GÜL İLE HASBİHAL…

Sen ey gül,
Açıp solan,
Kalmayıp giden,
Gülüp ağlayan, ağlatan,
Var yok arası,
Hasret çiçeği,
Kanlı vadi,
Sevda tepesi,
Veda çölü,
Kalbin uzak coğrafyası,
Varlık âyinesi,
Işık tuzağı,
Vuslat serabı,
Açıp solan,
Taze müjde,
Kırılgan yâr,
Varlık kristali,
Yokluk kuyusu.

Sen ey gül,
Göğsümün kanının çiçeği,
Bu seher vakti,
Gün tomurcuklanmadan,
Işık eşyaya vurmadan,
Açılmadan zamanın goncası,
Kapına geldim.
Yola düştüm,
Kalbimde yatan gül aşkıyla,
Aklımı kanatan rengine vurularak.
Yitiğimi bulmak,
Bulduğumu yitirmek için.
‘Veda’ tepelerinde kurulan devleti
Gül yaprağından devşirmek için.
Şifa gülünü, vefa gülünü, can gülünü,
Sultan gülünü öpmek ve diriltmek/dirilmek için…
Yitirmek için Leylâ’yı ve Lâle’yi,
“La ilahe” diyebilmek için.

Sen ey gül,
Say ki bir bülbül yanı başında,
Ömrüm bir bülbül ağlayışında.
Sesim gül şiiri, kelimelerim şebnem
Ve yağmurla yanağına düşürdüğüm gözyaşında.
Toprağına ölü olup uzanıyorum şimdi.
Sen ey gül,
Sen ne kadar gülsen,
Ne kadar gülersen,
Ne kadar kan dökmek istersen göğsümden,
O kadar bülbülüm ben,
O kadar ağlıyor,
O kadar gülüyorum.
Senin için kanıyorum.
Gül yüzüne kanıyorum.

Sen ey gül,
Hasretin de vuslatın da saadet bana,
Ki bir ömür ediyor hasretin.
Varlığım mecnun bir diken olsa da,
Senin yanında kalıyorum, sana kanıyorum ya.
Vuslat o kadar makbul değil.
Belki, mümkün değil.
Göğsüme her sokuluşunda
Soluşunu da yanımda getiriyorsun.
Öyleyse, sen kendini diken bil ey gül.
Kalbime yetmiyorsun.
Arzuma yetişemiyorsun.
Yalnız gözüm kanıyor sana,
Sahte ışıklar gibi.
Gece ortası yıldız böceği.
Varoldukça yok oluyorsun.
Geldikçe gidiyorsun.

Sen ey gül,
İlk, senin âyinende gördüm yüzümü.
Senin yüzünde aşkımı keşfettim.
Senin yüzünden derde düştüm.
Bir seni senâ ettim, senin övgüne kandım.
Seni yâr ve kendimi var sandım.
Oysa bir ‘Ezelî Nazar’ın hatırında var değil miydik?
‘Gizliydim; görünmek istedim’ dedi diye
Düşmüş değil miydik varlık âyinesine?
Ve ne ki, ve ne yazık ki, ve ne hüsran ki,
Birbirimizin yüzünde oyalandık.
‘Görünmek isteyen Cemâl’e kör kaldık.
‘Görmek dileyen Nazar-ı Dekaik-âşina’ya uzak kaldık.
Varlık yâre oldu yüreğimizde, Yâr’in yolundan kaldık.

Reklamlar

Bir Yanıt

  1. Vîrânelerin yasçısı baykuşlara döndüm,
    Gördüm de hazânında bu cennet gibi yurdu!
    Gül devrini bilseydim onun, bülbül olurdum;
    Yâ Rab, beni evvel getireydin ne olurdu?
    Mehmed Âkif Ersoy
    Ah GÜL….Affet beni

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s