Kimi zaman hata ve günahlardan bir “ah” feryadıyla yükselir insanın sesi…Kimi zaman da sürur, şükür, huzur getirir bugüne mazi…Yapıp yıktıklarımızla elde kalan insandır…Af ve merhamet bekleyen insan…

Her insan pişmandır…

Her insandan geriye kalan birşeyler vardır bu hayatta.

Kiminden eser, kiminden isyan… Kiminden iyilik, kiminden kötülük… Kiminden söz, kiminden sükut… Kiminden ağıt, kiminden menkıbe… Kiminden hayat, kiminden ölüm… Kiminden şükür, kiminden pişmanlık…

Hal ve mazi yaşanmışlığın izleriyle doludur…

Elbette ki bu “büyük fotoğraf” insanlığın halidir, seviyesidir, aklıdır, ruhudur, hafızasıdır.

Yaşanmış olan, insanın hem eylemidir hem de eseri.

Bu eylem ve eserden teşekkül eden “hayat hafızası” da çoğu zaman tazedir.

İyisiyle kötüsüyle mazi insanın peşini bırakmaz.

Kimi zaman hata ve günahlardan bir “ah” feryadıyla yükselir insanın sesi…

Kimi zaman da sürur, şükür, huzur getirir bugüne mazi…

İnsan yaşadıklarıyla kaybeder ve insan yaşadıklarıyla kazanır…

Şüphesiz her insanın yaşanmışlıktan kaynaklanan bir hafızası vardır ve orada bir “birikim” sözkonusudur.

Biliyoruz ki insan hem kendine aittir, hem de insanlığa…

Yani, insan hem kendinden sorumludur hem de insanlıktan…

İnsan biriktirir, çünkü insan yaşarken, duyar, hisseder, konuşur, tepki verir, etkiler, etkilenir…

Her insanın sergüzeşti hayatı ötekinden farklılık arzeder ama insanın yapıp ettikleri “insanlık havzasında” toplanır…

Yollarımız, mücadelemiz, azmimiz, irademiz, imtihanlarımız, ikramlarımız farklılık gösterse de gittiğimiz yer aynıdır.

İnsan ne olursa olsun, insan ne yaşarsa yaşasın, insan nasıl yaşarsa yaşasın, insan nerede yaşarsa yaşasın, insan arınmak ister.

Sık sık kalbinden, kalbimizden geçer bu duygu.

Herkes pişmandır hayatta.

Ömrünü heder eden de pişmandır, kendisini bir hiç uğruna tüketen de pişmandır.

Fani hayatı baki zanneden de pişmandır, öfkesinin esiri olan da pişmandır.

Fakat hayatının en küçük anını dahi israf etmeyen de pişmandır.

Şükreden de pişmandır, sabreden de… Bilende pişmandır bilmeyen de…

Birincidekiler, cehaletin, bilgisizliğin, nankörlüğün, tükenmişliğin, yolda kaymışlığın, insan kalamamanın, hedefe varamamanın pişmanlığını yaşar.

Bu “negatif pişmanlıktır”.

İkincidekiler ise, nimet vereni bulduğu, Onun huzurunda yaşadığı ve yaşatıldığını gördüğü, korunup kollandığını hissettiği ve esirgenip bağışlandığını idrak ettiği halde, şanına yakışır şükrü sergilemekte acizlik hissetme pişmanlığıdır.

Bunlarınki de “pozitif pişmanlıktır”

Negatif pişmanlık, son pişmanlıktır ki hiçbir fayda vermez, pozitif pişmanlık ise insanı yükselten bir arayıştır, faydası çoktur…

Hepimizin önünden bir hayat geçiyor, gidip maziye demirliyor.

Ve aynı anda hepimizin hayatından bir mazi geçiyor.

Hayat ve mazinin tesirinde biz hem bir istikbal hem de bir mazi adayıyız.

İnsan olduğumuz kadar da insanlıktan yanayız…

Bugünkü “büyük insanlık manzarası” da bizim eserimizdir.

Mazisiyle, atisiyle sorumluluk bize aittir.

Sorumlu ve suçlu insandır… Ve her insan pişmandır…

Yeri asla yaramayacağı, boyu dağlara erişemeyeceği halde yeryüzünde böbürlenerek yürüyen insan pişmandır.

Kibirliliği alçak gönüllü olmaya tercih eden insan pişmandır…

Kendini muktedir zannedip de ölümlü olduğunu unutarak kendini abartan insan pişmandır…

Ölümden korkup da ölümü yok etmeye çalışan insan pişmandır…

Ölüm sonrasına hazırlık yapmayan insan pişmandır…

Ölümden nasihat almayan insan pişmandır…

Her şeyin üstesinden gelemeyeceğini çabucak unutan insan pişmandır…

Hiç kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğine inanarak her şeye hakim olmak için uğraşırken hayatı yaşanmaz hale getiren insan pişmandır…

Çaresizlik tuzağına düşen, her durumda ve her zaman bir umut ışığı olduğunu aklından çıkaran insan pişmandır…

Derdi ve davası olmayan insan pişmandır…

Yaptığı iyiliği büyük görüp başa kakan ve iyiliklerini anlatarak onları kıymetsizleştiren insan pişmandır.

İyiliği karşılık beklemeden yapmayan insan pişmandır…

İyilik yapma imkanı önüne kadar geldiği halde iyiliğe eli varmayan insan pişmandır…

İnsanları hor ve hakir gören pişmandır…

Büyüklük kompleksine kapılıp, insanları ezerek arkadaşlarını kendinden uzaklaştıran insan pişmandır…

Kendisine bir kötülük yapıldığında hemen karşılık veren insan pişmandır.

İnandığı gibi yaşamayan insan pişmandır…

İnsanları kendisinden uzaklaştıran ve gittikçe bencilleşen insan pişmandır…

Dua alamayan insan pişmandır…

Tevazuu unutan insan pişmandır…

Öfke ve ihtirasın esiri olan insan pişmandır…

Yalana göz kırpan insan pişmandır…

Önyargılarla fikri ve ruhu kapanmış insan pişmandır…

Beğeni duygusunu sürekli kendine yönelten insan pişmandır…

Nefsinden razı olan insan pişmandır…

Heva ve heveslerini kendine ilah edinen insan pişmandır…

Hak ve adalet duygusunu yitirmiş insan pişmandır…

Günahtan ve hayatını israf etmekten çekinmeyen insan pişmandır…

Aklına geleni söyleyen, sözü tartmasını bilmeyen insan pişmandır…

İnsan olmanın vazgeçilmez prensiplerini küçük çıkarlar için feda eden insan pişmandır…

İnsanlara güven vermeyen insan pişmandır.

Gösteriş yapıp hayra da mani olan insan pişmandır…

Merhamet etmeyen insan pişmandır…

Aklını, kalbini işletmeyen insan pişmandır…

Kendinden iyi durumda olanlara bakıp üzülen insan pişmandır…

İmkanlarını insandan yana kullanmayan insan pişmandır.

Vermeyi almaktan daha büyük bir ihtiyaç görmeyen insan pişmandır…

“Anlamaktan” vazgeçip, bütün gücüyle “anlaşılmaya” odaklanmış insan pişmandır.

Allah’tan korkmayan insan pişmandır…

Allah’tan hakkıyla korkmayan insan da pişmandır…

Günah ve hatasını bildiği halde tövbe etmeyen insan pişmandır…

Yaşarken vicdanının sesini duymayan insan pişmandır…

Bilen de pişmandır bilmeyen de… İnanan da pişmandır inanmayan da…

Peki sizin pişmanlığınız hangisi?

Ne kadarı pozitif pişmanlık, ne kadarı negatif pişmanlık.

Bir soru daha; Hangi pişmanlıklarınızdan pişman oldunuz da kurtuldunuz, insanın düştüğü yerden kalkmasına ve insanlığın huzur arayışına nasıl bir katkınız oldu?

Kuran diyor ki; Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (onlar ziyanda değillerdir). (Asr suresi)

Bakın ki sayamayacağımız kadar çok pişmanlık içindeyiz.

Ya sayacak kadar az olsaydı pişmanlıklarımız.

İnsanın halleri ve “büyük insanlık tablosu” daha iyi olmaz mıydı.

Pişmanlıklarımızın bedelidir; insanlığın huzursuzluğu ve sürüp giden tedirginliği.

Her insan pişmandır ama hangi pişmanlıklar hala işe yarar.

Her insandan geriye kalan bir iz vardır bu hayatta.

Hepimizden geriye kalan ortak şeydir pişmanlık. Bazı pişmanlıklar yapıcıdır, bazıları yıkıcı.

Yapıp yıktıklarımızla elde kalan insandır…Af ve merhamet bekleyen insan…

27 Yanıt

  1. __.•´♥ `•.__.•´♥`•. __.•´♥ `•.__.•´♥`•____.•´♥ `•.__.•´♥`•. ____.•´♥`•HUZURLU BİR HAFTA SONU DİLERİM `•.__.•´♥`•___•´.•´♥`•.GÜLEN YÜZÜNÜZ SOLMASIN.♥ `.•´♥`•.•´♥ `•´♥`•_____.•´♥`•RABBİME EMANET__.•´♥`•____ `•.__.•´♥`•_____.•´♥ `•.OLUN´♥ `•.__.•´♥`•____.•´♥ `•.__.•´♥`•. ____.•´♥ `•.İYİ AKŞAMLAR.____.•´♥ `•.__.•´♥`•. ____.•´♥ `•.__.•´♥`•. _ NAZLICAN FIRAT `♥`•____.•´♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥Elleriniz hangi ellerden?Duaya duranı var; bedduaya duranı…Yumruk olanı var; baş okşayanı…Her işe koşanı var; her işten kaçanı…"Hep bana!" diyeni var; al sana diyeni…Hayırlı bir kişinin eli olmaktır her elin istediği; ama… sahibi "el" olup gidince… eller ne yapsın!♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥____N__________♥ ღ ♥ ღ ♥ ღ ♥ ღ ♥____A_____________♥ ღ ♥ ღ ♥ ღ ♥____Z____________♥ ღ ♥ ღ ♥ ღ____L___________♥ ღ ♥ ღ ♥____I__________♥ ღ ♥ ღ____C_______♥ ღ ♥ ღ ♥____A_____♥ ღ ♥ ღ____N__ ♥ ღ ♥El olup gitmiyenlerden oluruz inş.♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥

  2. emeğine sağlık çok güzel

  3. gec kalan pişmanlıklar insana ne kadar acı verir değilmi ??boş gecmiş bir hayatın sonunda ecel boğaza gelip takıldığında insan ne kadar pişman olur kimbilir yaptıklarına veya yapamadıklarınaelindeki vaktin zamanım ömrüm sevdiklerinin kıymetini nedense kaybettiğinde anlar insan .gec kalınmış pşmanlıklar ağırdır ..geri dönülmesi zor yollara girdimi arkana bakmak bakıpta keşke demek ruha vicndana ağırdır .insan elindeyken kıymet bilmeli kaybetmeden anlamalı ,ecel her an saniye saniye yaklaşıyorken belkide kabrimiz için hazırlaan tahtalar ağaclardan kesilmiş bizi beklerken ,kimbilir hangi mezarlıkta toprağımız birgün sende bana geleceksin derken hala oyun ve oynaşta olmak bunu bir türlü idrak edipte kendimize ceki düzen verememek ..acaba en cok hayatta neye pişman olduk yaptığımız hata günahlar bizi en cok ne zaman boğdu nefesimiziz daraltı,içimizi titretip pişmanlıkla ağladıkmı ??rabbin kapısını kac kez aşındırdık kimbilir..kaç kez söz veripte sözmüzden döndük ,kac kez tövbe ettik ama tutamadık ..yüzümüzün karasına bakmadan başkalarını yargıladık ne kolaydı başkalarının suclarını ayıplamak .ne kolaydı başkalarının ayıplarını bulmak ,ne kolaydı kınamak kınayıcı olmak ,acaba düşene el uzatmakmı kolaydı ?yoksa onu itmekmi batağa ,hüzünlü gönülllere su serpmekmi kolaydı yoksa karamsarlık toğumları ekmekmi?pişmanlık gözyaşı dökmekmi kolaydı günaha dönmekmi ?belkide hala gec değildir ..pişmalıkla kapıyı calmanın tam zamanıdır şimdi ,hüzünlü gönüllere pencere acmanın tam zamanıdır .düşene el uzatmanın darda kalana dua etmenin tam zamanıdır .belkide tam zamanıdır şimdi kalbini ruhunu rabbine satım ceneti almanın ..faniden gecip bakiya dönmenin tam zamanıgec kalınmış pişmanlıklar yaşamadan rabbe dönmenin tam zamanı ..((iremhan ))..yüreyine sağlık abiii acizhane bende birşeyler yazmak istedim …selam ve dua ile

  4. Vakit Geçmeden Güneş Batmadan “Kendine gel ey yolcu! Kendine gel! Akşam oldu; ömür güneşi batmak üzere… Gücün kuvvetin varken; şu iki günceğizde olsun cömertlikte bulun, iyi işler yap…Elde kalan bu kadarcık tohumu, yani ömrünün geriye kalan son sene­lerini iyi ek, iyi harca da; şu iki nefeslik şu fânî dünyadan sonsuz bir cennet ömrü elde edesin… Çok kıymetli olan bu ömür kandili sönmeden aklını başına al da, fitilini düzelt, çabucak yağını koy, yani hayr u hasenât yaparak son günlerini amel-i sâlih ve ibadetle geçir, gönül kandilini uyandır. Aklını başına al da; bu işi yarına bırakma. Nice yarınlar geldi geçti. Hemen tövbe ve istiğfar ile işe başla ki, ekin mevsimi, iyilik günleri büs­bütün geçmesin. Hz Mevlana Yâ Rabbi!..Bizi, fânî “vakitlerimiz tükenmeden”, “ömür güneşimiz batmadan” intibaha gelenlerden eyle ki, dünyaya dalıp da kendisini bir bardak suda helâk edenlerin pişmanlık dolu âkıbetlerine düşmeyelim!.. Ey merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbim! Hayatımızı ve ölümümüzü sâlih kullarına lutfettiğin bereket, nîmet, ulvî güzellikler ve sana vuslat ile müzeyyen ve mükerrem kıl!..Âmin. Allah c.c. razı olsun ahmed kardeşim.Hayırlı vakitler inş..

  5. Hepimizden geriye kalan ortak şeydir pişmanlık. Bazı pişmanlıklar yapıcıdır, bazıları yıkıcı. Yapıp yıktıklarımızla elde kalan insandır…Af ve merhamet bekleyen insan…mevlam yıkmadan yapmayı Af ve nerhamet etmeyi nasip eder inş hepimizeki Rabbimizin af ve mağfiretine layık olalım.yaptıklarımızla pişmanlığı değil rızayı kazanalım.mevlam razı olsun oğul. gül gönlüne sağlık. hayırlar nasibin olsun.hayatında pişmanlıkların olmasın inşAllah.

  6. Gerçek pişmanlık, bir anda unutulmayan, insanı harekete geçiren, hatta kimi zaman insanda köklü değişiklikler meydana getirebilen bir duygudur. Samimi bir pişmanlığı kalbinde hisseden kişi, hayatının kendisine bağışlanan ondan sonraki bölümünü Allah\’ın rızasına uygun olarak yaşar ve Allah\’ı bağışlayan ve esirgeyen olarak bulmayı umar. Şartlar değiştiğinde ve kendisine yeni bir fırsat tanındığında asla eski tutumuna geri dönmez. Çünkü böyle bir nankörlüğün, Allah\’ın, ayetlerinde belirttiği gibi, kendi aleyhine olacağını bilir.Bilinmelidir ki Allah sonsuz adalet sahibidir. Yapılan hiçbir hatayı karşılıksız bırakmaz, ancak Kendi rızası için yapılan güzelliklerin de kat kat karşılığını verir. Samimi bir pişmanlık duyarak Kendisi\’ne yönelen bir kimseyi mutlaka kurtuluşa erdireceğini ve onu rahmeti ve cennetiyle mükafatlandıracağını müjdeler. Bu durumda insanın kendine şu soruyu sorması gerekir: Dünyada yaşanan geçici bir pişmanlığın dahi ne kadar büyük bir sıkıntı olduğunu biliyorken, sonsuza dek sürme ihtimali olan bir pişmanlığı göze almak doğru olur mu? Üstelik azabın bir an olsun hafifletilmeyeceği cehennem hayatında yaşanacak bir pişmanlığı…Elbette hiç kimse böyle bir pişmanlığı göze alamaz. Bu durumda insanın yapması gereken bellidir. Dünyada bu fırsatı değerlendirme imkanı her insan için halen mevcuttur. Dahası bu fırsatı kullanabilen bir insan sadece cehennem azabından kurtulmakla kalmayacak, hem dünyadaki hem de cennetteki tüm nimetlerin varisi olacaktır. O\’dur ki, sizi karanlıklardan nura çıkarmak için size rahmet etmekte; melekleri de (size dua etmektedir). O, mü\’minleri çok esirgeyicidir. O\’na kavuşacakları gün, onların dirlik temennileri: "Selam"dır. Ve O, onlara üstün bir ecir hazırlamıştır. (Ahzab Suresi, 43-44)Rabbi Rahim Razı olsun efendim elinize sağlık muhabbetiniz ve hizmetiniz daim olsun inşallah hep hak yolunda vesselam hayırla kalınız.

  7. İç Huzursuzluğu ve Pişmanlık:İnsan vicdanında, işlenen günahın bir kötülük olduğu ve kul ile Allah arasında bağlantıyı zedelediğine karar verildiğinde, bir huzursuzluk51 ve pişmanlık başlayacaktır. Günah işleyen kul, tevbe kapısına, günahlarını itiraf ederek, bu günahların verdiği huzursuzluk ve pişmanlıkla silkinmiş, uyanık bir kalp ve gönülle gelecektir.52 Sözü edilen huzursuzluk, şahsı tevbe etmeye iten bir etkendir.Pişmanlık, tevbenin ilk şartıdır.53 Nitekim Hz. Peygamber Efendimiz, önemine binaen, "tevbe pişmanlıktır" buyurmuştur.54 Bu hadîste, pişmanlığın tevbedeki yerine dikkat çekilmiştir. Ancak, tevbenin yalnız pişmanlıktan ibaret olduğu, bir diğer ifadeyle, her pişmanlık duyanın tevbe etmiş olacağı söylenmemiştir.55 Bu hadîse dayanarak, pişmanlık olmadan tevbe yapılamayacağı söylenebilir. Pişmanlık, tevbenin ön belirtisi ve hazırlayıcısıdır. Pişmanlık, sükûnetle bitecek tevbe sürecini başlatacaktır. Bazense aksi olup, pişmanlığın etkisi, bir titreyiş ve ürpertiden öteye geçmeyecektir. Yani, bir prensip gibi, pişmanlığın sonunda daima tevbe meydana gelmez. Pişmanlık duygusu, iç çatışmanın tabiî bir devamıdır. Ama bir sükûnet durumu değildir. Tevbe ise, derûnî çatışmanın bir uzantısı olmayıp, bir uyumdur, bir ahenktir.56 Allah razı olsun can kardesım selam ve dua ile

  8. Emeğine sağlık kardeşim Rabbim tüm pişmanlıklarımızı hayra çevirir inşaAllah hayırla kalınız

  9. bir seher vaktinde acılırken ellerim hüdayabir rahmet isterken mahzun üzgün halimlekavusmayı beklerken sevgiliye hasret cekerekseni azrular senin merhametini umarım mevlambir dosta giderken yollar bakarım gönlüme bir anhayal ederken cemalini bir gülzar icine girerkenkapısında pişmanlıkla tövbe ederken günahimabir huzur kapalr ruhumu arınırım kirlerimden her an her dem bakar gözlerim yollarına dostunancak sen den beklerim merhamet ve şefkatiABİMİN GÜZEL YÜREĞİNE SAĞLIK….

  10. Kalbe Gelen Düşünceler…İnsanın kalbine, melekten, sâlih veya kötü arkadaştan ve kendi nefsinden de çeşitli düşünceler gelir. Bunların birbirinden farkı nasıl bilinir? Hadîs-i şerîfte, (Melekten gelen ilhâm, İslâmiyyete uygun olur. Şeytandan gelen vesvese, İslâmiyyetten ayrılmaya sebep olur.) buyuruldu. O hâlde vesveseyi ilhâmdan ayırmak için dinin emrini iyi bilmek lâzımdır. Şeytan, hayırlı, iyi bir işe mâni olmak için daha az iyi olanı yaptırmak maksadıyla vesvese verir. Büyük günâha sürüklemek için küçük iyilikleri yaptırmaya çalışır. Dinini bilen kimseyi, şeytan, aslâ aldatamaz. Her insan Allahın kulu olduğu hâlde, dinini bilen, Allahın emîr ve yasaklarına riâyet eden kimseler için Kur\’ân-ı kerîmde, şeytana hitap edilirken, (Benim kullarıma senin sultan [hâkimiyetin] yoktur.) buyuruluyor. (İsrâ 65) Şeytanı Kovmak İçin Şeytanın vesvesesine aldanmamak için Allahü teâlânın, (Benim Kulum) dediği kimselerden olmalı, yâni düzgün bir i\’tikâda ve ilme sahip olmalı ve ilmi ile amel etmelidir! "Meselâ şeytan vesvese verince, onu hemen uzaklaştırmalıdır! Hadîs-i şerîfte, (Şeytan vesvese verir. Allahın ismi zikredilince, söylenince kaçar. Söylenmezse, vesveselerine devam eder.) buyuruldu. (E. Ya\’lâ) Sünnete uygun abdest almasını bilmeyen kimse, iyi abdest alayım diye fazla su kullanır. Bu ise vesvesedir. Hadîs-i şerîfte, (Vesvese şeytandandır. Abdest alırken, guslederken ve necâset temizlerken şeytanın vesvesesinden sakının!) buyuruldu. (Tirmizî) Vesvese etmek günâhtır. Vesvese eden imâmın arkasında namaz kılmak, mekrûh olur. Vesvese eden kimse, dine iyi uymak niyyetiyle yeni bir şeyler çıkarır, bu ise bid\’attır. Bid\’at ise harâmdır. Başkalarının yiyecek ve içeceklerinin, giyeceklerinin temiz olup olmadığında şüphe eder. Bu da sû\’i zanna sebep olur. Müslümana sû\’i zân ise harâmdır. (Ben her gıdâyı yemem, ihtiyâtlı davranırım) diyerek kibre düşer. Hâlbuki zerre kadar kibri olanın Cennete girmesi zordur. Fâtır sûresi 6. âyet-i kerîmesinde meâlen, (Elbette şeytan size düşmandır. Onu düşman edinin!) buyuruluyor. Vesvese eden, şeytanı kendine dost ve kardeş edinmiş olur. Sünnetleri, mekrûhları ve diğer emîr ve yasakları bilmiyen, vesvese hastalığına yakalanır. Bunları bilip yerine getiren şüpheye düşmemelidir! Vesvese eden, ruhsatlarla amel etmelidir! Üzerinde necâset görünmiyen her şey temiz kabûl edilir. Şüphe etmekle necis olmaz. Gıdâlarda necis maddeler var zannı ile gıdâ almamak vesvesedir, aşırılıktır. Hadîs-i şerîfte (Aşırı gidenler helâk oldu.) buyuruldu. (Müslîm) İfrât ve tefrîtten yâni aşırılıklardan uzak olmak ve orta yolu tutmak lâzımdır. Deylemî\’deki hadîs-i şerîfte (İşlerin hayırlısı vasat olanıdır.) buyuruldu. (Hadîka) Şeytanla Bir Münâzara Şeytan, âbid ve âlim Sâlih efendiye der ki: – Sâlih efendi, ne kadar çok ibâdet ediyorsun? Sanki Allahın ibâdete ihtiyâcı mı var? – Evet, Allahü teâlâ, her ihtiyâçtan münezzehtir. Hiç kimsenin ibâdetine ihtiyâcı yoktur. Ancak bizim ibâdete ihtiyâcımız vardır. Kur\’ân-ı kerîmde, (Sâlih amelin fâidesi, bunu yapanadır.) buyuruluyor. (Fussîlet 46) – Sâlih efendi, çok ibâdet etmek için acele ediyorsun. Acele işlerde hayır olmaz. İşlerini önce bir yoluna koy, bir rahata kavuş, ondan sonra bol bol ibâdet edersin. Dünyanı kazanmadan âhıretini nasıl kazanacaksın? – Ecel benim elimde değil… Sonra bugünün işini yarına bırakırsam, yarının işini ne zaman yaparım? Hadîs-i şerîfte, (Yarın yaparım diyenler, helâk oldu.) buyuruluyor. İbâdetler vakitlidir. Her ibâdeti zamanında yapmak lâzımdır. – Evet Sâlih efendi, hayırlı işte acele etmek lâzımdır. Hayırlı iş olan ibâdetleri acele yap ki kısa zamanda daha çok ibâdet etmiş olursun. – Cenâb-ı Hak, çok ibâdeti değil, ihlâslı ibâdeti kabûl eder. Hatâsız yapılan az iş, hatâlı yapılan çok işten hayırlıdır. – Ne mutlu sana Sâlih efendi, demek az da olsa hatâsız ibâdet ediyorsun. Toplumda düzgün ibâdet yapamıyan çok kimse vardır. İbâdetinle bunlara örnek olmak için onların göreceği yerlerde ibâdet etsen, daha çok sevâb kazanırsın. Çünkü hadîste (Bir hayra delâlet eden, onu yapan gibidir.) buyuruluyor. (İ. Ahmed) Örnek olmamakla emr-i ma\’rûfu terketmiş olursun. – Allahü teâlânın beni görmesi kâfidir. İnsanların da görmesini istersem, ibâdete riyâ karıştırmış olurum. Riyâ ile yapılan amel kabûl olmaz. selam ve dua ıle Allah a emanet ol

  11. . İbni Abbas (r.a.) rivayet ediyor:"Pişmanlık duyanı bekleyen tevbe, kendini beğenmişi bekleyen ise azaptır." [1176]Peygamberimiz bu hadislerinde pişmanlığın kişiyi tövbeye götüreceğine, kişinin kendini beğendiğinden tövbeye yanaşmamasının da onu azaba maruz bırakacağını bildirmiştir.Gerçekten de işlediği bir günahtan pişmanlık duyan kimse başka günahlara girme hususunda hassas olacağı gibi, o pişmanlığı kendisini eninde sonunda tevbeye götürür. Zaten pişmanlığın kendisi de bir tevbedir. Nitekim Peygamberimiz bir hadislerinde pişmanlığın tevbe olduğunu bildirmiş, [1177] başka bir hadislerinde de pişmanlığın günaha keffâret olduğuna dikkat çekmiştir. [1178]İnsanın kaybedeceği hiçbir şey olmamasına rağmen, şeytanın hilesine kapılıp tövbe etmeyi gururuna yedirememesi de kendisini azaba götürür. Günahın hemen ardından pişman olarak tövbe edenle, tövbe etmeyenin akibeti bir âyette şöyle nazara verilir:"Allah katında makbul olan tövbe o kimsenin tövbesidir ki, onlar cahillik edip kötülük işlerler de, çok geçmeden pişman olup tevbe ederler. İşte onların tövbesini Allah kabul eder. Allah her şeyi hakkıyla bilir ve her işini hikmetle yapar." Allah (c.c.) razı olsun. yüreğine sağlık can abim…

  12. DÜN BUGÜN YARINÇok zaman önceydi.O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey yoktu.İnsanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı.Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu ve anlamlı.Derken zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan.Bir parçasına dün dedi…, diğer parcasına bugün, öteki parçasına da yarın.Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu.Dünü düsünüp pişman oldu, yarını düşünüp telaşlandı; ama işin ilginç tarafı tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya kadar yaşadı.Farkında olmadan rezil etti bu gününü..Oysa yarın, bugüne dün diyor, dünde bu gün için yarın diyordu.Bir türlü beceremedi.Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı.Bu günü eline yüzüne bulaştırdı…Mutsuz oldu insan.VE ne gariptir ki yarının telaşı da, dünün pişmanlığını da hep bugün yaşadı; ama bugünü hiç yaşayamadı.Ne yarın ne de dün!..AlıntıdırHAYIRLI AKŞAMLAR..ALLAH,A EMANET OLUN .KİB

  13. CAN ABİCİĞİMİN ELLERİNE YÜREĞİNE SAĞLIK.ALLAH,A EMANET OL.*___*____*___aaaaaaaaa __*____*__aaaaaaaaaaaaaaaa *____*_aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa __*__aaaaaaaaaaa____*___aaaaaa ___aaaaaaaaaa_____*____*___aaaa *_aaaaaaaaaa__*______*____*___aa _aaaaaaaaaaa____*__*____*____*__a _aaaaaaaaaa___* aaaaaaaaaaa__*—–()."".() aaaaaaaaaaa__*—–( \’o\’, ) aaaaaaaaaaa__*—-()("¦")() aaaaaaaaaaa__*—-("\’)\’k\'("\’) _aaaaaaaaaa___* _aaaaaaaaaaa___*___*____*_____*_a __aaaaaaaaaa__*_______*____*___aa _*_aaaaaaaaaa_____*_____*___aaaa ___*_aaaaaaaaaaa_____*___aaaaaa _*_____aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa ____*_____aaaaaaaaaaaaaaaaaa __*___*__*____aaaaaaaaaa Biz haber etmeden haberimizi alırsın, yedi yıllık yoldan kuş kanadıyla gelirsin. ♥♫♥♥♫♥♥♫♥♥♫♥♥♫♥♥♫♥Gözümüzün dilinden anlar, elimizin sırrını bilirsin. ♥♫♥♥♫♥♥♫♥♥♫♥♥♫♥♥♫♥Namuslu bir kitap gibi güler, alnımızın terini silersin. ♥♫♥♥♫♥♥♫♥♥♫♥♥♫♥♥♫♥O gider, bu gider, şu gider, dostluk, sen yanı başımızda kalırsınNazım Hikmet♥♫♥♥♫♥♥♫♥♥♫♥♥♫♥♥♫♥♥♫♥♥♫♥♥♫♥♥♫♥♥♫♥♥♫♥HAYAT BİR GECEDEN İBARETTİR.EN GÜZEL GECEYİ,EN GÜZEL RÜYA İLE GÖRMENİZ TEMENNİSİYLE ….ALLAH,A EMANET OLUN.KİB.♥♫♥♥♫♥♥♫♥♥♫♥♥♫♥♥♫♥NAZLICAN FIRAT….♥♫♥♥♫♥♥♫♥♥♫♥♥♫♥♥♫♥

  14. Geriye dönmesi mümkün olmayan pişmanlıklardan Rabbim Hafız ismi hürmetine siz ve bizleri korusun..Emeğinize sağlıkEY İsYANA KOSAN İNSAN!…“EY İNSAN!ÖMRÜN KADAR KIYMETLİ BİR ŞEYİN YOKKEN,YİNE DEONU ZAYİ EDİYORSUN! ŞEYTAN KADAR BÜYÜK BİR DÜŞMAN YOKKEN,ONA İTAAT EDİYORSUN..NEFSE UYMAKTAN DAHA ZARARLI BİR ŞEY YOKKEN,ONUNLA DOST OLUYORSUN..EY GAFİL! ALLAH KORKUSUNDAN AKAN YAŞLAR NEREDE?EY İSYANA KOŞAN İNSAN!NE KADAR CAHİL OLDUĞUNUN FARKINDAMISIN?BİRAZ MÜDDETİN OLDUĞU İÇİN ÖLÜMÜN SENİ UNUTTUĞUNUSANIYORSAN,ALDANIYORSUN.ÖLMÜŞLERİN UNUTTUĞU GİBİ, SENDE ÖLECEKSİN,VE UNUTULACAKSIN…VE HAYATTA KALANLAR DA,SENİN DÜŞTÜĞÜN HATAYA DÜŞECEKLER”..(ABDÜLKADİR GEYLANİ HZ.)

  15. Ya rabbi!… ben pişmanim…Her kelam pek çok manaya gelir pek çok kişilerce. Her nefes kadar manası vardır bir tek kelimenin bile… Aşkı Mecnun’a sorsanız bir başka tefsir yapar, Leyla’ya sorsanız bir başka mana verir. Bir profesör ihtisas gördüğü alana göre anlatır öğrencisine.İşte öyle bir kavram öbeği var gönlümüzde dilimizde terennüm eden ve dost gönüllerine sunulmayı bekleyen…Ya Rabbi Ben Pişmanım…Huzur… Bir daha hiçbir zaman ve mekânda bulunamayacak olan… Hâl… Gözler kapalı, baş eğik, sırtta onlarca yükün ağırlığı…Vak’a… Önce bir Güzel’in ağzının açılışı… Dökülen inci taneleri…“Ya Rabbi!…”Bu gönülden nidaya “Lebbeyk!” denmez mi? Sonra o sırtında onlarca yük taşıyanın mahzun sesi… “Ya Rabbi!…” Öyle bir nida ki…“Ben…”Bu “Ben…” deyiş cümle zelilliği ifade edişten gayrısı değil… Büyüklenen bir küçüğün küçüklüğünün an be an farkına varışla Yüce Huzur’a varışı ve içten içe büyüyen serpilen bir aşığın “Sen geldin.” dercesine bir “Ben!” deyişi…Ve“Pişmanım!…” Cümle mahlûkat kulak kesilir bu söze… Susar ve başlar dinlemeye…Tek yankılanan iki kişinin cılız sesidir ve çıt yoktur koskoca âlemde…“Bütün yapmış olduğum günahlardan…” Bu söz bütün âlemi şahit tutuştur pişmanlığa aslında… “Bir” Olan’ın huzurunda… Derin bir “ahhh” izi vardır ahvalde ve “Ahh! Âşıkların esmasıdır” hakikatte…“Keşke yapmasaydım” sözleri dökülür ağızdan… Yeryüzünde “keşke” sözü, tek buraya yakışır ve yalnız bu söze aittir “keşke…”Nasıl ki “ben” sözü bir başka yerde zarardan gayrısı değildir. “Keşke” sözü için de aynı hâl geçerlidir.Ve ağızdan dökülen “İnşaAllah” sözü bir başka yakışır âşığın diline…“Bir daha ben yapmayacağım!..” ve yine “ben…”“Ben pişmanım…” derken bütün günah yüklerini sırtından atan âşık “İnşallah bir daha ben yapmayacağım” derken ayrı bir yük yüklenmiştir sırtına… Aşk’a, meşk’e, Âşık’a, Maşuk’a, vefa’ya… Söz vermiştir o artık. Dönülemeyesice, ölse de vaz geçilemeyesice bir söz…Ve…“Ben Kabul Ettim!…”Devamı bambaşka bir âleme dahil olmaktır… Apaçık bir davetten gayrısı değildir devamı dostlar…Gözlerimizi kapayalım, Âşık olup Maşuk önünde diz kıralım, boyun burup oturalım. Ve söyleyelim… Haydi… Bir defa daha…“Ya Rabbi! Ben pişmanım, bütün yapmış olduğum günahlardan. Keşke yapmasaydım. İnşaAllah bir daha ben yapmayacağım. "Ben Kabul Ettim…!”Rabbim razı olsun ablası paylaşım için…

  16. bloğlarınızdaki her paylaşımınızla aramızda olduğunuz için yürekten teşekkürler hocam.

  17. Annesini kaybetmiş bir serçe yavrusu gibi hissediyorum kendimi. Öyle aciz, öyle yalnız, öyle uçmayı öğrenmeden terkedilmiş hayata… Koskoca kainatın bağrına bırakılmış bir serçe yavrusunun yalnızlığı var kalbimde… Ne zaman hüzün birikse içimde "Yüreğimde bir coçuk ağlıyor" cümlesi yankılanıyor bedenimde… Ben büyürken yüreğimi de büyütmesini becerememişim, yüreğim hep cocuk kalmıs aslında… Ne ölçülü davranmayı nede yerinde doğru karar vermeyi başarabilir… Zora geldiginde ağlayan en küçük şeyde sevinen haylaz ama bir o kadarda duygusal küçük bir coçuk benim yüreğim… Neden bu kadar çok ağladıgımı soranlara bir türlü anlatamıyorum içimde hissettiğim garipligi, yalnızlığı… Ben susmayı tercih ediyorum… Yüreğim ise ağlamayı… Ağlamak, aslında kaçmaktır hayatın gerçeklerinden, yüzle$mekten daha kolaydır…. Kaçmak nereye gittigini bilmediğin, sonunu göremediğin bir yola sapmaktır, doğru olma ihtimali olsada, korkmaktır… Korkmak belki güvenememektir, insanlara, sevdalara, hayata… Evet, evet, aslında güvenememektir… Korkmak, güvenememek belki sadece kabuğuma çekilebilmek icin bahane… Belki kendimi saklayabilmek icin, belki yüreğimi göstermemek icin uydurduğum bahaneler… Dedim ya, benim yüreğim hala küçük bir çocuk, belki düşmekten, dizlerimi kanatmaktan, belki sevmekten yüreğimi kanatmaktan korkuyorum… Kırılmaktan korkuyorumhayırlı geceler diliyorum….aydınlık ,huzulu bir yarının sizi karşılaması dileğimle…Allah a emanet olunuz kardeşim

  18. Konusmak isterdimKonusmak yeterli olsaydi…Kelimeler yutulup,Kalbe inebilseydi.. Göz göremedigini görse,Akil akledemedigini…Belki o zamanDaha az üzülürdükBir hüzün nöbeti sirasindaKör ve sagir ve dilsiz olmakYeniden yorumlanirdi bize….Ve biz `kendimiz` olurduk;Anlayan,AnlatanAnlasilan

  19. İbn-i Ata Hz.leri, bir gün dostlarına:- Maneviyat yolunda yükselenler, ne sebeble yükseldiler? diye sordu.Orada bulunanlardan bir kısmı:- Oruç tutmakla, dediler. Bir kısmı ise:- Nefis mücadelesini çok yapmakla, dediler.Bazıları da:- Nefsi hesaba çekip doğruya yöneltmekle, karşılığını verdiler. Kimisi de:- Cömertlikle, dediler.Bütün bu cevapları dinleyen İbn-i Ata, şöyle buyurdu:- Yüksek derecelere kavuşanlar, bu üstünlüğe ancak ve ancak güzel ahlâk ilekavuştular. Allah Teâlâ\’ya varlıklar içinde en yakın olan Hz. Muhammed\’dir. (Allah\’ın selam ve rahmeti üzerine olsun.) Onun yolunda olanlar ise, güzelahlâk sahipleridir.selam ve dua ile kardeşim.

  20. "Aşk nedir diye sorarlarsa de ki: iradeyi kurban etmektir! Şayet iradeni geride bırakmıyorsan iraden yok demektir. Âşık iki dünya ayakları altında olan sultanlar sultanıdır.Yalnızca aşk ve âşık zamanın ötesinde dirilebilir. Kalbini buna bağla, gerisi hurdadır. Daha ne kadar cansız bir sevgiliye sarılacaksın? Baharda açan güzün solar , ama aşkın gül bahçesi hep yeşil kalır." (Hz. Mevlana ks.)Allah cc. razı olsun. esselamüaleyküm.

  21. Yenilen kullarını yenileyen Sensin.Beni affet Allahım, tut elimi, bak yüzüme, gözyaşlarımı sil, bu kalbimi Sana yakınlaştır, ilahî muhabbet ve mehafet hisleriyle temizle, donat. Ne olur Rabbim günahlarımı bağışla, bu ağır kirden arındır ruhumu, bu dayanılmaz çaresizlikten rahmetinin refahına erdirGözyaşlarını silen, ölü ruhlara yeniden can veren bir tek Sensin…Mürebbim Sen, ilham kaynağım Sensin…Rabbim beni bu bataklıktan, Sensizliğin karanlığından merhametinin aydınlığına çıkar.. Yenilen kullarını yenileyen Sensin.Ne olur lûtfet, ne olur yardım et!.. Rabbim daimen ebedeb razı olsun inş..Hayırlı cumalar

  22. ……….___……..((((….\\………)u.\\….)………\\_..\\…(………._)..\\…)./\\.__/..\’-\’/.\\.(.\\.|__(___/..|..\\|………….|….|…………/….\\__…–\’\\…..|………..\\…..|………..|…..|…………\\__…..|………………\\-……\\__________\\_`-,CUMANIZ MÜBAREK OLSUN.. YÜREĞİ GÜZEL ABİM.. ♪♥♥♪♥♥♪♥♥♪♥♥♪♥♥♪♥♥♪♥♥♪♥♥♪♥♥♪♪♥♥♪♥♥♪♥♥♪♥♥♪♥♥♪♥♥♪♥♥♪♥♥♪♥♥♪Özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin.Bir kokusu var bütün çiçeklere değişmem.Bir ısığı var, bir rengi var seni özlemenin, anlatılmaz.»*¯*«*»*¯*«, _)) ♥ (( _, »*¯*«*»*¯*Verdiğin bütün acılara dayanıyorsam;Seni özlediğim içindir babacığım.»*¯*«*»*¯*«, _)) ♥ (( _, »*¯*«*»*¯*Beklemenin korkunç zehri öldürmüyorsa beni;Seni özlediğim içindir babacığım.Yaşıyorsam;içimde umut varsa,Yine seni özlediğim içindir BABACIĞIMM.______.(´\\.;+++;,/´)___________.(´´))(^.^)))´´)__________..(´´´))\\-º-/((´´´)_________.(´´´´(()…())´´´´)________..\\´´´´/.@.\\´´´´/________.\\´´´/——\\´´´/___________.\\´/———\\´/_____________./———–\\_______\\\\|//\\\\|///_/_/_|_\\_\\_\\\\\\|//\\\\|//♪♥♥♪♥♥♪♥♥♪♥♥♪♥♥♪♥♥♪♥♥♪♥♥♪♥♥♪RABBİM GÖNLÜNÜZE GÖRE VERSİN.KEYİFLİ, MUTLU, UMUTLU, GÜZEL YARINLAR.,. HUZURUNUZ DAİM OLSUN İNŞ.ALLAH,A EMANET OLUN.KİB.♪♥♥♪♥♥♪♥♥♪♥♥♪♥♥♪♥♥♪♥♥♪♥♥♪♥♥♪»*¯*«*»*¯*«, _)) ♥ (( _, »*¯*«*»*¯* NAZLICAN FIRAT »*¯*«*»*¯*«, _)) ♥ (( _, »*¯*«*»*¯*

  23. Beni Bekleyen Var mı?Bir dağ başındabir deniz kıyısındamum ışığıyla aydınlanmış izbe odalarda…Veya rengarenk ışıkların yanıp söndüğüölçüsüz çığlıklarla dolu şarkılı türkülü salonlarda… Beni bekleyen var mı?Elinde bir güldudaklarında tebessüm;ölüm gibi…Ve sonra alışmadığım iklimlerde…Bir başına kararsız;benim gibi…" Kim o?"diye her gürültüye seslenip"Ben geldim!"cevabını benim dudaklarımdan duymak isteyen ürpertili bir yürek… Var mı? Bilemem…Bir istasyon…Bütün trenler kalkmış…Harabe gar binasının ışıkları sönmüş.Ortalıkta kimseler yok.Vakit akşam üstü.Biraz sonra da gece.Kocaman bacalı simsiyah eski bir trengar binasının yanında hayalet gibi duruyor.Bu tren kalkacak mı?Bu tren nereye gider?Benibeni bekleyene götürür mü? Trene dalmış gözlerim.İçim içimi kemiriyor.Karanlıktan sessizliktenyalnızlıktan korkuyorum.Hafif bir rüzgar esiyor.Sanki"Bu Dünya boşaldı.Bir sen kaldın yalnız başına"diyor.Daralıyorum.Rüzgar alaycı.Gözlerim trende.Donmuş gibiyim.Hani rüyalarda kaçamaz ya insan.Avazı çıktığı kadar bağırmak ister.Ama ağzını açamaz.Kaçıp kurtulmak isteradımını atamaz.İşte öyle…Çok derinlerden bir düdük sesi duyuyorum.Yüreğim cız ediyor.Bu sesi benden başkasının duymadığınaeminim.Sonra o eski trenin tekerlekleri usul usul dönmeye başlıyor.Bacasında belli belirsiz bir duman…Heyecan basıyor yüreğime.Tren önümden geçiyor.Şaşkınımheyecanlıyımkorkuyorum.Kayboluyo r tren… Ben herşeyini kaybetmişyedi yaşında bir öksüz gibiyim şimdi.Bakmak istemiyorum karanlığa.Görmek istemiyorum istasyonun bomboş halini.Kapıyorum gözlerimi…Beni bekleyen var mı?Ben gidemezsem bile bana gelecek…Veya"Sen gelmezsen ölürüm"diyecek olan…Gözlerim kapalı.Sanki terkedilmişim.Sanki dünyam yıkılmış.Sanki yalnızım.Derinlerden bir ses daha…Trenin boğuk uğultusu gibi.Beni bana çağırıyor: "Seni bekleyen var; günde beş defa…" murat başaran

  24. kalbini tut umutlarına tutunUmutlarına tutun. Gözlerin Yakup sabrıyla seyreylediği bir direnişle karşılasın sıkıntılarını Kalbin kuyularda ümidini diri tutan Yusuf\’un çaresizliğiylebeklesin kurtuluşunu. Düşüncelerin iffetine suskunluk yeminleri etmiş Meryem kadar sessiz anlatsın masumluğunu. Özlemlerin Medine\’de Muhammed\’in(s.a.v) gelişini bekleyeninsanların coşkusuyla karşılasın vuslatını. Düşüncelerine tutun. Kendi vicdanının yargıcı Kendi günahının tövbekarı ol. Kendi acısının sabredeni Kendi sıkıntısının ilacı Kendi dertlerinin dermanı ol. Kendi yalnızlığının dostu Kendi cümlelerinin anlamı Kendi sessizliğinin sesi ol… Kalbine tutun. Hayatın sana bırakılan sokaklarına karmaşık duygularınıkapıların arkasına kilitleyerek çık. Bütün yürüyüşlerin bütün yolların sonu kendinde bitsin.En çok da kendine özlem duy.Aynada gördüğün yüzün kalbindeki senden başkası olmaması içinözlemlerine tutun. Yol uzun vakit kısa.Zamanın hayat törpüleyen basamaklarından ömrümün son durağınaesenlikle gitmek istiyorsan en çok kendini özle.En çok kalbine kendine tutun… Çünkü; Hayat bilmeli ki aslolan Muhammed\’in (s.a.v) Hira\’dan hayatın merkezine indirdiği cümlelerin oluşturduğu yankıdır. Hayat bilmeli ki aslolan ölümün gözlerine yaşarken bakabilmektir. Hayat bilmeli ki aslolan kalbinin gerçek sahibine sımsıkı tutunmaktır.ALLAH RAZI OSUN CAN KARDESIM HAYIRLI CUMALAR SELAM VE DUA ILE

  25. Şefkat tokatlarını anlayabilmek…Dış dünya bizim anlayışımıza göre değer alır. Nasıl ki kırık aynada her şey parçalı görünürse Allah\’ın hâkimiyetini anlamayan insan, güneşle toprağın, bulutla otun irtibatını kursa da yaratıkla Yaratan\’ı irtibatlayamayabilir. O zaman gelecek günler karanlıktır. Eğer İlahî nizam anlaşılırsa durum değişir. İnsan, kader denilen trene binmiştir. Trenin içindeki yolcular trenin nizamnamesine uyar ama tren belli bir noktaya gider. Eğer yolcular trenin nizamını bilmiyorsa rahatsız olurlar. Her şey bir nizam içindeyken, insan başıboş kalamaz; kalırsa cezasını çeker. İşte buna "şefkat tokadı" denir. Ben de zaman zaman böylesine cezalara çarptırıldım. Hatalarımız ceza olarak karşımıza çıkıyor. Hayat, elimizde tuttuğumuz aynaya benzer. Aynayı nereye çevirirsek orayı seyrederiz. Aynayı kırarsak görüntü parçalanır. Tabii hayatımızda öyle hadiseler var ki onları silemeyiz. Yeni baştan yazamayız, düzeltmeler yapamayız. Hayatımız Allah\’ın hayat sıfatıyla kâinattaki nizamla yakinen ilgili. Her hadisede insan sormalıdır: "Acaba hangi hatam (günahım) sebebiyle bu hadise başıma geldi?" Şefkat tokatları, imanlı kimselere gelir. Şefkat tokadı yiyen de, onu anlamalıdır. Anlamazsa kendisi zarar eder. Allah hadiselerle de konuşur. İnsan başarılı olduğu işe devam etmeli, başarılı olmadığı işi bırakmalıdır. Çünkü insanın başarısı Allah\’ın lütfudur, başarısızlığı da İkaz-ı İlahi\’dir. Hakim-i Mutlak Allah\’tır. Allah, dindar kullarına şefkat tokatları vurarak "yanlış yolda gidiyorsun, dön" der… Ot bitmez bir arazi aldım. Oraya altmış tane fidan diktim. Çok güzel bir bahçe oldu. O bahçe güzelleştiğinden beri oraya gidip oturamadım. Kader "Hayır" dedi, "Senin yerin orası değil". Yaz geldi. İyileşemedim ki bir gün oraya gidip kalayım. Vazifemiz bağlarda bahçelerde gezmek değilmiş… Bugünkü halimi düşündükçe diyorum ki, "Allah bana şefkat tokadı attı!" Yanlış hareketlerime mukabil, Allah bana bu hastalıkları gönderdi, hareketsiz, takatsiz bıraktı, günahlarımı siliyor. El Aman El Aman diyorum… Başımıza gelen her hadisenin bir gördüğümüz, bir de bizim için meçhul olan yani görünmeyen yönü vardır. Başımıza gelen hastalıklar ve felaketler de böyledir. Fakültede hoca sormuş: "Şu kurşunkalemde neler var?" Öğrenciler saymaya başlamış: "Ağaç var, karbon var…" Hoca sormuş: "Bir de sanatkârın sanatı var. Onu görmediniz mi?" Allah\’ın her işinde bir hikmet, bir sanat vardır. Bunları görmek, düşünmek lazım.Hekimoğlu İsmailemeginize saglık cumanız mubarek olsun allah\’a emanet olun ……..

  26. YÜREĞİ GÜZEL ABİM ,İYİKİ VARSIN ,SİZLERDEN ÇOKÇA OLSUN İNŞ.ALLAH,A EMANET OL CAN ABİM..,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,, YEDİ KUTSAL GERÇEK- Kaç yıldır benim yanımdasın? – 20 yıldır efendim- Bu zaman süresince benden ne öğrendin? – Hiçbir şeyle değişmeyeceğim yedi gerçek öğrendim. – Ömrüm seninle geçtiği halde topu topu 7 gerçek mi öğrendin? – Evet. – Söyle bakalım öyleyse neler öğrendin?- Baktım ki herkes bir şeyi dost ediniyor, ona gönül veripbağlanıyor. Ancak, bunların hemen hepsi insanı yarı yolda bırakıyor. Ben ise, beni hiç bırakmayacak, ölümden sonra bilebenimle gelecek şeyleri aradım. Ve dost olarak iyilikleri seçtim kendime. Ki, onlar sonsuz bir yükselme yolculuğuna çıkmış insanoğlunun hiç tükenmeyecek azığı ve en gerçek dostlarıdır. – Çok güzel, ikincisi ne bakalım? – Baktım ki, insanların bir çoğu geçici dünya değerlerine dört elle sarılmış onları koruyor, kasalarda saklıyor, kaybolmaması içinher çareye başvuruyor. Kimi zenginliğine, kimi güzelliğine, kimi ününe tutunmuş sımsıkı, onları elden çıkarmamak için çırpınıp duruyor. Oysa ben varlığımı ve bütün isteklerimi O\’na satıp, gönlümü yalnız O\’nun sevgisine açtım. – Devam et! – İnsanların üstün olmak için birbirleriyle yarıştıklarını gördüm. Ancak bir çoğu üstünlüğü yanlış yerlerde arıyor ve birbirinin üstüne basarak yükselmek istiyordu. Bunun üzerine üstünlüğü geçici dünya değerlerinde değil, akıl ve ahlâkça yükselmekte, kötülüklerin her çeşidinden el etek çekip, iyiliklere vasıta olmakta aradım. – Devam et yavrum. – Yine baktım ki, insanlar sabahtan akşama birbirleriyle uğraşıyor, boş yere hayatı zehir ediyorlar kendilerine. Bütün bunların benlik, bencillik ve çekememezlikten ileri geldiğini gördüm. Ve gönlümü bu kirlerden arıtarak, herkesle dost olup, huzur ve güven içinde yaşamanın yolunu buldum. – Sonra? – Nedense herkes hatasının sebebini hep dışta arıyor ve başkalarını suçlamak yoluna sapıyordu. Böylece suçlarının örtüsü altına saklanıyordu. Oysa insanın başına ne geliyorsa kendi yüzünden ve kendi eliyle geliyordu. Bunu bilip yalnız kendimle cenge girerek, nefsimin iradesine uymamaya ve vesvese verenin ağına düşmemeye çalıştım. – Doğru. . . – Baktım ki insanlar şu bir lokma ekmek ve dünya geçimi için helal haram demeden, her türlü hakkı çiğnemekten çekinmiyorlar. Hem başkalarının hakkını alıp onları yoksul bırakmakla, hem de bu haksızlığın azabını ağır bir yük gibi vicdanlarında taşımakla iki kere kötülük etmiş oluyorlar. Oysa doğru yaşanıldığında ve hakça bölüşüldüğünde dünya nimetleri insanlara yeter de artardı bile. – Ve yedinci? – Yedinci olarak şunu gördüm ki, insanlar bir şeye dayanmak ve güvenmek ihtiyacındadırlar. Kimi zenginliğine, kimi güzelliğine. . . Bunların hepsi de bir süre sonra yıkılacak eğreti desteklerdir. Ben ise yalnız O\’na sığınıp yalnız O\’ndan yardım diledim. Ve bunun karşılığı sonsuz bir güven oldu. – Seni tebrik ederim evladım. Ben de yıllar yılı bütün din kitaplarını inceledim. Hepsinin bu 7 gerçek etrafında döndüğünü tespit ettim (Kaynak Bilinmiyor) DOSTÇA VE SEVGİYLE KALIN.ALLAH,A EMANET OLUN.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s