…Kafa tuttum, ayak diredim, pazarlık ettim; ama Sen utandırmadın, yine yine yine huzuruna aldın beni. Her secdede rahmetinle okşadın alnımı. Her rükûda “aferinler” fısıldadın gönlüme.Her vakitte yeni bir sayfanın aklığına çağırdın ruhumu…

Kimselere Diyemedim… 

Öyle çok pazarlık ettim ki Seninle ey Rabb’im. Sen çağırınca, kendime ayırdığım vakitlerden çalındığını düşündüm. Ezan okununca, sevdiklerimle geçirdiğim zamanların azalmasından korktum. Vakit girince, içim “cız” etti hep. Odamdan uzaklaştım, bıraktım işimi, bozdum keyfimi; öylece namaza durdum. Ayak diredim, “az sonra kılsam da olur!” dedim. “Az sonra”larım “çok sonralar”a döndü, geç kaldım, geç kalmaktan utanmadım. Sonunda ayaklarımı sürüye sürüye vardım huzuruna. Pazarlığımı vaktin daralmışlığını bahane ederek yeniden ileri sürdüm. Kaçıyordu namaz ya; o yüzden çabucak kıldım, selam verdim, hemen kalktım, rahatladım. Oysa rahatlığı Sana borçluyum. Ağrımayan her bir dişim kadar huzur borçluyum Sana. Damarlarımın her bir noktasında pıhtılaşmayan kanım kadar sükûnet borçluyum Sana. Tenimin kaşınmayan her bir noktası kadar rahatlık borçluyum Sana. Dişlerim ağrıyacak olsa her biri için harcayacağım zaman Senin. Kanım pıhtılaşıp damarlarım tıkanacak olsa, her defasında ızdırap ve korkuyla geçireceğim saatlerin hepsi Senin. Tenim her noktasında yırtılacakmış gibi acıyacak olsa, kendi kendime dar geleceğim huzursuz günler Senin.

Gün oldu; usandım. Sabrımı tükettim; tükendim. Kendimi yontmaya heveslendim. Benden istediğin zamanı çok gördüm. Benden istediğini, benim için istediğini bile bile, huzurunda huzursuz durdum. Fazla buldum namazın rekatlarını; kısaltmak için bahaneler aradım. Günümü delik deşik etmeni, işimin arasına kesintiler sokmanı, hayatımın ortasına duraklar koymanı, uykumu bölmeni lüzumsuz gördüm. “Beni bana bırak!”larla durdum huzuruna; içim başka bir yerlerin türküsünü söylerken, ben seccadende, belki sadece bedenimle, mıhlı kaldım. Oysa Sen, dileseydin dar edebilirdin zamanı bana! Bir uçurumun dibine savrulmuş bir arabada çaresizce Sana yalvartıyor olabilirdin beni. Korkulu bir savaşın orta yerinde ateş ve kan kusan bombaların altında günümü de, işimi de, uykumu da, hatta rüyalarımı da delik deşik etmelerini takdir edebilirdin. Düşmeyen bombalar kadar, uçuruma savrulmayan arabalar kadar genişlik borçluyum Sana.

İçten pazarlıktı benimkisi. Öyle içten ki kendime bile söyleyemedim. Gözlerimle birlikte gönlümü de secdene kilitlemeyi çok gördüm. Kendimi sıfırlamayı, benliğimi hiçe indirgemeyi beceremedim. Ensemde kaderin sıcacık nefesini hissedecek o teslimiyetin vadisine inemedim. Acelem vardı; alnımı koyduğum gibi kaldırdım seccadeden. Bütün benliğimle aşağı inemedim. İşim vardı, secdemi işime zaman kazandım. Secdeye kalbimi de sığdırmaya çalışmadım. Uykum vardı, secdemi sığ bırakıp uykumu derinleştirdim.

İtirafımdır: Bencilliğimi de sırtıma alıp rükûlarda eritemedim. Bedenim eğilirken huzurunda, “emrolunduğum gibi dosdoğru olma”nın ağırlığını sırtıma almayı erteledim. “Sırası değil!”di; “hele dur; sonra da olur!”du. En Sevgili’ni bir gecede ihtiyarlatan emri üzerime alınmadım.

Sen dileseydin, çocuğumun cılız nabızlarının eşliğinde, loş ve neşesiz bir yoğun bakım odasında, gözümü de gönlümü de, umutsuzca, çaresizce, ürpertiyle, korkuyla bir monitörün ekranına kilitleyebilirdin. Dileseydin, yeryüzünün sükûnetini bir anda kesip, küçücük bir duvar kıpırtısının gölgesinde, mini mini bir sarsıntının beklentisi içinde saçlarıma aklar düşürebilirdin.

İçten pazarlık mı denir buna? Sen bilirsin Seninle ettiğim pazarlığı. Kendime sakladığım ve hatta kendimden de sakladığım sır bu. Dilime bile değdirmekten korktuğum, ağzıma almaktan utandığım öyle bir sır işte. Fısıldaması bile acı veriyor ya… Meselâ, uzayınca Fatiha, uzayınca sûre, heceler sanki özgürlüğe giden yolu taşlar gibi kestikçe, “bitmez şimdi bu namaz!” dediğim çok oldu. Ama içimden. Kimseler duymadı.

Bir Sen duydun beni ey Rabb’im. Sırrımı bir Sen bildin. Kendimi lüzumsuz hissederken seccadenin üzerinde, dudağım anlamına yetişemediğim kelimeler için oynarken, Sen beni söylediğimden fazlasıyla duydun, söyleyemediğimi de, dile getiremediğimi de bildin. Ruhumu alıp uzaklara gittiğim halde, bir bedenimi bıraktığım halde huzurunda, kovmadın beni, yakınlığında tuttun.

İtirafımdır; öyle anlatıldığı gibi özleyebilmeyi beceremedim henüz namazı… “Aradan çıkarmaya çalıştığım” oldu namazı. Geçiştirdim namazı. Bir “sorun”du çözdüm, hallettim. Selam verip sonra yaşamaya başladım… Yaşamayı namazın içinde aramalıydım. Namazı yaşamanın içine sızdırmalıydım oysa. Bilemedim.

Kafa tuttum, ayak diredim, pazarlık ettim; ama Sen utandırmadın, yine yine yine huzuruna aldın beni. Her secdede rahmetinle okşadın alnımı. Her rükûda “aferinler” fısıldadın gönlüme. Her vakitte yeni bir sayfanın aklığına çağırdın ruhumu. Yüzüme vurmadın. Azarlamadın. Aşağılamadın. Hepten umut kesmedin benden. Yok saymadın. Utandırmadın.

Pazarlık ettiğimi Seninle bir Sen bildin ey Rabb’im. Kimselere söylemedin. Sırdaşım Sensin, bir Sana açabilirim içimi, bir Senin beni ayıplamandan korkmam. Ben işte böyleyim; yine “bana ait”lerin hesabındayım. Başka kime
söyleyeyim? Başka kimin anlayışından medet umayım?

Senai Demirci

Reklamlar

31 Yanıt

  1. senai hocam ne kadarda içten dile getirmiş aslında hepimizin yaşadıklarını ….Aşk: belki Züleyha\’nın yaptığı gibi iftiraya götürür..Belki Hz.Yusuf\’u gören kadınların ellerini kanatan bıçağa götürür..Belki Hz. Aişe validemizin yaptığı naza götürür..Aşktır,yolu vardır;yordamı yoktur..Hz. Yakub\’u elde gömlek bekletendir..Hz.İsmail\’i emre razı edendir..Hz Fatıma\’yı babasının peşinden götürendir…BÖYLE BİR AŞKLA HUZURA GELME UMUDUYLA İNŞ…..

  2. Aşk yolunda pazarlık etmiyen ve kafa tutmıyan,nefsini yenmiş,arzularını zincire vurmuş./"uykuyu kabre bırakan-Övünmeyi amellerin ölçülüp tartıldığı kıyamet gününe bırakan-dinlenme ve rahatı,sırat köprüsünü geçtikten sonraya bırakan,-özlem ve arzuları cennete bırakan"(hatim-i esam rah.a)/ kullarından eylesin Rabbim cümlemizi.selam ve dualarla Ahmet bey kardeşim.a.e.o

  3. UNUTTUM! DÜNYA BİR GÖLGELİKTİ OYSA, YOLCU OLDUĞUMU UNUTTUMYOLUMUN BURADAN GEÇTİĞİNİ VE SADECE UĞRADIĞIMI UNUTTUM YAPMAM GEREKENLER VARDI, BURASI İMTİHANDI, SEYFÜ SEFAYA DALIPAHİRETİMİ UNUTTUM. RABBİME VERDİĞİM BİR SÖZÜM VARDI DÜNYAKELAMI KONUŞMAKTAN O SÖZÜMÜ UNUTTUM NE DE ÇOK UNUTTUK NE ÇABUKTA UNUTTUK…… RABBİM BİZLERİ UNUTMASIN!!!!****Güzel bir paylaşımdı Ahmet kardeşim…Rabbim Razı Olsun….Dualarınızda unutulmamak dilegiyle…

  4. Ey Rabbimiz, Senden başka sığınak bilmiyor, Senden başka güç ve kuvvet de tanımıyoruz. Gören, bilen, duyan sadece Sensin; aç ufkumuzu ve bize kendimiz olma idrakini lütfeyle. Amellerimizi ihlasla derinleştir ve ümitlerimizi de ye`sin insafsızlığına bırakma… Amin inşaAllah…Rabbime gerçek kul olanlardan olma ümidiyle…..

  5. Allah razı olsun yine çok güzel ve faydalı bir paylaşım…rica etsem mail olarak gönderirmisiniz..

  6. KARDEŞİM ALLAH\’ım binlerce kez razı olsun bizleride unutma dualarında.

  7. Bir ben bir yalnızlığım bir de seccadem bir de şu gizem dolu ıssız vakitler O’na yönelen isteyen kulları bekler uzatsam ellerimi âsumana doğru süzülse âlem-i ulviye yüreğimden dilekler.. secdemin miracısın sen bize lutfedilen huzur limanım sende durulur en âsi dalgalar sessiz bir fırtına içimde senli duygular gönül kapımı çalarsın o mukaddes çağrıyla En yüce olanın huzuruna çıkma vakti önce ruhum serinlemeli abdestle sonra huzura çıkmalıyım tekbirle tüm sorgularımı hesaplarımı atmalıyım bir kenara riyâdan arınmalı bedenim Ve.. yüreğim ümitle korku arası huşûyla durmalıyım o yüce divâna tek seccadem anlamalı beni yalnız o şahit olmalı gözyaşlarıma ruhumun derinlerinde gönül ummanımdan çağlayan sevdamı katmalıyım namazım sana.. işlemeliyim en güzel sözlerle dualarımı unutulmaz bir râyiha olmalı senli dakikalarım bir buse bırakmalıyım secdede Rabbim’e en yakın olduğum yerde katmer katmer açmalı umutlarım gönül çiçeklerime âb-ı hayat olmalı cennet bahçelerinin kokusu dolmalı odama solumda cehennem yaklaşırken alev alev azrail beklerken son nefesimi sağımda cennet bahçeleri Ve ben Sırat-ı Müstakimde olmalıyım huzura ermeliyim kızıl şafaklarda kurtuluşun adı namaz fermanı af olmalı ötelere uzanmalı âh-u figânım bilirim sendedir derdime derman kanayan yaralarıma tek ilacım gözümün nuru namazım seninledir Rabbim\’e vuslatım.. bir damla düşse ötelerden yüreğime arınsa kalbimden suveydâ filizlense yeniden körelmiş duygularım bir ruveydâ dokunuş özümde Ve ben.. seninle hayat bulmalıyım.. Züleyha Özbay BilgiçAllah c.c Razı olsun can abim, selam ve dua ile…

  8. Allah razı olsun can gülyürekli Ahmed abim iyiki varsın…selametle dua ile…duamdasın daim…Rabbim güç kuvvet işinde de kolaylık versin inşallah…eksik olma inşallah….=)

  9. Bende sıklet,sende letafet… Allahım affet! Latiften af bekler kesafet… Allahım affet! Etten ve kemikten kıyafet… Allahım affet! Şanındır fakire ziyafet… Allahım affet! Acize imdadın şerafet… Allahım affet! Sen mutlaksın bense izafet! Allahım affet! Ey kudret ey rahmet ey re\’fet!.. Allahım affet! cuman mübarek olsun abim…

  10. Bugün CUMA Yürüyorsun..telaşların omuzlarında..çalışıyorsun umutların köşe başlarında..yaşıyorsun özlemlerin yarınların ardında..gülüyorsun mutlulukların var-yok arası gidip gelmelerde..an\’ın bıçak sırtında nefes alıp veriyorsun..aldığın nefes kadar umutlusun,verdiğin kadar huzurlusun.. Sürekli ve kalıcı sanıyorsun kendini..oysa bedenini bir andan başka bir ana taşıyamıyorsun..sonraların sonrasında hayallerin..iki dudağının arasında hayatın..alıp verdiğin nefes kadar varsın..nefesin ha bitti ha bitecek.. Varlığını çoğaltıyorsun kendince..biriktiriyorsun elinde olanlar bitti bitecek.. Kızgın bir kor gibi avucunda kaygıların..şehrin girdaplarında bir varsın bir yoksun..umut ile umutsuzluk arasında dolanıyorsun.. Kaldırımların sana söyleyeceği yok..kapılar bir yerlere açılmıyor..meydanlar sesine ses katmıyor..sokaklar kalbine çıkmıyor..aynalarda yüzün eskimiş,ağlıyor.. Bilmeden benliğini sivriltmişsin..farkında değilsin umutlarının hepsini cılız nabzına taşımışsın..sesin çöle düşüyor,sözün boşlukta kalıyor..huzurdan azalıyorsun her an hüsranın büyüyor.. Bugün cuma..varlığın bayramı bugün…seni varedenin seni severek var kıldığını haykırıkıyor ezanlar..seni sevenlerin ve sevdiklerinin arasına katan Rabbinin,varlığını sadece varlığını,hiç bir şeye sahip olmasanda,hiç bir albenili görüntüye sığınmasanda,hiç koşulsuz kabul ettiğinin habercisi ezanlar.. Dur şimdi..şimdi dur..kendini kırılgan aynalarda çoğaltmaya çalışan bencilliğini sustur..seni boş sevdaların yokuşuna süren hırsını sakinşleştir.. Gürültüyü kes;secdenin sükunetine at özlemlerini..kıskanıpta seni güya iyliğin için bin bir cezbeyle dünyanın kuyusuna atmak isteyen,atıpta ardından kanlı gömleğine bakarak yalan yere ağlayacak sahte kardeşlerinden uzağa at kalbini ve kalıbını.. Bugün cuma.. Dünyadan ümidini kes.. Sonsuzun pınarına yapıştır dudağını.. Senai DEMİRCİ CUMAMIZ MUBAREK OLSUN…

  11. Nefsinle aklın arasında kaldın mı hiç?Evetle hayır arasında;Varla yok arasında…Nefsinle aklın arasında kaldın mı hiç?Söylemekle söylememek arasında;Söylemenin " Pişman" lığı,Söylememenin "Keşke"si kıskacında.Nefsinle aklın arasında kaldın mı hiç?Sabretmekle yapmak arasında,MÜkafatla ceza kıskacında…Nefsinle aklın arasında kaldın mı hiç?Olduğunla olmak istediğin arasında,İçindeki senle karşında duran sen kıskacında…Nefsinle aklın arasında kaldın mı hiç?Çalışmakla çalışmamak arasında,Rahatlıkla rahatsızlık kıskacında…Nefsinle aklın arasında kaldın mı hiç?Annenle baban arasında,Doğruyla yanlış kıskacında…Nefsinle aklın arasında kaldın mı hiç?Yani kalbinle aklın arasında,Yüreğine karşı mantığınla…Sevginle, yüreğin;Doğrularla aklın…Nefsinle aklın arasında kaldın mı hiç?Nefsin aklı yönettiği,Aklın nefse söz geçiremediği şu zamanda…Sen aklınla nefsini yenebildin mi hiç?Ya da nefsini ikna edebildin mi?Nefsinle aklın arasında kaldıysan benim gibi,Sen de dinle Rabb\’imizin öğütlerini:"Ey insan!Sana gelen her iyilik ALLAH\’tandır.Başına gelen her fenalık ise nefsindendir…. "Nisa suresi 79.ayet Hayırlı cumalar.Selametle inş.

  12. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıylaBilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. (Nihayet hepsi yok olur gider). Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp olur. Ahirette ise (dünyadaki amele göre ya) çetin bir azap ve(ya) Allah’ın mağfiret ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldanış metaından başka bir şey değildir.Hadid suresi 20 Ey Rabbimiz! Hatalarımızı kar ve dolu suyu ile yıka. Kalblerimizi günahlardan beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi temizle ve bizimle günahlarımızın arasını doğu ile batının arasını ayırdığın gibi ayır.Ey Rabbimiz! Nefislerimize zulmettik, sana isyan ettik, eğer bizi bağışlamaz, bize acımazsan dünyada da ahirette de kaybedenlerden oluruz. Bizi hüsrana uğrayanlardan eyleme. Şeytanın kalbimize girip saptırmasına fırsat verme. Ey Rabbimiz! Bizi İslam\’dan ve Kur\’andan ayırma. Bizi daima sırat-ı müstakimde tut. İslâm nurunu söndürmek isteyenlere fırsat verme. Bizim yüzümüzden insanları helak etme. AMİN ve sallalahu ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve ashabihi ecmain Velhamdulillahi Rabbil alemin .CUMANIZ MÜBAREK OLSUN

  13. Makaleyi okurken hani derlerya tüylrim diken diken oldu ve ya içim ürperdi. Paylaştığın için Hem senden kardeşim hem yazardan Rabbim razı olsun….

  14. Ey anların, günlerin, ayların, yılların Rabbi!Ey zamanın, mekanın, ölümün ve hayatın Rabbi!Ey arzın ve semavatın Rabbi!Ey kelamın sahibi ve Ramazan’ın Rabbi!Ey bizim Rabbimiz, insanın ve insanlığın Rabbi!Ey sonsuz rahmetin kaynağı sınırsız merhametin menbaı!Bizleri Kur’an ayı Ramazan’a yetiştirdiğin için hamdolsun!Bizleri vahyinle tenezzül buyurduğun için hamdolsun!Bizleri başıboş bırakmadığın için hamdolsun!İlahi ; Anlarımızı, günlerimizi, aylarımızı, yıllarımızı bize mübarek eyle!Vahyin doğum ayı olan Ramazan’ı bize mübarek eyle!Bir Ramazan’la gelen vahyi bize mübarek eyle!Akleden kalbimizi Kur’an’la münevver ve müzeyyen eyle!Hoş gelen Ramazan’ın hoş bulduklarından eyle!Ramazan’ı bizden, bizi Ramazan’dan hoşnut ve razı eyle!Kur’an’ı bizden, bizi Kur’an’dan hoşnut ve arzı eyle!Vahyi bize aç, bizi vahye aç !İlahi Kelamın ışığını susuz gönüllere elimizle saç !Çünkü insanlık bu suya muhtaç ya Rabbi !Rab! Bizi orucun başını dik tutanlardan,Başını oruçla dik tutanlardan kıl!Kendini kaybedenlerden, kendini unutanlardan değil,Kendini oruçla tutanlardan kıl!Ramazanı ruhumuza gıda gönlümüze ferman,Gözümüze fer dizimize derman kıl!İmanımızı sorunlarımızın elinde kar gibi eritme,Sorunlarımızı imanımızın elinde kar gibi erit!Bizi bir lahza kendimizle başbaşa bırakma!Ellerimizi bırakma,Allah’ım! Âmin.M. Engin NoyanAllah cc. razı olsun efendim. Balyoz gibi inse de kafamıza yine nefsin peşinde sürünmekte inat ediyoruz , kurtuluş ne zaman?.. Rabbim nefsimize takvasını versin.Cuma şerifleriniz mübarek olsun. dua edelim…Esselamüaleyküm.

  15. Affet Allah\’ım!!… Affet!Hani söz vermiştik alem-i ervah\’da!… "Bela" demiştik "Elestu bi Rabbikum?" sualine,Yaratıcı, rızk verici ve yegâne kanun koyucu olarakAllan’dan başka İlah, önder olarak da O\’nun Resul\’ünden başkasını tanımayacaktık.Hani söz vermiştik!… Hani söz vermiştik Erkam\’in evinde!Hangi şart ve ortamda olursa olsun İlayı KelimetullahMisyonunu yürütecek, musibetlerden yılmayacak,Hiçbir tehditten korkmayacak, gerekirse ölümlerin En güzeline talip olacaktık.Hani söz vermiştik Akabe tepesinde!Kendimizi ve ailemizi koruduğumuz gibi kanımızla, Malımızla ve canımızla koruyacaktık Resulullah\’ı. Hani söz vermiştik Akabe tepesinde!Doğru olan her şeyde Resul\’e itaat edecektik. Rabbani davayı elden ele, gönülden gönüle,Balçıkla sıvanmayan hakikat güneşini cihadsızVe şahadetsiz bırakarak lekelemeyecektik.Hani söz vermiştik Medine\’de!… Hani söz vermiştik dünya kardeşliğinin en güzelTeşekkül etmeye başladığı Medine\’de! Kıyamet’e kadar tüm Müslümanlar kardeş olacaktıVe bizler ve bizler muhakkak ki "Müslümanlar kardeştir"Ferman-i İlahisine gönülden bağlanacak, vücudun Azaları gibi birbirimizin derdiyle dertlenip, Sevinçlerimize ortak olacak, "Komsusu açken tok yatanBizden değildir" düsturuna, evrensel komşuluk bildirisineKardeşliğin en ateşi olarak bakacaktık. Hani söz vermiştik Rıdvan’da!…Başımızı tutamayan elerimizi kökünden kurutacaktık.Nemlenmemiş bir gözü, yaralanmamış, çile çekmemişBir bedeni Mevla\’ya sunmayacaktık. Mücadelesiz ve vuslata özlemsiz geçen bir günüYaşanmamış kabul edip, doğarken nişanlandığımız Ölümle cihad masasında, sehadet gömleğini giyerekNikâhlanacağımız günün hasretiyle yanıp tutuşacaktık.Hani söz vermiştik ayaklarımızı vura vura Mekke\’ye girerken!Dinime, namusuma dil uzatan zalimler tekrar is başına gelirse,Mukkades beldelere Ebreheler tekrar saldırırsa, Bizde kanatlanıp Mevla’mızın Ebabil kuşlarıOlmaya talip olacaktık. Hani söz vermiştik Veda Haccı’nda Resulullah’a!Cahilliye adetlerini bir daha diriltmemek üzere Kökünden kurutacaktık. Miras bırakılan emanetlere sımsıkı sarılacak, Ahkâm-i Kur\’anniye\’yi tüm dünyaya hâkim kılacaktık.Ahde vefa gösteremedik Allah’ım!Zihinlerdeki hatırasını çoktan silmiştik…Sehadet mi?… Çok uzaktı bizden…Tanımıyorduk onu… Sözlüklerimizden bile Çıkarmıştık…Çile çekmeye yaklaşmadık.. Öyle eğildik, öyle eğildik ki doğrulacak ne bir belimiz,Kaldıracak ne bir başımız kaldı…Utanıyoruz Allah’ım! Nemlenmemiş bir gözle, yara almamış bir bedenleHuzuruna varmaya utanıyoruz… Ahde vefa gösteremedik Allah’ım, bunu biliyoruz…Ama sunuda biliyoruz ki rahmet deryanda Ufacık bir damlayız… Yüzümüz yerde ama……..Affet Allah’ım!!… Affet! (âmin)Allah (c.c.) razı olsun can abim.

  16. Bırakma Bizi! Koparken ardı adına ruhumuzda fırtınalar,Değerken sinemize namahrem bakışlar,Kollamaktayken en zayıf anımızı baykuşlar,Koparken ardı adına ruhumuzda fırtınalar…Yetiş ne olur imdadımıza, can çekişmekteyiz,Kaldır perdeyi, dinecekse dinsin hasretimiz,Halimize bak, sensiz virane bir haldeyiz,Yetiş ne olur imdadımıza, can çekişmekteyiz…Mânâ âlemimize darbe üzerine darbeler inmekte,Hüşyar kalpler yokluğundan üveykler gibi titremekte,Elinden tutamadıklarımız yeis dehlizine düşmekte,Mânâ âlemimize darbe üzerine darbeler inmekte…Son demindeyiz karanlığın, ne olur bırakma bizi,Efendim, seninle arzedelim bu asırdaki garipliğimizi,Bilemesek de zamanımızdaki kutsîliğin izdüşümlerini,Son demindeyiz karanlığın, ne olur bırakma bizi…Levent Çakıroğlu selam ve dualarımla kardeşcan..

  17. YAKARIŞ; Bilhassa zorda kalanların dualarının büyük bir tesiri vardır… Bazan o gibi duaların hürmetine, en büyük birşey, en küçük bir şeyin emrine amade olur.Evet, kırık bir tahta parçası üzerindeki fakir ve kalbi kırık bir masumun duası hürmetine, denizin fırtınası, şiddeti, hiddeti inmeye başlar…Demek, dualara cevap veren Zat, bütün mahlûkata hâkimdir. Öyle ise; bütün mahlûkatı da yaradan O’dur. SIZINTI DERGİSİ Şubat 1979 Yıl :1 Sayı :1İyi akşamlar olsun,Tüm değerli yorumlarınız için Rabbim Razı olsun inşallah…

  18. bırakma ben.. Ya Rabbi…Sen ki günah denizine düşmüşken bile nefesimi veren Rahman!Yokluğumsun,varlığım ol,varlığımda ateşim ol,alnıma değen seccadede Sen ol,bırakma beni!En dünya kahrının içinde duamı kabul edip,varlığını ben de yaşatan Sen.Her açılan elimde Seni ben de bulacaksam,duaya muhtaç tut beni!emeğine yüreğine sağlık can ahmedim Allah razı olsun selam ve dua ile ablası…

  19. Ellerine sağlık,Allah cc razı olsun…Ümit etmek kuran\’da müminlerin önemli bir vasfı olarak belirlenmiştir.Ümitvar olmak aynı zamanda kişinin imanının da bir göstergesidir.İnsan imanı ölçüsünde Allah\’tan umut eder.O\’nun rahmetine ve sonsuz nimetlerine kavuşmak için büyük bir özlem duyar .Çünkü Allah iman edenlere hem bu dünyada hemde ahirette çok büyük güzellikler vaat etmiştir.Kişi de Allah\’a olan güveni, yakınlıgı,teslimiyeti ve samimiyeti derecesinde bu nimetlere kavuşmayı ümit eder.Her olayın yanlızca Allah\’ın dilemesi ile gerçekleştiği için hiç bir konuda üzüntüye ,karamsarlığa ve ümitsizliğe düşmez. Allah\’a iman eden, ahiretin varlığına inanan ve Allah\’tan korkan mümin, herşeyi yaratan Rabbimiz’e kendini teslim eder. Diğer bir ifadeyle, başına gelen herşeye karşı son derece teslimiyetli olur, hiçbir şeyden ümitsizliğe kapılmaz. Çünkü herşey Allah\’ın kontrolündedir. Rabbimiz ise onun en büyük dostu ve vekilidir. Mümin, Allah\’tan geldiğine iman ettiği için, bir olay karşısında paniğe, ümitsizliğe kapılmasının çok yanlış olacağını bilir. Allah\’ın yaratışının mükemmelliğinin farkındadır; karşılaştığı olayın en mükemmel şekilde yaratıldığını düşünür. Kimi zaman olaylar kendi aleyhindeymiş gibi görünse dahi o bunların hepsinde kendisi için bir hayır olduğunu bilir. Ümitvar Olmak Beraberinde Metanet ve Dirayeti Getirir İman eden bir kimse, zahiren herşeyini yitirmiş dahi olsa, yine de en ufak bir ümitsizliğe kapılmadan, sabırla, şevkle herşeye en baştan başlayabilir. Sahip olduğu bu şevk; kadere imanından, Allah\’a duyduğu sevgi ve güvenden, Kuran ahlakını benimsemiş olmasından ve dünya hayatının geçiciliğini kavramış olmasından kaynaklanır. Gelecekten yana hep ümitvar olan tavrı, olayların hep güzel yönlerini gören tutumu hayatı boyunca karşılaştığı bütün olaylarda kendini gösterir. Ne kadar büyük zorluklarla karşılaşırsa karşılaşsın, mümin, çok güzel bir olgunluk, itidal, metanet ve dirayet sergiler. Vakar, asalet ve saygınlığından hiçbir şekilde taviz vermez. İman etmeyenlerde görülen tavır ve ahlak bozukluklarından hiçbirini göstermez, bu ahlakıyla da insanlar için güzel bir örnek oluşturur. Ümitvar Olmak İnsanı Allah’a Yakınlaştırır Allah, iman edenlere hem bu dünyada hem de ahirette çok büyük nimetler vereceğini vaat etmiştir. Kişi de Allah\’a olan imanı, yakınlığı, teslimiyeti ve samimiyeti derecesinde bu nimetlere kavuşmayı ümit eder. Nimetleri de Allah\’a yakınlaşmaya, şükretmeye, O\’nun sonsuz sıfatlarının tecellilerine, güzelliklerine şahit olmaya bir vesile olarak görür. Allah güzel davrananlara güzellik veren olduğu için, müminler nimetlerin sürekli artmasını diler ve kendilerine verilen nimetlerle Allah\’a daha fazla yakınlaşırlar. Allah\’tan "En Hayırlısını" Ümit Etmek Müminin en önemli özelliklerinden biri, her işinde Allah\’a yönelmesi, Allah\’ın yarattığı kadere "gönülden" teslim olmasıdır. Bir olay daha önce hiç planlamadığı gibi geliştiğinde de, çok istediği bir şeye ulaşamadığında da, kısacası her şartta Allah\’a yönelir ve olaylardaki güzel ve hayırlı yönleri görür. Bir müminden "neden böyle oldu?", "keşke böyle olmasaydı" gibi sözleri duymak mümkün değildir. Çünkü mümin Allah\’tan razı olmuş ve kadere teslim olmuştur. Dua ederken de daima Allah\’tan "en hayırlısını" ister. Allah’a Karşı Daima Ümit ve Korku Arasında Olmak Ümit, müminin İslam ahlakını şevk, heyecan, neşe ve coşku içinde yaşamasını sağlar. Allah\’a duyduğu saygı dolu korku da müminin, Allah\’ın sınırlarını korumada son derece dikkatli olmasına, Allah\’ın sakındırdığı konulardan şiddetle kaçınmasına, helal ve harama çok büyük titizlik göstermesine neden olur. Ümit ve korku arasında olmak, insanın güzel ahlaka ulaşmasında en önemli unsurlardan biridir. Ümitvar olmanın verdiği şevk ve coşku ile Allah korkusunun mümine kazandırdığı itidal, titizlik, duyarlılık müminin ahlakının güzelleşmesine ve Allah\’a olan yakınlığının artmasına vesile olur. Karamsarlık Mı? Karamsarlık Kimlerde Görülür? Ümitsizlik, iman etmeyen insanlarda sık rastlanan bir tutumdur. Bu ruh halindeki bir insan her konuda, her olayda kötüye yoracak, olumsuz bir yön bulabilir. Herşeyden karamsarlığa ve umutsuzluğa sürüklenecek sonuçlar çıkarabilir. Çünkü kendisine ölçü olacak hiçbir yol göstericisi yoktur. Olaylara bakış açısını belirleyen şeylerin tesadüf, raslantı gibi kavramlar olduğunu düşünür. Oysa bu kavramların ona umut ve güven verecek hiçbir yanı yoktur. Tam tersine, bu kavramlara inanması ve hayatını bunların üzerine kurması, onun her türlü sıkıntıyı ve azabı yaşamasına sebep olur. Allah\’ın Rahmetinden Yalnızca İnkar Edenler Ümit Keser Allah\’ın rahmetinden umut kesen kişiler Allah\’a inanmayan, ahiret inancı taşımayan insanlardır. Allah, rahmetinden umut kesenlerin ancak inkar edenler olduğunu bir Kuran ayetinde şu şekilde belirtmektedir: Allah\’ın ayetlerini ve O\’na kavuşmayı \’yok sayıp inkar edenler\’; işte onlar, Benim rahmetimden ümit kesmişlerdir; ve işte onlar, acı azab onlarındır. (Ankebut Suresi, 23) Ümitsizlik İnsanı Hastalığa Neden Olabilecek Kadar Moral Çöküntüsüne Sokabilir İnsanın mutlu ve huzurlu olmasını sağlayan manevi etkenlerden biri "ümitvar" ruh halidir. Bu, bir insanın yaşamını sağlıklı olarak sürdürebilmesi için de gerekli olan en önemli konulardan biridir. Nitekim dünya üzerinde "ümitvar" ruh halini tam anlamıyla yaşamadıkları için acı ve sıkıntı çeken, kendi kendilerine zulmeden çok sayıda insan vardır. Ümitsizlik insanı hastalıklara, hatta ölüme dek sürükleyebilecek şekilde moral çöküntüsüne sokar. Şeytan İnsanlara Ümitsizlik Aşılamak İster Şeytan kendini dost edinen insanlara her zaman kendine güvensizliği, gelecekten yana ümitsiz olmayı, olaylara hep karamsar açıdan bakmayı telkin eder. İnsanların iman etmelerini, Allah\’a karşı itaatli olmalarını, kadere teslim olmuş, tevekküllü, ümit ve şevk dolu bir şekilde yaşamalarını istemez. Çünkü bu sayılanların hepsi hem Allah\’ın beğendiği ve insanı Allah\’a yakınlaştıran hem de din ahlakının yaşanması için zorunlu olan özelliklerdir. Şeytan ise insanların Allah\’a yakınlaşmalarını istemez. Bu yüzden kişiyi ümitsizlik telkiniyle yılgınlığa, şevksizliğe, karamsarlığa, çaresizliğe ve bıkkınlığa sürüklemeye çalışır. Karamsarlık Şeytanın Bir Tuzağıdır Kuran ahlakıyla ahlaklanmış bir kimsenin hal ve hareketleri doğal olarak çevresine olumlu etki bırakacak niteliktedir. Ümitsiz ruh haline sahip bir insan ise kendine olduğu gibi etrafındaki insanlara da olumsuz ve karamsar bir hal aşılar. Bu tutumuyla adeta şeytanın bir yardımcısı gibidir. Çünkü şeytan insanlara yerleştirmek istediği ruh halini o kişiyi kullanarak telkin etmektedir. Dolayısıyla her insan buna benzer her türlü tavırdan uzak durmalı, daima insanları güzel ahlaka özendirici davranışlarda bulunmalıdır.

  20. Resulullah (sav) buyurdular ki: "İyi arkadaşla kötü arkadaşın misali, misk taşıyanla körük çeken insanlar gibidir. Misk sahibi ya sana kokusundan verir veya sen ondan satın alırsın. Körük çekene gelince ya elbiseni yakar yahut da sen onun pis kokusunu alırsın." kalbi güzel olmayanın dilide güzel olmaz..!!umudunu yitirenin geleceği olmaz.!!başına gelen belaya hamd edersen rabbim geri alırım buyuruyor..!HAYIRLI AKŞAMLAR SİZİ BANA SEVDİRENE EMANET OLUN.CAN ABİM BENİM BİDENEM.YÜREĞİMDEN YÜREĞİNE…ALLAH RAZI OLSUN.

  21. ♥♥♥♥♥♥LOVE♥♥♥♥♥♥LOVE♥♥♥♥♥♥HAPPY WEEK – FELIZ SEMANASMILES AND HUGSGOD BLESS YOU♥♥♥♥♥♥LOVE♥♥♥♥♥♥LOVE♥♥♥♥♥♥Apenas… Um coração! Seria solidão. Como… Seria um céu nublado sem estrelas. Como… Seria um espetáculo sem público. Um coração sem sentimentos… Seria… Apenas… Solidão!.. * . (\\ *** /) * . *.*.*..*.*..*.*..* .* . * ( \\(_)/ ) * * Sharing My Love.* . * (_ /|\\ _) . * ♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥.* . * . /___\\ * . . * . * . *.*. * .♥♥♥♥♥♥LOVE♥♥♥♥♥♥LOVE♥♥♥♥♥♥Cyber Kisses and Beijokas♥♥♥♥♥♥LOVE♥♥♥♥♥♥LOVE♥♥♥♥♥♥kisses and good day ahmed

  22. DEĞERLİ ABİM..SENİN HAKKINI ÖDEYEMEM.HİÇ USANMADIN BENDEN.BIKMADIN..HEP GÜZELİ GÖSTERDİN.YOLUMUN HEP AYDINLIK OLMASINI İSTEDİN.DİLERİM YÜCE RABBİMDEN SENİN YOLUNDA HEP AYDINLIK OLSUN…SENİ ÇOK SEVİYORUM BİDENE ABİM…ALLAH,A EMANET OL…SAYGILARIMLA…←♥―♥―♥―♥ ஐ←♥―♥―♥―♥ ஐ←♥―♥―♥―♥ ஐ←♥―♥―♥―♥ ஐ←♥―♥―♥―♥ ஐ←♥―♥―♥―♥ ஐ←♥―♥―♥―♥ ஐ←♥―♥―♥―♥ ஐBana bir türkü söyle!..İçinde ne sen ne ben olsun..Ne de asrın kof sevdaları.."O" olsun sadece ve "O" nun "En Sevgilisi"..Bana bir türkü söyle!..Dağlara taşısın yüreğimi,"Nur" da nurlanayım, yüreğim titresin "Hira" da.."Uhud", O\’nun diliyle sevsin beni ve kucaklasın..Dağ dağ dolaştırsın yüreğimi..Bana bir türkü söyle!..Muştu olsun mâverâdan..Aşk olsun içinde.. Hasret olsun.. Özlem olsun..Günübirlik sevdalara inat,Meleklerin kül olacağı "O Nokta"dan aşırsın gül sevdalı yüreğimi.."O" na taşısın…Bana bir türkü söyle!..Izdırap olsun içinde, hüzün olsun..Mahşerde kavrulmuşluğumu giderecek gözyaşı olsun..Ve.. Burada da yıkasın, ıslatsın yüreğimi..

  23. ALLAH -CC- ‘IMSeni ne vakit ansam ey Sevgili, Ruhum bedenime sığmaz Allah’ım (c.c) … Sana haddim değil demek Sevgili, Sen fâniden münezzehsin Allah’ım (c.c) … Severim lâkin lâyikin değilim, Mücrim bir kulum kapına eğildim, Yeter ki razı ol canım Sevdiğim, Yaksan da severim seni Allah’ım (c.c) … Kâinatta teksin yok bir benzerin, Her şeye mâliksin yaratan Sensin, Ol can Muhammed (sav) son hâk peygamberin, Ben Kıtmir’i olsam yeter Allah’ım (c.c) … Gezegen aşkının şevkiyle döner, Güneş aşkın olmasa o an söner, Hücrelerim Senden bir Seni ister, Yediğim içtiğim yalan Allah’ım (c.c) … Damlayım kuruyup deryana yağsam, Fâniyim bâkiye rızanla varsam, Nasip etsen de cemâlini görsem, Aşkına aşığım yüce Allah’ım (c.c) … Bâki olan Sensin gerisi fâni, Mâzide onca yaşananlar hani, Sebepler gâfil gözlereymiş mâni, Görene Seni anlatır Allah’ım (c.c) … Mühimi Senin sevgini kazanmak, Aslında Senin sevginmiş haz almak, Gerisi yalandan bir oyalanmak, Bana Seni gerek Seni Allah’ım (c.c) … Aşkın nazar etmiş fâni muhabbete, Gönlümü mahkum et Sana müebbete, Hasretim Sevgili aşkınla sohbete, Bir tecellin Cennetten güzel Allah’ım (c.c) … Ağlatsan da güldürsen de aşkımsın, Yaşatsan da öldürsen de taptığım, Canımdan mukaddes saydığım, Esmâ-ül Hüsnâsı eşsiz Allah’ım (c.c) … Bilinmek için yarattın ademden, Nesiller türettin sebep Âdem’den (a.s), Razı isen mücrim kölen Âdem’den, Ölüm Şeb-i Ârus olur Allah’ım (c.c) …

  24. Dünya üzerinde yaşayan tüm insanlar huzur ve güven içinde yaşamanın yollarını ararlar.Her birinin mutlu olmak için bir hedefi vardır. Kimi zengin olduğunda,kimi iyi bir işe girdiğinde,kimi istediği estetik ameliyatını yaptırabildiğinde,kimi üniversiteyi kazandığında mutlu olacağını düşünür. Amacına ulaştığında ise aradığı mutluluğu ya bulamaz ya da çok kısa süreli ve kendisini tatmin etmeyen bir mutluluk olduğunu görür. Bu sefer de kendisine başka bir hedef bulur. Onu elde ettiğinde mutlu olabileceğini düşünür. Oysa bugüne kadar bu yollarla gerçek anlamda mutluluğu yakalayabilen bir insan olmamıştır.En mutlu olduğunu düşünen insanın bile, içini sıkan, düşünmekten kaçındığı, ona huzursuzluk veren sayısız konusu vardır. Gerçek mutluluk, huzur, iç neşesi ve rahatlık ise, sadece Allah\’ın zikriyle mümkündür. Allah bu gerçeği bir ayette şöyle bildirir: "Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah\’ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah\’ın zikriyle mutmain olur." (Rad Suresi, 28 ) Bu, Allah\’ın Kuran\’da bize bildirdiği çok önemli bir sırdır. Birçok insan bu gerçekten habersiz, yukarıda söz ettiğimiz şekilde çaresizlik içinde yaşar. Dünya nimetleriyle tatmin bulmaya çalışır.Asla ölmeyecekmişçesine, hesap günüyle karşılaşacağını düşünmeden dünyaya ait değerlere sahip olmak için hırsla uğraşır. Ancak bu, büyük bir aldanıştır. Bu insanların sahip oldukları hiçbir şey gerçek bir huzur ve mutluluk kazandırmaz.Yalnızca Allah\’a gönülden bağlanan, O\’nun şefkatinin, merhametinin, kendileri üzerindeki korumasının şuurunda olan müminler huzurlu bir yaşam sürebilirler. Gördüğü her olayda, duyduğu her konuşmada Allah\’ı zikreden, Allah\’ın yaratışının delillerini görerek O\’nu anan bir insanın kalbine Allah, bu iç rahatlığını, huzuru verir. Dolayısıyla insanların iç rahatlığını veya huzur ve mutluluğu başka yerlerde aramaları boşunadır. Allah Kuran\’da ancak kalpleri huzur bulmuş kişilerin sonsuz nimetler ile dolu cennete gireceğini bildirir: "Ey mutmain (tatmin bulmuş) nefis, Rabbine, hoşnut edici ve hoşnut edilmiş olarak dön. Artık kullarımın arasına gir. Cennetime gir." (Fecr Suresi, 27-30) Hayırlı bereketli günler.Selametle inş.

  25. GÖZYAŞI VE AĞLAMAKAğlamak;Rahmandan kuluna bir armağan bir rahmet!…Ağlamak;İçteki sıkıntıları dışa atmaktır… sıkıntılardan arınmaktır!…Bazen sevgiliye naz! Bazen sitemdir! Bazen de anlaşılamamaktır…Bazen pişmanlığın ifadesi…Ağlamak;Kaybedilene ağıt! Hüznün doruk noktası…Resulün kaybettiği oğluna hediyesi …Ya Resulallah! Sen de mi? Dedirten inci taneleri…Bazen Rab’be yöneliş!…Bazen af dileme!…Bazen acının inci inci dışa vurumu!Adeta acının yıkanması… toprağa karışıp yok olması…Bazen sevincin gözlere yığılması ardından göz pınarlarından süzülen daneler… Yürekte sevinç fırtınaları koparken gözlerin mahzunluğu!Söylemek !hissettiklerini ifade etmek insana uzakken süzülen damlalarla bunları tek tek yazmak! İçteki gök gürültüsünün adeta yağmuru davet edimi…Yakubun Yusu fa özleminin ifadesi!… Net yalın riyasız hiçbir kelime telaffuz etmeden tüm çıplaklığıyla duyguların ifadesi…Ve ağlayabilmek;Gece yarısı mahlukat uyurken seccadesinde Rab bine huşuyla yönelmiş alın secdede Rabbi ile buluşmanın doruk noktasında… bir müminin gözlerinden süzülen damlalar! Belki de diğerlerinin kurtuluşuna mütesebbib!… Rabbinden rahmet olarak….Bir annenin yavrusuna özlemi hasretinin ifadesi!…Duygular kumkuması içindeyken kalbin birden infilak etmesi…Ve gözyaşı;Rabbinden rahmettir mü’mine!…Bir tesellidir anneye! Sevgiliye sığınak!…Mecnundan Leyla‘ ya kalan hatıra!…ve Resul‘den ümmetine merhamet!…ALLAHIN selamı bereketi üzerinize olsun inş

  26. LEYLA’YI İNCİTME!…Bir gün Mecnun ayrılık derdinden ansızın hastalanıp yatağa düştü. Tedavi için bir doktor çağırdılar. Doktor gelip Mecnun’u muayene etti. Doktor, damardan kan almaktan başka çare yok, dedi.Bir hacamatçı (kan alan kimse) çağırdılar. Hacamatçı geldi hacamat yapmak için Mecnun’un kolunu bağladı. Tam neşteri eline almıştı ki Mecnun bağırdı:- Ey hacamatçı! Kan almayı bırak, ücretini al ve git! Bu hastalıktan ölürsem öleyim, zararı yok. Bu eskiyip, yıpranmış bedenim varsın ölsün ne çıkar?Hacamatçı şaşkın bir şekilde Mecnun’a sordu:- Bundan ne diye korkuyorsun? Sen çöllerde kükremiş aslanlardan bile korkmazsın. Geceleri aslan, kaplan, ayı, kurt gibi yabani hayvanlar çevrende toplanıyorlar, dedi. Mecnun şöyle cevap verdi:- Ben neşterden korkmuyorum. Herkes bilir ki, benim sabır ve tahammülüm kayalardan meydana gelmiş olan dağdan bile fazla. Ben hiçbir şeyden korkmayan, dünyaya ait bir samanlığı dahi olmayan bir insanım. Şu fani tenim yaralanmazsa rahat etmez. Yaralar aşkımın merhemidir, bunun için yaralanmaya koşa koşa giderim. Ama benim vücudum Leyla ile dolu, içimde Leyla’dan başka bir varlık yok. Bu sedef gibi olan bedenim, o incinin sıfatları ile dolu. İşte ey hacamatçı, benden kan alırken neşteri ansızın Leyla’ya vurur onu yaralarsın da Leyla’yı incitirsin diye korkuyorum….“Varlığımdan geriye bir addan başka bir şey kalmadı. Ey güzelim, vücudumda senden başka bir varlık yok. Bu sebeple sirke bal denizinde nasıl yok olursa, ben de sende öyle yok olurum.”“Aşk olmasaydı, bu kainat nereden olurdu? Ekmek nasıl olurdu da sana yedirip senin vücuduna katılır ve sen olurdu? Bil ki ekmek o aşk sayesinde kendini sana verdi ve sende fani olarak sen oldu.”“Aşk, ölü ekmeğe bile can bağışlıyor, fani olan canını sana katıyor, ebedileştiriyor.”“Bil ki, içi ilâhi aşkla, muhabbetle dolu olmayan ne kadar zavallıdır! Belki hayvandan daha aşağıdır. Zira Ashab-ı Kehf’in köpeği dahi aşk ehlini aradı, buldu, ruhani bir safaya erişti ve o has kullarda fani olarak cenneti kazandı.” Mevlâna Celaleddin Rumî k.s., Mesnevî SEMERKAND DERGİSİAbdullah S. DEMİRTAŞ • 104. Sayı / HÂL DİLİ

  27. BELALI BİR YAZGIDIR AŞKAşığın payına düşen belalı bir yazgıdır aşk. ne alınmış bir \’karardır\’, ne de seçilmiş bir \’eylem\’." "ey hakikatli aşık! aşk kimi yakalar da muradını hemen verir? kimi yakalar da viran eylemeden şen bırakır? sorgusuz sualsiz, bedelsiz, mihnetsiz kimi vuslata erdirir? bil ki hazan nasıl serviyi yağmalayamazsa, sevgili de doğru aşığa kötülük eyleyemez. sevgili kaçar gibi gösterir kendini, ama izlerini bırakır ardında. yüzünü peçeler fakat gözleri açıkta kalır. çünkü sevgili de en az aşığı kadar mecburdur aşka. ve er ya da geç çıkacaktır aşığın huzuruna. hasılı, sevgili aşığına sırtını dönse bile onu terk ettiği görülmemiştir. ""aşktan sır olmaz. ve aşk ne aşığı, ne de maşuğu gizleyebilir. kendini belli etmeyen aşk ise zaten hakikatli değildir.""aşkın esrarını aşıktan başkası çözemez. belki de bu yüzden her aşık yepyeni bir yolcudur ve aşıklık serüveni hiç bitmez." HAYIRLI CUMALAR SELAM VE DUA ILE

  28. Tasavvuf Nedir? “Tasavvuf, tamamıyla edeplerden ibarettir. Her vaktin, halin ve makamın kendine göre bir edebi vardır. Her kim bu vakitlerdeki edeplere uymaya devam ederse Hak dostlarının ulaştığı makama ulaşır.” (Ebu Hafs el- Haddâd k.s.) “Tasavvuf, yüce ve güzel ahlâkın tamamını elde etmek, bozuk, düşük ahlâkın hepsini terk etmektir.” (Ebu Muhammed Cerirî k.s.)“Tasavvuf, evveli ilim, ortası amel, sonu da Allah’tan gelecek ikram ve ihsana nail olmaktır.” (Şehabeddin Sühreverdî k.s.)“Tasavvuf, hiçbir şeye alaka duymadan (gönlü bağlamadan) Allahu Tealâ ile beraber olmaktır.” (Cüneyd-i Bağdadî k.s.) “Cenab-ı Hakk’ı arayan kimsenin görevlerinden biri de, bulunduğu yerde kendisini terbiye ve irşad edecek bir mürşid bulamadığı zaman, irşatla görevli zamanın kâmil mürşidine hicret etmesi, onu rehber kabul edip terbiyesine girmesi ve (olgunlaşıp) kendisine izin verilene kadar kapısının eşiğinden ayrılmamasıdır.” (Abdülkerim Kuşeyrî k.s.)“Şeriatın (dinî hükümler bütününün) üç kısmı vardır. Bunlar, ilim, amel ve ihlâstır. İhlâsı tamamlamada tarikat ve hakikat şeriatın hizmetçisidir. Bu hakikatin kendisidir, fakat herkesin zihni idrak edemez.” (İmam-ı Rabbanî k.s.)Semerkand DergisiHayırlı cumalar Selametle inş.

  29. ABDÜLKADİR GEYLÂNİ HAZRETLERİ\’NDEN ÖĞÜTLER Sakın yaptığın işlerde ve bulduğun manevi halde kendi gücünü görmeyesin. Bu hal kişiyi azdırır ve YARATAN’ın rahmet nazarından uzak kılar. Sakın sözünü dinletme ve kabul ettirme hevesine de kapılmayasın. Önce temeli at sonra üzerine binayı çık. Kalbini derin kaz ki oradan hikmet pınarları fışkırsın, sonra ihlas ve iyi işlerle o binayı yükselt. Bu işlerden sonra halkı o köşke davet et. *** Başkasında bulunan bir hatayı defetmek istersen nefsinle yapma, imanınla yap. Kötülükleri ancak İMAN yıkar. Bu durumda RABB’in sana işlerinde yardımcı olur. O kötülüğü yok etmek için arkadaş olur, O kötülüğü ezer ortadan kaldırır. Eğer bir kötülüğü nefsin için, halkın seni tanıması için ortadan kaldırmaya niyet edersen rezil olursun. Her işte HAKK’ın rızası aranmalıdır. HAYIRLI CUMALAR AHMED ABİM ALLAH SENDEN RAZI OLSUN SENİN GİBİ ABİLERİMİZİN SAYISINI ÇOĞALTSIN ALLAH\’A EMANET OL..

  30. بسم الله الرحمن الرحيم ****بسم الله الرحمن الرحيم Rabbim yüreğinde zerre kadar seni anan, sana dayanan, sana kanayan herkese acı, imanın nuruyla donat, Zira sen dilediğini hidayete erdirensin ey lütfunun sınırı olmayan! Ey ALLAH diyene acıyan! Ey merhametin kalbi! Varlığımızın ve bütün evernin sahibi! Hayatımıza haram ve helal çizgilerini çeken sahibimiz! kıl, Bizleri iman nuruyla donat ki nice tomurcukların güle durmasına vesile olalım, Cemre cemre çoğalt bizi, Yağmur yağmur yağdır bizi imanın serin diyarlarından mahrum kalmış kurak yüreklere, Irmak ırmak coştur bizi Beyhude geçmiş yıllardan nice canlar döndürelim, Coşkun coşkun çağlat bizi Yüreklerdeki gaflet yangını söndürelim, Hep sana Rabbim! Hep sana sadık kıl cümlemizi *******************************************************BİDENEMM..CAN ABİM BENİMMM..BU GÜZEL PAYLAŞIMLARINI OKUMAYA DOYMUYORUM..ALLAH RAZI OLSUN BİDENEM..RABBİM GÖNLÜNDEKİ MURADI NASİP ETSİN İNŞ.YOLUN HEP AYDINLIK ,AÇIK OLSUN.ALLAH,A EMANET OL..SELAM VE DUA İLE BİDENEMMMM..

  31. Duândaki devam ve ısrara rağmenLütuf ve ihsan vaktinin gecikmesiÜzülmene ve ümidini kesmene sebeb olmasın.Çünkü duâya icabet;Senin istediğin vakitte değil,Allah’ın senin için tercih ettiği zamanda tecelli edecektir.HAYIRLI GECELER AHMED KARDEŞ A.E.O.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s