Sevmeli herkesi, hasta gönülleri iyileştirmeli… Boş sevgi cümleleri ile değil, sevgiyi yaratanı ekleyerek her bir söze, öyle kalplere girmeli…

“Son” ’Un Tarifi

Sevmekle başladıysa her şey, öyle bitmeli…

Bir kapı aralamaktır veda çıkıp giderken… Ve bir tesellî düşer kalbin en güzel yerine… Bir başka boyutta yazılıdır sevginin adı…

Yüreğe gelen her rüzgarın bir sesi vardır, sabrı tavsiye eden… Duymak gerekir bu sesleri taa derinlerden… Bir tebessümdür yeni olan her şey… Ve alışmaktır yüreğe serpilen her bir gözyaşına… Ve eskiye özlem, adına yeni denen her kapıyı aralamaktır aslında… Yüreğe kazılan her hâtıra için sevmektir, herkesi ve her şeyi… Eskinin hatırına yaşamaktır geleceği…

Ve anlatmaktır kâinata atılan asil imzanın sahibini… Yürekte çarpan ismini… Eskimeyen sevgisini… Yeni olan her şeyin ve mâzîdeki her nefesin sahibini… Sana, kapıları açan merhametini… Bir vasiyetse bu bırakmaktır elinin uzandığı herkese… Anlatmalıdır herkes O’nu… Kalbindeki yeri kadar, sevgisi cümle olup uçmalıdır gönüllere… Ve hissetmelidir yaratılış sebebini… Ve ayrılığın yükü hafiflemelidir gönlündeki…

Sevmekle başladıysa her şey, öyle bitmeli…

Kollarını açıp yollarda beklemeli… Sevmeli herkesi, hasta gönülleri iyileştirmeli… Boş sevgi cümleleri ile değil, sevgiyi yaratanı ekleyerek her bir söze, öyle kalplere girmeli…

Hoş görmeli dostları… Kırgınlıklar için vakit yokken, yarınlara gülümseyerek O’nun rızası ile başlamalı… Yürekten bir “Allah!” deyip şeytanları ağlatmalı… Ve bir umut olmak ruhunu acıtmış herkes için… Sabrı yoldaş edinmek… Reçetesi belli olan kalplerin eline ilaçlarını vermek…

Bir bahardır bu… Sevginin vakti gelmiştir… Açar her bir gönülde!.. Sabır ile sulanır ve filiz verir her bir nefesle… Anlattıkça yüce yaratıcıyı daha çok büyür içinde… Hatıralarda artık üzmez kendini… Bir tesellisi vardır adına gelecek denen… Ayrılık artık şenlenir.

Ruhların vedâsı etkilememeli insanlığa olan sevgimizi… Bunca vedâyı boş yere harcamamalı… Beyazlar giydirmeli ayrılıklara ve gönlümüze gömmeli… Gelecekteki her bir nefes uğruna gönüllere Hakk’ın rızası ile girmeli… Sevmeli, sevdirmeli…

Veda eden ruhun özlemi ile geçen hüzünlü bir gelecekte, zamanın kovaladığı nefesleri tüketmemeli… Adına son denen her şey sevgi ile can vermeli…

Sevmekle başladıysa her şey, öyle bitmeli…
“Derman meclisi”ne ithâfen…      
 
Fatma ALADAĞ 
Reklamlar

27 Yanıt

  1. Adına son denen her şey sevgi ile can vermeli…Sevmekle başladıysa her şey, öyle bitmeli…Allah c.c. razı olsun oğul.

  2. Sevgiye Dair Kibar AYAYDIN Sevgi kâinatın mayasında vardır. Her şey sevgi ile açar. Toprağın bağrına düşen tohum sevgi güneşiyle filizlenir. Sevgi hayat suyumuzdur, kurumuş dudaklarımıza can katar. Sinesini açan anne sevgiyle kucaklar yavrusunu, sevgi emer, sevgi soluklar yavru, sonra gülücükler gönderir çevreye. Sevgi hoş gösterir her şeyi. İnsanca bakmanın ilk durağıdır sevgi. Cananı arzulama, candan vazgeçme halidir sevgi. “Ballar balını buldum, kovanım yağma olsun” fikrinin reftareleşmesidir sevgi. “Güzel görme, güzel düşünme” idealinin kanaviçeleşmesi; renk renk her şeye hayat üfleme hassasiyetidir. Gözyaşıdır bazen sevgi. Anlatılamayanı boncuk boncuk hâl diliyle izhar etme keyfiyeti: “Sevgiden bakırlar altınlaşır, sevgiden dertler şifa bulur. Sevgiden tortular saflaşır, sevgiden ölüler dirilir, şahlar kul olur.” “Sevmek güzelleştirmektir.” der, Anatola France. İnsanı sevebilmek oradan bütün varlığa öteler ötesinde gelen bir soluğun neşvesiyle bakabilmek. “Yaratığı severiz, Yaratandan ötürü” felsefesini hayat düsturu yapmak. “Levlake” sırrının ifşası olan sultanı hatırlama, O’na esselâm diyebilme nüansı. Kalplere hükmeden varlığı duyma, hissetme, halef olma mükellefiyetiyle herşeye kucak açma tavrı. Tolstoy “Kim severse Allah’a yaklaşır, Allah da ona yaklaşır. Çünkü O sevgiyi yaratandır.” müjdesini verir. İbni Hazm Güvercin Gerdanlığı\’nı sevgi retoriğine göre verir: “İnsanın en büyük mutluluğu sevebilmesidir. Sonsuzluk içinde yalnız sevgi hayata mânâ verir. İnsan sevebilmeli ve sevilebilmelidir. İnsan derin ve büyük duygular duyabilmelidir.” Sovyetskaya Latertuna’nın ibareleri içinde, “Seven, acı çeken, iyilik için mücadele eden, tek kelimeyle insan olan insanlar” sevginin kutsallığını belirler. Howard Whitzman ise sevgiyi bir ilâç olarak görür. Pope biraz sitemkârdır: “Ferdin kalbine merhamet ellerini uzatanlar kalmamış. Büyük aşk, büyük fedakârlıklar ister. Milletler özledikleri zirvelere, katlandıkları ızdıraplar ölçüsünde kavuşabilirler. Bir bakın dünyamıza, sevginin yerdeki ile gökteki herşeyi birleştirdiğini görün.” Bradly sevgiye daha derin mânâlar verir: “Dünyayı değiştiren ve ayakta tutan sevgidir. Sevgi tarihtir, o bir dinamizmdir.” Sevginin kuşatıcı tayfları içinde, “Dudaklarında muhabbetten tebessüm, gönülleri sevgiyle harman, bakışları insanî duygularla buğu buğu, herkese ve her şeye şefkatle gamze çakan, doğup batan güneşlerden, yanıp sönen yıldızlardan hep muhabbet mesajları alan sevgi kahramanları” boy atar. Sevgiyi severek öven Goethe her biçiminin Allah’tan geldiği için kutsal bulur. Hayatın anlamını kendisinde bulduğumuz Yüce Kitap\’ta sevgi şöyle geçer: “İman eden ve salih fiiller işleyenlere rahman olan Allah bir sevgi bahşedecektir.” (Meryem, 19/96) Sevgi kahramanı Hz Peygamber ise sevgiyi imanın bir cüzü sayar: “Sizden hiçbiriniz iman etmedikçe cennete giremez. Birbirinizi sevmedikçe de (hakikî anlamda) iman etmiş olmazsınız.” (Buhari, Sahih, İman, 7) Yunus\’ça konuşursak: Dirilirken sevgiler, Yunus meltemi eser yeşeren gönüllere. Ben gelmedim dava için Benim işim sevgi için Dostun evi gönüllerdir Gönüller yapmaya geldim. S.A… CAN BIRA…DUA İLE…Sevmekle başladıysa her şey, öyle bitmeli…

  3. Sevmekle başladıysa her şey, öyle bitmeli…Bir kapı aralamaktır veda çıkıp giderken… Ve bir tesellî düşer kalbin en güzel yerine… Bir başka boyutta yazılıdır sevginin adı…Veda eden ruhun özlemi ile geçen hüzünlü bir gelecekte, zamanın kovaladığı nefesleri tüketmemeli… Adına son denen her şey sevgi ile can vermeli…Sevmekle başladıysa her şey, öyle bitmeli…yürayine sağlık abi ALLAH RAZI OLSUN ,YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN ..İNŞ .SELAM VE DUALARIMLA …

  4. Allah rızası için evladı sevmek arkadaşı sevmek anne babayı sevmek ne demektir? Allah rızası için sevmenin ölçüsü nedir?Muhabbet kâinatın hem nûru hem hayatıdır. İnsan kâinatın en kapsamlı bir meyvesi olduğu için kâinatı kapsayacak bir muhabbet o meyvenin çekirdeği olan kalbine yerleştirilmiştir. Böyle sonsuz bir muhabbete ancak nihayetsiz bir Kemâl Sahibi (cc) lâyık olabilir. Sevgimizi kime yönlendirelim?Korku ve muhabbeti öyle birine yöneltmeliyiz ki bizim korkumuz lezzetli bir boyun eğme olsun. Muhabbetimiz de zilletsiz bir mutluluk olsun. Evet Celal sahibi Rabb’imizden korkmak O’nun rahmetinin şefkatine yol bulup iltica etmek demektir. Korku bir kamçıdır; bizi O’nun rahmetinin kucağına atar: Aynen bir annenin yavrusunu korkutup kendi kucağına yönlendirmesi gibi. Böyle bir korku o yavruya gâyet lezzetlidir. Halbuki bütün annelerin şefkatleri rahmet-i İlahiye’nin bir yansıması, parıltısıdır. Demek Allah’tan korkmakta büyük bir lezzet vardır. Mâdem Allah’tan “korkmakta” dahi böyle bir lezzet varsa Muhabbetullah’ta yani Allah’ı sevmekte ne kadar sonsuz lezzet bulunduğu ortaya çıkar. Hem sadece Allah’tan korkan başkalarından korkmaktan kurtulur. Aynı şekilde muhabbeti de Allah hesabına olduğu için mahlukata ettiği muhabbet dahi ayrılıklı elemli olmaz. İnsan önce kendi nefsini sonra akrabalarını, milletini, canlıları ve en son olarak da kâinatı sever. Bu aşamaların her birisiyle ilgilidir. Sevilen şeyler de birer birer onu terk ediyor, birçoğu da üzüyor ve yaralıyor. İşte aklımız varsa bütün o muhabbetleri toplayıp hakikî sahibine verip bu belâlardan kurtulmalıyız. “Sonsuz muhabbet”e ancak “sonsuz ve ebedî olan Rabb’imiz” layıktır ve böyle bir sevgi ancak ona mahsustur. Her şeyiyle kâinatı kuşatabilen ve Rabb’ini sevmek için yaratılan kalbi, dünyevî fani şeylerin sevgisiyle doldurmak, Rabb’imize karşı haksızlıktır. Bu sevgiyi hakikî sahibine verirsek, işte o zaman bütün eşyâyı O’nun nâmıyla ve O’nun âyinesi olduğu için ızdırapsız sevebiliriz. Yoksa muhabbet en leziz bir nimet iken, en elîm nimetsizlik haline dönüşebilir. Sevgimizi tamamen kendi benliğimize sarf edemeyiz. Kendi nefsimizi kendimize “mâbud” ve “mahbub” yapamayız. Her şeyi kendi nefsimize fedâ edemeyiz. Ona bir nevi Rubûbiyet veremeyiz. Nefsimiz Rabb’imizin “ef’al-esma ve sıfatlarına” aynadır. Benliğimizdeki “ben-ene-ego”yu yırtıp onun içindeki gizli “Hüve”yi (cc) görüp* kâinata dağınık bütün sevgilerin O’nun isim ve sıfatlarına karşı verilmiş bir muhabbet olduğunu anlamalıyız. Eğer* bu sevgiyi yanlış yerde kullanıp sûiistimal edersek* sonunda cezasını biz çekeriz. Çünkü* “Yerinde sarf olunmayan gayri meşru bir muhabbet merhametsiz bir musibettir.” Rabb’imizin bize yönelik küçücük bir muhabbeti* kâinata bedel olabilir. O’nun küçücük bir muhabbet tecellisine hiçbirşey denk olamaz. Ancak nefsimizi, dünyayı, Peygamberleri, dostları, anne babayı, eş ve çocukları ve diğer güzel şeyleri severken bunları Allah için sevdiğimizin göstergeleri olmalıdır. Öyleyse bunları nasıl sevelim?Dünyayı ve ondaki mahlûkatı mâna-yı harfiyle sevelim. Mâna-yı ismiyle sevmeyelim: Yani güzel bir şey gördüğümüzde, "Ne kadar güzel yaratılmış” diyelim “Ne kadar güzel” demeyelim. Ve kalbin derûnuna* başka muhabbetlerin girmesine meydan vermeyelim. Nefsine muhabbet, ona acımak, terbiye etmek, zararlı heveslerden alıkoymaktır. O vakit nefis sana binmez, seni hevâsına esir etmez. Belki sen nefsine binersin. Onu hevâya değil, Hüdâ’ya sevk edersin. Enbiya ve evliyaya sevgi bazen faydasız kalır, sen de öyle sevme. Sevgide aşırıya gidip fâni insanlara “uluhiyet” atfedenlerden olma. Böyle bir sevgi ahirette cezaya sebep olduğu gibi, bu çok sevdiklerini sandıkları zâtlar da ahirette onlardan davacı olacaktır! Hayat arkadaşına duyulan sevgi, onun huy güzelliğine, şefkat kaynağı ve rahmet hediyesi oluşuna bina edilmelidir. O eşe samimî muhabbet ve merhamet edersen, o da sana ciddî hürmet ve sevgide bulunur. İkiniz yaşlandıkça bu hâl fazlalaşır. Hayat mutluluk içinde geçer. Yoksa sadece yüz güzelliğine muhabbet olsa, o muhabbet çabuk bozulur, iyi geçimi de bozar. Anne ve babaya karşı sevgin, Cenâb-ı Hak hesabına olduğu için ibâdet niteliğindedir. Gayet samimi olarak onların hayırlı uzun ömürler sürmesini istersin. Onların yüzünden daha ziyade sevap kazanayım diye samimî hürmetle onların hizmetine koşmaya çalışırsın. Eğer bu sevginin özünü fani dünya zevkleri ve menfaat oluşturursa, onlar yaşlandıkları ve sana yük olacak bir vaziyete girdikleri zaman en süflî ve en alçak bir his ile onların “hâlâ yaşıyor olmalarından rahatsız” olursun. Daha hayatta iken “miras” kavgası verir, senin hayat sebebin olan o insanların ölümlerini arzu etmek gibi bir vahşete düşersin. Halbuki onları Allah için sevmenin ölçüsü: Onlara hiç ihtyacın kalmadığı bir zamanda, ihtiyar ve bakıma muhtaç olduklarında, onlara daha çok hürmet ve hizmet edip uzun ömürlü olmalarını istemektir.Evlâdına yönelttiğin sevgi karşılıksız ve hasbidir. Cenâb-ı Hakk’ın senin terbiyene emanet ettiği sevimli, tatlı o canlılara muhabbet tarifsiz bir muhabbet, eşsiz bir ni’mettir. Ne musibetleriyle fazla elem çekersin ne de ölümleriyle me’yusâne feryad edersin. Çünkü sevgin Rahmanidir. Dostlarına muhabbetin eğer “Allah” içinse, onlardan ayrılman, hatta onların ölümleri kardeşliğinize ve manevi bağlarınıza engel olmadığı için, o mânevî muhabbet ve ruhanî irtibattan her zaman istifade edersin. Bu sevgi Allah rızası için olmazsa bir günlük kavuşma lezzeti, yüz günlük ayrılık sıkıntısını netice verir. Netice olarak, Allah için sevmeli, Rabbimiz’in hoşnut olduğu şey ve işlere gönül vermeliyiz.Allah hizmetinizi daim etsin…

  5. Boş sevgi cümleleri ile değil, sevgiyi yaratanı ekleyerek her bir söze, öyle kalplere girmeli…Allah razı olsun Ahmed Abi,ihtiyacımız neyse onu yazdırıyor Mevla..

  6. Muhammed muhabbettir; muhabbet müebbettir…Aşk ehli taşı gediğine koymuşMuhabbetten Muhammed (s.a.v) oldu hasıl.. Muhammedsiz muhabbetten ne hasıl …Vesselam Rabbim hoşnut olsunCebrailin Kanat sesleri,sizede nurlardan neşet eden yorumunuz içinde ayrıca teşekkür ederim.Baki selam ve dua ile

  7. Gönlün varsa, gönül Kabe\’sini tavaf et… anlam Kabe\’si gönüldür; ne diye toprak sanıyorsun onu?Allah, sûret Kâbe\’sini tavaf etmeyi, onun vasıtasıyla bir gönül ele alasın diye buyurmuştur.Bir gönül incittin mi, bin kez yaya gitsen de, Kabe\’yi tavaf etsen Allah kabul etmez.Malını-mülkünü ver de bir gönül al; al da o gönül, mezarda o kapkara gecede ışık versin sana.Allah kapısına binlerce altın torbası götürsen, Allah: "Bize bir şey getireceksen gönül getir" der.Çünkü der, altın gümüş kapımızda hiçbir şey değildir. Bizi istiyorsan istediğimiz gönüldür bizim.Senin bir saman çöpü kadar, değer vermediğin yıkık gönül, Arş\’tan üstündür, Kürsî\’den de, Levh\’ten de, Kalem\’den de.Yıkık gönül, Allah\’ın baktığı varlıktır; onu yapan can ne de kutludur.Kırılmış, iki yüz parça olmuş gönülü yapmak, Allah\’a Hac\’tan da yeğdir, Umre\’den de.Allah\’ın defineleri yıkık gönüldedir… Yıkık yerlerde pek çok defineler gömülüdür.Kul gibi, köle gibi gönüllere hizmet için kemer kuşan da, sırlar yolu yüzüne açılsın.Sana kutluluk gerekse, devlet istiyorsan, gönüller almaya, ululuğu bırakmaya bak.Gönüllerin yardımı seninle atbaşı beraber giderse, kalbinden hikmet kaynakları akar.Dilinden sel gibi, âb-ı hayat akar; soluğun Mesîh\’in soluğu gibi hastalıklara ilâç olur.İki dünya da, bir gönülceğiz için var olmuştur; okuyanın dudağından çıkan "Sen olmasaydın" hadîs\’ini duy.Yoksa varlığın,mekânın, güneşin, ayın, yerin, şu gök kubbenin vücûdu nerden olacaktı?…(Divanı kebirden)Slm ve dua ile…

  8. İnsan yağmur gibi olmalı, herkesi ıslatabilmeli..Rahmeti kuşanıp herkese her şeye merhamet etmeli..İnsan sözünü yağmur gibi yumuşakça indirmeli kulaklara;kırıp dökmemeli, damla damla söylemeli, ince ince sevmeli…Şefkatli olup kimseyi küçümsememeli, hor görmemeli, kimsenin dalını kırmamalı..İnsan yağmur gibi, bir görünmeli bir saklanmalı…Öyle ince olmalı ki, ihtiyaç duyan onu dizi dibinde bulmalı,ihtiyaç bittiğinde hiç şikayetsiz ortalıktan kaybolmalı..

  9. Sevmekle başladıysa her şey, öyle bitmeli…çok güzel ALLAH C.C RAZİ OLSUN HUSNU ABİM SELAM VE DUA İLE:)

  10. güzel bir yazı Allah razı olsun kardeşim.selam ve dua ile.

  11. Aşk; sen değilsin, senin kokundur!Sen aşk değilsin, aşk; içinde var olandır… Senden arta kalandır… Damıtılacağın gün, açığa çıkacak olandır!..Aşk nedir, biliyor musun?..Aşk; uzun yolculuklara benzeyen bir bekleyiş, hücrelerde beklemeye benzeyen bir yolculuktur…Aşk elle tutulmaz; kalpte tutulur…Gülün esansı kadar azdır insanın içindeki aşk;Ya da insanın içindeki aşk; gül esansı kadar çoğalıcı ve kıymetlidir…Sen, ne aşksın; ne aşk senin kokundur…Sen, eğer damıtıldığında; gül kokusu çıkacaksa kalbinden, mübarek olsun!İnsan güle benzer, güleee… Gülse, insana!Aşk ise; başkadır. Görünenlerden başkadır.Ne anlatılır, ne anlaşılır!..alıntı BU AŞK RABBE OLSUN!!! mevlama emanet olun daim

  12. Bir İnşirah Ayeti Kadar SANA geldim İnşirâh…İnşirâh…İnşirâh…Hâra düştüm,dilime kan değdi yüreğime od.Dâra düştüm Ey Rab bana bir inşirah..Ah-u efgânımı bir dinleyiver, bu gece çok karanlık…katran karası olmuş göğsümü bir açıver…Daraldım…Bir bakıver.. “Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?”(inşirah/1)Genişlettin ey yar! Dünyadan bunaldığım her vakit,yağmur yağmur yüreğime,damla damla gözlerime düştün.Semalarda yerim yok bilirim,arşlardan ta ki gönlüme düştün.Yaralar bedenimde yol çizerken adeta,tuz değil ,sen gönlüme tılsım sürdün.Dünya zemininde ayaklarım kayarken bir bilinmezliğe, tut n’olursun bırakma bilmediğim alemlere…Gece ve ben iki biçâre yine kapındayım.Soluklanmak istiyorum Ya Rab! Gece yeminli konuşmuyor benimle.Gece küskün bana, yalnız bıraktım onu gelirim diye.Gitmedim ona Ya Rab! Geceler bensiz geçti,seccadeler eşsiz,yıldızlar yoldaşsız kaydı.Geceye söz verdim gelirim diye,gitmedim.İhanetim var ona..Gece yeminli..Ben sana bugün yalnız geldim.Terkedilmiş sevdaların mekanından geliyorum.Yıllanmış sevgilerin koynundan.Ayrılıklardan geliyorum.Yalnızlıktan…Gönlümün tenhasından geliyorum.Gecenin günahlarımı örtmeyen mahremiyetinden geliyorum.Dünyanın arkamdan yırttığı gömleğimle.Kimsenin duymadığı ama kulağımı çınlatan aff sesleriyle geliyorum.Ademin utangaç bakışlarıyla,Nuh’un terk-i diyarıyla bir yunus affı edasıyla geliyorum.Daraldım Ya Rab! ‘kabul’ ümidinin ferahlığıyla geliyorum.Yüreğim üşüyor artık,mahşeri bir yalnızlıkla geliyorum.Aç Ya Rab n’olursun aç göğsümü tekrar bir köz değdir.İçimin vahalarından kurtar beni.İnşirah inşirah inşirah…ayet ayet genişlet beni.“Yükünü senden alıp atmadık mı? O senin belini büken yükü .”(inşirah/2) Attın ey yar! Ben bilemedim yükümün azaldığını ama sen hafiflettin beni.Dünyanın omuzlarıma yüklediği bu ağırlık, yüzümü yere düşürmeye başlamışken,bu yükü benden alarak belimi sen doğrulttun.Rükuya eğilen bir beden senin karşında yüce makama erdi.Secdeye değen baş,merhametinle sana erdi.Oysa ben bilemedim.Kirlenmiş yüreğimle,sözlerimi dünyaya aşina ettim kapıldım bu misafirhanenin işvesine.Şimdi temaşa bile edemiyorum masivayı.Aydınlanmıyor gözlerim,yeşermiyor kırık düşlerim.Yoksa Ey Rab ben,sen olan benliğimi çoktan mı tükettim…Züleyha kadar günahkarım,Yusuf kadar masum olmak isterdim oysa ama ben düştüğüm zindanda ezilecek kadar günah topladım.yüküm ağır…Tüm zerrelerim affına sığındı…Mecalsizim,hissizim,bir o kadar da cahilim…Al yükümü Ya Rab n’olursun al belimi büken bu yükü tekrar hafiflet beni.Doğrult ki beni,yüzüm sana dönebileyim.Elimi sana açabileyim.İnşirah inşirah inşirah…ayet ayet doğrult beni. بســــــــــــــــــــــــــــــــم الله الرحمن الرحــيــم O kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah’tır. O mülkün gerçek sahibi kutsal (her türlü eksiklikten uzak) barış ve esenliğin kaynağı güvenlik veren gözetip koruyan mutlak güç sahibi düzeltip ıslah eden ve dilediğini yaptıran ve büyüklükte eşsiz olan Allah’tır. Allah onların ortak koştuklarından uzaktır.O yaratan yoktan var eden şekil veren Allah’tır. Güzel isimler O’nundur. Göklerdeki ve yerdeki her şey O’nu tesbih eder. O mutlak güç sahibidir hüküm ve hikmet sahibidir. Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin mahtelefel-melevani ve teakabel-asarani ve kerraral-cedidani vestekbelel-ferkadani ve belliğ ruhahu ve ervaha ehl-i beytihi minnat-tahiyyete vesselame verham ve barik ve sellim aleyhi ve aleyhim teslimen kesiran kesira.Allah\’ım melevan, asaran, cedidan ve ferkadan yıldızları devam ettiği müddetçe Efendimiz Muhammed\’e (S.A.V.) salat ve selam eyle. O\’nun ve ehl-i beytinin ruhuna bizden saygı ve selam ulaştır.HAYIRLI CUMALAR SELAM VE DUA İLE

  13. Allah\’ ım..!Kuvvetimin tükendiğini sana arz ediyorum.Gücümün azaldığını,insanların gözünde küçük düştüğümü sana şikayet ediyorum!Ya Erhamerrahimin!Sensin ezilmişlerin Rabbi…!Sensin benim Rabbim…! Beni kimlerin eline bıraktın…?Bana gaddarlık yapan yabancıların eline mi…?Yoksa davamı ipotek edecek bir düşmana mı…?Eğer sen bana gücenmedinse,kesinlikle bunlara aldırmıyorum.Lakin iyiliğin beni rahatlatacaktır. Senin nuruna sığınırım,karanlıkları aydınlatan nuruna…Gelecek azabın, bana ulaşacak öfkendenkaçıp kurtulacak bir sığınak arıyorum.Sana sığındım, yeter ki razı ol.Güç ve kuvvet sendendir,yalnız senden." (İbn Hişam, Sire II/29-30)hayırlı cumalar selam ve dua ile ahmet kardeşim

  14. Allah\’ım, kalplerimizi imân ve Kur\’ân nuruyla nurlandır. Allah\’ım, bizi Sana muhtaç olduğumuzun şuuruyla zenginleştir; Senden müstağnî durma fakirliğine düşürme. Kendi güç ve kuvvetimizden teberrî ediyor, Senin havl ve kuvvetine sığınıyoruz. Bizi Sana tevekkül edenlerden kıl. Bizi nefsimizin eline bırakma. Bizi, koruyuculuğunla muhâfaza eyle. Bize ve erkek, kadın bütün müminlere merhamet et. Kulun, peygamberin, seçtiğin, dostun, mülkünün güzelliği, masnuâtının melîki ve sultanı, inâyetinin gözbebeği, hidâyetinin güneşi, hüccetinin lisânı, rahmetinin timsâli, mahlûkatının nuru, mevcudâtının şerefi, mahlûkatının çokluğu içinde birliğinin kandili, kâinat tılsımının keşşâfı, rubûbiyet saltanatının dellâlı, hoşnut olduğun şeylerin tebliğ edicisi, gizli isimlerinin tanıtıcısı, kullarının muallimi, âyetlerinin tercümânı, rubûbiyet güzelliğinin aynası, şuhud ve işhâdının medârı, âlemlere rahmet olarak gönderdiğin habîbin ve resûlün olan Efendimiz Muhammed\’e, onun bütün âl ve ashâbına, kardeşleri olan diğer peygamber ve resûllere, melâike-i mukarrebîne ve sâlih kullarına salât ve selâm eyle. (Âmin)Hayırlı Cumalar…CANIM ABİM…AEO…KİB…

  15. DEĞERLİ GÖNÜL DOSTU OĞLUM HAYIRLI CUMALAR DİLİYORUM.BAKİ SELAM VE DUA İLE…SAĞLICAKLA KALIN.

  16. selamünalayküm cuma nız mubarek olsun hayırla sevgiyle kalın slm ve dua ile en güzel olana emanetsiniz …:):)

  17. slm güzel kardeşim ya uzun süredir çok takılamıyom inş. iisindir allaha amenet ol kib tüm ğüzellikler seninle olsun by

  18. Üstad\’a Mektup!Bismihi Sübhanehu Esselamu Aleyküm VeRahmetullahi Ve Berekâtühü AzizÜstad\’ım,Senin müjdesini verdiğin asırdan, sana olan minnettarlığımı dile getirmekiçin bu mektubu yazıyorum. Sana ve Nur yoluna baş koymuş bütün şakirdlereselâm olsun. Selâm olsun Nur\’a gönül verenlere. Selâm olsun bu asrınkudsîlerine… Sen acele ettin, baharda geldin. Nur yağmuruyla toprağı mayaladın, havayı ılıttın,mevsimi yumuşattın. Bugün, geçmişte müjdelediğin “yaz"a az kaldığının işaretlerizuhur etmeye başladı. Bunu fark edebiliyoruz. Çünkü Kur\’ân\’ın zırhı, imanınanahtarı, gönüllerin ve kalplerin ihtiyacı olan Risâle-i Nurlara kimse engel olamıyor.Önünde hiçbir batıl duramıyor. Ya önünden kaçıyor, ya da Hak\’kın, hakikatin altındaezilerek, tarihe gömülüyor. Senin, hayatınla, ilminle, azminle, şecaatinle, sebatkârlığınla, ihlâsınla attığıntohum, filizlendi de boy vermeye başladı. Bir Said\’in yerine, bugün milyonlar SaidNur yoluna baş koydu. Risâle-i Nur\’lar öyle intişar etti ki; artık Nurlar\’ı dünyatanıyor, biliyor, okuyor ve yaşıyor. Tüm dünya, Nurlar\’la İslâm\’a koşuyor.Tabiatperestlerin bile kör gözleri bile, Nurlar\’ın vesilesiyle Allah\’ın varlığını görüyor.Seslerini bile çıkaramıyorlar artık. Dünyadaki bir çok üniversitede, Risâle NurKülliyatı tez konusu oluyor. Müjde Üstad\’ım müjde; Bugün bir değil, bin, belkibinlerce Medresetüz Zehra var. ….“Efendimiz Resulullah\’ın (asm) önderliğinde, ehli sünnet ve\’l cemaat düsturuyla,emanet ettiğin Risâle-i Nurlar\’ın rehberliğinde, Sahabe mesleğini devamettireceğiz. Eğer, biri çelme takacak olursa, ehemmiyet vermeksizin, küfür alevleriiçindeki imanımızı kurtarmaya koşacağız."…Cihan Koçabime kalbi selam… katre nur önder, konu nur olunca karanlık simalar bile aydınlanır ben gibi. önemli olan nura sırtını değil yüzünü dönmektir. fiemanillah….

  19. Yavuz Bahadıroğlu Abinin yazısı için teşekkür ederim abi..Hayırlı akşamlar.. Selam ve dua ile..

  20. Sevdiğin müddetçe ve sevebildiğin kadar, sevdiğine her şeyini verdiğin müddetçe ve verebildiğin kadar gençsin.(Nazım Hikmet)

  21. Nisyandan aldın beni, isyanda bırakma Rabbim! Bağışla beni Rabbim, tevekkülden başkası gelmiyor elimden. Başkası yok elimde. Şimdi elimden gelenlerin hepsi senin "El"inde. Bağışla beni, göremedim. Göremedim, nice ananın karnında nice karanlıklar içindeyken gün yüzüne çıkardığını bebelerin yüzünü. Unuttum, çocuk tebessümlerini nice belirsizliklerden alıp güneşe erdirdiğini, Bilemedim, yüreğimizi yokluğun dehlizlerinden aşırıp aşkın vadisine eriştirdiğini. Göremedim, her sabah yerin sükûnetini odamda ekmek gibi sımsıcak hazır ettiğini. Her akşam yastıkta unuttuğum bedenimi sabah yeniden yanıma verdiğini göremedim. Beni her sabah ihya ettiğini, bedenimi her an zaaflardan çıkardığını, varlığını her an yokluktan geri getirdiğini göremedim. Göremedim Rabbim her günü ödünç verdiğini. Göremedim, bağışla beni… Fakat, şimdi gördüklerim gösterdi bana hepsini Geç kaldım görmekte. Tebessümü beton yığınları arasında sönen bebeler gördümse de, biliyorum Senin El\’nde şimdi hepsi ve sonsuz tebessümler verdin herbirine. Sevinci soğuk topraklarda boğulmuş çocuklar gördümse de, biliyorum Senin Rahmetinin kucağında hepsi ve bitmez sevinçler bağışladın herbirine. Ümitleri bir apansız sarsıntıyla yıkılan insanları gördümse de, biliyorum Senin Şefkatinin ikliminde âsûde ve mutlu her biri… Bağışla beni Rabbim, unuttum, nisyanda kaldım. Hatırlamadım verdiğini ve var kıldığını. Elimden alınca verdiğini ve yokluğa yuvarladığında varlığımı Hatırladım ve ama geç hatırladım. Gördüm, ama güç gördüm, acıyla gördüm. Varlıkta kör oldum, yoklukta gördüm. Bollukta unuttum, darlıkta hatırladım. Affet beni Rabbim, bari, yoklukta Sana vardım. Hiç olmazsa, hiçlikte seni andım. Şimdi, bir tevekkül var elimde. Başka herşey düştü, herşey yokluğa döküldü. Hatırladım, elimdekiler de, ellerim de Senin Elinde. Şimdi, dua sığıyor sadece avuçlarıma. Sadece yakarış yakışıyor yakama. Gözlerim müjdeni gözlüyor uzaktan. Gönlüm hiç bitmez tesellini özlüyor. Sen ki, unutmaktan alıkoydun, nisyandan kurtardın beni Rabbim Şimdi isyandan koru beni Rabbim. İsyandan koru beni, isyandan koru beni, isyandan koru beni… Ve lûtfet ki, avuçlarında teselliden ötesi yok. Affet ki, elimde duâdan başkası yok. senai demirciABİM YENİ YAZILARINI BEKLİYORUM… FİEMANİLLAH

  22. Merhaba güzel kalpli, çok kıymetli, sevgili Ahmet kardeşimKalbinizin sevgisine yeni sevgiler eklesin… Size, ailenize ve sevdiklerinize huzur, mutluluk, bereket olsun… Sağlık, afiyet ve sevgi dolu bir ömür yaşayın… Sevgi dolu geleceğin gelişine hız kazandırsın… Sevgi dolu kalpler bütün kainata sevgi yaysın… Sevgili kalplerden yayılan sevgiler bütün kainatı sevgilerle donatsın… Herkes sevgi görsün… sevgi düşünsün… sevgi duysun… sevgi konuşsun… sevgiyle oturup sevgiyle kalksın… sevgi dilesin… sevgi dilensin… sevgi alsın… sevgi versin… sevgi bulsun… sevgi buldursun…Bütün kalpler sevgiyle atsın… sevgi için atsın… Sevgiyle dolu sevgili kalplerin sevgisi sevgiden nasipsizlere de sevgiyi duyursun… Bütün kalpler sevgiyle dolsun… sevgiyle doysun… Sevgiye doymuş kalpler sevgiye aç olanları sevgiye doyursun… Sevgiler ve sevgililer donatsın kainatı… Kainat mücessem bir sevgi olsun…Kalp ve ruh güzellikleri artsın… Kalpsiz kalpler ve ruhsuz ruhlar da kalp ve ruh güzelliğiyle buluşsun… Kalp ve ruh güzelliği yeniden en mergup meta olsun, en geçerli akçe olsun… Dillere destan bir sevgiyle destanlara dil veren bir sevgi yaşansın… Sevgilinin sevgisini bütün gönüller duysun… O sevgilinin sevgisiyle bütün gönüller doysun…Sevgililer sevgilisi, güzeller güzeli, gönlümün sultanı, canımın cananı, biricik sevgilim, güzel Allah’ım, hepimizi sevgisine sevgiyle cevap veren; sevgi diyarına sevgisinin boyutlarını görmeye, tatmaya, yaşamaya davet edeceği; kalbi sevgi, ruhu sevgi, bakışı sevgi, düşünüşü sevgi, niyeti sevgi, yaptıkları sevgi, söyledikleri sevgi, sevgi timsali sevgili insanlardan eylesin… sevgisini hissetmemizi nasip etsin… kalp ve ruhlarımızı sevgisiyle doyursun…Sevgililerden sevgili o sevgi dolu geleceğin sevgi binasının sevgi inşasında sevgi tuğlalarının örülmesi için sizlerin sevgili kalplerinizin de sevgilerini dağıtması ve sevgi dağıttıkça sevgi bulması, sevgisinin daima artması dileklerimle…Sevgili dünyamızın sevgili insanlarına sevgi cennetinin cennet sevgilerini hediye edecek sevgi sevdalısı sevgili gönüller arasındaki sevgili yerinizde, sevgi zirvesinde zirve sevgileri sevgiye muhtaç gönüllere duyurmanız ve sevgiyle doyurmanız dualarımla…Sevgiden ve sevgiliden ayrılmamak ve ayırılmamak ümidiyle Yüzünüz ve kalbiniz daima gülsün…Kalp ve ruh güzelliğiniz sonsuzlaşsın…Sonsuz sevgi ve saygılarımla…En kalbi selam ve dualarımla…Sevgili kalbinizin sevgili sahibine emanet olun…

  23. SELAMÜN ALEYKÜM AHMET KARDEŞİMALLAH RAZI OLSUN BİZİ BİLGİLENDİRGİNİÇİN MEVLAM GÖNLÜNE GÖRE VERSİN İNŞALLAH

  24. Selam : Kıblelerin karıştığı günümüzde Kabe-i Muazzama\’ya yönelen kıble ehlineSelam : Dünya zevkini bırakıp ;Rıza-i Bari\’ye gönül veren ruh ve iman mihrabımızın güzide ve fedakar mimarlarınaSelam :Ben ahlakın en güzelini tamamlamak için gönderildim Buyuran Şanlı Peygamberimizin ahlakına bürünenlereSelam :Susuzluktan dudakları kurumuş insanlara Resulullah\’ın aşk denizinden bir katre su götürenlereSelam :Kurtuluş mesajlarını tebliğ etmenin azim ve kararında bulunan hakikat yolunun Güzel yolcularınaSelam :Dil,göz ve aklı bir kenara itip,kalp gözüyle konuşanlaraSelam :Kalbine nur verilen Allah dostlarının elinden tutup ,günahlarını tevbe ateşinde kavuranlaraSelam :Sonu gelmez karanlıkları gönlündeki iman şavkıyla aydılatanlaraSelam :Fani hayatın yok olmaya mahkum sevetini terkedip,Ebedi hakikatın aydınlığında soluklananalaraSelam :Gönüllere Ashab-ı Kiramın rahatlatıcı soluğundan üfürecek bir rüzgarı estirenlereSelam :Hakka ve zulme çıkan yollarda Hakka yönelenlereSelam :Selamımızı bekleyen yarınlara…İktibasHaftanız hayr olsun inş.Selametle

  25. hani diyordu ya YAHYA BİN MUAZ:"Gerçek sevgi iyilk gördüğünde artmaz, kötülük gördüğünde de eksilmez" diye…İnş bu tür sevgilerin ve sevenlerin insanlarından olmak dileğiyle Kal sağlıcakla PIRLANTAMMMMMMMMMMM.

  26. *** ve\’dduha ve bahar *** Ne haldeydi o ağaçlar! Ne kadar da gözden düşmüştü o tohumlar! Kurumuş kemik gibi dallarında ne bir umut görüyorduk çiçeklere dair ne bir işaret vardı çiçeklere dair… Karlar altında, taşlamış dal uçları, kurumuş budakları, soğumuş gövdeleri, geçen yılın baharında salkım saçak çiçeğe ve yaprağa ve meyveye durduklarına inandırmaz olmuştu gözlerimizi.. Sanki unutulmuşlardı… Sanki küsmüştü onlara, geçen bahar onları gelinler gibi baştan ayağı çiçeklerle bezeyen Yaradan… Önce yapraklarını almıştı ellerinden.. Meyvelerini kurutmuştu dal uçlarında.. Bir anda gözden düşüvermişti erik ağaçları, kiraz ağaçları.. İnciri yoksa ne diye dönüp bakayım ağacına? Elması bitmişse, ne diye hatırını sayayım dallarının? Hem sonra ne çok çiçek vardı toprağın yüzünde? Bir anda soluvermişlerdi? Sanki onlara pırıl pırıl hayat vaadeden, rengarenk güzellikler bahşeden arkasını dönüvermişti sonbaharda..Ama şimdi..Kemikler gibi kurumuş dal uçlarında bir şehrayin başladı. Taşlaşmış ağaç gövdelerinde bir hayat çağlayanı akmaya başladı. Küsüldüğünü sandığımız budaklardan çiçek çiçek hayatlar fışkırmaya başladı. Nazlı gelinler gibi süsleniyor kurumaya terk edildiğini sandığımız ağaçlar… Demek ki onların da bildiği, şimdi okumamızı istediği bir haber var:"Ve\’dduha ve velleyli iza seca… " /"Tanık olsun kış gecesinden bahar doğumunun çıkışı.. Tanık olsun çekirdeklerin kalın kabuklarından hayatın filizlenerek doğuşu.. Ve tanık olsun taşlaşmış gövdelerinde unutulmuşluğun karanlığının giderek derinleşmesi.. Ve tanık olsun toprak altında unutulan, ayaklar altında ezilen çekirdek ve tohumların unutulmuşluğun, gözden düşmenin dibinde yitmesi.. "Ey taze bahar, ey dal uçlarının sıcak nefesli çiçeği, ey çamurlar içinden başını uzatan pak yüzlü papatya, ey gözlerden uzakta kaldığı sanılan kemikleşmiş ağaç, taşlaşmış dal uçu, körleşmiş budak.. Bakma unutulduğunu sananlara… Aldırma Rabbinin gözünden düştüğünü sanıp gözleri yanılanlara.."Ma veddaeke Rabbüke vema kala.."/ "Rabbin seni ne terk etti ne de küstü."Hele dur, bak daha neler neler olacak. Sana şimdilik verilenlerden fazlası verilecek. Elinde şimdi olanlar sonraları daha da çoğalacak. Kıştaki halinden daha güzel olacaksın. Yapraklara bürüneceksin, binbir kokuyla bezeneceksin, meyvelerle sevindirileceksin…"Vele\’l ahiretu hayrun leke mine\’l ula…" /"Bundan sonrası senin için öncekinden daha hayırlı olacak.."Ellerinde sevinçler olacak. Dal uçlarında kuşlar cıvıldayacak. Gölgene insanlar toplanacak. Büründüğün kokulardan ruhlar rayiha emecek.. Yaprakların arasına meyveler konulacak.. Şükür yumağı memnuniyetler doğuracaksın.. Yüzünün paklığında, renklerinin canlılığında nice tefekkür ve şükür çiçekleri açtıracaksın.. Sana dokunmak bir ayrıcalık olacak. Seninle olmak başlı başına bir umut olacak… Gözde olacaksın her daim. Meyvelerin el üstünde tutulacak…"Vele sevfe yu\’tike rabbüke feterda…" /"Rabbin sana bahşedecek ve sen de bundan hoşnut ve razı olacaksın.Hatırlar mısın kış ortasındaki yetimliğini.. Gözlerden ve gönüllerden ırak halini.. Varlığnın unutulup ayaklar altında ezildiğini. Hayatın memesinden emmekten kesildiğini.. Yaprak yaprak hüzünlerle yere savrulduğunu.. Köklerinden suyun çekildiğini.."Elem yecidke yetiman feava…"/ "O seni yetim olarak bulup sığınak olmadı mı?"Görenler seni tanıyamazdı. Taşlaşmış gövden hiçbir şeyi vaad edemezdi. Yaprakların yoktu ki seni bir şeye benzetzelerdi. Ayaklar altında taşla karıştıralacak kadar hayat yoksunu bir şaşkındın. Ne bir biçimin vardı ne şimdiki güzelliğine daiir işaretler vardı elinde.. Şaşkındın.. Hangi şekle bürüneceğin, hangi yüzle görüneceğin bilinmezdi.. Bilinemezdi.. Nereye yöneleceğin, hangi biçime, hangi kokuya, hangi meyveye duracağın tahmin edilemezdi.. Sonsuz tereddütler içinde görünüyordun.. Yolunu bilmez gibiydin…"Ve vecedeke dallen feheda…" "Yine O seni yolunu kaybetmiş bulup doğru yola yönlendirmedi mi?"Hayatın el etek çektiği bir ölü gibiydin. Renklerini yitirmiş, yüzü solmuş, canı azalmış, suları çekilmiş, itibarını kaybetmiş, gözlerden düşmüş bir hastaydın.. Humma nöbetinde gibi titreyen, yaprakçıklarını döken, beli bükülen sen değil miydin? Bir tatlı bakışı bile dilenen bir fakirdin. Ellerin boş, meyvesizdin. Yüzün sevimsiz, çiçeksizdin. Gövden soğuk, kalbini kaybetmiş gibiydin. Öylesine hasta, muhtaç ve yoksuldun ki…"Ve vecedeke ailen fe ağna…/" "Seni muhtaç bir halde bulup, başkalarına muhtaçlıktan kurtarmadı mı?"Hadi öyleyse, toprağın altına girmekten korkan o "yetim"lere bir teselli sun.. Hadi öyleyse, sevdiklerinin kabirden çıkarılacağna dair ümitlerini yitirmiş o "muhtaç"lara bir müjde fısılda.. "Kurumuş kemikleri kim diriltecek şimdi?" dercesine, hakikatin anneliğinden yetim düşmüşlere bir şeyler söyle.. "Ölü"den "diri" çıkaracağına söz verirken, yüzüne bakılmaz ölünün bile yüzüne bakacağını, bakılacak yüzü bile olmayan ölünün yüzüne bakıp da ebedi diri kılacağını haber veren Rabbinin yakınlığını isteyen yetim ve öksüzleri hor görme, geri çevirme, karşılıksız bırakma… "fe emme\’l yetime fela takhar…"/Asla yetimi hor görme…""fe emme\’ssaile fela tenhar…" /"İsteyeni asla geri çevirme."Seni unutuluş kışından seçip alan, çiçek çiçek anıldığın, meyvelerce beğenildiğin varlık baharına eriştiren Rabbini an.. Seni umutsuzluğun çamurundan çekip alan, güzel bakan gözlerin gözdesi eyleyen, ebedi dirilişe susamış ruhların müjdesi eyleyen Rabbini minnet borcunu hatırla.. Seni çiçekli bir hitap eyleyen, Seni kudretiyle boyayan, rahmetiyle hayatın kucağında ağırlayan Rabbinin iyiliğini anla/t da anla/t…"Ve emma bi ni\’meti Rabbike fehaddis…" /"Hiçbir zaman Rabbinin nimetini dilinden düşürme…"Senai Demircihayırlı cumalar,akşamlar ..selamun Aleykum

  27. Sen, ben’sen;..ben, sen’im…Ben sen’sem sen ben’sin……..Bende ne kadarsan sen, sende o kadarım ben…*Sende olduğum kadarsın bende;..ve bende olduğun kadarım sende……..Sen…Ben’sen;Ben de sen’im!*Aynıyız…Bunca aynılık varken;..nedir ayrılık?..*Aynıyız…Aynıysak birer aynayız; biri birine bakan……..Nasıl bir derinliktir bu;Yüz yüzeyken iki ayna ve iç içeyken ve göz göze, can canayken…..kalp kalbeyken…*Ayrılıklar, gayrılıklar dursun gayrı kenarda;Sen benken, ben senim…Ben senken, sen bensin……..Sen benken ve ben senken, biz; biz’iz…*Bizken biriz.Muammer ERKUL

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s