Bekliyorum, bekliyorum bir bahar olsa gerek… Bu dünyanın tüm güzellikleri ondan haberci olsa gerek…

 
Bir Diyar Olsa Gerek
KAFESİN içindeki kuş ne ise, bedenin içinde de ruh öyle. Biz ise beden kafesine takılıp kalmışız. Bir gün bir el açacaksa bu kapıyı, biz de ormanlardaki ağaçlara gideceksek, kuşlar gibi uçacaksak, işte hayat budur. Bizi bekleyen varsa, oraya gitmek gerek, çünkü kalan yok burada.

Bırakın ötelere gideyim. Ruhumuzu seyretmek bir manzarayı seyretmekten daha önemli değil mi? Bu ruhun senin olduğunu görmek bu dünyada mümkün olmayacak mı?

Bir an olsa gerek, kapıda beliren bir melek olsa gerek. Beden dehlizinde kaybolmamıza fırsat tanımayacak bir melek… Bu meleği de sevmek gerek. Üzerine titrediğimiz ruhumuzu, tek sermayemizi bu dünyada bırakmayacak olan şefaatçimiz, yardımcımız olan melek. İzinsiz hiçbir şey yapamayacağına inanmamız gerek… Görmediğimiz, bilmediğimiz ruhumuzu ona emanet etmek gerek… Allah’ım ne olur bu emaneti meleğine verirken, onun eline teslim ederken, aldığımız günkü gibi bir sâfiyeti, temizliği lûtfet.

Binlerce sene yaşasam da bu dünyada, Sana olan sevgiyi, merhameti keşfedemediysem, o günüm ölüdür, o günüm yoktur Rabbim. Kolayın kolayı varken, zorun zoruna tutunmak istemiyorum. Şu anda, sevginle Sen geldin ruhuma misafir oldun, ruhumu uyandırdın ey Rabbim. Sen ki, varlığını fark etmem için bir mucize gerekti, onu da verdin, ilhamını lûtfettin. Allah’ım hayatımdan başka hiçbir şeyim yok. Onu da Sana feda ediyorum, Senin verdiğini Sana veriyorum desem, kimin hayatını kime feda ediyorsun diye bir soruyla karşılaşmaktan korkuyorum. Baharı, dirilişi taşlar duysun da nefsim duymasın, olur iş değil… Rabbim ben Senin yolunda öleyim de, ne olursam olayım. Dilimde bir şair duası olsun şu demde:

“Bizi ister bir toz yap savur mahşer yelinde

İster sürü çöp gibi tufanların selinde…

Sonunda bir varlığa ulaştır da Allah’ım

Bırakma tabiatın merhametsiz elinde”

Gecelerin adına, gecelerin nuruna, bizi bu dünya zindanında bırakma. Ruhun silindiği bu dünyada yaşamaktansa ötelere geçmek gerek, ölmek gerek. Ölmek ve yeniden dirilmek. Allah’ım günlerimin sayılı olduğunu hiç durmadan bana hatırlatıyorsun, sonu gelmez bir dünyada yaşadığım zannına kapılmama izin verme lütfen. İçinde uyuyan mutluluğu uyandıramayanlar adına, dışarıdan bir elin gelip de kendilerini ayağa kaldırmasını bekleyen bu sonsuz uykudakiler adına, uyandır ki beni uyandırayım uyuyanları, bu mutluluğu çok görme Allah’ım. Sen ki bana tüm yarattıklarını sevme gibi bir nimeti bahşetmişsin… Bundan daha büyük bir nimet ne olabilir ki, ne isteyebilirim ki Senden…

Gururun fırtınaları, şöhretin sarhoşlukları, makamın baş döndürmesi karşısında arada sırada kefene giren bedenimi, bu hayal karesini açar mısın âlemimde? Ölmeden önce ölmenin sırrını nefsimde yaşatır mısın? Hırs gözlerimi kör etmeden, nefsim yanlış şeylerin peşine düşmeden bana yardım et… Beni nefsimin eline bırakma Allah’ım.

Allah’ım beni, bizi, hepimizi affet. Bütün sevdiklerimizi, seni ömründe bir defa dahi olsun hayalinden kim geçirmişse onları da affet. Sen ki affetmek için bahaneler ararsın, biliyorum… Ruhuma öyle bir zenginlik, nimetlerine karşı sonsuz bir şükür hazzı nasip et ki, en küçük bir kareden, bir manzaradan, bir sesten haz alayım ve Sana sonsuz hamd edebileyim…

Bir zaman gençliğime güvendimdi, o da gitti elimden şimdi. En uzun ömrüm bugün… Belki bu an kadar bile değil. En uzun ömrümün sonu bile yarından daha yakınsa, sana kavuşmak için gaflete dalmaya can atan, günaha girmeye istek duyan nefsimi sana şikâyet ediyorum, onu terbiye etmekten âcizim. Başıma iş açacak dertlere sürüklenmekten kurtar beni. Tükeniyorum. Bitiyorum. Dakikalarım kum saatindeki taneler gibi dökülüyor. Şu an yaşadığımdan bir lezzet aldığımı da bilmiyorum, sadece aldığını sanıyor nefsim. Senden hayırlı, ebedî ve cennetlerin firdevslerinde bitmez bir ömür istiyorum… Buna sahip olmak için ne gerekiyorsa, her şeyimi vermeye hazırım. Madde mi, para mı, şöhret mi, sevgi mi? Senin adına olmayan ne varsa her şeyi. Hangisi, ruhumun isteklerinin yerini tutabilir ki? Bir gün gelip tükenecekler. Ah ruhum, sevgili ruhum… Seni Allah’ıma emanet ediyorum… Meleğime emanet ediyorum…

Bir diyar olsa gerek… Oraya bir melekle çıkılsa gerek. Azrail ki, asıl adı melek. Bekliyorum, bekliyorum bir bahar olsa gerek… Bu dünyanın tüm güzellikleri ondan haberci olsa gerek…

Vitrinlerle aldatma, yanlışlarla kandırma beni, ötelere yücelere çıkar ruhumu. Karanlıklarda boğdurma, nuruna al… Sevgilinin, lâyıksam eğer, onun habibinin yanına al, yanıbaşına al. Sevdiklerinin ve sevdiklerimin yanı başına…

Adına, şânına, Rahman ve Rahim olan isimlerin adına affet. Ey bizi nimetleriyle donatan sultanımız. Mübarek günler, geceler ve aylar hürmetine… Ramazanlar ve bayramlar hürmetine… Sevdiklerin hürmetine affet… Ruhum, Sana ait olmanın, Seni bir bilmenin, nefsimin esaretinden kurtuluşunun bayramını yapsın bu demde. Benim dualarım bitti, bitiyor, bu kadarcık… Ama Senin affın bu kadarcık değil… Sonsuz rahmetinle… Affet ve bizlere ebedî bir Cennet lûtfet… ?

Selim GÜNDÜZALP

Reklamlar

14 Yanıt

  1. Ya Rab,hiç şüphesiz senin dilediğin hakkımda en hayırlı olandır Sana teslim oldum,beni dilediğin gibi yaşayanlardan eyle Ya Rab, Senden dilediklerimi benim hakkımda hayırlı eyle Sana razı oldum; beni Senin razı olduklarından eyle İstediğim bir Sensin Senin benim için istediğin benim de istediğimdir İstemi isteyen de Sensin İsteyemediklerimi de bana Sen verirsin Beni böyle kabul et, ey Rabbim Ya Rab, beni kendine kul kabul eyle Ömrümü hayırlı bir kul olarak tamam eyle Ya Rab, beni güzel kullarının arasına dahil et Ölümümü ömrümün en güzel anı eyle Rabbim, her vesilede Senin keremin saklıdır Sebepler sayısınca hamd Sana Rabbim, secdelerimi güneşin secdesi gibi azametli eyle Hücre hücre secde eyle beni Rabbim, kulluğumu meleklerin kulluğu gibi usançsız eyle Hece hece dua eyle sözlerimi "Benimdir" diye bildiklerim Senindir Beni bende olanlara bende etme "Ben" diye bildiğim de Senin emrindir Beni bende bırakıp Senden etme Rabbim,yüzümü Sana döndüm Gönlümü de Sana çevir Rabbim,bir Seni bir bildim Sevdalarımı sende bitir Allah’ım beni, bizi, hepimizi affet. Bütün sevdiklerimizi, seni ömründe bir defa dahi olsun hayalinden kim geçirmişse onları da affet. Sen ki affetmek için bahaneler ararsın, biliyorum… Ruhuma öyle bir zenginlik, nimetlerine karşı sonsuz bir şükür hazzı nasip et ki, en küçük bir kareden, bir manzaradan, bir sesten haz alayım ve Sana sonsuz hamd edebileyim…BU GÜZEL PAYLAŞIMIN İÇİN RABBİM HER İKİ CİHANDA SENDEN RAZI OLSUN CAN KARDEŞCİK SENİ ALLAHIMA EMANET EDİYORUM ABLASI.İŞLERİNDE KOLAYLILAR DİLİYORUM KENDİNE İYİ BAK CANNN….

  2. Allah’ım! Sadece tertemiz bir kalple Allah’ın huzuruna çıkan hariç mal ve evlatların -insana- hiçbir yararı olmadığı günde senden aman diliyorum. Zalimin -hasretle- ellerini ısıracağı ve “keşke ben Resulullah’a -itaat- yolunu tutsaydım” diyeceği günde senden aman diliyorum. Günahkârların yüzlerinden tanınacağı, saçları ve ayaklarından tutulacağı günde senden aman diliyorum. Babanın oğul yerine ve evladın da baba yerine cezalandırılmayacağı günde senden aman diliyorum. Ve doğrusu Allah’ın vaadı haktır. Zalimlere mazeretlerinin bir fayda sağlamayacağı, onların Allah’ın rahmetinden uzak ve kötü bir menzilde olacağı günde senden aman diliyorum. Hiç kimsenin kimse üzerinde güç sahibi olamayacağı ve yetkinin yalnız Allah’a has olacağı günde senden aman diliyorum. İnsanın kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve evlatlarından kaçacağı ve herkesi meşgul edecek bir işle uğraşacağı günde senden aman diliyorum. “Suçlu o günün azabından -kurtulmak için- eşini ve kardeşini, kendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini vermek ister. Hayır -hiçbir zaman bu imkanı bulamayacak-! O -cehennem ateşi-, alevlenen bir ateştir. Deriler kavurur, soyar.” Bu günde senden aman diliyorum. Mevlam, ey mevlam! Sen mevlasın ben ise bir kulum; kula mevladan başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen -varlığımın- sahibisin, ben ise sahip olunan; sahip olunana sahip olandan başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen azizsin, ben ise zelil; zelile azizsen başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen yaratansın, ben ise yaratılan; yaratılana yaratandan başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen yücesin, ben ise hakir, hakire yüce olandan başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen güçlüsün, ben ise zayıf; zayıfa güçlüden başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen zenginsin, ben ise yoksul; yoksula zenginden başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen bağışta bulunansın, ben ise sail; saile bağıştan bulunandan başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen dirisin, ben ise ölü; ölüye diriden başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen bâkisin, ben ise fâni; faniye bakiden başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen ebedisin, ben ise geçici; geçiciye ebediden başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen rızıklandıransın, ben ise rızıklanan; rızıklanana rızıklandırandan başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen cömertsin, ben ise cimri; cimriye cömertten başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen afiyet verensin, ben ise -derde- tutulan, derde tutulana afiyet verenden başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen büyüksün, ben ise küçük; küçüğe büyükten başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen hidayet edensin, ben ise sapan; sapana hidayet edenden başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen rahmansın, ben ise merhamet edilecek olan; merhamet edilecek olana rahmandan başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen güç sahibisin, ben ise imtihan edilen; imtihan edilene güç sahibinden başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen kılavuzsun, ben ise yolunu şaşırmış; yolunu şaşırmışa kılavuzdan başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen bağışlayansın, ben ise günahkâr; günahkâra bağışlayandan başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen galipsin, ben ise mağlup; mağlubu galipten başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen eğitensin, ben ise eğitilen; eğitilene eğitenden başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen yücesin, ben ise alçak ve düşük; düşük birisine yüce olandan başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Rahmetinin hakkı için bana merhamet eyle. Bağışının, lütfünün ve fazlının saygınlığı için benden razı ol. Ey bağış, ihsan, fazl ve nimet sahibi! Rahmetinin hakkı için -duamı kabul buyur-, ey merhametlilerin en merhametlisi!selam ve dua ile kardeşim a.e.olun.

  3. ESSELAMUALEYKÜM VE RAHMETULLAHİ VE BEREKATÜHU AHMED ABİM!Günaydınım.. Günümü aydın edenim..Gözlerimi açınca Sen varsın yanı başımdaSeninle uyanmak ne güzel.. karanlıklardan..Yüzümde şükre vesile bir tebessüm olur,Seninle başlayan her günün sabahındaYüreğimi teslim ettiğim.. yüreğimin sahibi..Kalbimi Senden başkasına bırakmadın bu sabahta..Kalbim Seninle dolu yineAdın yüreğimde uyanmak ve adın ile inşirah bulmakBeni hayata bağlayan Senin Sevdan..Bana hayatı veren Sensin..Hayatım Senin..Her zerre gibi bende Seninim..Kalbim Seni anar.. andıkça Sevdan ile yanar..Sen ol demeseydin olmazdımVarettin varlığına aşikar eyledinSebeb-i varlığımı emir buyurduğun nimetlerle güzelleştirdinSen ki kulluğa layık gördün beni, emrin başım üstüne..!Sen ki gel dedin bana.. gelmem mi..Sen ki lutfeyledin.. bilmem mi..Ben ki misafirinim bu dünya da, sahiplenmekten çekinmem mi..Sen ki beni önemseyen, kendine kul eyleyen,Sen ki yalvarışımı yakarışımı duymak isteyen Rabbul Alemin..Ben ki lutfunla can bulan bir nefes,Ben ki aczim ile şükrümle el açan kulunum!Ellerim hep açık istemekte,Varlığımı rızanın yollarına kurban eyle..!Kalbim Seni anar..Varedişinle var olan bedenimi tarifsiz bir huzur kaplar..‘Rüzgar esmeyince dal sallanmaz, Allah demeyince kalp uyanmazmış’Kalbim uyanır adını andıkçaAnmayan kalbin hali ne olur zifiri karanlıklardaSeninle uyanır kalbler, seninle diri kalır bu bedenler..Seninle kurtulur karanlıkların kuytusundan..Anmazsam karanlık… Anmazsam Senden uzakta zülumdur dünya bana..Karanlıkların kuytusunda bırakma Ya Rabbim..Sensizlik zindanında mahkum etme bizleri..Adını anmayan kalbi neyleyim..Bu yürek emanet bu bedene, Senden gayrısını doldurursa içine, emaneti nasıl teslim edeyim..Kalbimi Senin ile atmaya.. Seninle can bulup, Sana koşmaya aşikar eyle bedenimi..Varlığımı rızanın yollarına kurban eyle..Kalbime her daim adını andır.. her daim aşkın ile yandır..Ya Rabbim…Amin…alıntıdır…HER DAİM HAYIR VE SEVGİ İLE KALIN AHMED ABİCİM

  4. ESSELAMUALEYKÜM VE RAHMETULLAHİ VE BEREKATÜHU AHMED ABİM!O büyülü saatlerinde pencereden sızan ay ışığının her bir cilvesinde,Sen’i düşünüyorum.Yüreğim hasretle yanıyor;bir gariplik hissediyorum, içim içime sığmıyor; can kafesten uçmak istiyor.Yediğim ekmekte, içtiğim suda, kokladığımgülde,ziyânın parıltısında, yağmur damlasında, kar taneciklerinde,Sen’i düşünüyorum.Güneşin her sabah doğuşunda, her akşam gurubunda Sen’i düşlüyorum; Aşkın kalbimi titretiyor.Yürüdüğüm yollarda, konuştuğum insanlarda,ikliminde uçuşan altın kanatlı kuşlarda hep sanatını görüyorum.Rahmetine sığınıyorum…Rahmetin;hem hazanı, hem kışı, hem baharı, hem yazı,hem arzı, hem semâyı, kucaklıyor. İkliminde fânî olmak,ebetlere yelken açmak istiyorum.Bazen bir gülün kokusunda, bir güle bakışımda,dokunuşumda, Habibini (sas) görüyorum.Çiçekler, ötelerden O’nun (sas) kokusunu getiriyor.Kuşlar haber veriyor; Âşık, Mâşukunu arıyor diye;semtinde geziyor rûhum; belki görürüm diye.Gözlerim Sevgili’nin yolunu ümit dolu bir intizarla bekliyor;O’nun ışığı rûhuma doluyor…Ey bîçarelerin çaresi, yolda kalmışların, gariplerin,kimsesizlerin yardımcısı… Ey Mâbûd-u Mutlak!Ümitle kapına geldim; girmeme izin verir misin?Kirpiklerimi yıkayan gözyaşlarım, ıslak seccadem,seherlerde semaya açılan avuçlarım şâhittir; yalan değil sevdam!Ürperen kalbim, titreyen bedenim,vücudumun bütün zerreleri şâhittir, Sen’den başkasına yönelmedim.Bir tomurcuğun şehbâl açması gibi, Ya Fettâh,şu kalbi de Sana aç, aç ki kurtuluşa ereyim!Erit beni, bir kor saç içime, ocaklar gibi yanayım;Yüce Nebi (sas) gibi, Sana dilbeste olmuş dostların gibi…Kokuşmuşluktan usandım, şu gurbetlikten bunaldım.Hasretine artık dayanamıyorum.Dizlerimde derman, gözlerimde yaş kalmadı.Rûhum âb-ı hayat istiyor, adımı çağıran bir ses çekim alanıma girsin,içime hasretinin sancısını söndüren bir damla düşsün…Garibim, acizim, bîçareyim gitmek istiyorum, canım toprak çekiyor.Sana ulaşmak, ruhun tenden ayrılması ise, visalimi istiyorum.İki damla gözyaşıyla Sana gelmeyi arzu ediyorum.Beni, Sensiz bırakma Allah’ım!SELAM VE DUALARIN EN GÜZELİ ÜZERİNİZE OLSUN ABİCİM HAYIRLI GÜNLER DİLERİM

  5. CANIM YANIYOR ALLAHIM Canım yanıyor,içimde bir sızı nedenini bilmiyorum Adı sensizlik belki Yada ulaşamamak ,ağlayamamak derinden, Kıyamdayken başka yerde, secdedeyken başka yerde olmak Yönelememek sana içten bir aşkla Canım yanıyor ya Rabbel alemin Bir sızı var anlayamadığım, Canım yanıyor Ya Erhamerrahimin Adını koyamadığım, Bugün gitmek istedim buralardan Sana yakın olmak için,uzakları yakın yapabilmek için, Çıktım viran şehrimden;daha fazla gidemedim nedense, Bir yağmur başladı sessizce,ER-RAHİM diye fısıldadı paramparça olan yüreğime, İrkildim Ya Rabbelalemin,rahmetine kavuştur beni, Sonra yürüdüm içimde bir ses anlayamadığım, Bir güvercin gördüm sırılsıklam;EL-CELİL dedi içimdeki sese, Ne büyük.ne yücesin;yüceliğinle derman ol derdime, Islandım,yorgunum birde acı var içimde nereye baksam seni gördüm ALLAHIM Bir çocuk tebessümünde,bir yaprağın vedasında mevsime, MALİKÜ’L-MÜLK tecellisini gördüm kara bulutların içinden doğan güneşte Sen her şeyin tek sahibi ALLAHIM, İçimde bir uçurumken hayat,üstelik çıkmazdayken dar sokaklarım EL-MÜHEYMİN sesi kulağımda, Sen aciz kullarını unutmayan hep gözeten ALLAHIM,yardım et bu kuluna, Savruluyorum nereye gitsem bilmiyorum,bir dağa bakıyorum bir mahlukata Hepsi rükuda hepsi kıyamda Çiçekler,otlar,toprak secdede En küçük mahlukat zikirde,insanlık ise gaflette YA HALIK diyor tabiat;adem ise hüsranda,azapta Ey incelik,lütuf sahibi EL-LATİF Ey kusurlardan münezzeh KUDDÜS EY adalet sahibi EL-ADL EY büyüklük sahibi EL-AZİM EY merhamet sahibi ER-RAHMAN Nereye baksam,nereye dönsem sen tecelli ettin, Bir tek insanlıkta görmedim huşu ile yakarış, her şey sende yaşarken;İnsanlık nefsinde ölmüş Her yer sende iken,insanlık her yerde viran olmuş, Bu viran şehirde,divane dünyada yalnız bırakma bizi UTANIYORUZ RAHMETİ GENİŞ ALLAHIM……….. Bizi bize bırakma ALLAHIM……… BİZİ BİZE BIRAKMA………….

  6. ÇİÇEKLER ÜŞÜMESİNGönlümün maviliği gitmesin gökyüzünden Kuşların gülücüğü eksilmesin yüzünden Kar yağsada bu sessiz vadiye, gün bitmesin Yapraklar üşüse de , çiçekler üşümesin..Nurullah GENÇ HAYIRLI GECELER A.E.O.

  7. Ey canımın canı olan ALLAH\’ımMadem senin lütfunla yaşıyorummadem üfledigin ruhu taşıyorumArtık kendimi kirletmeyecegimMadem kalbimi aydınlatan sensinBütün yalan düşünce ve hislerikalbimden uzak tutacagımmadem kalbime misafir oldunSenden başkasını içeri almayacagımmadem ki bana hayat veren sensinhayatımla Seni analtacagımEy gönlümün hakiki sultanıseni görmesem ne rahatım ne huzurum olurSen diyorsun ki;"Onlar Rablerine bakarlar"Yarab ben onlardan degil miyimEy ruhumun arkadaşıbeni şu dünya topragından kopar dacennetin bir köşesine dikhem ben hem cennet ehli svinsinbana öyle güzel bir koku ver kibu Muhammed\’in çiçegi;kokusu Muhammed(sav) kokusu densinEy yalnızların yoldaşıeger benimle konuşmazsankalbimi sükutunla doldurupbuna katlanacagımkıpırdamadan duracagımve sabırla bekleyecegimMuhammed i bekleyecegim Hatice\’yi bekliyecegimAli\’yi Bilal \’i bekleyecegimbeni Sana getirmelerini isteyecegimYARABBİ ..derdimi biliyorsunkalbimin hüznünü biliyorsunsana varmak için çektigim acıları biliyorsungörüyorsun ki Rabbim herşeyi kaybettimne bir dost kaldı yanımdane bir çiçek açıyor şu yalancı dünyamdagünden güne kuvvetten düşüyorumama Rabbim ben hiç ümitsiz olmadımsana dua ettigimde bedbaht olmadımgörüyorsun ya Rabbim bu dert dilime ve kalbime dokundusenden şifa diliyorumkorkuyorum Rabbimdilimin seni unutmasından korkuyorumrahmetinden beni bu korkulardan emin kılmanı bekliyorum.her sevgiher bakış bir gün kaybolur amaRabbim sen hepsinden başkasınher dost her sıgınak bir gün yıkılır amaRabbim sen herzaman varsınher yüz her gönül bir gün yüz çevirir amasen hepsinden başkasınyüz çevirmezsinher yıldız her parıltı bir gün söner amasen başkasın Rabbimsen yerlerin ve göklerin nurusunsen hiç sönmeyen nursuney Rabbim bil kibu kalbi sana vermekve senden başkasını bu kalbesokmak istemiyorum.beni bu istek ve niyetimden ayırnabana güç ve nur verkalbimi sevginle yaşatAMİN

  8. amin inşallah diyerek çok güzel kaleme alınmış sözler mevlam razı olsun yazının sahibinden ve bizlere sundugunuz için sizdende mevlam razı olsun Bir gül ekin,Ama bu sefer kalbinize ekin bu gülü.Bir sevda tutun,Ama bu sefer kalbinizde tutun sevdanızı.Bir hayal kurun,Mutluluk vadisinde, gül bahçesinde, sevgi şehrinde, insanlara huzur saçan, mutluluk yayan, insanların kalbinden hüznü alıp yerine sevdayı, sevgiyi, aşkı, Allah aşkını yerleştiren bir yerin hayalini kurun…Bunlar hayal ama mutluluk uzakta değil ki…Aşk, sevda uzakta değil ki…Kapatın kalbinizi madde âlemine, açın gönlünüzü mana âlemine, çıkın seyahate…Ama bu seyahat madden uzak, gül bahçesinde, sevda mahallesi, aşk sokağı,Namazgâh hanı, seccade döşeğinde gözyaşlarıyla ıslanan seccadenizin üstünde…Ötelere adım atın, Çırpın kanatlarınızı, uçun göklere, varın semalara, tanışın peygamberlerle, uzanın göklere yaklaşın cennete, girin Sidretül müntehaya, hani me’va cennetinin yanında, için orda gözyaşlarıyla doldurduğunuz mana sütünü, işte bakın sevgiliniz tam karşınızda, sizlerin selamını bekliyor mukabele etmek için. Şahitler de hazır sizlere tanıklık etmek için.Daha ne beklersiniz işte geldiniz kab-ı kavseyne hadi, şimdi işte alın seccadenizi, açın kalbinizi, dökün gözyaşlarınızı, varın sevgilinizin yanına, sevgilinize yalvarın, yakarın affınızı ve affımızı isteyin. Sevgililer naziktirler bir şey istendiği zaman geri çevirmezler. Hadi sunun dualarınızı, göz pınarlarınızdan ayrılan mana sütünün, mana âleminde ki yükselişinizin yanında…Daha ne beklersiniz işte sevgili bizleri bekliyor…Evet, şimdi işte yalvarıyorum ve yalvaracağımEy benim sevgilim, Rabbim yalnız sana yalvarır ve yalnız senden dilenirim…Şu mübarek günlerin ve sadece senin sevginden ötürü sana mana kasesini gözyaşlarıyla doldurmaya çalışan âşıklarının yüzsuyu hürmetine bizlere senin sevgini, senin aşkını tatmak ve bu tatla son nefesimize kadar yaşamak ve senin aşkınla senin huzuruna varmak nasip eyle… …alıntı… mevlama emanet olun esselamun aleyküm

  9. Unutulmuş dağlarda sonsuzluklar gülüyüm,Suların terk ettiği ayrılıklar çölüyümKaderin ötesinde yaşayan son ölüyümBulutlar , sevdiğimi ağlarken gördünüz mü?Bir damla göz yaşında yaşayıp öldünüz mü?Düşleyen sessizlikler…ve düşmeyen siperlerNerede, vatanından kovulan peygamberlerBir isyan istiyoorum…Kurtulsun seccadeler.Şehit olan erlerin kanayan ülküsüyümMukaddes ihtilalin diriliş ülküsüyümAşılmaz ufuklara dağıldı hicranımızGökler kaldı uzakta, duyulmuyor acımızŞahit olun çocuklar sehpada miracımızBu feryad meçhul değil,göğe kan verirtoprakAçılır bir gün şafak; kavuşur gül ve bayrak HAYIRLI AKŞAMLAR PIRLANTAM.

  10. Yağmur Taşlara da Yağar..! Kurumuş çatlamış toprak,susuz kalmış sineler,secdelere başlarını eğmişsu dileyen mahlukat dua dua yalvarırlar Rablerine.Elleri uzanamaz suya, gidemezler su kaynaklarına .Ve ansızın esmeye başlar rüzgarlar.binbir müjdeyle seslenir gök gürültüleri..Yüzlerce kilometre ötelerden gelir rüzgarların önündekoşturan rahmet yüklü bulutlar. Ve yağmur başlar…Tatlı bir su akıtılır damla damlagökyüzü annesinin bağrından yeryüzü yavrusuna..Yeryüzü dirilir, secdeye eğilmiş başlar kalkar rükuya,bin bir şükür çiçekleri açar. Ve su sadece otlara,ağaçlara ,toprağa gönderilmekle kalmaz.Yağmur taşlara da yağar…Bizler merhameti Rabbimizden öğreniriz…Öyleyse…Merhamet sevgiye !Bütün kirlerin üzerine yağan bembeyaz karlar gibi örtsün,yok etsin diye tüm kötülükleri… Çağlayarak aksın,ırmaklar gibi yıkayıp arındırsın bütün yeryüzünü kirlerinden.Kalmasın sevginin başını okşamadığı bir yaralı yürek..Merhamet nefse !Yoluna çıkan dikenli tellere el uzatmasın,zehirli ballarla gıdalanmasın diye.Haylaz bir çocuk gibi nice tehlikelere hiç düşünmeden atılmasın..Merhamet ruha !takılmasın diye küçük çakıltaşlarına.Prangalarını bir vuruşta parçalayıp yükselsin doruklarına insanlığın.Yıldızlara ulaşsın..başı meleklerle yarışsın .Aşsın bütün engelleri, Yaradan aşkına …Merhamet gönle !Değmeyenlere, bırakıp gidenlere adamasın sonsuz varlığını.Ummanlar dururken oyalanmasın bir-iki kırıntıyla.Ne için yaratıldıysa onun için yaşasın.Köklerini iman toprağına salıp,İlahi aşkla dolsun taşsın damarları.Ve cümle yaratılmışa uzansın dallarımeyveler uzatsın elleri…Ve merhamet can suyu bulup içmişlerden,çöllerde seraplarla avunan çatlamış yüreklere.Merhamet; sonsuzlara uzanan yollarda yitip gidenlereayağı nefs ve şeytanın binbir engeline takılıp da yollarda kalanlara.Merhamet;gönüleri ve gözleri sevdayla parlayanlardan yalancı ..sahteliklerle çevrili dünyalarında, teneke kutuların renkli ışıklarında,bir ömür tüketenlere.Merhamet;sonsuz saadetlere giden hakikat yolunun aşıklarından ,kıyıda köşede takılıp kalan şaşkın yüreklere.Merhamet;"Necisin ? Nereden geliyorsun? Nereye gidiyorsun? "muhteşem sorularının cevaplarını araştırıp bulanlardan,kafalarında bambaşka…sorularla uğraşmaktan buna vakit bulamayanlara…Ve merhamet taşlara !Yağmur olup yağmak gerek. ki.. taş bağırlılar..yumuşasın. Günün birinde gül bitiren toprak olsun diye…Merhamet geçip giden zamana,merhamet işte asıl bu asra,ve merhamet hiç olmadığı kadar şimdi topyekün bütün insanlığa… Ayşegül Aygün**************************Bir diyar olsa gerek… Oraya bir melekle çıkılsa gerek. Azrail ki, asıl adı melek. Bekliyorum, bekliyorum bir bahar olsa gerek… Bu dünyanın tüm güzellikleri ondan haberci olsa gerek… Vitrinlerle aldatma, yanlışlarla kandırma beni, ötelere yücelere çıkar ruhumu. Karanlıklarda boğdurma, nuruna al… Sevgilinin, lâyıksam eğer, onun habibinin yanına al, yanıbaşına al. Sevdiklerinin ve sevdiklerimin yanı başına… ALLAH razı olsun hayırlı cumalar dua ile..

  11. NAMAZIN FAZİLETLERİ Sabah Namazı; \’\’Ölüm Sekaratı sıkıntısının ilacıdır,\’\’Vakit seher.Ufukta günün kızıl çiçeği açmak üzere. Vaktin rahmine sabahın nutfesi düştü az önce.Gecenin toprağında saklı ışıktan tohumlar başlarını uzatıyor.Şimdi hatırla ki, sen de bir zamanlar yokluğun karanlığında yitiktin. Unutulmuşluk toprağına gömülü bir tohumdun.Kimsenin adını bilmediği, hatırını saymadığı bir yetimdin.Hatırla ki, unutulmuşluğun toprağında Rabbin seni unutmadı.Rabbin seni sahipsiz de bırakmadı.Rabbin seni yokluk gecesinden varlığın ufkuna eriştirdi.Taze bir bahar gibi gün yüzüne çıkardı bedenini.Ete kemiğe bürüdü ruhunu.Gülden tebessümler giydirdi yüzüne.Şimdi seher vakti.Göz kapaklarının ardından kaç.Gafletin gecesinden uyan.Aç gözlerini sehere.Aç kalbini Rabbine.Uyan.Uyan,yan ve an seni hiç unutmayan Rabbini.Güneş ufukta yükselmeden, sen dualar ufkuna yüksel.Herkes unutsa bile seni unutmayan Rabbini herkesin O\’nu unuttuğu anda ananlardan ol.Haydi kalk! Kalk ve miracına eşlik et En Sevgilinin(s.a.v)Şimdi sabah!Şimdi sabah namazı vakti…Öğle Namazı; "Kabrin karanlığının sıkıntısının ilacıdır\’\’ Vakit öğle.Gün ortası. Dünya telaşındasın.İşler yoğun.Yarım kalmış ne kadar iş var!Sanki sensiz yürümüyor hiçbir şey.Sanki sen olmasan işler hep yarım kalacak, belki hiç başlamayacak.Ne kadar çok vazgeçilmezin var!Ne kadar vazgeçilmezsin!Oysa dünya seni pek umursamıyor.Telaşlarına inat uzakta bir kelebek yavaş yavaş kozasından çıkmada. Ötelerde bir insan son nefesini vermekte sessizce..Bir bebek ilk kez gülümsemekte annesine…Vakit öğle.O kadar gürültü var ki ortalıkta.Kalbinin sesini duyamıyorsun bile.Ruhunun sonsuza uzanan emellerine kör olmak üzeresin.Telaşların arasından sıyrıl, ruhuna yer ayır.Ebedi sükunete hazırla kendini. Kalbini sonsuzluğa bitiştir.Alnını secdeye değdir.Şimdi öğle namazı vakti…İkindi Namazı; \’\’Sorgu meleklerinin sıkıntısının ilacıdır\’\’ Vakit ikindi.Gün ihtiyarladı.Güneş solgun rengini bırakıyor güller üstüne.Zaman ırmağı ikindinin çağlayanından dökülüyor şimdi.Ayrılığı söylüyor hece hece.Hüzün renkli bulutlar sardı göğü.Güneşin saltanatı bitmek üzere. Zevale doğru akıyor ışıklar.Hatırla ki, sen de bir ömrün ikindisine yürüyorsun.Tenin soluyor. Gözlerinin feri çekiliyor.Yüzünü bu dünyadan çevirmeye hazırlıyorsun. Bundan sonra vaadi yok sana zamanın.Yokuş aşağı akıyor kalbin.Vakit ikindi.Kalbini kanatıyor kuru gül yaprakları.Tutunacak dal arıyor gibisin zamana karşı.Zamanın hükmü ağırlaşıyor üzerinde.Gün daha kısa geliyor artık.\’\’Yemin olsun ki ikindi vaktine.Hüsrandadır insan.\’\’Şimdi anlıyorsun.Çünkü, yokuş aşağı akıyorsun.Dalından kopuyorsun.Hoyrat bir rüzgâr artık zaman.Geriye kalan ancak iman.Secdeye koy alnını. Eğil Zamanın Sahibinin önünde.O\’na konuş, dualarını fısılda. Sonsuzluğa tutun hece hece.Şimdi ikindi namazı vakti…Akşam Namazı; "Amel defterinin dağıtıldığı andaki sıkıntının ilacıdır\’\’ Vakit akşam.Gün ölmek üzere.Güneş ışıklarını topluyor eşyanın üzerinden.Kızılca kıyameti kopuyor dünyanın.Kara kefenini giyiniyor gün.Gülün rengi soluyor, eşyanın cezbesi yitiveriyor.Hatırla ki, senin de akşamın olacak bir gün.Ömrünün ışıkları solacak. Hayatının perdesi çekilecek.Senin de kıyametin kopacak.Şimdi akşam.Ölmeden önce bil öleceğini ki, yaşatıldığını farkedesin.Herkesin senden uzaklaşacağı ölüm anını hatırla ki, sen de şimdi herkesten ve her şeyden uzaklaşıp Rabbine yanaşasın.Seni sen yokken de bilen Rabbin, sen öldükten sonra da bilecek elbet.. Herkesin unuttuğu yerde seni bir O hatırlayacak.Hatırını yalnız O bilecek. Sen de O’nu an şimdi.Şimdi akşam namazı vakti…Yatsı Namazı;\’\’Sırat Köprüsü’ndeki sıkıntının ilacıdır\’\’ Vakit Yatsı.Gün çoktan öldü.Güneş ışıklarını topladı.Gece hükmediyor aleme. Güneşin saltanatı bitti.Işıklar tükendi ufuklarda.Renkler ellerini çekti eşyadan.Gül soldu, gün soldu.Göğe yöneldi gözler.Hatırla ki,Sen de unutuşun kara gecesine yuvarlanacaksın.Bir adın kalacak geriye.Bir mezar taşın hatırlayacak belki Seni.Belki o da unutacak.Şimdi Gece.Sabaha çok var.Işık uzaklarda.Yokluğun gecesinde,adın bile unutulmuşken,kimden meded umarsın sor kendine?Kim Sana hayat vermişse,kurumuş kemikleri toplayıp dirilten de O elbette.Söyle kendine.Söyle kendine ki, çoklarının Seni unuttuğu bu gece,Sen de herkesin unut,O\’nu hatırla.Söyle kendine ki,çoklarının ışıklara kanıp sahte renklerin kuyularına daldığı bu gece,Rabbini an,Rabbine kan,Rabbine uyan.Şimdi yatsı zamanı vakti…

  12. "Bir yalnızlık okyanusundaki bir adadır Yaşam, kayaları umuttur Ada\’nın, ağaçları düş; çiçekleri ıssızlıktır, dereleri özlem. Ey dost, senin yaşamın diğer adalardan ve topraklardan ayrılmış bir adadır. Limanlarindan kaç gemi yelken açarsa açsın baska iklimlere, kaç gemi varırsa varsın limanlarina, sen yine, yalnızlığın ıstırabıyla inleyen ve mutluluğu özleyen ıssız bir ada olarak bir başına kalacaksın. En yakın dostuna bile meçhulsün, onların ilgi dolu sevgisinden ve anlayışından çok uzaklardasın. Ey kardeşim, seni, altın kümeciklerinin üstüne oturmuş, zenginliğine sevinerek – hazinelerinle gurur duyarak, topladığıin her avuç dolusu altınınn, diğer insanların tutku ve düşüncelerini seninkilere bağımlı kılan göze görünmez bir halka olduğuna inanip, güvenlik duyduğunu görmüşümdür. Aklımda seni, düşmanlarının kalelerini yerle bir etmek tasarılarıyla ordularına kumanda eden bir fatih gibi görmüşümdür. Ama sana bir kez daha baktığımda, senin yerinde, altın kasalarının ardında çırpınan bir yalnız yürekten ve kapatıldığı altın kafeste boşalmış su kabının karşısında kalakalmış susamış bir kustan başka bir şey göremedim. Ey kardeşim, seni, çevrende kral diye kabullenmiş, sana başardığın büyük işlerin övgüsü olan şarkıları söyleyen, senin akıl gücünü öven ve sanki bir yarı-tanrının huzurundaymışlar gibi, hatta gökkubbenin coşkusunu bile bastıran coşkunluk belirtileriyle sana bakınan insanların arasında görkemliliğin tahtına kurulmuş olarak görmüşümdür. Ve sahip olduğun bunca nesneye bakarken, yüzünde, sanki onların ruhu senmişsin gibi mutluluk, güçlülük ve zafer belirtilerinin oynaştığını görmüşümdür. Ama sana bir kez daha baktigimda seni, tahtının yanıbaşında durup, sanki görünmez hayaletlerden içinde sıcaklık ve dostluktan başka hiçbir şey bulunmasa da kabulün olan bir sığınak dilercesine elini her yana uzatan, kendi yalnızlığyla baş başa kalmış bir insan olarak bulmuşumdur. Ey kardeşim, seni, güzel bir kadının karşısında kendinden geçmis, çıkarıp yüreğini onun güzelliğinin mihrabına koyarken görmüşümdür. O kadının sana içtenlikle ve şefkatle baktığınıi görünce de kendi kendime, \’Yaşasın, bu adamın yalnızlığını silen ve yüreğini bir başka yürekle birleştiren Sevgi\’ demişimdir. Buna karşin, sana bir kez daha baktığımda, senin sevgi dolu yüreğinin içinde, sırlarını bir kadina açıklayabilmek için boşuna hıçkıran yapayalnız bir yüreğin daha durduğunu; ve sevgiyle dolu ruhunun ardında, sevgilinin gözlerinden yaş olup akabilmek için boşuna çırpınan bir bulut gibi dolanan yalnız bir ruhun daha bulunduğunu gördüm. Ey kardeşim, yaşamın, diğer insanların konakladıkları yerlerden ayrık, ıssız bir konaklama yeridir. Hiç bir komşunun, içine gözatamayacağı bir yuvadır. Karanlığa gömülecek olsa, komşunun kandili onu aydınlatamaz. Erzağı tükense, komşunun ambarları onu dolduramaz. Bir çölde olsa, baskalarının elleriyle bellenip, çiçeklendirilmiş bahçelere sokamazsın onu. Bir dağıin doruğu olsa, başkalarının ayak izleriyle çiğnenmiş olan bir vadiye indiremezsin onu. Ey kardeşim, senin ruhunun yaşantısı, ıssızlıkla çepeçevre sarılmıştır ve eğer bu ıssızlık ve tek başınalık olmasa, ne sen SEN, ne de ben BEN olabilirdik. Eğer bu ıssızlık ve tek başınalık olmasaydı, senin ağzından çıkan sözcüklerin benim ağzımdan çıktıklarına inanır; ya da senin yüzüne baktığımda aynadan kendi yüzümü seyrediyorum sanırdım. "(Halil Cibran/Sözler

  13. Bir gezginin yolu günün birinde bir bahçeye varmış. O bahçede yalnız gül yetişirmiş.Birbirinden narin ve zarif güller. O güller kadar zarif ve latif bir hatun kapı önünde duruyormuş. GEZGİN hatuna hayranlık ve saygı ile yaklaşip kendisini takdim etmiş. Ve hatundan adını bağışlamasını istemiş. HATUN: bana SEVGİ derler. GEZGİN: Sevgi hatun burada yalnız mı oturuyorsunuz? SEVGİ: hayır eşimle beraber oturuyoruz. Ona İLİM derler.Şu anda bahçede çalisiyor. Bıkmaz yorulmaz bir kişidir. GEZGİN: Bahçeyi dolaşmama izin var mı? SEVGİ: Hay hay…lütfen ayakkabılarınızı çikarinda SAYGI dediğimiz şu mestleri giyiniz. Onlar öylece konuşurken İLİM çikagelmis. Bahçeyi birlikte dolaşmaya başlamışlar. SEVGİ önde İLİM ve GEZGİN arkada yürüyorlarmış. Her gülün bir adı varmış. MUTLULUK, HOŞGÖRÜ, SABIR, KANAAT, ADALET, İRADE,ŞEFKAT, MERHAMET, AKIL, HİKMET, KUDRET, SAMİMİYET, TEVAZU, FAZİLET VE… bu kadar çesitte ve bu kadar yoğunlukta güzellik bu kadar bakım ve özen, böylesine bir düzen karşisında heyecanlanan ve hayrete düşen gezgin bahçıvan ilim efendiye sormuş: GEZGİN: Siz hangi gülün hangi isimde olduğunu bazen karıştırıyormuşsunuz? İLİM: Bazen şaşirdığım oluyorsa da SEVGİ hemen yardımıma koşuyor bana doğru ismi hatırlatıyor. GEZGİN: Güllerin erip eriştiği bu toprağın bir özelligi var mı? İLİM: Özelligi olup olmadığını bilmiyorum.Bu toprağı bize VEFA adında bir dostumuz getirir. VEFA dostumuzun dediğine göre,örnegin; MERHAMETLİ bir insan görünce, ondan oluşan toprağı bize getirir, bizde onu MERHAMET gülünün altına serpiveririz veya ŞEFKATLİ bir insan görünce ondan oluşan toprağı bize getirir, bizde o toprağı ŞEFKAT gülünün altına sereriz ve bu böyle devam edip gider. GEZGİN: Güller arasında aşi yapılıyor mu? İLİM: Elbette HAYAL gülüne GERÇEK i aşiladık; ÜMIT gülü oluştu.İMAN gülüne HİZMET i aşiladık; TESLİMİYET gülü oluştu. HİKMET gülüne AKIL \’ı aşiladık; İRADE gülü oluştu. Bu aşiları sürekli yapmak zorundayız. Örnegin; o muhteşem ADALET gülüne KUDRET gülünü aşilamazsak, ADALET hemen sararıp soluyor. Aciz kalıyor. KUDRET gülüne ADALET\’i aşilamazsak KUDRET gülünün toprağında ZULÜM böcekleri üreyiveriyor. GEZGİN: Bu aşiları siz mi yapıyorsunuz? İLİM: Çelikleri ben hazırlıyorum ama aşiyı koyup kovuşturan eşim SEVGİ dir. O ilham kalemini eline alır, aşilanacak varlığın AKIL perdesini yumuşak yumuşak aralar, böylece o varlığın gönlüne ulaşir,oraya aşi çeligini bir güzel yerleştirir. Sonra da oluşan bütün kader sicimi ile tatlı tatlı sarar. Bütün bu isleri bu aşamaları her seferinde ayni dolgun zevk ve heyecan içinde seyrederim. Sanki o anda Rabbim yanımızdaymış gibi… GEZGİN:tercih ettiğiniz güller var mı? İLİM: Aslında yok. Fakat eşim SEVGİ; HOŞGÖRÜ için \’o benim beş duyumdur.\’ der. SAMİMİYET için, \’o benim AHLAKIMDIR\’ der. TEVAZU için, \’o benim EDEBİM dir\’ der, ama ÜMIT\’e fazlaca düşkün galiba… Zira ÜMIT için \’o benim kanımdır\’ der durur… Bir kaç gün sonra gezginimiz bir kasabaya varmış. Bir kahvehaneye girmiş. Burası oldukça tenha imiş. Kuytu bir köşede bir kişi oturuyor ve çay içiyormuş. Gezginimiz bu zata yaklaşmış, yanına oturmuş, kendisini takdim etmiş, adını bağışlamasını dilemiş…. o zat demiş ki: ADEM: Bana ADEM derler. Gezginimiz başindan geçenleri;gül bahçesini, iki soylu bahçıvanı, konuşmaları anlatmış. Adem dinlemiş.Sonunda demiş ki:O bahçeye İNSANLIĞIN KEMAL BAHÇESİ derler…….AlıntıSelam,dua ve muhabbetle Ahmed Abi!

  14. Tefekkür Hakkındaki AyetlerAl-i İmran / 191.Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah\’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru !Ankebut / 20. De ki: Yeryüzünde gezip dolaşın da, Allah ilk baştan nasıl yaratmış bir bakın. İşte Allah bundan sonra (aynı şekilde) ahiret hayatını da yaratacaktır. Gerçekten Allah her şeye kadirdir.Al-i İmran / 137. Sizden önce nice (milletler hakkında) ilâhî kanunlar gelip geçmiştir. Onun için, yeryüzünde gezin dolaşın da (Allah\’ın âyetlerini) yalan sayanların âkıbeti ne olmuş, görün!Bakara / 266. Sizden biriniz arzu eder mi ki, hurma ve üzüm ağaçlarıyla dolu, arasından sular akan ve kendisi için orada her çeşit meyveden (bir miktar) bulunan bir bahçesi olsun da, bakıma muhtaç çoluk çocuğu varken kendisine ihtiyarlık gelip çatsın, bahçeye de içinde ateş bulunan bir kasırga isabet ederek yakıp kül etsin! (Elbette bunu kimse arzu etmez.) İşte düşünüp anlayasınız diye Allah size âyetleri açıklar.Casiye / 13. O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini, kendi katından (bir lütfu olmak üzere) size boyun eğdirmiştir. Elbette bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.Haşr / 21. Eğer biz bu Kur\’an\’ı bir dağa indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan baş eğerek, parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri insanlara düşünsünler diye veriyoruz.Hz. Muhammed (s.a.s)\’e en çok etki eden ayetlerden biri, tefekkürle ilgilidir. İki kişi Hz. Âîşe (r.a)\’ı ziyaret etmişler. Onlardan biri, "Hz. Muhammed (s.a.s)\’de gördüğünüz etkileyici bir şeyi bize anlatır mısınız?" deyince, Hz. Âîşe (r.an) şöyle demiştir:"Resulullah (s.a.s) bir gece kalktı, abdest alıp namaz kıldı. Namazda çok ağladı. Gözlerinden akan yaşlar sakallarını ve secde esnasında yerleri ıslattı. Sabah ezanı için gelen Hz. Bilâl (r.a):"Ya Resulullah (s.a.s)! Geçmiş ve gelecek bütün günahlarınız affedildiği halde, sizi ağlatan nedir?" deyince, o: "Bu gece Yüce Allah bir ayet indirdi. Beni bu ayet ağlatmaktadır" dedi ve ayeti okudu:"Göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün gidip gelişinde elbette akl-ı selim sahipleri için ibret verici deliller vardır" (Âl-i İmrân, 3/190).ALLAH razı olsun ..herşeyin hayr ve güzeli sizi bulsun..s.a.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s