…Ve sen..Ellerimden tutsan….Yeniden “sabret” desen ve sabredecek kadar sadrıma huzur versen…

Sen ve Ben

Ellerimden tutsan…

Yeniden “bekle” desen ve bekleyecek kadar yüreğime su serpsen..

Susuzluğumu da sende fark ederim, suyu da… Nedir bu “ben”liğimdeki “ben” sevdası bana yol göster.

Terk etme beni, lâyık olmasam da, aç bana yüreğini ve denizlerini…

* * *

Yüzüm yok! Bu çırpınışlarda daralır yüreğim.

Yüzüm yok! Yine de sevmeni beklerim.

Yüzüm yok! Ben umudu senden öğrendim.

* * *

Sanmayın yüreğim durgun deniz, içimde bir Mûsa ve bir Firavun yaşar, benden çok ev sahibi…

Damarlarımdaki kan kadar kırmızıdır sevdam ve yüreğim bu sevdaya yanar.

Çelişkili ömrün son demlerinde koysam da bu savaşın adını, yine de ararım yalnızlığımda dostun kapısını…

Bir sır mıdır bu insanın içine akıtılan? Ve bu sırrın doğum sancısı mıdır bendeki başlayan?

Doğrulmak ve yeniden Mevlâ’ya ulaşmak için mi bu buram buram hüzün?

Ve sen..

Ellerimden tutsan….

Yeniden “sabret” desen ve sabredecek kadar sadrıma huzur versen…

Sonra ağlasam… Bu çaresiz ateşlenmelerimin ilacını sende bulsam… Bir yangın makamı bu kadar mı öfkeli eritir içimi? Bir sevda bu kadar mı özlenir?

Tövbeler ve tövbeler… Bu dönüşler korkarım kolay olmayacaktır… Puslu yılların ardından ölsem ve yeniden senin yolunda dirilsem…

Söyleme, lâyık olmadığımı n’olur söyleme…

Yokluğunda çok yandı, belki adam olur bu yürek şimdi seninle …

Ardından attığım adımlar kadar yol gitmişim hayatta… Senin ismini duyduğum kadar sesler kıymetlenmiş… Ve seni andığım kadar zaman günahlara “dur” demiş…

Karanlıklar vadisisinde kalbim, bir kibrit yakmanı beklerim.

Neresindeyim bu hayatın ve senin kalbinde miyim?

Alır beni bu esen düşünce rüzgarı ve iklimlerim yokluğunda acıtır ve üşütür içimi…

Yalnız sende var yüreğimin nefesi…

Bil ki, ben âcizim; bil ki hatalarımla dolu yüreğim ve çaresizim…

* * *

Sen…

Tutsan ellerimden…

Yine içime baksan ve titrese tüm benliğim taa ki son nefesime kadar…

Sonra değişse tebessümlerim… Bir hikayesi olsa çilelerimin..

Seni anlatsam… Anlatsam… Anlatsam..

Yer-gök beni arasına alsa… Kâinatı okusam…

Açsan ellerinle perdelerimi ve şereflensem dost cemali ile…

Bir yangın bu kadar mı güzel olur şimdi?

Ruhlar hapishânesiymiş ya dünya, sen beni kurtarsan…

Kalbimin kilidini tek bakışınla kırsan!..

Sevginin derinlerinde yalnız seninle kaybolsam…

Bir ömür bu, bitmeye adanan… Bir insanım ben, kendini tanımayan!

N’olur… Söyleme layık olmadığımı!. Sen de beni bırakıp gitme…

* * *

Sevgim, tek gerçeğim!..

Bu yolda imanımın derdindeyim ve yine tek senin izindeyim, tek senin kapında dizüstü çökmekteyim ve yalnızca “gel” demeni beklerim…

Fatma ALADAĞ

www.sebnem.org

Reklamlar

41 Yanıt

  1. Tövbeler ve tövbeler… Bu dönüşler korkarım kolay olmayacaktır… Puslu yılların ardından ölsem ve yeniden senin yolunda dirilsem…Allah c.c. razı olsun oğul. gönlüne sağlık.

  2. Ellerimden tutsan….Yeniden “sabret” desen ve sabredecek kadar sadrıma huzur versen…Sonra ağlasam… Bu çaresiz ateşlenmelerimin ilacını sende bulsam… Bir yangın makamı bu kadar mı öfkeli eritir içimi? Bir sevda bu kadar mı özlenir EMEĞİNE, ELELRİNE, YÜREĞİNE SAĞLIK CANIM KARDEŞİM ,ÇOK GÜZEL BİR PAYLAŞIM OLMUŞ . İNAN ŞUAN ÇOK DUYGULANDIM .RABBİM EBEDİ SEVGİDEN AYIRMASIN . RABBİM SENİN GİBİ MÜCAHİDLERİ KORUSUN. HAYIRLI GECELER. CAN AHMED KARDEŞİM

  3. N’olur… Söyleme layık olmadığımı!. Sen de beni bırakıp gitme…* * *Sevgim, tek gerçeğim!..Bu yolda imanımın derdindeyim ve yine tek senin izindeyim, tek senin kapında dizüstü çökmekteyim ve yalnızca “gel” demeni beklerim…NE KAGAR GÜZEL SADE VE YALIN BİR ANLATIMDI .tekrar tekrar okudum fatma kardeşimizin ve senin gönlüne sağlık abiiALLAH c.c ebeden daimen razı olsun rıza göstersin inş.hoşça bak zatına selam ve dua ile …

  4. Öyle bir yerdeyim ki Rabbim,Beni kurtar bu yerden…Elimi uzatsam tutan yok…Sen uzat gönlüme ellerini…Duyur Resulune hasretimi.öyleHasretim ki Sizlere Rabbim.Bir annenin çocuğuna olan hasretiKadar büyük hasretim size…Bilirim ki merhametin de annenin çocuğuna olanMerhametinden daha büyük ve Yücedir…Merhametin,rahmetin hürmetine beni yolundan ayırma…Bilirim ki sen Dilediğin kullarını yoluna iletirsin…Beni sapıkların yolundan eyleme Ne olur…Yüreğim kan ağlıyor Rabbim…Gözümden yaş tükenmiyor Allah ım…Varsın bu gözyaşlarım kurban olsun yoluna…Senin için akıttığım göz yaşları hürmetine yolundan döndürme beni…Sen Rahman ve Rahimsin…Dualarımı ve tüm dua edenlerin dualarını kabul et…AMİN… Allah razı olsun abim. selametle….

  5. HAYIRLI GECELER YİNE ÇOK GÜZEL BİR PAYLAŞIM OLMUŞ YÜREĞİNE SAĞLIK AHMED KARDEŞİMNERDESİNGECELEYİN BİR SES BÖLER UYKUMUİÇİM ÜRPERMEYLE DOLAR NERDESİNARIYORUM YILLAR VAR Kİ BEN ONUAŞIKIYIM BENİ ÇAĞIRAN BU SESİNGÜN OLUR SÜRÜYÜP BENİ DERBEDERBU SES RÜZĞARLARA KARIŞIR GİDERGÜN OLUR PEŞİMDEN YÜRÜR BERABERANSIZIN HAYKIRIR BANA NERDESİN?BÜTÜN SEVGİLERİ ATIP İÇİMDENVARLIĞIMI YANLIZ ONA VERDİM BENELVERİR Kİ BİR GÜN BANA DERİNDENTA DERİNDEN BİR GÜN BANA GEL DESİNAHMET KUTSİ TECER

  6. Nur-ıaynım iki gözüm bildinmi neydi sabır? Ya neydi kirpiğinin kıvrığına tutulup kalan burukluk.Hani neydi nesre çevrilemeyen söz. Neydi bilgiye adanmış ayazların derununu dolduran acı.Sabır bir aydınlık sabır bir teselli… Büyük sahraya yağmur…istiridyeye inci… Sabır göz pınarlarını kurutan ferahlık; Sabır hüzünler kulübesinin ışığı… Eyyub ile Yakub Derviş ile Sultan… selam ve dua ıle kardesım

  7. Yüce ALLAH Kuran’da şöyle beyan eder; “Kim Rabbine kavuşmayı arzu ederse salih amel işlesin ve Rabbine (yaptığı) ibadete hiç kimseyi ortak etmesin!” (Kehf/110). Cenâbı Hakk\’ın sevgisine ulaşabilmek için, Kur\’ânı Kerîm\’de sevgi kelimesi ile vurgulanan özellikleri çok iyi bilmeli, hepsini uygulama gayreti içinde olmalıyız.Ankebût 29/69: Bizim uğrumuzda mücahede edenleri elbette yollarımıza eriştiririz. Şüphesiz ki Allah, ihsan edenlerle beraberdir. selamün aleyküm Rabbim samimi,ihlaslı müslümanların sayısını arttırsın inşALLAH.ALLAH razı olsun.selam ve dua ile…

  8. Sevgim, tek gerçeğim!..Bu yolda imanımın derdindeyim ve yine tek senin izindeyim, tek senin kapında dizüstü çökmekteyim ve yalnızca “gel” demeni beklerim…Çok güzeldi can ahmed abim ALAH C.C razı olsun emeğinize sağlık inşaALLAH Selam ve dua ile..

  9. selamün aleyküm, bana gelen bir e-mail sizin bu güzel alanınızı bulmamı sağladı.sizi tanımıyorum ama yazılarınızı merakla okuyorum.Yazılarınız çok güzel ve değerli.Rabbim hayattaki manevi güzellikleri yazılara nakşederek bizlerin görmelerine vesile olan siz ve sizin gibi kullarından razı olsun.Dualarda hatırlanmak ümidiyle…

  10. Nefsini Bilen Kendini BilirKendini Bilen Rabbini BilirÖlüm, insanoğlunun kaçınamayacağı bir gerçektir. Kur’an-ı Kerim’de “Nerede olursanız olun, sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile ölüm size ulaşacaktır.!”1 buyrulmaktadır. Tam olarak farkına varmasak da ölüm, hayatımızın en yalın ve en gerçekçi yanını temsil etmektedir. Nasıl ki hayat Yüce Allah’ın bir ihsanı ise, ölüm de O’nun bir fermanıdır. İnancımıza göre ebediyyen baki kalacak olan sadece Yüce Allah’tır. Mülk suresinin “O, Allah ki, hanginizin daha güzel işler yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yarattı”2 mealindeki 2. ayeti ölüm ve hayatın yaratılış sırrını çok açık bir şekilde gözlerimizin önüne sermektedir. Ölümün hikmeti, insanın imtihanında saklıdır. Ölümle hayat sona ermeyecektir. İnsanı ölümden sonra sonsuza dek sürecek olan bir hayat beklemektedir. İşte insan, iyi ya da kötü işlediği her şeyin karşılığını ahiret yurdu dediğimiz bu ölüm sonrası hayatında görecektir. Ölüm bir taraftan insanın hesap vermesi ve sorumlu tutulması hakikatine kapı aralarken, diğer taraftan da fani olan insanın ebedileşmesinin de ilk basamağını teşkil etmektedir. Bu açıdan ölümü, tıpkı hayat gibi, ahiret yurdunda ebedi mutluluğa ulaştıran bir vasıta ve nimet olarak algılamak da mümkündür. Ölüm insan için en büyük ibret ve en etkili öğüttür. Ölüm gerçeğinden uzak olarak sürdürülen hayatlar yitik ve ziyan edilmiş hayatlardır. Sonu da apaçık hüsrandır. Dünyaya hiç ölmeyecekmiş gibi bağlananlar kuşkusuz aldanmışlardır. Aslolan hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, hemen ölecekmiş gibi de ahiret için çalışmaktır. Ölmeden önce ölmek ve kalıcı mutlulukları dünyanın geçici zevklerine feda etmemek gerekir. Ölümle her şeyin biteceğini zannedip, sürekli nefsin arzuları peşinde koşmak, hayatı zevki sefaya adamak ve bunu bir yaşam felsefesi haline getirmek çok büyük yanlışlıktır. Bu düşünce, insanları değer tanımazlığa ve her şeyi mubah görmeye insanı iman açısından da son derece tehlikeli sonuçlara götürür. Unutmayalım ki ölüme hazırlık, İslam’ın ön gördüğü hayat programına tabi olmakla mümkündür. Onun için insan, zaman zaman yaşadığı hayata bakmalı, geçirdiği ömrünün aşamalarını gözden geçirmeli ve hesabı verilebilir bir hayat sürüp sürmediğini muhasebe etmelidir. İslam’ın hayat programına uygun hareket eden, insani değerlerle barışık yaşayan, hileden, yalandan, iftiradan, fitneden, fesattan, kalp kırmaktan, devlet malına el uzatmaktan, cana, mala, namusa tecavüzden sakınan, hayatı boyunca insanlık için artı değerler üretme gayreti içinde olan insan, ölüme hazırlık yapmış demektir. Bu kimseler için ölüm, artık korkulacak bir şey değil, Mevlana’nın ifadesiyle bir vuslat, kavuşma ve buluşma vesilesidir. Bu zaman dilimi, ömür boyu arzu edilen Yüce Yaratıcıya kavuşmanın ilk merhalesidir. Ölüm sonrası hayatın mutluluk kapısını aralamak için dini görevlerimizi, ibadetlerimizi ihmal etmeyelim, sosyal sorumluklarımızın gereğini yerine getirelim. Ölümün bize hiç de uzak olmadığını.. Ölümle hayat arasında çok ince bir çizginin bulunduğunu unutmayalım. Ölüm meleği hangi bir yerde ve beklemediğimiz bir anda bizi selamlayabilir, tıpkı çok sevdiklerimizi selamladığı gibi. Neylersin ölüm herkesin başında, Uyudun uyanamadın olacak, Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında? Bir namazlık saltanatın olacak, Taht misali o musalla taşında.selam ve dua ile Allah a emanet ol

  11. N’olur… Söyleme layık olmadığımı!. Sen de beni bırakıp gitme…Affetmene ihtiyacım var….Allah razı olsun oğlum..

  12. Sevgim, tek gerçeğim!..Bu yolda imanımın derdindeyim ve yine tek senin izindeyim, tek senin kapında dizüstü çökmekteyim ve yalnızca “gel” demeni beklerim…hayırla kalın En Emin olan Allah azze ve celleye emanetsiniz selam ve dua ile

  13. VE BİR GÜN….Ve bir gün bizlerde geri döneceğiz…Bizi yaratanın bizi var edenin…Bize geçici olarak ömür verenin…Önünde saf saf durarak…Hayatımızın her saniyesi adına…Aldığımız her nefesin…Attığımız her adımın…Baktığımız her mekanın…Hesabını vermek adına…Mahşer meydanına…Elbette bizde birgün geri döneceğiz…Varlığı sonsuz olanım…Sana olan aşkımı sonsuz eyle…Varlığı başkasına imkansız olanım…Sana olan sevgimi…Cemalini görmek adına imkan eyle…SENSİN cebrail ile…Efendimize haberler gönderen…Bize olan sevgini…Aracılar ile Söyleyen…Kuluna rahmetini açıklayan…Ve rahmetinde sırlar gizli olanım…Hey sahibim…Kalbimin herşeyi…Gönlümü senden başkasına…Sevginin değerini bilmeyene…Hiç satmadım…Sana olan sevgim itaatımdandır…Ben senden başkasını…Bu kadar özlemedim…Ben senden başkasına bu kadar aşık olmadım…SEN bizlere yardım edersin…SEN gönlümüze genişlik verirsin…SENİN adın ve şanın yücedir…Kapına gelenleri boş çevirmezsin bilirim;SENDEN SENİ…İstiyorum…Haykırıyorum…Bu hayat sensiz bir hiç…Senin olmadığın heryer hiçlik ötesi hiç… Allah cc. razı olsun, üçaylarınız mübarek olsun.Esselamü Aleyküm.

  14. Sanmayın yüreğim durgun deniz, içimde bir Mûsa ve bir Firavun yaşar, benden çok ev sahibi…Damarlarımdaki kan kadar kırmızıdır sevdam ve yüreğim bu sevdaya yanar.Çelişkili ömrün son demlerinde koysam da bu savaşın adını, yine de ararım yalnızlığımda dostun kapısını…Bir sır mıdır bu insanın içine akıtılan? Ve bu sırrın doğum sancısı mıdır bendeki başlayan?Doğrulmak ve yeniden Mevlâ’ya ulaşmak için mi bu buram buram hüzün?selam ve dua ile can ahmedim Allah razı olsun ne güzel bir paylaşım emeğine sağlık ablası…

  15. Hayatın Dokusunun Bir İpekle İnce İnce Dokunuşunun Adı: SABIR- Kiminin susmak ve biriktirmek sandığı bir tepki biçimi.- Açlığa, susuzluğa, yokluğa ve çokluğa, dengeli bir bakış ve yaşayışın onurlu adı.- Hazları erteleyebilmenin, hayran bırakan görüntüsü.- Herkesin ulaşmaya çalıştığı bir mertebe.- Kimi zaman elimizle ettiğimizin sonucu, kimi zaman, bizim dışımızdaki oluşmuş dalgaların, başkasının rüzgarıyla bizim sahili dövmesine karşı direnmenin adı.- Hayat yolunun asfalttan çıkıp taşlı yollarla devam ettiğinde, ayaklarımıza batan taşlara rağmen, çarığımızı yenileyip yola ve yolculuğa devam etmenin adıdır sabır.- İnsanı ve olayları doğru okuyup, hayatın atmosferinin de aynen hava durumu gibi, kimi güneşli, kimi karlı yağmurlu olduğunu bilerek, fırtınanın dineceğine dair inancını yüreğine kilitleyip kendine düşeni yaparak gözümüzü ufka, dilimizi esmaül hüsna ya bağlayıp beklemektir…Selam ve Dualarla can abim Allah (c.c.) Razı olsun…

  16. ben sustumEy yâr, susuşum sözümü esirgemekten değil. Sana değen sözleri çoktan yitirdim; dudağım avare, dilim perişan. Aklım ermiyor ki, sustuğumu bileyim. Kalbim ayılmıyor ki sana hitap edeyim. Kelimelerin sıcağı kaçmış, hece hece küllenmişler; sükût lehçesinde aç susuz bir mülteciyim şimdi. Seni taşa benzettiler. Öyle dilsiz, öyle hayatsız, öyle duygusuz diye. Değirmende konuşan taş değil midir peki? Acıyı öğütüp ekmek eyleyen senin dönüşün değil mi? Sen değil misin kabrimi bekleyen sadık yâr? Dillerin sustuğu yerde sen değil miydin ısrarla adını söyleyen unutulanların? Sen değil misin nice dertlinin derdini hiç itirazsız dinleyen? Sahiden taş mı kesildin? Oysa, sen sözlere efsûn bağışlayan dudaksın. Nefesi boşluğun hapsinden kurtarırsın. (Belki de her ses bir mahpusun kırılmış zincirlerinin şakırtısıdır.) Sana değdiği yerde dirilir sessizlik. Sana vuruldukça hece hece kanatlanır suskunluk; şiirlerin ufkuna yükselir söz, öykülerin kuytularında giyinir. Sen, dağı delen Ferhat_sın; söz ki dağı kar gibi eritir de Şirin yâri sımsıcak kucaklar. Sen Aslı_ya Kerem_sin; ses ki çatlak dudaklardan sızan kevserdir. Sen Kerem_in Aslı_sın; söz ki tek bir hecesi bizi varlığın koynuna saklar; _Ol!_sözü hatırına yokluk varlığa yüz bulur. Taşın sözü yok mudur ey yâr? Taş dediğin konuşur. Zamanın dudağıdır. Çatlaklarından acılar sızar; kuytularında çocuk gülüşleri gibi neşeler saklar. Taş dediğin susar. Zamanın dilidir; bir bakışında nice gürültüyü susturur; anlamsız telaşları dağıtır, hoyrat koşturmaları durdurur. Kadîm zamanlar içinden sızıp gelen bir kan gibidir taş; nabzımızı doldurur. Taş zamanla eskimez mi? Sen zamansın, ey yâr, gelir ve gidersin. Saatlerin kadranında uslu uslu gezinirsin amma saçlarımı değil sadece kemiklerimi dağıtırsın. Usulca sokulursun odama; _tik-tak_, sadece _tik-tak_, eşyalarımı değil sadece beni de benden çalarsın; elbisemi değil sadece tenimi de soyarsın. sevdiğimle arama ayrılıklar koyansın. Sen çoğaldıkça ben azaldım; seni tükettim derken ben tükendim. Sen zamansın, ey yâr, pek kıskançsın. Taş kesilmişsin ki sana vefasız dediler. Tanımazmışsın beni. Adımı bile anmazmışsın. Güzellikten hiç anlamazmışsın. Mehtabı kucaklayan sen değil misin her defasında? Günün ilk ışıkları sana koşmadı mı her sabah? Nice surlarda masum bebekleri bekleyen sendin. Nice sütunlarda fısıltılı dualara fısıltını ekleyen sensin. Köprülerde kemerlerde yâri yâre kavuşturan senin metanetin değil mi? Çeşmelerden serin sulara yol veren senin serinliğin değil mi? Dereler boyu suların elinden tutup şarkılar söyleyen sen değil misin? Aslında kendi taşını dikiyor değil mi insan? Her gün bir önceki günde bırakırız bedenimizi. Her yeni günün sabahında eskimiş bedenlerini yüklenir gibi insan. Sanki yakamızda çocukluk fotoğrafımızı taşır gibi yürürüz yeni zamanlara. Kendi cenazesini kaldırır gibidir insan. Baktığımız her yüzün ardında eskimiş yüzler saklıdır. Şimdiki bedenimiz daha öncekilerin başını bekleyen konuşkan bir taştır. Ölmüş yanlarımızı hatırlatır. Bir taş gibi ağırlaşır gözlerimizin karası. Var-yok arası bir titreyişe dönüşür nefesimiz. İki nefes ortasında dikilir taşımız. Taştan taşa koşar bakışımız. Hatıralarda saklı, solgun fotoğraflara nakışlı yüzler üzerine uzanır gölgesi. Sen değilsin; taş benim ey yâr. Kendimi taşımaya mecâlim yok. Kendime söyleyecek sözüm yok. Kabrimden kalbine taşınıyorum ey yâr. Suskunluğum taş olmaklığımdan. Sözsüzlüğüm sözümü taşa devrettiğim için. Bağrımda ağır ve soğuk bir suskunluk… / Taşıdığım sensin ey yâr. / Söze sığdıramadığım. / Ve hiç susturamadığım. / Ne oldu kalbime? / Katılaştı, katılaştı. / Taştan da katılaştı. / Ağlarsa, taşlar ağlar. / Ben ağlayamadım; sen ağla… / Taş değil misin ey yâr? SENAİ DEMİRCİ

  17. Sabır Üçtür——————————————————————————–Dördüncü Sualiniz: اِنَّ اللّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ -1- de hikmet ve gaye nedir? Elcevap: Cenâb-ı Hak, Hakîm ismi muktezası olarak, vücud-u eşyada, bir merdivenin basamakları gibi bir tertip vaz etmiş. Sabırsız adam, teennî ile hareket etmediği için, basamakları ya atlar düşer veya noksan bırakır, maksut damına çıkamaz. Onun için hırs mahrumiyete sebeptir. Sabır ise, müşkülâtın anahtarıdır ki, اَلْحَرِيصُ خَائِبٌ خَاسِرٌ * وَالصَّبْرُ مِفْتَاحُ الْفَرَجِ -2- durub-u emsal hükmüne geçmiştir. Demek, Cenâb-ı Hakkın inâyet ve tevfiki, sabırlı adamlarla beraberdir. Çünkü sabır üçtür: Biri: Mâsiyetten kendini çekip sabretmektir. Şu sabır takvâdır; اِنَّ اللّهَ مَعَ الْمُتَّقِينَ -3- sırrına mazhar eder. İkincisi: Musibetlere karşı sabırdır ki, tevekkül ve teslimdir. اِنَّ اللّهَ يُحِبُّ الصَّابِرِينَ *اِنَّ اللّهَ يُحِبُّ اْلمُتَوَكِّلِينَ -4- şerefine mazhar ediyor. Ve sabırsızlık ise Allah\’tan şikâyeti tazammun eder. Ve ef\’âlini tenkit ve rahmetini itham ve hikmetini beğenmemek çıkar. Evet, musibetin darbesine karşı şekvâ suretiyle elbette âciz ve zayıf insan ağlar. Fakat şekvâ Ona olmalı; Ondan olmamalı. Hazret-i Yakup Aleyhisselâmın اِنَّمَا اَشْكُو بَثّىِ وَحُزْنِى اِلَى اللّهِ -5- demesi gibi olmalı. Yani, musibeti Allah\’a şekvâ etmeli; yoksa Allah\’ı insanlara şekvâ eder gibi "Eyvah! Of!" deyip "Ben ne ettim ki bu başıma geldi?" diyerek âciz insanların rikkatini tahrik etmek zarardır, mânâsızdır.Üçüncü sabır: İbadet üzerine sabırdır ki, şu sabır onu makam-ı mahbubiyete kadar çıkarıyor, en büyük makam olan ubudiyet-i kâmile cânibine sevk ediyor. ———————————1- "Şüphesiz, Allah sabredenlerle beraberdir." (Bakara Sûresi: 2:153; Enfâl Sûresi: 8:46.)2- "Hırslı olan kimsenin ümidi boşa çıkar ve hüsrâna uğrar." "Sabır, ferahlık ve genişliğin anahtarıdır." Münâvî, Feyzü\’l-Kadîr, 6:298, no. 9318; Aclûnî, Keşfü\’l-Hafâ, 2:21. 3- "Allah takvâ sahipleriyle beraberdir." Bakara Sûresi: 2:194. 4- "Muhakkak ki Allah tevekkül edenleri sever." Âl-i İmrân Sûresi: 3:159. "Muhakkak ki Allah sabredenleri sever." (Âl-i İmrân Sûresi: 3:146.) 5- "Ben derdimi de, üzüntümü de ancak Allah\’a şikâyet ederim dedi." (Yusuf Sûresi: 12:86.) Sevginin derinlerinde yalnız seninle kaybolsam…Bir ömür bu, bitmeye adanan… Bir insanım ben, kendini tanımayan!N’olur… Söyleme layık olmadığımı!. Sen de beni bırakıp gitme…* * *Sevgim, tek gerçeğim!..Bu yolda imanımın derdindeyim ve yine tek senin izindeyim, tek senin kapında dizüstü çökmekteyim ve yalnızca “gel” demeni beklerim…S.A. YA İŞTE NE DİYİM SANA BEN CAN BIRA HER ZAMANKİ PAYLAŞIMLARINDAN ALIŞTIM ARTIK YANİ YİNE YÜREĞİNE SAĞLIK OLSUN O GÜZEL YÜREĞİN DERT GÖRMESİN RABB\’İMİN KATINDA BU HİZMETLERİNİN KARŞILIĞINI ALIRSIN İNŞ…YAPMIŞ OLDUĞUN BÜTÜN HASENATLARINA BİR DEĞİL BİN YAZSIN…EN KALB-İ MUHABBETLERİMLE…HAYIRLI VE NURLU GECELER…HERKESE SELAM SÖLE ACİZANE KARDEŞİNDEN…DUALARLA…VESSELAM…

  18. selamun aleykum hayırlı gecelerdılıyorum kardeşim SAHTE IŞIKLARI SÖNDÜRDÜM DE GELDİM RABBİM ben sahte uzaklıkların sürgünü ben eğreti vuslatların esiri ben yalan yolların yolcusu ve ben sönmüş ışıkların yansıması… Bu gerçekle Rabbime sesleniyorum… Tüm kaybedişlerimin nedeni Seni aramadığım içindi Her boşluğa düşüşüm Senin ellerimden tutacağını düşünemeyişimdendi… Ve Rabbim her düşüşlerimde Kanayan yaralarım için isyan edişlerim Hep bu nedenleydi… Açtığım ellerime dökülen dualarda Hep kendim , hep ben vardım… Yine bencillik ettim biliyorum Oysa ki… Avuçlarıma dökülen göz yaşlarım… Ve sana olan özlemlerim olmalıydı… Sana olan sevdam olmalıydı Avuçlarımı dua dua kuşatan… Bütün sürgünler sana Bütün hasretler sana Ve bütün vuslatlar sana olmalıydı… Ve işte Rabbim kapındayım Affet beni… Yağdırdığın rahmet yağmurundan Sağnak sağnak nasiplenirken Ben kendimi kupkuru çöllerde gördüm Nasılda kördüm… Nasılda kördüğümdüm… Aklım kafi gelirken gerçekleri anlamaya Akledemedim… Ve Rabbim bu aciz kul… Gerçekleri göremediği için kör geldi sana… Sözlerine kulak veremediği için sağır geldi sana… Seni layıkıyla anmadığı için dilsiz geldi sana… Her vakit açmadığı için elsiz geldi sana… Çağrına koşarak gitmediği için ayaksız geldi sana… Ve Rabbim… Bütün sahte ışıkları söndürüp geldi sana… Nurunla aydınlanmaya geldi… Sana geldim… …RABBİM… Sana geldim…Alıntı

  19. EN UZAKTAKİ YAKINDIR BAZENEn uzaktaki en yakındır bazen Bazen elinin değemediğine yüreğin değer, yüreğin dokunurYüreğinin dokunduğu teselli eder seni,Yaralarını sarar, düğümlendiğinde boğazınNefes aldırır sana…Tekrar tutunmak istediğinde hayata, Sıkıca tutar elinden…Hayatın bütün virajlarından canın acımadan döndürür seni,Yaraların bile çabuk iyileşir o zaman.Taşlı sulardan ayakların kanamadan geçip gidersin, Düştüğün kuyulara bile ya bilerek düşersin,Ya da kenarından geçip gidersin.Hayat ve içindeki her şey, Bir yolculukta camdan seyrettiğin görüntülere döner.Resmin dışından bakarsın hayata.Uzaktakinin gerçek yakınlığı teselli eder seni,Seni asıl bilenin ve en çok sevenin tesellisidir bu aslında,O seni bilir, ne ile mutlu olacağını, neyi seveceğini de bilir.Hangi merhemin iyi geleceğini de yine en iyi O bilir.Yarayı açan da merhemi süren de O dur.Eğer duyabilirsen içindeki Ona ait sesi,Sesini duyurmuş bir garibin, yorgun ama mutlu bakışıyla, Gözlerini kaldırıp gökyüzüne, Ona bakarsın,Bilirsin, sen her konuşmak istediğinde sadece ve sadece O hazırdır.En yakın ama, en uzak da olabildiğin O dur aslında,Sen seçersin Ona uzak ya da yakın olmayı,Hayatındaki bütün mesafelerde Onun izi vardır.Ona yakın olduğunda her şeye de yakınsındır aslında,Sorduğu her soruda kendini göstermek ister sana,Hayatın eli en tatlı dokunuşlarıyla okşarken seni,Sen şifreyi çözmeye çalışırsın. Bu sırada hayatındaki yakınlar ve uzaklar yer değiştirir,Yakın bildiklerin uzak, uzak bildiklerin de yakın olur.Çözemediğinde tekrar tekrar sorar sorularını, hiç bıkmadan,Şifreleri hayatın içinde gizler, çözdükçe güçlenirsin,Her bir soru arasında sana teselli zamanları bırakır,Yorulduğunu Ondan iyi bilen var mıdır?Soruyu çözemediğinde ise soruyu sevmeye çalışırsın,Hatta bir adım öteye giderek soruyu soranı da seversin,Gerçek uzaklık nedir aslında ya da gerçek yakınlık …Bildiklerin midir yakın olan, uzaklar hep bilmediklerin midir. Ey uzak görünüp de en yakın olan;Sana yakınlığımı artır Ey soruları soran;İstediğim bütün uzakları benim için yakın eyle,Kalbimi sıkan bütün yakınları da uzak eyle,

  20. Seni koruyan kimdir:Adl-i şâhîdir hakikat pâsbânSanma çavuş u asesdendir eman 4/743Sanır mısın ki haydutun şerrine karşı malını ve canını koruyan şey sokaktaki bekçi ya da çavuştur. Hayır, gerçekte sen bu güvenliği padişahın adaletine borçlusun. Çünkü o baştır, bunlarsa el ayak. Adalet baştan başlar, elden ayaktan değil. O havuzdur bunlar çeşme, havuzda ne varsa kurnalardan o akar. Korkmaya da sevmeye de layık olan çavuş değil padişahtır. Sen iyiliği de kötülüğü de Şahların Şahından bil, ona istinad eyle.

  21. Lutfun da hoş kahrın da:Ey cefâ-yı tu zi-devlet hûbterVe\’ntikâm-ı tu zi-cân mahbûbter 1/1631Aşıkem ber-kahr u ber-lutfeş be-ciddBu\’l-aceb men âşık-ı in her dü zıd 1/1635Ey cefası mutluluktan güzel, intikamı candan daha sevimli olan! Ben senin lütfuna da aşığım kahrına da. Aynı anda böyle iki zıd şeye âşık olmak ne garip şey! Lakin bu gariplik görünüştedir. Zira sen güzelsin ve güzelden sadece güzellik sadır olur. Senden gelen şeyleri bu iyi bu kötü diye ayırmak ise şaşılığın ta kendisi.

  22. Yüzüm yok! Bu çırpınışlarda daralır yüreğim.Yüzüm yok! yine de sevmeni beklerim.Yüzüm yok !ben umudu senden öğrendim. yüreğine sağlık kardeşim .Allah\’a emanet ol.

  23. Rabbim! kalbimi tut,etrafımı saran uçurumlara düşmemem için,düşüncelerin oluşturduğu bilinmezlik denizinde kaybolmamam için,nefsimin ve şeytanın gönlümü esir almaması için,ellerimden tut Rabbim.Rabbim!geçici ve boş şeylerle yorulan kalbimi Sevginle doldurher şeye Senin sevginle bakabilmeyi öğret…Allah razı olsun Ahmet kardeş..Selam ve dua ile A.e.o.

  24. ”Aşk nedir? dediler Mansur’a. Sabredip bekleyin dedi.Üç güne varmaz görürsünüz. Önce kollarını ayaklarını kestilerHer uzvu Aşk dedi. Astılar, bedenini o yine Aşk dedi.Yakıp küllerini nehre saçtılarHer bir zerresi Aşk ile Enel-Hak dedi.”hayırlı günler abican…

  25. BU PERDENİN SONUNDA SEN VARSIN“Ey Allâh’ım! hastalara ferahlık veren Sen\’sin; lütuflar ve merhametler arasında can gibi gizlenen Sen\’sin!Kullarını, Sana yalvarsınlar yakarsınlar diye hasta edersin! Çünkü, inlemenin, yalvarmanın, figân etmenin alıcısı, kabûl edicisi Sen\’sin!Şu dünyada herkes, derdine derman aramaktadır! halbuki, dertlilerin dertlerinin dermânı ise Sen\’i arıyor! Çünkü, derdi de, dermânı da yaratan, şüphesiz Sen\’sin!İnsanı, şunun bunun kapısına düşüren dertler, önceden meydana gelen bir perdedir! Bu perdenin sonunda, son ucunda, yine Sen varsın! Her dertli, sonunda yine Sen\’in lütuf kapına başını vurur!Sonunda, sükûnete kavuşmaları, rahat etmeleri için hastaları inletir durursun! halbuki, hakikatte bizim derdimiz de, inleyen, feryâd eden de Sen\’sin!“Sen\’sin!" diyen de, vallahi Sen\’sin! Bu meydanda oynanan top da Sen\’sin topu çeviren de Sen! Bu top oyununu seyreden de Sen\’sin!Kölelik de, efendilik de, sultanlık da hep Sen\’in yazındır! Eğri yazı da : doğru yazı da hep Sen\’in mektebinde yazılmıştır!Bizim bedenlerimiz, birer evdir; ruhlarımız da, o evlerde birer konuk! Ey Allahım! Biz, yokuz; bedenlerimiz de, canlarımız da Sen\’in gölgenden ibarettir! Aslında tenlerimiz de, misafir olan canlarımızın canı da Sen\’sin!” Hz. MEVLÂNÂDîvân-ı Kebîrselam ve dualarla ahmed kardeşim. Cumanız mubarek olsun inş..

  26. hayırlı cumalar ahmet abi.duanızda olmak ümidi ile

  27. Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellimEy Allahım ! Efendimiz, büyüğümüz Muhammed\’e, evladu iyaline, ashabına salatu selam eyle.(Rahmet et, selametlik ver.) Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Müslüman güler yüzlü, münafık asık suratlı olur. Tebessüm, bedavadır, alanı mutlu eder, vereni üzmez. Bazen bir tebessümün hatırası ömür boyu unutulmaz. Huzurun anahtarı tebessümdür. Tebessüm edemeyen zavallıdır. Tebessüm ateşinde erimeyen maden bulunmaz. Kalblerin fethi gülümsemekten geçer.Gülümsemesini bilmek, iki cihan mutluluğuna sebep olur. İslamiyet, sevgi, güler yüz, tatlı söz, dürüstlük ve iyilik dinidir. Başarının sırrı, güler yüz, tatlı dil ve güzel siyasettir. Güzel siyaset, herkesin memnun olması demektir. Kırıldığınız arkadaşınıza iyilik edin, sıkıldığınız insana güler yüz gösterin. Bunları yaparsanız rahat edersiniz. Güzel ahlaklı kimse, edeplidir, az konuşur, hatası azdır, gıybet etmez, Allah için sever, Allah için buğzeder, emanete riayet eder, komşu ve arkadaşını korur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Arkadaşının yüzüne tebessüm etmek sadaka gibi sevaptır.) (Mallarınızla herkesi memnun edemezsiniz. Güler yüz ve tatlı dil ile memnun etmeye çalışın!) (Arkadaşının yüzüne sevgi ile bakmak ibadettir, güler yüz göstermek ise günahlara kefarettir.) (Arkadaşına faydan yoksa, bari zararın olmasın! Onu sevindiremediysen üzme bari. Onu övmemişsen, hiç değilse kötüleme!) (Hediyeleşirseniz, birbirinizi seversiniz.) (İyiliği, güzel yüzlülerden talep ediniz.) (Bir insan az ibadet etse de, güzel ahlakı sayesinde en yüksek dereceye kavuşur.) (Yumuşak davran! Sertlikten sakın! Yumuşaklık insanı süsler, çirkinliği giderir.) (Geceleri çok namaz kılanın yüzü güzel olur.) (Güzelin güzeli güzel ahlaktır.) (Din, güzel ahlaktır.)… Yüzünüzden TEBESSÜM, Yüreğinizden SEVGİ… hiç eksik olmasın Selam ve dua ıle hayırlı cumalar kardesım Allah a emanet ol

  28. BEKLEMEK DE, ÖZLEMEK DE, ACI DA GÜZELDİR.HER BEKLEYİŞİN VE ÖZLEMİN ARDINDA BİR BULUŞMA VARDIR MUTLAKA.(BU BULUŞMAYI ÜMİT ETSEK DE ETMESEK DE…)NEFES ALDIĞIMIZ VE NEFESSİZ KALDIĞIMIZ HER SÜRE ELLERİMİZDEN TUTAN BİRİ VARDIR MUTLAKA.(HİSSETSEK DE HİSSETMESEK DE…)YAPILMASI GEREKEN, ZAMANI SABIRLA HARMANLAYABİLMEK VE MEŞRU YOL ÜZERE İLERLEYEBİLMEKTİR.HER ŞEY GÖNLÜNCE OLSUN PIRLANTAM , SEVGİ VE SELAMLARIMLA ALLAHA\'(C.C) A EMANET OL.

  29. Söze Gelmiyor Nazarın!Elbisesiz, örtüsüz, teklifsiz, perdesiz dolaşıyor aramızda.Bir görünmez dokunuştur nazarın.Ruhlarımıza üflüyor, Gizlendiği yerden koşup geliyor kalbimize giriyor nazarın.Yüreklerden dert savuruyor gibi. Bir tesellidir nazarın.Dalga eğiliyor önü sıra, durgun suların yüzünde geziniyor. Tanıdık bir yolcudur nazarın.Dünyanın tozunu göğe savuruyor, yeri göğe komşu ediyor nazarın.Yer ile gök arasında, görünmez, ele avuca gelmez bir elçi nazarın.Yelkenlerin karnında, kuş kanatları altında yolculuk ediyor diyar diyar.Uçsuz okyanuslarda ve sınırsız göklerde yoldaş nazarın.Dost ülkesini dolaşıp gelen “bâd-ı sabâ”dır. Seherlerde vuslattır nazarın.Akşamları gönlümüze vuran solgun ışıklarda, savrulan, kıvrılan, dolanan, susan, söyleyen hep nazarın.Koyu yalnızlıklarda derttaşdır nazarın.Yakub’a Yusuf’dan habercidir nazarın. Dost kokusudur, Esip geçer eteklerimizden nazarın;ruhumuzu doldurarak gelir, içini dökerek gider. Tenimize değdikçe bizi nazarın.Gül yanağında derviştir. Çölden çöle yolcudur. Bir tutam “hu”dur derviş yüreğinde. Kocaman bir fırtınadır gülün göğsünde.Söze gelmez, dize gelmez, dile gelmez, ele gelmez nazarın…İktibas Hafta sonunuzun hayır ve huzurla geçmesi dileği ile inş.

  30. ümitsiz Değilim GünahkarsamdaAffet Beni Yarab Kapina Geldim.Huzurda Edepsiz, CürretkarsamdaAffet Beni Yarab Kapina GeldimKaç Kez Tevbe Ettim Tutamiyorumşu Nefsi Içimden AtamiyorumArtik Tevbesizde Yatamiyorum Affet Beni Yarab Kapina GeldimMerhamet Et Haddi Aşmiş TaşkinaYolundan Ayirip Koyma şaşkinaIki Cihan Nebi\’sinin AşkinaAffet Beni Yarab Kapina Geldim.selam vedua ile oğlum…

  31. Sevgim, tek gerçeğim!..Bu yolda imanımın derdindeyim ve yine tek senin izindeyim, tek senin kapında dizüstü çökmekteyim ve yalnızca “gel” demeni beklerimellerine ,emeğine sağlık can ahmed kardeşim .selam ve dua ile kalbi muhabbetlerimle .rabbime emanet ol ,hayırlı geceler.

  32. SIKINTI SIRASINDA OKUNACAK DUAPeygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) sıkıntı ve meşakkat olduğunda şu zikri yapardı:"Halim, Kerim olan Allah\’tan başka ilah yoktur. Ben azametli Arş\’ın Rabbı olan Allah\’ı tesbih(noksanlıklardan tenzih) ederim. Ben yedi göğü Rabbı ve güzel Arş\’ın Rabbı olan Allah\’ı tesbih ederim."(Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai, İbni Mace, hd: 3883)SELAM VE DUA İLE…CAN BIRA…AEO…KİB…HERKESE BENDEN KOCAMAN SELAM…

  33. Dostum buralar çok yalnız; Dostum…buralar çok yalnız; buralar buruk… kayboldum sokağımda dostum…. kaldırımların soğuk bakışları içimi üşütüyor; yoksun yanımda…ışığı sönmüş evlerin sessizlik sesi olmuş mahallenin.herkes sus pus; herkeste bir soluksuzluk soluk bir beniz… buralar neden hüzün kokar ki dostum; alem yaratılırken bir buruk hal üzerine yaratılmış; insanın yalnızlığı ta o zamandan belliymiş…insanın hep özlemlerle yaşayacağı belliymiş evvelinde…buna rağmen sevmiş insan hayatı hayranı olmuş bu alemin bazıları da kölesi olmuş bu dünyanın… heyhat! dostum ne garip değil mi? hayat dediğin bir lahzacıktan ibaret iken ona duyulan sevgi zamanların mekanların yöneticisi olmuş; insanlar dünyaya bağlanıp ölüme meydan okur olmuşlar. ayaklarının altındaki arzı yüceltip arş’ın azametine kör kalmişlar. parmaklarıyla güneşi göstermişler ama güneşten çokona işaret eden parmaklarını güzel bilmişler. kaleme kelama dokunup güzel’den bahsetmişler ama bahsedileni değil bahsedeni sevmişler. aşk’tan söz eylemişler asıl aşık’ı unutmuşlar…çok özlemişler özlemleri içlerini kavurmuş ama kavrulan yüreklerinin sesini duyamamışlar… heyhat! dostum…buralar çok yalnız; buralar buruk…bir ümmet ’allahı arıyor aslında; kıvranarak… selam ve dua ıle Allah a emanet ol

  34. Bir başka insana, bir başka kültüre, bir başka topluma, bir başka cinse yaklaşırken ilk yapmamız gereken ayakkabılarımızı çıkarmaktır. Çünkü yaklaştığımız yer kutsal bir mekandır. Tıpkı Musa aleyhisselâmın Tuva Vadisinde yürürken yaptığı gibi, kendi ayakkabılarımızı çıkarıp, yalın ayak olmaya, kendi elimizi göğsümüze götürüp karşıdakini anlamaya hazırlanmalıyız. Orada bir süreliğine de olsa başkası gibi yürümeye, başkası gibi davranmaya hazır olmalıyız. Onlara katılmak için değil bu; onları anlamak için. Çünkü başkalarının dünyası, tıpkı Tuva Vadisi gibi mukaddes olmalıdır. Çünkü biz o dünyaya yaklaşmadan çok daha önce, Rabbimiz orada oldu. Biz başkalarını anlamaya çalışmadan önce, Rabbimiz onları yoktan yarattı, varlığa getirdi, rızık verdi, ihtiyaçlarını gördü, dualarını işitti. Hiç olmazsa, bizden önce onları anlayanı anlamak için ayakkabımızı çıkarmalı, elimizi gönlümüze götürmeliyiz. Senai DEMİRCİHayırlı ve mutlu bir hafta duasıyla inş.

  35. İbrahim Aleyhisselam, Allah için biricik evladını kurban etti. Hiç itiraz etmeden “Neden, Niçin?” demeden, Allah’a mutlak bir itaat ve teslimiyet göstererek… Yeryüzü, tarih boyunca böyle bir imtihan tablosu görmemiş. Melekler bile hayrete düşüyor. Babası İlâhî emri yerine getirmek için yavrusunu yatırmış, çocuk ise kendisini tamamen teslim etmiş. Buradaki asıl maksat Hz. İsmail’in kesilmesi değil, Hz. İbrahim’in kalbindeki Allah sevgisine ortak olan, İlâhî sevgiye karışan evlat sevgisini kesmekti. İbrahim Aleyhisselam, bıçağı oğlunun boğazına sürünce, gönlündeki evlat sevgisini kesmiş ve orada yalnızca Allah sevgisi olduğunu ispatlamıştı.emegine yüreğine sağlık güzel kardeşim MEVLAM (c.c)daim seninle olsun sevgilerimle…

  36. EBEDÎ HAYATA İNKILÂP“Biliniz ki, mevcûdât içinde en kıymettâr, hayattır.Ve vazifeler içinde en kıymettâr, hayata hizmettir. Ve hidemat-ı hayatiye içinde en kıymettârı, hayat-ı fâniyenin hayat-ı bâkiyeye inkılâp etmesi için sa\’y etmektir (çalışmak). Şu hayatın bütün kıymeti ve ehemmiyeti ise, hayat-ı bâkiyeye çekirdek ve mebde (başlangıç) ve menşe (kaynak) olması cihetindendir. Yoksa, hayat-ı ebediyeyi zehirleyecek ve bozacak bir tarzda şu hayat-ı fâniyeye hasr-ı nazar etmek, ânî bir şimşeği sermedî bir güneşe tercih etmek gibi bir divaneliktir.”BEDİÜZZAMANSelam ve dualarla ahmed kardeşim..

  37. gözlerimiz kalp elçisidir Göz kalbin elçisidir Göz kalbin elçisidir…Onun tarafından görevlendirilir. Güzel ve manzaralı bir şey bulmuşsa memnuniyet duyar. Fakat göz çoğu defa kalbin başını belaya sokar. Zira öyle güzelleri haber verir ki ne hepsini elde etmeye ne de ayrılıklarına tahammüle kalbin gücü yeter… Bakışlarını Allah\’ ın izni haricinde salıverenlerin hasretleri devamlı olur. Çünkü bakmak sevgiyi doğurur ve kalp bir alakaya sahip olur. Sonra bu alaka kuvvetlenir; vurgunluk derecesine varır. Ve kalbi kaplar. Göz bakmaya devam ettikçe vurgunluk hali kalpten ayrılmayacak bir sevgi halini alır. Artık kalp köle olmutur ve layık olmayana kulluk yapmaya başlar. Bütün bunlar bakmanın cinayetleridir… Bir kral iken şimdi bir esirdir o… Kalp düştüğü haller için gözden dert yanar. Göz ise: "Ben senin memurundum. Bana görev veren sendin." der… Bütün bunlar Allah\’ın sevgi ve bağlılığından boş kalan kalplerin belasıdır…Kalp Allah\’ı sevmek için yaratılmıştır. Bu yüzden sevgilisi "O" değilse kulluğu başkasınadır… selam ve dua ile hayırlı günler dilerim..

  38. Mü\’min beş türlü şiddete maruz kalır.1-Müslüman kardeşi onu çekemez.2-Münafık ona buğz eder,sevmez onu3-Kafir onun canına kasteder.4-Kendi nefsi onunla uğraşır.5-Şeytan onu şaşırtmaya çalışır.-Ey mü\’min!Şu ibret dolu sözleri iyi dinle;Allah\’ı kendine dost edin.İnsanları bir yana bırak,onlarla kalben ilgi ve münasebetini kes.Nerede olursan ol.Dostluğuna sadık kal.İnsanoğluna nereden bakarsan bak o,zehirli bir akrepten farksızdır.-Ayet:Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O\’nundur ve din sadece O\’na aittir.Yoksa Allah\’tan başkasından mı korkuyorsunuz? NAHL SÜRE:52-Ayet:Rabbimiz günahlarımızı bağışla,kötülüklerimizi ört ve canımızı iyilerle beraber al. Al-i imran süre:3selam ve dua ile kardeşim

  39. Aslında ne uyanabilirim bir sabah güneş doğduğunda ve ne de durabilirim ayaklarımınüstünde Sen’in iznin olmadan tek bir saniye.Evet fakirim.Ne bir kuş gibi yetinebilirim derme çatma bir ev ,iki lokma yemle. Ne yaşayabilirim herkesten uzak bir yerde.Ne unutabilirim geçmişi ki kurtulayım hatalarım ve pişmanlıklarımdan, ne de düşünmeyebilirim geleceği ki düşmeyeyim endişe karanlığındaümitsizlik çukurlarına.Ne küstahım ki seni hiç memnun edememiş samimiyetsiz gönülle, binler hatayla kirlenmiş belki bir tek amelle, riyanın her türünebulaşmış bir dille geliyorum huzuruna. Ne küstahım ki taşıyorum tüm pisliklerimi o pak huzuruna.Ve ne çaresizim ki tüm pisliğime ve utancımarağmen bulamıyorum senden başka açık bir tek kapı.Hani dostun öğütlemişti sana “Affedicisin, affetmeyi seversin,bizleri de affet” diye seslenelim diye.Hani sen müjdelemiştin “kulumbana bir adım atarsa ben ona on adım atarım” diye.Ya Rab, sen affedicisin, affetmeyi seversin, bizleri de affeyle.Kendine kul kabul eyle.Şu mücrim halimizi huzurunda yüzümüze vurupbizi rahmetinden mahrum etme.Ya Rab, Resulüne, Habibine, alemlere rahmet gönderdiğin Efendim’e (S.A.V) yarattığın mahluklar adedince selamlarımızı ilet. BiziO’na ümmet olacak şekilde temizle, O’nun sevgisini Sen’in sevginle beraber bizde en öne al.Ya Rab, ne Sen’i, ne Habibin’i hakkıyla bilemedik, layıkıyla sevemedik. Sen Sen’i biz bildir, içimizi aşkınla doldur ve bizi o aşkla doyur.Ya Rab, şu zor günde dahi kalbimde temiz bir nokta bulup, bir damla yaş dökemedim.Değil dünyanı dört bir yanındaki sıkıntıları,Filistin’de katledilen kardeşlerimin acısını dahi almadı taşlaşmış yüreği.Islatmadı yanaklarımı günahtan kurumuş gözlerim.Sen beni içine düştüğümbataklıktan kurtar.Beni Efendim (S.A.V) ve ashabı gibi, onlardan sonra ismini ve davanı sırtlayanlar gibi İslama, İrfana, İhlasa eriştir.Ya Rab, bana güç ver.Bana Sen’in yoluna girmem için;herşeye, kerkese, kendime rağmen Sen’in yolunda kalmam için güç ver.Banagüç ver ki benden istediklerini yapabileyim.Bana güç ver ki zalime dur diyebileyim.Bana güç ver ki Efendim (S.A.S) gibi “beşir ve nezir” olabileyim.Fatih’ler Yavuz’lar gibi, Hamza’lar Halit’ler gibi korku salayım zalimlere.Ve güç ver ki “insanlardan bir insan olayım”kardeşlerimin yanına dönüp geldiğimde.Ya Rab, dünyanın dört bir yanındaki kardeşlerime güç ver.Onlara baskılara, zulümlere,imkansızlığa ama en çok terkedilmişliğe,yapayalnızlığa dayanma gücü ver.Onları hissiyatımızdan haberdar et.Onlara güç ver ki tüm katliamlara rağmen sana isyan etmesinler. Sen’den,Efendim’den (S.A.V) kopmasınlar.Güç ver ki biz el uzatana kadar dayanabilsiler.Ya Rab, şu niyazı mücrim dilim, fasid kalbim, riyakar elimle değil; bu hisleri paylaşan, bu duaya ‘amin’ diyen,senden binler şekildebu niyazda bulunan mü’minlerin ihlası ile, bize Sen’i anlatan büyüklerin, adını on dört asırdır köşe bucak yayan hadimlerinin, tüm insanlığın efendisiMuhammed Mustafa’nın (S.A.V) hatırı ile değerlendir…..”amin…selam ve dua ile.

  40. * * *Sanmayın yüreğim durgun deniz, içimde bir Mûsa ve bir Firavun yaşar, benden çok ev sahibi..içte düşman dışta düşman Üstadımın dediği gibi kul aciz ve zayıf.Ve sen..Ellerimden tutsan….Yeniden “sabret” desen ve sabredecek kadar sadrıma huzur versen..ben aciz ben zayıf ben cahil ben zalim..Ey sevgili sen herşeye ragmen bırakma beni…AfEmeğinize sağlık Allah raz olsun Baki selam ve dua ile

  41. muhteşem hikayen gerçek olsun

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s