Bize maddi yağmurlar gerek temizlenmek için… Ve manevi yağmurlar, kalbimizin kirlerini silecek…

 İnsanlar Kirletmese Her Yer Tertemiz!

YAĞMUR yağıyor, önce havayı temizliyor… Havada savrulan tozlar, biriken gazlar yere iniyor… Pırıl pırıl oluyor atmosfer… Sonra yere düşüyor damlalar, bütün kiri söküp çıkartıyor… Ardından akışa geçiyor, küçük derecikler oluşturuyor… Önüne gelen süprüntüleri alıp ırmaklara götürüyor… Irmaklar da denizlere taşıyor yükünü… Bu maddeler denizdeki canlılara rızık oluyor… Yeryüzünde kullanılan suyun temizlenmesi gerek… Nasıl olacak bu iş? Bizi aşar… Bu da gerçekleşiyor… Yeryüzünün buhar kazanları olan denizler, göller, su birikintileri buhar olup göklere çıkıyor… Her gün milyarlarca metre küp su… Bir pompalama işi var yerden göğe… Akıllara hayret veren bir biçimde çalışıyor bu pompalar… Göğe yükselen buhar, bulut oluyor… Sonra yağmur olup suluyor yerin yüzünü… Üstelik karalara geliyor bu bulutlar… Rüzgâr adlı başka bir görevli işini o kadar güzel yapıyor ki… Koyunlarını güden bir çoban gibi güdüyor bulutları, taşıyor karaların üstüne… Sonra damlalara dönüşüyor buhar kümeleri… Temiz, damıtılmış bir su iniyor yerin yüzüne… Her adımında mucizeler gerçekleşiyor… Bu yağmur dağları yıkıyor, ovaları, tepeleri, vadileri, ağaçları, hayvanları, yerleşim birimlerini temizliyor… Rüzgâr da temizlik görevlisi… O da üfleyerek temizliyor her yerin tozunu… Şehirlerde kullanılıp kirlenen havayı alıp götürüyor, yerine temiz hava getiriyor… İnsanın kirli elleri kirletmemişse her yer tertemiz… Nerde insan varsa orda kir var, pislik var… Yalnız gökte ve yerde mi bu temizlik? Denizlere bak, orada deniz canlılarının cenazelerini temizleyen görevliler var… İçindekileri et yiyici hayvanlar temizliyor, üste çıkanları da martılar ve benzerleri… Ve daha bir sürü temizlik erleri… Deniz de parlıyor insanı âşık edercesine… Karaların kartalları, akbabaları, karıncaları, bakterileri de birer temizlik memuru… Nerde bir hayvan cenazesi olsa gidip yiyor, çevreyi kirletmesine engel oluyorlar… Şimdi uzaya bak… Sürekli yıldızlar ölüyor, dev gibi küreler yıkılıyor… Ama feza da tertemiz… En uzak yıldızları bile teleskoplarla görmek mümkün… Gök cisimleri tesadüflerle hareket etmiyor, hepsi bir düzenin esiri… Aksi halde dünyayı harap edecekti, senin de o güzel başına taşlar inecekti… Temizlik işleri bu kadar mı? Hayır, bitmedi… Çünkü her yeri kaplayan bir iş, bir eylem var… Tüm varlıkları kapsayan bir fiil… Allahın “Kuddus” isminin varlık aynalarında yansımasından söz ediyoruz… Evet, temizlik fiilinin öznesidir, Allah… Bu iş için de nice varlıklar yaratmış… Yerleri, gökleri, denizleri, uzayı temizletir, kendini temizlik diliyle de tanıtır tanımak isteyenlere…

Şimdi sen kendini incele… Göz kapakların nasıl da temizliyor gözlerini… Gözyaşında eritici bir özellik var, gözüne giren tozu yok ediyor… Sen de görebiliyorsun… Her an kanın temizleniyor… Minnacık askerler, alyuvarlar ve akyuvarlar her an hizmette… Havanın zerreleri de boş durmuyor, kanı temizliyor… Hepsi düzenli, uyumlu, hikmetli…

Bu işler hiç tesadüf eseri olur mu? Görünmez bir el öyle bir düzen kurmuş, öyle güzel işletiyor ki, her yer temiz oluyor. Elbette temizlik fiili de bir özne ister… Bir küçük ev bir ay temizlenmese içinde durulmaz… Bir fabrika da süprüntüler temizlenmese içinde çalışılmaz… İnsan bir ay kendini temizlemese yüzüne bakılmaz, kokusundan yanına yaklaşılmaz… Peki, bir fabrikaya, bir otele, bir büyük eve benzeyen şu görkemli evreni, şu güzel dünyayı kim temizliyor… Bütün varlıkların içini, dışını…

Bir de manevi kirler var… Şüpheler, kuşkular, kuruntular… Ve günahlar… Bunlar da kalbin, ruhun kirleri… İnsanı iç sıkıntısına iten paslar… Bunalıma sürükleyen karanlıklar… Onları temizleyen de, Allah… Yeter ki arınmak istesin insan, pişman olsun, tevbe etsin… Kuddus ismi orada da tecelli ediyor, beliriyor, görünüyor… Bize maddi yağmurlar gerek temizlenmek için… Ve manevi yağmurlar, kalbimizin kirlerini silecek…

Ömer Sevinçgül

Reklamlar

23 Yanıt

  1. 1- Ey bütün dirilerden önce var olan gerçek hayat sahibi, · Ey bütün dirilerden sonra baki kalacak gerçek hayat sahibi, Ey hiçbir şeyin Kendisine benzemediği gerçek hayat sahibi, · Ey hiçbir dirinin misli gibi olmadığı gerçek hayat sahibi, Ey hiçbir diriye muhtaç olmayan gerçek hayat sahibi, · Ey hiçbir dirinin Kendisine ortak olmadığı gerçek hayat sahibi, Ey bütün dirileri ölüme mazhar eden gerçek hayat sahibi, · Ey bütün dirileri rızıklandıran gerçek hayat sahibi, Ey ölüleri dirilten gerçek hayat sahibi, · Ey hiç ölmeyecek olan gerçek hayat sahibi, Sen bütün kusur ve noksan sıfatlardan münezzehsin, Senden başka ilah yok ki bize imdat etsin. Emân ver bize, emân diliyoruz. Bizi Cehennemden kurtar. Amin. (Cevşen\’ül-Kebîr, 69. bend.) 2- Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. (Bakara Sûresi: 32.)

  2. ÇOK ANLAMLAR ÇIKARTILACAK,GÜZEL BİR PAYLAŞIMDI AHMET KARDEŞİM….ALLAH RAZI OLSUN….SELAMETLE…

  3. ey kar!rabbine asi gelmiş bu yüreğin üzerine yağ rahmetinle,şefkatinle.yüreğim kirlenmiş bu şehir gibi.şimdi yüreğinde,şehrinde temizlenme vaktidir.insan hazreti insan olamamış insan elinin değdiği herşey kirlenmiş.ey kar rahmet rahmet yağdır üzerimize rabbin affını.ey kar yüreğimi bu günahlarımın ağırlığından kurtar,günahlarımı erit sıcağınla.Ey her bir kar tanesini yeryüzüne indiren melekler!ben insanoğluyum,hani o dünyada bozgunculuk çıkartan varlık,öte yanadan yeryüzünün halifesi kılınmışım.ey her bir kar tanesini yeryüzüne taşıyan melekler,gözyaşlarımla yıkadığım,sonya yüreğime akıttığım pişmanlığımı çıkarın rabbin huzuruna.umulur ki kovulmuşlardan değilimdir.ey azametiyle kara bürünmüş dağlar haklıydınız,taşıyamadıınz emaneti.şüphesiz biz cahil insanoğlu yüklendik emaneti.şimdi emanete hiyanet ettiğimiz ihanetin altında eziliyoruz.Ey kar tanelerini yeryüzüne indiren melekler dualarımı,pişmanlıklarımı rabbin huzuruna çıkarın.Her bir kar tanesini melekler taşıyorsa yeryüzüne,her yalanı bin şeytan taşıyor olmalı insan yüreğine.her yalan kirletiyor olmalı yüreğini insanın ve insan kendini kirletiyor.şimdi temizlenme vakti ey kar,dinleme vakti,yalanlardan,günahlardan kirlenmiş kalbimi rabbın rahmetiyle temizle.yağ üzerime ey kar rahmet,rahmet yağ.yağ ki yüreğimde kalmasın günah.beni günahlarımın ağırlığından kurtar rabbim.ey her bir kar tanesini bir meleğiyle yeryüzüne indiren rabbim günahlarımın ve yalanlarımın ağırlığından sana sığınıyorum.karların sıcaklığında temizle beni.Senki beni yeryüzüne halife kıldın,ben ki cahillik ettimde günahın halifeliğine soyundum.şimdi üzerime yağan her bir kar tanesini benim için indiriyorsun biliyorum.her bir kar tanesi meleklerin elçiliğinde bana verilmiş bir mektuptur biliyorum.ve okuyorum rabbim okudukça ruhum yeniden üfleniyor bedenime sanki.seni bir kar tanesinde bile okumak,görmek.yüzümü nereye dönersem döneyim biliyourm ordasın ve şimdi yüzümü kara döndüm ve seni gördüm rabbim..yüreğim büyük bir saygıyla ve selamla karşılıyor meleklerinle gönderdiğin kardan mektupları.Ey her bir kar tanesini yeryüzüne,yeryüzünün halifesinin üzerine indiren melekler üzerime yağdırın onun aşkını.yağdırın ki üzerimde onun aşkından başka aşklara yar kalmasın.Allahım yüreğimi bir kar tanesi kadar yumuşak,sıcak ve temiz eyle.eyle ki sana yakışan temiz bir aşkdır.tertemiz bir aşkla varayım huzuruna ve karlar yağsın aşkların üzerine…yağsınki kirlenmesin aşk……….sözüm bitti ey kar,şimdi sen konuş,şimdi yağ gönlüme…..hayırlı ve dualı cumalar…

  4. Değer mi? Vicdanını parçalamak uğruna bütünlüğünü koruduğun şeyler paramparçadır ve parçalamaktadır seni. Vicdanının sızısını azaltma pahasına artırdıkların çoktan tükenmiş ve tüketmektedir seni. Vicdanının sorgulamasını savuşturarak kavuştukların baştan kayıptır ve kaybettirmektedir sana. Vicdanını satarak satın aldıkların senin malın değildir, ve seni mal edinmektedir. Değer mi? Senai Demirci

  5. \’Bize maddi yağmurlar gerek temizlenmek için…Ve manevi yağmurlar, kalbimizin kirlerini silecek…\’*********************************************************Senin rahmetinle yıkamak istiyorum kirli tövbelerimi..Öyle çaresizim ki Rabbim,Çarelere ermiyor aklım…Bir yüzüm solgunken, isyankar öbür yanım…Öğütleri masal gibi dinliyorum…Nasihatler ninni misali geliyor,Başımı sallıyorum.. sanki anlamış gibi…Beni takipte ızdırap..Peşimden gelir kabuslar…Kimsem yokmuş şu dünyada senden başka!..Merhametine uzatıyorum ellerimi…Senin rahmetinle yıkamak istiyorum kirli tövbelerimi..Dizginle çılgınlıklarımı…affet günahlarımı..Ey affetmeyi seven Rabbim, sil göz yaşlarımı..Sen teselli et beni, serinlik sun şu bağrıma…Vardır bunda da bir hayır..Hayırlı kederlerimi sen sevdir bana!..Tıpkı geceye saçılan yıldızlar gibi,Ömrüme ışık olsun, sıkıntı anlarımda ettiğim dualar..Hüzünlerde olgunlaştır beni..Cahilim çok cahilim..Sen yolum ol! Sen sonum ol!Sen tut elimden, sana giden yollarda nurum ol!Dağlar kadar günahlarıma,Bir avuç tövbe kırıntısı getirdim…Sen derman ol şu volkanlarıma…Sensiz bir yürek ne kadar boş!..Affeyle Ya Rabbel alemin…aminselam ve dua ile …

  6. \’TASAVVUF\’\’Tasavvuf, kalbi saf yapmak, kötülüklerden temizlemek demektir. İnsanınkalbini, Allahü teâlânın muhabbetine bağlamak, Resûlullahın söz, hareket veahlâkına uymak, yolundan gitmektir.Kalb ile yapılması ve sakınılmasıgerekli şeyleri ve kalbin, rûhun, kötülüklerden temizlenmesi yollarınıöğreten ilme, tasavvuf ilmi denir. Îmânın yerleşmesini, fıkıh ilmi ilebildirilen ibâdetlerin severek, kolaylıkla yapılmasını ve Allahü teâlânınsevgisine kavuşmayı sağlar.Tasavvuf ilmine, Ahlâk ilmi de denir. Âlimlertasavvufu çeşitli şekillerde ta\’rîf etmişlerdir.Tasavvuf, güzel ahlâktır. (İ. Kettânî)Tasavvuf, kalbi temizlemektir. (Ebû Ali Rodbârî)Tasavvuf, edebe riâyettir. ( Ebû Muhammed Cevîrî)Tasavvuf, i\’tirâzı bırakıp, emredilene peki demektir. (Ebû Sehl Sa\’lûkî)Tasavvuf, nefsin kötü isteklerini terk etmektir. (Ebû Hüseyn Nûrî)Tasavvuf, faydasız işleri terk etmektir. (Ebû Saîd İbni Arabî)Tasavvuf, vakti değerlendirmek ve vaktin kıymetini bilmektir. (İbni OsmanMekkî)Tasavvuf, Allahü teâlânın ahlâkı ile ahlâklanmaktır. (Cüneyd-i Bağdâdî)Tasavvuf, kimseye ezâ ve cefâ vermemek, herkese lütûf ve ihsânda bulunmak,hastalık ve musîbetleri herkese izhâr etmemek, düşmanlarını affetmek,insanlık mertebesinin en yüksek derecesine kavuşmayı usûl ittihazetmektir.(Ahmed Şirbâhî)""KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR \’\’ "Hz.MUHAMMED(S.A.V.) بسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲ الرَّحْمن الرَّحِيمGökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise oradaki, (Allah’ın varlığını gösteren) delillerden yüz çevirmektedirler. O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler. Biz senden önce de hiçbir beşere ölümsüzlük vermedik. Şimdi sen ölürsen onlar ebedi mi kalacaklar? Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz. ( Enbiya 32-35)HAYIRLI CUMALAR SELAM VE DUA ILE

  7. İslamiyet Peygamber Efendimizin sav. hayatından başka birşey değildir.Ona benzemek,o ne yaptıysa yapmak , ne emrettiyse onu yapmak ve yasaklarından uzak durmak. Bunu gerçekleştirmek için ise Peygamber Efendimizin sav. zihinlerde teşekkül etmesi ve bu görüntünün tek taklit merkezi olarak devamlı olması ,tek denetleyicisi olarak kaybolmaması…Bize sürekli olarak O\’nu göstermiyorlarsa biz sürekli olarak O\’nunla olalım. " (Bir Değirmendir Bu Dünya -Cahit Zarifoğlu)O\’na sav. sonsuz salat ve selam olsun. Namazımız ve ibadetlerimiz , ölümümüz ve hayatımız alemlerin Rabbi olan Allah cc. içindir. Hayırlı ve bereketli cumalar . Ziyaretleriniz için Allah cc. razı olsun. Hem maddi hem manevi rahmet eli üzerimizde olsun inşaAllah.Esselamünaleyküm.

  8. Geceleri yıldızları seyrettiğim penceremden ,her gördüğüm buluta , yeni bir nisan ısmarlıyorum,kalbime yağsın diye…"" Her doğan güne ,yeni bir bahar ısmarlıyorum,günbegün solan hayatıma renk katsın diye…""Her batan güneşe yeni bir sonbahar ısmarliyorum,ölümü hep hatırlatsın diye…""Her çaresizliğime,yeni bir ümit ısmarlıyorum,çaresiz kalmasın diye…" "Her dostuma,yeni bir vefa ısmarlıyorum,sevdamız büyüsün diye….""Her baktığım aynaya yeni bir benlik ısmarlıyorum,yapancı maska takmasın diye…""HER KAPANDIĞIM SECDEYE YENİ BİR DUA ISMARLIYORUM,BENİ O\’ (c.c.) HİÇ YALNIZ BIRAKMASIN DİYE…""Her yazdığım cümleye yeni bir harf ısmarlıyorum,eksik kalmasın diye…"Birde açan çiçekleri olmasa bahçelerimizin,uçan kelebekleri olmasa ,baharlarımızın…sesleri uykularımızda yankılanan bülbülleri olmasa seherlerimizin,Beş vakitte,beş sefer ferahlatan ezanları olmasa semalarımızın…Daha çok kirleneceğiz…Daha çok çirkinleşeceğiz…Daha çok sağırlaşacağız…Daha çok yalnızlaşacağız…Keşkelerim,belkilerim,ölüm olmasa,Cümleleri sonlandıran nokta olmasa,Ruhumuzu arındıran dua olmasa,Daha çok bunalacağız,bulanacağız… SELAM VE DUA İLE CAN KARDEŞİM….

  9. Enerjisini yitiren insan başını usulca kaldırıp yağmura bir bakıverse…içinden gelen yağmurlarla dışındaki yağmuru bir bütünleştiriverse…varlığın farkında olabilse, Yaratanı görse yaratılanda diyorsun kısacası öyle mi pırlantam? teşekkkürler…..Allah\’a emanet ol.sevgiler….selamlar….

  10. ne olursa olsun herkes kainatının yaratıcısını bilmeli ve ona itaatkar olmalı.İlla kar yağmur tipi derem sel v.s. olunca hatırlanmamalı,dikkat edin zamane insanları sadece ölüyü defn etmek üzere mezarlıga gider ve fatiha okur.(İstisnalar hariç)o nedenle ALLAHIN selamı üzerinize olsun.

  11. İçteki kiri su değil, ancak gözyaşı temizler. Affın tezâhürü gözlerdeki şebnemlerdir. Allah korkusuyla dökülen sıcak gözyaşı, ruhu temizlemekte iksir gibidir. Mânevî bir arınma için ondan daha müessir başka bir vâsıta yoktur. Zira samîmî bir gözyaşı damlası, her zaman rahmet-i ilâhiyyeyi tuğyân ettiren en kuvvetli bir müessirdir. Bu hususta Peygamber Efendimiz buyurmuşlardır k:“Allâh korkusuyla gözyaşı döken kişi, sağılmış süt memeye dönmedikçe cehenneme girmez.” (Tirmizî, Zühd, 9)Mevlânâ Hazretleri, gözyaşını şöyle tasvir eder:“Mum, ağlayıp gözyaşı dökünce daha da aydın bir hâl alır. Ağaç dalı da, ağlayan bulutun bereketi ve güneşin harâretiyle yeşerir, tazelenir. Yâni bir meyvenin yetişmesi için harâret ve su gerekir.”“Tıpkı bunlar gibi, tevbelerin kabulü için de bulut ve şimşek, yâni gözyaşı ve gönül yanışı ister.”“Şâyet gönül şimşeği çakmaz da göz bulutu yağmur yağdırmazsa, nefsin öfke ateşi ve günah alevleri nasıl söner? Vuslatın feyzi, yâni ilâhî tecellî nûrunun parlaklığı gönülde nasıl belirir? Mânâ menbâları nasıl coşup akar? Yağmurlar yağmasa gül bahçesi, yeşilliğe nasıl sır söyleyecek? Menekşe yaseminle nasıl ahidleşecek?”“Tabiatı bırak da hıçkıra hıçkıra ağlasın. Bu topraklar, sudan ayrılınca çoraklaşır. Irmaklardan, derelerden ayrı kalan, uzak düşen sular da sararır, kokar, bulanır, kapkara olur.”MESNEVİ BAHÇESİNDEN Allah c.c. razı olsun Ahmed kardeşim.selam ve muhabbetlerimle..

  12. Hani söz vermiştik Alem-i Ervahta.. "Belâ" demiştik "Elestü bi rabbiküm" sualine,Yaratıcı, rızık verici ve yegane kanuna koyucu olarak Allah\’tan başka İlah, önder olarak da O\’nun Resûlünden başkasını tanımıyacaktık. Hani söz vermiştik,Hani söz vermiştik Erkâm\’ın evinde,Hangi şart ve ortamda olursa olsun İlay-ı Kelimetullah misyonunu yürütecek Musibetlerden yılmıyacak hiçbir tehditten korkamayacak, Gerekirse ölümlerin en güzeline talib olacaktık. Hani söz vermiştik Akabe tepesinde Kendimizi ve ailemizi koruduğumuz gibi Kanımızla, malımızla ve canımızla koruyacaktık Resülullah\’ıHani söz vermiştik Akabe tepesinde Doğru olan her şeyde Resule itaat edecektikRabbani davayı elden ele gönülden gönüle balçıkla sıvanmayan hakikat güneşini Cihadsız ve şehadetsiz bırakarak lekelemiyecektik.Hani söz vermiştik Medine\’de,Hani söz vermiştik dünya kardeşliğinin en güzel teşekkül etmeye başladığı Medinede,Kıyamete kadar tüm müslümanlar kardeş olacaktıVe bizler… "Muhakkak ki bütün müminler kardeştir " Ferman-ı İlahisine gönülden bağlanacak Vücudun azaları gibi hepimizin derdiyle dertlenip sevinçlerimize ortak olacak Komşusu aç iken yatan bizden değil düsturuna,Evrensel komşuluk bildirisine, Kardeşliğin en alt eşiği olarak bakacaktık. Nemlenmemiş bir gözle, yara almamış bir bedenle huzuruna varmaya utanıyoruzAhde vefa gösteremedik Allah\’ım !Bunu biliyoruz…Ama şunu da biliyoruz ki;Rahmet deryanda ufacık bir damlayız ,Yüzümüz yerde ama.. Affet Allah\’ım!..Affet Allah\’ım!

  13. Merhamet ,Alem bu temel üzerinde…Eğer toprağa, tohuma hatta kire, lekeye merhamet olmasaydı su olur muydu?Rengi merhamet, sesi merhamet, pırıltılı şırıltılı su.Ne duruyorsunuz sökün sahte su borularını.Ev ev merhamet şebekesi kurun.Tepelerinizdeki çatıları da yıkın, göklerle temasa gecin.O zaman göreceksiniz ki, acı su borularından kendi kendine tatlı su akacak veBaşlar üstüne güneşe yol veren kubbeler yükselecek…Necip Fazıl Kısakürek

  14. Kalp Katılığından, Gafletten, Başkalarına Yük Olmaktan, Aşağılıktan, Aşağılanmaktan, Miskinlikten, Cehaletten ve Faydasız Bilgiden, Ürpermeyen Gönülden, Doyma Bilmeyen Nefisten, Kabul Edilmeyen Duadan, Nimetlerinin Zeval Bulmasından, Lütuflarının Değişip Başkalaşmasından, Ansızın Bastıran Azabından, Gelip Çatan Gazabından SANA SIĞINIYORUM Sen’den Her Zaman, Yalvaran Diller, Haşyetle Ürperen Gönüller İstiyoruz. Tövbelerimizi Kabul Buyur, Bizi Günahlardan Arındır, Dua ve İsteklerimize Cevaplar Lütfeyle !! Delil Ve Bürhanlarımızı Hedefine Yönlendir, Kalplerimizin Ufkunu Aç, Dilimizi Doğruluğa Bağla ve Gönül Kirlerimizi Temizle! Allah’ım, Senden Her İşimizde Sebat, Kur’an Yolunda Kararlılık ve Nimetlerine Karşı Da Duyarlılık Hissi Bekliyoruz. Kapına Yönelenleri Boş Çevirme, İtaatte Bulunanlara Bol Bol Karşılık Ver, Sana Baş Kaldıranlara da Doğru Yolu Göster; Muzdariplerin Dualarını İcabetle Taçlandır, Sıkıntıda Bulunanları Lütfunla Şad Eyle, Hasta Ruhlara Hususi Muamelede Bulun, Küfür ve İlhad İçinde Bocalayanlara da Nurunu Göster; Göster de Kalmasın Hiçbir Yanda Muzlim Nokta….!! Ya Rab! Önümüzde Şu Upuzun Hayat Yolculuğunda, Bizi Kendi İdrak ve İhsaslarımızın Darlığıyla Baş başa Bırakma; Akıllarımızı İnhiraf Ve Sürçmelerden, Nefislerimizi Cismaniliğin Baskılarından, Gönüllerimizi de Heva ve Heveslerin Öldürücü Oklarından Sıyanet Eyle.. AMİN, AMİN ,AMİN…! Cenab-ı Mevla manevi yağmurla kalp kirliliğimizi gidersin inşa-Allah yüreğine ve emeğine sağlık can abim selam ve dua ile…

  15. Hak yoluna çağlayalımRabbim nurdan nehirler ver.Asr-ı saadet misâli,Bize altın devirler ver.Harf harf İslâm\’ı tadalım,Putları yere atalım,Kur\’an\’ını anlatalım,Hakkı söyleyen diller ver.Yürüyelim sana iz iz,Muhammed\’dir rehberimiz,Yanmak için aşkınla bizAlevlenen gönüller ver.Yüze ar ver, kalbe îman,Yıkılsın İslâm\’a düşman,Cihad için yüce Rahman.Coşkun akan selleri ver.Şükür sana binbir kere.Anlatalım her münkire,Adın yazalım her yereKalem tutacak eller ver.Koşuyoruz rüzgârlarla,Bize muin olan yârla,İslâm için iftiharlaGerilecek göğüsler ver.selam ve dualarımla

  16. İçteki kiri su değil, ancak gözyaşı temizler. Affın tezâhürü gözlerdeki şebnemlerdir. Allah korkusuyla dökülen sıcak gözyaşı, ruhu temizlemekte iksir gibidir. Mânevî bir arınma için ondan daha müessir başka bir vâsıta yoktur. Zira samîmî bir gözyaşı damlası, her zaman rahmet-i ilâhiyyeyi tuğyân ettiren en kuvvetli bir müessirdir. Bu hususta Peygamber Efendimiz buyurmuşlardır k:“Allâh korkusuyla gözyaşı döken kişi, sağılmış süt memeye dönmedikçe cehenneme girmez.” (Tirmizî, Zühd, 9)Mevlânâ Hazretleri, gözyaşını şöyle tasvir eder:“Mum, ağlayıp gözyaşı dökünce daha da aydın bir hâl alır. Ağaç dalı da, ağlayan bulutun bereketi ve güneşin harâretiyle yeşerir, tazelenir. Yâni bir meyvenin yetişmesi için harâret ve su gerekir.”“Tıpkı bunlar gibi, tevbelerin kabulü için de bulut ve şimşek, yâni gözyaşı ve gönül yanışı ister.”“Şâyet gönül şimşeği çakmaz da göz bulutu yağmur yağdırmazsa, nefsin öfke ateşi ve günah alevleri nasıl söner? Vuslatın feyzi, yâni ilâhî tecellî nûrunun parlaklığı gönülde nasıl belirir? Mânâ menbâları nasıl coşup akar? Yağmurlar yağmasa gül bahçesi, yeşilliğe nasıl sır söyleyecek? Menekşe yaseminle nasıl ahidleşecek?”“Tabiatı bırak da hıçkıra hıçkıra ağlasın. Bu topraklar, sudan ayrılınca çoraklaşır. Irmaklardan, derelerden ayrı kalan, uzak düşen sular da sararır, kokar, bulanır, kapkara olur.”MESNEVİ BAHÇESİNDENAllah razı olsun can kardeşim Mevlam tüm manevi kirlerden arınan kullarından eylesin cümlemiziselam ve dua ile (teşekür ederim)

  17. Elinde bir yaprak vardı. Onu uzun uzadıya süzdükten sonra,“Yazık!” dedi. “Niye yazık?” “Okuma bilmiyoruz da ondan.”Şaşırdım. Okuma bilmek ne kelime, iyi bir tahsil yapmıştı kendisi. Kitap elinden düşmezdi. “Biliyorsun ya!” dedim şaşkınlıkla. Gülümsedi belli belirsiz. “Asıl okuyuştan söz ediyorum. Sen hiç ağaç kitabını ya da yaprak sayfasını okudun mu mesela?” “Hayır!”“Okumadın, çünkü okuma bilmiyorsun. Bak, bu bir yaprak. Bir bakıma da sayfa… Bunda da yazılar yazılı. Bu da kâtibini, yazıcısını, sanatkârını bildiriyor. Çünkü o yazıcı kendini bu yaprakla da bize tanıtıyor. Bir mektup gibi göndermiş bize. Nasıl, bir mektup yazarını gösterir, bildirir, tanıtır, öyle de her bir yaprak onun ustasını anlatıyor, tanıtıyor, sevdiriyor. Şimdi ben bu dili, bu okuma biçimini öğrenmeye çalışıyorum.” “Ne dili bu?”“İman dili… Bu dili bize Kuran öğretiyor.” “Nasıl yani?”“Evrendeki varlıklar için ayet tabirini kullanıyor. Bakın, görün, düşünün, ibret alın diyor. Kuran gibi kâinat da bir kitap, onunda sureleri, ayetleri, kelimeleri var.” “İlk inen ayetteki ‘oku!’ emri bunu da kapsıyor mu?” “Elbette! İki kitap var önümüzde. Biri kelam sıfatından, öbürü kudret sıfatından geliyor. Bunlar birbirini tefsir ediyor.”Bu şaşırtıcı açıklamaları dinledikten sonra yerden bir yaprak da ben aldım, birlikte okumaya başladık..!Alıntı…

  18. YÜREĞİMDE FİLİSTİNBen, Filistinli küçük bir kızım,Saçları örgülü…Hayalleri tutsakÖyküsü hüzünlü Yetim diyorlar bana,Babamı almış kör kurşunlar,Bu sokaklarda…Hiç oyuncağım olmadı benim;Sarı saçlı bebeğim,Ve bir bisikletim,Oyunlar oynayamadım,Şöyle doya doya…Annemin gözleri yaşlıydı hep,Kalbi duada…O benim sığınağım,Her gece silah sesleriyle;Sığınırım kucağına…Ve hayaller kurarım,Umuda dair.Sil gözyaşlarını anne!Bak gül kokuları yayılıyor Filistin\’e,Kan yerine…Çiçekler açtı bahçelerimizde,Ümit çiçekleri…Sen ağlama anne! Gülümsüyorsun artık hayallerimde…Karanlık bir gecenin ıssızlığında,Ayırdılar bizi…Ayırdılar bizi kör kurşunlar,anne!Yıktılar hayallerimi,Umuda dair ne varsa,Bu sokaklarda…Yüreğimde Filstin!Kanıyor ince ince,Şimdi bana hem öksüz,Hem yetim diyorlar anne!Sen gideli susmadı silahlar,Oyuncağı olmadı çocukların,Hayaller bile kuramadılar…Yüreğimde Filistin anne!Davamız Hak,Sevdamız Hak,Hakka çıkar yollarımız,Dikenler olsa da anne…NAZLICAN FIRAT

  19. ELEŞTİRİLDİĞİNİZDE NASIL TEPKİ GÖSTERİRSİNİZ Olumlu Düşünerek:1. İyi yanlarım var ki eleştiriliyorum. Meyvesiz ağaç taşlanmaz. Bir şeyler başarmasam birileri beni fark etmeyecekti. Sevinç duyuyorum.2. Her insan hata yapabilir. Hatalarımdan kurtulabilmek benim için büyük şereftir. Bu eleştiri sayesinde bilmediğim bir hatamı görebilirim. Eleştiri haksız olsa bile yine de kendimi kontrol etmeme neden oluyor. Eleştiriler yüzünden yanlış yapıp yapmadığımı kontrol ederek yanlışlarımı görüyorum. Dahası doğrularımın doğruluğundan emin oluyorum. Eleştirilmeyi seviyorum.3. İnsan gurura kapıldığında tüm başarıları yok olur. Yüz üstü devrilir. Eleştiriler gururumu inciterek beni eğitiyor. Böylece gururdan kurtuluyorum. Kazanacağım tevazu sayesinde başarılarım gittikçe artacak. Eleştirilmek güzel.4. Haksız yere eleştirip gıybet yapan, gıybeti ölçüsünde eleştirdiği insanın günahlarını üstlenir. Haksız eleştirenlerden kader intikamımı kat kat fazla alıyor. Günahımın temizlenmesi beni niçin üzsün? Kaderin adaletine niçin itiraz edeyim?5. Büyük başarılar büyük zorluklara göğüs germeyi gerektirir. Peygamberler bile ne büyük hakaretlere uğramışlardı. Ne kadar doğru yapsam da birileri mutlaka benim aleyhimde olacak. O yüzden büyük liderlerin yaptığı gibi dayanıklı olmalıyım. Eleştiriler dayanma gücümü arttırıyor.Yada Olumsuz Düşünerek:1. Bu adam bana hakaret etmek istiyor. Beni küçük düşürmeye çalışıyor. Alçak adam. Kötü adam olmasaydı böyle kötü davranmazdı. Onun kötü olduğunu görüyor, ondan nefret ediyorum. Onun gibi insanlarla asla dost olamam. 2. Benim gururum incindi. Kimse beni incitemez. Bana yapılan bu hakaretin altında kalamam. İntikamımı ona hakaret ederek almalıyım. O da kimmiş? Kendisini insan mı sanıyor? Geri zekalı ne biliyor da konuşuyor? Ben yıllarca okudum. En iyisini biliyorum, bu yüzden en iyisini yaptım. Bana yapılanın altında kalamam. Ona karşılık vermek zorundayım.3. İnsanlarla konuşmaya gelmiyor. Bütün insanlar kötü. Onlar için bir şeyler yapıyorsunuz ve size hakaret ediyorlar. Kendi dünyama çekilmeliyim. Onları kendi hallerine bırakayım. Ne halleri varsa görsünler. Artık yazmıyorum, konuşmuyorum, üretmiyorum. Tüm çabalarım boşa gidiyor çünkü. 4. Bu kadar eleştirildiğime göre galiba ben yeteneksizin tekiyim. Halimden utanç duyuyorum. Yanlış bir şey yapıp bunca hakaretlere uğramaktansa hiçbir şey yapmayayım daha iyi. Eleştirildiğinizde nasıl düşündüğünüze bakın. Kişiliğinizi çözümleyeceksiniz. Yukarıdaki eleştiri örneğinde takınılabilecek iki tutuma bakarak, olumsuz düşünenlerin hayatlarını nasıl cehenneme çevirdiklerini görebilirsiniz.SELAM VE DUA İLE DEĞERLİ KARDEŞİM

  20. havada bulut var-geceleri gündüzlere örtenyılanlar gibiörttük üstümüze muttasıl uykularıyorgan yerineEshab-ı Kehf’in paylaşılan mirasındanyalnız uykusu kaldı bizdeatımızın terkisinde kızılelma çıkınıayışığında koyulduk yolakanımız damarlarımıza tıkıştırılmış delilerdihayaller denizine açıldığımız sallarlaheyamola çekiyorduk harikalar diyarınaonyedibin alemi bir pula sattıkçiğnediğimiz her yasakla onurumuz yükseldigün oldubir pula onyedibin takla attıkkıyametin konuk olduğu diyardakartalları vurdukbizi geçmesinler diyeahir zamandarüyamızı kanla bölen ayetlere kızarakuyandıkkendinde ve agâh her şeye lanetler yağdıraraktüm işe yarar organlarını kaybeden benbir kasap çengelinde bulduğum kalbimemüşteri oldum yenidenkellemi rehin bırakarakuykunun bilmem kaçıncı haline ulaşmak içinonlara karşı yürüyerek onların yolundagecenin müntehasına dayandıkhaykırmanın kutsal büyüsüişledi iliklerimizebağırdık anlamadığımız sözleribağırdık sözlerimiz anlaşılmasın diyekaraya yüklediğimiz anlamı gözümüze alarakdaldık boyumuzu aşan suların körfezineMustafa İslamoğlu

  21. Hayalinizi haramdan koruyor musunuz?Maruz kalınan her bir günah, her bir yanlış hayal kirlenmesine yol açıyor, zihinde kirli bir iz bırakıyor… İnsan çok defa böyle bir zihin kirlenmesinin sonucunu moralindeki düşüşlerle yaşıyor…Nitekim bu kirlenmelerden sonra artık o kimsenin, hayırlı işlere devam etme şevki azalıyor, ihlaslı amellerde isteği zayıflıyor, fenalıklara meyli ise kuvvetleniyor… Yani haramlarla hayali kirlenen insan, artık helalli hayatında düşüşe geçiyor…- Ne dersiniz, günlük hayatımızda bizlerde de böyle zihin ve hayal kirlenmesi söz konusu oluyor mu? Her bakışımızda gözler yoluyla birtakım haramlara maruz kalmak neredeyse muhakkak gibi mi?.. Ruh dünyamızda bulantılar hasıl edecek manzaralar günlük hayatımızda sanki normal görüntüler haline mi gelmiş?.. Hayalimizde hep çöplük mü seyrediyoruz?..- Sadece göz bakışıyla mı kirleniyor hayalimiz?.. Diller de kirli sözler söylüyor, kulaklar da kirli sözler dinliyor mu? Bazı çevrelerde şunun bunun aleyhinde konuşmakla kalınmıyor, iftiralara kadar ilerlemeler dahi oluyor mu?-Peki, bunca kirlenmelerin acı sonucu, inanmış insanın hayatına nasıl aksediyor, merak ediyor musunuz?- İşte böylesine zihin ve hayal kirlenmesine maruz kalan insana şeytan artık kolayca müdahale edebiliyor, rahatça yönlendirme fırsatı da elde ediyor. Bu sebeple insanlar dupduru bir gönülle Cenab-ı Hakk’a teveccüh etme şevkini kaybedebiliyorlar… Birer pas, birer leke olarak ifade edeceğimiz bu kirlenmeler, hemen tövbe, istiğfarla temizlenmez de, arttıkça artarsa, o zaman üst üste yığılan kirler Allah’tan gelen güzel ilham esintilerine perde oluyor, böylece korumasız kalan kalpler de şeytandan gelecek vesveselere hazır hale gelebiliyorlar. Bundan sonra inanmış insanda başlayan manevi düşüşler kademe kademe ilerliyor…Böylesine tehlikeli düşüşlere sebep olan zihin kirlenmesine karşı çok hassas olan Efendimiz (sas) Hazretleri: “- Harama bakış şeytanın zehirli oklarından bir oktur!” buyuruyor ve Cenab-ı Hakk’ın şu koruyucu beyanını hatırlatıyor:-Kim benim korkumdan dolayı harama bakmayı terk ederse, kalbine öyle bir iman şevki veririm ki, onun zevkini gönlünün ta derinliklerinde duyar, düşüşten korunabilir.- Ne dersiniz? Bizim de aşk ve şevkimizi söndüren zihin kirlenmesinin farkında mıyız? Mühimsiyor muyuz bizi düşüşe geçiren bu kirlenme tehlikesini? Tertemiz kalabilmek için her an tövbe, istiğfar halinde olabiliyor, kendimizi koruma titizliği gösterebiliyor muyuz?İsterseniz burada, Efendimiz (sas) Hazretleri’nin, hayal kirlenmesi tehlikesini önlemek için gösterdiği şu tarihî hassasiyeti bir daha hatırlayalım:Kadın-erkek herkesin iffete kilitlendiği hac mevsiminde, Arafat vakfesini yapıp döndükleri bir sırada, terkisine aldığı (Hazreti Abbas’ın oğlu) Fazlı’nın başını eliyle sağa sola çeviriyor ve böylece etraftaki kadınlara gözünün ilişmemesi için gayret gösteriyordu. Şu dikkate bakın!.. Asır, saadet asrı, mevsim hac mevsimi, terkisine binilen zat Allah Resulü ve harama bakmaması için başı sağa sola çevrilen de iffetinde hiç kimsenin şüphe edemeyeceği Hazreti Fazlı idi!.. Bu olay, Efendimiz’in hayali temiz tutma adına nasıl bir hassasiyet içinde olduğunu gösteren çarpıcı bir örnek teşkil ediyor bizlere… Nitekim bir başka zaman da, Hazret-i Ali Efendimize; “-Ya Ali! Birinci bakış bağışlanmıştır, fakat ikincisi aleyhinedir!” buyurmuş, dönüp bakmak iradi olduğundan, o bakışın yazılacağına işaret etmiş, böylece harama götüren yolu baştan kapatarak zihni tertemiz temiz tutmak gerektiğine dikkat çekmiştir…Anlaşılan odur ki, günümüz Müslüman’ının bir numaralı meselesi, hayalini haramlardan koruma temizliğidir. Çünkü bu türlü zihin ve hayal kirlenmeleri beden kirlenmesine benzemiyor, dinî hayatta duyulan aşk ve şevkin önce azalmasına, sonra da kademe kademe düşerek yok olmasına bile sebep olabiliyor…-Ne dersiniz? Bu olay bizim de bir numaralı meselemiz mi? Her hayal kirlenmesinden sonra duyduğumuz pişmanlık ve üzüntü ile tövbe istiğfar temizliğimizi yapıyor, kirlenmeye karşı korunma tedbirimizi alıyor muyuz?..Ahmet ŞAHİNYeter ki arınmak istesin insan, pişman olsun, tevbe etsin… Kuddus ismi orada da tecelli ediyor, beliriyor, görünüyor… Bize maddi yağmurlar gerek temizlenmek için… Ve manevi yağmurlar, kalbimizin kirlerini silecek… selam ve dua ile can ahmed kardeşim emeğine sağlık…

  22. ÇOCUKTUMÇocuktumHep kardan adamlar süslerdi düşlerimiBüyüdümHep kandan adamlar oydular yüreğimiÇocuktumHep ölümsüz aşkları okurdum masallardaBüyüdümNe aşklar satıldı o körkütük masalardaÇocuktumŞerefti itibardı bütün kapıları açan anahtarBüyüdümHiçbir güç tanımadım para kadarÇocuktumSaçlarından yakalardım ümitleriBüyüdümEzberledim bütün ihanetleriÇocuktumYaşam bir yağmur gibi düşerdi avuçlarımaBüyüdümŞimdi hep çocukluğum geliyor aklımaSakınSen büyüme çocuk!Ahmet Selçuk İlkanhayırlı sabahlar…umutlu ve mutlu yarınlar diliyorum… esen kalın can abim

  23. YÜREĞİ GÜZEL İNSAN ,CAN ABİM…ELLERİNE ,EMEĞİNE SAĞLIK..İYİKİ VARSINIZ..ALLAH,A EMANET OLUN DEĞERLİ ABİCİM,,,………………………………………………………………………………Aşk-ı Sükut…Üç idrâk…belki üç sır. Katlanmayı bekleyen basamaklar ve koca bir kapı.Ben bu kapıyı dahi aralayamayan çocuk…ama meraklı:I – …sükût. her satır başına düşen koca bir derya; ama yalınız. Tek başına belki koca kainatı elpençe divan durdurabilir. Ama alem ötesine güç yetiremez……ve işte anahtar: sükût ve aşk…aşk-ı sükût.II- …varlığından sıyrılış; hiçlik…ama kuru bir hiçlik değil. …ince bir çizgidir denge; onu kayıp ediş, hiçlikte çırpınıştır. Ötelerin kapısıdır hiçlik, doğru; fakat gelişi güzel hiçlik değil….ve işte çözümlenmesi gerekir ilâçlar: hiçlik ve varoluş… ama nasıl bir var..?/ ben bile âcizim idrakten… /III- …koca bir buluş. Sevgi ve aşk; işte dengenin ötesi: Habîb!Sükût’u bilmeseydik, içimize dönemezdik; aşk olmasaydı sükût’tan haz alan olur muydu (?)Benliği bırakmasaydık “varlık iddiasından” kim caydırırdı bizi;Ya hiçlikte bir var oluş bulamazsak, “ene”ye koşan yolları kim kapardı bize… (?)Bütün bu yolları geçemeyen nasıl erer üçüncü kapıya;Sükût bilmeyen nasıl konuşur Seninle, aşka niyet etmemiş nasıl sükût bilsin…Hiçlik tatmamış olan nasıl tanır Seni, nasıl sever seni bütün varlığıyla…Sevgi’den sıyrılamamış, her noktada sevgi gören aşkı nasıl bilsin;Sevgi’de bîhûş olan, aşkı nasıl görür…maşûk’u, sevmesi gerekeni nasıl akleder.İşte ey Habîb!.. Her kapı sana açılır; açılmak da zorundadır. Bu satırlar arasında kaybolmak varken, ben hâlâ “enaniyet” güden bîçare…kıtmîriniz olma hayâlinde, nefsaniyet izleri taşıyan varlık iddiasında mahlûk…Sükût’ta boğularak…bütün çağrış ve bağrışlar mühür; şu satırlara düşen lütfâ nokta…Ben bir Hiç…ve Sen;Ey bütün mevcudâtın, ister istemez aradığı, bulmak için çırpındığı sır;Değeri bir türlü idrâk edilememiş sonsuz ve Lütf-û Kebîr…Ve işte Kelâmullah: “Habîbim!””Habîbullah”.Muhammed Hakan YILDIZ

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s