…O yüzden, geceler ne kadar karanlık, kapılar ne kadar kapalı, kalbler ne kadar katı görünürse görünsün, yüreklerin serin, zihinlerin salim tutulması gerekmektedir….

Gelecek, Gelecektir
 
Bundan seneler ve seneler önce, henüz yılların "Milad" ile birbirine eklenmediği nice bin yıllar öncesinde, diyarın birinde adamın biri bir rüya görür; Bir yıldız doğmakta, ve doğan yıldızın parlaklığı ayın aydınlığı ile güneşin ışığını bastırmaktadır.

Rüyayı gören Nemrud adındaki adam, kendisini tedirgin eden bu rüyasının yorumunu sorar soruşturur ve şu cevapla karşılaşır: "Ülkende şu yılda bir çocuk doğacak, halkın dininin yerine başka bir din getirecek, senin saltananının zevali de onun eliyle olacak."

Nemrud, rüyasının yorumunu bu şekilde alması üzerine, hakim olduğu diyarda doğan bütün erkek çocukların öldürülmesini emredecek; ne var ki, bu zalimce hükmün tek bir istisnası, bir mağarada gizlice dünyaya gelen ve yıllar yılı doğumu gizlenen İbrahim olacaktır!

Nemrud, tedbir olarak istisnasız bütün çocukların öldürülmesi gibi bir zulmü emir buyururken, doğması murad olunan yıldız, yegâne istisna olarak gene de doğmuş; sonrasında da, hadiseler, tıpkı rüyanın yorumunda aktarıldığı üzere seyretmiştir.

Allah’ın olmasını murad ettiği şeyi, kulların en keskin ve en zorba ‘önlem’leri bile önleyememiştir.

İbrahim Aleyhisselamdan nice yıllar sonra, onun neslinden olan Benî İsrail’in Mısır’da köleleştirilmiş halde bulunduğu bir zamanda, bu kez, Mısır firavunu benzer bir rüya görür. Beytü’l-Makdis tarafından gelen bir ateşin Mısır evlerini sararak Firavun’un kavminden olanların evlerini yakıp harap ettiğini, Benî İsrail’e ait evlere ise dokunmayıp geri bıraktığını görmüştür rüyasında…

Firavun da, çevresine rüyasını anlatır ve şu yorumu alır: "İsrail oğullarından bir erkek çocuk dünyaya gelecek, o mülk ve saltanatını elinden alacak, saltanatını yenecek, seni ülkenden çıkaracak, senin dininin yerine başka bir din getirecektir."

Firavun’un ‘tedbir’i de, Nemrud’un tedbiri gibidir. Benî İsrail içerisinde doğacak bütün erkek çocukların öldürülmesi emredilir ve bu noktada bir istisnanın husule gelmemesi için akla gelen bütün tedbirler alınır.

Lâkin, Musa örneğinde de, hadiseler tıpkı rüyanın yorumunda aktarıldığı üzere seyreder.

Allah’ın olmasını murad ettiği şeyi, kulların en keskin ve en zorba ‘önlem’leri bile önleyememiştir.

Üstelik, kendisini ‘en yüksek Rab’ ilan eden Firavun’un ilahlığını ve saltanatını yitirmeme uğruna giriştiği o muazzam zulme mukabil, Firavun’un saltanatını mahvedecek ve ve ilahlık iddiasını feci bir akıbetle yalanlayacak olan Musa Aleyhisselam, bizatihî Firavun’un sarayında, Firavun ailesinin koruması altında büyüyecektir.

Allah’ın olmasını murad ettiği birşeyin önlenemezliğine dair üçüncü bir rüya ise, Yusuf Aleyhisselamla ilgilidir. Bu kez, rüya gören bir firavun yahut nemrut sözkonusu değildir; rüyayı gören, henüz taze bir genç olan Yusuf’un kendisidir ve rüyasında onbir yıldız ile güneş ve ayın kendisine secde ettiklerini görecektir. Babası Yâkub Aleyhisselam, bu rüyanın kardeşlerine anlatılmasını dahi istemediği halde, rüya Yusuf’un haberi olmaksızın kardeşlerine iletilince; bu onbir ayın kendilerini, güneşin babaları Yâkub’u, ayın ise annelerini temsil ettiğini anlayan ağabeylerinin ruhlarını kıskançlık saracak; ve bu rüyanın tahakkukunu engelleme kasdıyla, mâlûm suikastlerini irtikap edeceklerdir.

Lâkin, görülen, bir sâdık rüyadır. Yusuf’un Rabbi, Yusuf için, böyle bir akıbeti murad etmiştir ve kuyudan saraya, saraydan zindana, zindandan Mısır azizliğine uzanan upuzun bir hayat yolculuğu içerisinde, hadiseler, tam da rüyanın haber verdiği şekilde cereyan edecek; nitekim, seneler sonra gerçekleşen buluşmaları hengâmında, Yusuf Aleyhisselam, babasına "Babacığım! İşte bu, evvelce gördüğüm rüyanın gerçekleşmesidir" diyecektir.

Bir kez daha, Allah’ın olmasını murad ettiği şeyi kulların ‘önlem’leri önleyememiştir.

Ve o Kadîr-i Rahîm, "asla kendinden konuşmayan" Resûl-i Ekremine, her biri zaman içinde bihakkın tahakkuk eden ‘haber’ler dahilinde, âhirzamanda yaşanacak bir büyük fütuhatı, ilk başladığı gibi ‘garîb’ olmazdan önce bütün dünyayı aydınlığa ışıtıp ısıtacağını bildirmiş; o da, bunu ümmetine haber vermiştir.

Rab böyle murad etmişse, abdin yapabileceği birşey yoktur. Kullar ne ‘önlem’ alırsa alsın, abdin dediği değil, Rabbin dediği tahakkuk edecektir.

O yüzden, geceler ne kadar karanlık, kapılar ne kadar kapalı, kalbler ne kadar katı görünürse görünsün, yüreklerin serin, zihinlerin salim tutulması gerekmektedir.

Zira, kalbler de, kapılar da, geceler de O’nun elindedir.

Kalbler, kapılar ve geceler Elinde Olan ise, elçisi ile, imana açılan kalbler ile gelecek aydınlık bir günün ve nuranî bir iklimin haberini vermiştir.

Gelecek budur ve gelecek elbette gelecektir.

Kâfirler istemese de…

Metin Karabaşoğlu
karakalem.net

21 Yanıt

  1. GEÇMİŞİ İYİ İNCELE, İBRET-İ ALEM GÖZÜ İLEDERLER Kİ ; GEÇMİŞ GELECEĞE GEBEDİR GELECEK DE BİR GÜN GELECEK ELBETÇÜNKÜ TARİH TEKERRÜRDEN İBARETTİR.ALLAH(c.c) razı olsun yazanın yüregine saglık bizlerin okumasına vesile olan sizede mevlam hep güzellikler sunsun

  2. Bugünlerde… Mallarımız arttı, keyfimiz azaldı. Daha büyük evlerde kalıyoruz ama daha küçük ailelerde yasıyoruz. Konforumuz arttı ama zamanımız daraldı. Diplomamız bol ama sağduyumuz az. Uzmanlıklar arttı ama sorunlar çoğaldı. İlaçlar çoğaldı, hastalıklar arttı. Sorumsuzca para harcıyoruz ama az gülüyoruz. Trafikte çok hızlıyız ama çabuk parlıyoruz. Aksam geç yatıyor, sabah yorgun kalkıyoruz. Az kitap okuyor, çok televizyon seyrediyoruz. Varlığımızı arttırdık ama değerlerimizi yitirdik. Çok konuşuyor ama az gönül veriyoruz ve bol yalan söylüyoruz. Para kazanmayı öğrendik ama yuva kurmayı beceremedik. Hayata yıllar ekledik, yıllara hayat katamadık. Aya kadar gidip dönmeyi biliyoruz ama komşumuza geçmek için karsıya gidemiyoruz. Uzaya ulaştık ama ruhun derinliklerine inemiyoruz. Havayı temizledik ama ruhları kirlettik.Atomu parçaladık, önyargılarımızı yıkamadık. Çok yazıyor ama az gelişiyoruz. Daha çok plan yapıyoruz ama daha az sonuç alıyoruz. Acele etmeyi öğrendik ama sabırlı olmayı asla… Gelirimiz arttı, karakterimiz zayıfladı. Tanıdıklar çoğaldı, dostlar eksildi. Çabalar arttı ama mutluluklar azaldı. Bilgisayar ağları kuruyoruz, bilgi otoyolları inşa ediyoruz ama kendi aramızdaki iletişimde zorlanıyoruz. "Dünya Barışı" der, silahlanırız! Daha mutlu olmak için "somurtarak" çalışırız. Yani bugünlerde… Eve çift maaşın girdiği ama çiftlerin boşandığı… Güzel evlerin yuva olamadığı… Kısa seyahatlerin, kağıt mendil gibi ilişkilerin… Yıka çık gönüllerin, tek geceliklerin… Kilo dertlerinin ve her derde deva vitaminlerin… Vitrinlerin dolu ama gönüllerin bos olduğu… Günlerde yaşıyoruzEmeğinize sağlık.Hayırlı cumalar dilerim efendim.Selam ve dua ile…

  3. Selamünaleyküm,Ahmed Abi! Ağlamak ile ilgili z.defterine çok güzel bir yazı eklemişsin Allah razı olsun..Çok güzel! Rabbim eksik etmesin seni,gerçekte belki bin arkadaşa bedelsin Allah razı olsun canım Abim,Allah\’a emant ol ortak..

  4. Beni kalbimin ellerine bırakma Ya Rabbi…KALBİM Kİ KÖRDÜR istediğinden gayrısına…İstediğinin hayır mı yoksa şer mi olduğuna…Beni kalbimin ellerine bırakma Ya Rabbi..Kalbimin elinden çektim çekeceğimi yıllarca… Şimdi dönüp içimde bir karanlık görüyorsamVe bu karanlığın korkusuylaAYDINLIK SANDIGIM HER KÜÇÜK YILDIZBÖCEĞİNE KOŞUYORSAMBunu acizliğimin duası say Ya RabbiCahilliğimi bağışlaVe ihtiyacı neyse onunla nimetlendir kalbimi…Gözümün pınarında her daim yaş hazır bekliyor.Yürek sanki bir açık yara, ne değse sızım sızım sızlıyor.Canı yanınca feryad ediyor insanCanı yanınca yanında kim varsa ona uzanıyorŞifa senin elindedir Ya Rabbi.Yanlış adreslerden çevir adımlarımıDENENMİŞ YALNIŞLARLA YENİDEN YALNIŞA DÜŞÜRME BENİ..Ben külhanbeyi cümlelerini çok kurdumKülhanbeyliğine soyunupkul olduğumu hatırladığım yollarda çokça yoruldumŞimdi birkaç hayat yaşamışçasına yorgunBirkaç hayat yaşamışçasına bitiksemSuçlu aramaya ne hacetSuçlusu benimBen hem kendi hayatımınHEM YİTİRDİĞİM ZAMANIN KATİLİYİM.Şimdi ben adına herşeyimi tüketmiş kapında duruyorumBir aralasan rahmet perdeni diye dua dua bekliyorumNe hakkım var istemeye ne yüzüm biliyorum…Lakin senin keremine sınır konmaz.Senin rahmetin öyle bir deryadır kiBenim günahlarım ona bent olmaz.Affet Ya RabbiAffınla yeniden yeşert kalbimi…Affet Ya RabbiİSRAF ETMEME İZİN VERME KENDİMİ………..ALLAH RAZI OLSUNHAYIRLI CUMALAR

  5. Abdülkadir Geylani’nin DuasıEy Yücelerden Yüce Rabbim! Bütün mal ve mansıp sahipleri kapılarını sürmelediler. Sen’in yüce dergahının kapısı ise asla kapanmaz ve dilekte bulunanlara her zaman açıktır.Ya Rabbî, Ya İlahî! Yıldızlar gaybûbet âlemine, gözler de uykuya daldılar. Sen ise, ey Rabbim, Hayy’sın, Kayyûm’sun; uykudan, uyuklamadan sonsuz defa münezzeh ve müberrâsın.Ya Rab! Gece, karanlığıyla mevcûdâtın üzerini örtünce döşekler de seriliverdi ve sevenler sevdikleriyle başbaşa kaldılar. Sen, Sen’in yolunda, Sana ulaşma istikametinde cehd ü gayret içinde bulunanların biricik sevgilisi, (benim gibi) yalnızlık gurbetine maruz kalanların da yegane enîsisin!Ya İlâhî! Ulu dergâhına sığınan bu kimsesiz kulunu kapından kovacak olursan ben gidip hangi kapıya iltica edebilirim ki! İlâhî! Yakınlığından mahrum edersen beni, o zaman ben kimin yakınlığını umabilirim ki! İlâhî! Şayet Sen bana azap etmeyi murad buyurursan, ben biliyorum ki, cezalandırılmaya fazlasıyla müstehakım! Fakat affınla sarıp sarmalarsan, o da Sen’in lütfun ve keremindir. Ya Seyyidî, ya İlâhî! Marifet erbabı kulların Sen’i bulduklarında Sen’den başka ne varsa hepsinden yüz çevirmişlerdir. Salih kulların Sen’in fazlınla necâta ermişlerdir. Taksîratı pek çok günahkarlar da “Tevbe, ya Rabbi!” deyip yine Senin kapına yönelmişlerdir. Ey affı güzel Rabbim! Ne olur, affının serinliğini ve marifetinin halâvetini benim ruhuma da duyur ve beni onlarla doyur! Her ne kadar ben bunlara lâyık olmasam bile, haşyetle önünde iki büklüm olup ikâbından sakınılmaya lâyık olan da, mücrimlerin günahlarını bağışlama şanına yaraşan da yalnız Sen’sin! hayırlı cumalar güzel kardeşim RABBİM daimen seninle olsun sevgiler dualarımla…

  6. Gel ey, konuşurken dudaklarına tebessümler karışan!.. Gel ey, yüzüne üzgünlerin üzüntüsünü dağıtmak yaraşan!.. Gel ey, ateş-i aşkına yanmak için âşıkları birbiriyle yarışan!.. Gel ey!.. Ayrılığında çoğalan alevleriyle arınalım aşkının; yanalım yandıkça ve yandıkça yanalım. Aşk yüzünden elbisesi yırtılan da, Hak uğruna gözlerini kurutan da seni arzulamakta şimdi. Bizi kendine madem yine sensin bağlayan ve ayrılığının derdine yine sensin ayrılıkla derman olan, o hâlde gülümse bize Efendim, bize gülümse. ‘‘Allah onları sever; onlar da Allah’ı sever’’ sırrına ermekte rehberimiz ol, tut günahkâr ellerimizden; günahkâr ellerimizden tut. Sen ey!.. Gelsen hayallerimize bir kez… Ve üzerine sepet sepet güller döksek biz. Gelsen düşüncelerimize bir an… Ve baharları sersek ayağına çiçek çiçek, mevsim mevsim, ıtır ıtır… Dolunaylar yerine doğsan dünyamıza bir vakit…Ve zatını gündüz değilse, hayalini gece göstersen bizlere. Girsen ansızın düşlerimize, şevkat parmaklarınla okşasan başımızı ışık ışık… Ve ışığına düşsek pervaneler gibi; pervaneler gibi ışığına düşsek. Gel Efendim… Bir kez doğ içimize de isterse kaybolsun dolunaylar güneşler… Gir gözümüze de bir nefes, isterse silinsin tutyalar, sürmeler… İlham olup ak gönlümüze bir anda, isterse yitirilsin uçtan uca naatlar ve gazeller, beyitler ve dizeler uçtan uca yitirilsin isterse… Gel Efendim, dostluğuna muhtacız; umutsuz ve çaresiz bırakma çaresizlerini. Gel yeter ki, hakkımızda verilecek her hükme razı olalım. Gel ey, bitir bitmeyen hasretini içimizde!.. Gel ey, onsuz mutluluk bulamadığımız!.. Gel ey, kendisine lâyık olamadığımız!.. Gel benim Efendim, bir kez olsun dokun yüreğime, yüreğime dokun bir kez olsun… Yüreğim kanıyor efendim, kanıyor yüreğim!.. Çığlık çığlığa beşeriyet, çiğnenmiş reyhanlar misali hep seni arıyor. Uyandır, zindanlara koyduğumuz Yusufî sevdalarımızı efendim! Uyandır, bahtını üftadelerinin!.. selam ve dua üzerine olsun can kardeşim Hayırlı cumaların olsun….Rabbime emanetle…

  7. "Bir adamın birçok hüner, fen, bilgi sahibi olduğuna bakma! Verdiği sözde duruyor mu? Vefâsı var mı? Asıl ona bak! Hakla ettiği sözleşmeyi yerine getiriyorsa, insanlara verdiği sözde duruyorsa, vefâlıysa onu istediğin kadar öv! Onun iyi vasıflarını bir bir say! O, senin övgünden, saydığın meziyetlerden daha üstün bir kişidir." Hz.Mevlana (k.s)Cumanın hayrı ve bereketi sizinle olsun kardeşim.Dua ile inş.

  8. Sana bir DUA eden olsun Sen birine DUA et! DUA\’sız üşür yürekler… Biliyor musun?.. Başkasina dua ettiğinde, aslinda sen kendine DUA ediyorsun! Ne kadar çok kimse için dua edersen, o kadar çok KAZANIYOR YA DA KAYBEDİYORSUN! Çünkü melekler, Duan, rahmet ve hayr ise: " Bir misli de sana olsun, amin", Duan zulmet ve ser ise: " Bir misli de sana olsun, amin" derler… Dua: içimizle muhasebe olunacagimiz bir SIR dır.. Tıpkı ;Bir ayna gibidir , içimizi yansıtIr bize.. RABB\’e sunulan bir arzuhaldir dua, geri döner bize o kapılardan yüreğimizce.. Hep hayra dua edenlerin, maddeten ve manen hayırlara ermesi, şerre dua edenlerinse, rahmetten mahrum kalması bundandir işte.. Duasız üşür yürekler bil!.. Sana bir dua eden olsun Sen birine dua et! Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan, sana ummadık kapılar açan.. Bilmezsin kimin için ettiğin duadir, seni böyle ayakta tutan… Hiç üşümesin yüreklerimiz için, Dualarda bulusalim.. Daim dualaşalim.. ALLAH\’in o güzel selamı hepimizin üzerine olsun… "Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına icabet ederim . Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve Bana iman etsinler. Umulur ki doğru yolu bulmuş olurlar." (Bakara Suresi, 186) (Ya Rabbi, Sana ve Resulüne itaat etmemizi ve bildirdiklerinle amel etmemizi nasip eyle!) (Ya Rabbi, faydasız ilimden, makbul olmayan amelden ve kabul olmayan duadan sana sığınırım.) (Ya Rabbi, bildiğimiz-bilmediğimiz bütün iyilikleri ver, bildiğimiz-bilmediğimiz bütün kötülüklerden de koru!) (Ya Rabbi, her işimizin sonunu güzel eyle, dünya sıkıntılarından ve ahiret azabından bizi koru!) (Ya Rabbi, bizi sabreden ve şükredenlerden eyle!) (Ya Rabbi, bizi dostlarına dost, düşmanlarına düşman olanlardan eyle!) (Ya Rabbi, acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten ve her çeşit hastalıktan sana sığınırım!) (Ya Rabbi, işinde sebat eden, nimetine şükreden, ibadetini güzel yapan ve doğru konuşanlardan eyle!) (Bedenime, kulağıma, gözüme sıhhat ver! Küfürden, fakirlik sana sığınırım.) (Ya Rabbi, kusurlarımızı ört, korkulardan emin kıl ve borçlarımızı ödememizi nasip et!) (Ya Rabbi, sıhhat, afiyet ve güzel ahlak ver! Kaza ve kaderine rıza gösterenlerden eyle!) (Ya Rabbi, gece ve gündüz gelecek kötülüklerden, sıkıntılardan kötü arkadaştan ve kötü komşudan sana sığınırım.) (Ya Rabbi, ölünceye kadar ibadet etmemizi, ömrümüzün hayırlı amellerle sona ermesini nasip et ve Cennetini ihsan eyle!) (Ya Rabbi, zulmetmekten, zulme uğramaktan sana sığınırım)(AMİN)

  9. Ey Nebi… Ey…Gözlerinde cenneti saklayan, ayağını bastığı yerler cennet kokan nebi!… Ey…Yaradan\’\’ın en güzel eseri!. "Sen olmasaydın, sen olmasaydın.. alemleri yaratmazdım!." dedigi!….Var oluşunun şerefine, bütün varlığı hediye ettiği!… Ey…Insanoğlunun ufku – en güzel insan.. \’\’ın sevgilisi, kainatın gözbebeği!… Ey…Rahmeten li \’ l-alemin!… Senden şefaat dilenen biçarelerin en sefiliyim, desem.. şefaat eder misin?… Ey..Kupkuru çölleri cennete ceviren gül!… Ey…Gönlünden gül dökülen resul!… Küçük kız çocuğunun elinden tutup da giden, kuşu ölen çocuğa başsağlığı dileyen.. Gözlerinden yaş dökülen devenin gözyaşlarını silen resul!… Benim de gözümün yaşını siler misin?… Küçük kız çocuğunun tuttuğu gibi tutsam elinden; yüreğimden binlerce kuş uctu, bin\’\’i de öldü desem.. Bana cennet kuşlarından bir kuş bahşeder misin?… Ey; Islam\’\’ın peygamberi!..Sevda ikliminin, en güzel mevsiminin..En güzel çiçeği!…Ama mahzun, ama kederli… Daima düşüncede, daima hüzün icinde ömründe, bir defa bile, kahkahayla gülmemiş.. gül yüzlü, güler yüzlü sevgili!… Gözlerimi yumsam, ve hülyana dalsam.. O gül kokulu gülüşün ile, benim de gözlerimin içine güler misin?. Bir kerecik olsun seni düşünerek başımı koyduğum olmuşsa yastığıma, tutunduğum olmuşsa sana ve senin sevdana.. Işte onun, işte onun hatrına!… Ey…Gözünü sevdiğim, özünü sevdiğim, sözünü sevdiğim!… Ey…Gönlümün sultanı efendim!…Ümidim, muradım, kurtarıcım, mujdecim… Seninle Kevser havuzunun başında bulusabilecek miyim?…Desem.. Bulundugun yerden, yüreğime bir damla su serper misin?… (ALINTI)SELAM VE DUA İLE ADI AK YÜREĞİ PAK ABLASININ KUZUSU HAYIRLI CUMALAR OLSUN İNŞAALLAH.. DUALARINA MİSAFİR OLABİLİRMİYİM CANNN?…

  10. SUÇLAMA,Yüreklerimiz bomboş, sevgiden yanaKin ve nefretle dolu içimiz.İnsanlar kötü değil aslında,Onları damgalayan biziz.Nedir telaşınız bu depremlerdenEvreni temelinden sarsan bizlerizHep aynı oyundur bu sahnede oynanan,Bazen gülen, bazen ağlayan bizizSuçu yok aynaların çirkinliğimizdeOnlara şaşı bakan bizizKöhnemiş değil aslında bu düzen,Asıl çürüyen, kokan biziz.sevgiler….selamlar pırlantam.Rab böyle murad etmişse, abdin yapabileceği birşey yoktur. Kullar ne \’önlem\’ alırsa alsın, abdin dediği değil, Rabbin dediği tahakkuk edecektir.

  11. Susmalıyım belki de. Kefenleyip tüm kelimeleri, cümleleri, mısraları öylece gömmeliyim..Mısır’ın zulüm abidelerine. Asiye’ce soyunup nefsimden Hira’nın tenhalığına çekilmeliyim sonra.Kalbime inmeli KİTAP harf harf…Meryem’i anan zihin Yusuf’tan öğrenmeli titreyen yüreğinden yüz çevirmeyi. Nuh’un sabrını, Zekeriya’nın duasını, Yunus’un pişmanlığını, İbrahim’in dostluğunu zerk etmeliyim çağın zehirlediği damarlarıma. Düş kurmayı ergen çocuklara bırakıp, bilenmeliyim savaşçıların alınlarındaki kanın keskinliğinde. Günah benliğime her değdiğinde Uhud’a dönmeli yüreğim.Habib’in kırılan dişi kıyametim olmalı.Ruhum sınanmalı Tebük’te. Arınmalı Kerbela’da. Ve canım “razı olarak ve razı olunarak” kavuşmalı Veda Hutbesi’nin Şahidi’ne…Ah Efendim önemi yok haliminSeyrederim hayret ile şu alemiNe bilinir kıymet ne kıyametAllah’a emanet ne gelir eldenNe sahibim bu yerde ne kiracıSadece bir ömürlük misafirim benYüreğim kıymet bilene EMANETislamcokguzel Şubat 5, 2009.

  12. Gül sohbeti Ey en güzel şiiri bütün zamanların! Adı en önce anılıp en son gönderilen ey!.. Efendim! Mekke’m, Medine’m, Kudüs’üm, Bağdat’ım, İstanbul’um! Ezberimde solgun su sesi ve Fuzulî deminde Su Kasidesi ey!..Seni ben can havliyle sevdim! Seni sevdim diye can evime dökülen kezzapları sevdim. Düşe kalka bu yüzden koşuyorum zamanlardır ardından, dizlerim kanıyor; gözlerim kanıyor… Aynalardan akıyor ömrüm, çeşmeler eskiyor ve sular gökkandil sarhoş Efendim… Seni sevdim diye acılar içiyorum hâlâ billur piyâlelerden;Kevser çağına dogru ey Ey medhi hiçbir kitaba sığdırılamayan! Ve ey bir çift sözü iki dünyaya da sığmayan! Efendim! Huzurum, sevincim; sâmânım, övüncüm! Adına tutundum, adını andım. Abdülmuttalib’in oğlu Abdullah’ın ve Amine’nin göz nuru ey, gözümün nuru seni sandım, sana inandım!.. Bir zeytin ağacına yorulan rüyalardan semender akşamların sümbül yeleli atlarına binip geldiğinde, ve kehkeşanlardan yağan ipek hareli semalara inip geldiğinde hani Refref nasıl beklediyse seni Efendim, süvarisini nasıl beklediyse bir küheylan, seni öyle bekledik hep… Ve Seher vakti çaldım yarin kapısını diye ağlaya ağlaya bekledik. Öyle bekledik ki Efendim; Hatice’nin beklediği gibi, ve Bahira’nın… Çöllerin yağmur yüklü bulutları, ve yolların sevda yüklü atları beklediği gibi… Ana rahminin bebeği, bahçelerin çiçeği beklediği gibi… Deliliği cinnetin ve mü’mini cennetin beklediği gibi. *** Elest bağının gülü ey! Ey önünde ağaçların, çiçeklerin, taşların ve toprağın secdeye kapandığı; ve ışığıyla birlikte ayın da, güneşin de yandığı!.. Ey kaderlerin ser halkası, gülendam! Sen idin esas olan, ve varlık bahane idi arada. Masmavi düğümünden sonsuzluğu çözen arş içre ve kader dizgesinin başı dönmüşlüğünde adın fısıldandı varlığa, gül müjdesi olup, sevgili sesi olup… Sanaydı bütün yönelişler, ve bütün selamlar sana… Cüz be cüz, hücre be hücre, keskin aşklar ile andı adını kainat; aşkına ortak oldu: Kâşki sevdiğimi sevse kamu halk-ı cihân / Cümlenin maksûdu heman kıssa-i Cânân olsa. Bir bakışıyla taşlar ergin meyve; bir sözüyle ırmaklar selsebil olan ey!.. Sen söze başlamıştın ve kentler kalemlerini açmadaydılar!.. Sen cevheri öze döndürmüştün ve ülkeler elemlerini saçmadaydılar. Yüz binlerce yılın kâhini geceler ve yüz binlerce çağın simyası günler adına çekildi gözlere sürmeler, ve bereketli hüzünlerden daha dokunaklı sözlere kilitlendi sürmeler. İnlerinden fırlamış korkular tuttu yüzyıllarca nöbeti köhne şehrin surlarında; ve Ya ile Sin bir umuttu çağlar boyu sevenlerin onurlarında. K Kara uğultuların çözüldüğü mahkeme koridorlarında kurşuna dizilen sessizliklerdi ayağımıza kelepçe kelepçe bağlayan sensizlikleri. Ezelde bir merhaba sunmuştu gözlerin kalbimize, ve hâlâ o aşk idi andımız ve andığımız. Aşkın bizi biz eylerdi Efendim, ya aşkınsız olan neylerdi Efendim!.. O yüzden matemlerdeyiz, Efendim, gözlerimiz nemli. Yitirdik, sevgini azalttık içimizde. Şiirlerimiz kafiyesiz kaldı, mektuplarımız hep yarım… Alladık, pullayamadık; yanıldık, yollayamadık… Cennet ile cinnetin, ve zahmet ile rahmetin arasatında aşkımızı söyleyemedik, sözlerimizi dinleyemedik. Irmakların durusunda sana akan rüyalarımızı eşiğine arz eyleyemedik; gamlar ve hüzünlerin kucağında emzirildik, sevgini peyleyemedik. Aşkını yayacak rüzgarları kara değirmenlere hapsettiler de bir değirmen taşınca olsun inlemedik, inleyemedik. Zığınlarını gurbete salmış dağların korkusunu üzerimize saldılar Efendim de, ürkek karıncaları Süleyman katına erdiremedik. Ay tokmağıyla gök havanında dövülmüş nazar otlarına sardılar ruhumuzu da aşkımızı bir tandır ya bir buhurdanca yandıramadık. Aynaların gelmiş gelecek en güzel görüntüsü ey!.. Ey umudumuzun canevi, Efendim!.. Sen geldiğinde gitmişti bütün acılar; ve sen gittiğinde acıdı bütün gelişler. Senin şarkını söyleyen yıldızların da gitti birer birer ve delillerimizi kaybettik matemli gecelerde, sabahlara eremedik. Bir uykusuzluk cesametinde baygın ve kaygısız ahlar, ve bir kitaba yazılıp hesap günü için saklanan günahlar ile çevrelendi siperlerimiz. En müthiş sınavlara kızlarımız talip oldu ve bukağıların paslı kilitleri altında yığılıp kaldı erlerimiz. Yokluğunda Efendim, vurulduk, savrulduk, canlar yitirdik, can kaygusuna düştük, can suyunu bitirdik. Kuyu başlarında susuz bırakıldık, kızıl tandırlarda diri diri yakıldık. Gül bahçeni dumanlara boğduk, ve Gül kokunu mahzenlere koyduk. Gül’e hasret aşklarımızı naçâr erteledik, ve aşkı nâdan gözeneklerden her daim eledik de eledik. Ve aynalar bize biz olmadığımızı söyleyiverdiler bir gün. Yandık Efendim, yokluğunda hakikat yandık ve beyhude sevgilere, beyhude cesetlere kandık. Güneşinle gel artık uyandır bizi, gafil uykularımızdan gel de kaldır bizi. Vaslına erdir, ve kapından girdir bizi ya Resul!.. Meyledemem ki başkasına tevbeler olsun Canan / Hem yüzleri dost özleri düşmandan usandım Ve ey bize bizden evla olan! Senin sevgini alnımıza yazan Taala’ya hamd olsun. Ey Güllerin Efendisi!.. Berceste Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammed’sin Efendim Hak’tan bize sultân-ı müeyyedsin Efendim İskender Pala Mevlid Kandilinizi En kalbi duygularımla kutluyor ve hayırlara vesile olmasını diliyorum Ahmed Abim

  13. Kır(ıl)Ma! Üz(ül)Me! (Affet ALLAH\’ım) Müsaadenizle bir dakika nefes alabilir miyim? Nedir bu kardeşim ALLAH aşkına nerde yaşıyoruz? Kimiz? Kimsin? Nesin sen? Nedir bu pervasızca hareketler enaniyet yüklü duruşun, sanki şu ayeti hiç duymamış gibisin;“Yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü sen yeri asla yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin.” (İsra:37)Bize neler oluyor böyle? Neden bu kadar değiştik? O kadar çok soru yığını var ki kafamda hangisini önce zikretsem geride kalanlara haksızlık etmiş olurum. Ama içimde fırtınalar estiren, bana bu satırları yazdıran şu soru var ki her şeyi özetler herhalde? Biz Müslümanlığı hangi boyutta yaşıyoruz? Acaba İslamiyet\’in “i” sinde mi takılıp kaldık. Yazık bizlere! Büyüyüp adam olmuşuz da karşımızdakini küçük görüyoruz. Acaba hayatta hangi sebep karşımızdakini azarlamak, onu hor görmek, aşağılamak için kâfi bir nedendir? Keşke o anda ne kadar küçüldüğümüzü anlayabilsek, o şeytani tavrın tüm benliğimizi nasıl esir aldığını bir fark edebilsek… Ne oluyor bizim merhamet yüklü yüreklerimize, bir karıncayı incitmekten çekinen, Müslüman gönüller, hangi mantıkla bedenin Beytullah\’ını acımadan yıkabiliyor. Sonra hangi yüzle mahcup olan o yüze bakabiliyor… Anlamak çok zor… Birileri ALLAH korkusundan kalp kırmamanın hesaplarını yapıyor, Alem-i Ervah\’ta verdiği söz aklına geliyor da “İnsanlara merhamet etmeyene ALLAH merhamet etmez”(H.Ş) ilkesine uygun hareket etmeye çalışıyor, ama diğerleri hangi şeytanî fikrin arkasına sığınarak ortaya mahcup bir yüz, kırgın bir kalp bırakıyor… Herhalde bunun hesabını vermek zor olsa gerek… Aklıma İmam-ı Azam\’ın yaşadığı şu hikmet dolu olay geliyor, yerinde bir paylaşım olacağını düşünüyorum. İmam-ı Azam Ebu Hanife bir adamla tartışır. Adam, Ebu Hanife\’ye çok kırıcı sözler sarf eder, buna mukabil Ebu Hanife adama şu karşılıkta bulunur: -Sana, bana söylediğinden daha fazlasıyla cevap verebilirim ama vermeyeceğim, -Seni Kadı\’ya şikâyet edebilirim ama etmeyeceğim. -Seni ALLAH\’a da havale edebilirim ama onu da yapmayacağım. -Sadece ALLAH\’tan senin olmadığın bir cennet isterim. Bunun üzerine adam yaptığı yanlışı anlar ve o yüce şahsiyetten özür diler. Rabbim cümlemize özür dileme olgunluğunu nasip etsin, hatamız oldu ise affola… Nazife UÇAR…selam ve dua üzerine olsun Hayırlı cumaların olsun…….kandilin mübarek olsun şimdiden…..

  14. FELIZ FDS / HAPPY WEEKEND AND LOTS OF FUNHappy International Woman DayThis is for youhttp://i39.tinypic.com/2echkef.gifMulher é mesmo interessante,mesmo brava é linda,mesmo alegre chora,mesmo timida, comemora,mesmo apaixonada, ignora,mesmo fragil é poderosahttp://i41.tinypic.com/27zgmep.gifWoman is exactly interesting,exactly brave is pretty,exactly glad, she cries,exactly shy, she commenorates,exactly gotten passionate, she ignores,exactly fragile she is powerfulhttp://i44.tinypic.com/5xkacn.jpghttp://i43.tinypic.com/11u80w5.gifBeijokas and kisses, com todo meu carinho kisses And Beijokas,, with all my affection (`\’•.¸(`\’•.¸(`\’•.¸ ¸.•\’´)¸.•\’´)¸.•\’´) ♥ BJUS NO CORAÇÃO♥ (¸.•\’´(¸.•\’´(¸.•\’´ `\’•.¸)`\’•.¸)`\’•.¸) LULUASOL – Luz, Paz e Amor sempreLULUASOL – Isik, Baris, Ask her zaman

  15. Yaz Kalemim.. Sustun mu kalemim?Sustun, bütün kelimelerini kalbine gömerek.Oysa ne çok şeyler vardı yazacağın, yazmak istediğin…Dilinin tam ucunda, Bozuk para gibi avucunda,Kalakaldın!Kirletilmiş bir çağın hiç büyümeyen çocukları olmak ne zor!Dışında bir dünya, içinle çatışmakta…Başlayan her şey biter, sürüp giden çok şey gibi;Fırtına diner, yangın söner, deli uslanır, Rüzgâr en son bir buluta yaslanır…Demem o ki her şey zamanla yatışmakta.Lakin bir şey,İçin, içinde sen,Sende öfke ve hüzün yatışmıyor.BakSaklayamıyor yüzün, ah!Sustun!Konuşarak sustun, anlaşılmadıŞimdi susarak konuş.Kendinle, içinle, o büyümeyen çocukla konuş.Her akşam eve dön, her sabah işe…Bir Robenson olur ya da CumaDenize bıraktığın şişe…Sen kumdan kaleler inşa et sahilde,Yürü kumda ayak izlerin,Kum yazılarınVe denize saldığın sızıların…Nasılsa gemiler geçmiyor açıktanBu sahil, bu liman, insan kadar ıssız…Metropol, hayatımı çalan hırsız!Metropol tenhasında dergi çıkaran adamlarUnvanlarının ardında der gibi duran adamlar,Arka sokakta akan damlar,Bir göz, bir yüz, bir mendil, damlalar, damlalar…Biliyorum, susmayacaksın; susmak ölmektir.Biriksin içinde mürekkebi gözyaşınınAn gelince, zaman gelince, o sızı: inceYaz kalemim!Derinden bir sesin yankısında:“beni kimsecikler okşamaz mademÖp beni alnımdan, sen öp seccadem” İsa YAR / 17.02.2009 Emeğinize sağlık hayırla kalın..s.a.

  16. Nasıl Bir Hayat?Hayatın bir ağaç gibi meyve vermesi için, bazı esaslar belirlenmeli ve bu esaslar çerçevesinde yaşanmalıdır. İmanın esasları, inanan her insan için vazgeçilmezdir. İnanan insan, hayatını imanla şekillendirmeli; kimseyi kırmadan, gönlünün ilhâmlarını muhtaç sinelere boşaltmalıdır. Bu esaslar öylesine sindirilmeli ki, kalb canlı kalabilsin. Kişi her dem imanını yenilemez, kendini iç kontrolden geçirmez ve iç dinamiklerini kontrol etmezse, yanlışlıklar yapabilir. İnananlar, ?Mü\’min günlük hayatında kötülüklere uzak, iyiliklere yakın durmalı.? kaidesini esas almalıdır. Mü?mini, yarın pişman olacağı bir işi yapmamalı, vicdanının tasdikini almadan konuşmamalıdır. Şu bir gerçektir ki, Allah\’ın rızası düşünülmeden, İlâhî hikmetler gözetilmeden söylenen her söz, yapılan her iş, mü\’mini mahcup ve mes\’ul edebilir.İnanan her insan; ?Rabb\’imi ve İnsanlığın İftihar Tablosu\’nu anlatamayacak ve Onları ruhumda yaşatamayacak isem, hayatın ne mânâsı kalır ki?? düşüncesinde olmalıdır.Mü\’min imanıyla, gayretiyle, ihlâs, samimiyet, vefâ, sadâkât ve tavırlarıyla bir emniyet unsuru olmalıdır. O, başkalarının günah ve kusur karnesini araştırmamalı, kendi nefsiyle yaka paça olmalıdır; bir mum gibi yanarak etrafını aydınlatmalıdır. Ancak, inanan insan Kur\’ân ahlâkıyla ahlâklandığında, Müslümanlara isnat edilen ?terörist, yobaz, tehlikeli" gibi karalamalardan kurtulabilir. Muhasebe ve murakebesini ciddi yapan bir Müslüman, Allah\’ın bizleri, başkalarının kusur ve günahlarını ortaya çıkarmak için göndermediğinin şuurundadır. İnanan bir insan, vicdanında şu hakikati duymalıdır: ?Keşke insanların kusurlarından daha çok, iyi ve güzel taraflarını görüp takdir etsem, keşke başkalarının hatalarına karşı kör, sağır ve dilsiz olsam.? Mü?min çevresindekilerin dedikodusunu yapmaktansa; ?Allah\’ım bizi düşürme, düşenleri de kurtar.? deyip dua etmelidir. Unutmamalıdır ki, ?Sizi de yaptığınız şeyleri de yaratan Allah\’tır.? (Saffet, 96)…Ayrıca insanın öncelikle kendisinin hiç olduğunu fark etmesi gerekir. Sonra, fıtratının acz, zaaf, fakr ve şefkatle yoğrulduğunu aklen, mantıken, ilmen, vicdanen ve kalben idrâk ederek, ?bütün güzelliklerin Allah\’tan, günahların nefisten? olduğunu anlaması gerekir. Zira mü?min, ?Güzellikler bendendir.? diyemez. Günahlarından dolayı ise kendi nefsine yüklenir. Onu yeni işlemiş gibi ızdırap duyar ve iki büklüm olur. Cenab-ı Hak bu samimi özür dilemenin, gözyaşlarının ardından bambaşka bir güzellik ve huzur lütfeder. Allah-u Teâlâ ile irtibatta olmanın yerini hiçbir şey tutamaz. İnsan için en güzel nimet, O\’na karşı kulluk vazifesini eksiksiz yerine getirme gayretidir.Mü\’min, Allah\’ın rızasını kazanma konusunda, korku ve ümit arasında yaşar, akıbetinden emin değildir; fakat Allah\’ın rahmetinden de hiçbir zaman ümidini kesmez. Bütün Hak dostları, ?hayatta iken korku kapısını sonuna kadar açık tutmak, ölüm anında ümide yapışmak? gerektiğine işaret ederler. Bu hususa Kur\’ân\’da şöyle işaret edilmektedir: ?De ki, \’Ey çok günah işleyerek kendi öz canlarına kötülük etmede ileri giden kullarım! Allah\’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Allah dilerse bütün günahları mağfiret eder. Çünkü Gafur ve Rahim\’dir: Çok affedicidir, merhamet ve ihsanı fazladır. Size azap gelip çatmadan önce, Rabb\’inize dönün ve O\’na teslim olun, O\’na itaat edin. Yoksa yardım göremezsiniz. Size azap farkına varmadığınız yerden ansızın gelip çatmadan önce Rabb\’iniz tarafından size gönderilen hükümlerin en güzeline tâbi olun.? (Zümer Sûresi, 53-54-55) A. Haydar POLAT

  17. Bir gül ekin, Ama bu sefer kalbinize ekin bu gülü. Bir sevda tutun, Ama bu sefer kalbinizde tutun sevdanızı. Bir hayal kurun, Mutluluk vadisinde, gül bahçesinde, sevgi şehrinde, insanlara huzur saçan, mutluluk yayan, insanların kalbinden hüznü alıp yerine sevdayı, sevgiyi, aşkı, Allah aşkını yerleştiren bir yerin hayalini kurun& Bunlar hayal ama mutluluk uzakta değil ki…. Aşk, sevda uzakta değil ki… Kapatın kalbinizi madde âlemine, açın gönlünüzü mana âlemine, çıkın seyahate& Ama bu seyahat madden uzak, gül bahçesinde, sevda mahallesi, aşk sokağı, Namazgâh hanı, seccade döşeğinde gözyaşlarıyla ıslanan seccadenizin üstünde& Ötelere adım atın, Çırpın kanatlarınızı, uçun göklere, varın semalara, tanışın peygamberlerle, uzanın göklere yaklaşın cennete, girin Sidretül müntehaya, hani meva cennetinin yanında, için orda gözyaşlarıyla doldurduğunuz mana sütünü, işte bakın sevgiliniz tam karşınızda, sizlerin selamını bekliyor mukabele etmek için. Şahitler de hazır sizlere tanıklık etmek için. Daha ne beklersiniz işte geldiniz kab-ı kavseyne hadi, şimdi işte alın seccadenizi, açın kalbinizi, dökün gözyaşlarınızı, varın sevgilinizin yanına, sevgilinize yalvarın, yakarın affınızı ve affımızı isteyin. Sevgililer naziktirler bir şey istendiği zaman geri çevirmezler. Hadi sunun dualarınızı, göz pınarlarınızdan ayrılan mana sütünün, mana âleminde ki yükselişinizin yanında& Daha ne beklersiniz işte sevgili bizleri bekliyor& Evet, şimdi işte yalvarıyorum ve yalvaracağım Ey benim Rabbim !!!! yalnız sana yalvarır ve yalnız senden dilenirim& Şu mübarek günlerin ve sadece senin sevginden ötürü sana mana kasesini gözyaşlarıyla doldurmaya çalışan âşıklarının yüzsuyu hürmetine bizlere senin sevgini, senin aşkını tatmak ve bu tatla son nefesimize kadar yaşamak ve senin aşkınla senin huzuruna varmak nasip eyleESSELAMÜN ALEYKÜM HAYIRLI BEREKETLİ GÜNLER DİLİYORUM ALLAH\’A EMANET OLUN İNŞ CAN ABİMM

  18. Sevdanı yüreğe sığdıramadım ey Kebir!Sana layık olamadımBelki başka sevdalar da koydum yüreğimeAma hiçbirini Sana denk kılmadımSevdanı alma bendenNe olur, ne olur razı ol sevgimden!Dilime gereğince dolayamadığım zikrini alma bendenYoksa çıkar bu kirli ruh, bu garip bedenden.Sana layık değilken gelir Sana,Layık olamayacağını söyleyemeden.Bu halde Sana varan ruh,Ardında kaç " vah! " bırakır, kimbilir kaç " Yuh !! "Miracım yapamadığım namazlarımı alma bendenBeni öyle boş, öyle yoksul, öyle viran bırakma.Tüm hatalarıma, tüm kusurlarıma rağmen,Huzurundan kovma; bağışla…Sana yakınlığımı anlayamadığım secdelerimi alma ne olur!Sonra bu gafil, bu ahmak başı neyle örselerim?Ne sunarım Sana başka, "bu Sana, yalnız Sana" diyebileceğim?Yüceliğine karşı olan aczini nasıl anlatırım,Neyle anlar başka, bu kibirli nefsim?Merhametini gereğince hissedemediğim dualarımı alma benden.Alıp ta değersiz, önemsiz, bilmeyenlerden eyleme,Eyleme ki, dualarım da olmazsa Sana neyle gelirim,Ne kalır ardımda, önüme ne katarım ey Rabb\’im!!Hadsiz nimetlerine yetiremediğim şükrümü alma benden.Beni sevmediğin nankörlerden etme,Verdiklerini görmeyen körlerden,"Hala şükretmezler mi?" deyip te küçülttüklerinden eyleme.Senin gözünde küçülürsem, halim ne olur, çarem ne?Biliyorum ki daha ötesi yok Es-Samed\’den.Biliyorum ki her umut, her ümit Sen\’den.Biliyor ve Sana sığınıyorum.Boş çevirme kapından,Boş çevirme ümidindenBitmeyen rahmetinin bir katresini:"Şehadetini" alma son nefesimden !!! cumanız mubarek olsun dua ile kalın,,

  19. Peygamberimiz (s.a.v.)\’in yüce şanına şehadet eden Ayet-i Kerimelerden bazıları* Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik. (S. Enbiya 107)* Ey Muhammed, biz seni bütün insanlara ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmez. (S. Sebe\’ 28) * De ki: Ey insanlar, doğrusu ben göklerin ve yerin sahibi, ondan başka ilah bulunmayan, dirilten ve öldüren ALLAH\’ın hepiniz için gönderdiği peygamberiyim. (A\’raf 158) * Muhammed S.A.V. sizden birinizin babası değil, ancak bütün peygamberlerin sonuncusudur. (S. Ahzab 40) * Ey iman edenler, muhakkak ki içinizden, sizin sıkıntıya uğramanız kendisine ağır gelen, size düşkün, mü\’minlere şefkatli ve merhametli bir peygamber gelmiştir. (S. Tevbe 128) * De ki, eğer ALLAH\’ı seviyorsanız bana uyunuz ki, ALLAH günahlarınızı bağışlasın.(S. Al-i imran 31) * O peygamber size neyi getirmişse alınız, neyi yasaklamışsa sakınınız. (S. Haşr 7) ALLAH razı olsun..Hayırlı cumalar ..s.a.

  20. ZAMAN NEDİR? Etkisi çok, kendisi yok. Nedir bu zaman?Yerden yere vururuz çoğu zaman…Göklere uçururuz kimi zaman…Dilimizden düşürmediğimiz,Bir günah keçisi midir? acaba zamanYaman bir hırsızdır zamanHerkesin bir şeylerini kıskanan,Ve herkesten bir şeyler çalan…Çocukluğumuzu, SevinçlerimiziUmutlarımızı, düşlerimiziHayata pespembe baktığım gözlüklerimizi,Babalarımızı ve AnnelerimiziSinsice elimizden alan…Asi bir çocuktur zamanGeçmesini istersin hiç geçmek bilmez.Bazen de dur dersin seni dinlemez.Hiç bir şeyi ve hiç kimseyi takmaz.Kafasına göre takılır.Ve bizleri alaya alır… hayırlı Allah a emanet olunuz kardeşim

  21. GÜNDÜZ Ey sâkin suları karıştıran el, Balıklara huzur vermiyen dalgıç, Ey zenginle fakir, çirkinle güzel Arasında keskin parlayan kılıç. Gündüz, ey sızlayan kalb, ağrıyan diş, Ey yaşamaktaki tükenmez tasa, Git sor niçin sana düşman kesilmiş, Geceden geceye uçan yarasa.hayırlı geceler , mutlu yarınlar diliyorum kardeşim

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s