,çıkar,çıkar ki,O suretsizin sureti, ele geçsin. 11* Eğer başgözünde,seni Hakyolundan alıkoyacak arzular tuzağı varsa ve istekler,başkalarından gördüğün şeyler seni rahatsız ediyorsa,istek tuzağından vazgeç,bu tuzağa düşme.Gönül ehli olanlar bilirler ki:Onsekizbin alemde maddi yönde,ne zevk vardır,ne de rahatlık. 12* Her gün gönlümde sema var,sevinç var,zevk vardır.O\’nun güzelliği bana diyor ki:Burada da durma,bu mana neş\’esini yeterli bulma,daha ileri gitmeğe çalış.Bana "Neden beş parmakla yiyorsun diyorlar","Beş parmağım var,altı parmağım yok da ondan." 13* Gönlümde perileri bile kıskandıran bir güzel varken,bu dünyada,benim gibi neş\’eli ve mutlu kim vardır? Allah\’a and olsun ki,ben neş\’e olmadan yaşayamam.Ben gam denen bir şey varmış diye işitiyorum,fakat onun ne olduğunu bilmiyorum. 14* Alemde senden daha güzel bir yar,senin yüzünü görmekten daha güzel bir iş olur mu? Haşa olmaz.İki cihanda da,güzelim,yarim olman bana yeter ben senden başkasını istemem.Esasen,her nerede bir güzellik varsa,bir güzellik görülüyorsa,onların hepsinde senin güzelliğin görülmede,hepsinde senin nurun parlamaktadır. 15* Senin varlığın, benliğin,seninle beraber oldukça,emin olarak rahatça oturma,zira senden putperestlik gitmemiştir.Hala benlik putuna tapmadasın.Diyelim ki,şüphe putunu kırdın,tutalım ki zan putunu akıl baltası ile parçaladın.Böylece zandan,şüpheden kurtulma başarısına ulaşınca bu kez de,kendine güvenme sana put oldu kaldı. 16* Akıl geldi,aşıklara öğüt vermeyi tasarladı.Gitti yolda oturdu.Yol kesmeye başladı.Gelen geçen aşıklara öğüt veriyordu.Fakat,aşıkların başında öğüt kabul edecek yer bulamayınca,hepsinin ayaklarını öptü,sonra başını alıp gitti. 17* Dostun yolunda hizmette,elinde takat güç kalmazsa,ayağınla koş,ayağında güç kalmazsa,sevgisiyle terennüm et olmazsa,seslen bağır.Eğer sesinde çıkmazsa aklınla,hayalinle işe giriş,hasılı her hal-ü karda,her an vefalı ol. 18* Ev de onundur,elbise de,ekmek de onundur.Beden de onundur,cüz\’de,can da onundur.Ama söylemeye imkan yok.Zira söylemek için zaman gerek,mekan gerek,ihvan gerek. 19* Haydi git,aşk derdini kendine seç,aşk derdini seç,aşk derdini seç.Zira dosta kavuşmak için,ben bundan başka bir çare bilmiyorum.Malım mülküm yok diye gönlünü sıkma,üzülme.Eğer dertsiz isen ona üzül.Çünkü hak yolunda derdin olmaması bir afettir. 20* Sırlara dalanlar,sırlar içinde varlıktan kurtulanlar,bu gece,kendilerinden geçmişler,sevgili ile perde arkasında,halvete oturmuşlardı.Ey yabancı varlık! Aşk yolundan çekil,bu gece yabancıların aramızda bulunması bizi üzer,bize zahmet verir. 21* Eğer kendini gerçek varlığını bulmak istiyorsan,kötü huylardan nefsani arzulardan kurtul,kendi maddi varlığından dışarı çık.Dereyi bırak,Ceyhun nehrine doğru gel.Feleğin yükünü öküz gibi,ne diye çekip duruyorsun ? Bir sıçra feleğin üstüne çık. 22* Gene gel,gene gel,her ne isen olduğun gibi gene gel.Hakk\’ı tanımıyorsan,ateşe tapıyorsan,puta tapıyorsan,gene gel…Bu bizim dergahımız umutsuzluk dergahı değil.Yüz kere tövbeni bozmuşsan da gene gel. 23* Aşk geldi,beni her kesten,her şeyden ayırdı,beni maddi isteklerden alı koydu,üzdü perişan etti.Sonra bana acıdı,lutfetti,ihsanlarda bulundu.Allah\’a şükürler olsun ki,şeker gibi vuslat suyunda eritti beni kendine kattı. 24* Her gün bir menzilden bir yerden kalkmak.Her gün bir konak yerini bırakmak,bir yerde kalmamak,akar su gibi hep koşup gitmek,bir yerde donmamak ne güzel şeydir! Dünkü gün geçip gitti,düne ait sözde dün gibi geçti gitti.Bu gün yepyeni bir söz söylemek gerek. 25* Gönül,senin hakkında kötü zanda bulundu.Halbuki kötülük senden uzaktır.Gönül zayıf olduğu için,bu yanlış duyguya kapıldı.Sen kötü olamazsın,kötülük senden uzaktır.Safrası olan her kişinin ağzında bir acılık vardır da senin gibi bir şekere hased ediyor,acılık senden uzaktır. — “““““““““““““““““““““““““““““`Biz sevdik mi yer oluruzBiz sevdik mi sel oluruzBiz sevdik mi lâl oluruzBiz sevdik mi cân oluruz Biz sevdik mi adam gibiAdamları severiz

  18. Nur-ı aynım, iki gözüm, bildinmi neydi sabır?Sabır bir aydınlık, sabır bir teselli… Büyük sahraya yağmur,istiridyeye inci… Sabır göz pınarlarını kurutan ferahlık; sabır hüzünler kulübesinin ışığı… Eyyub ile Yakub, Derviş ile Sultan…Karlı caddelerin kıyısında açmış ayın ondördü zambaklar bilir sabrı, nur-ı aynım, altın şehirlere uçan ebabiller bilir. Sadık rüyalarda bir gemi Ağrı dağına çıkar sabırla ve yaralı süvariler geçer kehkeşanlardan darüşşifalara doğru. Serazad türküsüyle hercai bir bülbül konar Kitab\’ın son sayfasına, sabrı şeydalanır seherler ve sabahlar boyu nur-ı aynım, sabrı şeydalanır.Sabır bir hazine ki… Yılanlar bekler gerçek!… Bir hazine ki…Tek miskali Yusuf\’lar satın alır… Bir hazine ki…Beşiği ab-ı hayat sukunetiyle süslenen bebekler büyür hendesesinde nur-ı aynım ve tahammül renkli güzellikler yansır eşyaya bakışlarından.Bir hikaye anlat bana sabra dair, nur-ı aynım, bir hikaye anlat; gerçek olsun. Kalbinin rengi damlarken hani, çekik gözlü nakışlar vuruldu sevinçleri, onu anlat. Yanağına düşen her güneş damlası yeni mağlubiyetler asardı boynuna ve eksik olan şey hep bir adım önde giderdi hani, onu anlat.Kafesi taşlara çalıp içindekini salıvermediğinden mi nur-ı aynım, yoksa bir derya mavisinde buruk bir toprak kokusuna dalıvermediğinden mi, bir imtihan içre iplik iplik bağlanmışsın şah yüreğine ve kirkitler erişlere vuruyor, argıçlar kirişlere…Bildin mi sabrı nur-ı aynım, neydi sabır?Sabır adına ve umut adına… Kol kanat edinip umutları, bereketli baharlara bir koşu başlar mı acep?Mum gibi eriyen ve mum rengince üzülenlerin; yandıkça ağalayan ve göz yaşlarınca yananların can ipliklerinde dumanı tütmez alevler parıldıyor, aydınlıklar tel tel yüzlerine vuruyor. Mutsuzluğun beslediği uzak arzular değil oysa umutsuzluk…Ve yakınlarda, çok yakınlarda bir sabır heykelinin eli değiyor eline.Zirvede bir imtihan var nur-ı aynım,Zirvede bir imtihan var…(İskender Pala) Sabır=Selamet… En güzel Adalet sahibinin hediyesi, Allah razı hoşnut olsun daimen kardeşim..Selametle inş.

  19. slm kardeşlerin kardeşi ya nerelerdesin inş. iisindir geçmiş bayramını kutluyorum hayattaki tek şey ve tek gerçek rabbim var herşey varrrrrr kendine çok ii bak allaha emanetsin by

  20. ALLAH razı olsun senden.İyiki seni tanımışım

  21. Bazen sen farketmeden hayat anlatırhiç bilmediğin hüzün masalınıacı anılarınıkederli yalnılzlığıVe bazen tek bir sabır dilemek çöze olayıYa sabır ya Selametacıyada hüznede yalnızlığadaSabret

  22. CNM KARDEŞİM ALANIMA YİNE ÇOK ĞÜZEL RESİM EKLEMİŞSİN ELLERİNE SAGLIK BİDE YA BENİM İLETİ SAYFAMDA SORUN VAR GELEN İLETİLERİ OKUYAMIOYORUM ONUN İÇİN İLETİNİ MOKUYAMADIM ALANIMA YAZARSAN OKURUM KİB ALLAHA EMANETSİN KİMSEYE KARIŞMA OKMİ:Dhadi by

  23. Yüzyıllık fincan Yaşlı kadın, bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştıHayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti Derken, birden fincan dile geldi ve kadına şöyle dedi;\’Bana hayranlıkla baktığının farkındayım Ama bilmelisin ki, ben hep böyle değildim Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdiKadın şimdi hayret içindeydi Önündeki kahve fincanı konuşuyordu!Kekeleyerek: \’Nasıl? Anlayamadım?\’ diyebildi yaşlı kadın\’Demek istiyorum ki, ben bir zamanlar çamurdan ibarettim ve bir sanatkâr geldi Beni eline aldı, ezdi, dövdü, yoğurdu Çektiğim sıkıntılara dayanamayıp:\’Yeter! Lütfen dur artık!\’ diye bağırmak zorunda kaldımAma usta sadece gülümsedi ve; \’Daha değil!\’ diye cevapladı beni\’Sonra beni alıp bir tahtanın üzerine koydu Burada döndüm, döndüm, döndüm Döndükçe başım da döndü Sonunda yine haykırdım:\’Lütfen beni bu şeyin üzerinden kurtar Artık dönmek istemiyorum!\’Ama usta bana bakıp gülümsüyordu:\’Henüz değil!\’\’Derken beni aldı ve fırına koydu Kapıyı kapayıp ısıyı arttırdı Onu şimdi fırının penceresinden görebiliyordum Fırın gitgide ısınıyordu Aklımdan şöyle geçiyordu: Beni yakarak öldürecek\’Fırının duvarlarına vurmaya başladım Bir taraftan da bağırıyordum:\’Usta usta! Lütfen izin ver buradan çıkayım!\’\’Pencereden onun yüzünü görebiliyordum Hala gülümsüyor ve \’Daha değil!\’ diyordu\’Bir saat kadar sonra, fırını açtı ve beni çıkardı Şimdi rahat nefes alabiliyordum, fırının yakıcı sıcaklığından kurtulmuştum Beni masanın üstüne koydu ve biraz boyayla bir fırça getirdi\’Boyalı fırçayla bana hafif hafif dokunmaya başladı Fırça her tarafımda geziniyor ve bu arada ben gıdıklanıyordum\’Lütfen usta! Yapma, gıdıklanıyorum!\’ dedim Onun cevabı ise aynıydı: \’Henüz değil!\’\’Sonra beni nazikçe tutup yine fırına doğru yürümeye başladı Korkudan ölecektim \’Hayır! Beni yine fırına sokma, lütfeeen!\’ diye bağırdımFırını açıp beni içeri iteleyip kapağı kapattı Isıyı bir öncekinin iki katına çıkardı \’Bu sefer beni gerçekten yakıp kavuracak!\’ diye düşündüm Pencereden bakıp ona yine yalvardım, ama o yine \’Daha değil!\’ diyordu Ancak bu defa ustanın yanaklarından bir damla gözyaşının yuvarlandığını gördüm\’Tam son nefesimi vermek üzere olduğumu düşünüyordum ki, kapak açıldı ve ustanın nazik eli beni çekip dışarı çıkardı Derin bir nefes aldım, hasret kaldığım serinliğe kavuşmuştum Beni yüksekçe bir rafa koydu ve usta şöyle dedi:\’Şimdi tam istediğim gibi oldun Kendine bir bakmak ister misin?\’Ona \’Evet\’ dedimBir ayna getirip önüme koydu Gördüğüme inanamıyordum Aynaya tekrar tekrar baktım ve \’Bu ben değilim Ben sadece bir çamur parçasıydım\’\’Evet bu sensin!\’ dedi usta Senin acı ve sıkıntı diye gördüğün şeyler sayesinde böyle mükemmel bir fincan haline geldinEğer seni bir çamur parçası iken üzerinde çalışmasaydım, kuruyup gidecektinDöner tezgahın üstüne koymasaydım, ufalanıp toz olacaktınSıcak fırına sokmasaydım, çatlayacaktınBoyamasaydım, hayatında renk olmayacaktıAma sana asıl güç ve kuvveti veren ikinci fırın olduŞimdi arzu ettiğim her şey var üzerinde\’Ve ben kahve fincanı, şu sözlerin ağzımdan çıktığını hayretle fark ettim:\’Ustam! Sana güvenmediğim için beni affet!Bana zarar vereceğini düşündümBeni benden fazla sevip iyilik yapacağını fark edemedimBakışım kısaydı, ama şimdi beni harika bir sanat eseri yaptığını görüyorumBenim sıkıntı ve acı diye gördüğüm şeyleri bana verdiğin için teşekkür ederim…Teşekkür ederim\’* * * * * *Usta fincanı, Yaratıcı insanı şekillendirirYeter ki acı da ki hikmeti görelimKahrın da hoş, lûtfun da hoş demesini bir öğrenebilsek…SELAM VE DUA İLE ABİCİM HAYIRLI BEREKETLİ SEVGİ İYİLİK GÜZELLİK DOLU SENELER DİLERİM CENAB-I ALLAH(C.C.) HİCRİ 2009 YILINIZI MÜBAREK VE HAYIRLI KILSUIN İNŞALLAH

  24. Ahh!! Oğul bu gün okuduğum son yazıdır bu güzel yazı…Ne çok şeyler öğrendim ya da unuttuklarımı hatırladım yeniden…Alıp götürdü her biri…Daha geçen gün gurbetten dem vururken,zor derken…Nasılda gaflete dalmışım bilmeden…HAni herşeyi Allah\’tan bileektik..HAni amenna diyecektik..BAzen nasılda kapılıp gidiyoruz, unutrak dalıyoruz gaflete…Bu gün çok güzel yazılar okudum biride bu yazı…Gözüm gönlüm nurlandı inşallah…RAbbim razı olsun oğul…Yüreğine sağlık…Siz güzel yazılarla geliyorsunuz bize güzellikler sunuyorsunuz bizimde üçbeş cümlemizi kabul edin..Çok değilsede gönldendir inşallah…Her zaman güzel yazılarını bekliyor ve Seni Allah\’a emanet ediyorum..Her iki cihanda mutlu ol..sevgiler…

  25. SABIR- – – SABIRYalnız acılara,yokluklara,sefalete,ayrılıklara tahammül etmek sabır zannedilir. Zenginliğe,saadete,şöhrete,sıhhate de sabretmek gerekir..Sabır bunlarla bitmez.Şeytana ve nefse de sabretmek lazım..Yani günahlara hatta sevaplara sabır… Sabretmeliyiz ki ALLAH c.c. bizden razı olsun..Herşey ALLAH\’ın bir niğmeti..ALLAH niğmetini hazmıyla birlikte versin. Müslüman yalnız kafirin zulmüne sabredemez hemen isyan eder..Çünkü zulme sabretmek acizliktir..Hele kafire karşı aciz hissediyorsa kendini,imanını yenilesin.. Sabır felaket zannedileni saadet yapar,bela bilineni deva yapar…Sefalete sabreden,zenginliği hazmedemeyenden daha karlıdır..Yalnızlığa sabreden,şöhreti hazmedemeyenden daha karlıdır..Hastalığa sabreden,sıhhati hazmedemeyenden daha karlıdır.Kafirin zulmüne sabreden,isyan edenden daha zararlıdır…Zulme baş kaldıran ne olur? Belki ölür,belki de zulmü yok eder..Her iki halde de karlı çıkar..Yeter ki ALLAH için yola çıkmış olsun… Hasan Nail Canat..(yasemen romanından)sabır her şeye ,her hal üzere… Rabbim sabrımızı bol eylesin.. yıllar öncesinden (14 yıl kadar) not alınmış tozlu sayfalar arasından çıkan bu yazı çok güzel dersler veriyor..inş paylaşımı beğenirsiniz… Rabbime emanetle Ahmed-i nur…

  26. Allah (C.C.) yolu rahmetDiğer yollar zulmetÇeker isen zahmetSabırdadır selametSabır iyi kalplerleSabır iyi niyetleSabır iyiliklerleSabır hayır sözlerleSabır besmele ileSabır zikrullah ileSabır Kur-an ileSabır sünnet ileSabır hayır işlerleSabır nefsi yenmekleSabır yaratan için sevmekleSabır aşı pişirirSabır dağdan aşırırSabır rahmet getirirSabır hep sevindirir, sabır müjdeler verirSabreden şaşkın olmazSabreden tembel olmazSabreden cahil olmazSabreden hain olmazSabreden zalim olmaz çok güzel bi blog olmuş abicim ya yüreğinize sağlık maşallah bloglarınıın hepsi birbirinden değerli anlam yüklü..Rabbim Razı olsun İnşallah..Hayırla kalın sağlıcakla duayla abicik:))))

  27. selamun aleyküm ,kardeşim emeğine bileğine yüreğine sağlık,bloguna hayran kaldım..hayırlı günler..!!

  28. Allah\’ım, kalplerimizi imân ve Kur\’ân nuruyla nurlandır. Allah\’ım, bizi Sana muhtaç olduğumuzun şuuruyla zenginleştir; Senden müstağnî durma fakirliğine düşürme. Kendi güç ve kuvvetimizden teberrî ediyor, Senin havl ve kuvvetine sığınıyoruz. Bizi Sana tevekkül edenlerden kıl. Bizi nefsimizin eline bırakma. Bizi, koruyuculuğunla muhâfaza eyle. Bize ve erkek, kadın bütün müminlere merhamet et. Kulun, peygamberin, seçtiğin, dostun, mülkünün güzelliği, masnuâtının melîki ve sultanı, inâyetinin gözbebeği, hidâyetinin güneşi, hüccetinin lisânı, rahmetinin timsâli, mahlûkatının nuru, mevcudâtının şerefi, mahlûkatının çokluğu içinde birliğinin kandili, kâinat tılsımının keşşâfı, rubûbiyet saltanatının dellâlı, hoşnut olduğun şeylerin tebliğ edicisi, gizli isimlerinin tanıtıcısı, kullarının muallimi, âyetlerinin tercümânı, rubûbiyet güzelliğinin aynası, şuhud ve işhâdının medârı, âlemlere rahmet olarak gönderdiğin habîbin ve resûlün olan Efendimiz Muhammed\’e, onun bütün âl ve ashâbına, kardeşleri olan diğer peygamber ve resûllere, melâike-i mukarrebîne ve sâlih kullarına salât ve selâm eyle…Gönlüme genişlik ver, Rabbim. • İşimi kolaylaştır. • Dilimden tutukluğu çöz. • Tâ ki sözümü iyice anlasınlar. (Tâhâ Sûresi: 25-28.) Allah\’ım! Sırlar semâsının güneşi, nurların mazharı, Celâl dairesinin merkezi, Cemâl feleğinin kutbu olan, Ehâdiyete mensup Muhammed\’in (a.s.m.) latîf zâtına salât eyle. Allah\’ım! Onun, Senin katındaki sırrı ve onun Sana olan mânevî yakınlığı hürmetine korkumu emniyete çevir, hatâlarımı sil, hüzün ve hırsımı gider, benim destekçim ol; beni benden alıp Kendine götür, yaklaştır; benliğimden geçmeyi bana nasip et, beni nefsime meftun ve hislerimle perdelenmiş kılma; bana her gizli sırrı aç. Yâ Hayyü, yâ Kayyûm! Yâ Hayyü, yâ Kayyûm! Yâ Hayyü yâ Kayyûm! Bana merhamet et, arkadaşlarıma merhamet et, ehl-i İmân ve Kur\’ân\’a merhamet et. Duâmızı kabul buyur, ey merhamet edenlerin en merhametlisi ve ey kerem sahiplerinden daha çok kerem sahibi Allah\’ım! Duâları, "Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, âlemlerin Rabbi olan Allah\’a mahsustur" sözleriyle sona erer. (Yûnus Sûresi: 10.) Amin! Âmin. selam ve dua ile can kardesım.

  29. "sabır" Sabır üç çeşittir. En önemlisi günah işlememeye sabırdır. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:(Sabır üç çeşittir: 1- Belaya, musibete sabır, 2- Din bilgilerini öğrenirken ve ibadetlerini yaparken sabır, 3- Günah işlememek için sabır. Belaya sabredene 300, ibadet yapmaya sabredene 600, günah işlememeye sabredene ise, 900 derece ihsan edilir.) [Ebuşşeyh]Musa aleyhisselam, Hızır aleyhisselama, (Ledün ilmine nasıl kavuştun?) diye sorunca, o da, (Günah işlememeye sabretmek sayesinde) diye cevap verdi.Kur’an-ı kerimde sabrın önemi çok âyette bildiriliyor. Üç âyet meali şöyledir:(Sabredenlere, mükafatlar hesapsız verilir.) [Zümer 10](Ey iman edenler, Allah’tan sabır ve namazla yardım isteyin. Allahü teâlâ elbette sabredenlerle beraberdir.) [Bekara 153](Ey Resulüm, kâfirlerin eziyetlerine, ülülazm Peygamberler gibi sabret!) [Ahkaf 35]Sabır hakkında hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:(İmanı en üstün olan; sabırlı, cömert ve hoşgörülü olandır.) [Deylemi](Hak teâlâ, sevdiği kulu dertlere müptela kılar, o da sabrederse, ondan razı olur.) [Deylemi](Kötü komşunun eziyetlerine ölünceye kadar sabredeni Allahü teâlâ sever.) [Hakim](Allahü teâlâ, sabredeni sever.) [Taberani](Allahü teâlâ buyurdu ki: "Kimin, bedenine, evladına veya malına bir musibet gelir, o da güzel sabrederse, Kıyamette ona hesap sormaya hayâ ederim.) [Hakim](Hak teâlâ, kendini sabretmeye zorlayanı sabretmeye muvaffak kılar.) [Buhari] (Sevmediklerinize sabretmedikçe, sevdiklerinize kavuşamazsınız.) [İ. Maverdi](Acıya sabredip uğradığı felaketi gizlemesi ve kimseye şikayet etmemesi, kişinin Allahü teâlâyı iyi tanımış olmasındandır.) [İ.Gazali](En üstün ibadet sıkıntıya sabretmektir.) [Tirmizi](En şiddetli bela sabrın az olmasıdır.) [Deylemi](Yeminle söylüyorum, uğradığı zulme sabredenin Allahü teâlâ şerefini arttırır.) [Taberani](Geçim sıkıntısına sabredeni Allahü teâlâ Firdevs Cennetine koyar.) [Ebuşşeyh](Kıt kanaat geçinecek kadar az rızka sabredenlere müjdeler olsun.) [Deylemi](İki gözünü kaybeden sabrederse Cennete gider.) [Hatib](Müminin silahı sabır ve duadır.) [Deylemi](Allahü teâlâ buyurdu ki: Benim hükmüme razı olmayan ve verdiğim musibete sabretmeyen benden başka Rab arasın.) [Taberani]Resulullah efendimiz, Allah’tan sabır isteyen birine buyurdu ki:(Allah’tan bela mı istiyorsun, önce afiyet iste.) [Tirmizi]MEVLAM SABREDEN KULLARINDAN OLMAYI NASİP ETSİN CÜMLEMİZE AMİN ALLAHA EMANET OLUN ESSELAMUN ALEYKÜM

  30. ON AYRILIK ŞİİRİ -6Geçmiş zamanAnımsanıyorsa,şimdidir;Koparılıp atılır ya daBir yaprak gibi bir defterdenKoparılıp atılanÇırpınan bir yürek olabilir,Ya da bir yaz gecesi,Yıldızları can çekişen güzel bir yarın dileğiyle herşey gönlünüzce olsun ALLAH a emanet olunuz kardeşim

  31. Bu güzel paylaşımlarınızdan dolayı ALLAH razı olsun kardeşim..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s