Kalk hadi, vefalı ol. Seni seveni, seni bir damla sudan halk edeni, bekletme. Çağrılısın huzuruna, kıymetini bil bu dâvetin…

Evet, yeni bir sabaha…
 

Ardından ”Bismillah” aydınlığa… Işığa…

Gece bir Kâbe örtüsüdür siyah, kaplar bütün mevcudatın üstünü şefkatle…

Geceler konuşur… Kalbi ve kulağı olana, duyana konuşur.

Sen hangi gecelerde saklısında bu sesi duymuyorsun? Nerdesin? Hangi perdelerin ardındasın?

Bak, bir yıldız aktı az önce yine görmedin. “Yıldızlar, şahit olan göklerin şehadet kelimeleri.”

Yine bilmedin, niye bilemedin?

Neden?

Sen niçin buradasın?

Neden bu dünyadasın?

Sen nerdesin?

Her şey, herkes görevinin başında, sen niye yoksun?

Niye kaçıyorsun?

Yönün, yanın nereye çevrili?

Hâla bedenine değer veriyorsun, üstüne titriyorsun, ama ruhun üşüyor farkında mısın?

Ceplerini değil ruhunu bir yokla, çaldırmış olmayasın…

Her yer boş kafeslerle dolu, ruh kuşları uçmuşta gitmiş kimsenin haberi yok.

Ruhsuz bedenler dolaşıyor orta yerde. Elinde kuşsuz bir kafes, ne yapacaksın onu?

Hâlâ bedenin emrindesin. Ruhun sesine ne zaman kulak vereceksin?

Geceler kara değildir. Kararların anıdır, geçişlerin odağıdır. Her an kendi hakkını ister.

Bizi uyandırır. Geceler uyumak için değil, uyanmak içindir.

Geceler konuşur, kalbi ölmemiş ruhu sönmemiş olanlarla.

Geceler söylenmeyen sırlar gibidir. Sırlar denizidir, uyanmamızı bekler konuşmak için…

Gökyüzü bahçesinin ışıktan yollarını gör artık.

Tadına doyamayacaksın bu şehrayin. O gözle bir bak hele. Kaçırdığın güzelliklere bin pişman olacaksın.

Biri çıkıp sormadan o zor soruyu: “Bana ay’ı, yıldızları anlat, gökyüzünü geceyi, siyahı anlat” derse bir gün, ne cevap vereceksin.

Susuyorsun, susmakta bir konuşmaktır biliyorsun. Hazırla kendini, sorulacak o zor sorulara. Gece, bir kabirdir… Herkesin aydınlığı inancı kadardır.

Gece bir Kâbe örtüsüdür siyah. Bütün renklerin ve beyazın anası siyah.

Gece uyarma anıdır, uyarılma anıdır ve uyanış zamanıdır. “Geceleyin ve yıldızlar kaybolurken de O’nu tesbih et.” (et-Tûr, 49)

Dillerin tutulduğu, özürlerin geçersiz kaldığı günler gelmeden önce, geceler bir fırsattır. Gündüz, kalabalıklar içinde hoyratça harcadığın zamanın kime ait olduğunu düşünmek vaktidir, muhasebe anıdır geceler. Getir bakalım ömür defterini, çevir bakalım gün gün, saniye saniye yazdığın sayfalarını, denmeden önce, uyuma değil uyanma vaktidir geceler.

Bak bir yıldız aktı, akıp giden senin ömrün. Gözlerinin önünden geçip, giden senin hayatın. Hangi suya, hangi aynaya baksan aynı gerçeği göreceksin. Geçip giden her an, senin hayatından.

….

Serin kumlara uzanıp bir yatsı vakti; “Allah” demeli diller…

Gece dalgalı bir deniz. Gökyüzü sanki yeryüzüne inmiş zannedersiniz. Ve köpük köpük içmek istersiniz bir yudumda. Kelimeler bir duâ olur dökülür dilimizden ve şarkılardan kurtaramazsınız yakanızı; “Yıldızlı semalardaki haşmet ne güzel şey / Yıldızların altında ibadet ne güzel şey”…

Yeni bir günün doğumu için her şey. Her hazırlık onun için. Eski bir gün gidiyor, ümitlerle dolu yeni bir gün geliyor. Gecenin, yani karanlığın ta içinden. Gecenin içinde oluyor bütün bunlar.

Geceler uyumamızı değil, uyanmamızı bekliyor.

Haydi, toparlan, bir vazifen var. Sana Hayatı Verene karşı, sonsuz bir borcun var.

Kalk hadi, vefalı ol. Seni seveni, seni bir damla sudan halk edeni, bekletme. Çağrılısın huzuruna, kıymetini bil bu dâvetin.

Sen ve Rabbin birde melekler var şahidi bu gecenin. Kalk hadi, bin yıllık uykudan kalkar gibi. Ağırdır bu uykular, ağırdır bu yataklar, davran vakit varken, aç gözünü, yıldızlar seni bekliyor. Kâinat korusu şefini bekliyor. Senin bir kerecik olsun “Allah” demeni, eğilmeni, yüzünü secdelere sürmeni bekliyor.

Hiç bir ses, senin sesin kadar güzel değil bu kâinatta. Hiçbir müzik aleti, hiçbir varlığın sesi, hiçbir ses insan sesinin anlatma gücüne sahip değil. Sen öyle ulvî bir sesin ve nefesin sahibisin.

Kalk hadi, nazlanma, sahibin Efendin bekliyor.

Kurtul nefsin esaretinden, şeytana kölelikten, kurtul gecenin bu vaktinde.

Ümit, açık denizlerin ve o karanlık gecelerin uyumayan gözleridir. Feneridir açıklarda seyreden ruhların. Her şey yerli yerinde bir sen yoksun burada, bu koroda.

Nerdesin? Yıldızlar seni soruyor.

Denizler, dalgalar ve melekler seni soruyor. Nerdesin?

Seslerine ses vermeni bekliyorlar.

Yıldızlar konuşuyor:

”Bizler boşlukta duruyor değiliz, Allahın tayin ettiği yerdeyiz. Nerde bizim kumandanımız. Nerde hâlimizden ibadetimizden anlayanımız? “

Soruyor yıldızlar nerdesin?

Yarınlara ışık, yarınlara ümit dolu aydınlık, hep gecelerde saklı.

….

Yeniden bir uyanışa sabahla beraber var mısın?

Yeni bir sabaha kurmalı saatleri.

Hazır mısın?

Uyanışa geceden başlamalısın. Geceler uyanmak içindir.

Gece bir Kâbe örtüsüdür. Üşüyen ruhumuzu örtüp saralım. Gecenin rengine boyanalım. Geceler ihmale gelmez. Geceleri unutmayalım.

Bir kuyruklu yıldızın aydınlığı deymeli yüreğimize. O yürek derinden ‘Allah’ demeli.

Her zaman olduğu gibi, Allahı anmak o aşkla yananlara vergi. Allah’la olmak, Allah’la yaşamak o ruhlara has. O ruhlardan biri, niye sen olmayasın?

Niye biz olmayalım? Yeter ki uyanmayı isteyelim.

Geceyi bir Kâbe örtüsü bil. Yapış o mübarek örtünün eteğine. Gücünü tazele tövbelerle. Gözyaşıyla abdest almanın vaktidir. Bil ki, geceler altından kıymetlidir.

Duyuyor musun gecenin sesini, Ağustos böceklerinin zikrini, tek falso ses yok. Nasıl bir uyum, nasıl bir ahenk bu?

Hâlâ uykularda mısın, kör kuyularda mısın?

Hâlâ düşünmeyecek misin?

Can dedikleri can, içre can, hanisin, nicesin, nerdesin?

Bir kere verildi, bir daha verilmeyecek bu fırsat. Bu gece karar anıdır. Geceler doğuş ve uyanış zamanıdır.

Kalktın mı, uyandın mı? Çok şükür.

Tövbeler yakışıyor diline…

Pişmanlık yüreğini yakarken, gecelerin nurunda yıkanıp serinle.

Gör bak gecelerin içinde; ne günler, ne güneşler varmış…

“…Haydi, çevir gözünü: en küçük bir kusur görüyor musun? Sonra tekrar tekrar gözünü çevir.” (Mülk Sûresi 3–4)

Allahım en güzel fermanla geldim kapına, gecelerin yüzü suyuna, gecelerin katına eriştim çok şükür.

Allahım bende, bu fakirde Mi’racın bir sırrına eriştim çok şükür.

Sonsuz selâm Habibine ( asm) hamd sana..

Geceler, aydınlık yarına gebeler.

Ve sabırlı bekleyişler.

Ay ışığı besliyor kanımızı, canımızı. Hasret; sana ya Rab, resulüne, kitabına ve o resulün ashabına. Hasret ki, sınırları zorluyor. Saatin tiktakları duyuluyor. Kalbimin sesini duyuyorum, o sesi dinliyorum. ‘Allah Allah’ diyen zikrini.

Hayret! Geceler uyanışın vaktiymiş meğer.

Keşkelerin toplanıp ‘eyvah’ olmadan uyanmak ne güzel. Birazdan hasadı başlayacak beyazın. Aydınlığın, o nuranî ışığın. Usulca geç gecenin kenarından; ağaran sabahı, o bembeyaz günü izle. Gün doğmuyor. Senin günün doğuyor. Hayata yeniden başlayacağın günün doğuyor. En karanlık geceden, en aydınlık bir sabah doğuyor.

Mu’cizemi arıyorsun? Gözler önünde, ölü ruhlar nasıl diriliyor gör işte. Ölü ruhlar dirilirde ölü bedenler dirilmez mi?

Bak yıldızlar, günü karşılayan ve rahmeti alkışlayan kuşlar o küçük ağızlar, son bir şey daha söyleyecekler:

“Remzen onlar derler: “Ey kâinat kardeşler! Ne güzeldir hâlimiz: / Şefkatle perverdeyiz, hâlimizden memnunuz. / Sivri dimdikleriyle fezaya saçıyorlar birer avaz-ı pür-naz / güya kâinat ulvî bir musikîdir / iman nuru işitir ezkâr ve tesbihleri…’’

Ey aziz yoldaşım! Şimdi Allaha ısmarladık. Gel, beraber bir duâ ederiz, sonrada buluşmak üzere ayrılırız…

“Allahümme ihdinassırâtal mustakîm.” Âmin.

( Sözler Shf 744–745 Bediüzzaman Said Nursî).

Sevgili kardeşlerim bin bir rahmetle kuşatılan gün ve geceniz mübarek olsun.

Duâlarınızı bekleyerek İnşallah…Selim Gündüzalp

 

 

Reklamlar

14 Yanıt

  1. Selamünaleyküm,gece kar/a/nlık bir zaman..Anlık olduğu için,kıymetli; "dünya ve içindekilerden" secdeler yükseliş..Ah teslim olmamak kara bir zamana, ve teslim olsak nurlanacak bir kara ana..Uyumak istemiyorum!Günlerdir beni yutan karanlığa teslim olmamak için..Şimdi, yine uyursam; odamın karanlığında boğulacağım sanki..!Sabah ezanlarını gözlüyorum; loş sokak lambası aydınlığında.. Ya içim..?!Hayırlı geceler..

  2. "Ey, Rabbim! Gayb ilminle ve halk üzerine kudretinle, hayatı benim için hayırlı gördükçe beni yaşat, ölü­mü benim için hayırlı gördüğün zaman da beni vefât ettir. Ey Rabbim! Gizlide ve açıkda senden haşyetini istiyorum. Rızâ hâlinde de, gadab hâlinde de ihlâs sözünden ayırmamanı istiyorum, fakirlikte de zenginlikte de i\’tidâlden ayırmamanı istiyorum. Senden tükenmez bir ni\’met, kesilmez bir göz ferahlığı (yüzde açıkça görülen neş\’e ve huzûr) istiyorum. Senden beni kazâna râzı kılmanı, ölümden sonra yaşamanın serinliğini istiyorum. Senden yüzüne bakmanın lezzetini; sana kavuşmanın şevkini istiyorum. Bütün bunları zarar vericinin zararından, sapdırıcı bir fitneden uzak olarak vermeni istiyorum. Ey Rabbim! Bizi îmân zîynetiyle süsle, bizi doğru yolda olan hidâyet rehberleri kıl.” (7)AMİN AMİN DUALARDA BULUŞMAK DİLEĞİYLE YÜREĞİNE SAĞLIK AHMED KARDEŞİM ÇOK GÜZEL BİR PAYLAŞIM GECENİN BEREKETİ VE FEYZİ TÜM İNANANLARIN ÜZERİNE OLSUN

  3. Mesnevî’de şöyle bir hikaye anlatılır: Bir gün bir âşık sevgilisinin kapısına gidip kapıyı çalınca, sevgilisi içerden seslendi: “Kapıyı kim çalıyor? Kim o?” Âşık cevap verdi: “Ey yüce sevgili! Kapına gelen benim, ben zavallı kölen.” Sevgili öfkeyle bağırdı: “Çekil git kapımdan. Sen daha olgunlaşmamışsın. Bu sofrada hamlara yer yok. Bu ev küçük, iki kişi sığmaz.” Zavallı adam çaresiz ayrıldı. Tam bir yıl o sevgilinin ayrılığına dayanıp dolaştı durdu, kavrulup pişti. Bir sene sonra sevgilisinin kapısına geldi. Heyecanla kapıyı çaldı. Sevgili içerden seslendi: “Kimdir o? Kim çalıyor kapımı?” Çaresiz âşık perîşan bir halde cevap verdi: “Ey cana can katan sevgili! Ey bir bakışıyla binlerce âşığı perişan eden gönül avcısı! Kapını çalan “SENSİN! SEN!” Sevgili gönül okşayan bir sesle, “Mademki Sen bensin. Ey Ben! Gel içeriye, gönül evi burasıdır. Oraya iki kişi sığmaz!” dedi.

  4. Gecenin Bereketi Mustafa OĞUZ "Bu sükûn ölmek için mi sessizce? Ne güzel bu yağış göklerden gece, Rabbim, ne güzel gecelerin!" Gece, gizemdir bende, örtüye bürünmüş bir güzel. Sırlarla dolu. Kat kat perdeler, dağlar, vadiler, esrar ardına gizlenmiş bir hakikat deryasının önüne çekilmiş bir sütre imajı uyandırır. Yıldızlar ve ay bu esrara insanı ulaştırma yolunda önemli alâmetler gibiymiş hissi verir. Geceleyin dünyanın insana daha çekici gelmesinin ardında bir hikmet olmalı. Aynı mekâna bu cazibeyi yükleyen dünya ile insan ruhu arasına bir çekicilik ekleyen gece, yürüdükçe açılan bir yol olur. İnsan farkına varırsa, gecenin esrarı içindeki bu yürüyüş aslında insanın içine, ruhuna doğru bir yürüyüştür. İnsan da en fazlasıyla gece kadar esrarlı ve meçhul bir yaratıktır. Bu benzerliği insana, özellikle de ruhunun farkına varabilmiş insana, geceyi çekici kılmaktadır. Gece olunca insan, ruhu ile arasındaki dünyevî engellerden mümkün olduğu kadar sıyrılmakta ve yüreğinin sesini dinleyebilmektedir. Gece ki, her yönüyle insandaki duyarlılığın arttığı bir zamandır. Gece, bir konser yazda ağustos böceğinden. Gece, çobanların uyanık olduğu zamanlarda yüreğini kavalında dile getirerek müziğin ince ve derin ezgisi gecenin sessizliğinde tabiata şerha şerha yayılırken, uyanık olursanız tabiatın içindeki bu eşsiz konseri dinlemenin bir bahtiyarlık olduğunu müşahede edeceksiniz. Bir defa böyle bir konsere, geceye; koyunların çan sesiyle beraber yayılan bir yaz gecesinde çobanın kavalından dağılan müziğe kaptırdım kendimi. Hâlâ bu konser canlanır durur hafızamda. Mekânın otantikliği ve gecenin içinde hiçbir sesin kaybolmamasıydı elbette beni bu kadar etkileyen. Çobana oldukça uzaktım. Gündüz olsaydı zaten o ses bana kadar ulaşmazdı. Gecenin bereketini en çok da kış aylarında görüyorum. Kışın uzun uzun geceleri her şeyi yapmaya imkân veriyor. Erkenden akşam olması ve sıcacık evinizde sobanın başında; bir taraftan kestanelerin patlamasını duyarken, diğer taraftan camlarda hissedilen yağmur ve yaz günlerinin gecelerinin aceleciliğine inat ağır ağır ilerleyen zamanla ve kendinizle başbaşa kalmaya bolca vakit. Kışın bitişi bende hüzne yaklaşmadır. Kışın o uzun zaman dilimlerinde ne yapabildimse, ne okuyabildimse, ne kadar hayal kurabildimse odur. Yaz gelir, bir telâş, bir telâş, akşam ve ardından hemen gece yarısı. Bir de insanı bezdiren sıcaklar eklenince, güzün ardından gelecek kış günlerini özler dururum. Mevsimlerin içinde belki umumî kanaatle en sevimsizi kıştır, ama ben nedense kışı ve sonbaharı severim. Solgun rengi olan bir parkta düşen her yaprakla hüzünlenmek ve ardından dalları bembeyaz yerlere uzanan ağaçlar arasında tabiatın sessizliğini dinlemek. Dünyanın şarkısıdır aslında o demlerde dinlenen. Kışın tabiatı dinleriz, gecede kendimizi. Uzun uzun hayaller kurarız. Tabiat şartları yaşama alanımızı daralttıkça hayal ufkumuz genişler. Dışta daralmaya inat, içte gelişme… Gece, yürüdüğümüz anda adımlarımızın en küçük sesini dahi duyabilme imkânını hazırlar bize. Gecenin bir bereketi olsa gerektir, gecenin sayısız bereketlerinden birisi olarak. Uyanık gönüllerin yakalayabildiği bir bereket. Gece, bizi esrarengiz bir sevgili olarak kendisine çağırır. Gece, semadaki renk cümbüşüyle insana Yaratıcı\’sını hatırlatır. Gece, rahatlığın güzelleşmesi ve aydınlıkların hazırlayıcısı. Gece, rahmet meleklerinin yeryüzüne inme vakti. Uyanık gönüllerin Rabbine yakarışı. Gece, ölüm. Gece, kararmış ruhlara kasvet, aydınlık ruhlara gönüller arasında açılan kapı. Gece, bereket. Gece, okumasını bilene uzun bir şiirdir ki, nice şiirler ilham etmiştir şairlere. Gecenin en güzel yanı sabahın rahmeti… Şu lâciverde gömülü huzur, Bir siyah salkımın içindeki nur, Bu karanlıklar, billûr billûr, Rabbim, ne güzel gecelerin!" selam ve duaların en düzeli ile can bıra o güzel yüreğin kadar güzel paylaşımların için bin teşekkür ALLAH razı olsun inş….

  5. Dillerin tutulduğu, özürlerin geçersiz kaldığı günler gelmeden önce, geceler bir fırsattır. Gündüz, kalabalıklar içinde hoyratça harcadığın zamanın kime ait olduğunu düşünmek vaktidir, muhasebe anıdır geceler. Getir bakalım ömür defterini, çevir bakalım gün gün, saniye saniye yazdığın sayfalarını, denmeden önce, uyuma değil uyanma vaktidir geceler.Bu yazının ardına söylenecek bir söz bulamıyorum gecelerin farkına varmayı uyanıpta Mevlayı bulmayı O\’nun rahmetine dalmayı Rabbi Rahim Ümmeti Muhammed\’e ve bizlere nasip etsin yüreginize sağlık yüce Mevlam sizden razı olsun hardeim hayırla kalınız Rabbimizle muhabbetiniz sonsuz olsun Efendiler Efendisi olan sevgili Peygamberimizin şefaatine nail olunuz dualarda buluşmak duası ile kardeşiniz vesselam

  6. Bazen sevdiklerini ihmal eder, Gaflete dalar insan. Oysa O\’nsuz anlamsız olduğunu düşündüğün, Sahip olduğun en büyük armağanım dediğin, Başının tacını ihmal eder mi hiç insan? Kişi sevdiğiyle beraberdir.. Öyle ya.. Sen neden değilsin? Yoksa yeteri kadar sevmiyormusun? Hayır… diye haykırıyorsun, Seviyorum, seviyorum.. Başımın tacını, hayatıma anlam veren, en büyük armağanımı nasıl sevmem! Peki neden her an sevdiğinle değilsin? Sevgi sözde olmaz bunu çok iyi bilirsin! Sevgi ihmal edildi mi, o çok güçlü dediğin bağları zedeler.. Oysa nasıl da korkarsın sevdiğinden ayrı kalmaktan, O\’nsuz kalınca neleri yitireceğini düşünmek korkutur seni. Hemen buluştuğunuz anları, o senin için en anlamlı olan anları düşünürsün.. Şükredersin, O\’na sahip olduğun için, İhmal ettiğinin farkına varırsın.. Oysa.. sevgi ihmale gelmez bilirsin, Peki neden her an O\’nunla değilsin? Şimdi kaybetme korkusu sarsın bedenini.. Gaflete dalıp ihmal etme başımın tacı dediğini, Sevgi ihmale geldimi o çok güçlü sandığın bağları zedeler, Şimdi ayrılık korkusu sarsın bedenini.. Vakit.. sevdiğin için birşeyler yapma vakti.. O\’na olan sevgini her an yanında olarak, kıymetini bilerek gösterme vakti.. Haydi kalk.. Gafletten uyan.. O\’na sımsıkı sarıl.. Sahip olduğun için şükret.. O\’nu birdaha kaybetmemek için söz ver kendine.. Eğer gerçekten seviyorsan Haydi kalk.. O\’nun için hazırlan.. Birazdan O\’na kavuşacağın için heyecanlanmalısın Kavuştuğun için mutlu olmalı.. Ve artık herşeyi Sevdiğin için göze almalısın.. Şimdi vakit.. aklını başına alma zamanı.. Kavuşma zamanı… Haydi kalk.. O\’nun için hazırlan.. Duyuyormusun? Ezanlar da okunuyor.. Haydi hazırlandıysan.. Başının tacı, hayatına anlam ve yol veren, Seni Sen yapan, Yaradan\’ın sana o en büyük armağanı Namaz\’ına sımsıkı sarıl.. Ve unutma.. Sevgiler ihmale gelmez.. Kaybedersen yitireceklerinden korkuyorsan eğer, Haydi kaybetmeden sarıl sevdana.. Haydi sarıl Namaz\’ına.. Haydi sarıl kurtuluşa!.. hayırla kal . selam ve dua ile oğull..

  7. Sana geliyorum Allah\’ım Sana geliyorum Allah\’ım Bütün günahlarımla. Masum bir çocuk gibi. Ne olur kabul et beni. Gözlerimde yaşlar seller gibi Günahlarım çok dağlar gibi. Yanında bana da yer var gibi. Koşarak sana geliyorum ya Rab\’bi Yüreğimde bir büyük aşk. İlahı aşk diyorlar tanımına Başka aşklarda var ama Ben sana senin aşkınla geliyorum ya Rab\’bi Affet bu kulunu hatası çok büyük. Günahlarım sırtımda kambur oldu,bir yük. Artık dayanacak gücüm kalmadı bitiyorum. Bütün varlığımla sana geliyorum ya Rab\’bi Dünya bir sınav merkezi. Sen sınava tabi tutuyorsun herkesi. Bu cahil kulun elinde zayıflarla dolu karnesi. Düzelteceğemi söz vererek yanına geliyorum ya Rabb\’i Ellerim göğe açık dualar ediyorum. Beni affedeceğini bilip sana sığınıyorum. Son nefesimi imanla veriyorum. Geliyorum Allah\’ım Sana geliyorum.. SELAM VE DUA İLE…

  8. BİDENEM CAN ABİMMMM HAYIRLI AKŞAMLAR..BERAT KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN.A.E.OLUN…SAYGILARIMLA……………………………………………………………………………………………………. Bir gün, bir adam Peygamber Efendimiz’in yanına gelerek, \’Size dünya ve ahiretle alakalı soracak sorularım var.\’ der. Bunun üzerine Peygamberimiz o kimseye, \’Ne istiyorsan sor\’ buyurur. Ardından o kişi ile Peygamber Efendimiz arasında şu diyalog yaşanır: – İnsanların en zengini olmak istiyorum. – Kanaatkâr olursan insanların en zengini olursun. – İnsanların en hayırlısı olmak istiyorum. – İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır. Sen de insanlara faydalı ol. – İnsanların en adaletlisi olmak istiyorum. – Kendin için istediğini insanlar için de istersen insanların en adili olursun. – İnsanlar içinde Allah’a en yakın, O’nun en has kullarından olmak istiyorum. – Allah’ı çok zikredip anar ve hatırlarsan o zaman Allah’ın en has kulu olursun. – Muhsinlerden, iyilik edenlerden olmak istiyorum. – Allah’a, O’nu görüyor gibi ibadet et, her ne kadar sen O’nu görmesen de O seni görüyor. – İmanımı kemale erdirmek istiyorum. – Güzel ahlaklı olursan imanın kemale erer.- Kıyamet günü nur içinde haşrolmak istiyorum. – Hiç kimseye zulmetme, kıyamet günü nur içinde haşrolursun.- İnsanların en merhametlisi olmak istiyorum.- Önce kendine ve insanlara merhamet et ki; Allah da sana merhamet etsin. – Günahlarımın azalmasını istiyorum. – İstiğfar ederek günahlarının bağışlanması için Allah’a yalvarırsan günahların azalır. – İnsanların en kerimi olmak istiyorum. – Allah’a kullarını şikayet etmezsen insanların kerimi olursun. – Rızkımın bol olmasını istiyorum. – Temizliğe devam edersen rızkın bol olur. – Allah ve Resulü tarafından sevilmek istiyorum. – O zaman Allah ve Resulü’nün sevdiklerini sev, sevmediklerini de sevme. – Allah’ın bana kızmasından kendimi korumak istiyorum. – Kimseye kızmazsan Allah’ın gazabından ve kızmasından kurtulursun. – Duamın kabul edilmesini istiyorum. – Haramlardan sakınırsan duaların kabul olur.- Allah’ın beni başkalarının yanında rezil etmemesini istiyorum. – Namusunu koruyup iffetli ol ki; insanlar yanında rezil olmayasın. – Allah’ın ayıplarımı, kusurlarımı örtmesini istiyorum. – Kardeşlerinin ayıplarını örtersen Allah da senin ayıplarını örter. – Benim günahlarımı ne siler? – Gözyaşların, hudûun (saygıyla Allah’a kulluğun) ve hastalıklar.- Allah yanında hangi iyilik daha faziletlidir? – Güzel ahlak, tevazu, belalara sabır ve kazaya rıza. – Allah yanında en büyük günah hangisidir? – Kötü ahlak ve Allah’ın emirlerine karşı gösterilen cimrilik.- Rahman Allah\’ın gadabını ne dindirir?- Gizliden gizliye sadaka vermek ve sıla-i rahim (akrabaları ziyaret ve görüp gözetmek.KATKILARINI ESİRGEMİYEN DEĞERLİ ABİM AHMED AK ,A TEŞEKKÜRLER

  9. GOOD DAY AHMEDNinguém disse que a vida seria fácil,só que vale a penaNobody said that the life would be easy, it is worthCYBER KISSES E BEIJOKAS

  10. Kalp Temizliği İçin Kalbi temizlerken dört engel çıkar:1- Mal sevgisi: Malın kendisi değil, sevgisidir. Kalbi temizlemek, ahireti kazanmak için malın önemi büyüktür. Fakat mal sevgisi engeldir. Mal sevgisini kalbden çıkarmalıdır!2- Makam sevgisi: Ahiret nimetlerini elde etmek için makam ve mevki elbette iyidir. Mal gibi makamın da kendisi değil sevgisi engeldir. Hizmet için bir makama talip olmak başka şey, nefsin arzularını tatmin için makam sahibi olmak ayrı şeydir.3- Yabancı sevgi: Allah sevgisinden başka her sevgiyi kalbden çıkarmalıdır! 4- Günah: Her günaha tevbe etmelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:(Kim günah işlerse, kalbinde siyah bir nokta hasıl olur. Tevbe ederse silinir. Günahlara devam ederse, o leke büyüyüp kalbin tamamını kaplar.) [Nesâî]Bu dört engeli aşmak için dört şey gerekir. 1- Çok yememek, helalinden yemek. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:(Çok yiyip içmekle kalbinizi öldürmeyin!) [İ.Gazali](Haram karıştırmadan, kırk gün helal yiyenin kalbi nurla dolar. Kalbine nehir gibi hikmet akar. Dünya sevgisi kalbinden çıkar.) [Ebu Nuaym]2- Çok uyumamak. Çok yiyen çok su içip çok uyur. Çok uyuyan da Kıyamette pişman olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Allahü teâlâ, çok yiyip içeni ve çok uyuyanı sevmez.) [İ.Gazali]3- Çok konuşmamak. Hadis-i şerifte, (Çok konuşan çok hata eder, çok günah işler. Çok günah işliyen de, Cehenneme gider) buyuruldu. (Ebu Nuaym)4- Kötülerden uzak durmak. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Kişinin dini, arkadaşının dini gibidir, kiminle arkadaşlık ettiğinize dikkat edin.) [Hakim] tüm kardeşlerimin kandilini tebrik eder, Allah (cc) dan daha nice kandillere bizleri sağlık, mutluluk ve huzur içinde ulaştırmasını, ülkemize, tüm islam ve insanlık alemine de hayırlara vesile olmasını dilerim..selam ve dua ile…

  11. “Allah’ım! Azabından affına, gazabından rızana sığınıyorum. Senden yine Sana iltica ediyorum. Seni gereği gibi hamd etmekten acizim. Sen Seni senâ ettiğin gibi yücesin” Berat Kandili hepimize mübarek olsun. Selam ve dua ile…

  12. Dost ile konuşmak için siyah çadırın çekildiği vakti fırsat bil, yani gecenin ganimet olduğunu anla. Seher vaktini Cânâna ayır! İcabet zamanıdır fırsatı kaçırma. Gece Hak ile yapılan muamelenin, o tecellideki safanın zevkine doyum olmaz.Gecelerimizin gündüzlerimizden de aydınklık olması duasıyla. Allah cc. razı olsun .Esselamüaleyküm.

  13. Akıncı Türküleri Tuna boylarında sıra selviler Tan yeli estikçe sessiz ağlarmış; Gül bahçelerinde baykuşlar öter… Şu viranelikler eski bağlarmış! Namaz-gâh bir otluk: Kalmamış taşı; Çeşmelerden akan : Kanlı gözyaşı… Orda bir güzel var, çatılmış kaşı; Ak alnına kara çatkı bağlarmış! Kırık minareden duyulmaz ezan.. Hep ocaklar sönmüş, devrilmiş kazan.Bir inilti duydum, sandım bir ozan; Sesime ses veren karlı dağlarmış! Söğüd dallarında hasta serçeler Eski akın destanını heceler.. Tuna ağlıyormuş bâzı geceler: Göğsünde kefensiz şehîdier varmış! Bozulan bağların üzümü acı; Âsî köle kesmiş eski haracı; Yine yedi kıral giymişler tacı… Şahin yuvasını kargalar sarmış! Haydi eski ozan, al sazı ele, Düşmanlar içine düşsün velvele. De ki: Hor bakmayın bu durgun sele;O, yetmiş bir kavme akın çıkarmış! Mehmet Fuat Köprülü

  14. *****GEL EY SULTANIM GEL*****Yokluğunun hüznünde… Ayaklandı kâfirler… Gel ey Sultanim… Sen varken dil uzatamazlardı ne Rabbimize ne de dinimiz İslâm\’a. Simdi kudurdular, beter oldular. Rabbimizi inkâr ediyorlar. Hâlâ İslâm\’a çamur atıyorlar. Ve biliyor musun ey Allah\’ın Resulü,elbette görüyorsundur: Simdi de sana hakaret ediyorlar… Bunların sonu ne olacak? Cehenneme sığar mı bunlar? Yeter mi cehennem ateşi onlara? Yetmez ya Resûlallah! Ben onları Rabbime havale ediyorum. Tıpkı Senin gibi… Taif\’te taşlandığın gün gibi… Ya Resûlallah özledik seni… Seni çok özledik Ya Resûlallah. Şu kötülüklerle bezenmiş kirletilmiş dünyaya, Sırtımı dönüp, gözlerimi kapatıp, seni arıyorum kaybolan yerlerde… Seni her geçen gün daha çok kaybeden bu ümmetin, O hâle geldi ki, kâfiri dost bilip İslâm\’ı önlerine serdi. Maksadım şikâyet değil; hüznündeyim Sevgili, Kâbe\’de namaz kılarken mübarek başına saçılan pislikleri, o gün biricik kızın temizlemişti. Simdi yok Fatımalar ya Resûlallah… Sana yapılan çirkinlikleri temizleyecek: Fatımalar yok… Hamzalar yok… Ebû Bekirler yok… Sessiz kaldı ümmetin. Sesini duyuramadı… Ve sana sahip çıkamadı ya Resûlallah. Ey Sevgili, önceden kız çocuklarını gömerlerdi ya diri diri toprağa… Onlar masumdu ve ben onları hatırladıkça ağlıyorum. Yine gömüyorlar kız çocuklarını diri diri toprağa… Ve simdi anneler, masum olarak değil; günahkâr olarak gömüyorlar çocuklarını toprağa. Anneler Seni anlatmıyorlar çocuklarına. Rabbimizi anlatmıyorlar. İslâm\’ı anlatmıyorlar… Kur\’an okumayı öğretmiyor çocuklarına anneler… İçim sızlıyor ya Resûlallah. Sen varken gözünü kırpmadan canini feda ediyordu dostların: Anam babam sana feda olsun diyerek gözünü kırpmadan ölüme koşuyordu yiğitlerin. Senin uğruna, Rabbimin uğruna ve İslâm\’ın uğruna simdi kimse yasamıyor. Böyle dedim de hepten ümitsiz olmayayım. Senin ümmetine yakışmaz ümitsizlik… Ülkemde olmasa da uzaklarda, Rabbi için, senin uğruna ölenler var ya Resûlallah! Garip kaldık ya Resûlallah! Ne olur ümmetinin hakki için Rabbime yalvar da acısın, merhamet etsin bize. O seni geri çevirmez Biliyorum Yüce Rabbim bizi de geri çevirmez ama; Bizim istemeye yüzümüz kalmadı. Çünkü biz hakikatten çok uzak kaldık ya Resûlallah! Biz hangi cezaları hak etmedik ki… Moda dediler, kız kardeşlerimize pantolon giydirdiler. Erkekler henüz etek giymedi ama; Onlar da kız kardeşlerine özenip saçlarını uzattılar. Kına kokan eller türlü boyalarla süslendi. Kadınlarımız evinin hanimi olup, yavrusuna annelik etmek yerine; Is, ekmek parası dedi, yuvalar yıkıldı. En kötüsü başörtümüze de el uzattılar ya Resûlallah Ve ehemmiyeti kalmadı tesettürün… Amacım şikâyet değil sana ey Sevgili! Acım büyük… Yokluğunun hüznündeyim. Çare değil hiç bir şey. Çünkü anlatamıyorum, dinlemiyorlar beni ya Resûlallah! Onlar Rabbimin de dediği gibi hem kör, hem sağır, hem de kalpleri katılaşmış… Yazık oldu bu ümmete. Sen sahip çık bize. Şefaatini esirgeme ya Resûlallah. Yüce Rabbim: "Habibim!" dedi sana. Senin aşkına yarattı on sekiz bin âlemi… Sen olmasaydın yaratmazdım dedi. Âlemlere rahmetsin sen… Hatem\’ül Enbiyasın. Gönüllerin sultanisin. Rabbimizin Sevgilisi. Bize de merhamet dile Rabbimden. Biz göremedik seni ya Resûlallah! Yine de tebessüm eden, daima gülen yüzün geliyor aklıma, Seni hatırladıkça… Ve doyamıyorum ya Resûlallah! "Ümmetim!.." "Ümmetim!…" diyen o tatlı sözlerine. Sen Muhammedü\’l Emin\’din… Mü\’minler de, müşrikler de, münafıklar da, Tüm herkes ayni derecede güvenirdi sana. Sen bu vesileyle almıştın bu güzel ismini: "Muhammedü\’l Emin!" Güvenilenlerin en güvenlisi. Oysa bizler ümmetin olarak, hiç güvenemez olduk bir birimize. İçimizdeki güveni sarstılar. Bizi bize yalancı çıkardılar. Aslımızdan, kendi özümüzden uzaklaştırdılar ya Resûlallah! Neden ki ya Resûlallah! Tüm bunlar bize reva mi, cefa mi? Sen edep ve hayâ abidesi idin ey Resûlallah! Sen kimseye kötü söz söylemezdin. İncitmezdin seni incitenleri bile. Kimsenin sözünü kesmezdin, sükût ile dinlerdin. Sen konusunca rüzgâr bile susardı. Tüm kâinat seni dinlerdi. Çok mütevazi bir yaşantın vardı, Bir hurma yeterdi seni doyurmaya. Yırtık olmasa da eski bir aban Üzerine yattığında bedenine izi çıkan eski bir hasırdan yatağın, İçimi yaralıyor ya Resûlallah! Seni bu hâlde gören Hazreti Ömer omuzları sarsıla sarsıla ağladığında sormuştun: "Ey Hattab oğlu! Niçin ağlıyorsun?" Ve demişti ki Hazreti Ömer: Ey Allah\’ın Resûlü! İranlılar imparatorlarını sarayda yaşatırken, Bizanslılar Kayserlerini lüks ve ihtişama boğmuşken, Sen ki Allah\’ın Resûlüsün… İzin versen de, biz de seni…" Anlamıştın sana söylemek istediğini. Hüzünlü bir tebessüm ile: "İstemez misin ey Ömer, dünya onların olsun, âhiret de bizim…" Tüm insanların dostuydun ve severdin herkesi En çok da çocukları severdin. Demiştin ki: "Büyüklerimize hürmet etmeyen, Küçüklerimize merhamet etmeyen bizden değildir." Oysa simdi küçükler büyüklerine ne hürmet ediyor ne de saygi gösteriyor. Büyükler de küçüklerine sevgi ve merhametten yoksun ya Resûlallah! Sen çok cömerttin ya Resûlallah! Evindeki tek hurmayı misafirine ikram edecek kadar. Senden bir şey istenildiğinde "Hayır!" demezdin. "Uhud dağı altın olsa ve benim olsa, Üç günden fazla elimde tutmaz, hepsini dağıtırdım" dediğin geliyor aklıma. Kimsenin ayıbını yüzüne vurmazdın sen ey Sevgili. Bizler bugün annemize, babamıza, esimize, dostumuza dönüp, Herkesi suçlar, ayıplar, yadırgar olduk. Sen hem anasız hem babasız büyüdün. Yetimliğin acısını onlara özlem duyarak yasadın. Simdi ise ne anaya saygı kaldı ne de babaya… Diyorum ya, her bir şey aslından iyice uzaklaştı ya Resûlallah! Babasız çocuklar dünyaya geliyor. Anneler çocukları kapı önüne bırakıyor. Daha da ileri gidip onların katili oluyorlar. Bir sabah uyandığımda kıyamet kopmuş olacak, Korkuyorum… Ne Rabbimin ne de Senin huzuruna çıkmaya yüzümüz var. Biz çok değiştik ya Resûlallah! Seni seven senin gibi olmalı: Senin gibi Allah\’a kul olmalı. Ümmetin için gözyaşı döktüğün zamanlar geliyor aklıma, Oysa biz lâyık olabildik mi Şimdi sana?LAYIK OLABİLDİK Mİ GÜL KOKULUM,CANIM PEYGAMBERİM"Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik." (Enbiyâ, 107)SELAM VE DUA İLE BİDENEMMM..RABBİME EMANET OL..SENİ SEVİYORUM ABİCİĞİMMM…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s