Neydi sahi “aradığımız”…Aradığımız, aslında kaybettiğimiz “şükrümüz”dü…Başka hiçbir şeyle dolmazdı içimizdeki boşluk ve hoşnutsuzluk..

Şükür, neredeydi?…

Şükür….
Ne zaman kaybettik seni biz?..Ve ne zaman bu kadar sitemkar, bu kadar hoşnutsuz olduk..
Yediğimizin içtiğimizin, gördüğümüzün, gezdiğimizin, işittiğimizin, hissettiğimizin, tattığımızın, tuttuğumuzun,
en mühimi,
aklımızın
ve sağlığımızın,
şükrünü ne zaman kaybettik biz?..

Biz şükrü kaybettik, stresle sardık bedenimizi..
Sinir sistemine yüklendik farkında olmadan..
ve ince ince ağlarla tüm vücudu kaplayan sinirler, organları ve hatta zihinleri hasta etti, geri dönüşümsüz hasarlar verdi..
Cilt ile sinir sistemi aynı kökenden yaratılmıştı, ciltten çıktı hastalıkların kimileri..
Evet, sinirdi, stresti, mutsuzluktu, hoşnutsuzluktu, karamsarlıktı, tatminsizlikti
ve şükürsüzlüktü hep şikayetlerimiz..
Dilimizden eksik etmediğimiz..

Ne ki, şikayetin ucu nereye gidiyordu, bilmediğimiz..
Şükrü bulsak yeniden, gelir mi mutluluğumuz, huzurumuz, kanaatkarlığımız, ruh ve beden sağlığımız??..

Neydi isteyip de alamadıklarımız??
Daha iyi bir ev mi, araba mı, giysiler mi, yiyecekler mi, turlar geziler mi?..
Başarı mı, övgü mü, itibar mı, kibir mi?..
Uğruna mesailerimizi, emeklerimizi, zihnimizi harcadıklarımız?..
Neydi sahi
"aradığımız"..

Aradığımız, aslında kaybettiğimiz "şükrümüz"dü..
Başka hiçbir şeyle dolmazdı içimizdeki boşluk ve hoşnutsuzluk..

Ama şükür yoktu ortalıkta,
ve içlerimiz
bomboştu..

Hayatlarımız, bir ucundan delinmiş çuvaldaki tanelerin boşalması gibi boşalıyordu..Boş bir çuvala dönüyordu..

Püff dese rüzgar; düşecek, yıkılacak bir çuval..

İman zedeleniyordu, hayat boşa sarf olunuyordu..

Her yerde bir kayıp esintisi, esip duruyordu…

Ama yaşlı bir teyze buldu onu..
Ekmek bulamadığı günlerde, onunla doydu..
Ölmekten değil, ölmemekten korktu..
Açlığa ve hastalığa sabretti..
İşte, tüm mesailerini dünyalık emeller, hırs ve ihtiyaçlar için sarf etmemişti,
çuvalında bir tanecik buğday yoktu belki..
Ama hepimizden büyük bir serveti vardı..

Şükür..

O şükür dedikçe ışıldadı gözleri…
O şükür dedikçe utandım gözlerimden..

Şükür.. dedim..
Neredeydi?..

 
Rabia Nazik KAYA
Reklamlar

20 Yanıt

  1. Şükretmeden yaşıyoruz. Ya da gerçek şükürle tanışmadığımız için; nimetler artmıyor. “Nimetler şükürle artar” Evet ama, nimetler sayısal olarak artarken, alınan haz duygusal olarak azalıyor.Pazar sabahları 53 çeşit “Sunday Branch” ile Pazar kahvaltısı yapan aile, milletin içinde çocuğu haşlıyor; -“Ye zıkkım olasıca. Neyin eksik? Niye yemiyorsun? Oğlum yesene. Beni deli etmesene. Allah cezanı vermesin. Yemeğini bitirsene…”Aile farkında değil, çocukları onca nimet arasında, nimetlerin tadından mahrumken, yemeğin farkına nasıl varsın. Dolayısı ile ilk önce nimetlerin farkına varmak gerek.Filmi başından alalım.*Ailecek, arabalarına binip, lüks bir otelin cafesinde Pazar Kahvaltısına gidiyorlar.*Bir kere; Pazar günü hayattasın.*Ailenle birliktesin.*Evden çıkıyorsun, kendi isteğinle. Yani ev sahibi kirayı ödemediniz diye sizi kapı dışarı edip evden atmıyor.*Arabanız var.*Arabaya binecek ayakların var.*Lüks bir otele gidecek paran var.*Gittiğin yerde önüne serilen 53 çeşit kahvaltılığı görecek gözün var.*O mis gibi, sıcacık ekmeğin kokusunu alabilen burnun var.*O reçeli ekmeğe sürebilecek ellerin var.*Şeker hastası değilsin. Reçel yiyebiliyorsun.*Hastanede yoğun bakım ünitesinde cihazlara bağlı bir hayatın yok.*Hapishanede tutuklu da değilsin, özgürsün.*Annen ölmüş; öksüz, baban ölmüş; yetim değilsin.*Annen ve baban çocuk sahibi olmayan, çocuk hasreti ile yanıp ama çocukları olmadığı için, içleri hep buruk kalan bir aile de değil.*Türkiye’de yaşıyorsun. Irak’ta, Filistin’de, Afrika’da değilsin. Bir devletin var. Bağımsız ve özgür. Kaos ortamında değilsin.*Otele giderken, yolunu kesen eşkiya yok. *Otelde (en azından) Irak’taki gibi her gün patlayan onlarca bombanın birisinin patlama riski yok. Rahatsın.*Baban işini kaybetmemiş, işi var ve kazancı iyi.*Annen babandan boşanmamış, ufak tefek sorunlar elbette olabilir ama mutlu bir ailen var.*Annen baban seni Çocuk Esirgeme Kurumu’nun kapısına bırakmamış.*Dışarıda hava güzel. Sibirya’da yaşamıyorsun. Dondurucu bir soğuk da yok. Ya da çöllerin ortasındaki kıl bir çadırda değilsin.*Küresel ısınma elbette büyük bir tehdit ama hala masada hem de birkaç bardak su var, çayın – kahvenin yanında.*Anne ve babanla, çöpten ekmek toplayan bir aile değilsin.*Kılık kıyafetlerinle kabul gördüğün kesin, seni içeri aldıklarına göre. Hırpani kılıklı, köprü altı tinercisi değilsin. Ailen de değil.*İtibarlı bir ailedesin. İtibarın var.*Sizi kovmadıklarına göre, cebinizde yiyeceğiniz yemeklerin parası da hazır.*Masada, birbirinizin yüzüne sevgiyle bakacak kadar güzelsiniz. Yüzü yanmış masum ve garip hasta çocuk değilsin sen. Ki kaldı ki yüzü yanık ya da yara izli nice insan, diğerlerine nazaran daha şükürlü ve sevgi, dolu yaşıyor hayatı. *Annesi yüzüne bakarken korkan bir çocuk değilsin. Ve senin annen de yüzüne bakılmayacak bir insan değil. Biyolojik ve fiziksel olarak bakınca iğrenilecek bir yanık yüz yok. Babanda da yok, öyle bir yüz. *İnsan içine çıkmanı engelleyen bir rahatsızlığın da yok. *İnsanların senden rahatsız oldukları da yok.*Masada iştahını kaçırtan bir sebep de yok ortada.Peki evladım niçin yemiyorsun, o güzeller güzeli nimetleri?Yedi milyar dünya insanından en azından altı milyarına nasip olmayan o nimetleri, niçin yemiyorsun?İştahını kesen şey ne? “Şükürsüzüm abi. Annemle babam bebeklikten bu yana, bana şükrü hiç anlatmadılar, biliyor musun”? (Küçük Emrah modunda olacak _)İşte bu iştahsızlık, şükürsüzlük iştahsızlığıdır dostlar. Ve şükürsüzlük iştahsızlığı, iştah şurubu ile gelmez.Onun için daha başka, bambaşka bir şeyler yapılması gerek.Hepimizin yapamadığı, es geçtiği, ihmal etiği bir şey.Çocuklarımız gözlerimizin önünde eriyip gidiyor.Kişilik olarak eriyip gidiyorlar. Bedensel, zihinsel, fiziksel ve ruhsal olarak eriyip gidiyorlar.İştahları kesilince; iştah şurubu,Zayıflayınca; kuvvet mucunu,Canları sıkılınca; anti depresanla çocuk büyütüyoruz.Bir şükürsüzlük yolundayız ki Dostlar sormayın gitsin.Ne başı belli, ne sonu. Şükredemeden değil, şükrü düşünemeden yaşayıp, gidiyoruz şu garip Dünya’dan.Peki ne yapacağız?Nasıl çıkacağız içinden bu şükürsüzlük sendromunun?Ki o şükürsüzlük sendromu değil midir, mutsuzluk sendromunu doğuran?Doğru ya; kaç anne baba var, en yeni, en iyi, en pahalı oyuncakları almasına rağmen, çocuklarının gözünde o hasret kaldığımız mutluluk ışıltısını görebilen? Sahi kaç anne baba?ALLAH RAZI OLSUN AHMET KARDEŞİM….YİNE GÜZEL BİR PAYLAŞIM….SAGOLUN BU GÜZELLİKLERLE BİZLERİ BULUŞTURUYORSUNUZ…RABBİME EMANETSİNİZ KARDEŞİM…:)

  2. Ya Şekûr! Sen ki bana iman verdin dalalette bırakmadın Bense sana şükrümde hep eksik yetersiz kaldım Şükrünün lezzetini her dem tattır kalbime dilime Şükredebilmek bile senden gelen bir nimettir Bu nimetin şuuruna erdir fakiri …mevla razı olsun oğul. çok güzel bir paylaşım. selam ve dua ile.

  3. Hayata olumlu bakabilmek öğrenilmesi gereken bir sanattır. Kimilerimiz bunu gerçekleştirebilme başarısını gösteremez. Çünkü bazan bütün olumsuzlukları ardı ardına yaşarız, insanların gadrine uğrar, hep zulmedilen insan konumunda kalırız.Ancak, her şeye rağmen şükreden bir kul, mazlum da olsa ahireti için hayata olumlu bakabilme başarısını gösterebilmelidir. Her daim şükretmelidir… Şükretmelidir çünkü zalim değil mazlumdur. Yani Allah’ın gadabına muhatap olacak değildir. Aksine çektiği sıkıntılar günahlarına keffaret olacaktır. Allah Teala buyuruyor ki;“Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden, hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Göç edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet edilenler, savaşanlar ve öldürülenler… Onların günahlarını elbette örteceğim ve Allah katından bir mükafat olmak üzere, onları altından ırmaklar akan cennetlere koyacağım. En güzel mükafat Allah katındadır”. (Ali İmran 3/195)Allah dostları dualarında: “Yarabbi beni zalimlerden değil mazlumlardan eyle” diye Allah’a niyazda bulunurlardı.Bu yüzden mazlum olup da hamd edebilme başarasını gösterebilene mutlu…İnsanların haksızlığına uğrayıp da onları affedebilmek ise apayrı bir güzelliktir. Bu erdemi gösterebilenler kalblerinin temizliğini de göstermiş olurlar.Haksızlık yapana haksızlık yapmamak, aksine öfkesini yutup affedebilmek ve daha da öteye gidip ona ihsanda bulunmak… Bu ise mertebelerin en üst seviyesidir. Tıpkı Kur’an-ı Kerim’de övgüyle bahsedilen “takva sahipleri” gibi:“O takva sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar, öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.” (Âl–i İmrân–134)Bir hadis–i şerifte Kâinatın Efendisi şöyle buyuruyor:“Öfkesinin gereğini yerine getirebilecek güçte olduğu hâlde öfkesini yutan kimsenin kalbine, Allah güven ve iman doldurur.”Bu hususta Fudayl rahmetullahi aleyh de şöyle der:“İyiliğe karşılık iyilik, mükâfattır. İyiliğe karşılık kötülük, cezalandırmadır. Kötülüğe karşılık iyilik, cömertlik ve ikramdır. İyiliğe karşı kötülük ise, alçaklık ve kötülüktür.”La Tahzen / ÜzülmeHayrın nerede olduğu bilinmez. Hayır çoğu kez sevinilen şeyin ardından değil üzünülen şeyin ardından gelir.La Tahzen / ÜzülmeÜzülme, mutluluk ağacının yaşaması için ihtiyacı olan su, hava, gıda, ışık Allah’a ve ahiret gününe imandır.Huzur İstiyorsanAhmaklarla Oturup KalmaAllah dostları sıkıntı ve kasvetin bir nedeninin de ahmaklarla hemhal olmak olduğunu ifade ederler. Mesela Hz. Ali r.a oğullarına şu nasihatta bulunur:“Zenginliğin zirvesi akıl, yoksulluğun zirvesi ahmaklık, vahşetin zirvesi kendini beğenmek, cömertliğin zirvesi ise güzel ahlaktır. Ahmakla arkadaşlıktan çekinin çünkü o size yardım etmek ister ama sonuçta size zarar verir.”Peki kimdir ahmak? Onu da yine büyüklerden dinleyelim.-İnsanın ahmaklığı üç şeyle tanınır: Kendisini ilgilendirmeyen şey hakkında konuşması, sorulmadığı halde cevap vermesi, düşünüp taşınmadan kendini ortaya atmasıdır.- Kendisini halkın en akıllısı zanneden onların en ahmağıdır.- Ahmak adam, nimetin bolluğunda sevinip, sıkıntı ve mihnette zilleti ile tanınır.İnsan Kusurunu Bilecekİnsanın başına gelen olumsuzlukların kendi kusurudan kaynaklandığını bilmesi bir başka erdemdir. Allah Teala Şuara suresinde şöyle buyuruyor:“Sizin başınıza gelen kötülükler ancak elinizle kazandıklarınızın, yaptıklarınızın sonucudur.”Bir musibetle mi karşılaştık o bizim kendi elimizle yaptığımız kötülüklerin doğal sonucudur. Başka suçlu aramaya gerek yok. Bugün, iklim değişiklikleri, havanın suyun kirlenmesi vs. dünyayı tehdit eden tüm olumsuz gelişmeler insanoğlunun tahribatının bir sonucu değil mi?O halde insan başına gelen olumsuzlukları kendinden bilecek, huzurlu bir dünya için her anlamda hayatını Allah’ın rızasına uygun tanzim edecek.A. Yasin Demirci

  4. Doğduğum an başlaımıştı,dünyadaki o zor parkurumİlk adımlarımdı belki belkide ilk sözcüklerimdiOna karşı ilk karşı duruşumHer ilerleyişte,her engel atladığımdaBir başkası ,bir başkası çıkmıştı karşımaKimi zaman kendimdi aşmam gerekenKimi zaman benliğim,Kimi zamansa nefsimdi,Bazen takıldım,bazense düştümYılmadım yılmadan yeniden devam ettimYeni umutlar,yeni hayallerleKimi zaman kaybettim yolumuKimi zamansa sonuncu geldimSense herzamanki gibi destek oldunKol kanat gerdinBen engelleri aştıkça sen sevindinSen sevindikçe ben engelleri aştımBen düştükçe sen bana kalkma gücünü verdinBen kalktıkça sen engelleri ortadan kaldırdın.Düşündükçe anlıyor insan kıymetiniVarlığın sarıyor bir anda tüm benliğiniDüşündükçe farkediyor insanTek dostun,gerçek dostun sen olduğunu anlıyor insanHayata karşı duruşunda yanlız olmadığını anlıyor insanVe şükrediyor sanaSana şükürler olsun rabbim.selam ve dua ile inşAllah…

  5. zaman boşa geçiyor ve biz nereye gidiyoruz ?Zaman çok boşa geçiyor dünyanın sahte büyüsüne kendimizi kaptırmış gidiyoruz ne değer yargımız kalmış ne de iman. Sona gelmişiz ama farkında bile değiliz, yaşantılarımız sadece biraz kaos tek derdimiz maddiyat ve gösteriş. Dostluklar bitmiş, çıkar ve sahte tebessümler almış yerini, gözleri ve kalpleri haram bürümüş. Attığımız her adım günaha dönüşmüş birbirimize haram yolları hoş gösterip önerir olmuşuz. Ama ne yazıkki her şeyin farkında olduğumuz halde hiç bir şeyin farkında değilmişiz gibi davranıyoruz, dini duygular sadece dini terimler olmuş nereye gidiyoruz ve gerçekten bunun için mi geldik? Geliş amacımıza ne kadar uyğun yaşıyoruz. Acaba Allah sadece dara düştüğümüzde anmak için mi var. yoksa isteklerimizi karşılamak için zaman zaman ona yaptığımız duygu sömürüleri için mi. Ne zaman uyanıcaz bu sahte rüyadan. Acaba uyandığımızda çok mu geç kalmış olucaz. Yoksa uyanmadan mı bitecek bu rüya. İçine sıkıştığımız hareket dahi edemediğimiz bu düzeni biz mi istiyoruz yani günahın ve küfrün gönüllü askerlerimiyiz. Günümüzün yüzbin de kaçını geliş amacımıza uygun geçiriyoruz. Hiç bi zaman dolduramadığımız içimizdeki boşluğun gerçekte iman boşluğu olduğunu bildiğimiz halde neden bunun farkında değilmiş gibi yaşıyoruz. Kendimiz bu kadar boşluk içindeyken ne hakla çok rahatlıkla başkalarını yargılayıp yerden yere vuruyoruz. Ne zaman kendimiz olucaz. Yaşlanıp bizim için her şeyin artık boş olduğunu ve sonun çok yakın olduğunu hissettigimizde mi. Bu sizcede çok geç olmaz mı. O zaman neden bekliyoruz yoksa hala kendi kendimizi avutmamız devammı ediyor. Hepimizin korkuları var. Ama asıl korkmamız gerekenden korkmuyoruz, hepimizin sevdikleri var ama asıl sevmemiz gerekeni sevmiyoruz o bize yaklaştıkça biz kaçıyoruz. Kalbimizde kalan o yumuşaklığın tamamını söküp almadan hala şansımız varken ve başımıza bi felaket gelmeden neden af dileyip sana döndük gerçeği gördük demiyoruz. Yoksa yaptıklarımızdan mı utanıyoruz. Onun bizi affetmeyeceğinimi düşünüyoruz. Hayır emin olun o sizi ve beni bütün hatalarımıza rağmen hala çok seviyor ve bizden pişman olduğumuzu gösterecek şeyler bekliyor. Ne kadar küçük çıkarlarımız için Onu unutsakta O bizi asla bir saniye bile unutmadı ve hala bizden umudu var diye düşünüyorum.. ama ne yazık ki biz gene nankör olmaya devam ediyoruz. Hayatımızı kendimiz yönettiğimizi zannedip kazandıklarımızın, aklımızın ve güzelliğimizin kendi kabiliyetimiz ve becerimiz olduğunu zannediyoruz. Bize verilen rızkın yaratanla hiçbir ilgisi yokmuş gibi davranıyoruz. Hiçbir peygamberin ve padişahın yaşamadığı lüksü yaşıyoruz. kışın ortasın da yaz meyvesi yazın ortasında kış meyvesi bulabiliyoruz. sıcak yuvalarımız eşlerimiz çocuklarımız var. istediğimizi istediğimiz saatte yiyip içiyoruz. Ama bunları bize sağlayana şükür bile etmiyoruz. Ne olduda bu kadar kör ve nankör olduk. neden hayallerimizi hep dünya süslüyor yoksa cennete ve cehenneme olan inancımızı mı kaybettik. Bize nelerin günah nelerin sevap olduğu öğretilmedimi. ya da dünya gerçekleri unutturacak kadar tatlımı geldi Bence artık karar vermemizin zamanı geldi….(alıntı)selamların ve duaların en güzeli üzerine olsun ablası.her zamanki gibi düşündürücü ve anlamlı bir paylaşım Allah razı olsun kul olarak şükrümüzün gereğini yerine getirenlerden olabilmemiz duasıyla yaradana emanetsin can kardeşim..

  6. yine güzel yazdırmış yazdıran payaşım için teşekkür..AYRILIK HAVASIBen nefret eyledim sizin gerçekten Yalanı severim, yalanı gayrı Tiksindim bülbülden, gülden çiçekten Yılanı severim, yılanı gayrı Yıllarca boş yere canımı sıktım Nihayet yol buldum çığırdan çıktım Beyden efendiden sayından bıktım Ulanı severim ulanı gayrı Sapıtmış bu diye beni yeriniz Hakkımda bin türlü hüküm veriniz Omuzumda yüktür dirileriniz Öleni severim öleni gayrı

  7. Hz.Câbir (Radıyalahu Anh) anlatıyor: "Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm): "Kim bir ihsana mazhar olursa, bulduğu takdirde karşılığını hemen versin, bulamazsa, verene senâda bulunsun. Zira onu övmekle, teşekkürünü yerine getirmiş olur. Ketmeden (karşılık vermeyen) nankörlük etmiş olur" dedi.hayırlı sabahlar slm ve dualarımla.

  8. ŞÜKRETMEKŞükretmek, kişiliği geliştirip özgüveni artırır İnsanda her şeyin en iyisine en güzeline sahip olma isteği vardır. Sahip olduğu güç ve yeteneklerinin sınırlı olduğunun farkında olan kişi, kendisine verilen güzelliklerin değerini anlar ve bu nimetleri verene şükretmeyi de bilir, mutlu olur. Verilen nimetleri sadece kendi gayreti ile elde ettiğini düşünmediğinden, elde edemedikleri için detaylara takılıp kendisini veya başkalarını suçlamaz. Kişi çeşitli nimetleri kendisine bahşeden Rabb\’ine ne kadar şükrederse hayatından da o kadar zevk alıp daha başka nimetlere de talip olup bunları elde etmek için kendisine düşeni yapar. Kaybettikleri konusunda ise "sabır" ve "tevekkül" sahibidir. Sahibi iken nimetleri değerlendirme konusunda hatalarından ders alıp gayret eder. Sahip olduğu güzellikleri görüp şükretmeyi bilen kişi pozitif düşünür. Bu olumlu düşünce özgüvenini ölçülü bir şekilde artırdığından kişinin biraz daha gayret ederse elde edebileceği başka güzel nimetleri görmesini de kolaylaştırır. "Daha fazlasını" isteme hali sınırı aştığında "doyumsuzluk duygusu" oluşur ve bu kişiyi sahip olduklarını da göremez hale getirir. Bu duygu sürekli bir huzursuzluk meydana getirerek hayattan zevk alma duygusunun azalmasına da yol açar. Şükür, "kıymet" bildirir Sahip olduğumuz sayısız nimetlerin birçoğu bizim için vazgeçilmezdir ve bazen tek bir nimetin eksikliği bütün hayatımızı etkileyecek gibi görünür. Görme nimetini, en iyi gözünü kaybeden bilir. Yürüme nimetinin ne olduğunu, yürüyemeyen birinin neler çektiğini düşünürsek daha iyi anlarız. Bununla beraber bu nimetlere sahip olmayıp da üzerindeki başka nimetleri görüp değerlendirebilen kişiler de çoktur. Görme duyusunu kaybettiği halde, üzerindeki diğer nimetleri anlayıp değerlendirerek hayatını başarıyla sürdürenleri hayata yeniden sarılanları bunlara örnek olarak verebiliriz. Şükür, kaynaşmayı sağlar Kendisine verilen nimetleri görebilen kişi, kendisine nimetleri ulaştırmada aracı olanları da bilip takdir eder. Teşekkür, hediyeleşmek ve yardımlaşmak toplumsal kaynaşmada bunun yansımalarıdır. İnanan kişi sadece kendisi için daha iyisini istemez. Sahip olduğu nimetleri paylaşmak ister, başkalarını da düşünüp fedakâr, verici ve vefalı olmaya çalışır ki bu da hırsı önler. İçinde bulunduğumuz mübarek üç aylar, kişinin kendisiyle çevresi arasındaki dengeyi kurmayı, şükretmeyi, teşekkür ve takdir etmeyi, fedakârlığı ve paylaşmayı öğrenmesi için en güzel kişisel eğitim fırsatını oluşturur. F.Teymur Artır Çok faydalı bir paylaşım. Allah cc. razı olsun. Allah\’ı zikreden O\’na kullukta bulunan ve her daim şükreden ve sabreden kullarından olmak duasıyla inşaAllah. Hayırlı günler.Esselamünaleyküm.

  9. :::…Eğer siz Allah\'(c.c.)nimetlerine şükredip iman ederseniz Allah(c.c.)size niye azap etsin?[Nisa/147]..:::Şükredenlere ise muhakkak mükâfat vereceğiz(Âlu İmran/145)İblis şöyle dedi: \’Öyleyse beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki insanoğullarını saptırmak için muhakkak senin doğru yoluna oturacağım vesvese verip pusu kuracağım.(A\’raf/16)Ayette bahsi geçen doğru yolun şükür yolu olduğu söylenmiştir. Şükür mertebesinin büyüklüğünden ötürü İblis, halka tânederek şöyle dedi:Onların çoklarını şükredici olarak görmeyeceksin! (A\’raf/17)Allah Teâlâ da şöyle buyurdu: Kullarımdan şükreden azdır. (Sebe/13)Allah Teâlâ, şükürle beraber fazla nimet vereceğini söyleyip istisna yapmadı.Andolsun! Eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım.(İbrahim/8)Oysa beş şeyde (zengin etmekte, duayı kabul etmekte, rızıkta, mağfirette ve rahmette) istisna ederek şöyle buyurmuştur:Eğer fakirlikten korkarsanız; biliniz ki Allah dilerse sizi fazlından zengin edecektir.(Tevbe/28)Hayır, yalnız O\’na yalvarırsınız; O da dilerse (kaldırılmasını) istediğiniz belâyı kaldırır.(En\’am/41)Allah dilediğine hesapsız rızık verir.(Bakara/212)Ondan başkasını dilediği kimse için bağışlar.(Nisâ/48)Allah dilediği kimseye tevbeyi nasip eder.(Tevbe/15)Bu, rubûbiyet ahlâklarından biridir; zira Allah Teâlâ şöyle bu-yurmuştur:Eğer Allah\’a güzel borç verirseniz, Allah onu sizin için kat kat yapar ve sizi bağışlar. Allah karşılık verendir, halimdir.(Teğâbün/17)Allah Teâlâ, şükrü cennet ehlinin konuşmasına anahtar yapmıştır.(Cennetlik olanlar şöyle) derler: \’Hamdolsun o Allah\’a ki bize olan va\’dini yerine getirdi\’.(Zümer/74)Dualarının sonu ise \’Bütün hamdler âlemlerine rabbine mahsustur!\'(Yûnus/10)Herşeyi aramadıkça bulamazsın;ama bu dost başka O\’nu bulmadan arayamazsın.(Mevlana)Selam ve Dua ile inşeAllah, Can abim, Esselam…

  10. Şükür, Kuran’da üzerinde en çok durulan konulardan biridir. Yetmişe yakın ayette şükretmenin öneminden bahsedilir, müminlere şükretmeleri hatırlatılır, şükredenlerin ve şükretmeyenlerin örnekleri verilir, dünyadaki ve ahiretteki durumları bildirilir. Şükür, imanın ve tevhid inancının en büyük göstergelerinden biridir. Bir ayette şükretmek, “yalnızca Allah’a kulluk etme”nin şartı olarak belirtilir: "Ey iman edenler size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin ve yalnızca O’na kulluk ediyorsanız, (yine yalnızca) Allah’a şükredin." (Bakara Suresi, 172) Şeytan kibir, haset ve kıskançlığı yüzünden kıyamete kadar tüm yaşamını, insanları saptırmaya adamıştır. Şeytanın en önemli özelliklerinden biri, insanları şükürden uzaklaştırmaya çalışmasıdır. Şeytanın ana hedeflerinden birinin insanları şükürden alıkoymak olduğu dikkate alındığında, şükretmeyen bir kimsenin nasıl büyük bir gaflet içinde olduğu daha iyi anlaşılabilir. Bazı kimseler şükretmek için kendilerine çok büyük, çok özel bir nimetin gelmesini, ya da çok büyük bir sorunlarının çözülmesini beklerler. Oysa biraz dikkat edildiğinde, insanın her anının nimet içinde geçtiği görülür. Hayatı, sağlığı, aklı, şuuru, beş duyusu, nefes aldığı hava ve bunlara benzer sayısız nimet kendisine her an kesintisiz bir şekilde sunulmaktadır. Bu nimetlerin ise her biri ayrı ayrı şükretmeyi gerektirir. Allah’ı anmada ve derin düşünmede, eksik olan kimseler çoğunlukla gaflet içinde oldukları için, bu nimetlerin değerini onlara sahipken bilmez, bunların şükrünü yapmaz; ancak bu nimetler ellerinden alındığı zaman değerlerini anlar, yaptıklarının sonucuyla o zaman karşılaşırlar. Kuran\’da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Şüphesiz Biz insanı, karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık. Biz ona yolu gösterdik; (artık o,) ya şükredici olur ya da nankör." (İnsan Suresi, 2-3) Şükür hem Rabbimizin emri olan büyük bir ibadettir, hem de insanı “azgınlaşmaktan” koruyan bir kalkan gibidir. Çünkü insanın nefsinde, zenginlik ya da güç bulduğunda zalimleşmeye, zorbalaşmaya, vicdansızlaşmaya karşı bir eğilim vardır. Bazı insanlar zenginleşir, güzel imkanlara kavuşurlarsa, acizliklerini unutmaya ve kibirlenmeye başlayabilirler. Şükür, işte bu “azgınlaşmayı” engeller. Şükür, yalnızca Allah’a söz ile hamd etmekle değil, Rabbimiz\’in verdiği tüm nimetleri Kuran ahlakını yaşamak için kullanmakla olur. Mümin, kendisine verilen her şeyi, Allah\’ın rızası için kullanmakla yükümlü olduğunu bilir ve tüm yaşamı boyunca buna uygun hareket etmek için çalışır.Allah c.c iki cihanda razı olsun sizlerden. Herdaim tüm ümmet olarak şükredenlerden olalım İnşaAllah. hayırla kalınız vesselam.

  11. ŞÜKÜR ŞÜKÜR ŞÜKÜR binlerce şükür olsunki şükretmeyi bilenlerdeniz.ALLA C.C. şükretmeyi dilimizden eksik etmesin.allaha emanet olu.allah razı olsun senden ahmet abiii.

  12. İnsanlara şükretmeyen, Allah\’a da şükretmez. Hadis-i ŞerifMihnete şükretmeyen, nimete şükretmez. Hatim-i EsamNimetleri, Allah\’a şükrederek elde tutunuz. Abdülhakim Arvasi k.s Şunu iyi bilin: İlmin şükrü ameldir, amelin şükrü ise ilimdir. Abdullah TusteriŞükrü eda edilen az bir mal, şükrüne takat getirilmeyen çok maldan daha hayırlıdır. Hadis-i ŞerifŞükür; gönlünün, nimeti veren Allah\’u Teala\’ya tam bağlı olmasıdır. TirmiziŞükür, nimeti değil, nimeti vereni görmektir. Şibli Allahü teala şükrünü eda edenlerden eylesin cümlemizi Amin .selam ve dua ile kardeşim,hayırla kalınız

  13. CUMA Rabb’den kula bir büşra, Büşraya sevinmek var… CUMA da bir an, o anki açılır perde, Perde aralığından girmek var… Ümmeti Ümmeti diye inciler döken YAR, Ümmetinden de SENİ arzulayan var… Yanmayı bilmeden yandı yüreklerimiz YAR, Gelirsen bu CUMA bize bayram var… EFENDİM canımdan öte CANSIN SEN, Kelimelerime mana veren YARsın SEN, Gel bu gözler görsün SENİ de varsın kör olsun, Gönül gözü görene, baş gözünü unutturan YARsın SEN… Allahümme salli âlâ Seyyidina Muhammedin ve âlâ âli Seyyidina Muhammed… Cumamız Mübarek Olsun Canlar…

  14. Allah\’a iman Bütün İnancın TemelidirŞüphesiz ki, Allah\’a, taat ve ibadete layık, kahhar, muhtar, yüce varlığa iman; dinin ruhu ve özüdür. Aynı zamanda Allah\’ın Kitabı\’nın ve Resûlü\’nün (s.a.s.) sünnetinin belirttiği gibi İslâm\’ın ruhu, bütün inancın temelidir.Kur\’an-ı Kerim, imanın rüknü ve ona bağlı konulardan bahsederken, şu ayette olduğu gibi, O\’na imanı bunların ilki ve temeli olarak ortaya koyar: "Peygamber ve müminler, O\’na Rabbinden indirilene inanırlar. Yine hepsi Allah\’a, ahiret gününe, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inanırlar.(Bakara,285)Diğer bir ayette ise: "…Lakin iyi olan (el-birr), Allah\’a ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanan kimsedir.-(Bakara, 177)Başka bir ayet şöyledir: "Ey iman edenler! Allah\’a, peygamberine, peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin (imanınızda sabit olun). Kim Allah\’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse, şüphesiz derin bir sapıklığa dalmıştır." (Nisa, 136)Allah Resûlü de meşhur Cibril hadisinde, kendisine iman hakkında sorulduğunda şöyle demektedir: "İman, Allah\’a, meleklerine, kitaplarına, resullerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerre inanmaktır."Asıl olan Allah\’a imandır. Akaidin diğer kısımları buna izafe edilmiş, buna bağlanmıştır. Allah\’a iman ettikten sonra, sırasıyla, meleklerine, kitaplarına, resullerine, dirilmeye, hesap vermeye, kaza ve kaderin O\’ndan geldiğine iman edilir. Bütün bunlara iman etmek, Allah\’a iman etmenin bir parçasıdır, akide bunun üzerine bina edilmiştir. Resûle iman, ancak O\’nu gönderene imandan sonra tasavvur edilebilir. Ceza ve hesaba iman da ancak cezalandıran ve hesaba çekene imandan sonra mümkündür.Allah\’a iman doğal olarak, onun varlığına ve rububiyet ve uluhiyetinde vahdaniyetine, esmâ-i hüsnâsına, kendisinin layık olduğu sıfatlarla sıfatlanması ve bütün eksikliklerden uzak olduğuna imanı beraberinde getirir.Bizim için Allah\’ın varlığı kesinlikle şüphe bulunmayan bir hakikattir. Daha da öte, hakikatların en aşikâr olanıdır. Buna sağlıklı bünyeler tanıklık etmektedir. Olgun akıllar buna yönelmektedir. İlimde rüsuh (derinlikli bilgi) sahibi olanlar iç ve dış dünyalarında gördükleri dehşetengiz ibda, düzen, takdir ve hidayetten dolayı bu görüşü desteklemektedirler.Eğer bu büyük hakikat, bazı insanlara gizli kalmışsa, bu; denildiği gibi, varlığının ve gizliliğinin şiddetinden dolayıdır.İnsanlığın ortak olduğu fıtratı reddedip, aklın ve mantığın yoluna direnenler, Allah\’ı inkar ederek tevhidin dışına çıkmış kişilerdir. HAYIRLI CUMALAR SELAM VE DUA ILE ALLAH A EMANET OLUN

  15. hi ahmedi am here only for say you IYI GECELERHave a Great weekendhugs n kisses

  16. Denemekten , çabalamaktan Yorulup Cesaretin Kırıldığında, Bil Ki… Allah Ne Kadar Uğraştığını Görüyor,Kalbin Taş Kesilecek Kadar Ağladığında, Bil Ki…Allah Döktüğün Gözyaşlarını Sayıyor,Hayatın Durduğunu, Zamanın Aleyhine İşlediğini DüşündüğündeBil Ki….Allah Seni İzliyor,Hayallerin Yıkılmış, Umudun Kalmamış Ve Kendi Kendine Neden Böyle Diye Soruyorsan Bil Ki…Allah Cevabını Biliyor, Hiç Neden Yokken İçinde Tuhaf Bir Huzur Hissettiğinde, Bil Ki…Allah Sana Fısıldıyor,Bütün İşlerin Yolunda Gidiyor Ve Teşekkür Etmek İçin Her An Bir Neden Daha Oluyorsa, Bil Ki…Allah Seni Kolluyor,Bütün Kalbinle Dilediğin Şey Sonunda Gerçek Olduysa, Bil Ki…Allah Sana Gülümsüyor,Nerede Olursan Ol, Ne Düşünürsen Düşün, Ne Yaparsan Yap, Bil Ki…Allah Biliyor… RABBİME EMANETSİNİZ AHMET KARDEŞİM….SELAMETLE….

  17. HASRETİMSİN ÖZLEMİMSİN YANGINIMSIN AŞKIMSIN NEFSİMSİN BAHARIM GECEM GÜNDÜZÜM ÖYLE BİR AŞK Kİ GÖZLERİN GÖRMEYECEGİ KADAR İÇERDE KULAKLARIN DUYMAYACAGI KADAR KESKİN UYANDIGIMDA SENSİN YATTIGIMDA SENSİN..SUBHANALLAH…!ELHAMDÜLİLLAH…!ALLAH_U EKBER…!Bu can yoluna kurban olsun yâ RasulALLAH….

  18. İYİKİ VARSINIZ..CAN ABİM..YÜREĞİ GÜZEL İNSAN.YÜREĞİNE SAĞLIK ELLERİNE SAĞLIK ABİMALLAH,A EMANET OL..YOLUN HEP AÇIK OLSUN. ♥    ♥  ♥ ♥   ♥    ♥  ♥    ♥  ♥ ♥    ♥    ♥  ♥ ♥   ♥    ♥  ♥    ♥  ♥ ♥  Ey ellerimden tutanım! Sana kavuşmak için çıktığım bu sevdalı yolculukta, sarp yokuşları çıkarma karşıma.Ey fukara yüreğimin rahmeti sonsuz sevgilisi!Bizi sana sürünerek değil koşarak ulaştır.Sürüne sürüne takatsiz kalıyor ayaklarım.Kırık döküğüm, boynu büküğüm, yüreğim kör düğüm.Uzattım ellerimi bırakma beni.Doğdum bırakmadın; son demde sevginle çağır beni.Toprağımda nurum ol, cennetimde gülüm ol, elim sen ol Allahım;kolum kanadım, tülüm duvağım, gülüm budağım, tek güvenim dayanağım,sahibim Sen ol hasta kalbime dermanım Sen ol.Güçsüzüm Allahım; gücüm kuvvetim Sen ol, ayım, güneşim, aldığım her nefesim, tek ümidim, gözyaşım, tebessümüm Sen ol…Geldim işte kapına; aşkının fukarasıyımAşkım Sen ol Allahım aşkım Sen ol…

  19. Ey yar, ben bittim Seninle başlat beni..Düştüm kimse tutmadı elimi, ağladım kimse görmedi, bir anlayan teselli eden olmadı…Ne zor bana senleyken sensiz kalmak…Ne zor içimde tutarken seni, bir türlü bulamamak..Ne acı Senden gayrisine bağlanmak, varlığımın sebebini unutmak.Neden uzatmadım ki sana şu titrek ellerimi, neden sarılmaya çabalamadım o yed-i rahmete..Ah ne olurdu uzanabilseydim, benliğimi ayaklarımın altına alıp uzansaydım, kibir yükünden sıyrılıp asılsaydım ipine..Beni bir an bile unutmayansın Sen, bense bana hediye ettiğin aklıma Seni getirmekten aciz kaldım..Sana koşamadım koşanlarla…Emekledim yollarında..Süründüm…Ama daraldım.. Ama üzüldüm..Ama ezildim..Senin tutmadığın eli kim tutar, Senin bıraktığını kim alır, Senin alçalttığını kim yükseltir..Kaldır beni düştüğüm bu bataklıktan ey Yarim.. Ben benliğimde Seni unutmanın cezasını zaten pişmanlığımla çekiyorum, rahmetinin kucağında ısıt bu günah karası ellerimi..Sen ol deyince olmayan yok; bu yüzden ki ümidim korkumdan çok.. Ne olur utandırma ey rahmetinin gazabını geçtiğini müjdeleyen yar, ey boynu bükük kapısını çalanları kapısından boş çevirmeyen Rabbim..Haydi lütfet de bir kapı aç bana, rızana erişeyim.. Gönlüm Sen Sen diye yanarken can vereyim…ya vedüd aşkına dilenciyim….selam ve dualarımla kardeşimrabbim razı olsun aeo.

  20. EKSİLENÖyle yıpranmış kiBir forması eksik içinden,Sahafa düşmüş bir kitapGibi sararmış üzüntüsünden.Bir ay doğuyor usul usulKaranlığın göğsüne,Dünden bugüne kendiniBiraz daha eksilterek getirenKüsmüş göğüne besbelliGeleceği göremediğindenTaşıyor oysa hüzünlü bitişindeDoğuşunu yeniden iyi geceler… umutlu ve mutlu bir hafta diliyorum ahmed kardeşim

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s