Ey İnsan! Mesleğin had bildirmek olmasın. Haddini bilmek olsun…

İnsana dair

• EY İNSAN! Mutlak acizsin. Ama mahsun olma; O’nun güzel isimlerine ayine olman veçhiyle sonsuz değerlisin.

 

• Ey İnsan! Sakın ha; şu zevale yüz tutmuş alem-i faniye ehemmiyet verme, onun içine dalıp günahlara bulaşma, gaflete müteveccih olup vazife-i asliyeni unutma. Unutma ki, vazife-i asliyen ötelere yönelip, şu muvakkat âlemden kurtulmaktır. Resûl’ün nurlu iklimine girip, Allah’a kulluk etmektir. Evet gördüm ki, kurtuluşumuz sadece bu ulvi vazifeye namzed olma gayreti ve niyetiyle mümkündür.

• Ey İnsan! Ötelere talip olmalısın, burada kalamazsın. Çünkü işin sırrına erenler burada kalmadılar, vuslata ötelerde erdiler. Öteler ah öteler, kimbilir nice vuslatları gözlemekteler!

• Ey İnsan! Varım dersen kendine yazık edersin. Yokum dersen kainattan daha geniş bir âlemin kapılarını aralarsın.

• Ey İnsan! Detaylara girip vesveseyi davet etme. Bırak ki, o da seni bıraksın.

• Ey İnsan! Kaldır başını ve bak, kâinatta herşey yardımlaşıyor. Sen de, yardımlaşmalı ve paylaşmalısın. Ver ki, sana da verilsin.

• Ey İnsan! Hüzünle mücadeleyi bırak, hüzünle dost olmayı dene.

• Ey İnsan! Mesleğin had bildirmek olmasın. Haddini bilmek olsun.

• Ey İnsan! Kendine sormalısın: Kimi yüceltiyorsun? Kendini mi? Cemaatini mi? Malını ve evlatlarını mı? Yüceltmek fıtri bir duygudur. Ve Sadece O’nu yüceltmen için verilmiştir.

• Ey İnsan! Ömrünün şu an’ını hayali yarınlar uğruna satma. Yarın diye birşey yok. Yarın şu an’ın vücut bulmuş hali değil mi? Ki sen ona şu an sahipsin.

• Ey İnsan! Şunu bil ki; Nefsinin kusurunu gören kabul eder. Kabul eden tevbe eder. Tevbe eden Allah’a sığınır. Allah’a sığınan Rahmete kavuşur. Rahmete kavuşan şeytandan kurtulur.

• Ey İnsan! Kuralları Yaratıcı koyar. Sen kulsun. Sana düşen kurallara uymak ve hikmetlerini keşfetmektir.

• Ey İnsan! Ezan bir davettir. Namaz davete icabet etmektir. Davet eden kim? Davete icabet etmeyen kim? Kendine sormalısın…

• Ey İnsan! Gelene çok sevinme, gidene çok üzülme.

• Ey İnsan! Namazı bekle, namazı bekletme.

• Ey İnsan! Namazda gevşeme; gevşersin.

• Ey İnsan! Sen namazı bırakmazsan, namaz seni bırakmaz. Bırakan sen olma ki, namaz üzülüp mahzun olmasın.

• Ey İnsan! Aldatmak, aldanmaktır.

• Ey İnsan. Madem bütün hadisat Allah’tan onay ve müsaade alarak vücut buluyor, başıboş değil. Hadisatla uğraşmayı bırak. Hadisata tebessüm et, hadisatla barış. Niye deme. Hikmetini sorgula.

• Ey İnsan! Varoluşu varedilmişler açıklayamaz. Varoluşu ancak Vareden açıklayabilir. Görevin varoluşu gözlemlemek ve müşahitlik etmektir.

• Ey İnsan! Rabbim seni seviyor, sana değer veriyor, seni önemsiyor, seni kendine muhatap kabul ediyor, beş vakit sana özel davet gönderiyor. Yürümelisin. Yorulsan da, zorlansan da yürümelisin. Yapabilirsin. Yolun açık olsun.

• Ey insan! Dualarında kardeşlerin de yer bulsun… Vesselam

Murat KARACA

Reklamlar

33 Yanıt

  1. Selamünaleyküm Ahmed Abi,Bu gafletimden dolayı bakıyorumda çerçeve yapılıp hergün okunacak ne çok şey var..Allah razı olsun ortak,selam,dua ve muhabbetle..

  2. "Ey İnsan..! Yolculuk nereye ?.."Cennette ışınlanarak, Rahm-ı Maderden şu Dünya gemisine binen insan merak etmezmi ki bu yolculuk nereye..? Gelenler ve gidenler; Nerden gelip, nere giderler…? Kabir açmış ağzını bekler.. İnecek başka durak var mı.?Kabir kapısı kapanmadan; Ölüm, Öldürülmeden… Ahiretten başka mekan var mı .. ? "Âhirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde, fâni dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme."Mezarlıklar işi bitmemiş insanlar ile dolu… Dünya malı Dünyada kalıyor..İnsan Maddesi ile birlikte ancak toprak olup kayboluyor….. Dünya ahiretin tarlası ise; oraya lazım olacak ürünleri ekmek lazım.. Günde 1 saatini ebedi bir hayat için harcamayanlar; Çok pişman olacaklar"Ey İnsan.! Bu Dünyada Memur ve Misafir olduğunu unutma.!"İnsan dünyada vazifeli bir memurdur.. Vazifesi yaratıcısına kul ve ayine olmak, vatan-ı aslisi olan cennete hazırlanmaktır…Ve misafirdir.. Geldiği gibi gidecektir.. Hiç bir güç onu burda tutmaya yetmez.. Madem misafirdir, edepsizlik etmesin.!Bırak ellerinden içmeyeyim bir bardak suyu..Bırak gözlerinde sabahlamasın yüreğim..Uzaklarda bana ait bir cümle ol yeter..Unutma;Özlediğim kadar Sen’sin..Sevdiğim kadar Ben’sin..selam ve dua ile abi allah razı olsun cok güzel bir paylaşımdı teşekkürler….

  3. 4 Gruba ayrılan insan Bilgi yönünden insanlar dört gruba ayrılır: 1- Bildiğini bilen: Böyle kimseler makbuldür. Kendinden emindir, cesurdur, birçok işi başarır. 2- Bildiğini bilmeyen: Böyle kimseler ikaza muhtaçtır. Çekingendir. Ben bu işi başaramam diye korkar. Gerekli ikaz yapıldığında o işi rahat başarır. 3- Bilmediğini bilen: Böyle kimseler haddini bilir. Her şeye burnunu sokmaz. Kendi işi ile meşgul olur. Böyle kimseler her zaman takdir görür.4- Bilmediğini bilmeyen: Böyle kimseler hem kendine, hem topluma zarar verir. Hem bilmez, hem de bilmediğini bilmez. Yani hem kel, hem foduldur. Her şeye burnunu sokar. Burnu da pislikten kurtulmaz.Kendileri ile ilişki kurmak yönünden de insanlar dörde ayrılır:1- Gıda gibi olan: Kendine ve topluma faydalı olur. Dünya ve ahiret saadeti için çalışır. Herkesin her zaman ihtiyaç duyduğu kimsedir. Böyle kimseleri arayıp bulmalı, bulunca da, kaybetmemek için gerekli tedbirleri almalı. 2- İlaç gibi olan: Ancak ihtiyaç olunca işe yarar. Bunları da ihmal etmemeli. Bir gün işe yarayabilir. 3- Ne kokan, ne bulaşan: Böyle kimselerin hiç kimseye yararı ve zararı dokunmaz. Varlıkları ile yoklukları arasında fark yok gibidir. Yer içer yatıp kalkar. Bir gayesiz yaşar. Bunlardan ne köy olur ne kasaba…4- Hastalık gibi olan: Kendilerine ve topluma zararlı kimselerdir. Kendilerinden hep kötülük görülür. Bu tip insanlara hiç ihtiyaç olmaz. Fakat, kendileri insanlara musallat olur, bulaşırlar. Bunların zararından kurtulmak için, mudara etmek gerekir.Nimete şükür Nimete şükür bakımından da insanlar dörde ayrılır:1- Nimete şükretmez, üstelik hep halinden şikayet eder. Genelde fasıklar böyledir. Bunlardan uzak durmak gerekir.2- Nimete şükreder, sıkıntılara katlanmaz, musibetlerden şikayet eder. Günahkâr Müslümanlar böyledir.3- Nimete şükreder, sıkıntılara da katlanır. Salih Müslümanlar böyledir.4- Nimete şükreder, sıkıntılara da katlanır. Üstelik buna, sıkıntı ve bela nimetlerden daha tatlı gelir. Hakiki imana kavuşan evliya böyledir.Malı harcarkenHadis-i şerifte bildirildiği gibi malı harcama yönünden insanlar dört gruba ayrılır: 1- İlmi ve malı vardır. Helalinden kazanır, meşru yerlere harcar. 2- İlmi ve malı yoktur. “Benim de malım ve ilmim olsaydı, ben de bunun gibi yapardım” der. Bunların ikisi mükafatta beraberdir. 3- İlmi yok, ama malı çok. Cahilliği yüzünden harama, helale aldırış etmez. 4- İlmi yok, malı da yok. “Benim de malım olsaydı, bunun gibi yapardım” der. Bunların ikisi de günahta beraberdir. ALLAH razı olsun..

  4. BismillahirrahmanirrahimSevdiginiz seylerden vermedikçe asla iyilige erisemezsiniz. ( Âl-i Imran, 92 ) Birgün Dervişlerden birine sormuşlar: "Sevginin sözünü edenler ile sevgiyi paylaşanlar arasında ne fark vardır?" "Bakın göstereyim…" demiş, Derviş. Bir sofra hazırlamiş. Sevgiyi dilinden düşürmeyen ama dilden gönüle de indirmeyen kişileri çağırmış bu sofraya. Hepsi yerlere oturmuslar. Derken,tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından derviş kaşığı denilen bir metre boyunda kaşıklar. Derviş: "Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz." diye de şart koşmuş. "Peki…" demişler ve çorbayı içmeye girişmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden sofradaki hiç kimse bir türlü döküp saçmadan götüremiyormuş çorbayı ağzına. En sonunda, bakmışlar bu iş olmuyor, vazgeçmişler çorbadan. Öylece kalkmışlar sofradan. Onlar kalkınca, Derviş: "Şimdi de sevgiyi gerçekten bilip yaşayanları çağıralım yemeğe." demis. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgiyle gülümseyen nurlu insanlar gelmiş oturmuş sofraya. Derviş : "Buyurun bakalım" deyince de her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp karşısındaki kardeşine uzatıp içirmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve kendisi de doymuş olarak şükür içinde kalkmış sofradan. Derviş : "İşte, kim hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayi düşünürse, o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de onu doyurursa, o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz. Şunu da unutmayın ki, hayat pazarında alan değil, veren kazançlıdır her zaman" Paylaömak maddî-mânevî her şeyi… Varlığımızla bölüşmek. Diğerimizle bütünleşip büyümek. Paylaştıkça dökülüp saçılmadan ihyâ olmak. Yeri gelir, bir somunu bölüşür insan. Elleri uzanırken yüreğinden gözlerine akseden sevgiyle bütünleşir kardeşinde. Yeri gelir ilmini paylaşır. Paylaşırken Imâm-i A’zam Ebû Hanife hazretlerinin, "Bilmediklerimi ayağımın altına alsaydım başım göğe değerdi." sözünü unutmaz. Öyleyse bildiklerimle gönülleri oksayarak ihya etmeliyim, der. Sakinmaz bildiklerini. Hazret-i Mevlânâ’nin sözü yüregini tutuşturur."Bir mum, diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez." Sevinci paylaşmak isteriz bazen. Bazen de derdimizi. Şâirin dediği gibi: "Yine gam yükünün kervanı geldi. Çekemem bu derdi, bölek seninle." deriz. Bölüşecek birilerini ararız. Farkında olmaz insan, bölüştükçe küçülürüz sanırız. Oysa ki, her bölünmede gönüller ulanır birbirine. Cenâb-ı Hak vücudumuzu küçücük hücrelerden yaratmıştır. Bir bütünde sayılamayacak kadar çok zerrecikler. Bir uzvumuzu diğerine âmâde kılmıştır. Ağza giden bir lokmaya kaç uzvumuz hizmet etmektedir. Mevlâmız milyarlarca zerreden bir bütün yapmış. Her birini diğerine âmâde kılmışsa, bize de, şu fâni hayatın her şeyini ve âhireti kazanmanın külfetini kardeşlerinizle paylaşarak bir bütün olun demektedir, sanki. Her paylaşıma bir sevgi kıvılcımı koyup gönüllerde büyüyerek. "Sıçrayıp ufuk değiştirmek bile ancak bir zemine basarak mümkündür." der Ahmet Hamdi Tanpinar. Öyle ise bizler de Rabbimizin bize vermiş olduğu nimetlerini, cânânımıza şükrümüzü îfâ etmek için, derviş kaşıklarına doldurup, döküp saçmadan kardeşlerimizle paylaşabilmeliyiz. Sevgiyle paylaşmak, toplum nizamımızı da güzelleştirecek ve güçlendirecektir. Muhammed Ikbal’in, kalemiyle yüreğimize fısıldadığı enfes inci dizeleriyle : "Çağımızın delirmiş aklına sevginin neşterini vurmalıyız." Peygamber Efendimiz’in (sav) hadis-i şerifinde de buyurdukları gibi : "Birbirlerine acimakta, birbirlerini sevmekte ve birbirlerine şefkat göstermekte, mü’minlerin tek bir vücut gibi olduklarını görürsün. Bu vücudun bir uzvu muzdarip olduğu takdirde, diğer kısımları da uykusuz kalıp ateşler içinde ızdırabını duyarlar." ( Müslim, 66 ) Cenâb-i Hak cümlemize merhameti şiâr edinen, onu sevgiyle yoğurup gönüllere sunan bir kalb nasip etsin. Amin. alıntımevlamıza emanetsiniz daim hayırlı akşamlar dilerim

  5. DÖN EY FANİ!!! NE ÇOK GELİP GEÇENLER OLDU BU DERGAHTAN,KİM AKLA ZİYAN ETTİ, KİMİ UZAK DÜŞTÜ HAKTAN,KİMİ ZİKRİLE GEÇTİ HER ZORLUKTAN,DÖN EY FANİ !!! KURTUL NEFSİNDEKİ YOKLUKTAN..HER NEFESTE DOLDURSAN CİHANI YÜREĞİNE,YETMEZ BOŞLUK DÜŞMÜŞSE İÇİNE,KAÇ SÜLEYMAN GÖÇTÜ MAHŞER YERİNE,DÖN EY FANİ!!! SARILMADAN KEFENE…HAKTIR HAKKIN DİLEĞİNE BAŞ EĞMEK,DEĞERMİ YALAN ÖMÜRE GÖNÜL VERMEK,HAK DURURKEN BATILI SEVMEK,DÖN EY FANİ!!! SONUMUZ KABİRE GİRMEK…EYLEME GELİP GEÇEN ZAMANA MEİYİL,DÜNYA YALAN GERÇEK DEĞİL,YALANA İNANANIN BAK SONU SEFİL,DÖN EY FANİ !!! SENDE HAKKA EĞİL…PİR SULTANI , DARA GÖNDERENİ BUL,YUSUF\’U KÖR KUYUDAN ALINI BUL,DÖRT KİTAPTA BİR OLANI BULDÖN EY FANİ !!! BU DERGAH OLMAZ KİMSEYE KUL…KAZI TOPRAĞI, BAK NELER VAR ALTINDA,KAÇ BAŞ EĞMEZ YATAR ÖZLÜ TAHTINDA,YAŞAMAKTA ÖLMEKTE HAKIN KATINDA,DÖN EY FANİ !!! AZRAİL KAPINDA NÖBET TUTMAKTA…Rabbinin affına ve lütfuna muhtaç gariban kardeşçik.. fiemanillah

  6. Affet ——————————————————————————–Bir lise öğretmeni bir gün derste öğrencilerine bir teklifte bulunur: “Bir hayat deneyimine katılmak ister misiniz?”Öğrenciler çok sevdikleri hocalarının bu teklifini tereddütsüz kabul ederler. “O zaman” der öğretmen. “Bundan sonra ne dersem yapacağınıza da söz verin”. Öğrenciler bunu da yaparlar. “Şimdi yarınki ödevinize hazır olun. Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patates getireceksiniz!” Öğrenciler, bu işten pek birşey anlamamışlardır. Ama ertesi sabah hepsinin sıralarını üzerinde patatesler ve torbalar hazırdır. Kendisine meraklı gözlerle bakan öğrencilerine şöyle der öğretmen: “Şimdi, bugüne dek affetmeyi reddettiğiniz her kişi için bir patates alın, o kişinin adını o patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun.” Bazı öğrenciler torbalarına üçer-beşer tane patates koyarken, bazılarının torbası neredeyse ağzına kadar dolmuştur. Öğretmen, kendisine “Peki şimdi ne olacak?” der gibi bakan öğrencilerine ikinci açıklamasını yapar: “Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınız yatakta, bindiğiniz otobüste, okuldayken sıranızın üstünde, hep yanınızda olacaklar.” Aradan bir hafta geçmiştir. Hocaları sınıfa girer girmez, denileni yapmış olan öğrenciler şikayete başlarlar: “Hocam, bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor.” “Hocam, patatesler kokmaya başladı. Vallahi, insanlar tuhaf bakıyorlar bana artık.” “Hem sıkıldık, hem yorulduk?”Öğretmen gülümseyerek öğrencilerine şu dersi verir: “Görüyorsunuz ki, affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz. Kendimizi ruhumuzda ağır yükler taşımaya mahkum ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir ihsan olarak düşünüyoruz, halbuki affetmek en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir.

  7. merhaba pırlantam,"Ey İnsan! Mesleğin had bildirmek olmasın. Haddini bilmek olsun…" bu cümle yazılanların hepsini kapsıyor ama anlamak ve bu seviyeye ulaşmak zor…YİNE HARİKA BİR YAZI…TŞK .sevgilerrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr………selamlarrrrrrrrrrrrrrrrr………….Allah\’a emanet ol.

  8. ALLAH RAZI OLSUN KARDEŞ ÜSTADDAN YAZDIN GALİBAVESSELAM

  9. Ey insanoğlu! Sen Rabbine kavuşuncaya kadar çalışıp çabalayacak, sonunda O\’na kavuşacaksın.""Ey insan!" Ey Rabbinin güzellikle kendisini yarattığı ve "insanlık" özelliği ile diğer varlıklardan ayırdığı insan. Sen evrende bu müstesna özelliklerinle Rabbini daha iyi tanımalısın. Yerden ve gökten daha çok O\’nun emrine bağlanmalısın. Zira O sana ruhundan bir soluk üfürmüştür. O\’nunla iletişim kurma gücünü vermiştir sana. O\’nun nurundan bir parça alabilir, O\’nun biricik emirlerini karşılama ile sevinebilirsin. Onlarla arınabilir, sınırsız bir şekilde yükselebilirsin. İnsan için takdir edilen olgunluğa kadar ilerleyebilirsin. Bu kemalin, bu olgunluğun ufukları çok yücedir, çok uzaklardadır!"Ey insanoğlu! Sen Rabbine kavuşuncaya kadar çalışıp, çabalayacak, sonunda O\’na kavuşacaksın: \’ Ey insan! Yeryüzündeki hayat yolculuğunu yorularak geçireceksin. Ağırlığını taşıyacak, var gücünü kullanacak binbir güçlükle yolunu yarıp gideceksin, sonunda Rabbine ulaşmak için.Zira dönüş O\’nadır. Herşey O\’na varır. Çaba ve gayretten, eziyet ve cihattan sonra.Ey insan! Sen dünya nimetleri için yorulmaktasın.Bu nimetlere ulaşabilmen için bir dizi zorluk ve sıkıntı çekmektesin.Bedensel ve fiziksel yönünden çaba ve yorgunluğun olmasa dahidüşünce yönünden yoruluyor, düşüncelerinle çabalıyorsun.Fakat sonuçta bolluk içinde olan ile yoksulluk içinde olan aynı durumdadır.Çabanın çeşidi ve zorluğun türü değişmektedir sadeceama çaba ve yorgunluk insan hayatına iyice kök salmış bir gerçekliktir.Yolun sonunda herkes aynı şekilde Allah\’ın huzuruna varacaktır.Ey insan! Sen dünyada asla rahat yüzü görmeyeceksin.Rahat ancak oradadır; ahirettedir. Oraya daha önceden, teslimiyeti ve itaati ile hazırlık yapanlara,rengi ve tadı değişse de, yorgunluk birdir. Çaba ve gayret birdir. Fakat Rabbine ulaştığında sonuç değişmektedir.İnsanlardan biri bu dünyanın zorluğundan çok öte, bir zorlukla karşılaşacaktır.Biri de o güzelim nimetlere kavuşacaktır.Öyle ki bu nimetlere kavuşan insan bir çırpıda yeryüzündeki tüm acılarını unutacak vebu onu hiç çaba göstermemiş, hiç yorulmamış gibi hissettirecektir.Ey "insan", özellikleriyle farklı bir konuma gelen insan.Dikkat et! Yüce Allah\’ın sana verdiği bu özelliklere ve ayrıcalıklara yakışacak olanı kendine seç.Onun huzuruna çıktığın anda, seni yorgunluktan kurtaracak, rahata kavuşturacak yoluseç kendine..Bu çağrıdaki gizli dokunuş ve mesaj nedeni ile hemen ardındanAllah davasında yorulanların yolun sonuna vardıkları, sıkıntı ve zorluklara göğüs gerdikten sonraRabblerinin huzuruna çıktıkları sıradakisonlarına ilişkin açıklamaya geçilmektedir.Kitabı sağından verilen hoşnut ve mutludur.Bu iman eden ve iyilik yapan kimsedir. Allah ondan razı olmuş ve onun kurtarılmasını takdir etmiştir.O kolay bir hesaptan geçirilecektir. Tartışma yapılmayacak ve hesapta herşeyi incelenmeyecektir.Bu hesap gününe ilişkin tablolar Hz. Aişe\’den gelen bir rivayette deniyor ki; Hz. Peygamberin bazı namazlarda şöyle dediğini işittim: "Allah\’ım beni kolay hesapla hesaba çek". Namazı bitirince, " Ey Allah\’ın elçisi kolay hesap nedir?" diye sordum. Buyurdu ki; "Allah\’ın kitabına bakması ve üzerinde durmadan geçmesidir.Ey Aişe o gün hesabı ince elekten geçirilen kişi mahvolur."Allah razı olsun can kardeşciğim selam dua ve muhabbetlerimle emanetçierin en yücesine emanetle cannn…

  10. • Ey İnsan! Ömrünün şu an’ını hayali yarınlar uğruna satma. Yarın diye birşey yok. Yarın şu an’ın vücut bulmuş hali değil mi? Ki sen ona şu an sahipsin. • Ey İnsan! Şunu bil ki; Nefsinin kusurunu gören kabul eder. Kabul eden tevbe eder. Tevbe eden Allah’a sığınır. Allah’a sığınan Rahmete kavuşur. Rahmete kavuşan şeytandan kurtulur. Rabbim razı olsun can paresi kardeşim çok güzel bir paylaşım …Rabbime emanetle….

  11. konuk defterindeki bu yazıyı buraya taşımak istedim oğul. mevlam daha nice hayırlı hizmetler nasip etsin inş.101.000 kere maşallah barekallah oğul. mevla razı olsun.onun yolunda hakka dair hizmetler nasip etsin inş. selam ve dua ile..sevgili gönül dostlarım 2007 Eylül\’de mütevazi bir şekilde başlamış olduğumuz kişisel space sayfamız yine aynı şekilde yoluna devam edip bugün yani 2009 yılı 3 mayıs itibari ile yüzbin ziyaretçiyi aşmış bulunmaktadır.maşallah barekallah.bu süreçte destekleri ile her zaman manen yanımızda olan tüm gönül dostlarına teşekkür ediyoruz.Rabbim iki cihanda da gönlü pak alnı ak olanlardan eylesin.Gayemiz hep Rabbimizin rızası için hayata dair bir nebze de olsa güzellikler sunmak oldu ve bu gayemiz aynı istikamette devam edecek inşallah Rabbim izin verdiği nasip ettiği sürece devam edeceğiz imkanlar ölçüsünde…daim dua ile hayırla kalın….aciz ahmed Sayfanın toplam görüntülenme sayısı: 100081 Sayfanın bugün görüntülenme sayısı: 24 Sayfanın bu hafta görüntülenme sayısı: 24 Sayfanın son bir saat içinde görüntülenme sayısı: 1

  12. Ey İnsan. Madem bütün hadisat Allah’tan onay ve müsaade alarak vücut buluyor, başıboş değil. Hadisatla uğraşmayı bırak. Hadisata tebessüm et, hadisatla barış. Niye deme. Hikmetini sorgula. allah razı olsun s.a.v.aşkına.a.e.o.inş

  13. ACİZ OLMAK ,aciz olduğunu bilmek önemli olan… A.R.O.

  14. Ölçüler ve Güzel Sözler Sızıntı dergisinden alıntı yaptım…İnsanları canlandıran emeldir, öldüren yeistir.B.N En çok zevk duyacağımız şey, sevdiğimiz ve sevgisinden emin bulunduğumuz kimselerden gelen müahezeler olmalıdır.Yoksa insan, dostlarını kaybedebileceği gibi, çok eksik ve kusurlarından da haberdar olamayacaktır.* * * Va\’dedip yerine getirmedi deme! Va\’dedip yerine getirmediklerini düşün!İnsanlıkta bulunmadı deyip kınama! İnsanlıkta bulunma adına kaçırdığın fırsatları hatırla!* * * Milletçe bizi za\’fa düşüren en önemli hususlardan biri de, çevremizi saran dost suretindeki hilekârlara karşı safîliğimizdir.Oysa ki insan her va\’de aldanmamalı, her yol gösterene de inanmamalıdır.* * * Bir millet fertleri arasında, hile ve aldatmaca akıllılık sayılıyorsa, o millet artık, kanserin onulmaz safhasına ulaşmış demektir.Umumî bünyede iyilik emaresi olarak görülen şeyler ise, veremli bedendeki şişmeleri semirip gelişme zannetme gibi bir aldanmışlıktır.* * * Bir milletin bütün fertleri arasında, ailevî bağ seviyesinde bir irtibat varsa, tâlî zirvelere doğru onun yoluna mutlaka su serpecektir.Fertleri birbirini sevmeyen, biri diğerinin aleyhinde olan, birbirine karşı emniyet ve güven hissetmeyen milletler ise, hakikî manasıyla millet olamadıkları gibi, istikbâl adına da va’dedeceklerî hiçbirşey yoktur.* * * Kendi milletlerine iyi birer rükun olmaya azmetmiş fertler, bu düşüncelerinde samîmî iseler, kendilerine ait menfaatleri unuttukları olacaktır ama; milleti alâkadar eden hususların en küçüğünü dahi bir lahza hatırdan çıkarmayacaklardır.* * * En seviyeli millet, umum işlerini birlik ve bütünlük içinde düşünüp cumhûrun reyine ağırlık veren millettir.Tabiî, o millet fertlerinin din, dil, tarih şuuru gibi önemli hususlarda aynı terbiyeyi almaları da şarttır.Bellenmesı lazım gelen ilk bilgi; Rabbani inayetiyle her şeyi idare eden bir Allah mevcud olduğu, yalnız hareketlerimizin değil fakat duygularımızın ve fikirlerirnizin de O’ndan saklanamıyacağıdır.EPİKTETOSÖyle bir dünyada yaşıyoruz ki herkes hükümlerini akla göre değil, umumun kanaatına göre ayarlamak zorundadır. Herkesin hoşuna gidiyor diye bil bile ne boş şeylerle uğraşıyor didiniyoruz.PASCALDerdi derman gibi, gülü diken gibi görmek; açlığı tokluğubir bilmek; rahatla rahatsızlık arasında ayrılık tanımamak;geceyi gündüz kadar aydın; gündüzü cennet günü saymakbüyük bahtiyarların şiarıdır.DAHHAKBir hekim bir hastaya gider ve ona şunu söyler “Sıtmanız var. Bugün hiçbir şey yemeyiniz ve yalnız su içiniz.” Hasta ona inanır teşekkür eder ve ücretini verir. Filozof da bir cahile şöyle der: “Azgın arzularımızın sonu yok. Endişeleriniz adi ve sefildir. Kanaatleriniz sahtedir, yanlıştır” Cahil öfkelenerek çıkıp gider ve tahkir edildiğini söyler. Bu fark nereden geliyor? Çünkü hasta ağrısını duyar, fakat cahil bu acıyı duymaz.EPİKTETOSGeceleyin kapılar kapanıp da lambalar söndüğü vakit odanda yalnızkaldığını söylememeğe dikkat et. Zira yalnız değilsin.Epiktetosİyilik ve güzellik bilgisi,yozlaşma ve soysuzlaşmaya karşısavaşan bir ordu gibidir.DAHHAK Diken ekersen nasıl gül biçebilirsin? Toprak olmayınca narçiçeği nasıl meyve verebilir? Senin işlerin birer tohum, cihan bir değirmendir. Değirmene kerpiç götürürsen toprak getirirsin.MEVLANANice sokağa atılmışlar, izbelerde unutulmuşlar veya zevk ve kaprislerimize kurban olmuşlar vardır ki, fitne teşekkülleri bozulup bodurlaştıklarından dolayı kendilerini ihmal edenlere Cehennem zakkumu yedirmişler ve yedirmektedirler.H.C. Hafıza bir nimettir. Fakat ahlaksız bir adamda musibet zamanında nisyan ona racihtir.Nisyan da bir nimettir. Yalnız her günün âlâmını çektirir, müterakim olmuş âlâmı unutturur.B.N.İnsanoğlu var olduğu günden bu yana gerçek huzuru din sayesinde elde etmiş ve ancak din sayesinde mutlu olabilmiştir. Dinin olmadığı bir yerde ahlak ve faziletden bahsetmek mümkün olmadığı gibi mutlulukdan bahsetmek de oldukça zordur. Zira, ahlak ve faziletin kaynağı vicdandır. Vicdana hükmedecek yegane unsur da Allah’la irtibattan ibaret olan dindir. * * * Din, güzel huylar adına açılmış, en feyizli, en bereketli bir mektebdir. Bu yüce mektebin talebeleri de yediden yetmişe bütün insanlardır. Bu mektebe intisab edenler, huzur, emniyet ve itminana ererler. Dışarda kalanlar ise, özleri dahil herşeylerini kaybederler. * * * Din, insanları kendi iradeleri ve rûhi hürriyetleriyle hayırlara sevkeden ilahî prensipler mecmuasıdır. İnsanın maddi-manevi terakkisini, dolayısıyle de dünyevi ve uhrevi bütün saadetlerini hazırlayacak esasları dinin prensipleri içinde bulmak mümkündür. * * * Dini kabul etmeyenler, zamanla, namus, vatan, millet gibi yüksek mefhumlara da saygısız davranmaya başlarlar. * * * Hemen bütünüyle ahlâksızlık, dinsiz1ik kaynağından fışkıran bir zift ve her çeşidiyle her türlü anarşi de dinsizlik vâdilerinin sevimsiz zakkumlarıdır. * * *Hayatını din aleyhtarlığına vakfetmiş bir kısım inançsızlar, hiç olmazsa dinsizliğin neye yaradığını ve bir kısım meyvelerini göstermeleri gerekmez miydi..? * * * Din ile gerçek ilim bir hakikatın iki yüzü gibidirler. Din, insanı doğru yollarda gezdirir ve mesut edecek neticelere ulaştırır. Gayesi ve hedefi belli olan ilim ise bir meşale gibi bu yollarda onun önünü aydınlatır. * * * Bütün güzel çiçekler, dinin bağ ve bahçelerinde yetişmiştir. İşte onun prensipleri ve işte enbiya, evliya ve asfiya gibi pırıl pırıl meyveleri ..! İnançsızlar bu meyveleri görmemezlikten gelseler bile, onları ne kitapların sayfalarından, ne de insanların sinelerinden silmeye güçleri yetmeyecektir. S.A. CAN BIRA MAŞALLAH…RABBİM YOLUNU AÇIK GÖNLÜNÜ NUR EYLESİN…DUALARIM SANADIR…SENİN DE DUALARINA TALİBİM…BU FAYDALI PAYLAŞIMLARININ DEVAMINI DİLERİM…VESSELAM…

  15. CAN KURBANBizim kapi dost kapisiGirene canimiz kurbanSelam: muhabbet tapusuVerene canimiz kurbanNefisten soyunduk tül tülGitti beden, kaldi gönülÖzümüz bag, sözümüz gülDerene canimiz kurbanUzadikça hasret demiSefkat ati çigner gem\’iYaramiza sabir em\’iSürene canimiz kurbanHayat kilim, çile nakisDokuyoruz inis, yokusMarifet manaya bakisGörene canimiz kurbanKin marazdir, sevgi sanatYürekte kaynar her saatKimsesizlere kol, kanatGerene canimiz KURBAN!A.KARAKOÇHayırlı günler.Selametle inş.

  16. THANK YOU AHMEDALWAYS IN MY HEARTGOD BLESS YOUCYBER KISSES AND BEIJOKAS

  17. -İnsanlık Güzeli’ne adanmıştır-ey insaney yüz akı gönül aydınlığıkabul olmuş sadaka kadar güzelbir duygu sarıyor seni anan yüreğimibastığın toprakla yıkadığın gözümeşimdi güneş bile siyah görünüyorey yüz akı gönül aydınlığıben kendime ağlarken Uhud’da ağlar mıymışHıra’yı mahzun gördüm soramadım sevgilihasretinin dışında başka derdi var mıymış?ey insaniçimde büyüttüğüm tüm çiçeklerisana adıyorumıtırları, yaseminleri, menekşelerilale bana kalsınkapına çiçeklerin karalısını sunmaktanutanıyorumdua çıkmayan göğe sevdalar çıkar mıymış?bülbülünü kaybetmiş bu evrensel bahçededikenler bile bir hoş, gayrı gül kokar mıymış?ey insangöklerin öğrencisi, yerlerin öğretmeni eysen öğrettin taşa konuşmayıağaca selam vermeyiaya yarılmayı, toprağa dürülmeyigöklere kurulmayı, durmayı zamanıyılana ve deveye sevmeyiölmeyi, öldürmeyiyaşamayı sen öğrettin insanao bengisu gözünden fışkıran pınar mıymış?baharların kaynağı ve yolunu gözleyenbir ben sevda şehidi, bir de şu çınar mıymış?ey insaney tebessümünden cennetler yaratılangül bahar geliyor, ağla gök seviniyorgözyaşını karanfil diye göğüslerine takan meleklerkapında divan durup ağlamanı bekliyorhüzün kuruluyor ekmekten önce sofranabunun için bir bir uçuyor sevdiklerinbu yüzden öksüz, bu yüzden yetim kalıyorefendisi yetimlerin.niçin döndü bu rüzgar yol vermez dağlar mıymış?yine Ferhat kesildin bu ne canhıraş gönlümbağrını deldin diye dağlar da ağlar mıymış?ey insansen olmasaydıninsanlar ölmeyi öğrenmeden öleceklerdiyaşamanın özgül ağırlığınıkeşfetmeden yaşayacaklardıhayat fahişe erkeklerin elindebir yosma gibi hırpalanacakhangi mevsime el atsakelimizde yapış yapış bir şeyler kalacaktıacımı tartamayan aşkımı tartar mıymış?gönlüme yol vermeyen şu zifiri perdeyio cennet elleriyle lûtfedip yırtar mıymış?ey insansen olmasaydınYusufçuk kuşunun ne dediğiniyılanların niçin toprak yediğini bilmeyecektimherşey çift yaratılırken niçin birşey tek?bilmeyecektim bir gövdede mücevhere dönüşen taşıhem yol, hem yolcu, hem hedef olanıniçinde kopan amansız savaşıolmasaydın sençekilen dizde derman gözümdeki fer miymiş?kendimi bir kum diye atıversem çölüneona vurgun bulutlar üstümde gezer miymiş?ey insansenin sırrıngözyaşının terkibinde saklıymışbu gerçeği bir denizin dudağından öğrendimgecenin bir vaktinde bir sevgili ağlarkenbir dişi varlığını varlığına adarkenbir erkeğin ellerindeölüm havlu atarkenhaklıymışsöyle gönlüm bu sevda mahşere kalır mıymış?alışılmış sözcükler yükleyip kanadınaona doğru uçursam katına alır mıymış?ey insaney güneş hamilesibir kere doğarmışsınbin kez doğururmuşsunparmakların sevdanın kesilmeyen çeşmesionun için ağlıyor yeni doğan bebeklerdoğur, doğur ki dünya kaybetti gözlerinidoğur ey İsrafil’in nefesiey güneş hamilesisen olmazsan gemide bu tufan diner miymiş?gemilerin de yandı sil aklından dönüşüvakt indi yüreğim gidenler döner miymiş?ey insanhıncını hıncıma katsancını sancıma katpamuktan ellerini geçir yürek halkamaister ayağın katına çekistersen yerlere at.

  18. Ey İnsan! Rabbim seni seviyor, sana değer veriyor, seni önemsiyor, seni kendine muhatap kabul ediyor, beş vakit sana özel davet gönderiyor. Yürümelisin. Yorulsan da, zorlansan da yürümelisin. Yapabilirsin. Yolun açık olsun. • Ey insan! Dualarında kardeşlerin de yer bulsun… Vesselam HAYIRL CUMALAR CAN BIRA..

  19. Hayat Sabra DenktiOlmaz gönlüm, olmaz öyle! Keskin sirkenin akıbeti malûm. Dört mevsimi yaşayan bir cennetin bağrında büyüdün de sen, onun için böyle bir baharı ve yazı özlersin. İstersin ki çabuk geçsin fırtınalı sonbahar, ayaza durmasın kışlar. Dedim ya, sen dört mevsim hesabını yaparsın yaşarken duygularını. Ama bilmelisin herkes buralı değil. Bilmelisin, güneş görmeyen yurtlar var. Olmaz gönül, olmaz öyle. Yükün ağır bilmekteyim, baharı yaşamayanlarla kış nasıl geçer; onu da bilmekteyim. Ama şunu da bilmekteyim ki, sabredebildiğin ölçüde yaşarsın. Eminim ki, hayat sabra denktir. Ve sabır, tahammülün bittiği yerde filizlenir, maneviyat çeperlerini genişlettikçe boy atar, sırf Yaradan\’ı düşünerek fiiliyatta bulunduğun zaman neşv ü nema bulur. Sabır gönlüm, sabır! İçine çekerken, zehir gibi gelir tadı, boğulacağını zannedersin. Kanın çekilir yüzünden, bembeyaz olur sîman; yutkunursun, geri döner içinde düğümlenenler. Başını eğmek istemezsin; ama kaldıramazsın da öyle göklere doğru. Ağlarsın, gözyaşın akmaz. Haykırmak gelir içinden, zangır zangır gürültüler habercisi olur titreyen ellerin. Konuşursun yalnızca kendinle, dökersin içini; senden başkası duymaz bilirsin bunu. Sitemlerin dillenir haklı olduğunca, bağırırsın rahatlarcasına, ama sadece kendi içinde, ama sadece Yaradan\’la baş başa. Sonra gözlerin… Gözlerin nihai nokta olmak ister en sonunda. Durur öylece, bakar, bakar… Ve kimseler fark etmez neden donuklaştığını, kimseler anlamaz anlatmak istediği çifte derin mânâyı… Sonra çekip alıverirsin anlamlı bakışlarını ruhunu bir kenara bırakmışlardan. Yüzünü çekersin, yalan dünyanın yalancılarından. Alnındaki kırışıklıkları alıverirsin haberi olmayanların önünden. Doğruca bırakırsın asıl dergâha. Bağrına cennetler sığan seccadenin secdeliğine. Ve başlar böylece sabır maratonun. Korkma gönül, sen hele azmet sabır için, yüreğini koy ortaya, gör ne mânevî hediyeler paketliyor Yaradan… En masumane tavırlarına gaddarca yaklaşanlar olacak belki. İçindeki çocuk hafife alınacak… Anlatmak istediklerin değil, anlaşılamamış yanların konuşulacak. "Olsun!" diyeceksin, yüzündeki gülümsemeyi kaybetmeden. Yine de hüsn-ü zan edeceksin. Allah için söylediğini yine Allan için olduğu yerde bırakacaksın. Yaradanı alıp yüreğine, sırtını dayayıp tevhidin çınarına, akıbeti ukbâda düşüneceksin. Ve kalbin şöyle bir hafifleyecek, damarlarına giden iyimserlik yolunu tıkamadığından… Üzülüp acı çektiğin anlarda çileni hafife alanlar olacak belki… Öyle bir yanacak ki için, kimseye anlatamayacaksın. Günlerce ağlayacaksın gözyaşının lâhutî ikliminde. Sonra en yakınındaki, en yüreğindeki vuracak hislerini… Canım dediğin dönecek sırtını. Bir "ah!" çekeceksin derinden ve anlamaya çabalarken empatinin gücüyle, arkanı döndüğünde kimse kalmamış olacak. "Sabır" diyeceksin, yine sabır… Eyyüplerin torunluğuna yakışır sabır… "Bugün Allah için ne yaptın?" sorusu geldiği an kulağına, vereceği cevabı bulamayanların tedirginliği değil, en zor imtihanını başarıyla vermiş öğrencilerin rahatlığı olacak ruhunda. Başını yastığa koymadan "elhamdülillah" diyecek, rüyanda cennetten kesitler izleyeceksin belki… Ve sabaha erdiğinde, avucunda tuttuğun tesbih tanesi yine "yâ sâbır"la şakırdayacak… Faltaşı gibi açılıp kalacak gözlerin bazen de… Çok şaşıracaksın, çoook! Ya gönül… Kalb kırmak çok kolay oldu, kalbin değeri pazarlara bile çıkartılmaz oldu. Tatlı sözü unutanlar çok, şu hengâmesinden sallanıp duran asırda! Aldırma diyemem, aldıracaksın elbet, hislenip içerleyeceksin belki. Zannediyor musun ki, yüreğine aldıklarına söylediğin nazenin kelimeler, boşta kalır! İnanıyor musun ki, sevdiklerin için kurduğun lâtif cümleler, öksüz bırakılır! Yok gönül, yok! Sahibi var hepsinin. Bırak duymasın insanlar, bırak sertliği onlara! Bırak, tabularına kale yapsınlar! Yeter ki sabret gönül, asıl sahibini düşünüp sabret, başını sonunu kestiremediğin olaylarda bile… Bırak vursunlar ayıbını yüzüne, bir kusuruna binler cefâ taksınlar. Yaradan\’ın "Settar" ismi, beşerin hükmüne mi kalmış. Sen sabret gönül… Felaket tellalları susmasınlar isterlerse? Olumsuzluğu yaymanın zevkine doyamayanlara inat, bütün güzel düşüncelerini yay sere serpe. Zehrini ağzında taşıyan yılanın başını ezemesen de, bal damlasın dilinden. İbrahim\’in (as) ateşleri, gül olurken mi sunmuş Dostların Dostu şu ayetini: "Güzel söz, güzel bir ağaç gibidir ki onun kökü sabit, dalı ise göktedir." Sabır gücünün tükenirliğinden korkarsan bir gün, gel gir şu dizelerin sırlı havasına… İnan, kimse üzemez seni orda. Ve uzan o ağacın dallarından ötelere… Uzat ellerini ve bekle. Sabırla bekle gönül! En geç sûrun sesi duyulduğunda tutacak ellerinden Resuller Resulü. Pes etme, sabret gönül, sabret!…

  20. THANK YOU AHMEDHAPPY WEEKENDAND I AM SO HAPPY WITH YOUR FRIENDSHIPALWAYS IN MY HEARTKISSES

  21. Selman-ı Fârisî’den1- Gece ibadetlerini bırakma2- Sadık arkadaşını bir kabahatinden dolayı terk etme, zira o müsait bir zamanda hatasını telafi eder.Talha bin Abdullah’tanÇok zeliller vardır ki, hüsn-ü ahlâkı kendisini aziz eylemiştir. Sû-i ahlâk bir vahşettir ki, neticesi vahimdir.Hayasız bir ömürde hayır yoktur.***"Belaya şükretmek lazımdır. Çünkü küfür ve günahlardan başka bela yoktur ki, içinde senin bilmediğin bir iyilik olmasın! Allah, senin iyiliğini senden iyi bilir.""Bir sözü söyleyeceğin zaman düşün!" Eğer o sözü söylemediğin zaman mesul olacaksan söyle. Yoksa sus!""Allahu Teala\’nın her yaptığımızı her düşündüğümüzü bildiğini unutmamalıyız. İnsanlar birbirinin dışını görür. Allahu Teala ise, hem dışını hem içini görür. Bunu bilen bir kimsenin işleri ve düşünceleri edepli olur.""Ey nefsim, \’sonra tevbe ederim ve iyi şeyler yaparım\’, diyorsan, ölüm daha önce gelebilir, pişman olup kalırsın. Yarın tevbe etmeyi bugün tevbe etmekten kolay sanıyorsan, aldanıyorsun."Hayırlı Günler / Yeni Haftada herşey gönlünce olsun Değerli Ahmet kardeşim.Sevgiyle/Selametle/Hayırla/Dua ve muhabbetle kalın.

  22. Dinimizde hosgörü DİNİMİZDE HOŞGÖRÜ!!!‎İnsanlar topluluk halinde yaşadıkları için birbirleri ile iyi geçinmek, birbirlerinin haklarına saygı göstermek ve hoşgörülü davranmak zorundadırlar.Bizim için en yüksek ahlâk örneği olan sevgili Peygamberimizin insanlara karşı büyük bir hoşgörü sahibi olduğunu görüyoruz. Enes b. Malik diyor ki: «On yıl peygamberimizin hizmetinde bulundum, bana bir defa bile \’Öf\’ dediğini duymadım.»Allah Teâlâ Kur\’an-ı Kerim\’de gerçek mü\’minleri: «Öfkelerini yenenler, insanların kusurlarını bağışlayanlar» olarak övüyor ve insanlara karşı nasıl bir hoşgörü içinde olacağımızı öğretiyor.Düşünce ve inançları bizden farklı olan kişilere karşı davranışlarımız ölçülü ve hoşgörülü olmalıdır. Müslümanlar sadece kendi din kardeşlerine değil, tarih boyunca başka dinlerden olanlara karşı da hoşgörülü davranmışlardır.Her insanda kalbine giden yüz pencere olsa doksan dokuzu kapalı biri açık olsa, yine de biz gözümüzü o açık pencereye dikeceğiz ve bir yolunu bulup içeriye gireceğiz. Vazifemiz budur.Gönüllere girmek…Kalp kırmak değildir. Efendimiz\’de s.a.s. kalplerin efendisi değilmiydi."sevmeyi biliyoruz da kimi sevmemiz gerektiğini pek bilmiyoruz galiba"Buda çok güzel bir söz. Gerçekten kimi ne kadar seveceğimizi, kalbimizde ne kadar yer vereceğimiz bilmiyoruz. Mahbub-u Kulub olan Efendimiz s.a.s kimi ve neyi nasıl sevmişse bize düşen de o ölçülere uymaktır. Sevgide zirve insanının peşinden gitmektir . Bir hadisi şeriflerinde "Allahim sevgini, Seni sevenin sevgisini ve Seni sevmeye beni yaklastıranın sevgisini bana nasip et!" diyordu ve ölçüyü koyuyordu.Rabbim doğru insanlara sevmeyi hepimize nasıp etsin.AMİN Hayırlı günler dilerimMutluluk Hep Sizinle Olsun İnş… CANIM ABİMMMMMMM

  23. İlahi ve şeytani sevgi Şeytan, sadece kötülüğü değil, sevgiyi de kullanarak insanları doğru yoldan çıkarır.Hatta sevgiyle yoldan çıkardığı insanlar,kötülük ve vesveseyle yoldan çıkardığı insanlardan çok daha fazladır. İlk bakışta ismi bile güzel olan sevgi neden kötü olsun diye bir soru akla gelebilir.Fakat insanların çoğu hem dünya hayatlarında, hem ahiret hayatlarında yanlış kimseleri ve yanlış şeyleri sevmekten kaybetmiştir.Bunun sayısız örneği vardır.Bunun nedeni sevginin herkes tarafından güzel ve hoş bir duygu olarak tanımlanmasıdır.Bu yüzden sevginin beraberinde taşıdığı tehlikenin bir çok insan farkında değildir.Peygamber Efendimiz (S.A.V) "Kimi seviyorsan onunla berabersin" demiştir.İnsan kimi seviyorsa onunla arasında bir bağ oluşur.İman sahibi bir kişi, bütün kalbiyle sevmesi, yakınlaşması, bağlanması gereken varlığın Allah olduğunu bilir. Kendisine iman ettiği ve itaat ettiği takdirde, onu hem dünyada, hem de ahirette çok büyük ve sonsuz bir nimetle, kendinden bir sevgi ve hoşnutlukla müjdelemektedir. Bütün bunları da yalnızca kendisinden bir rahmet ve lütuf olarak karşılıksız bir şekilde vermektedir. O halde gerçek anlamda, herkesten çok sevilmeye, bağlanmaya layık olan yalnızca Allah\’tır. Nitekim Allah, müminleri "Yalnızca Rabbine rağbet et." (İnşirah Suresi, 8) ayetiyle uyarmaktadır. Allah\’ı seven bir insan Allah\’ın mümin kullarına karşı şefkat hisseder. Bu da, Allah\’ın bu insanlar üzerindeki tecellilerine duyulan gerçek sevgiyi oluşturur. Bütün bunlardan dolayı, sevgi ancak Allah\’ın zatına duyulur. O\’nun tecellilerine karşı duyulan sevgi ancak Allah kalpten ve hatırdan çıkarılmadan, O\’nun adına beslenebilir. İnsanın bir kimseyi veya bir eşyayı Allah\’tan bağımsız bir varlık olarak görüp de, onu, Allah\’ı sever gibi sevmesi, şirk koştuğunun en belirgin alametlerinden birisidir.Dolayısıyla şirk koşmanın temelinde yanlış ve haksız bir sevgi vardır. Sevgi konusunda, Rabbimiz bizleri birçok ayet-i kerime ile uyarmaktadır. Mesela Tevbe suresinin 24. ayetinde "De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kâr getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah\’tan, O\’nun Resulünden ve O\’nun yolunda mücadele etmekten daha sevimli ise, artık Allah\’ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah, fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez." buyurulmaktadır. Dikkat edilirse uyarıldığımız konu tamamen sevgiyle ilgilidir. Rahmani ölçüye göre sevgi sıralaması Allah, O\’nun Resulü ve O\’nun yolundaki müminler olmalıdır.Eşlerimizi,çocuklarımızı ,evlerimizi ve mallarımızı sevebiliriz ancak bunlara karşı duyduğumuz sevgi, Allah\’a, Resulüne ve O\’nun yolunda yaşamaya karşı duyduğumuz sevginin önüne geçtiği zaman, Rabbimizin azap ve musibet emrini beklememiz gerekir.Çünkü haddi aşan böylesi sevgilerin karşılığı ilahi nefret ve azapttır. بســــــــــــــــــــــــــــــــم الله الرحمن الرحــيــمDe ki: “Yarattığı şeylerin kötülüğünden karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.”(Felak 1-5)

  24. Sizin bakmaya bile kıyamadığınız bir kekliği, üveyiği; bir başkası üç gram eti için çekinmeden öldürebiliyor.Sizin öpmeye kıyamadığınız bir çocuğa, bir başkası olmadık fenalıklar yapabiliyor.Peygamber Efendimiz, "Öldüreceğiniz bir kuduz köpek bile olsa, ona işkence etmeyiniz" diye buyurmuşlardır.Her gün bir köpek öldürün, bir sene sonra insan öldürmekten çekinmez bir hale gelirsiniz.Her gün bir hayvanın öldürülüşüne şahit olun, bir zaman sonra, öldürmeyi kanıksamaya başlarsınız.Keklik, çulluk, bıldırcın gibi kuşların, yaban keçilerinin, tavşanların, ceylanların öldürülüşünü yakından gösteren bir av kanalının kısa sürede tutulması ve Türk toplumunda karşılık bulması; milletini ve devletini düşünen herkesi endişeye sevk etmelidir. Ama tam tersine; kanala reklâm verenlerin sayısı hızla artıyor. Devlet dâhil!Bir düşünün: Kış uykusundaki hayvanı bile hem öldürmekten hem de görüntülerini yayınlamaktan çekinmiyorlar. Bunu yapan kişi veya kişilerin eline, insan öldürmek için bir imkân düştüğünü hesap edin…İşkence etmeye alışmış olmak, insanın ruhunu aşındırır. Kendi çocuğuna merhamet etmeyen, ona sıklıkla şiddet uygulayan bir anne veya baba, bir başkasının çocuğu hakkında kim bilir ne düşünür?Sıklıkla "her şeyin başı eğitim", "eğitim şart" gibi sloganlar atılıyor. Eğitimin yanına din konulmayınca, yine doğru bir iş yapılmış olunmuyor. Mesela çocuk pornosuyla ilgili gözaltına alınıp tutuklananların neredeyse hepsi doktor, mühendis, subay gibi kimseler.Özellikle Doğu ve Güneydoğu\’daki birtakım istenmeyen, can yakan ve sıkan olaylardan sonra, hep bir ağızdan töreye saldırmak, bir alışkanlık haline geldi.Mütedeyyin camiaya hitap eden gazete ve televizyonlar bile töreye saldırma konusunda diğerlerini aratmadılar; "Törerizm" şeklinde manşetler attılar.Türkiye\’de geleneğin üstünü hafiften kaldırın, altından din çıkar. Her fırsatta geleneğe saldırılmasının birinci nedeni budur.Adına "töre" denilen her ne ise, onun içine İslam\’a aykırı bir şey kolay kolay giremez. Bana, törede olan, fakat dinimizde olmayan kaç şey gösterebilirsiniz? Sözgelimi kardeş çocuklarının birbirleriyle evlendirilmesi İslam\’a aykırı olsaydı, törede kendine yer bulamazdı.Ayrıca geleneklerin, törelerin yerine ne konulmak isteniyor, ona da iyi bakmak lazım.Mardin\’deki o korkunç olaydan sonra Kürt kökenli birçok arkadaşımla konuştum. Bunlardan bir tanesi de Mardinliydi. Arkadaşların söylediklerinin özeti şuydu:Son dönemde, bölgedeki dini şahsiyetlerin prestijleri, saygınlıkları kasıtlı olarak yok edildi; ayrıca toplumsal bilginin ve vicdanın üretildiği merkezler olan medreseler tamamen kapatıldı.Toplumda dargınlıkları barıştıracak, sorunları halledecek, insanları dizginleyecek, yüzlerine baktıkları zaman kızaracak kimse kalmadı ya da bırakılmadı.Politikacılar mı? Onlar zaten insanları kutuplaştırıp oy toplama peşinde… Korucular şu partiye, olmayanlar bu partiye vs.Dini şahsiyetler pasif hale gelince, iş hukuka düşüyor. Fakat hukukun ve kolluk kuvvetlerinin ulaşamadığı, göremediği yerler var. İşte orada Allah korkusu ve vicdan devreye giriyor. Bunlar yoksa eğer, dokuz aylık hamile kadını da, üç aylık bebeği de katletmekten çekinmiyorsunuz.Doğu ve Güneydoğu vilayetlerinde, devlet ile bölücü örgüt bir alan hariç, her alanda büyük bir çatışma içinde… Bir alan dedim ve şimdi de "din" diyorum.Allah, insan ruhunun bakir kalabilmesi üç sınır çiziyor: Can, mal ve namus emniyeti…Sizde Allah korkusu ve vicdan kalmamışsa, bırakılmamışsa; bu sınırlardan birini veya hepsini çekinmeden çiğneyebiliyorsunuz. Sonra da ortaya, Mardin\’de olduğu gibi, vahşet sahneleri çıkıyor.Arşive girmeden, eski gazeteleri ve interneti karıştırmadan, son zamanlarda işlenen vahşi cinayetleri aklıma getirmeye çalışıyorum. Sadece İstanbul\’dakileri.Gaziosmanpaşa\’da hayırsız evlat, annesinin kafasını keserek camdan aşağıya, caddeye atıyor.Gaziosmanpaşa\’da alt kattaki komşu, üst kattaki komşunun hanımını ve iki bebeğini vahşi bir şekilde katlediyor.Etiler\’de, bir delikanlı, kız arkadaşının kafasını gövdesinden testereyle ayırıyor.Güngören\’de genç bir mimarı işkenceyle öldürdükten sonra, cesedini varile koyup üzerine beton döküyorlar.Kayabaşı\’nda iki küçük erkek kardeş, öz akrabaları tarafından fidye için kaçırılıyor, sonra öldürülüyor, sonra tanınmasınlar diye yakılıyor.Silivri\’de, erkek kardeş; ağabeyi, yengesi ve dört yeğenini pompalı tüfekle öldürüyor.Fatih\’te, bir abla, on yaşındaki kardeşini bıçaklayarak öldürüyor ve bir ay boyunca çeyiz sandığında saklıyor. Kokmasın diye de, belli aralıklarla sandığı açıp cesedi naftalinliyor.Liste, korkunç örneklerle uzayıp gidiyor.Bu cinayetler ile Mardin\’deki cinayetlerin ortak noktası töre değil, insanlarda Allah korkusunun ve vicdanın kalmamasıdır.Önce, insanların neyi kaybettiğini hatırlaması gerekir.http://www.izdiham.com Yaptığınız ziyaretler ve yorumlar için Allah razı olsun kardeşim…Saygılarımla

  25. Süleyman peygamber (a.s.), uçan halısının üstüne binmiş. Başlamış ülkesinin üzerinde gezinmeye.. Dalmış o güzelliklere, büyülenmiş. Ne güzel şeylere sahibim diye geçirmiş içinden..Halı başlamış eğilmeye..Halının eğilmeye başladığını gören Süleyman a.s "halı doğrul" demiş.. Halı biraz daha eğilmiş.."Halı doğrul, ben cihan Sultanı Sultan Süleyman" demiş..Halı biraz daha eğilmiş..\’\’Halı doğrul, ben Peygamber Süleyman" demiş..Halı biraz daha eğilmiş..Süleyman Peygamber düştü düşecek.."Halı ne yapıyorsun, doğrul diyorum sana" Halı cevap vermiş: "Asıl sen doğrul Süleyman. Bunların hepsi Allah\’ın. Hiçbir şeyi kendinden bilme"Hayırlı cumalar Ahmed kardeşim! ALLAH\’a emanet olun!

  26. Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin mahtelefel-melevani ve teakabel-asarani ve kerraral-cedidani vestekbelel-ferkadani ve belliğ ruhahu ve ervaha ehl-i beytihi minnat-tahiyyete vesselame verham ve barik ve sellim aleyhi ve aleyhim teslimen kesiran kesira.Allah\’ım melevan, asaran, cedidan ve ferkadan yıldızları devam ettiği müddetçe Efendimiz Muhammed\’e (S.A.V.) salat ve selam eyle. O\’nun ve ehl-i beytinin ruhuna bizden saygı ve selam ulaştır.Şefkatinle sarıp sarmala ruhumu ey sevgili… ALLAH\’ın (c.c.) "habibim diye seslendiği, Kainatın efendisi, İki cihan güneşi, İyiler iyisi, Güzeller güzeli, Doğrular doğrusu, Efendimiz, Kurtarıcı Önderimiz, Müjdecimiz, Peygamberimiz, Alemin rahmeti, Cihanın zineti, Mahşer meclisinin seyyidi, Yer gök ehlinin medar-ı iftiharı… Ya Rasûlallah ! Semamız pek karardı, Nurunu özledik.Seni gözleyecek Veda tepesi aradı hep gözlerimiz… Nuruna hasret kalan ruhlarımız kirlendi. Buhran içinde kıvranıyor nurundan mahrum kalan özlerimiz… Kalplerimiz ağlıyor Sevgili efendimiz, Seni arıyor Senin için atıyor her dem. Anladık Senden başka can, Senden başka canan yok bize ! Gel ya Muhammed (sav) ! Gel ki paramparça olsun yine tüm putlar ! Gel ki dilşad olsun nuruna sevdalılar ! Gel ki dağılsın semamızdaki kara bulutlar ! Gel ki alem kurtulsun zulümdem, zulmetten ! Sen Seni istemeyenlere bile rahmetsin…بســــــــــــــــــــــــــــــــم الله الرحمن الرحــيــمOnlar Allah’ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığını sonra onu nasıl tekrarladığını görmüyorlar mı? Şüphesiz bu Allah’a göre kolaydır.2 De ki: “Yeryüzünde dolaşın da Allah’ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığına bakın. Sonra Allah (aynı şekilde) sonraki yaratmayı da yapacaktır. (Kıyametten sonra her şeyi tekrar yaratacaktır) Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.” O dilediğine azap eder dilediğine de merhamet eder. Ancak O’na döndürüleceksiniz Siz yerde de gökte de (Allah’ı) aciz bırakacak değilsiniz. Sizin Allah’tan başka ne bir dostunuz ne de bir yardımcınız vardır. Allah’ın âyetlerini ve O’na kavuşmayı inkar edenler var ya; işte onlar benim rahmetimden ümit kesmişlerdir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır( Ankebut 19-23)İnsanlar fakir olmaktan korkup dünyalık için çalıştıkları kadar, cehennemden korkup korunmak için ahirete çalışsalardı, mutlaka cennete girerlerdi. Yahya Bin Muaz) HAYIRLI CUMALAR SELAM VE DUA ILE ALLAH A EMANET OL

  27. GOOD DAY AHEMDTHANK YOU SO MUCH ALWAYS IN MY HEARTCYBER KISSES AND HAPPY WEEKEND A suprema felicidade da vida é a convicçãode ser amado por aquilo que você é,ou melhor, apesar daquilo que você é. The supreme happiness of life is the convictionof being loved for what you are, or better, although what you are.

  28. "Rüzgar esmeyince dal sallanmaz, Allah demeyince kalp uyanmazmış" Kalbim uyanır adını andıkça Anmayan kalbin hali ne olur zifiri karanlıklarda Seninle uyanır kalbler, seninle diri kalır bu bedenler.. Seninle kurtulur karanlıkların kuytusundan.. Anmazsam karanlık… Anmazsam Senden uzakta zülumdur dünya bana.. Karanlıkların kuytusunda bırakma Ya Rabbim.. Sensizlik zindanında mahkum etme bizleri.. Adını anmayan kalbi neyleyim.. Bu yürek emanet bu bedene, Senden gayrısını doldurursa içine, emaneti nasıl teslim edeyim.. Kalbimi Senin ile atmaya.. Seninle can bulup, Sana koşmaya aşikar eyle bedenimi.. Varlığımı rızanın yollarına kurban eyle.. Kalbime her daim adını andır.. her daim aşkın ile yandır.. Ya Rabbim.""Kula layık olan ibadet imişHidmet-i Hak acep saadet imiş" HÜDÂYİcumalarımız hayrola , dualarımız kabul ola.Allah razı olsun, selametle…

  29. Mustafa İslamoğlu\’ nun sunmuş olduğu Vahye Doğru isimli programda hocamız çok güzel bir ifade kullanmıştı.."İnsan dünyaya sahip olmaya değil, şahit olmaya geldi.."Bizde şöyle ekleme yapalım..Ey insan ! Sen dünyaya sahipliğe değil, şahitliğe geldin…

  30. RİSALEDEN BİR HAŞİYE Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl.Zîrâ feryad belâ ender, hatâ ender belâdır; bil.Belâ vereni buldunsa, atâ ender, safâ ender belâdır, bil.Bırak feryâdı, şükür kıl; mânend-i belâbîl demâ keyfinden güler hep gül mül.Ger bulmazsan, bütün dünya cefâ ender, fenâ ender hebâdır; bil.Cihan dolu belâ başında varken, ne bağırırsın küçük bir belâdan; gel, tevekkül kıl.Tevekkül ile, belâ yüzünde gül; tâ o da gülsün.O, güldükçe küçülür; eder tebeddül.Bil, ey hodgâm!Bu dünyada saadet, terk-i dünyada.Hudâbîn isen, O kâfidir; bıraksan da, bütün eşya lehinde.Ger hodbîn isen, helâkettir; ne yaparsan, bütün eşya aleyhinde.Demek terki gerektir, her iki halde bu dünyada.Terki demek, Hudâ mülkü, Onun izni, Onun nâmiyle bakmakta;Ticaret istiyorsan ger, şu fânî ömrünü bâkîye tebdilde.Eğer nefsine tâlip isen, çürüktür, hem temelsiz de;Eğer âfâkı ister isen, fenâ damgası üstünde.Demek değmez ki, alınsa; çürük maldır hep bu çarşıda.Öyle ise geç; iyi mallar dizilmiş arkasında HAYIRLI AKŞAMLAR BIRAY MINE DELAL…EN KALB-İ MUHABBETLERİMLE…AEO…KİB…DUA İLE KAL SELAMETLE…VESSELAM…

  31. Derler ki: Ansızın bir arslan geldi, adamın birini kaptı, ormana çekti götürdü.O adam, ormana doğru çekilip götürülürken ne düşündü ise, ey din üstadı, sen de onu düşün!Kazâ ve kader arslanı bizi ölüm ormanına doğru çekip götürüyor. Hâlbuki canımız dünyâ işleri ile, sanatla oyalanmaktadır.Nitekim halk da, boğazına kadar acı suyun içine batmış gibi yoksulluktan ödü kopar. İnsanlar yoksulluktan, fakirlikten korkacakları yerde, o yoksulluğu yaratandan, yâni Allah\’tan korksalardı, çekinselerdi, onlara yer yüzünde defîneler, hazîneler belirirdi.Halkın hemen hepsi de, gam korkusundan, gamın tâ kendisi olmuş, varlık kaygısı ile yokluğa düşmüşlerdir.MesneviMuhatabım başta kendi nefsimdir.Yazılanlar paylaşımdır. Hayırlı geceler AHMED Kardeşim A.E.O.

  32. SIRAYA GEÇME VE FELSEFİ YAKLAŞIMLAR……KLASİK TEPKİ: Sıraya geç kardeşimNEOKLASİK TEPKİ: Şeker kardeşim sıraya geçiverREALİST TEPKİ: Sıra varSÜRREALİST TEPKİ: Sallandıracaksın bunlardan ikisini Kızılay\’da bak bir daha yapabiliyorlar mı?ROMANTİK TEPKİ: Beyefendi galiba sırayı görmedinizNATURALİST TEPKİ: Sırana geçMODERN TEPKİ: Efendim insanımız eğitimsiz. Halbuki Avrupa da……POST-MODERN: Sırana geç lan ayı!UZLAŞIMCI: Acelesi olmasa öne geçmezdi; üzmeyin garibiDEVRİMCİ: Alt yapı sorunları çozülmeden halkımız sıraya geçmez. Devrim olunca herkes hizaya gelecekKADERCİ: iki dakika fazla beklesek kıyamet mi kopar? Kısmetse hepimizin işi görülürFELSEFECİ (septik-kuşkucu): Ön ve arka kavramları görecelidir.O tarafın ön taraf olduğuna kim karar verdi? Öne geçtiğini zanneden, aslında arkaya geçmiş olabilirKANT’ ÇI: Efendim algılanmayan şeyler yok demektir. Bakmayın o tarafa,adam yok olurKÖTÜMSER VAROLUŞCU: Herkes bir gun ölecek. Onurlu bir şekilde bekleyin. Bir gün o adamda ölecekİYİMSER VAROLUŞCU: Sıkmayın canınızı,su anın tadını çıkarmaya çalışın. Bakın ne güzel hayattasınız ve birileri önünüze geçebiliyor.HÜMANİST: İnsanlık bir bütündür. Birimiz hepimiz hepimiz birimiz için. Dolayısıyla birimiz öne geçince,aslında hepimiz öne geçmiş oluyoruzHayırlı geceler Cumanız mübarek olsun Ahmed kardeşim.(Güzel açıklamalarınızla duygu ve düşüncelerimize tercüman olmuşsunuz…Allah siz ve sizin gibi kardeşlerimizi eksik etmesin (amin) RABBİM yar ve yardımcınız olsun!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s