Sevgiyi saflaştırır sıkıntılar, dostlukları derinleştirir dertler…

Yüreğin yolu…

İNSANSIN VE insanlarla beraber yaşıyorsun… Kırık kırıktır için… Özün eziliyordur çok zaman… İçini açamazsın kimseye, iç çekip durursun kendi içinde… Kimi anladın ki, kim seni anlasın… Neyi istediğini, neyi sevdiğini biliyor musun ki…

Yüreğini yırtıyor sevgini verdiklerin… Hissiz mi yürümeli ıssız yerlerde? Sensizlik senden daha mı sevimli sevgili sevgi? Yakınlık yakıyor, yalnızlık üzüyor…

Dostta denir mi her dert? Dedin de ne dinledin? Kime dayanacaksın yüreğinde yürüyen dertler için?

“ Ne tesellisi var, ne şarkının, ne sazın” Sözler silik, sazlar kırık… Hayat bestesi hüzünlü…

Gülmek mi mutlu eden, ağlamak mı? Huzur hiçbiri mi? Hiç mi her şey? Hiçlik dereleri nerede duracak, varlık dağlarına ne zaman çıkılacak?

Uçar gibi gidiyor zaman, uyur gibi geçiyor ömür… Harcanan hayat… Hayıflanması gereken hayallerle oyalanıyor… Yuvasız kuşların şaşkınlığıyla çırpınıyor… Çaresiz dallara konuyor kırık kanatlarla… Acı kanıyor içi… Dertle dönüyor dışı…

Umutla doğuyor her sabah, ölümle yatıyor her akşam… Dert döşeğinde gözleri açık uyuyor, deva prensesi gelir de ellerinden tutar diye… Acı şerbeti şifa şevkiyle içiyor… Deva diye dayanıyor dertlere…

Sevgiyi saflaştırır sıkıntılar, dostlukları derinleştirir dertler… Sürüklendikçe yüreğin, özüne yol alırsın… Savrulması gereken sevgi değil, her şeyi yutan senin “ben”in… “Ben” de boğulmazsan içindeki “ben”le buluşursun…

Dert dalgalarıyla çalkalanırken “ben” in, duru ve derindir özbenliğin… Sevgi saf, hikmet diri, varlık dağları yücedir bu benlikte…

İçtiğin acılara, dayandığı dertlere değmiştir, “Ben” den geçmiş “Birben”e erişmişsindir…

Özün özüne erişen kabuk ağlamalara güler geçer… Günlerin üstündedir gönlü, gönlünden damlayan günleri de güldürür…

Dertler gülmekle geçmez, acıları dindirmez şarkılar… İçini açıyorsa çektiklerin derin bir iç çek ve yürü yüreğinin yolunda…

  Hüseyin EREN

Reklamlar

17 Yanıt

  1. YALANCI DÜNYANIN YALAN MUTLULUKLARINDA ACI YOKTUR.OYSA GERÇEK MUTLULUKLAR ACININ yanıbaşında yaşarlar.):): ): ): gülümseyin! hiçbir acı ebedi değildir ve bizi sevinçler olgunlaştırmaz sadece mesajı anlamaya çalışalım.(:HAYAT VE İNSAN,*Sarı yapraklara da baksam yeşili görüyorum;sağnak yağmur altında sıcağı hissediyorum;şemsiyem olmasa da ne kadar güzel yağıyor ve ne güzel yağmur diyebilen var mı?Eğer varsa:*Bunu neye boçlu?*Biliyor musunuz, sarı yapraklar yeşile ulaşabilmek için birer vasıta; hayırlar evetlere götüren yolda silik birer iz…*Yücelmek için çokça yokuşlardan inmek zorundayız, bu yokuşlar nefsimize ağır gelen yokuşlardır:örneğin; kendimizden çok başkalarını düşünebilir miyiz?*Hangimiz, bunu ne kadar yapabiliriz?*Bir başkasının yükünü öfff demeden ne kadar taşıyabiliriz?Diyelim taşıyamadık, hangimiz kendi bencil özümüzü tatminden uzak durup muhatabımızın hakkında kötü zanda bulunmayız?*Kaç kez kendimizi sorguladık?*Kimiz, ne istiyoruz, …*Hangimiz başkalarının bize karşı yanlışlarına tahammül edebiliyoruz?*Halbuki onlara tahammül edebildiğimiz sürece olgunlaşabilir ve mutluluğu yakalayabiliriz.* En koyu acılarda en pahalı sevinçler vardır……………..HAYIRLI AKŞAMLAR "CAN"

  2. Olur ya talih yüzünüze güler, atıverir sizi atının terkisine bay ölüm de, unutuluverirsiniz onun sayesinde. Sorumluluklarınızı hatırlatan da kalmaz, arkanızdan yas tutan da. Ölüm ülkesinde kırmızı ve siyah suçlu değildir. Orada ancak eylemlerinizle kınanırsınız, kalbinizin rengiyle değil. Geriye dönüp bakmazsınız, zira her şeyi yoluna sokacaktır usta yönetmen. Oyun devam etmelidir. Yerinize bir başka oyuncu bulunur, yeriniz doldurulur. Kimse yokluğunuzda yoksun kalmaz, artık kimse dert etmenizi gerektiren bir konumda değildir. Yeniden müzik çalınır, sahne yeniden açılır, dekor yeni başrol oyuncusu tarafından yenilenir. Kahkahaları işitirsiniz. Herkesin keyfi yerindedir. Yolunuz açıktır, kimse iyi yolculuklar demese de. Özgür kalırsınız, ölüm meleği sayesinde.Vazifeniz: Size edilen ihsanlara karşı vefa göstermek. Size biçilen rolü oynamak. Sevgilere mukabele etmek. Etrafta kırmızı ve siyah bir kalple dolaşmak, cehennemi yüreğinizde her yere beraber götürmek, yanmak ama yakmamak. Hissetmek, ama söylememek. Özlemek ve yok saymak. Nefret etmek, ama ihanet etmemek. Yorulmak ve ayakta durmak. Var olanla mutmain olmak. İçinizde sağnak yağmur gibi ağlamak ama dışınızda kuş cıvıltıları gibi gülmek.Arzunuz ise unutulmak, ağır sorumluluklardan azat olmak, vazifeden kolay bir kaçış, tek gidiş bir tren bileti, şok edici bir istifadır. Ve yalnızca siz bilirsiniz ki, kalbiniz kırmızı ve siyahtır. İhanet nefsinizle beraber sakız gibi yapışmışsa üstünüze, aşk şeytanınız olup ateşi ile sarıp sarmalamışsa sizi iyice, istediğiniz kadar iyi rol çıkartın siz iflah olmazın birisiniz demektir.Şükür ki, kırmızıyı da siyahı da ölüm temizler…Şükür ki bir gün özgür kalacaksınız.Şükür ki bir gün oyun bitecek…Kırmızı ve siyahMona İslam Gönlüne sağlık can oğul.mevlam razı olsun..

  3. hayırlı akşamlar ahmed abi gercekten cok guzel bır yazI emegıne yuregıne saglık…… ALLAH YAR VE YARDIMCIN OLSUN SLM VE DUA ILE

  4. Dertler gülmekle geçmez, acıları dindirmez şarkılar… İçini açıyorsa çektiklerin derin bir iç çek ve yürü yüreğinin yolunda…İNŞALLAH o yolda yürüyenlerden oluruz Sevgili kardeşim sevgiler selamlar Mevlam cümlemizi hak yolundan ayırmasın.

  5. …Her gönül bir tek sevgiliye müştâktır aslındaNe var ki, kıblesi yanlıştırBulduğunu sandığı şey, gerçekte aradığı değildirKimisi bir gözleri âhûya zebûnKimisi bir gül yüzlü güzele meftunKimisi de bir ceylan bakışlıya mecnundurBazısı dünyanın âlayişine kanmışBazısı mâl-u mülke aldanmışBazısı da hayal alemini, gerçek sanmıştırOysa her birisi, bir tek sevgili tarafından sınanmıştır

  6. Sevgi Kadar Söz, Söz Kadar Sevgi Büyük büyük sözler dökülüyor dudaklarımızdan. Öyle her kişinin değil, “er” kişinin elde etmeye muvaffak olduğu sevgiden, muhabbetten, zor ele geçen adaletten söz ediyoruz. Teraziye gelmez değerlerden olduğundan, kimde ne olduğunu bilmek için sarrafa ihtiyaç var.Gelin biz kendi meziyetlerimizin sarrafı olup bu gün, tartalım elde olan varımızı. Misal, kalbimiz ne kadar geniş, bu genişlikte hangi duygular kendine yer bulmuş? Futbol sahası kadar büyük bir boşluk mu taşıyoruz yoksa kaburgalarımızın altında?Eğer dışımıza ancak, içimizde olanları aksettirebiliyorsak, halimiz, tavrımız, sözümüz, yüzümüz, evimiz, barkımız, işimiz, gücümüz… gönlümüzden, ahlakımızdan, huyumuzdan haber verir. Kötü hall ve tavırlara sahipsek, yani kırıcı-dökücü, eleştirici-zarar verici isek, aynıları belki çok daha kötülerini içimizde barındırıyoruz demektir. Sözümüz taştan daha katı, bir de yüzümüz sirke satıcılarını bile arattırıyorsa halimiz içler acısı demektir. Üstüne üstlük, evimizi, barkımızı, işimizi-gücümüzü ihmal ediyor, gelişmeye ve geliştirmeye emek harcamıyorsak, gittiğimiz her yere içimizde olması gereken güzelliği taşıyamıyorsak, vah bize vahlar bize.Vah vahları artırmamak için, gelin bugün bir miad, bir başlangıç olsun. Dili tatlı, eli uğurlu, hali şen, gönlü dürüst, içi de dışı gibi ziynetli insanlar olmak için çalışmaya başlayalım. Önce kendimizi önemsemekle işe başlayalım. Çünkü kendimize verdiğimiz değer kadar, kendimizi önemsediğimiz kadar, annemize-babamıza, eşimize-dostumuza, çocuklarımıza, arkadaşlarımıza, komşumuza, işimize-gücümüze, insanlara, insan olmayanlara, uzaklara, yakınlara değer verir ve önemseriz. Önce siz sizi sevin ki dünya sevginizden mahrum olmasın.—alıntı—emeğinize sağlık dua ile..s.a.

  7. SEVGİ,bizim canımız,onunla hisseder,onunla duyarız..ALLAH,insanların birbirine bağlama konusunda sevgiden daha güzel ,daha güçlü bir irtibat unsuru ,bir zincir yaratmamıştır..evet dostlar,verilen bu nimetin hakkını vermek,"yaratılanı YARATAN\’dan ötürü sevmek"bizim yeryüzündeki asıl görevlerimizden biridir..hiç süphesiz ,sevgiyi vereni sevmek,ve bu mesajı bütün kainata yayan RESULULLAH\’ı s.a.v.sevmek için geç kalmadık..yol uzunsa,yolda dikenler varsa,meclislerimiz sevgisiz kalmışsa,içimize ,kalbimize açılan kapının tokmağına dokunmamız yeterli olacak..çünkü öyle bir tılsımdır ki sevgi,bize her varlığa sevgi ile bakma şuuru kazandırır..sevgi,sevginin kendisi kadar sıcak bir kelimedir..sankı sevgide bir sır var..sırlı dünyalara yelken açmak isteyenler ,sevgi atmosferine girmelidirler..sevgi bir güçtür ,kuvvettir..bu kuvvet,en güçlüleri en zayıflara hizmet ettirir..insan,iradesini imanla güçlendiği,mesuliyet duygusuyla kondrol altında aldığı ölçüde,kinleri,nefretlerini,müspete kanalize edebilir,onların yerine sevgi,şefkat,ve merhamet duygularını hakim kılabilir…sevginin olmadığı bir kalpte,bir ailede ve bir toplumda huzur bulunmaz..İLAHİ SEVGİYİ yakalayanlar,bu gerçeğin toplumdaki temsilcileridir..onlar,çirkin gibi görünenler bile bir güzellik bulurlar..sevilecek yanlarını olmadığı sanılan insanların bile iyi ve güzel tarafları vardır..sevgi,hep sevinç ve lezzet değildir..bazen hüzündür..gözyaş ve hasrettir…bu daha derin ,daha içten bir sevgidir..HASRET VE HÜZÜNDEN MEYDANA GELEN SEVGİ,İZ BIRAKIR,UNUTULMAZ….O SEVGİ,İMANLA VE UMUTLA BERABER DEVAM EDER..NİCE SEVDİKLERİMİZ VEFAT ETMİŞ,EBEDİYETE İNTİKAL ETMİŞTİR…KAVUŞACAĞIMIZ O GÜNÜN HEYECANINI YAŞAR RUHLARIMIZA…"KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR"gerçeğine gönül verenlere,O (c.c.)sevdiklerine kavuşturur.

  8. "zulüm zirveye çıkarsa ilahi adaleti kimse durduramaz!"diyordu Ahmad ŞAHİN.Aradığım sesti sanki bu SES.kitaplığımda biriktirdiğim yazılardan birinin adı da buydu iki gün önce.Sonra bir baktım "pırlantam" bu yazıyı spacesine eklemiş, sonra bir de baktım ki konuk defterimde.TEŞEKKÜR EDERİM PIRLANTAM.HER ŞEY GÖNLÜNCE OLSUN.SEVGİLERİMLE ALLAH\’A EMANET OL.

  9. Bilyeliyle kaymak Konuşmak; bir bilyeli arabayla yokuş aşağı kaymaktır!Zeminin düzlüğüne, yokuşun meyline göre hızlanır araba ve önüne engel çıktıkça bir yana kaçmaya çalışır!Bilyeli arabalar genelde tek kişiliktir, çünkü hemen herkes dört tane bilyeli (rulman) bulmuş, bunları iki odunun iki ucuna takmış… Oturabilmek için dingillerin üstüne koyduğu tahtayı ise arkadan iki üç çiviyle sabitlemiş; ama önden tam ortadan, tek çiviyle çakarak bir nevi direksiyon haline getirmiştir. İki ön tekerleğin yakınına bağlanmış iplerden hangisini çekerse o yana dönen arabasını çoktan yokuşun tepesinden salmıştır. Bir insan, kendi arabasında özgürce kaymak varken neden başkasının arabasını tercih etsin ki! Konuşmak; bilyeliyle yokuştan kaymaktır!Marifet; yoldan çıkmamak, bir kenara devrilmemek ve kimseye çarpmamaktır ama asıl zor olanı; durabilmektir!..Bazı bilgileri öğrenmek için çok zaman ve para gerekir. Ben size bedava vereceğim:Konuşurken telefon çalsa veya konuşmayı kesecek herhangi bir durum olsa, sözünüzün devamını getirmeyin. Karşınızdaki sizi dinliyor ve anlattıklarınızı merak ediyor idiyse, soracaktır. Sorarsa anlatmaya devam edersiniz. Fakat sormuyorsa, ortalığa sessizlik çökse bile anlatmayın. Çünkü hem sizin zamanınız ve hem de karşınızdakinin zamanı ziyan oluyor!Doğru zamanı, yani sizi dinleyeceği zamanı buluncaya kadar bekleyin! Konuşmak; bilyelide kaymaktır. Zor olan işte budur; susabilmektir!Konuşmak; bildiğini veya doğru zannettiğini söylemek, konuşmak yokuş aşağı kaymak, konuşmak zihnini boşaltmaktır.Zor olan susmaktır, dinlemektir, okumaktır; yokuş yukarı “tırmanmaktır” asıl, yani doğruları öğrenmektir.Stop -Muammer Erkul -30 Ocak 2009 Cuma güzel paylaşımlar için tşk ederim ALLAH c.c. razı olsun dua ile..s.a.

  10. AŞK ALLAH\’a sevmektir..ALLAH\’a sevenlerin sevmektir..ALLAH\’ın sevdiklerini sevmektir..evet sevgili dostlar.gerçek bir sevgi ile ALLAH\’a sevmek herkese nasıp olmuyor.."ALLAH\’I PEYGAMBERİ seviyorum "diyen,ama günahtan uzaklaşmayan çok aldanan var"ALLAHI SEVİYORUM "demek kolaydır..ama kişi eğer günahlarını terkedemiyorsa,geçmiş günahlardan pişman olup tevbe etmiyorsa,"ALLAHA kurban olayım "demesi boşuna ,çünkü onu sevgi yalanci sevgidir..ALLAHA sevmek ne olduğunu bilmeden konuşuyor demek..insan YARATANINA seversa,O\’na karşi yapacak en ufak hata,kusur ,ona dağ kadar ağır gelir..omuzunda ağır bir yük gibi taşıyor..tevbe etmeden,gözyaşi dökmeden rahatlamiyor.."acabe RABBİM beni affedermi ?"diye endise ediyor..önüne çıkan haramlardan hızla uzaklaşirken,"YA RABBİM !SENİN için,SENİ SEVDİM için "der ve sevinç gözyaşi döker..MEVLAM \’dan başka gerçek dostum olmadığı anladığım günden beri, O \’nsuz yaşadığım günler ve seneler için ağladım..O\’ndan ayrı aldığım her nefes için ağladım.."KUL OLMAK "ne demek bilmeden yaşadığım zaman için ağladım..gaflette yaşarken işlediğim sayısız günahlar için gözyaşi döktüm.."RABBİM ,SANA istediğin gibi kul olamadım beni bağışla "dedim..ibadet yapmadan geçirdiğim yılları ok gibi saplandı yüreğime..çünkü ALLAHA seven kişi ibadetlerini aksatmaz,özelliklede namazlarını hiç bırakmaz..namazda insan sevdiğini buluştuğunu hişseder,O\’nunla konusur,O\’na dua eder,isteklerini arzeder..ruh,doğrudan doğruya ALLAH ile vuslat yaşadığını hişseder.. ALLAH sevgisi ruhunda hişseden kişi,artık O\’ndan (c.c.)başkasına görmez,baktığı her şeyde O\’nu görür,hişseder..EY BUÜYÜK ALLAH\’IM !EY YARATANIM,EY TEK YARDIMCIM ,DOSTUM !ben SENİ böyle seven,AŞKINLA yanan kullarından olmak istiyorum !SANA itaat etmek istiyorum..her ibadet SENİNLE VUSLAT OLMALI…NASIP ET ALLAH\’IM..NASIP ET ! AMİN SELAM VE DUA ILE ALLAH A EMANET OL

  11. Uçar gibi gidiyor zaman, uyur gibi geçiyor ömürUmutla doğuyor her sabah, ölümle yatıyor her akşamEs-selamun aleykum …cenab-ı hak ebeden razı olsun inşaALLAH Allahü teâlâ, güzel paylaşımın için de ayrıca teşekkürederim kardeşimCuma sûresi sonundaki âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki,(Ey îmân etmekle şereflenen kullarım! Cuma günü, öğle ezânı okunduğu vakit hutbe dinlemek ve Cuma namazı kılmak için camiye koşunuz! Alışverişi bırakınız! Cuma namazı ve hutbe, size başka işlerinizden daha faydalıdır. Cuma namazını kıldıktan sonra, camiden çıkar, dünya işlerinizi yapmak için dağılabilirsiniz. Allahü teâlâdan rızık bekleyerek çalışırsınız. Allahü teâlâyı çok hâtırlayınız ki, kurtulabilesiniz!) Günlerin en kıymetlisi Cumadır. Cuma günü, bayram günlerinden ve Aşûre gününden daha kıymetlidir. Cuma, dünyada ve Cennette mü’minlerin bayramıdır Efendimiz sav cuma günü namaza gitmeden önce bıyıklarını kırpar tırnaklarını keser gusul abdesti alır bazende terk ederdi beyaz elbiselerini giyer ve sürme çekerdiselam ve dua ile..Hayırlı cumalar olsun inşAllah kıymetli kardeşim

  12. Susuzlukta boğulmak SU SIRRI zihnimin kıvrımlarında dolaşıyor… Kalbimin kanallarında akacak mecra arıyor…Duygular su berraklığını ile derinleşmek istiyor…Fiziksel görümünü, kimyasal bileşimini öğrenmek su hakikatine olan susuzluğu gidermiyor…Mana sırrı imbik imbik süzülmek, tel tel çözülmedikçe bu sır nasıl anlaşılır? Zahirin zırhını soymadıkça yalın hakikate yakın olunabilir mi? Su… Renksizliğin rengi… Kokusuzluğun kokusu… Şekilsizliğin şekli… Toprak su ile buluşmadıkça hayat hayal edilebilir mi? Hangi renklerden, hangi kokulardan, hangi güzel suretlerden söz edile bilinir?Gönül toprağı iman ab-ı hayatı ile sulanmadıkça hayatın hakiki renkleri, hakiki kokusu, hakiki hakikati anlaşıla bilinir mi? Karanlıklar aydınlığa nasıl akar?Su… Acizliğin Aziz’e akışıdır… Berraklığı, “Ben”in erimişliğidir… “Ben”i anlamayanları boğar su… Firavun gibi… Abdiyetle akanlara yol olur su… Musa (a.s.) gibi…Acizliğini istiğfarla ilan edenleri selamet sahiline taşır su… Yunus (a.s.)gibi… Cemalinde celal, celalinde cemal taşır… Tufanda Nuh’un (a.s.) gemisi gibi… Özde temizdir, temizleyicidir su… Onu iyi bakan kendi öz temizliğini görür, kirlenmişliğini de fark eder. Okutmak istediği hakikat içilmedikçe iç temizlik eksik kalır.Sıkıntılardan sıyrılmak, hadiselerde boğulmamak, üzüntüleri eritmek, çaresizliği çökertmek “Ben” buzulunu eritip deryada bir damla olabilmekte…Buz nasıl olsa eriyecek, bari deryaya dahil olsun. Tefekkür şuasıyla derin darbeler vurabilsek buzula, hayat suyu olup deryalara akacak duracak… Durmadan akmak tefekküre…Fazl ve Rahmet arşını ulaşabilmek… Bedeninin suda yüzdüğü gibi, Rahmet nimetlerini gark olduğunu fark edebilmek… Zihni ve kalbi bulanıklığını istiğfarla temizleyebilmek… Gittiği yerleri de temizleyebilmek… Su gibi engel tanımamak… Kalpte bahar bahçeleri çiçek açmağa başlamış demektirLeylaklar, sümbüller, güller, laleler… Rahiyaları, renkleri, suretleriyle gülüyordur… Eğilip ellemekle, koklamakla mutluluk zikirleriyle cezbeye ulaşırlar… Her adımda ayrı bahar manzaraları süzülerek akar zihinlerden kalplere…Derin derelerden bir adımda geçilir… Gökkuşağı rahiyasıyla yüreklerde serin rüzgarlar eser… Şırıl şırıl temiz akan duygularla bahar daha bir belirginleşir…Ne engeller sıkar, ne de sıkıntılar…Üzüntüler üzerimizden akar gider… Dağlarvari hadiseler yastık olur yüzdürür… Yüzümüz de güler, yüreğimiz de…Yürekten damlayan bir damla yeryüzünü sular… Deryaları kurutur… Yürekli bir damla olabilmek mesele… “Ben”i baharlara akıtabilmek… Rahmet’e tutunabilmek ve yere Rahmet diye damlayabilmek… Bahar olup tekrar buharlaşabilmek Rahmet semalarına…Ey su; hakikatin zihnimden kalbimin derinliklerine Rahmet olarak aksın…Duygularım berraklığınla derinleşerek coşsun…Musa’ya (a.s.) yol olduğun gibi hayatım hakikatinle aksın… Sıkan sıkıntılar, daraltan hadiseler Yunus’u (a.s.) taşıdığın gibi selamete taşısın. Bir damla su olabilmek karıncanın ağzında…İbrahim’i (a.s.) yakmak isteyen Nemrutları boğmak için…Ey yüzüme abdest diye sürdüğüm su… Yüreğimi yakmak isteyen şeytani nefis Nemrutlarını tufan gibi boğ… İman gemisini selametle sonsuzluk sahillerine ulaştır… Su arşının Rabbinden Rahmetini umarak, yarılmış yüreğimizle istiyoruz… Bizi susuzluğunda boğma, Ey Rahman ve Rahim olan Allah.(Hüseyin EREN)SELAM VE DUA İLE CAN KARDEŞCİK HER İKİ CİHANDA YÜZÜN AK OLSUN ABLASI…

  13. ELİF Elif olmak zordur Çünkü elif olmak Yuvarlak bir dünyada dik durmanın Dik ve önde Belki acıyla Ama vazgeçmeden durmanın Dünya ne kadar dönerse dönsün Olduğu yerde kalmanın adıdır elif olmak Kaç silah varsa elife çevrilir Elif hep olduğu yerdedir Silahlar patladığında ilk vurulan eliftir Zordur elif olmak Elif olmak hep vurulmaktır Elif olmak yalnızca elif olmaktır Ne B, ne T, ne S Elif Yalnızca elif Elif demeden hiçbir şey denilemez Ben elif dedim Artık her şeyi söyleyebilirim…

  14. “ Ne tesellisi var, ne şarkının, ne sazın” Sözler silik, sazlar kırık… Hayat bestesi hüzünlü…Yüereğin bam teline dokunan çok hoş bir paylaşım..yüreğinize ve ellerinize sağlık ..hayırla kalın

  15. Sözün amelindendir BELKİ BÜTÜN ZAMANLARIN özelliğiydi, bilmiyoruz. Ama birşeyden eminiz; yaşadığımız zamanın bir özelliği bu: sözü amelinden saymamak.Bu zamanın insanları, sözü çoğaltıyor. Konuştukları arasında üstüne farz olmayan nice konu olduğu gibi, ondan da önemlisi, konuştukları arasında üstüne haram olan konular var. O öyle dedi, bu şöyle yapmış, bunun böyle yaptığını söylediler, berikinden şöyle duydum diyor insanlar. ‘-mış’lardan ‘-dır’ üretiliyor, söylentiden ‘gerçek’ türetiliyor. Niyet okuyor insanlar; “Ben öyle zannediyorsam öyledir” diye biliyor ve o yüzden akıllarına gelen herşeyi diyebiliyorlar.Böyle diye diye, dostluklar yıkılıyor, kardeşlikler aşınıyor. Güven bunalımı yaşıyor insanlar; kimileri kimseye güvenemiyor, güvenenler ise güvendiği dağlara yağan karları hayretle seyrediyor.Gelin görün ki, bu yüzden bozulan bir beraberliğin, yıkılan bir dostluğun, biten bir evliliğin, dağılan bir ortaklığın sorumluları, kendilerine savunmakta hiç mi hiç zorluk çekmiyorlar: “Ben birşey yapmadım ki!”‘Yapmak,’ yani ‘amel etmek,’ yani bir eylemde, bir fiilde bulunmak insanın eliyle, ayağıyla yaptığı şeye işaret ediyor ise eğer; doğru, yaptıkları birşey yok. Karşıdakine ne yumruk salladılar, ne uygun yerine tekmeyi vurup kapı dışarı ettiler. Ne elleri birşey yaptı, ne ayakları.Ama ‘yapmak’ denilen şeyin içine dudakların kıpırtısı, ‘dil’in kıvrılışı, ses tellerinin titreyişi de giriyorsa eğer, o kadar çok şey yaptılar, o kadar ağır fiiller işlediler, öylesine yıkıcı bir şiddet uyguladılar ki!…Ses telleri titredi, dilleri kıvrıldı, dudakları kıpırdadı ve ağızlarından ‘söz’ denilen şey çıktı. Birbiri ardısıra birleşip ‘cümle’ haline gelen kelimeler çıktı.Ki çıkan bu kelimelerin bir kısmı ‘geldikleri gibi gidiyor’du. Kulaklardan girmişti bu sözler; ‘dinlemek’ denilen bir ‘eylem’ ve bir ‘amel’ sonucu içimize girmişlerdi: şöyle olmuş, böyle diyorlar, filan şöyle söylüyor.Bir kısmı da, ‘kendi üretimimiz’di: sanırım öyle, öyle zannediyorum, muhakkak şundan dolayıdır…Sözün kısası, şu zamanda, yapılan haksızlıkların, uygulanan şiddetin, sergilenen zulmün asıl büyük kısmı, ellerden ve ayaklardan gelmiyor. Evet, bir düğmeye basıp binlerce insanı öldürecek kadar zalimler de var aramızda; ve bu hepimize zalimlik olarak gözüküyor. Ama, bir sözü ağzından çıkarıp binlerce insanı manen öldürecek kadar zalimler hem çok daha fazla, hem de yaptıkları zalimlik olarak görülmüyor.Nice diller var ki, bir makineli tüfekten daha seri atışlar yapıyor.Nice ağızlar var ki, bir atom bombasından daha etkili radyoaktif serpintiler bırakıyor.Bu raddeye varmamış ağızlar bile tekin değil. Bu ağızlarda bile, kuytularda bir yerde, ilk fırsatta söylenmek üzere birçok söylenti, pek çok zan, bir miktar iftira yedekte bekletiliyor.Çıkarları dün birlikteliği gerektiren siyasîlerin, işadamlarının, gazetecilerin çıkar çatışmasına düştüklerinde ortalığa saçılan sözlerine bakın. ‘Dünya tatlısı’ bir dile sahip ‘şeker gibi adam’ların, çıkarına veya damarına dokunulduğunda dilinde ve tadında gerçekleşen müthiş değişime bakın. Elleri birşey yapmıyor gerçi. Ama dilleri, bir makineli tüfekten daha zalimce yaylım ateşine tutuyor karşısındakini; ve yine ağızları, bir atom bombasından daha vahşi bir şekilde, geride hiçbir hatıra ve hiçbir yâdigâr bırakmadan bir birlikteliği mutlak surette öldürüyor.Bana en ağır geleni, ‘canının istediği’nden başka ölçüsü olmayan ve elinde bu dünyadan başkası bulunmayan ‘tek-hayatlı’ dünyevîlerin dilleriyle yapıp ettikleri değil.Evet, o da ağır geliyor bana. Ama bana en ağır geleni bu değil.Bana en ağır geleni, ‘rıza-yı ilâhî’ diye bir esastan haberdar olan ve bu dünyanın ‘konulur göçülür bir han’ ve bir ‘dâr-ı imtihan’ olduğunu bilen uhrevîlerin, yani dindarların, yani mütedeyyin insanların da bu girdaba girmesi.En ağırın da ağırı ise, mütedeyyin insanlar içinde, önder, yol gösterici, mürşid, nokta-i istinad, örnek, nümune-i imtisal konumunda olan gruplar ve kişiler arasında dahi bu duruma rastlanabilmesi.İnandığın Rab, “Zandan sakının. Zannın çoğu, büyük günahtır!” diyor; sen zannet ve zannettiğine göre hükmet!İnandığın Rab, “Tecessüs etme!” diyor; sen özel hayatları dikizle ve dikizlediğin kadarıyla hükmedip, mü’min kardeşin hakkında söylenti üret!İnandığın Rab, “Gıybet etme!” diyor; sen gıybeti ‘ölü kardeşinin etini yeme’ zorluğunda ve kerihliğinde değil, ‘fındık fıstık yeme’ kolaylığında ve lezzetinde gerçekleştir!İnandığın Rab, “İftira atma!” diyor ve atıp da dört adil şahitle isbatını yapamadığın her iftira için seksen sopa yemene hükmediyor; sen bu dünyada bu şartlarda sopa yemeyecek olmanın rahatlığıyla ve öte dünyada yiyeceğin sopaları asla akla getirmeden “çamur at, izi kalsın!” vahşiliğine giriş!Üç kuruşluk para, iki kuruşluk makam, bir kuruşluk hürmet, beş para etmez bir şöhret için kimi mü’minlerin kimi mü’minler için söyledikleri sözler; kimi mü’minlerin kimi mü’minler ettiği yaydığı söylentiler, ettiği iftiralar, sarfettiği ‘-mış, -mış’lar, hükmettiği ‘-dır, -dır’lar gözüme, kulağıma, gönlümü iliştikçe, içim sıkılıyor, ruhum daralıyor, yüreğim yaralanıyor.Hem de ne beter bir sıkılma, ne beter bir daralma, ne beter bir yaralanma!‘Güzel ahlâk’a dair o kadar onca hadisi hatırlayın.“Ahlâk dinin kabıdır” hadisini ise unutmayın.Ve dikkat edin: Kabımız kırılmasın. Kalblerimiz de.Ben bunun sırrını ve yolunu, eşkiyâlıktan geçip evliyalığa ermiş bir büyük insandan; “İman edenler için o zaman gelmedi mi ki, Allah’ın zikrine ve hak olarak indirilen Kur’ân’a karşı kalbleri yumuşasın” (Hadîd, 16) âyeti yüreğine iner inmez eşkiyalığı ve her türlü kötü ahlâkı bırakıp evliyalığa terfi eden bir nümune-i imtisalden; Fudayl b. İyaz’dan öğrendim.İşin sırrı şu: “Sözünü amelinden bil.”SLM VE DUA İLE HAYIRLI BEREKETLİ GÜNLER DİLERİM İNŞ "BANA BENDEN OLUR NE OLURSA BAŞIM SELAMET OLUR DİLİM DURURSA"BENİM HAYAT BOYUNCA DİKKATE ALMAYA ÇALIŞDIM VE ÇOK BEGENDİM BİR SÖZÜM BU PAYLAŞMAK İSTEDİM RABBİME EMANETSİNİZ İNŞ ABİM BENİM CANIM ABİM SEVGİ VE SAYGILARIMLA CANIMSIN BENİM YÜREĞİ GÜZEL ABİM

  16. ACININ RENGİ..ey acılara tat veren güzellikYüreğimize hoşgeldinGeldin deÇiçekli dallara döndürdün öfkemiziArtık ister dolu yağsın ömrümüzeİsterse karBiz ki bildikten sonra sevmeyiBütün sabahlarAcı renginde olsa ne çıkar…güzel bir yarına uyanmanız dileğiyle sevgi,dostluk ve merhamet hayatınız dan hiç eksik olmasın Allah yar ve yardımcınız olsun ahmed kardeşim

  17. Sana fayda verene hırslı ol .. "Sana fayda verene hırslı ol ve Allah-ü Teala’dan yardım iste. Aczini gösterme..Sana bir şey isabet ederse “ Şunu yapsaydım böyle olacaktı” deme. Ancak “Allah takdir etti ve Allah dilediğini yaptı”" de.. Sana fayda verene hırslı ol ne demektir?Sana fayda veren; aldığın İslami terbiyedir..Sana fayda veren; nefsine sahip olabilmendir. Bu Hadis-i Şerif’de, kazaya ve kadere iman anlatılmaktadır. Kişi başına ne gelirse gelsin, içindeki hayr bulmalı, içindeki hayr’ı bulamıyorsa eğer, olduğu gibi kabul edip, onu Takdir-i İlahi’nin isteği olarak düşünmelidir. Zaten düşünce yapısıyla insanoğlu, ne gelirse gelsin Allah’tandır ve hayr’dır dediği anda, mertebesini yükseltiyor.Size hayr gözüken olaylarda, kendi nefsimize pay çıkarırsanız, hataya girersiniz. Bunu Ayet-i Kerime’ler de değişik yerlerde izah etmektedirler. “ Size faydalı olan ne varsa Allah’tandır, kötülükler ise nefsinizdendir” diyerek bizlere konu hakkında en açık şekilde bilgi veriyor. Herhangi bir konuda “Ben yaptım” demek nefsimizden, “Allah nasip etti” demek ise gönülden gelir.Size her gelen müsibet’de Allah’tandır, imtihandır, hikmetleri vardır, bize musibet gözükmüştür, sabır ve şükürle, hamd ile katlanmayı bilmek gerekmektedir. Nefis’le, benliklerle, egolarla mücadele, insanlardan değil Allah’tan yardım isteme, hayr ve ibadetlerde özenme, iman yolunda ilerlemeye hırs ise, bize hayr veren hırslardır. Bunlarda azimli, sebatkar ve kararlı olmak, Allah’ın istediği iman sahibi kullar olmamız için şarttır.ESSELAMÜN ALEYKÜM CAN ABİM HAYIRLI CUMLAR RABBİME EMANETSİNİZ İNŞ ABİLERİN EN İYİ YÜREKLİ CANN ABİSİ:))

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s