Ramazan zamana düşen rahmet damlası, bereket rüzgârı, hikmet yağmuru, ubudiyet bahçesi, dua mevsimi… Gönüllerin gülşeni, şehirlerin şehrayini…

GELDİ ŞEHRİ RAMAZAN…

ON BİR aylık hasret vuslatla son buldu; geldi şehri ramazan, şenlendi şehirler… Ruhlar rahatladı, gönüller güldü, duygular duruldu, bedenler hafifledi…

Şeytan şaşkın, nefis istifaya yatkın… “Anlam” anlamını buldu zihinlerde; Kur’an, kalp, kâinat denkleminde hayat sorulur ve sorgulanır oldu… Varlık yokluğunu, yokluk varlığını hissettirdi hislerin derin ve keskin bakışlarda… Başlangıç ve bitiş birbirine yaklaştı, ayların ve yılların bölemediği yakınlıkta…

Sonluluğun sancıları sonsuzluk için olduğu düşünüldü dimağların derin deminde… Dilekler, dualar yükseldi ubudiyetin engin semalarına… Yaran Kur’an tilavetiyle yürekler yaralarını kapadı, açılan melekût kapılarla mülkten öte yollar gözlendi, özlendi…

Köprüler kuruldu kalplerden kalplere, âlemlerden âlemlere… Berzahlar bir lahzada toplandı: Hu… Zerreler seyyarelerle bir an-ı seyyalede buluştu; La ilahe illa Hu… Kehkeşanlar çağlayanı sustu; Sübhanallah, Allahüekber…

Arz vecd ile dönüyor, hikmetin izinde, nimetin hamdında… Denizler Yunusi dua ile dalgalanıyor, dağlar Davudi zikirle coşmuş… Kuşlar kanaat kanatlarıyla uçuyor ümit bulutlarının üstünde… Kara toprak renkli çiçeklerle açmış, güzellikler destesi sunuyor… Yüzler ve yürekler, yıldız çiçekler tefekkürüyle mütebessim; aradığını bulmanın, bulduğunu ilan etmenin hazırane huzurunu yaşıyor…

Hayat hakikati kendini daha canlı hissettiriyor şehirlerin suskunluğunda… Suçlar azalıyor, yardımlaşmalar artıyor, hal hatır sormalar hatırlanıyor, açlık açlarla beraber yaşanıyor… Zekât köprüler kuruluyor zenginlerden fakirlere, dua eller uzanıyor fakirlerden Ganiyyü Kerim’e…

Âlem kapılar açılıyor, içler ve şehirler şenleniyor şehri ramazanın gelişiyle… On bir aylık gidişin dönüş sevinci yaşanıyor, gözlerde ve gönüllerde… Sahici sevinç sokakları dolduruyor, caddeleri coşturuyor, camileri taşırıyor…

Ramazan zamana düşen rahmet damlası, bereket rüzgârı, hikmet yağmuru, ubudiyet bahçesi, dua mevsimi… Gönüllerin gülşeni, şehirlerin şehrayini…

Ramazanın ruhunu ruhunda hisseden, âlemlerin şehrayinini seyreder, gönlü genişler, şehirleri şenlenmiş görür… Her hareketi, her hadiseyi hikmet penceresinden ubudiyet gözlerle bakar, istiğfar ve dua dillerle mukabele eder… Bağışlanmayı bekler, rızayı erişmeyi diler…

Kerim Kur’an’ın kâinatı okuyuşunu dinler, kâinatın Kur’an kıraatini kulak verir…

Hoş geldin… Kalbinde Kur’an taşıyan, içinde zamanın kabesi “Kadir Gecesi” barındıran, bütün ayları aydınlatan, ruhları rahatlatan Ramazan… Hoş geldin…

Kalbimizin kirlerini kazıyarak, dışımızı temizleyerek hoş gidersin inşaallah.

Allahım! Efendimiz Muhammed’e ve âl ve ashabına Senin razı olacağın ve onun lâyık ve müstehak olduğu bir rahmetle, Ramazan ayında okunan Kur’ân’ın harfleri adedince salât ve selâm et ve Ramazan ayında okunan Kur’ân’ın harfleri adedince günahlarımızı af e‏yle.Amin.Hayırlı Ramazanlar…

Reklamlar

33 Yanıt

  1. Fatma SELÇUK(Çevrimdışı)yazan: Kalbimizin kirlerini kazıyarak, dışımızı temizleyerek hoş gidersin inşaallah. Amin Ahmed bey oğlum Amin… sanada hayırlı ve bereketli gelsin inş…

  2. Hoş Geldin Şehru RamazanSemadan duyuldu ayak seslerin. Yüzüne nur saçıldı müminlerin. Onbir aydır bekliyor sevenlerin. Hoş geldin şehru ramazan hoş geldin. Mevlam nasip etti yine kavuştuk. Sensizliğe değil sana alıştık. Çok şükürler olsun yine buluştuk. Hoş geldin şehru ramazan hoş geldin. Hasret kalmış idik gecelerine. Merhametle yaklaş sevenlerine. Yağdır rahmetini hanelerine. Hoş geldin şehru ramazan hoş geldin. Rabbim rahmet için göndermiş seni. Esirgeme bizlerden rahmetini. Yağmur gibi yağdır bereketini. Hoş geldin şehru ramazan hoş geldin. Her gününde rahmet bereket vardır. Seni bize haber veren kur\’andır. Ecrini verecek yüce mevlamdır. Hoş geldin şehru ramazan hoş geldin. Yine geldi ramazanın bolluğu. Tövbe kepısının açık olduğu. Kur\’anı kerimin nazıl olduğu. Hoş geldin şehru ramazan hoş geldin. Bereket ayıdır boldur meyvesi. Yaratana aittir derecesi. İçinde saklıdır kadir gecesi. Hoş geldin şehru ramazan hoş geldin. Ey oruç tutmayan bu sefer dene. Ömrün yetecekmi senin bir sene. Bahane uydurup orucun yeme. Hoş geldin şehru ramazan hoş geldin.HAYIRLI RAMAZANLAR AHMED KARDEŞ..SELAM VE DUA İLE Fİ EMANİLLAH

  3. SEHADET sonum, FIRDEVS yurdum, KEVSER hayat suyum, PEYGAMBERIM (S.A.V) komsum, CEMALULLAH\’I SEYRETMEK enbüyük onurum olsun YA RAB… AMIN!!! Ya Rab! Bizi Orucun Başını Dik Tutanlardan, Başını Oruçla Dik Tutanlardan Kıl! Kendini Kaybedenlerden, Kendini Unutanlardan Değil, Kendini Oruçla Tutanlardan Kıl. (Amin)

  4. ON BİRİNCİ ŞUA OLAN MEYVE RİSALESİ\’NİN ONUNCU MESELE Emirdağ Çiçeği Kur\’an\’da olan tekrarata gelen itirazlara karşı gayet kuvvetli bir cevaptır Aziz, sıddık kardeşlerim, Gerçi bu Mesele, perişan vaziyetimden müşevveş ve letafetsiz olmuş. Fakat o müşevveş ibare altında çok kıymetli bir nevi i\’câzı katî bildim. Maatteessüf ifadeye muktedir olamadım. Her ne kadar ibaresi sönük olsa da, Kur\’ân\’a ait olmak cihetiyle, hem ibadeti tefekküriye, hem kudsî, yüksek, parlak bir cevherin sedefidir. Yırtık libasına değil, elindeki elmasa bakılsın. Eğer münasipse \’Onuncu Mesele\’ yapınız. Değilse, sizin tebrik mektuplarınıza mukabil bir mektup kabul ediniz. Hem bunu gayet hasta ve perişan ve gıdasız, bir iki gün Ramazan\’da mecburiyetle, gayet mücmel ve kısa ve bir cümlede pek çok hakikatleri ve müteaddit hüccetleri derc ederek yazdım. Kusura bakılmasın. Haşiye Aziz, sıddık kardeşlerim, Ramazan-ı Şerifte Kur\’ân-ı Mucizü\’l-Beyânı okurken, Risale-i Nur\’a işaretleri Birinci Şuada beyan olunan otuz üç âyetten hangisi gelse bakıyorum ki, o âyetin sayfası ve yaprağı ve kıssası dahi Risale-i Nur\’a ve şakirtlerine, kıssadan hisse almak noktasında bir derece bakıyor. Hususan Sûre-i Nur\’dan âyâtü\’n-nur, on parmakla Risale-i Nur\’a baktığı gibi, arkasındaki âyât-ı zulümat dahi muarızlarına tam bakıyor ve ziyade hisse veriyor. Adeta o makam, cüz\’iyetten çıkıp külliyet kesb eder. Ve bu asırda o külliyetin tam bir ferdi Risale-i Nur ve şakirtleridir diye hissettim. Evet, Kur\’ân\’ın hitabı, evvelâ Mütekellim-i Ezelînin rububiyet-i âmmesinin geniş makamından, hem nev-i beşer, belki kâinat namına muhatap olan zâtın geniş makamından, hem umum nev-i beşer ve benî âdemin bütün asırlarda irşadlarının gayet vüs\’atli makamından, hem dünya ve âhiretin, arz ve semavatın, ezel ve ebedin ve Hâlık-ı Kâinatın rububiyetine ve bütün mahlûkatın tedbirine dair kavânin-i İlâhiyenin gayet yüksek ihatalı beyanatının makamından aldığı vüs\’at ve ulviyet ve ihâta cihetiyle, o hitap öyle bir yüksek i\’câzı ve şümûlü gösterir ki, ders-i Kur\’ân\’ın, muhataplarından en kesretli taife olan tabaka-i avâmın basit fehimlerini okşayan zâhirî ve basit mertebesi dahi, en ulvî tabakayı da tam hissedar eder. ——————————————————————————–Haşiye: Denizli Hapsinin meyvesine Onuncu Mesele olarak Emirdağının ve bu Ramazan-ı Şerifin nurlu bir küçük çiçeğidir. Tekrarat-ı Kur\’âniyenin bir hikmetini beyanla ehl-i dalâletin ufûnetli ve zehirli evhamlarını izale eder. RAMADANI ŞERİFİNİZ MÜBAREK OLSUN…

  5. Hoş geldin ey Şehr-i Ramazan!Küçük bir çocuk gibi şimdi kalbim..kelebek misali,özgür…mutlu…sen de geldin ya…pır pır etti işte!kanatlanıverdi.uçtu…Yüreğimde bin umutGüllerin kokusu…Rahmetin…Bereketin…Huzurun…Secdelerin…Sığmaz oldu içim içime…bak işte,taştı yine yüreğim!Katmer katmer şimditüm dileklerim…tövbelerim…ve kayboldu…incindiklerim…küskünlüklerim..kinlerim..kibirlerim…bitmeyen hüzünlerim… Daha ne ister ki artık !Ah şu benim uslanmaz yüreğim,şu fakir…şu öksüz yüreğim.daha ne ister!daha ne!Geldin ya!Hoş geldin ey Şehr-i Ramazan!hoş geldin…Safalar getirdin gönlüme…..Ama;yine gideceksin..yüreğimde uçuşan kuşlar da peşinden…Ah keşke… keşke hiç gitmesen..hep bizimle kalsan…tutsan yüreğimizden…tutsan…hep umutla…hep huzurla…hep…Oruçlarımızı hakkıyla tutabilme duasıyla inşaAllah…ki o bizi öyle bir sarıp sarmalıyor …öyle bir tutuyor ki yüreğimizden…her bir gününü hakkını vererek geçiririz bizler de inşaAllah, mübarek Ramazan-ı Şerifin… Hepi(m)nizin Ramazan-ı Şerif\’i mübarek olsun.. Hayırlı ramazanlar..Can Abim emeğine ve yüreğine sağlık Allah c.c Razı olsun Dualarla…

  6. ……. ♥Kiss ♥……. ♥Kiss ♥……. ♥Kiss ♥…….. ♥Kiss ♥……. ♥Kiss ♥C……. ♥Kiss ♥……. ♥Kiss ♥…….. ♥Kiss ♥K……. ♥Kiss ♥I……. ♥Kiss ♥S……,•’“’•,•’“’•,S……’•,`’•,*,•’`,•’………….`’•,,•’`Besos, besos, besos…Baci, baci, baci …Beijos, beijos, beijos …Kisses, kisses, kisses …Öpücük, öpücük, öpücük …قبلات والقبلات قبلات(¯`v´¯)`*.¸.*´¸.•´¸.•*¨) ¸.•*¨)ღLULUASOLღ(¸.•´ -(¸.•´-.•´¸ -¸.•¨¯`•.~*

  7. inancınızın gereği olan bu ayın size tüm inanlara huzur getirmesi umuduyla saygılarımla aziz üstadım

  8. Gelin günahlara karşı tavır alalım Hepimizi bekleyen ciddi bir akıbet var. Esved İbn Yezid en-Nehaî\’nin mülâhazasıyla diyecek olursak:"İş bildiğiniz gibi değil; çok ama çok ciddi." Hiçbirimizin kabir azabından kurtulma, hesaba, mizana takılmama, sıratı uçarak geçme, mahşeri güvenle aşma adına bir garantisi yok. O zaman ciddi meseleler karşısında ciddi olmamız gerekmez mi? Öyleyse gelin Allah aşkına, günah ve mâsiyete karşı ciddi bir tavır, ciddi bir duruş sergileyelim ve dilimizde bir vird-i zeban hâlinde sürekli "Allah\’ım, bize günah işlettirme! Ezkaza hataya düşersek hemen tövbeye hidayet eyle. Sürekli tövbe, inâbe, evbe kurnalarına koşarak arınma yollarına bizi hidayet buyur." diye dua dua yalvaralım; yalvaralım da tek dakika olsun kirli kalmamaya çalışalım. Gözümüz bakmanın, kulağımız duymanın, ağzımız konuşmanın kirleriyle kirli kalmasın. Hemen tövbe ve istiğfar kurnasıyla arınalım. Her zaman Allah\’ın huzuruna çıkacak gibi tertemiz duralım. Nasıl bir büyüğün yanına çıkma öncesinde aynanın karşısına geçip gömleğimizi, kravatımızı düzeltir, birkaç defa ceketimizin yakalarından tutar, omuzlarını düzeltmeye çalışır, kapıya yanaştığımız zaman son bir kere daha kendimizi kontrol ederiz. Aynen öyle de Âlemlerin Sultanı\’nın huzuruna düzgün çıkmamız gerekmez mi? Tam kirlendiğin bir anda düşüverirsen, -nitekim ona düşme ve yuvarlanma denir, gitme denmez- bizi tertemiz yaratan, dünyaya fıtrat-ı selim ile insan mahiyetinde gönderen, hayvanlardan ayırıp bizi akıl, fikir ve şuurla serfiraz kılan Allah\’a karşı ayıp olmaz mı? Rabbim hepimizi böyle bir ayıpla öte tarafa gitmekten, bütün sırların ortaya saçılıp döküleceği bir günde rezil ü rüsvay olmaktan muhafaza buyursun! Ya Seyyidî, ya İlâhî! Marifet erbabı kulların Seni bulduklarında Sen\’den başka ne varsa hepsinden yüz çevirmişlerdir. Salih kulların Sen\’in fazlınla necâta ermişlerdir. Taksîratı pek çok günahkârlar da "Tövbe, ya Rabb\’i!" deyip yine Senin kapına yönelmişlerdir. Ey affı güzel Rabb\’im! Ne olur, affının serinliğini ve marifetinin halâvetini benim ruhuma da duyur ve beni onlarla doyur! Her ne kadar ben bunlara lâyık olmasam bile, haşyetle önünde iki büklüm olup ikâbından sakınılmaya lâyık olan da, mücrimlerin günahlarını bağışlama şanına yaraşan da yalnız Sensin! Âmin! (alıntı)Kerim Kur’an’ın kâinatı okuyuşunu dinler, kâinatın Kur’an kıraatini kulak verir… Hoş geldin… Kalbinde Kur’an taşıyan, içinde zamanın kabesi “Kadir Gecesi” barındıran, bütün ayları aydınlatan, ruhları rahatlatan Ramazan… Hoş geldin… Kalbimizin kirlerini kazıyarak, dışımızı temizleyerek hoş gidersin inşaallah. mubarek ayın bizden razı olduğu şekilde hayırlı ve bereketli geçmesi dileğiyle Rabbime emanetsin can kardeşcik dualarda buluşalım inşaALLAH…

  9. BEREKETİNDEN İNŞ. BİZLER DE NASİPLENİRİZ…

  10. HADİSLERLE RAMAZAN AYIRamazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğridenayırmanın açık delilleri olarak Kur\’an\’ın indirildiği aydır. Öyle isesizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun.(Bakara 185)Resul (sav) şöyle buyurdu:"Ramazan ayı size bir bereket ayı olarakgelmiştir. Allah\’u Teala bu ayda rahmetiyle sizi o kuşatır. Bu aydarahmet indirir, hataları siler, duaları kabul eder. Allah\’u Teala buayda hayır hususundaki yarışlarınıza bakar ve meleklere karşı sizinleiftihar eder. Allah\’a karşı hayır ortaya koyunuz. Çünkü bedbaht kişi,bu ayda Allah\’ın rahmetinden mahrum olan kişidir."Hz. Âişe (r.a.) anlatıyor: "Resûlullah (asm) mescidde geceleyinteravih namazı kıldı. Müslümanlar da kendilerine uyarak teravih namazıkıldılar. Ertesi gün Müslümanlar bunu birbirlerine anlattılar. İkincigece Müslümanlar önceki gecekinden daha fazla olarak mesciddetoplandılar. Resûlullah mescide çıkarak teravih namazı kıldırdı. Sabaholunca cemaat bunu birbirlerine anlattılar. Üç ve dördüncü gecelerdehep cemaat arttı." Cemaatle teravih namazı kılmak hanımlar arasında da yaygınlaştı. Hz.Ömer\’in halifeliği döneminde mescide gelemeyip evlerde toplanarakcemaatle teravih namazı kılan hanımlar için imam tayin edilirdi. Abdurrahman bin Avf (ra), Peygamber Efendimizin (asm) şöylebuyurduğunu rivayet ediyor: "Şüphesiz Allah-u Teâlâ Ramazan orucunu farz kıldı.Ben de size teravihi sünnet kıldım. Öyle ise kim ki, iman ederek ve sevabını kesin olarak Allah\’tan bekleyerek gündüzünü oruçlu, gecesini de ibadetle geçirirse, bu geçmiş günahlarına kefâret olur." Enes (r.a) anlatıyor: "Ramazan ayı yaklaşınca, Hz. Peygamber (asm) bir akşam namazı bize bir konuşma yaparak şöyle dedi: \’Ramazan geliyor. Onu karşılayınız. Bilmiş olun ki Ramazanın ilk gecesinde affedilmeyecek tek bir Müslüman kalmayacak." Resûlullah Efendimiz (asm) Ramazan ayı yaklaştığında bu ayın hikmeti ve semereleri hakkında ashabına müjdeli haberler verirlerdi. Selman-ı Farisî (ra) anlatıyor:"Şaban ayının son gününde Resûlullah (asm) bize şöyle bir konuşma yaptı: \’Ey insanlar! Büyük mübarek bir aya giriyoruz. O ayda bin aydan daha hayırlı bir gece vardır. Allah o ayda oruç tutmayı farz kılmıştır. Geceleri ibadet etmeyi de müstehab kılmıştır. Kim bu ayda bir hayır işlerse, diğer aylarda bir farz işlemiş gibidir. Kim bu ayda bir farz işlerse diğer aylarda yetmiş farz işlemiş gibidir. Bu ay sabır ayıdır, sabrın mükâfatı ise cennettir. Bu ay yardımlaşma ayıdır, mü\’minlerin rızıklarının arttırıldığı bir aydır. Kim bu ayda bir oruçluyu iftara dâvet ederse günahları affedilir, cehennem ateşinden kurtulur. İftara dâvet eden, oruç tutanın mükâfatı kadar mükâfat alır, oruç tutanın mükâfatından da bir şey eksilmez.\’ İçimizden biri: \’Ya Resûlallah hepimiz oruçluya iftar ettirecek bir şey bulamıyoruz\’ dedi. Bunun üzerine şöyle buyurdu: \’Allah Teâlâ bu sevabı oruçluya bir hurma ile iftar ettirene de, bir yudum su ile iftar ettirene de, su katılmış süt ile iftar ettirene de verir. Bu ay evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden kurtuluşa vesîle olan bir aydır."Cenab-ı Hak bizleri Ramazan ayının nurundan ve feyzinden en azami mertebede istifade eden kullarından eylesin. Amin.Allah cc. razı olsun.Allah\’a emanet olun.Esselamüaleyküm.

  11. HOŞ GELDİN EYYY RAMAZAN !!Cabir İbni Abdullah Radiyallahu Anh,Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellemin şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:\’\’Ümmetime Ramazan ayında beş şey ihsan edildi.Bunlar daha önceki peygamberlerin ümmetine verilmemişti.Birincisi:Ramazan ayının ilk gecesi olunca Cenab-ı Hak onlara rahmetiyle bakar.Allah kime rahmetiyle bakarsa,onu hiçbir zaman azaba çarptırmaz.İkincisi:Oruç tutanların ağızlarının kokusu Allah katında misk kokusundan daha hoştur.Üçüncüsü:Gece ve gündüz melekler oruç tutanların bağişlanması için Allaha yalvarırlar.Dördüncüsü:Allah o gün Cennetine emir verir ve şöyle buyurur:\’Ey Cennet,kullarım için hazırlan,süslen.Dünya sıkıntılarından kurtulup Benim huzuruma ve ikramıma gelip istirahat etmeleri yaklaştı.Beşincisi:Ramazan\’ın son gecesi gelince de,Allah oruç tutan kullarının hepsini affeder.Sahabilerden bir zat sordu:\’\’Ya Resullallah,bu gece Kadir Gecesi midir?\’\’Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselem\’\’Hayır\’\’ dedi,\’\’bilmez misiniz,işciler gün boyu çalışıp da işlerini bitirdikleri zaman ücretlerini almıyorlar mı\’\’? HELAL OLAN,HELAL YİYENLERE GELİR…Ebû Saîd Mîhenî\’nin büyüklüğünü inkâr edenlerden biri, Ebû Saîd\’in; "Âlemde hiç kimse helâl lokma bulamayıp haram yese, biz haram yemeyiz." sözünü duymuştu. Kendisini imtihân etmek istedi. Helâl para ile bir oğlak satın aldı. Haram para ile de, birincisine çok benzeyen başka bir oğlak aldı. Bunları kızarttırıp, hizmetçisi ile Ebû Saîd\’e gönderdi. Kendisi de önden gidip, onların bulunduğu yerde oturdu. Hizmetçi kızarmış oğlakları getirirken karşısına iki sarhoş çıkıp, haram para ile alınan oğlağın bulunduğu tepsiyi alıp yediler. Hizmetçi, elinde kalan ve helâl lokma ile alınmış olan oğlağı, Ebû Saîd\’in önüne koydu. Oğlakları gönderen kimse durumu öğrenip anlayınca, sarhoşlara çok kızdı. Fakat bu hâlini açıktan belli etmedi. Sonra Ebû Saîd dönerek; "Kendini boşuna üzme! Haram olan köpeklere gider, helâl olan da helâl yiyenlere gelir." buyurdu. O kimse çok mahcûb olup hâline tövbe etti ve bu hâdiseden sonra bir daha aleyhinde bulunmadı.——————– Oruç MükellefleriOrucun farz olması için mükellefin; müslüman, âkıl-bâliğ, sağlıklı olmaşûve yolcu olmaması gerekir. Müslüman olmayan¬ların en büyük ibadeti iman etmek olduğu için, oruç onlara farz olmadığı gibi, tuttukları oruçlar da sahih değildir.Orucun farz olmasının ikinci şartı, mükellefin akıllı olma¬sıdır. İslâm dininin emirleri akıllı insanlar içindir. Ayrıca orucun farz olması için, mükellef ergenlik çağına ulaşmış olmalıdır. Mümeyyiz de olsa çocuklar oruç tutmakla mükellef değildir. Ancak küçük yaşlardan itibaren oruç tutma alışkanlığı ve oruç sevgisi onların gönüllerine yerleştirilmelidir. Çünkü alışkanlık kazanmamış olanlar için oruç ileriki yıllarda ağır bir yük gibi gelir. Çocukların tuttuğu oruç geçerli ve sahihtir.Orucun farz olması için, mukim olmak gerekir. Yolcular Ramazan sırasındaki yolculuklarında dilerse oruç tutar, dilerse tutmaz. Tutarsa orucu Ramazan orucu yerine geçer. Tut¬mazsa, tutmadığı günleri aynı sayıda kaza eder. İslâm dini yolculara oruç tutup tutmamakta bağlayıcı bir hüküm getirme¬miştir. Bununla birlikte, kendisine bir zarar vermiyorsa, yolcu¬nun oruç tutması tavsiye edilmiştir. Yolcunun Ramazan\’da başka bir vacip oruca niyeti, Ebu Hanife\’ye göre bu vacip oruç için, Ebu Yusuf ile Muhammed eş-Şeybanî\’ye göre Ramazan için geçerlidir.Orucun farz olmasının başka bir şartı, mükellefin sağlıklı olmasıdır. Hastalığın oruç tutmayı engelleyici oluşu, güvenilir doktor veya mükellefin tecrübesine göre kendisi tarafından ciddi olarak nitelenince belirlenir.Hastalık veya tehdit, şiddetli açlık ve susuzluk gibi başka bir sebeple, kendisinin veya bir organmının ortadan kalkma ve yok olma korkusu bulununca, oruç tutmak haram olur. Bu durumda, orucun derhal bozulması zorunlu hale gelir. Oruç, daha sonra kaza edilir.İyileşme ümidi olmayan hastalar, oruç fidyesi öderler. İyileşme ümidi bulunan hastalar ise, fidye ödemeyip, orucu kaza ederler. İyileşme ümidi olmayıp fidye ödemiş olan mükellef, daha sonra iyileşirse oruçlarını imkân ölçüsünde kaza etmesi gerekir.Aylık âdetini görmeye başlayan veya lohusa olan kadın¬lar, tutamadıkları oruçlarını daha sonra kaza ederler. Vücuda zarar vermediği takdirde, kadınların aybaşı erteleme ilacı kullanarak Ramazan orucunu kesintisiz tutmalarında bir sakın¬ca yoktur.Hamile veya emzikli kadınlar, ister kendilerine, ister çocuğa oruç tutmanın zararlı olacağından korkarlarsa, orucu tutmayıp daha sonra kaza ederler, fidye ödemezler. Sütan¬neler de bu hükümdedir. Çünkü her iki durumda da çocuğun bakımı ve sağlığını korumak farzdır.Bütün bir ay boyunca oruç tutmaya gücü yetmeyecek şekilde ihtiyar ve düşkün olanlar, oruç tutmayıp imkân bulurlarsa daha sonra kaza ederler. Kazaya imkân bulamaz¬larsa, her gün için fitre miktarında bir oruç fidyesi verirler. Çalış¬tığı kurum ve işyeri oruç tutmaya izin vermediği veya ağır işte çalıştığı için Ramazan orucunu tutamayanlar da haftalık veya yıllık izinlerinin bir bölümünde kaza orucu tutar, diğer günler için oruç fidyesi öder.Düşmanla savaş durumunda da oruç tutulmaz, daha sonra kaza edilir.Oruç sırf bedeni bir ibadet olduğu için, mükellef olanlar orucu bizzat kendileri tutarlar. Oruç borcu olduğu halde vefat eden mükellefin yerine başka birinin kaza orucu tutması gerekmez. Ama tutulan oruçların Allah katında mükâfat göreceği umulur.●●••Huzur İslamda••●●

  12. Ramazan.. Bir baharistan..Ömrümüzün beşinci mevsimi, bir inşirah ayı Ramazan…Hamdolsun ömrümüzden nice Ramazanları geçirip de bir yenisine daha kavuşturana..Hamdolsun… Sefa Geldin ey Mübarek Ramazan Evvelin rahmet, evsatın mağfiret, Ahirin cehennemden azat ettirmek, Sefa Geldin ey Mübarek Ramazan” Yüreğine sağlık abim sonsuz sevgiler saygılar sunarım.Vakt-i şerif, Cuma, ahir ve akibet hayrolsun efendim…

  13. Onbir ayın sultanı Mübarek Ramazan ayı, hoş geldi sefalar getirdi. Bu mübarek ay, hepimize sağlık ve zindelik katacak, Toplumumuza ise huzur ve mutluluk dağıtacak inşallah.Ramazan ayı gelir de eli boş gelir mi? Huzur, refah, barış ve hertürlü iyilik duygularını da getirip yayacak müminlerin kalbine. Bütün gündüz, Cenâb-ı Hakk’ın rızası için aç kalacağız, gün batımında aile efradımızla, arkadaş ve akrabalarımızla hep beraber iftar sofrasının başına oturacağız. O’nun verdiği nimetleri, yine O’na şükrederek yiyip içeceğiz. Aslında sonsuz nimetler içinde yüzüyoruz. Ancak Ramazan’da bu nimetlerin daha bir farkına varacağız. Kısacası kulluğumuzun şuuruna daha bir varacağız. Müslüman olmanın lezzetini daha derinden hissedeceğiz. Oruç tutarken aç ve susuz kalıyoruz, sağlığımız bozulacak diye endişe etmeyin sakın çünkü uzmanlarının, doktorların vs. de söylediği gibi oruç tutmak bünyeye çok faydalıdır. Mideyi dinlendirir, çalıştırır ve güçlendirir.Orucun insan bünyesindeki bu önemli oluşumunu, batı anlayışı ve bu kafa yapısında olanlar tehlikeli bir hastalık zannederler. Buradan hareketle orucun başlattığı bu önemli hareketi çeşitli ilâçlarla bloke etmeye çalışırlar. Oruç tutanlara, oruç tutmamalarını aksi hâlde kötü sonuçlar doğabileceğini söylerler. Söylenen bu tür sözler netice itibâriyle cehâletin eseridir.Zira bu konuda İki Cihan Sultanı Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V) “Oruç tutunuz sıhhat bulursunuz.” diye belirtmiştir.- Oruç, bir yaşama üslubudur.- Oruç, bir hayat tarzıdır.- Oruç, bir erdemdir..- Oruç sevgidir, aşktır, sevinçtir, hüzündür.Oruç ibadeti diğerlerinden farklı olarak hem bireyseldir, hem de toplumsaldır. Bireyin kendisini ilgilendirdiği gibi, toplumu da kuşatır.Orucu yalnızca günlerin bir bölümünde yemekten içmekten kesilmek olarak algılamamak gerek. Zira yalnızca yememek, içmemek değildir oruç. O, günaha yabancılaştırır, günaha karşı zırh/kalkan vazifesi görür. Ramazan ayının gelmesiyle, yaşadığımız şehir de ayrı bir renge bürünür sanki. İftar çadırları, iftar sofraları, zekâtlar, davetler… Bu gelişmeler, bu dönüşümler, boşa değildir, sebepleri vardır mutlaka. Tüm bunlar ramazan ayının bereketi ve faziletiyle oluşan gelişmelerdir.Ramazanın bereketinin ve faziletinin bütün evlerimizi ve hayatımızı kuşatması dileklerimizle… Hoş Geldin Ya Şehr-i RamazanAllahım!Sen\’den dünya ve ahirette af ve afiyet diliyoruz. Her türlü semavi ve arzi afet ve belaları üzerimizden uzaklaştırmanı istiyoruz. HAYIRLI CUMALAR CAN KARDEŞLERİM VE YÜREĞİ GÜZEL DOSTLARIM ALLAH A EMANET OLUN

  14. Şefkat ve merhamet sahibi Yüce Allah’a hamd; O’nun Sevgili Resulü’ne, Ehl-i Beyt’ine, Sahabelerine salât ve selâm… Merhaba Dostlar!Yine bir rahmet iklimine girerken,Ramazan ı şerife girerken Allahu Teala’nın rahmetinden, ümitsizlik yok dostlar. Çok güzel bir söz var: “Eğer bir gün dünyaya ait çok büyük bir derdin olursa Rabbine dönüp: ‘Benim çok büyük bir derdim var’ deme! Derdine dönüp: ‘Benim çok büyük bir Rabbim var’ de!”O’nun rahmet ve merhametini anlatmak, benim gibi acizler için ne mümkün!… Diller suskun, gönüller sarhoş, gözler şaşkındır O’nun huzurunda…Siz en doğrusu, kendi kalbinizden başlayın işe. Oradan bir yol arayın O’na yönelmeye… O size açacaktır kapılarını…Samimi, iddiasız, âcizane…Ama şevkle. Ama sabırla. Ama ısrarla…Bazen, bir fakiri gönderir kapınıza, affınıza sebep olacak üç beş kuruş veresiniz diye. Bazen, bir tövbeli arkadaşınızı gönderir yanınıza, elinizden tutup mağfiret iklimlerine taşısın sizi diye.Bazen, rüyalarda çalar kapınızı, kurtuluşunuza işaret olsun diye.Bazen, bir yakının kaybıyla daldığınız matem, yeniden doğuşunuza hazırlar sizi.Bazen bir alçakgönüllülükle sizi üzen birini affetmeniz kabul görür katında; bazen de bir yetimin başını okşamanız…Gözlerden gelen iki damla yaşı silmeniz merhem olur gönül yaralarınıza. Rahmet olur, her işinize bereket olur.İşte, bütün bunlar ve benzerleri, o Rahmeti Sonsuz’un altın fırsatlarıdır dostlar. Ve bunların kıymeti, Ramazan’da daha bir katlanır, daha bir sonsuzluğa doğru gider…Şimdi acaba düşünüyor muyuz, nasıl bir fırsatın kapımızı çaldığını?…Ne mutlu değerlendirene!Ne mutlu “Benim çok büyük bir Rabbim var!” diyebilene… alıntı SELAM VE DUALARIN EN GÜZELİ İLE HAYIRLI BEREKETLİ RAMAZANLAR VE CUMALAREN KALB-İ MUHABBET SEVGİ VE SAYGILARIMLADUALAŞALIM VE DUALARDA BULUŞALIM İNŞALLAHDUALARINIZDA UNUTULMAMAK TEMENNİSİYLE… ec ahalisininde ramaznı şeriflerini tebriklerimi iletirsiniz inşallah can bıra… -> -> -> -> -> -> ACİZANE KARDEŞİNİZ<- <- <- <- <- <-

  15. Selamun aleykum,Ramazanı şerifinizi kutlar bizim ve alemi islamın necatına vesile olması duasıyla. Ben dayarım başımı topraktan akşamlara, anladım ramazan gelmiş kapımıza İçimde susamları aceleyle serpiştirilmiş bir ramazan pidesi tazeliği var. Mutfağın gıcırdayan kapısını, annemin çorba karıştıran ellerini görebilecek kadar açıyorum. Komşulara götürmem için hazırladığı yemeklerin başında bir şefkat bekçisiydi annem, gülümsüyorum. İftar vakitleri gelince ne kadar gıcırdasa da, bir kraliyet kapısıydı mutfak kapısı. Öylece bırakıyorum… Babamın, günlük gazetelerin arasına yerleştirilmiş imsakiyeleri alıp, diplomasını yeni almış bir çocuk gibi duvarın dökülmüş yüzüne asması duygulandırıyor beni.Boğazımdaki düğümü çözen bu mübarek telaşa bakıp ağladığımda, her yaşım büyütüyor sanki merhametimin yaşını. Ben dayarım başımı topraktan akşamlara, anladım ramazan gelmiş kapımıza. Dudakları besmelenin beyazlığıyla kurumuş bir teyzenin, mukabeleye giden yavaşlığında eriyor en hızlı günahlarım. Gözlüğünü gençliğini arar gibi ceplerinde yoklayan teyzelerin, bir cengâver gibi ayetlere sarılması utandırıyor beni. O mahcubiyetin sarıldığı sığınak oluyor taptaze orucum, o mahcubiyetimle omzuma iftarın elleri değene dek dolaşıyorum. Ben dayarım başımı topraktan akşamlara, anladım ramazan gelmiş kapımıza. Kırdığım kalpler, iş güç telaşıyla ve büktüğüm dudaklar. Öfkeyle sokakları tekmeleyip, kuşları ürküten acizliğim geliyor aklıma. Öyle bir sarsılıyorum ki, beni ayakta tutuyor, affedileceğimi bildiğim an sarayı camiler. Beni ayakta tutuyor her rekâtında nefsimi kırbaçlayan cennet sessizliğindeki teraviler ve beni ayakta tutuyor babalarının yanında secdeye giden, yaramazlıklarını cami avlusunda bırakmış çocuk yüzler. Ben dayarım başımı topraktan akşamlara, anladım ramazan gelmiş kapımıza. İftarın tahta sofrasını yere şükür sesiyle koyan yoksullara bakıyorum. Saçlarını gözlerinin önünden çekip, yüreğini toplayacak kimsesi olmayan bir yetime bakıyorum. Sahurlarını, eski hatıra fotoğraflarını karşılarına alıp, titreyen kaşıklarıyla şenlendiren yapayalnızlara bakıyorum ve Rabbim diyorum Rabbim en çok onların olsun bu ramazan… En çok onların olsun Rabbim… Bu ramazan göğünde yıldız kalmamış kurşunla yatıp, bomba sesleriyle kalkan çaresizlerin olsun… Bu ramazan sağ sağlim güneşe bakarken ilk kurşun yağmurunda eksilen babaların evlerinde dua olsun. Ben dayarım başımı topraktan akşamlara, anladım bir mübarek gelmiş kapımıza buyursun ve dokunsun en katı günahlarımıza…(ALINTI)

  16. Allah\’ım bu mübarek Ayı sen bizlere ruhu ile yaşamayı nasip et.Allah\’ım bu mübarek Ay hürmetine ,Peygamberimiz sav hürmetine Ümmet bilincini bizlere nasip et.Allah\’ım bizlere yalnız Ramazan Ayını değil tüm ibadetlerimizi ruhu ile yapmayı nasip et.Allah\’ım bu mübarek Ay hürmetine bizleri sevdiklerinden et,sevdiklerinin sevgilerini nasip et.Allah\’ım bizleri senin yolundan Peygamber sav sünnetinden ayırma.Allah\’ım rahmetini ve mağfiretini ,Peygamberimizin şefaitini bizlerden esirgeme.Allah\’ım bizleri münafıkların ,kafirlerin tüm kötülüklerinin şerrinden koru.Allah\’ım şükürler olsun ki bizleri ,beni en sevdiğin kulun Peygamber sav in ümmetinden yarattın bu ümmete layık kullarından eyle.Amin. Allah razı olsun kardeşim,Ramazan\’ın mübarek olsun,selam ve dua ile…

  17. EY ALLAHIM!!BUGÜN CUMA VE BUGÜN RAMAZANIN İLK GÜNÜ!!BİZLERE HER CUMAMIZI VE HER RAMAZANLARIMIZI HAYIRLI KIL.SENDEN HAYIRLARI DİLER VE GELECEK ŞERLERDEN SANA SIĞINIRIZ.DUALARIMIZI MAKBUL İBADETLERİMİZİ KABUL EYLE.EY ALLAHIM!BİZLERİ KÖTÜ NEFSİMİZLE BAŞBAŞA BIRAKMA! HAYIR VE HASENATLA YARIŞMAYI NASİB EYLE!BÜTÜN KÖTÜ KALPLEREDE HİDAYETİNİ VER.İMANSIZA İMAN, KUR\’ANSIZA KUR\’AN,ZALİME MERHAMET VER!KALPLERİMİZE SENİN VE PEYGAMBER EFENDİMİZİN AŞKIYLA YANMAYI NASİB EYLE!AHİRETTE AMEL DEFTERLERİMİZİ SAĞDAN ALMAYI, EFENDİMİZİN ŞEFAATİNİ KAZANMAYI,EFENDİMİZLE CENNET YOLUNDA OLMAYI VE ONUNLA KOMŞU OLMAYI DA NASİB EYLE!FİLİSTİN AĞLIYO HEMDE KAN AĞLIYO!ONLARA YARDIMCI OL YARALARINA MERHEM OL.ONLARA ACI VEREN ELLERİ KALDIR NE OLUR RABBİM!AĞLAMASIN KARDEŞLERİM.ELHAMDULİLLAH MÜSLÜMANIZ DERKEN BU KELİMEYE GERÇEKTEN LAYIK OLMAYI NASİB EYLE!BENDEN GÜNAHKAR NEFSİMDENDE DUA İSTENDİ.İSİMLERİNİ SAYAMADIĞIM KARDEŞLERİMİNDE DUASINI TEZİNDEN KABUL ET RABBİM!EY GÜZELLER GÜZELİ MEVLAM!99 İSMİ ŞERİFİN HÜRMETİNE BİZLERE YAPILAN ZULÜM VE HAKSIZLIĞA DEĞİLDE NEDEN MÜSLÜMANLIĞIMI TAM ANLAMIYLA YAPAMIYORUM, ZÜL CELALİNE NASIL BAKARIM,GÜNAHLARIMDAN NASIL KURTULABİLİRİM,EFENDİMİZİ NASIL SEVİNDİRİRİM ENDİŞESİYLE AĞLAMAYI NASİB ET!DÜNYANIN HER BİR YERİNDE SANA EL AÇILIP DUA EDİLİYOR.O AÇILAN ELLERİ BOŞ ÇEVİRMEZSİN BİLİRİM RABBİM GERİ ÇEVİRMEDİĞİN O ELLERİN YÜZÜ SUYU HÜRMETİNE,PEYGAMBER EFENDİMİZİN,HABİBİNİN HÜRMETİNE, MELEKLERİNİN HÜRMETİNE, BÜTÜN PEYGAMBERLERİN HÜRMETİNE, KUR\’AN-I AZMÜŞŞANIN HÜRMETİNE VE SAYAMADIĞIM GÜZELLİKLERİNİN HÜRMETİNE DUALARIMIZI KABUL ET!YÜREĞİ GÜZEL CAN KARDEŞLERİM HAYIRLI RAMAZANLAR VE HAYIRLI CUMALAR !DUALARINIZDAN İSMEN GEÇİLMEK UMUDUYLA!DULARIMIZLA YARADANIMIZA EMANET OLUN!KİB……:))AMİN

  18. Mübarek Ramazan ayını hakkıyla ve dolu dolu geçirmek duası ile Ramazan-ı Şerifiniz ve Cuma\’nız mübarek olsun…Selam ve dua ile..

  19. Uçaktan düşmek…Aslında bu konu çok önemli…Zaten bu kadar kolayca anlaşılabilecek bir konunun neden tartışıldığını bile anlamıyorumBunun önemini anlamamış olanlar; acaba anlamadıkları için mi inat ediyorlar, yoksa bir defa bile dinlemeyi/anlamayı denemedikleri için mi anlamıyorlar?…………… Uçak havalanırken içinde bulunacak… Ve pistte durmadan içinden atlamayacaksın Yolculuğun sırrı bu! İşte oruç tutmak da biraz buna benziyor En büyük benzerliği de; KALKIŞ VE İNİŞ saatleri Yani sen uçağa binmedikten sonra istediği kadar “ben yolcuyum” de veya uçağın ardından koşmaya çalış! Lafım anlaşılıyor değil mi? Eskiden bütün tarifelerde “yolcuların içeri alınma saati” yazardı Koşan ve hop mop diyen de yetişir, geçerdi turnikelerden Sonra hangi akla hizmetse birileri uçağın “havalanış saatini” yazmaya başladı kâğıtlara… İnsanlar ise ezan sesiyle oruca başlamaya alışıktı Müezzini duyduktan sonra; sularını, ilaçlarını içerler, son lokmalarını yutarlar ve niyetlenirlerdi… Peki şimdi ne oluyor? İnsanlar KALKAN UÇAĞIN MOTOR SESİNİ duyuyor! Yani müezzinler saatlerine bakıyor Sahur vaktinin BİTTİĞİ, yani ORUCUN BAŞLADIĞI, yani sabah namazının kılınmaya başlama dakikası gelince ezan okumaya gidiyor Ezan okunması kaç dakika sürüyor? İki veya üç dakika, okuyana göre değişiyor… Yani acı olan şu: İnsanların pek çoğu sahura kalkıyor… Oruç vakti girdikten üç beş dakika sonra oruçlarını bozup 15-16 saat aç duruyor! Yazık değil mi? Bu öyle vahim bir durum ki, söylediğin zaman; “olmaz öyle şey”, diyorlar Bu inatlaşılacak bir konu değil ki Ne benim dememle olmaz olur, ne senin itirazınla olur hale gelir! Enlem, boylam, sahil, yayla, dağ deniz gibi her şey etki ediyor bu vakte Bütün bunlar hesaplanarak “temkin vakitleri” konulmuş, yani oruçlar ziyan olmasın diye Uymak lazım… “Günahı onların boynuna” demek de çare değil… Herkes yangından kendi çocuğunu kurtarmak zorunda olduğu gibi, herkes önce kendi orucunu da kurtarmak zorunda! İki yol var şimdi: Ya sen kendin “temkin”li davranıp temkinsiz imsakiyelerde yazan vakitten on beş dakika önce ağzını kapatacak, oruç tutacaksın… Veya 15 dakika daha, yani ezan okununcaya kadar yiyecek, sonra da 15 saat aç duracaksın! Soru: Akıllı yolcu ne yapar? Uçak kalkmadan önce uçağa biner… Ve ancak uçağın durduğundan emin olduktan sonra uçaktan iner, öyle değil mi? Muammer Erkul Ramazanı şerifiniz,Cumanız mubarek olsun dua ile..

  20. Allah ım sen af edicisin af etmeyi seversinbizide af et.Kur anın indilirdiği bu ayda O yuce kelamla tekrar dirilmek ve ahlakıyla ahlaklanmak duasıyla… Hayırlı Ramazanlar

  21. Resûlullah Sallallahu Aleyhi Vessellem buyurdular ki:"İşte bereket ayı olan Ramazan geldi. Artık Allah\’ın rahmeti sizi kuşatır. O ay, yeryüzüne bol bol rahmet iner. Günahlar affedilir. Dualar kabul olunur. Allah sizin iyilik ve ibadette yarışmanıza bakar da, bununla meleklerine karşı iftihar eder. Öyle ise kulluğunuzla kendinizi Allah\’a sevdirin. Asıl bedbaht olan da, bu ayda Allah\’ın rahmetinden nasibini alamayandır."(et-Tergib ve\’t-Terhîb, 2:99.)dualarda unutulmamak dileğiyle…

  22. Rahmet ve kurtuluş ayı ramazanRamazan Yüce Yaratıcımız’ın insanlığa armağan ettiği kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’in indirildiği aydır. O Kur’an ki insanlığa şifa, rahmet ve rehberdir. O Kur’an ki Müslümanların hayat kaynağı, Allah Azimüşşan’dan bir bağış, Peygamber Efendimiz’den (s.a.v) bir müjdedir. Tavsiye, emir ve yasaklarıyla gönülleri hakka ve hidayete kavuşturmak için indirilen Kur’an-ı Kerim’e bu ayda kavuştuk. Böylesine önemli bir başlangıca şahitlik eden bu ayın adı Ramazan’dır. Ramazan öyle bir aydır ki; içinde bin aydan değerli olan Kadir Gecesi vardır.Bir anlatıma göre bir gün bir grup sahabi Peygamber Efendimiz’e gelerek, “Ya Rasulallah, geçmiş ümmetlerden bir adam Allah yolunda bin ay savaş yapabiliyormuş. Bin ay, seksen küsur sene ediyor. Biz bütün ömrümüzü versek bu adamın sadece o sevabına erişemiyoruz” derler. Bunun üzerine Allah Teala Kadir suresini indirerek; “Biz o Kur’an’ı Kadir gecesinde indirdik. Sen Kadir gecesinin ne olduğunu bilir misin? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır” ayetiyle Peygamberimiz’i ve ümmetini müjdeler. Evet, o geceyi ihya ettiğimizde geçmiş ümmetlerin bin ay Allah yolunda cihat ederek elde edeceği sevaptan daha fazlasını kazanma imkanına sahibiz. Bu ne büyük lütuf değil mi?Oruç, Müslümanı her türlü kötülüğe karşı koruyan kalkan gibidirRabbimiz çok büyük hikmetlerle farz kıldığı oruç ibadetiyle ilgili olarak Peygamber Efendimiz’e şöyle buyuruyor: “Oruç, ateşe ve kötülüklere karşı bir siperdir. Sizden biriniz oruçlu olduğunuz günde kötü söz konuşmasın ve kavga etmesin.” Peygamber Efendimiz ise “Kim inanarak ve mükafatını Allah’tan bekleyerek oruç tutarsa, doğduğu ilk günkü gibi günahlardan temizlenmiş olur” diyerek ümmetini müjdeliyor. Hadis-i şeriflerden anlıyoruz ki; oruç, Müslümanı her türlü kötülüğe karşı koruyan kalkan gibidir. Kalplere iman neşesi saçan, gönüllere kardeşlik duyguları yerleştiren bir ibadettir. Ramazan’da eksiklerimizi tamamlayalımEfendimiz’in (s.a.v) hadis-i şerifte haber verdiği üzere Ramazan ayında şeytanlar bağlanır. Dolayısıyla kalpler iyiye ve güzele daha meyilli olur. Bunun için Ramazan’da eksiklerimizi tamamlamaya daha çok gayret göstermeliyiz. Hata ve günahlarımıza tövbe ederek onlardan kurtulmaya ve bir daha yapmamaya niyet etmeliyiz. Bu konuda Rabbimiz’in yardımını istemeli, istikamet üzere dosdoğru olmaya çalışmalıyız.Normal zamanlarda yaptığımız ibadetleri arttırarak bu ayın rahmet deryasından nasibimizi arttırmaya bakmalıyız. Ailemizle güzel geçinmeli, bu güzel ayı tartışma ve tatsızlıklarla gölgelememeliyiz.Ramazan orucu dini bakımdan bir özür yoksa asla bırakılmamalıdır. Şuna da dikkat etmeliyiz ki; nasıl ki bütün ibadetlerimizi Allah rızası için yapıyorsak, orucumuza da sadece Allah rızası için niyet etmeliyiz. Zira Allah rızası için olmayan hiçbir amel Allah katında ibadet değildir. Peygamberimiz (s.a.v) “Bütün ameller niyete göre değerlendirilir” hadisiyle bizleri uyarmaktadır. Yine Allah Rasulü “Nice oruç tutan var ki, orucun ona açlıktan başka bir faydası yoktur” ve “Kim kötü söz ve fiilleri bırakmazsa o kimsenin yemeyi ve içmeyi terk etmesine Allah’ın ihtiyacı yoktur” buyurmuştur.Bu ölçülere göre; dilinden kötü söz ve dedikodu düşmeyen, gönlünden kin, haset ve düşmanlık duyguları silinmeyen, elinden ve dilinden başkalarının emin olmadığı, yoksul ve kimsesizlerin yanında yer almayan kimselerin tuttuğu oruçtan ne fayda beklenir? “Bu dünya ahiretin harmanıdır”Kadir gecesiyle, teravih namazlarıyla Ramazan ayı ve oruç bizim için büyük bir hazine ve büyük bir fırsattır. Bu fırsatın değerini bilelim. Zamanımızın büyük Allah dostu Gavs-ı Sani (k.s.) Hazretleri’nin buyurduğu gibi, “Bu dünya ahiretin harmanıdır. Burada ne tedarik edersen, öbür dünyada onunla geçinirsin.”O halde Kur’an ve oruç ayı Ramazan’ın kıymetini bilelim. Ne zaman geleceği bilinmeyen ölüm kapımızı çalmadan, harman ortadayken, ebedi dünya için azık dermeye bakalım. Namazla, zikirle Kur’an okuyarak ve bol bol tövbe istiğfar ederek, geceleri dua ederek, fakirlere yardım ederek, aramızdaki kin ve düşmanlığı ortadan kaldırarak, birbirimizi severek ve tam bir teslimiyetle Allah Teala’ya sığınarak Ramazan’ı kendimiz ve çevremiz için bir fırsata dönüştürelim.Benliğimizi, ruhumuzu, aklımızı, fikrimizi, insanlığımızı ve dünyamızı oruçla yenileyelim. Umulur ki bu mübarek vakitler, bütün hayatımızı ibadete dönüştürmede ve Rabbimiz’in hoşnutluğunu kazanmada bir dönüm noktası ve yeni bir başlangıç olur.Kulluk ve hizmet “Ben insanları ve cinleri yalnız bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat, 51)“İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır.” (Hadis-i Şerif)Büyük veli Hace Ubeydullah Ahrar (k.s) buyuruyor ki: “Ben bu yolu tasavvuf kitaplarından değil, halka hizmetten elde ettim. Hayır umduğum herkese hizmet ederim.” Demek ki hizmet insanın yaratılış gayesini yerine getirmesinin yanında, manevi kemalatı elde etmesinin de en önemli yoludur. M. Saki EROL Ramazanı şerifiniz,Cumanız mubarek olsun dua ile..allaha emanet olun

  23. Başı RAHMET ortası MERHAMET sonu ise CEHENNEM\’den AZAD olan Mübarek Ramazan ayının hayrlara vesile olmasını; Cenab-ı Hakk\’ın kapısına ulastırmayacak yollara sapmaktan korumaya vesile olmasını; "Başlangıçlar sonuçların tecelli yeridir" Rahmet ile baslayan Ramazan ayının Kurtulus ile Tecelli bulmasını diliyorum Mübarek Ramazan Ayi ; sana Vücudunun sıhhat ve selameti olan "az yemeğe"Ruhunun sıhhat ve selameti olan "günahsız olmaya" dininin sıhhat ve selameti olan "Peygamber Efendimizin güzel ahlakına sahip olmaya" vesile olsunramazan ayı tüm islam alemi için hayırlara vesile olur inşaAllahhayırlı akşamlar kardeşim

  24. Cüneyd Süavi abimiz tarafından, "hayatın icinden" adlı kitabında nesredilen güzel bir hikâye….Yaşlı coban ve elma agacı Yaşlı çoban sürüsünü otlatmak için yaylaya çıktığında tepeye yakın bir elma ağacının altında dinlenir ve eğer mevsimiyse, onunla konuşarak: "Hadi bakalım evladım, derdi. Bu ihtiyarın elmasını ver artık". Ve bir elma düşerdi, en güzelinden, en olgunundan. Yaşlı adam sedef kakmalı çakısını çıkartarak onu dilimlere ayırır ve küçük bir tas yoğurtla birlikte ekmeğine katık ettikten sonra, babasından kalan Kur\’an\’ını okumaya koyulurdu. Çoban, bu ağacı yirmi yıl kadar önce diktiğinde sık sık sular, bunun için de büyükçe bir güğüme doldurduğu abdest suyundan geriye kalanı kullanırdı. Elma ağacının kökleri, belki de bu sularla kuvvet bulmuş ve kısa sürede serpilip meyve vermeye başlamıştı. Çoban o zamanlar henüz genç sayıldığından şöyle bir uzandı mı en güzel elmayı şıp diye koparırdı. Fakat aradan geçen bunca yıl içinde beli bükülüp boyu kısalmış, ağacınkiyse bir çınar gibi büyüyüp göklere yükselmişti. Ama boyu ne olursa olsun, ağaç yine de yavrusu değil miydi? Onu bir evlat sevgisiyle okşarken : "Ver yavrum, derdi, gönder bakalım bu günkü kısmetimi." Ve bir elma düşerdi hiç nazlanmadan, yıllar boyu hiçbir gün aksamadan. Köylüler, uzaktan uzağa gözledikleri bu hadiseyi birbirlerine anlatıp yaşlı çobanın veli bir zât olduğunu söylerlerdi. Yaşlı adam, ağacın altında dinlenip namazını kıldığı bir gün, yine elmasını istedi. Ancak dallar dolu olmasına rağmen nedense birşey düşmemişti. Sonra bir daha, bir daha tekrarladı isteğini. Beklediği şey bir türlü gelmiyordu. Gözyaşları, yeni doğmuş kuzuların tüylerini andıran beyaz sakalını ıslatırken, ağacın altından uzaklaşıp koyunların arasına attı kendini. Yavrusu, meyve verdiği günden bu yana ilk defa reddediyordu onu. İhtiyar çobanın beli her zamankinden fazla bükülmüş, güçsüz bacakları da vücudunu taşıyamaz olmuştu. Hayvanlarını usulca toplayıp köye doğru yöneldiğinde, aşağıdaki caminin her zamankinde daha nurlu minarelerinden yankılanan ezan sesiyle irkildi birden. Yeniden doğmuştu sanki çoban. Birşey hatırlamıştı. Çocuklar gibi sevinerek ağacın yanına koştu ve ona şefkatle sarılırken : "Canım" dedi, hıçkırıp ağlayarak. RAMAZAN AYINIZ HAYIRLARA VESİLE OLSUN… HEP BİRLİKTE ve MUTLULUKLA NİCE RAMAZANLARA…İNŞ…."Benim güzel evladım, mis kokulum. Şu unutkan ihtiyarı üzmeden önce neden söylemedin, bu günün Ramazan\’ın ilk günü olduğunu ?" *http://www.facebook.com/home.php?ref=home#/video/video.php?v=1046872781376&ref=nf

  25. Hoş geldin ey Şehr-i Ramazan!Küçük bir çocuk gibi şimdi kalbim..kelebek misali,özgür…mutlu…sen de geldin ya…pır pır etti işte!kanatlanıverdi.uçtu…Yüreğimde bin umutGüllerin kokusu…Rahmetin…Bereketin…Huzurun…Secdelerin…Sığmaz oldu içim içime…bak işte,taştı yine yüreğim!Katmer katmer şimditüm dileklerim…tövbelerim…ve kayboldu…incindiklerim…küskünlüklerim..kinlerim..kibirlerim…bitmeyen hüzünlerim…Daha ne ister ki artık !Ah şu benim uslanmaz yüreğim,şu fakir…şu öksüz yüreğim.daha ne ister!daha ne!Geldin ya!Hoş geldin ey Şehr-i Ramazan!hoş geldin…Safalar getirdin gönlüme…..Ama;yine gideceksin..yüreğimde uçuşan kuşlar da peşinden…Ah keşke… keşke hiç gitmesen..hep bizimle kalsan…tutsan yüreğimizden…tutsan…hep umutla…hep huzurla…hep…Oruçlarımızı hakkıyla tutabilme duasıyla inşaAllah…ki o bizi öyle bir sarıp sarmalıyor …öyle bir tutuyor ki yüreğimizden…her bir gününü hakkını vererek geçiririz bizler de inşaAllah, mübarek Ramazan-ı Şerifin…Hepi(m)nizin Ramazan-ı Şerif\’i mübarek olsun..Hayırlı ramazanlar..dilerim,,paylaşımların icin sagol kardeşim emegine saglık selam ve dua ile kal,,

  26. HOŞGELDİN EY ONBİR SULTANI Dünya azuları, kuşattı beni, Köle kıldım… bu nefsime bedeni, Gör ki; yorgun düştüm..özledim seni Hoşgeldin ey! onbir ayın sultanı. Özledim… o solgun, nurlu tenleri, Günahtan arınmış,ak bedenleri Rahman cemaline, aşk çkenleri, Hoşgeldin ey! onbir ayın sultanı Bir başka güzeldir, şimdi simalar, Bir başka açılır, yüce semalar, Bir başka yükselir, hamd-ü senalar, Hoşgeldin ey! onbir ayın sultanı. Yürekler, bir başka hislenir şimdi, Beden değil… ruhlar beslenir şimdi, Ezanlar bir başka yükselir şimdi, Hoşgeldin ey onbir ayın sultanı. Nice kullar mabetlerle barışır, Nice insan meleklerle yarışır, ALLAH nidaları arşa ulaşır, Hoşgeldin ey onbir ayın sultanı. Yorgun topraklara, nadas çekilir, Sabır tohumları gün gün ekilir, Mahşerde meyveye döner dökülür, Hoşgeldin ey onbir ayın sultanı. Dünyayı kuşatır tekmil melekler, Her rızkın başında bin melek bekler, Geçerlidir şimdi bütün dilekler, Hoşgeldin ey onbir ayın sultanı. Bir başka uzanır yoksula eller, Şefkatle ram olur en katı diller, Yaş değil müjdedir gözdeki seller, Hoşgeldin ey onbir ayın sultanı. Bir başka gülümser gümüş kubbeler, Kubbelerden taşar içten tevbeler, Dağıtılır en muteber rütbeler, Hoşgeldin ey onbir ayın sultanı. O minareler ki şimdi her biri, Arş\’a tevhid yazan kalemler gibi, Bir başka nakşeder kalbe tekbir\’i Hoşgeldin ey onbir ayın sultanı. Oruçları ecri,Hak\’tan biçilir, Kadir gecesinde gökler geçilir, O gece Cennette,mekan seçilir, Hoşgeldin ey onbir ayın sultanı. Hoşgeldin beşerin gönül köşküne, Şahid ol ki,ibadetler meşkine, Ve Hazreti Muhammed\’in aşkına, Hoşgeldin,Hoşgeldin ey onbir ayın sultanı.

  27. HAYIRLI RAMAZANLAR …..RABBİM GÜNAHLARIN AFFINA VESİLE KILAR İNŞALLAH……

  28. SELAMÜN ALEYKÜM RAMAZAN ŞERİFİNİZ MÜBAREK OLSUNGÜNÜNZ HAYIRLA GÖNLÜNÜZ MEVLA AŞKIYLA DOLSUN DİLİNİZDE DUA EKSİK OLMASIN

  29. “Çalınan her kapı hemen açılsaydı, ümidin, sabrın ve isteğin derecesi anlaşılmazdı. Bir kelebek avcısı bile çalıların yırttığı ayaklarla koşmak zorundaysa, hayatın anlamını eliyle koymuş gibi bulmak kimin harcı”

  30. En sevgili, Yüreğime gel ey Muhammed(s.a.v.)!Misafirlerin en azizi, en mukaddesi ve en güzeli.Öyle bir gelişle gel ki sana olan özlemimi, sana olan ihtiyacımı ve sana olan sevgimi gül gönlüne sunayım.Gel ve gülle doldur kalbimi, gel ve sevginle kandır,gel ve aşkınla yandır yüreğimi. Sensiz o kadar yalnız o kadar bir biçareyiz ki efendim.Kalbim yetim , ruhum yetim, dünya yetim efendim.Bazen seni düşünüyorum yaşadığım, gezip dolaştığım yerlerde.Karşıma çıkıp bana gülümsediğini görüyorum . Ama bir hayal olduğunu anlayınca hıçkırıklar saplanıyor boğazıma, gözümden dökülen yaşlar bir nehir olup akıyor senli topraklara. Biz senin diyarında senli günleri göremedik efendim.Hep mahzun hep yarım kaldık.Ne zaman adın geçse bir yerde ahlara bulandık.Keşkeler kapladı dört bir yanımızı.Keşke onun sevdiği ashabından olabilseydik.Ama biz kim ashabından biri olmak kim efendim!Daha seni hakkıyla anlayan ve sana hakkıyla sevgi gösteren kullar olamadık ki. Ebu Hureyre(ra) sıcak bir günün öyle vaktinde evinden çıkıp mescide gelmişti. Sende oradaydın YA RASULLALLAH(sav) Açlıktan evinde duramayıp mescidine sana koşmuşlardı. Sen de aç idin. Günlerdir bir şey yememiş açlıktan zayıf düşmüştünüz. Hendek günü karnına iki taş bağlayan da sendin YA RASULLALLAH(sav). Bir deri parçasını temizleyip kızarttıktan sonra açlığını dindiren Sad bin Ebi Vakkas (ra) değilmiydi EFENDİM.Bir hurma tanesini annesine saklayan Ebu Hureyre değil miydi?Bir avuç arpa ekmeğiyle yetinen HABİBULLAH sendin efendim. Ya ben midemin doluluğunun sarhoşluğuyla seni unutan ben değil miyim. Abdullah bin Revaha (ra) gibi elimdeki kemik parçasını fırlatıp \’\’ben hala bu dünyada yaşıyor muyum?\’\’diyebilirmiyim?Senin ölümünle Hz.Bilal(ra) susmuştu.Bir daha ezan okumayacaktı.Kızgın çölde kayaların altında inlerken EHAD,EHAD diyerek senin nurunu görmüyor muydu YA RASULLALLAH(sav) Ya nebi hicranla yanıyor gönlüm.Sensizliği kaldıramıyorum. Sen olsan elem mi kalır keder lügatlardan silinir sen olsan adalet, sen olsan edep , sen olsan kulluk anlaşılır. Ya Rabbim! rüyada bile olsa O\’nu görmeyi ve senin sevdiğin kullar arasında olmayı hepimize nasip et. O\’nun hatrına bütün günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla. Affet bizi Allah\’ım .Affet bizi efendim…. SELAM VE DUA İLE ABİ

  31. HZ.EBU BEKR-İ SIDDIK(R.A)BUYURDU Kİdünya sevgisi karanlıktır.onun kandili takvadırgünah karanlıktır onun kandili tevbe etmektir.kabir karanlıktır. onun kandili LA İLAHE İLLALHM Muhammedün Rasulullah,sözüdürahiret karanlıktır onun kandili salih ameltirsırat köprüsü karanlıktır onun kandili yakıntırselam olsun size selem olsun tüm din kardeşlerimize selametle

  32. Silkelensin ruhlar! Allah’ım, hikmet elinin çizdiği mükemmellikleri fark etmemek ne büyük eksiklik! Şu âlem sarayında yaratılmış basit gibi görünen en küçük bir varlıkta bile sayısız hikmetler gizliyken, oruç gibi muazzam bir ibadette nasıl olmasın o fayda ve hikmetler, düşünmeden edemiyor insan İnsanlar, hayatını geçindirme ve devam ettirme noktasında farklı farklı geçim kaynaklarına sahip Kimi, şu dünya nimetlerinden dilediği kadar faydalanırken, kimisi belki de tadımlık elde ediyor nimetleri ve lezzetleri Cenâb-ı Hak, o ihtiyaca binaen, o iki kutup arasındaki dengeyi ve eşitliği sağlamak için, bollukta olanları darda kalanların yardımına dâvet ediyor Onları anlamaya Onların yaşadıklarını yaşamaya Darda kalmaya belki… Kendini Rububiyet mak—– getiren nefis ki, aç kalmadan iman etmemişti Rabbine Nefisperest çok insanları tıpkı onun gibi, kendine getiriyor oruç Titretiyor, silkeliyor Bolluktayken, ellerindeki nimetlerin kıymetini anlamasını sağlıyor Ve tabiî ki, acziyetinin farkına vardırıyor “Sen değilsin o rızkı elde eden Gururlanmayasın Bir gönderen var Onu bil Onu tanı” İnsanî duyguları su üstüne çıkarıyor oruç ve şefkat devreye giriyor bu noktada Dünyadaki pek çok aç insanın halini anlamaya sevk ediyor Ve şükür… “İnsaniyetteki hemcinsine şefkat ise, şükr-ü hakikinin bir esasıdır” diyor Bediüzzaman ve ekliyor: “Hangi fert olursa olsun, kendinden bir cihette fakiri bulabilir Ona karşı şefkate mükelleftir” Eğer nefse açlık çektirmek mecburiyeti olmasaydı, ne şefkate bürünecekti kalbimiz, ne de insaniyetimiz tam mânâsıyla uyanacaktı Uyansa da yarı uyanık dolaşacaktı belki dayanışma meydanlarında, çünkü gerçek zorluk nedir, anlayamayacaktı selam ve dua ile,

  33. Gurbet gülünün dikenleri…Dertler renk renk, acılar çeşit çeşit… İçinden çıkılmaz çileler, solduran sancılar, inleten elemler, imbik imbik süzüle üzüntüler, üzerinden silindir gibi geçen gamlar… Yük ağır, yalnızlık daha ağır…Yalnızlık ağırlığıyla yürümek yoruyor, keder kelimeler kalbi kanatıyor… Kanatlar kırık, rüzgâr esmiyor, neşe yağmıyor… Umut bulutlar uzakta, eller boş, yürek sızı dolu… Çağlayan acılar ağlatıyor…Yalın ayak koşturuyor; yetişemediği serap sevgilerin peşinde… Ayağı kanıyor, yüreği yanıyor… Yağmurlar nerdesin?Buzdan canlar, camdan evlerde yaşıyor ruhunun üşümüşlüğünde… Toprak cana, canın toprağına sığınmak, sancılarını dindirmek diliyor; dil suskun, gönül suskun, gül solgun…Sokaklar sıkıyor, caddeler cezp etmiyor, şehir neşe vermiyor… Dertlerin daralttığı, kederlerin kapattığı dar geçitler geçit vermiyor… Yüzü yırtık, yüreği yırtık, yürüyor yine de… Kabuk bağlamış kederler, düğüm olmuş dertler, dönmeyen çare çarklar, açılmayı bekleyen kapılar, akmayı bekleyen bereket nehirler… Bekletip de gelmeyen vefa, yanından ayrılmayan cefa, “canım” diyen cansız sözler, canım; bu kafes dar mı geldi sana?Dertlerden dertlere sığınmak, cefalardan cefalara bürünmek, çaresizliği çare diye içmek, kurumuş umutları dişlemek, düşleri gerçek gerçekleri düşmek görmek, düşmeye göresin; elinden tutan kim?Kimsesizlikte kendine konuşmak, kar etmeyen kalabalıklardan kendine koşmak, suskunlukla söylemek; teli kopuk saz başka ne yapsın ki? Gece suskun, ay renk vermiyor, yıldızlar yar değil, yollar kıvrım kıvrım, yalnızlık yanı başında; yürü yürü yürü, yol bitmiyor… İstersen bir türkü tuttur: “ uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece” “ bilmiyorum ne haldeyim, gidiyorum gündüz gece” ne çare… Duran ve dinleyen olmadıktan sonra… Dur ve dinle öyleyse; sessizliğin sesini, kederin kalbini, elemlerin inlettiğini, gecenin dillendirdiğini, rüzgârın söylediğini, yıldızların yaldızlı sözlerini; diyecekler ki : “ benim sadık dostum kara topraktır”… Dinleyemiyorsan, ömür perdeleri kapanırken; “biz dünyadan gider olduk, kalanlara selam olsun” diyemez, sonsuzluk sabahında selamla dirilemezsin… Dileklerin dirildiği, duaların cevap verildiği diyarda, melek kanatlarla uçamazsın… Saf sevgiyi, sınırsız şefkati, perdesiz güzellikleri, gecesiz gündüzleri, güneşin sönük kaldığı aydınlığı, sevincin çağlayışını, coşkunun parlayışını, yalnızlığın uzaklaşması yârin yakınlığını, elemsiz lezzetleri, kedersiz kavuşmaları, gönlün gönüllü gülüşünü hissedemezsin…Hislerin perişanlığını, zihninin karanlığını, düşüncelerinin donukluğunu yırt; altından ümit filizlerin çıkışını seyret… Sonsuz süruru düşün; düşlerinin derinliğinde, hislerinin enginliğinde… Karanlığın kara toprakta kayboluşu doğsun zihninde, fikrin fezaların üstünü seyretsin…Anla ki her şey seyirlik ve geçici… Geçtiğin dikenli yolları, aldığın elemli nefesleri boş sanma; bir sabah doğduğunda, her şeyin dili çözülecek, şifreler açılacak, kapılar kalkacak, duvarlar yıkılacak, her şeyin anlamını anlayacaksın…Can evinden, canlar cananına kirli kanatlarla uçamazsın… Anla ki kader, kederi, kirli kanatları temizleyesin diye veriyor; bana çabuk, bana rahat gelesin diye…Ey kaderin sahibi… Kolaylaştır, güç ver güçsüzlüğüme… Elimden tut yalnızlığımın…Şefkatinle okşa kalbimi, rahmetinle sar yaralarımı… Sevginle sık ruhumu, sana sevgim çıksın… Çıkılmazlıklardan çıkaracak, düşkünlükten yüceltecek, perişaniyetimi giderecek yalnız sensin… Kanatlarımı kuvvetli kıl ki kolay kavuşayım sana… Gurbet gülünün dikenleri kalbimi kanatıyor, kalbim sana emanet, ey kalbimin sahibi. Hüseyin EREN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s