..gün yine, yeni fırsatlar devşirerek merhaba diyor şehrin ufuklarına…

 

Yeni Bir Gün…

 

YİNE, YENİ fırsatlar devşirerek merhaba diyor şehrin ufuklarına. Ve o derin sessizliğinden sıyrılarak hafiften uyanmaya başlıyor uykulardaki şehir. Önce her zamanki gibi yine onlar uyanıyor, imsak vaktinin ser zâkirleri olan Martıların gittikçe sıklaşan çığlıkları dolduruyor şehrin ufuklarını. Gerçi henüz hava tam olarak aydınlanmış değil, ama hafif bir kızıllık inceden yerleşmeye başlamış uzaklardaki bulutlara. Şehr-i İstanbul’un üzerine semadaki bulutlardan dahi görünmeyen bir güneşin kızıl mor yansımaları düşerken, semalara yükselen minarelerden, görünmeyen ve bu nedenle görülmeyen bir Rabbe dair günün ilk sözleri dökülüyor:

 

Allah-u Èkbèr! Allah-u Èkbèr!..

Onlarca, belki yüzlerce minarede yankılanmaya başlıyor aynı söz. Sanki havanın zerreleri anlaşmışçasına çoğaltıyor kelamı ve martıların çığlıkları seyrekleşirken, bu kez onlara yoldaş minareler yeniden haykırıyor ve sessizliğe kök salmış şehr-i İstanbul’un ufuklarına müezzinlerin kalplerinin derinliklerinden sıyrılan bir tevhidin o berrak cümleleri yeniden yayılıyor:

 Allah-u Èkbèr! Allah-u Èkbèr!..

  Dilim aynı sözleri mırıldanırken, kalbimin derinliiklerinde tasdikle yankılanıyor. Allâh ki, ekberdir.. El hâk! İlahtır O. Yani, Görünen ve görünmeyen eserleriyle, anlaşılan ve anlaşılamayan fiilleriyle, sayılan ve sayılamayan isimleriyle, bilinen ve bilinemeyen sıfatlarıyla, müşahede edilen ve edilemeyen şuûnâtıyla mutlak olandır, bir sınır, had hudud konulamayandır. O’nun isimleriyle bezenerek zahiren O’na ayna olanların üzerinde görünen O olduğu gibi, aynı zamanda, ‘el’ kaydıyla onların tümünden ayrılan ve ayırd edilmesi gerekendir.

 

Gerçekten kebîr değil midir O? O’na şirk koşanların bile tasdik ettikleri gibi büyük değil midir? Ama onların anlamadıkları, anlayamadıkları gibi ekberdir de. Büyükler içerisinde en büyük değil, büyüklüğüne küçüklük karışmamış olandır ve bu haliyle tektir O! Küçüklüğün hiçbir nev’i karışmamıştır O’nun sıfatlarının içerisine. Erham-ür Râhîmîn’dir meselâ, merhametliler içerisinde en merhametli olandır da diyebiliriz belki. Ama, O müstesna, üzerinde merhametten eser görünenlerin merhametleri bir yere kadar devam ederken O’nun merhametinde bir sınır olmadığı gibi, kuşatmadığı hiç bir varlık yoktur. O’ müstesna, her merhametlinin merhametine zulüm bir şekilde bulaşırken, merhametini zulmün gölgelendirmediği el-ilâh’tır O. Aynı şekilde, ikramına gadrin, cömertliğine cimriliğin, ihsanına menfeatin, izzetine suflîliğin, hayatına ölümün, hatta ölümün kardeşi olan uykunun.. hülasa güzeller içerisinde bir güzel değildir O! Aksine, güzelliğine çirkinliğin müdahele etmediği tek güzeldir, güzel isimlerine noksanlığın girmediği, bulaşmadığı, bulaşıp gölgelendirmediği Allah’tır ve bu nedenle ekberdir ve bu nedenle Rabbimdir!..

Yeniden semaya takılıyor gözlerim. Gün aydınlığını daha bir belirgin hissettiriyor ve güneş, karanlık bulutlarda henüz şualarını yansıtmamış olsa da anlaşılan olanca haşmetiyle geliyor. Martıların çığlıkları azalırken küçük arkadaşları senfonide kendilerince ilan ve izharlarına başlıylorlar. Sanki bu coşkuya benim de katılmamı bekliyor gibi kainat. Ama biliyorum, ben katılmasam da onlar birazdan beni bırakıp kendi ilanlarını bitirecek ve gösterilerinin birinci bölümünü tamamlayacaklar. Bu nedenle kalkmalıyım, şimdilik onlar seccadeyi ve seccade beni beklerken ve Güneş yüzünü gösterip mühletin bittiğini ilan etmemişken, yetişmeliyim…

Ben namazın tesbihatıyla meşgulken ansızın bastıran bir sis mahlukatı gizliyor ve perdeliyor. Şu haliyle ahirzamana ne kadar da benziyor gözümün önüne serilen bu tablo. Çevreme az çok aşina olmasam tanımam, tanımlamam ne mümkün! Şu hal ile ruhumun semalarında bir sis gibi bastıran hüzne rağmen yine de huzurluyum. Çünkü ne güneşe ne de onun yoldaşlarına karşı mahcubum! Binlerce ve belki milyonlarca mü’min gibi, sessiz tekbirler getiren ve görünmez secdelerde sükûn bulan mevcûd kardeşlerim gibi ben de yerimi alabildim bu ihtişam geçidinde.

Ümit ederim Şems-i Hakîki’nin haşir meydanını nuruyla aydınlattığı o gerçek sabahım da böyle olur; umudumdur ki O’nun arşının gölgesinde huzurla bekleşen mü’minler içerisinde benim de bir küçük yerim bulunur…

 Salih ÖZAYTÜRK

www.karakelem.net alıntıdır

Reklamlar

13 Yanıt

  1. ..gün yine, yeni fırsatlar devşirerek merhaba diyor şehrin ufuklarınabu güzel yazıyı bize sunandan mevlam razı olsun yazandanda ve burda bizle paylaşan sizdende mevlam razı olsun Selam ve dua ile…

  2. İNSAN NASIL YENİ OLUR? ESKİMEZSE…ZAMAN NASIL YENİ OLUR? ESKİMEZSE.Peki ama insan ve zaman nasıl eskimez??? HER AMA HER ŞEYİ YENİLEYEN TEK GÜÇ, İNSANIN İÇİNDEKİ yaradan inancıdır,HALİS İMANDIR; HER HALUKARDA ( NE OLURSA OLSUN) ALLAH\’A TESLİM OLABİLİYOR MUYUZ? OLABİLİYORSAK İÇİMİZDEKİ İMAN GÜÇ ÜZERİNE GÜÇTÜR.YENİLİK ÜZERİNE YENİLİKTİR.kısaca hayattır.hayat=inanmaktırhayırlı geceler PIRLANTAM, ALLAH(C.C) günlerimizi yenilikler üzere doğdursun, gecelerimizi de .Bizleri "O"nsuz bırakmasın.sevgiler…selamlar…

  3. bu gece nasl sabahladın? Efendimiz (sav) kurmuş olduğu nebevî medresede cihanın en bahtiyar talebeleri olan Sahabe neslini, çok farklı yöntemler kullanarak yetiştirmişti. O yöntemlerden biri de, sahabeye sorular sorarak hem onlara söz hakkı vermesi, hem de diğer sahabeye ve tabiî ki bizlere örnek olabilecek cevapların ortaya çıkmasına vesile olmasıdır. Bugün iletişim dilinde etkin dinleme denen bu yöntemi, en büyük iletişim muallimi olan Efendimiz (sav) 1500 sene öncesinde uyguluyordu. Efendimiz’in bu uygulamalarına örnek olabilecek bir hadiseye dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Allah Resulü’nün, sahabeye en fazla sorduğu sorulardan bir tanesi “Nasıl Sabahladın?” sorusuydu. Çünkü O (sav) çok iyi biliyordu ki; “Gecesini ihya edenler, ancak gündüzlerini inşa edebilirler.” Hal böyle olduğu içinde gecenin ihyasının önemini, Efendimiz (sav) sahabeye çok iyi belletmek istiyordu. Bu vesile ile de özellikle sabah namazında cemaate döndüğünde, önünde duran o kutlu topluluğun içerisinden bazılarını seçer ve onlara nasıl sabahladıklarını sorardı. İşte bir gün böyle bir sorunun muhatabı sahabenin ilim kalelerinden biri olan, Mu’âz bin Cebel olmuştu. Efendimiz; “Ey Mu’âz! Bu gece nasıl sabahladın?” diye sormuştu. Mu’âz bu soruya şöyle bir cevap vermişti: “Ey Allah’ın Resulü! Allah’a hamdolsun O’na iman etmiş olarak sabahladım.” Bunun üzerine Efendimiz; “Ey Mu\’âz! Her sözün bir delili olması lazımdır. Senin bu sözünün doğruluğuna delilin nedir?” Mu’âz dedi ki: “Ey Allah’ın Resulü! Ben, geceden gündüze çıktığım zaman, bir daha akşamı beklemem. Akşam olduğu zaman da, sabaha kadar yaşayacağımı hiç ümit etmem. Bir adım attığım zaman, ikinci adımımı atacağımı sanmam. Her insanın bir eceli olduğunu bilirim. Ecelinin saati geldiği zaman, o anda ecelinin ona yetişeceğini de bilirim. Bütün insanlar mahşer meydanında toplanacaklardır. Onlardan kimisi peygamberi ile beraberdir. Kimisi de, kimi sevip takip etmişse onunla beraber olacaktır. Ben ise, her an cehennemdeki insanların azaplarını ve cennetteki insanların nimetlerini görüyor gibiyim.” Mu’âz konuştukça, Efendimiz’in mübarek yüzündeki tebessümler artıyordu. En sonunda Efendimiz dedi ki: “Ey Mu\’âz! Sakın bu halinden geri durma ve hep bu hal üzere sabahla.” hayırlı geceler can oğul.selam ve dua ile..

  4. Muhatabım Ziyâ Paşa değil, Avrupa meftunlarıdır. Mütekellim nefsim değil, tilmiz-i Kur\’ân nâmına kalbimdir. Geçen sözler hakikattir; sakın şaşma, hududundan hazer aşma. Ecânib fikrine sapma, dalâlettir kulak asma; eder elbet seni nâdim. Görürsün en ziyâdarın, zekâvette alemdârın, O hayretten der dâim: "Eyvah, kimden kime şekvâ edeyim, ben dahi şaştım!" Kur\’ân dedirtir; ben de derim, hiç de çekinmem. Ondan Ona şekvâ ederim, sen gibi şaşmam. Haktan Hakka feryad ederim, sen gibi aşmam. Yerden göğe dâvâ ederim, sen gibi kaçmam. Ki, Kur\’ân\’da hep dâvâ nurdan nuradır, sen gibi caymam. Kur\’ân\’dadır hak hikmet; ispat ederim, muhâlif felsefeyi beş para saymam. Furkandadır elmas hakikat, dercân ederim, sen gibi satmam. Halktan Hakka seyrân ederim, sen gibi sapmam. Dikenli yolda tayrân ederim, sen gibi basmam. Ferşten Arşa şükrân ederim, sen gibi asmam. Mevte, ecele dost bakarım, sen gibi korkmam. Kabre gülerekten girerim, sen gibi ürkmem. Ejder ağzı, vahşet yatağı, hiçlik boğazı-sen gibi görmem. Ahbaba kavuşturur beni, kabirden darılmam, sen gibi kızmam. Rahmet kapısı, nur kapısı, hak kapısı; ondan sıkılmam, geri çekilmem. "Bismillâh" diyerek çalıyorum;arkama bakmam, dehşet de almam. "Elhamdülillâh" diyerek rahat bulup yatacağım; zahmeti çekmem, vahşette kalmam. "Allahü ekber" diyerek ezan-ı haşri işitip kalkacağım; mahşer-i ekberden çekinmem, mescid-i âzamdan çekilmem. Lûtf-u Yezdân, nur-u Kur\’ân, feyz-i İmân sâyesinde hiç üzülmem. Durmayıp koşacağım, Arş-ı Rahmân zılline uçacağım, sen gibi şaşmam inşaallah. Sözler selam ve dua ile oğul.

  5. "Ey karanlık geceyi uykuda geçiren mü\’min, dua etmek zamanı geldiHaydi kalkEy kötülük etmeyi adet edinmiş Nefs, ibadet etme, iyilik etme zamanı geldiPencereden bak, tevbe kapısını aç, evi tertibe koy, düzeltHaydi durma Bizim nöbetimiz geldiSuçtan, kötülüklerden neden temizlenemiyorsun?Günahlardan ellerini yıka, yüzüne su vur, Abdest al, namaza durma zamanı geldiSeni mezara koydukları, lahitte yüzünü Kıble\’ye döndürdükleri zaman, Hayatta şu karşında duran Kıble\’yi hatırlarsın, amma, namazını kılamadığın, kazaya bıraktığın için içinin Yanmasından eline ne geçer?Sen şimdi hayatta iken, bu Kıble\’den bir nur, bir ışık araBir ışık elde et de, o nur, o Işık, senin kabrini ışıtsınAllah\’ın nuru gelince, kabir bir gül bahçesi olur"Mevlana۞۩۩۞۩۩۞۩۩۞۩۩۞۩۩۞۞•*•*•*•*•*•*•*•*•۞۞لا اله الا الله محمد رسول الل ۞۞•*•*•*•*•*•*•*•*•۞۞۩۩۞۩۩۞۩۩۞۩۩۞۩۩۞selam ve dua ile kardeşimpaylaşımın için teşekkürlerAllah c.c. \’ın razı olduğu kullardan olma duası ile hayırlı akşamlar Allah\’a emanet ol

  6. Bir akşam üzeri Peygamber aleyhissalatu vesselam: “ Ya Ebu Zer biliyor musun güneş nereye gidiyor? Dediğinde, Ebu Zer (ra): “Allah ve resulü daha iyi bilir” diyecek, bunun üzerine Resulallah efendimiz kendi sorusunu şöyle cevaplayacak: “Arşın altında Rabbini secde etmeye!” ~ Bir akşam üstü güneşi bu nazarla seyrederken hepimize; "her sabah başını secdeden kaldırıp rabbinin huzurunda kıyama duran; ikindi vakti rükuya eğilen, akşam vakti tekrar secdeye kapanan bir güneş"tasavvuru sunarak kainatı seyrin adabını öğretmektedir Peygamber efendimiz…

  7. MUTLULUK DİKENLER ARASINDA BÜYÜYEN GÜL\’DÜR… SEVGİ VE ÖLÜM İNSANA HER ŞEYİ HATIRLATIR… SEVGİM RASULUME VE RABBİME DUYDUYUM AŞKTIR… ÖLÜM İSE SEVDALIYA KAVUŞMAKDIR…İstanbul’un tadı boğazdır kokusu ıhlamur.İstanbul, yalnızların arkada bıraktığıVeya koca sultan Fatih’in elindekiBoynu bükük karanfili.İstanbul..İsa’nın ağlayan yüzü.Nebiler nebisi’nin gülen gözü.Cennet köşklerinden bir köşk Yuşa’ya.Belki Cenab-ı Aşk’a beyt-i Hüda.şehri İstanbul\’dan gönüller dolusu selamlar sevgiler gülkardeş MEVLAM yar ve yardımcımız olsun dualarımla…

  8. Yakarış Beynim bir sorular tarlası.Ne yana dönsem çıkmaz, Ne yana dönsem uçurum… Sevgi aradım bu güne dek kendime. Anladım ki aşkından büyük aşk yokmuş… Nice kıvılcım zerrelerine aldanıp, senin sımsıcak aşkının ateşiyle yanmaktan mahrum ettim kendimi. Aşk denildiğinde aklıma ilk gelen sen olmalıydın… Kara sevda denilen şey senin sevdana düşmek ve canımı acıtsa dahi bir ah bile etmemek olmalıydı… Bu güne dek dünyanın yalan renklerine kanmışım.Şimdi senden bi haber geçen yılların mahçupluğu içinde sana gelirsem suçumun büyüklüğünde dolayı beni huzuruna almamazlık yapma… Fani aşklarımı baki aşka götüren bir köprü eyle…Bir hiç uğruna yaşamış olmaktan ötürü duyduğum elem ve kederi anla. Beni affet…Her şeyi kuşatan sevgin ile beni sarıp sarmala. Gözlerimi ışığın ile aydınlat ki gözlerime bakan gözler bende seni hatırlasın. Ben senin aşk denizinde bir damlacık tanesi olsamda bana değer verdiğini biliyorum. O\’la ki, ben senin denizinden ayrılacak olsam, kurak topraklarda kaybolup gideceğim… Varlığımı sana borçlu olmanın verdiği kulluk hissi ile sana yöneliyorum. Bir anne yavrusunu nasıl sever? O annenin kalbindeki sevgi şefkat ve merhamet senin aşkının bir katresi ancak olabilir. Şimdi sorsam anneme, "ateşe atarmısın beni" diye, cevabı elbette hayır olur. Bir anneye o sevgiyi bahşeden sana geldim… Hatalarım ne kadar büyük olsa bile, senin affından büyük olamaz… İşlediğim tüm yanlışların utancı ve senin sonsuz merhametinin umudu ile kapına geldim…Suçunu itiraf edemeyecek kadar aciz olan bu kulun dileğini sen ondan daha iyi biliyorsun…Layık olduğum şey ile karşılık verme bana…Adaletin ile değil şefkatinle kucakla beni,Ey Rabbim… Muhammed AcarALLAH c.c. razı olsun emeğinize sağlık ..s.a.

  9. Ya Rab..! Kurtar Bu Endişeden.. Serinlet Alev Alev Yanan Yüreğimi.. İnşirak Ver Daralan Ruhuma.. Genişlik Ver Sıkışan Gönlüme.. Aklımın Ziyasını Ziyadeleştir.. Ya Rab..! Beni Yalnız Bırakma.. Bedenime Mecal.. Gözlerime Fer Ver.. Ya Rab..! Beni Yalnız Bırakma.. Takıldığımda.. Sendelediğimde.. Düştüğümde.. Yalnız Bırakma.. Ya Rab..! Beni Yalnız Bırakma.. Hani: Kulum Bana Bir Adım Gelirse.. Ben Ona On Adım Varırım.. Atabildim mi O Adımı Bilmiyorum.. Ama.. SON Adımım Sana Ya Rab.. Sana.. Kulum Bana Yürüyerek Gelirse.. Ben Ona Koşarak Gelirim.. Yürüyebildim mi Bilmiyorum.. Ama.. SON Yürüyüşün Sana Ya Rab.. Sana.. Öyle Bir An Gelir Ki.. Onun Yürüyen Ayağı.. Gören Gözü.. İşiten Kulağı.. Konuşan Ağzı.. Olurum Buyuruyorsun ya.. Olur musun Ya Rab..! Olur musun.. Sana Yürüyen Ayağım.. SON Yürüyüşüm.. Sana Konuşan Ağzım.. SON Konuşmam.. Seni Gören Gözüm.. SON Görmem.. Seni İşiten Kulağım.. SON İşitmem.. Olur musun Ya Rab.. Olur musun.. Gelmedi mi O Gün.. O Gün Gelmedi mi.. Gelmedi mi.. Ya Rab..!?! SELAMLARIN VE DUALARIN EN GÜZELİ ÜZERİNE OLSUN CAN KARDEŞCİK…

  10. Söz, yürekten çıktığı zaman ancak yüreğe gider. Sen de sözlerini yürekten söyle. Sana söyleneni iyi dinle. Yürekten geleni al, keder vereni bırak. Güzele çağıranı al, boş olanı bırak. Rûhunun istediğini al, istemediğini bırak..Hayat önemlidir. Neşelen ve gül. Hüzünlen ve ağla. Ne yaparsan yap, ama Allah rızası için olsun yaptığın. Gördüğün göreceğin Allah rızası için olsun…Sana rahmet veren Rahmandır. Merhamet veren, şevk veren, ümit veren, sevinç veren, hüzün veren. Sana yoldaş olan Rahmandır. İyi bil ki, hiçbir yerde bir başına değildin. Bundan sonra da olmayacaksın. Her zaman yanında olan Rahmandır.Asla üç şey olma. Ümitsiz olma. Şükürsüz olma. Sabırsız olma. Mevlâyı bilen ümidi bilmeli. Onu bilen şükretmeli. Ona inananın sabırlı olmalı her ameli.O seni terk etsin, peşinden koş git. O yüz vermesin, sen ona yalvar. Sana, bilmen gereken ve öğrenebileceğin en değerli şeyi haber vereyim mi? Sahip olabileceğin en kıymetli şey, imanındır. Allaha inan, mutlu ol. Ona dayan, güçlü ol.Kimsen yok mu? Sözünü dinleyen, acını paylaşan, sevgine sevgisini katacak, kimsen yok mu? Sen ister şu var de, ister bu, istersen yok işte, kimsem yok de; hakiki bir dostun kesinlikle var. Sözünü dinleyen, acını paylaşan, sevgine sevgisini katan ebedî dostunu, Rabbini unutma!Ey Sözümü İşiten Dostum;Sözlerim bitti. Işığım söndü. Kandilim tükendi. Sen bana kulak ver de, sözleri bitmeyene, ışığı sönmeyene, kandili tükenmeyene kulak ver. Onu sev. Ona kendini sevdir. Onun sevdikleriyle doldur yüreğini.SELAM VE DUA İLE BRA GÜZEL BİR HAFTA GECİRMEN DİLEKLERİMLE…

  11. Selam kardeşim ALLAH (CC) Senden razı olsun hangi spaces i açsam her yerde sizin yazılarınız herde sizin yorumlarınız gerçekten sizleri ve sizin gibileri kutluyorum ALLAH yar ve yardımcın olsun

  12. Acabasız İnanmak Vakit namazlarını sürekli cemaatle, camide eda eden,Allah’a yürekten bağlı, çok duru gönüllü bir adam varmış…Ama evi, nehrin öbür tarafında olduğu için her vakit namazında, salla nehri geçmek epey vaktini alıyormuş.. Bir gün, gittiği camide bir vaaz dinlemiş…Hoca diyormuş ki;“Allah’a öyle inanıp öyle dayanacaksın, öyle güveneceksin ki her işin kolaylıkla hallolsun… Bismillah de gir suya! Yürü git…” diye de bir örnek vermiş…Adamcağız bunu duyunca bir sevinmiş bir sevinmiş ki…-Oh! demiş. Kurtuldum artık saldan, vakit kayıplarından… Bismillah der geçerim karşıya…Sevincinden içi içine sığmıyormuş…Aynı zamanda da içinden Hocaya kızmaktaymış, neden şimdiye kadar söylemedi bunu diye…Dediği gibi de yapmış. Çıkmış camiiden, gelmiş nehrin kıyısına; “Bismillah” demiş ve yürümüş geçmiş… Artık karısı da kendisi de çok mutluymuş bu yüzden.Bir gün hanımı demiş ki;“Yarın o Hocayı al gel, yemeğe! Bak o kadar iyiliği dokundu bize..”“Olur”, demiş adam…Ertesi gün camiden çıkınca, Hocayla anlaşmışlar; eve gidecekler. Hoca; “Bir sal bulalım!” deyince adam şaşırmış ve;“Ne salı Hocam? Sen demedin mi Bismillah de yürü git! Ben o günden beri öyle yapıyorum. Hadi geçelim…”Hoca hayret içinde. Hatta dehşet… Neden sonra titrek yüreğiyle, melûl mahzun bakmış adama ve;- Ah! demiş…- Keşke benim imanım da, seninki gibi “acaba”sız olsaydı. Ben de Senin gibi yürür giderdim…” SELAMLARIN VE DUALARIN EN GÜZELİ ÜZERİNİZE OLSUN…DUALARDA BULUŞMAK TEMENNİSİYLE…AEO…KİB… KOCA YÜREKLİ NUR ABİM…HAYIRLI CUMALAR…

  13. 14 Şubat Sevgilimin GünüydüOnu her şeyden çok seven tüm kalplerden Ona bir armağandır bu yazı. HER YIL şubat ayında bir gün kutlanır. Herkesin bildiği bir gün. Ama bir şey eksiktir bu kutlamalarda farkındaysanız eğer. Bu gün, doğru yerden bakıldığında kalbimde hep hüzün bırakıyor. Çünkü bu gün bana en büyük Sevgiliyi hatırlatıyor. O ki, adı en başta anılması gereken sevgililerin Sevgilisi, kâinatın baş tacı, Allah’ın Habibidir, Odur işte… Kalbim inciniyor, ruhuma dokunuyor, Onun adı anılmıyor bu günde. Kâinat Onun için yaratıldığı halde, sevdiğimiz her şey Onun için var edildiği halde, Ondan bahis yok. Kalbimizdeki sevginin kaynağı, sevmeye değer bulduğumuz ne varsa her şey Onun için yaratıldı. Sahte sevgilerin peşinde koşa koşa bugünün de gerçek değerini unutmuşuz. Ey Sevgili! Sevgili, Peygamberim! Senin bizim için göze aldığın fedakârlıkları bilebilseydi insanlar, bu kadar ilgisiz kalabilirler miydi Sana? Baş tacı ederlerdi adını, sonra da, Senin adına severlerdi sevmesi gerekenleri. Ama Sen hep önce, hep en başta olmak kaydıyla.Bir gün şöyle demişti çok ama çok sevdiğim biri; “Beş vakit ezanlarda, dualarda unutmayalım birbirimizi.” Ben de, “Ezanlarda adı geçen sevgili Resul, ne kadar da az hatırlanıyor” demiştim.Meleklerin indirdiği o bembeyaz her bir kar tanesi için, nazlı nazlı savrulan o beyaz kelebekler için, kış gecelerinin beyaz gök çiçeklerinin her bir tanesi için Sana salatu selam olsun ya Resulallah. Ey bulutlardan yağmur, kar, dolu yağdıran Rabbim, gökyüzünden yeryüzüne indirdiğin her rahmet damlacığı için Sevgilimize salatu selam olsun. Şimdi dalların uçlarındaki tomurcuklarla selamlıyorum Seni ya Resulallah. Çiçeğe durmuş ağaçlar adedince Sana salatu selam olsun. Gün Senin, güneş Senin. Zaman Seni eskitemedi. Sen bizim için hep yenisin. Varsın diller Seni anmasın, konuşmasın. Ben gibi günahkâr bir dile, bu günahkâr kalbe mi, kalplere mi kaldı Seni anmak ya Resulallah? Ben kimim ki? Bir hiçim. Sen gibi bir hepi nasıl anlatabilir. Ama Rabbim dilerse, bu dile adını anmayı nasip ederse, bülbül olup şakırım, aşkını sevgini kâinata haykırırım ya Resulallah. Seni anmayan tüm diller ve kâinatın tüm zerreleri adına da Sana salatu selam olsun diyorum.Hani insanlar, bir şey kutlamak için ant içer gibi ellerini uzatırlar üstü üste koyarlar ya, elimi uzatıyorum, elimin üzerindeki bu yazıyı okuyanların elleri ve ardındaki kalpleri ile beraber.Bu can dostlarla Sana biatımızı tazeliyoruz, bağlılık yemini ediyoruz. Ya Resulallah, dünyamıza kattığın unutulmaz güzellikler için, yaratılmış ne varsa değerini bildirdiğin her varlık için Sana sonsuz teşekkürler borçluyuz. Karanlık dünyamız getirdiğin o yüce kitabın, sönmeyen mucizenin nuru ile aydınlandı. Onun içindeki her ayete, her söze iman ediyoruz. Emirlerini tutacağımıza söz veriyoruz. Ayağımız, dilimiz sürçse de bizden emin ol, sözümüzden dönmeyeceğiz. Seni kabrinde rahatsız edecek her davranışımız için Rabbimizden özür dileyeceğiz. Pişmanlıklarımız tövbelerimiz olacak. Allah’ım tövbelerimizi kabul et. Ahdimizi, vefamızı en coşkulu bir dille bizden kabul et.Getirdiğin o yüce mesajı, o nurun aydınlığını bütün karanlıklara taşıyacağız. Apaydınlık olsun istiyoruz yeryüzü. Canlı güneşimiz, biricik sevgilimiz doğ. Şu karanlık dünyamızın üzerine ilk günkü gibi bir daha doğ ne olur. Ne olur üşütme ruhumuzu.Allah’ım bugün ömrümün en yüce bir dileğini kabul et, bu duamı lütfen kabul buyur. Sevgilin adına yüreğime bir ferahlık nasip et. Dudaklarım onun adını anacak kadar temiz değil biliyorum ama Senden bir fırsat dileniyorum nasip et. Ne olur. Rahmetinden ne eksik olur.Allah’ım, Senden ve habibinden uzak sevgilerden kalbim yorgun, aklım durgun. Ey benim hayat güneşim, ümidim, şevkim, tek Sevgilim. Doğ bugün de gönlüme ne olur. Doğ benim ömrüme, doğ da güneş gibi aşkımı tazele. Sensiz elem bana yar, aşkımı tazele gel ne olur.Dün bir kar tanesi ile, bugün daldaki bir tomurcuk ile Sana salatu selam gönderdim ulaştı mı ya Resulallah? Adını andığım anda dahi yüreğimin rahatlamasından anlıyorum ki, Sana ulaşıyor selamım. Gündüz güneşlerle kuşlarla, geceleri aylarla yıldızlarla, şimdi bereketli yağmur taneleri ile gönderiyorum selamlarımı, kabul eder misin ya Resulallah? Bir Senin kapın açık, hep senin… Ey Sevgili. Tek tesellimiz Sensin. “Başınıza bir acı, bir musibet geldiği zaman benim sizin aranızda olmayışımı hatırlayınız. Bu o musibet ve acınızdan daha büyüktür” demiştin sahabelerine. Şimdi tam o durumdayım işte. Zaman Seni unutturamadı, zaman Seni eskitemedi. Sen benim için o kadar yenisin. Adını andığımda yeniden doğuyorum. Her şeyin eskidiği bu dünyada bir tek Senin sevgin yeni. Ey ölümsüz yeni. Sana döndüğümde kapını hep açık buluyorum. Nefsim ve şeytanım bu kapıyı kim bilir her gün kaç defa kapalı gösteriyor bana. Oysaki rahmeti gazabını geçmiş olan Rabbim, rahmetinin yeryüzündeki tek temsilcisi olan Sen, hiçbir engel koyar mıydın önümüze, rahmetinden uzak tutar mıydın bizi.İnsanız işte, öyle zannediyoruz, aldanıyoruz. Başım dönüyor, günahların ağırlığından sersemleşiyorum. Rahmetinden uzaklaştım mı diye her yanım titriyor. Ne olur tut bu çaresizin elinden, ne olur bırakma şeytanın tuzaklarına. Ben gibi çaresizleri çek çıkar bu kuyulardan. Uzun müddet yanlışlarda yürümemize bile tahammülün yoktu Senin. Bizim için atardı kalbin miraçta bile. Kâinat Senin için yaratılmıştı ama, Sen zaten bir kâinattın ya Resulallah. Yaşarken bile üzülürdün bizim için, ümmetin için. Ne büyük bir şefkattir bu bizim için. “Sizin her hâliniz bana arz edilir. Üzüntülü iseniz üzülürüm, seviniyorsanız sevinirim.” demiştin. İnan ki ya Resulallah, bu sözü duyduğum günden beri hayatımın rengi değişti, Seni yenibaştan tanıdım bu sözünle. Şefkat ve rahmetinin kolları ne kadar da genişmiş.Bir bebeğinki kadar çelimsiz ayaklarımız tazecik, hemencecik kırılıyor düşüyoruz. Düşe kalka gidiyoruz işte. Ama sürüne sürüne, düşe kalka bir gün yürümeyi öğreneceğiz. Ve annesinin kucağına atılan yavru bir bebecik gibi koşacağız rahmetinin kucağına Senin. Tut bizi ya Resulallah! sen bırakırsan kimse tutamaz çünkü…Ferzandane şefkatinin hürmetine, Hz Fatıma’ya, Hz Hüseyin’e, Hz Hasan’a açtığın gibi aç o baba kucağını, bizleri de bağrına bas ya Resullallah. Ümmetinden olma şerefine eren tüm insanları mahşerde kucaklayacağın gibi dünya yollarında da sar sarmala bizi ne olur.Bugünün tarihine sanki bir kayıt düştü göklerden:“Benim Resulüm için kim bugün bir salatu selam getirmişse geçmiş tüm günahlarını affediyorum onun.” Sana salatu selam getirirken ya Resulallah, kalbimiz kâinat kadar büyüyor. Bu küçücük kalbim bir aynanın güneşi içine alması gibi Sana ait olan sevgimi içinde tutuyor.Sevgin güneş olsun, içimizde dursun. Hayatım ve ömrüm adını andıkça bereketleniyor. Ruhlarımız adını anmakla diriliyor. Kışın ortasında bahar, adını anmakla geliyor ya Resulallah. Kışımı bahara çevirdin. Sonsuz salatu selam olsun Sana. Bir gün: “Bana salavat getiren hiç bir Müslüman yoktur ki salatu selam getirdiği müddetçe melekler de ona dua etmesin” demiştin. Sadece bir günde değil tüm dünya günlerinde Seni böyle anmak istiyoruz. Ve Rabbimize yalvarıyoruz:Allah’ım, Habibin hürmetine bizleri bağışla, kusurumuzu affet, bizi kendine kul kabul et, emaneti alma zamanına kadar bizi emanetine emin akıl, bize ihsan ettiğin maddi manevi rızkımıza bereket ihsan eyle….Peygamber Aleyhisselam bir gün, köle ve hizmetçilerle birlikte oturmuş yemek yiyordu. Oradan geçmekte olan bir kadın kendisini gördü ve:“Oturmuş da köle gibi yemek yiyor!” dedi.Allah’ın Resulü ona şöyle cevap verdi:“Benden güzel köle mi olur. Ben Allah’ın kölesiyim!”SELAM VE DUALARIN EN GÜZELİ ÜZERİNİZE OLSUN HAYIRLI BİR HAFTA GEÇİRMENİZ DUASI İLE ALLAH\’A(C.C.) EMANET OLUN ABİCİM

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s