Mevsim sonbahar; şimdi terhis zamanı.. Hangi daldaki hangi yaprak daha önce düşecek toprağın kucağına kimse bilemez.Bir gün bizler de gideceğiz sonsuz vuslat için son(bir) baharda. Gecelerin ardından Gecelerin ardından gündüzlerin gelmesi gibi…

Sonbahar ya da Son(bir) Bahar
Daha yeni alışmaya başlamıştık. Derken yaz günleri de alıp başını gitti, başka diyarlara… Hiç beklemediğimiz bir anda geliverdi sonbahar. Hazırlıksız yakaladı bizi.

Şimdilerde tatlı bir telaş var tabiatta. Ufka doğru uzanan dağların beti benzi solmakta. Rüzgârlar keskin ve sert. Deniz kokuları getirmekte boğazdan. Gözlerimiz o rengârenk çiçekleri aramaya başladı bile. Her gün eskittiğimiz sokaklarda erguvanlara hasretimiz arttı. O ruhumuzu okşayan, bize hüznü fısıldayan erguvanlara…

Bir ömrün baharında işte sonbahar. Gördüğümüz her şey kızıl renklere bürünmüş bir tabloyu andırıyor. Yahya Kemal’in dediği gibi ‘Mevsim boyunca kendini hissettirir vedâ’.

Yurdundan yuvasından ayrılmış gibi ana kucağı dallardan düşen yapraklar. Biraz dikkat kesilsek sessiz çığlıklarını duyar gibi oluruz yaprakların. Kimsesiz çocuklar gibi kalakalmışlardır sokak ortasında… Ateş düşmüş gibidir titreyen yüreğimize. Her bir yaprak ilk ve son defa sonbaharını yaşıyor. Bir bozkır yalnızlığı vardır bu demde. Hüzünlüdür sonbahar…

Dışarıda sonbahar ve içimizde son (bir)baharı düşleyen yüreğimiz. Bu hazan şöleninde ruhumuz sükûtu örerken şöyle denize nazır bir yerden tefekküre dalmak isteriz. Bir eylül seherinde ya da akşamın alacakaranlığında gözlerimize takılan ne varsa alır götürür bizi uzaklara… Ömür sonsuza akıp duran bir nehir.. Çoğu kez hicran çoğu kez hasrettir hazana teslim günler. Yüreğimizi sarsar ansızın gelen yalnızlıklar. Avare düşlerimiz ışığını arar.

Biraz da ihtiyarlığı hatırlatır bizlere sonbahar. Bazen hafif hafif çiseleyen yağmurlara eşlik eder gözlerimiz. İnkisara uğrayan hayallerimizi düşünürüz. Düşünür de visal iklimine yol almaya çalışırız.

Bugünler de geçecek. Bunca hazırlık son (bir) baharda açacak çiçeklerin resmigeçidi için. Der demez ücretini peşin almışçasına kalbimizde üns esintileri esmeye başlar. Sükûn ah evet sükûn… Serviliklerde, yolda, evde, sükûn her yerde.

Tıpkı mevsimler gibi bir gün ömrün de sonbaharı geliverir. İnsan kuruyan ağaçları gördükçe bir bir hatırlar geçmiş zamanlardaki sonbaharlarını. Bir defne dalı olur yeşil renkli ve canlı kalmak ister ruhumuz. Gençlik yıllarında esen meltemler yerini çoktan poyrazlara bırakmıştır. Hazanla düşen yapraklara daha yakın hissederiz kendimizi. Tıpkı ağaçlar gibi yalnızlığı yaşarız en derin biçimde. Işık huzmeleri ruhumuza hiç uğramamışsa ecel terleri döktürür bizlere

Nedense gönül hep son(bir) baharı yaşamak ister. Huzurlu bir hayat, rengarenk güzellikler, kuş cıvıltıları, ırmak çağıltıları.. Fakat yoktur artık taze bir bahardaki koyun-kuzu meleyişleri, o temaşasına doyulmayan manzaralar.. Artık her ses inleyen bir nağme. Her manzara bir hüzün bestesi..

Bir an için şair gibi ‘Artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz / Gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç’ akıldan geçse de yüreği şahlananlar sonbahar mı dinler? Hem bize de ne oluyor ki sonbahardan şikayet edelim?… Kışta gelip zemini hazır edenlerin ahdine vefasızlık olmaz mı? Öyle diyordu “asrın beyin yapıcısı” soylu bir katran ağacının üzerinden Cennet-asa bir baharı müjdelerken.

Mevsim sonbahar; şimdi terhis zamanı.. Hangi daldaki hangi yaprak daha önce düşecek toprağın kucağına kimse bilemez. Belki de hep beklemekteler toprağa vuslat anını. Bir gün bizler de gideceğiz sonsuz vuslat için son(bir) baharda. Gecelerin ardından gündüzlerin gelmesi gibi.. Hafif bir rüzgar bizi de ayıracak bedenimizden. Umurunda mı olacak sanki dünyanın. Olsun varsın. Ümit yıldızları sönmedikçe kurur mu yapraklarımız. Çekilir yol verirler son(bir) bahara..

Şimdilerde her sonbaharda yepyeni ve ter ü taze son( bir) bahara ne çok ihtiyacımız olduğunu bir kez daha hatırlarız. Ne çok muhtacız ömrün son demlerinde zülüflerini taradığımız gecelere.. ümitle tüllenen ufuklara.. ve yepyeni son(bir) bahara..

Reklamlar

20 Yanıt

  1. Çok beğenerek okudum bloğu can kardeşim,nitekim biz hanımlar kaçırmayız baharı,yazı,kışı…neresine bakıpta hüzünlensek aceba diye fırsat kollarız,bazen düşen bir yaprak yada karlar arasında hani olur ya bazı yeşil kalmış otlar hele ki ceviz yapraklarının gazeli ve kokusu sürükler işte şu yukarda bahsettiğin duygulara,sen iste yada iste umrunda bile değil,her halde insan tefekkür etmese yada etmeyi bilmese ilk baharda sevinçten deli olur,son baharda üzüntüden hasta olur.)) ne dersin…? çok şükür Rabbimize ki tüm bunların altında gizlenen güzellikleri düşünmeyi nasip ediyor.Gönlüne sağlık can kardeşim,Allaha emanet ol.

  2. /vedâ sözleri yankılanırken çevremde,ben miyim gör(e))meyen bu siluetimden vedâlaşarak gidenleri?ben miyim sadece sessizce ağlayan…/Ölüm Yazılırken Alnımıza…

  3. Özlemlerimiz kadar←♥―♥―♥―♥ ஐ ←♥―♥―♥―♥ ஐ Seviyorum diyebilecek kadar cesaretimiz olsun. Kalbimize sığdıramayacağımız kadar şefkatimiz Yüreğimizde saklanamayacak kadar çok gözyaşımız olsun. Hayatımıza kattığımız gürültüler kadar sessizliğimiz, Sessizliğimizde anlam bulan düşüncelerimiz kadar sesimiz, Karamsarlığımızı huzura dönüştürecek içten dualarımız olsun. Yusuf kadar iffetli nefislerimiz, Yakup kadar sabırlı bekleyişlerimiz, Meryem kadar masum duruşlarımız, Muhammed’i (s.a.s) temsil edecek kadar samimi inancımız olsun. Hayat kadar düşünülen ölümümüz, Ölüm kadar anlamlaştırılan hayatımız, Umutsuzluklarımızdan daha çok umudumuz olsun. Hırslarımız kadar sorumluluğumuz, Özlemlerimiz kadar bekleyişlerimiz, Unuttuklarımız kadar hatırladıklarımız, Umduklarımızdan daha çok bulduklarımız Bulduktan sonrada ,kaybetmeyecek kadar sevgimiz olsun. Mevla\’ya ulaştığında ,günahlarından çok sevabınElini açtığında mevlaya ,utanmayacak kadar iffetinDünya neki diyecek kadar,hırsın olsunİslamiyete bir ömür değil,bin ömür verecek kadar arzun olsun…YÜREĞİNE SAĞLIK BİDENEMM…YÜREĞİ GÜZEL ABİM…RABBİM RAZI OLSUN SENDEN…SELAM VE DUA İLE…ALLAH,A EMANET OL..CAN ABİMMM..

  4. Gül ateş, gülbün ateş, gülşen ateş, caybar ateşHüzün sevda olur, hayalini getirir annelerin, yavruların ve süveydaya durup melankolisini yaşatır sevenlerin, sevgilerin. Fuzuli\’lerin Galib\’lerin kinayeleri ve tevriyeleri onun üstüne yazılır, bülbüllerin kumruların şeyda tenasüpleri ve mecazları ona dillendirilir. Umman gemicilerinin ufuklarında deniz feneridir hüzün, semavat müneccimlerinin kadrlerinde Ayyuk.Mahabbet bir bela şeydir giriftar olmayan bilmezHüzün alışkanlık olur, acıların yol dönemecinde azığını kuzgunlara kaptıran gönüllerin ömre süren Selva\’sıyla tartılır. Yüzbin yıl sonra yeşerecek tohumlar için saklayıp suyu, vahalardan kurumuş dudaklarla geçer delikanlıca. Mermer beyazında ayetlere teslim olmuş bir buhur-ı Meryem\’in nazenin tebessümüne Namus-ı ekber vasıtasıyla gelen nefestir o.Hazan ki durmadan evrakı su-be-su dökülürHüzün, Kureyş\’te Süheyb-i Rumi; Yemen\’de rahip Bahira, Konstantinepol\’de Ulubatlı Hasan olmaktır.Hüzün, mazlumlar adına bir saman çöpüyle devleri yere sermektir.Hüzün, Şeyh Şamil toprağında alnından vurulan bir çocuktur.Hüzün, harflere sığmayan bir nimet-i İlahi\’dir.Hüzün, her hale şükretmenin diğer adıdır.Hüzün, seyerandır maverada.Hüzün, özleyiştirHüzün ki en ziyade yakışandır bize!Iskender PALA…****************Fussilet.com

  5. Hüzün, bir hazin kelime. Ayrılık gibi, hicran gibi; ama mutluluk gibi de. Bazan bir gözde görürüz onu, bazan bir yüzde. Bazan bulutlarla gelir, bazan lodoslarla.Hüzün tarih olur, Bağdat ufuklarını Osmanlı tuğları misali bekleyen hurma fidanlarıyla; Tuna boylarını hatem yakutları gibi süsleyen kaleler ve burçlarla gelir yedi yüz yıllık hafızamıza.Elhamra avlusunda derin uykulara dalmış mağrib güneşi olur kah; kah Kudüs gecelerinde savrulan Selahaddin rüyaları.Aziz-i vakt idik a\’da zelil kıldı bizi.Hüzün gözyaşı olur, bazan bir eylül bulutundan dökülüp dilemmalarımıza karışır; bazan bir Kanuni mersiyesinden akıp güneşlerimizi buharlaştırır. Paramparça olmuş kutsal kitapların mürekkeplerini dağıtır bazan, bazan kandil gecelerinin pişmanlıklarına dökülür yüreklerimizden.Kimi zaman bir bayram sevincinin ardına gizlenen yetimin gözünde acı; kimi vakit fersudeleşmeye yüz tutmuş gülün yaprağında kırağı sıfatında belli eder kendini.Hurşide baksa gözleri halkın dola gelirHüzün söz olur, yarı yollarda bırakılmış yeminlerin ve vaadlerin peçesinden yüz gösterir kimi, kimi bir elyazmasının derkenarına yazılır bir ayrılık türküsü niyetine. Bir mücelled güldeste olur yazılsa tüm hüzün sözleri ve binbir geceyi dolduran tutilerin dilinde şeker niyetine çiğnene çiğnene tutar şöhreti alemleri.Sabahların kokusuna karışan bir pişmanlığın terennümüdür bazan ve bazan da gecelerin korkusunu damıtan bir şarkının dizesi.Şeb-i yeldayı müneccimle muvakkıt ne bilirHüzün mevsim olur, böler bir uykuyu bazan; bazan bir paranteze alır acıları. Güz mü, eylül mü bilinmez; ortası mı sonu mu anlaşılmaz anın. Şakaklarına düşen benek benek karlar mı densin yılların gölgesini taşıyan, başında gül rengi bulutlardan Lahuri tüller mi olsun Hicaz şarkılarında bestelenen?!.. Hüzün karanlıktır, yalnızlıktır, korkudur. Ve hüzün bazan en büyük umutlara gebedir.Bir mevsim-i hazanına geldik ki alemin…Hüzün renk olur, son dalın son yaprağında sararırken yakar içimizi; son fırtınanın son dalgasında köpürürken kanatır yüreğimizi. Mavi gecelerin ve kurşuni bulutların örtüsüdür hüzün. Hatırlamanın mestliğinde eflatuni bir ırmağın hasret yarasıdır, gül gül olup açan ateşin kederlerin masum çiçeğidir. Sahilde bir gurubdur o, ufukta bir şafak. Perde perde solan hayatımız…(devamı aşşağıda,çok uzundu naapıyım:))

  6. Bir yazdım, bir güz..BİR YAZDIM, bir güzdüm. Bir bilemedim; hangi mevsim olmalıydı adım.Bir yazdım, bir bozdum.Çizik çizik olan defterimi karalayıp durdum.Sağdaki ümit ışıltıları ve soldaki fırsat dellâlını duymadım pek çok zaman.Ben bir güldüm, bir diken.Diken acıttı, gül mağrurlaştırdı benliğimi.Ben hem gül, hem diken olmalıydım.Hem güz, hem yazı tadabilmeliydim ruhumda.Bir gülmedim ki kendime,Bir farketmedim ki sevginin rengini.Sol elimde tuttuğum, çizik çizik, pörsümüş defterde Neredeyse boş sayfa kalmamıştı ve ben farkında dahi değildim.Allah razı olsun abim..

  7. Nedense gönül hep son(bir) baharı yaşamak ister. Huzurlu bir hayat, rengarenk güzellikler, kuş cıvıltıları, ırmak çağıltıları.. Fakat yoktur artık taze bir bahardaki koyun-kuzu meleyişleri, o temaşasına doyulmayan manzaralar.. Artık her ses inleyen bir nağme. Her manzara bir hüzün bestesi.. Allah razı olsun kardeşim

  8. Hiç tanık oldun mu dansına yağmurun rüzgârla? Yağmurun adımlarını yönetir Rüzgâr coşkuyla… Yağmur uysaldır; Rüzgârın kollarına bırakır kendini, Savrulur oradan oraya ahenkle aşkının kollarında. Yağmurda saklıdır hüzün, eksik yaşadığı mutluluğuyla Kollarında erir damla damla aşkından ama Saramaz kolları, çok istese de ıslatamaz Rüzgârı.***GÜZEL BİR PAYLAŞIMDI AHMET KARDEŞİMRABBİM RAZI OLSUN…SELAMETLE KALIN İNŞAALLAH…

  9. Ya Nasip Ya KısmetYa nasip ya kısmet diyerek başlayan gündenDaha güzel ne varkiBülbüller hep ötüşür seher vaktiSağlık Sıhhat isterim rabbimdenGerisi gelir hayatın diyetini ödeyen nefsimdenBir lokma ekmek bir tas suBenim hayattaki erdemlik savaşım buYaşanmamış günün senedi imzalanmazKimsenin ahı kimsede kalmazKendini kaf dağında sanıpta yürümeHer kul etten kemikten yaratılmış bir canAldığımız nefes sayılıÖmür günlüğü vade defterinde yazılıNe bir gün eksiktir ne birgün fazlaÖnemli olan insanlık faziletinleYükselebilmek Hakk’ ın huzurundaki arşa…

  10. BEYAZ MENDİL… Oyalı da bir mendil bırakıp gittin!Gözyaşıgibi içime akıp gittin!Sadece… Son defa… O kadar…Bakıpgittin!Mendiller de kâğıttan gayrı… Ağıtlar da…***Vefasız bir çağa mı düştük; ağdan ağa mı… Biz dağdan dağa seslenir…duyardık birbirimizi…Öyleydi dünya; böyle oldu…***Şimdi, "Vefasızlık nedir?" sorusunu anlamakta zorlanmaz(!) "yeni" gelenler.Lugatteki bir kelimeyi daha "yakînen" tanımış olurlar!***Buna, mendil, derler/di çocuğum! Ayrılıklarda da işe yarardı!Bir taraftan gözyaşınızı biriktirirdiniz; bir taraftan -istasyonlarda hele-"veda"nın bir "yanı" bir "işlemesi" olurdu mendiller.***Şimdi mendil kâğıtlar var; var da… eski ağıtlar da yok ki…***Uçup giden aşklara,; uçup giden mendiller…***Kenarı işlemeli de olurdu… Beyazından renklisine…***Kaç bir çeşit hali var insanın. Yanınız da mendil, kalem/kağıt, annenizinduaları bir de… Düşerdiniz yollara…***İsrafın kapıları sıkı sıkıya kapatılırdı. Yıkayıp dikip yamayıp bir dahagiyerdiniz.***Türküleri de olurdu eşyaların… Mendilim/de gül oya… Gülmedim doya doya…Sallasana, sallasana mendilini…***Ot deyip taş deyip geçemezdiniz.Bir arkadaşlıktı ötekisinden, yenisinden, garibinden… Yakınlık, tanışmak,tanışmak… işimizdi bizim.***Eşya ile olduğu kadar hastalıkla da yoklukla da "arkadaş" olurduk. Yıkılıpyıkılıp yapılmazdı evler…Sokakların tanıdığı… sokaklar tanıdığınızdı…Ne çok "samimi" idiniz öyle evle, bahçeyle… Yıldızlar, mevsimler,sabahlar, akşamlar… ile…Sadece mendili buruşturup atmadık ki…Kocaman bir yalnızlığın ortasına attık kendimizi…***Aldık; sattık… Aldık; eskimeden attık… Bir hatırası var, demedik meselasobanın; onu da yaktık!***Sanmayın ki hatırını sor(a)madığım sesler, nefesler, mendiller, neler…Sanmayın ki sizden uzak daha yakınız hayata…Biz, hayatımızı "diri diri" toprağa gömerken bile ağlamayı unuttuk…Yaşamak ayaklarımıza sarıldıkça biz ona habire kabirler kazıyoruz."Ölü şehir"lerin ortasında kalakaldık.***Gölgelerimizi kesmişler; ah, bir de gölge etmeseler!***Yolculuk; bu gece, bu sabah ha! Gidiyorsunuz… Aslında her yanım sel selgözyaşı da…Ne mendilin adı okunuyor buralarda ne de tesellinin…Hasbünallahu ve ni\’me\’l vekil…Ali Hakkoymaz – zafer dergisiEmeğinize sağlık çok güzel bir paylaşım..HOŞÇA BAKIN ZATINIZA CANIM ARKADAŞIM…

  11. Bir gün benide bulacak ölüm…belki en elzem anımda belki en ummadıgım anda…\’\’inna lillahi ve inna ileyhi raciun\’\’ benim arkamdan söylenecek bir gün…işitemediğim sela benim ölümümü duyuracak…Güneş bensiz bir sabaha doğacak,rüzgar benim olmadıgım kentte esecek,hissetmiyecek tabiat yoklugumu,bensiz gececek her gün…Ruhum fatihalar arayacak,hatırlanmak isteyecek…ölüm benide bulacak bir gün…(Alıntı) Rabbim son nefesimizi imanla vermeyi nasip etsin inş.Selam ve dua ile A.e.o.

  12. Hazan Mevsimi Hüzün Mevsimi Yorgunum Yorgun Ey Hayat Her sonbahar gelişinde dökülür yapraklar birer birer, her biri bir tarafa savrulur… “Hazan mevsimi, doğanın da ölüm mevsimidir” derler… “Elveda zamanı, hüzün mevsimi, ayrılık mevsimidir” derler. Oysa ben mevsimler içerisinde en çok sonbaharı severdim bir zamanlar. Uçurum kenarlarında açan sarı sarı çiçekleri bir de, çiçekler arasında. Düşme tehlikesiyle de olsa uzanıp kokusunu içime çekerdim yudum yudum, nefes nefes… Hayatın bütün derinliğini, dinginliğini, gizini orada ve onlarda bulurdum… Dalından ayrı düşen her yaprağın hüznünü yaşıyorum şimdi ey hayat! Sararmış, gazel olmuş, solmuş ve rüzgarın önünde savrulan yaprakların hüznünü… Gönlümde sonbahar rüzgarları esiyor, şarkılar daha bir içli çalıyor şimdi , gönlüm yorgun, gönlüm küs, gönlüm suskun… Boğazımda düğüm düğüm hasret, bulut bulut gözlerimde çakıyor şimşekler… Gurbetten gurbete savrulan insanların iç acısını duyuyorum içimde her sonbahar gelince… İçimden kopan her duygu kırıntısı yüreğime batıyor… Yapraklar gibiyim ben de ey hayat, her sonbaharın gelişiyle beraber bende sonbaharı yaşıyorum, sonunda ilkbaharın müjdesi olsa da… İlkbaharda çayırlar yeniden yeşillenip, ağaçlar filiz sürse de, çiçekler yeniden süslesede dağları, kırları, ovaları. Ben hep güzdeyim… Her baktığımda soluk sarı yapraklar gibi duruyor aynalarda ki yüzüm, içim, dışım sonbahar ey hayat. Bütün anılar yaprak yaprak sokaklara dökülmüş. Kardan bir kefenle kocaman bir dağ gibi gelip oturmuş göğsümün üzerine hüzün… Yorgunum, çok yorgun ey hayat, vefasız dünyanın ihaneti beni bitirdi… Bilirim ne yapsamda bir sonbahar yaprağına yazgılıyım, değiştiremiyorum yazgımı… Acılara, hüzünlere, sevdalara, sararmış yaprakların rüzgardan savruluşuna yazılmış adım neylersin. Terkedilmiş evlerin hanelerine, yıpranmış defterlerin sayfalarına yazılmış adım… Bilirim sonbaharların sarı kaderine yazılmış sonu hazin küçük bir öyküyüm ben, kimselerin açıp okumadığı bir kitapta; üzerine hüzün tozları serpilmiş kederli gecelerin sonbahar rüzgarlarıdır belki de; bütün bu yaşadıklarım… Ki, sonbahar yaprakları gibi dökülüp, dökülüp savrulup gidiyor ömrüm elimden… Yalnızlığın en derin uçurumuna yaslanmış kalmışım yangın yüreğimle ey hayat. Sonunda gücüm tükenip düşeceğim belki ya da kendi yüreğimden taşınıp gideceğim kimsenin bilmediği, ulaşamadığı, uğramadığı bir yüreğe… Varsın karanlık geceler yokluğuma ağıt yaksın, sahte sevgilerle avutsun hicranımı zaman… Kaç yıldır ki, yaşamın uğramadığı mezarlıklar gibiyim, içime binlerce ölü gömülü. Dolaşıp duruyorum ağaçların dökülmüş yaprakları arasında, sonbaharın sarı soluk yüzüne sürüyorum yüzümü yaprak yaprak… Ağaçlara baktıkça nedenini bilmediğim ama acısını duyduğum sararmış hüzünler kaplıyor içimi. Bilmem bu kaçıncı çığlığımdır ey hayat, sesimi duyuramadığın . Bilmem bu kaçıncı imdat… Şimdi vurulmuş bir kuş kanadı gibi duygularım, sığınacağım dal da yok. Yıpranmış, paralanmış eski bir giysi gibi duruyor üzerimde ömrüm… Her ihanet onulmaz bir yara açtı yüreğimde, ne yapsam durmuyor kanama. Kahretsin… İçimin yaşayan sevinçli yanını öldürdüler ey hayat, hüzne bulandı her yanım, ben ki sevinç rüzgarları doluydum bir zamanlar sevgi dağlarında, sevgi eserdim gece gündüz yüreklere, yüreklerden dağlara, ormanlara, sokaklara. Şimdi ihanetin kara bulutları kaplamış göğümü, güneşli günlere hasretim ey hayat… Ellerine kapanıyorum şimdi, anla beni, al beni… Bir sonbahar yaprağı gibi bekletme son yaprakta. Bırak alıp götürsün beni sarı yapraklarıyla sonbahar rüzgarları, yapraklar gibi savurup savurup götürsün uzaklara… Bir varmış bir yokmuş diye başlar bütün masallar. Ellerim soğuk şimdi üşüyorum, bedenim,dudaklarım buza dönmüş… Yokumsa beni ey hayat, doğmamış gibi…Sayki hiç yaşamadım, tatmadım, acıyı, ihaneti. Masalım da olmadı sonu mutlulukla biten. Gökten üç elma düşmesini beklemiyorum artık, yorgunum ey hayat, yorgun… yüreğine emeğine sağlık ablası…

  13. Meçhullerin içinde kaybolup gidiyoruz sadece… Yeter ki, izlerin olsun bir yerlerde… Hatıraları süsleyen bir güzel edâ… Çoğu yerde yapıp gönderdiklerinden mesûldür ya insan… Bir tuhaf tedirginlik sarar her yanınızı… İçiniz üşür ayazda kalmışçasına… Neler bıraktım dimağlarda ve neler getirdim ardım sıra…Kabirden kalkmışçasına zor bir hesaplaşmadır bu… Yürek burkulur!.. Ufku dolduran yaşlar sizdendir. Yağan yağmurlar bir müddet sizden bilinir. Bahçeden çağrılır evlerine bir bir çocuklar… Salıncaklar boşalır… Sokaklar tenhalaşıverir… Yol boyu uzanır gidersiniz. Eylül sizinle daha bir erken başlamıştır bu yıl…" Yapraklar bari benimle sararmasın!.. "derken… Ayağınızın altından gelen bir çıtırtı:"-Artık her şey için çok geç!.." diyecektir…Güz yangını bir yürek yangınına denk düşer hep, nedense? Nedense yollar o an tıkanır gibi olur hep… Boğazınıza düğümlenen ne varsa, hep bir hıçkırığı büyütür koynunda… Ve ardından düşer sağanak halinde gelen yağmurlar toprağa… Issızlaşsa da yüreğiniz… Sonbahardır bu!…Delicedir çoğu zaman… Kimi yağacak, kimi esip gürleyecek… Kimi ışıl ışıl bir güneş pencerenize tebessüm edecek!.. Rüzgar oturduğunuz banka uğrarken, altın rengi yapraklarını hediye edecek avuçlarınıza…Ve her şeye rağmen sevecek… Tıpkı sizin gibi… Tıpkı hepimiz gibi…Sonbahar biz gibi, sonbahar yine bizim gibi… Her yıl daha bir yıpransa da solgun çehresi… Aldırmaz… Tebessümünü hiç eksiltmez… Bu yüzden âşinâdır. Hüznü ve sürûru hiç bu kadar ince motiflerde seyretmemişsinizdir. Bakın işte!.. Daima yepyeni taptaze… Rengarenk değilse de yalın… Sapsarı şımarık bir kız çocuğu işte…Tam sevecekken nazlı bir bakışla süzülüp gidecek yanıbaşınızdan…Dokunmakla dokunmamak, sevmekle sevmemek, kalmakla kaçıp gitmek arasında a\’rafta, bir de bakmışsınız hüznün kıyısında bırakıvermiştir sizi… Hüznün kıyısında, kendinize uzanan yolun devâsâ kordonunda…Diğer adıyla hazandır o… Harflerin coğrafyasında hüzünle en ziyâde buluşandır. Hasret ateşine taşınan sulara, sûretimizi en güzel düşüren bir billur kâse… Kızıllaşan göklerinde kavurup, karın sâfiyetine en samimi niyazlarla ulaştırandır o… Bir arınma, paslanan sûret aynamızı tekrar elimize emânet eden bir tanınma, yüzleşme ânıdır sonbahar…Ne diyelim… Hüzün, hazana gâlip… Hazan, hüzün dergâhına her dem tâlip… Yunusca bir boyun eğişin fısıltılarını taşır, dallara ulaşan rüzgar… Hazan bir deli çocuk değil midir zaten?! Ondan âlâ derviş mi olur?!Ve nihayet…Bir beyaz rahmet gelir, sarıp sarmalar kâinâtı.. Bir bebek mâsumiyetiyle bulut bulut bakar semâ… Hazan, "Hu"ya kavuşur, hüznün kucağında…Sonbahar, hüzün yanımız… Sonbaharla hüzün dolu her yanımız…Sonbahar yağan yağmurlara karışık duâmız…Sonbahar, seferdir; çoğu kez adını arayan yüreklere…Hayatta her şey aynadır, ya yüreğimize… Hiçbir şey içimizin yankısı değildir, sonbahar kadar…Sonbahar… Hüzün yanımız… Sonbaharla hüzün dolu her yanımız..(Nebahat Kandemir)Emeğine sağlık ablası çok güzel bir paylaşım Allah razı olsun. selam ve dua ile can kardeşcik…

  14. Sevgi Rahip mezarlıktaki işini bitirmek üzereydi . O anda elli yıllık karısını kaybeden 78 yaşındaki adam : " Onu ne kadar çok sevdim ." diyerek çığlık çığlığa ağlamaya başlamıştı . Yaşlı adamın yaşlı sesi törenin asil sessizliğini bozmuştu . Mezar başındaki diğer aile bireyleri ve dostlar şok olmuslardı , utanç içindeydiler . Yetişkin çocukları alı al moru mor babalarını yatıştırmaya çalıştılar : "Tamam , baba . Seni anlıyoruz ." Yaşlı adam gözlerini dikmiş kazılan mezara yavaş yavaş inen tabuta bakıyordu … Rahip törene devam etti . Törenin sonunda , aile bireylerini ölüm töreninin kapanışı olarak tabutun üstüne toprak atmaya çağırdı . Yaşlı adam hariç hepsi sırayla toprak attılar . Yaşlı adam hala : "Onu ne kadar çok sevdim" diye sesli sesli konuşuyordu . Kızı ve iki oğlu konuşmasını engellemek istediler , ama o devam etti , "Onu sevmiştim !"Kalabalık mezarlığı terk etmeye hazırlanırken , yaşlı adam gitmemekte direniyordu . Gözlerini mezara dikmiş bakıyordu . Rahip yaklaştı : "Kendinizi nasıl hissettiğinizi biliyorum , ama gitme zamanı geldi . Buradan ayrılmalı ve kendimizi hayatın akışına bırakmalıyız ." dedi . Yaşlı adam çaresizlik içinde bir kez daha "Onu ne kadar çok sevdim ."diyerek söylendi . "Beni anlamıyorsunuz ," dedi rahibe "ama ben bunu ona sadece bir kere söyleyebildim ."Zil çalmadığı sürece zil değildir .Şarkı söylenmediği sürece şarkı değildir .Sevgi gönlümüzde tutsak olsun diye yaratılmamıştır .Sevgi insanlara verdiğiniz sürece sevgidir …yüregine emegine saglık kardeşim rabbim razı olsunselam ve dua ile kal.

  15. !!!EYLÜL İŞTE!!!Eylül…Fersude sonbaharların giriş kapısı… İlk yaz rüzgârından alınmış bir hızla savrulan düşüncelerin, hoyrat hayallerin ve avare zamanların yorgunluğu, kırgınlığı, pejmürdeliği içinde yeniden derlenip toparlanması gereken hayatın rengi… Ve yeniden başlamanın yorgun ritmini hatırlatan yağmurlar… Bölük pörçük hatıralar, kırık dökük sevinçler… Şiir kılığında gelen acı… Eylül işte; nâm–ı diğer, hüzün… Eylül… Her şair için ayrı bir Leyla; kurşunî gelinlikler giyinip de gelen… Dilemmaların çıldırtıcı sükunu bir yanda; ve bir yanda sislerin ve buğuların ardından sökün edip yürümüş sancıların ilhamı… Katar katar uzaklaşan kuşların kanatlarına yüklenen son arzular kadar umutsuz ve beklenesi… Eylül işte; nâm–ı diğer, pişmanlık… Bilmiyorum, siz bu yazıyı okurken yağmur yağıyor olacak mı?.. Belki yapraklar savruluyordur şimdi bulunduğunuz şehirde; belki sular kararıyordur yavaş yavaş… Altın kızılı bir gurubun soyunmuş dalında çifte kumruları seyrediyorsunuz belki de… Bir sanatoryum bahçesinde gezinen uzun saçlı, zayıf ve genç iki kaderdaştır belki ikindiler ve yağmurlar… Belki sizin kentin huzurludur akşamları, belki de alaca düşmüş gecenin bir yüzünde siyah tırnaklarını ruhunuza geçirmeye çalışan ifritler dolaşır… Eylül işte; nâm–ı diğer melal… Tenha yollar, aşınmış günler, hayata dar gelen arzular ve kanadı kırık kuşlar… Tabiatın birden uyanıp gerçeği gören yüzü… Kıymeti bilinmeyen lezzetin çamurlara bulaşmış sarı bir acılık tarafından istilasına karşı şaşkınlık… Acıların beyhude, sevinçlerin zavallı, mutlulukların fanî olduğunu anlamanın dehşeti… Eylül işte; nâm–ı diğer, ölümün rengi… Eylül… Yaşanmamış mevsimlerin en gerçeği… Uçuk benizli koşuşturmacalar, yeniden kurulan defter–kitap pazarı… Eski okul çantasına kalem yerine ancak gözyaşını koyarak okula giden minik adımlar… Yoksul mahallelerde gitgide çamurlanacak karanlık sokaklar… Camlara mıhlanıp 70 yıllık muhteşem bir sükût ile yolları seyreden kırçıl hatıralar… Ciğer paresini okula eksik kitapla gönderen annenin yüreğindeki çizik… Para etse canını da verir ama… Eylül işte; nâm–ı diğer, acının mührü… iskender palaEmeğine sağlık can abim, her zaman ki gibi keyif alarak okuduğum paylaşımlardan biriydi, Allah c.c razı olsun selam ve baki muhabbetlerimle…

  16. İNSAN HER SONBAHARDA BİR ÖNCEKİ SONBAHARI ÖZLEMİYOR MU?HABERSİZCE GİDEN GENÇLİĞİMİZİN SEMBOLÜ DEĞİL Mİ BAHARLAR?En son bahara, en ilk bahar gibi gidiş nasip etsin Yaradan Hepimize.(amin)Duama amin der misin pırlantam, pırlanta yüreğinle?

  17. Dalında kurumuş sararmış solmuş bir yaprağım ; ha koptum ha kopacağım….

  18. Cemre cemre çoğalt bizi, Yağmur yağmur yağdır bizi imanın serin diyarlarından mahrum kalmış kurak yüreklere, Irmak ırmak coştur bizi, Beyhude geçmiş yıllardan nice canlar döndürelim, Coşkun coşkun çağlat bizi, Yüreklerdeki gaflet yangını söndürelim, Hep sana Rabbim! Hep sana sadık kıl cümlemizi hayırlı cumalar diliyorum… Allah yar ve yardımcımız olsun hayırlı geceler…

  19. ALLAH razı olsun cümlenizden By_ZEMHERIM

  20. İYİ GECELER ABİCANIM..İYİ BİR GÜN OLSUN İNŞ.YARINLARIMIZ. ! Haziran bulutları olsun yatağın,Aşka düşsün yolun düşünde.Bir dere kenarında,söğüt gölgesine sığınsın başınAyakların suda-Aslında su senin ayaklarında gülüm-Elinde Bursa işi bir çakısabaha kadar umutlarını yont!Bir de beni düşün düşünde.Yokluğunda nasıl da haziran bulutuyum,Söğüt dalıyım,Akan, akmayan suyum,Ama illâ ki;yonttuğun umudum…İyi geceler ABİCANIM.,İyi bir gün olsun yarın BİDENEM..ALLAH,AEMANET OL…SELAM VE DUA İLE..

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s