…Rahman’ın Kuddüs ismi şerifine sarılmadıkça, kâinatta cereyan eden tecellilerini akıl ve kalple emmedikçe nasıl temizlenebiliriz? Kâinat büyüklüğünde soru, sonsuzluğa netice verecek cevap bekliyor…

Kuddüs Penceresi

HAYATA, HADİSELERE “Kuddüs” ism-i azamın pencere-i nuriyesinden bakınca kirli nezafetsiz, ufunetli, boğucu kısmı istihale olur, temizlenir, erir gider… Bakmayınca; oda kirlendiği gibi denizler kirlenir, dağlar lâşe ile dolar, feza mezara dönüşür; hadiseler iç karatır, gündemler korku üzerine döner, günler yokluğa kayar…

“Bir insan bir ay yıkanmazsa ve küçük odasını süpürmezse çok kirlenir, pislenir. Demek bu saray-ı âlemdeki paklık, safilik, nuranilik, temizlik; mütemadiyen hikmetli bir tanziften, bir dikkatli tathirden ileriye geliyor. Ve eğer o daimi tathir ve süpürmek ve dikkat ile bakmak olmasaydı, bir senede bütün hayvanların yüz bin milletleri arzın yüzünde boğulacaklardı. ( Otuzuncu Lem’a, Birinci Nükte)”

 

Tertemiz bir üslup, ak pak anlatımla, tahir bir bakışla yazılmış “Kuddüs” ismini anlatan ilgili bölüm bütünlüğü içinde okunduğunda akılda, kalpte, latifelerde nurani pencereler açıldığı görülecek, dış temizlik kadar iç temizliğin önemli olduğu, gündemler de o bütünlük içinde bakılmadığında hep kirli ve eksik olduğu fark edilecektir… Dünyayı kusmuğu ile kirleten dünyevilerin dünyevi savaşını hiç merak edip bakmayan Bediüzzaman’ın nurani zihni daha bir anlaşılır oluyor bu pencereden bakıldığında…

Temiz olan kirlerden uzak durur; gıybet edilen yere yaklaşmaz, zan zulmüne bulaşmaz, hades edilen yerden uzaklaşır, menfaat düşkünlerine mesafelidir… Kuddüs’e tevekkül eden başkalarından medet umma kirliliğine düşmez…

Çevreye bir çöp atmadığı gibi yol kenarındaki dikenli teli kenara atar; kurduğu fabrikayla toprağa, suya kirletmediği gibi kirletenlerle de mücadele eder; gıybet pisliğine bulaşmadığı gibi boş konuşma kirliliğine de düşmez… Kelimeleri kirletmez; ya hayır konuşur, ya da susar… İman suyundan kana kana içtikçe içi temizlenir; şüpheler, vesveseler, endişeler uzak olur, bindiği tevekkül gemisiyle temiz denizlerde tenezzühle gezer… Kuddüs’e ayine olmak başka nasıl olabilir ki?

Gökyüzü nuraniyeti, yeryüzü temizliğini “Kuddüs” ismiyle tefekkür edenin kalbi temiz olur, zihni nurani; davranışları günahtan uzak, bakışları harama yaklaşmaz, konuşmaları kirlenmez…

Her yönden, her koldan saldıran günah kirliliğine, şüphe bombardımanına, vesvese saldırılarına, uyutucu uyuşturucu zevk kuşatmalarına nasıl mukavemet edilir? “Kuddüs” ismi diğer esma ile beraber okunduğunda – kâinat yüzünde, hayat akışında, hadise dalgalanmalarında – ancak mukavemet edilir…

Aklı, kalbi, latifeleri “Kudüs” ismi ile şüphe ve günahlardan her sabahta ve akşamda temizlemedikçe dünyevilerin deni işlerine, gündem bombardımanlarına takılmamak, alet olmamak elde değil…

Bahsin son cümlesi ve haşiyesi müdakkikane okunursa yeni çağrışımlarla farklı hikmet sahifeleri açabilir…

Rahman’ın Kuddüs ismi şerifine sarılmadıkça, kâinatta cereyan eden tecellilerini akıl ve kalple emmedikçe nasıl temizlenebiliriz? Kâinat büyüklüğünde soru, sonsuzluğa netice verecek cevap bekliyor.

Hüseyin EREN

Reklamlar

18 Yanıt

  1. rabbim duaya kalkan ellerimi takatsız kılan nefsimin şerrinden koru beni, dilime bulaşıp sana sığınışıma azgınlığından bırakabileceği her ne varsa ve olacaksa sen dilimi bundan temiz kıl, halimi, sinemin özünden geleni bilen sensin, rızana uygun olmayan ve olmayacak her ne varsa dilimi lal halimi takatsız kıl ki duama nefsimin kiri bulaşmasın, ve dilimden dökülen ve sana layık olmadığı halde acziyetimin sığınışı bildiğim her duadan sonra sana amin diyen dilimin aminini arı duru kıl,bu halimin ve her halimin sonu sana liyakatsızlığımdır. ve senden yalnızca afff dilerim.afffff….Allah razı olsun abim… selam ve dua ile…

  2. BıZ BıZ DEĞıLıZ ARTIK Sapıttık bilmeden yaşadığımız hayattaKulaktan kulağa yaşadık imanımızıAllah ‘ı tanımak değil miydi görevimizKuranı Kerimin ilk sözÜ değil miydi? OKUŞimdi ise bilinmez bir hayatKoku sÜrÜnen kadınlarHerkesi etkileyen şeytanlarBiz biz değiliz artıkKardeşlik vardı mÜminlerdeŞimdi nedir paylaşılmayan hırslarKırılan kalpler bir kâğıt parçası içinNerde kaldı ey dostlar ahiret kardeşliğiCanını veren arkadaşlar nerdesinizGeçmişe mi gömÜldÜnÜz gÜzelliklerNerden geldik bizYaratıcımızı kaç defa anıyoruz gönÜllerimizdeKimi seviyoruz Secdeye dokuna ellerimizNerelere dokunuyor Neler yapıyoruz rÜya ÃlemindeBirbirimizden gizlediğimiz bu yalanlarda neyin nesiBu Ãlem YÜce Sultanın değil mi?Neyi paylaşamıyoruz Üç gÜnlÜk dÜnyadaHer şey kaybedildikten sonra mı anlaşılsınGözlerimizi mezarda açtığımızda mı?Hatırlayalım gÜnahlarımızıNedir bu bitmek tÜkenmek bilmeyen hırsNedir bu savaş Nedir bu cimrilikbiliyoruz aslında biz biz değiliz HAYIRLI GECELER BİDENEMMMM.YÜREĞİ GÜZEL ABİM..ALLAH,A EMANET OL.SELAM VE DUA İLE.

  3. Sevgili kul olmak içinHikmet ehli zatlar buyuruyor ki:Allahü teâlânın, yarattıkları içinde en çok sevdiği zat, Peygamber efendimizdir. Bir hadis-i kudside buyuruluyor ki:(Ey Resulüm, İbrahim’i halil [dost], seni de habib [sevgili] edindim. Senden daha sevgili hiç bir şey yaratmadım. Senin, benim indimdeki yüksek derecenin bilinmesi için, dünyayı ve dünya ehlini yarattım. Sen olmasaydın, kâinatı yaratmazdım.)Allahü teâlâ indinde, ondan daha makbul, ondan daha sevgili kul yoktur. Ondan razı olması kesindir. Kim ona benzerse, ondan da elbette razı olur. Kim onu severse, onun sünnetine yapışırsa, Peygamber efendimize benzemeye çalışırsa, onu daha çok sever. Nitekim Ehl-i sünnet âlimleri, (Mütâbeat gibi hiçbir üstünlük yoktur) buyuruyor. Mütâbeat, Peygamber efendimizin sünnetine tâbi olmak, yani ona uymak, onun ahlâkıyla ahlâklanmaktır. Peki, Peygamber efendimizin ahlâkı nasıl bir ahlâktır? Peygamber efendimiz, (Rabbim beni terbiye etti) buyuruyor.Peygamber efendimizin vefatından nice seneler sonra gençler, yani Peygamber efendimizin son zamanlarına yetişenler veyahut da tabiinden olanlar, Hazret-i Aişe validemize geldiler, dediler ki:— Ey annemiz, Peygamber efendimizin ahlâkından bize bir şeyler anlatır mısın?Hazret-i Aişe validemiz de buyurdu ki:— Onun ahlâkı, Kur’an ahlâkıydı.Kur’an ahlakı ne demektir? Kur’an-ı kerimde Allahü teâlâ ne bildiriyorsa, ne buyuruyorsa, Kur’an-ı kerimin sanki şekillenmişi, tecessüm etmiş hâliydi, her hareketi Kur\’an-ı kerime uygundu. Yani, Allahü teâlânın rızasına uygundu. Hiçbir fiili, hiçbir sözü, hiçbir hareketi Allahü teâlânın rızası dışında değildi. Öyle bir ahlâk ki, her şeyi Allahü teâlânın rızasına uygun. Onun için Peygamber efendimize benzemek, doğrudan doğruya Cenab-ı Hakk’ın sevgili kulu olmak demektir.İşte evliya, hakiki Ehl-i sünnet âlimleri, Peygamber efendimize o kadar benziyorlar, Onun sünnetine o kadar yapışıyorlar, Onun dinine o kadar sarılıyorlar ki, artık onlar için Peygamber efendimize tâbi olmanın dışında herhangi bir harekette bulunmak mümkün değildir. Adeta Peygamber efendimizde fani olmuşlar. Ona zaten tasavvufta, (fena-firresul) yani Resulullah efendimizde fani olmak deniyor. Onun gibi oturmak, Onun gibi konuşmak, Onun gibi yatmak, Onun gibi dinlemek, Onun gibi söylemek… Her hâl ve hareketinde tam ve noksansız olarak Peygamber efendimize benzemek… Kimde teşekkül ederse, o Allahü teâlânın sevgili kuludur; çünkü Peygamber efendimize benzemekle, Allahü teâlânın razı olduğu ahlâkla ahlâklanmış oluyor. İşte ancak buna, sevgili kul denir.

  4. °º¤ø,¸¸,ø¤º°@°º¤ø,¸¸,ø¤º°@°º¤ø,¸¸─═─═┘┘♥< .I LOVE. >♥└└═─═──═─═┘┘♥ FOREVER ♥ └└═─═─°º¤ø,¸¸,ø¤º°@°º¤ø,¸¸,ø¤º°@°º¤ø,¸¸ A esperança é um empréstimo que se pede à felicidadehttp://i50.tinypic.com/2w5rkgy.jpg The hope,it is a loan that it is asked for the hapiness .. * . (\\ *** /) * . *.*.*..*.*..*.*..* .* . * ( \\(_)/ ) * * Sharing My Love.* . * (_ /|\\ _) . * ♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥.* . * . /___\\ * . . * . * . *.*. * .@°º¤ø,¸¸,ø¤º°@°º¤ø,¸ ,ø¤º°@°º¤ø,¸¸,¸,ø¤º°@°º¤ø,¸¸██████─█████─────███───██─██───███─██████─█████────█████─███████─█████──██───██───────██─██─███████─██─██──██───███──────██─██─██─█─██─██─██──██───██───────█████─██───██─██─██──██───█████────█████─██───██─█████──██───█████────██─██─██───██──███─@°º¤ø,¸¸,ø¤º°@°º¤ø,¸ ,ø¤º°@°º¤ø,¸¸,¸,ø¤º°@°º¤ø,¸¸Ola não estou conseguindo comentar na Observação esta dando erro. Aguado O suporteHI I am not obtaining comment in the observation This giving error . I wait the supportKISSES AHMED I AM SO CRY DEAR

  5. Ya Kuddüs!Sensin kuddüs. Kutsiyet sendendir, bundan öte laf olmaz.Sen dilemezsen hiçbir sey pak sayılmaz.Gönlüm sana yönelmedikçe saf olmaz…Kanımı her nefeste temizledigin gibi, nefsimi arındır pak eyle.Temizlenenlere muhabbet edersin gönlümü muhabbetinle temizle! Allah c.c. razı olsun oğul. yüreğine gönlüne sağlık selam ve dua ile.

  6. Allah O\’dur ki,az ibadetlere karşılık çok derecler erir.Dünyada sayılı günlerde yapılan iyi amellere karşılık ahirette sınırsız nimetler ihsan eder. Allah razı olsun yüreğine sağlık güzel abim a.e.ol selam ve dua ile…

  7. SELAMÜN ALEYKÜMAllah\’ın aciz olarak yarattığı insanlar hata yapar, unutur, yanılır, gaflete düşerler. Aynı zamanda hem bedeni, hem ruhi yönden son derece eksiklik ve acz içindedirler. Ömürleri boyunca bedenlerine bakmak, yaşayabilmek için ona sürekli ihtimam göstermek zorundadırlar. Bedenlerini biraz fazla çalıştırsalar, birkaç gün uykusuz, bir gün susuz bıraksalar son derece aciz bir duruma düşmüş olurlar. Ancak herşeyin Yaratıcısı ve \’en güzel isimlerin sahibi\’ olan Allah elbette tüm eksikliklerden münezzehtir. o güzel yüreğine sağlık Ahmed kardeşimselam ve dua ile..ALLAH\’a emanet ol..

  8. "Ne çok hatıram var seninle RabbimBazen uzaklara salıyorsun beniArayıp bulayım diye seni.O zaman içinde bulunduğum karanlıklardan NUR\’una yol alıyorum\’\’Allah müminlerin dostudur.Onları karanlıklardan NUR\’a çıkarıyor\’\’ayeti ümidim ve kılavuzum oluyor.Karşıma hayeller,gölgeler çıkıyor.Yolumdan alıkoymaya çalışıyorlar.O zaman İbrahim gibi \’\’Ben gelip geçen şeyleri sevmem\’\’diyorum.Bu arada mektuplarını okuyorum.Tatlı bir esintiyle geliyor sözlerin bazenHele o baharda açan çiçekler yok mu?Hem senin güzelliğini okuyorum onlarda,hemde beni güzelleştirmek,geliştirmek istediğini…Başını toprakdan çıkaran filizleri görüyorum.Sanki bana \’\’Sende bu dünya toprağından başını çıkar,ahiretin güzel ikliminde filizlen,uzat dallarınıcennete,ebedi meyveler ver\’\’diyorsun.Ahh Rabbim;Bazen bunları unutup dünyaya sarıldığım oluyor.Hani neredeyse seni unutacağım.O zaman dünyayı elimden alıyorsun,dikenleriyle elimi kanatıyorsun.Sanki bana \’\’Senin asıl yurdun burası değil senin asli vatanın var.Seni bekleyen peygamberler,sıddıklar,şehitler,salihler var.BEN VARIM\’\’diyorsun.O zaman şükrediyorum sana.Beni unutmadığından,terketmediğinden dolayı.Ya günahlarım,günahda ısrarım yokmu?Ozaman bana darılmışsın gibi geliyor.Şu sözünle teselli buluyorum,ümitleniyorum.\’\’Rabbin seni terketmedi,darılmadı da\’\’O zaman dünyalar değil cennetler benim oluyor.Senin güzel isimlerini kalbime dolduruyorum.Seni herşeyden çok seviyorum."Samimi olmak ve hakkını vermek duasıyla inş.Hayırlı günler Selametle

  9. Sebepler sukut ettiği zaman Büyüklük hiçliğin içinde gizlidir. Hiç’lik ise vicdanın genişliği kadardır. Ve insan vicdanının genişliği kadar insandır aslında. Bize en yakın olanlara ne kadar uzağız, Ta içimizde olanlara ne kadar yabancıyız. Oysa bu kadar zor olmamalıydı Vicdanımızın sesini dinlemek, Yanlışa hayır demek, Doğruyu gök kubbenin maviliğine haykırmak, Hakikati âdemoğlunun yüreğine yansıtmak, Yansıtabilmek bu kadar zor olmamalıydı. İradeyi iradesiz olanın eline verdiğimiz günden bu yana, Tersinden sökün etmeye başladı hadiseler. Acıdır ki ilk çareler hep son çare olarak aklımıza gelir oldu. Gözlerimizin yaşı yüreğimizi ıslatmaya yetmedi Ve kim bilir, taşlarla bütünleşmeye yüz tutmuş Yürekleri yumuşatamayışımızın nedeni de belki de buydu. Ne de olsa sebeplerin dünyasıydı yaşadığımız… Ve öyle demiyor muydu bir yiğit bilge: Kalbe hitap etmek için kalpten konuşmak gerek… Görünenle yetinip görünmeyeni ihmal etmek nelere, Ne kadar acı verdi ve nelere bedel oldu… Kim bilir?.. Oysa görüneni şekillendiren, görünmeyenin kendisiydi. Ve insanı görünenle sınırlayıp, Görünmeyene kapalı tutan, Kabukla meşgul edip özü unutturan Hiç’liğin dışındaki büyüklük değil miydi? Sebeplerin dünyasında yaşasak da Sebeplerin de sükût ettiği zamanlar vardır. Ve sebepler sükût ettiği zaman Yürekten konuşacak erlere ihtiyaç vardır. Zarfın değeri mazrufundadır. Mazrufumuz olan yüreğimizde Sebepler sükût ettiği zaman konuşacak derman, konuşturacak ferman ACABA VAR MIDIR?.. Ne dersin dost varmıdır.. HAYIRLI CUMALAR SELAM VE DUA ILE

  10. ”Ey avare yolcu! Yürü; durma, yürü. Bu geçici âlemin zevkleri seni Allah’a kavuşmaktan alıkoymasın. Bu eşsiz manzaraların, bu güzelliklerin hepsi rüya ve hayalden ibarettir.Ey zavallı ziyaretçi! Yürü; durma, yürü.Yürü ki, Allah’a kavuşmanın gönüle ferahlık veren tazeliğinde yüceliklere eresin. Yürü; kendi aslına kavuş”Aşk ile aklın,iyi ile kötünün,bilgelik ile cehaletin amansız kavgası…ve bu kavganın tam orta yerinde bir Âdemoğlu…A\’mâk-ı HayalFilibeli Ahmed HilmiVakt-i şerif cumadır , mübarek olsun. Dualarınızı eksik etmeyin inşaAllah.selamlar…

  11. Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah\’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. -Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah\’ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah\’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz. (CUMA SURESİ 9-10)Hayırlı bereketli cumalar Selametle inş.

  12. BIRAKMA BENİ.♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥Yalnızlığımı paylaş benimle Ya Rabb!Gönlümün yâri ol,ruhumun ilacı,kalbime ağrı ol da sinemin içine dol;BIRAKMA BENİ.Sen ki yere göğe sığmayıp,bir garibin gönül köşküne giren İlâh!Gördüğüm göz ol,tuttuğum el,BIRAKMA BENİ. !Ben sen de sevgiden geçtim,aşkı ararım,sen benden sevgini esirgeme Ya Rabb!Tut ellerimi,tut gönlümü,dilersen hapset sende her şeyimi, dilersen ruhumu huzura erdir de kilitle bedenimi.Kulluğun bedeliyse,ödemek ibadetim olsun;.BIRAKMA BENİ.Sen ki avuçlarım semaya bakarken,gözlerimin yalvardığı Malik!Derdime derman ol,gönlüme hicran ol,yalnızlığımın ürpertisi ol,BIRAKMA BENİ. !Kulun kalbini tebessümle çalarken,ben seni gözyaşımda buldum!Her gözyaşımda Sen döküleceksen,kalbim kedere razı,bedenim hazır işkence acısına,gözlerim razı elbet Seni ağlamaya,hicrana boğ,ağlat beni.Ağlamaksa,ibadetim olsun; BIRAKMA BENİ.Sen ki günah denizine düşmüşken bile nefesimi veren Rahman!Yokluğumsun,varlığım ol,varlığımda ateşim ol,alnıma değen seccadede Sen ol,BIRAKMA BENİ. !En dünya kahrının içinde duamı kabul edip,varlığını ben de yaşatan Sen.Her açılan elimde Seni ben de bulacaksam,duaya muhtaç tut beni!Rahmetinle kuşat,dünya kahrından ırak eyle beni,avuçlarımda biriken tövbelerimin kabulünü sürdür yüzüme,uyumamaksa bedeli gecelerce,razı bu beden.Uykudan mahrumiyet dokunmaz sensizliktense,varsın ibadetim olsun; BIRAKMA BENİ. TUT RABBİM TUT ELLERİMİ TUT !… ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ BİDENEMMMM..BUGÜN BANA YAPTIĞIN ABİLİK UNUTULUR MU..HAKKINI HELAL ET CANIM ABİM..ALLAH SENDEN RAZI OLSUIN CAN ABİM.YÜCE RABBİM HEP SİZLERİN SAYILARINI ARTIRSIN..UZAK BİLE OLSAN YETİŞİYORSUN ..ALLAHIM NAZARLARDAN KORUSUN SENİ.HEP DUALARIMDASIN ABİ.BENDE İNŞ DUALARINDA OLURUM…ALLAH,A EMANET OL BİDENEMMMM..

  13. RABBİM RAZI OLSUN ALLAH DOSTUM…GÜZEL BİR PAYLAŞIM…DUAMDASINIZ…DUANIZDA OLMAK ÜMİDİYLE…:))****kardeşlerAllah katında en sevimli sözLAİLAHEİLLALLAH\’tır.bundan daha sevimli bir söz yoktur.ve daha güzelini Allah hiçbir peygamberine de öğretmemiştir.Bu sözün ağırlığı öyle büyüktür ki bir kulun ömrü hayatı boyunca işleyip duracağı bütün günahlardan daha ağır gelir terazide.Ve yine resul-u ekrem bildiriyor.Hiçbir peygamber yok ki ümmetine bundan daha üstün daha şerefli bir söz söylemesin.BUNUN faziletlerini yani bunu söylememin faziletlerini yazsak kalem biter mürekkep kurur kardeşler.tavsiyem şudur.başınız sıkıştığında veyahut şeytan size vesvese verdiğinde bu sözü hatırlayın bunu söyleyin.DEFALARCAsöyleyin.hep bu sözü söyleyinÇünkü bu Kelime-i Tevhid\’dir.bununla zikredin

  14. SICAK bir yaz günüydü. Vakit öğleyi geçmiş, ikindiye doğru meyletmişti. Ben de biraz bağda çalışmış istirahat ediyordum. Bağın ortasındaki kayısı ağacına sırtımı yaslamış çayımı yudumluyordum. Bir ara az ileride, üzüm asmalarının arasında bir kıpırtı dikkatimi çekti. Yavaşça yerimden kalkıp; hareketin geldiği yere doğru eğildim, baktım. İri bir kirpi üzüm asmalarının arasından gidiyordu. Arada bir durup, üzüm salkımlarından bir iki tane alıp yiyor, tekrar yoluna devam ediyordu. İzlemeye devam ettim. Biraz ileride büyükçe bir salkımın altında durdu. Salkım hem iri hem de gayet olgun görünüyordu. Kirpi arka ayakları üzerine kalktı, ön ayakları ve dişleri ile üzüm salkımına tutundu. ön ayakları ile üzümleri sıyırıyor hem de hızlıca salkımı sallıyordu. Birkaç defa tekrarladı bu hareketini. Merakla sonra ne yapacağını görmek için sabırsızlanıyordum. Tanelerinin tamamına yakını yere dökülmüştü. Salkımı bıraktı, herhalde şimdi teker teker taneleri yiyecek diye düşündüm. Ama öyle yapmadı. Tanelerin toplandığı yere geldi. Ve birden, sırtındaki okları dikleştirip üzümlerin üzerinde yuvarlanmaya başladı. Üzüm tanelerinin hemen hemen hepsi sırtındaki oklara saplanmıştı. Sonra sırtındaki üzüm taneleriyle birlikte yavaşça oradan uzaklaştı. Taneleri düşürmemeye özen gösteriyordu. Muhtemelen, ondan yiyecek bekleyen yavrularına götürüyordu. Kirpi kendisine verilen donanımla şefkât yüklü bir teknik bulmuştu. Cenab-ı Hakk’ın bizlere ibret almamız için göz önümüze getirdiği bir tablo olmalıydı.Zafer Dergisi\’ndenMUSTAFA DEMİRAĞ

  15. Sen ey davetçi! Kalbin iman sevgisi ile dolduğunda ve gönlün İslam ile ferahlık bulup genişlediğinde bu büyük nimete karşı ALLAH C.C. ’a şükrederek secdeye varmalısın Bu büyük nimet ki Rabbin sana hidayet verdi Sana rahmet gösterdi ve seni mü’minlerden kıldı ALLAH C.C. ın sana verdiği hidayet ile doğru yolu buldun Dünyada ikram ve izzete eriştin Ahirette de, daimi nimetlendirilecek olanların arasında yer almak için yola çıktın Eğer ALLAH C.C. sana hidayeti nasip etmeseydi, asla doğru yola erişemezdin Çünkü şeytan sürekli fuhşiyatı ve münkeratı emretmektedir Bu konuda ALLAH C.C. şöyle buyuruyor:“Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın Kim şeytanın adımlarına uyarsa, bilsin ki o hayâsızlığı ve kötülüğü emreder Eğer ALLAH C.C.’ın size lütfü ve merhameti olmasaydı sizden hiçbiriniz asla temize çıkamazdı Fakat ALLAH C.C. , dilediği kimseyi tertemiz kılar ALLAH C.C. hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir” ALLAH C.C. ın sana nasip ettiği bu kutlu ve mübarek yol, resullerin, nebilerin, sıddıkların, âlimlerin ve şehitlerin yoludur ki onlar ALLAH C.C.’ın dosdoğru yola eriştirerek nimetlendirdiği kimselerdir ALLAH C.C. ’ın seni yolcusu olmakla müşerref kıldığı bu yolu ve önünü onunla gördüğün hidayet nurunu muhafaza etmeli, bu nimetin hakkını vermeli ve bu nimet üzere ölmek için mücadele etmelisin Bu konuda gayretli olmalı, ataleti üzerinden atmalısın;Bu hidayet nurunun hakkını ne kadar verdiğini tefekkür etmeli, hayatında ALLAH C.C. ın emir ve buyruklarına uymayan bir durum varsa düzeltmelisin Hani hatırla ki ALLAH C.C. Bakara süresi 83 ayetinde şöyle buyuruyor:“Hani, biz İsrailoğulları’ndan, ‘ALLAH C.C.’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, tüm insanlara güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekatı vereceksiniz’ diye söz almıştık Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz” Onların yaptığı gibi sen sözünden cayma Tüm akrabalarına ve diğer insanlara iyi davranarak her gün tekrarladığın “iyyakenebudu ve iyyake nestein/ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım dileriz” sözünün gereğini yerine getirSahip olduğun nuru önce ailene ve halka halka diğer akrabalarına sonra da ulaşabileceğin herkese ulaştırmalısın İnsanların İslam’dan yüz çevirmiş olmaları, Müslüman’ım diyenlerin içinde bulundukları gaflet, dalalette olanlara sürekli benzeme çabaları ve toplumun içine girmiş olduğu vahamet seni ümitsizliğe sürüklememeli; daha çok seni azme getirmeli ve gayretini artırmalıdır Bu durum karşısında görevin daha ağır ve sorumluluğun daha büyük olduğunu bilerek daha çok çalışmalısın Niyetin halis ve yalnız ALLAH C.C.’a güvenip dayandıktan sonra, vekil olarak O’nun sana kâfi geleceğini bilmelisinSen ey davetçi! Bil ki, önemli olan senin yola koyulmandır Davete bir yerden başlamandır Ondan sonra Mevla yolunu kolaylaştıracak ve seni yardımıyla destekleyecektir “Onun için kim (elinde bulunandan) verir, ALLAH C.C. ’a karşı gelmekten sakınır ve en güzel sözü -kelime-i tevhidi- tasdik ederse, biz onu en kolay olana kolayca iletiriz” Ektiğin fidanların bir bir tuttuğunu görerek sevinecek ve müferreh olacaksın Zamanla ektiğin fidanlar kök salacak, gövdesi kuvvetlenecek ve meyve vermeye başlayacaktır Ruhen ölmüşler ALLAH C.C.ın izniyle bir bir dirilecek, o ağır dava yükü hafifleyecek ve daha çok görevine sarılacaksınEy davetçi! Şunu da bil ki, davet görevini hakkıyla ifa edebilmek için, güçlü bir imana sahip olmalısın Güçlü bir imanı muhafaza etmek içinde daima Kur’an okumalı, zikir çekmeli, dua ve niyazda bulunmalısın Her vaktini bir dua yapmalı, kâinatın ve insanların yaratılışı üzerinde derince tefekkür etmeli ve şirkin açık ve gizlisinden şiddetle kaçınmalısın Yine sadık bir iman için, Rabbini iyi tanımalı, Emaül Hüsna’nın manasını çokça okumalı, hatta ezberlemeli ve her bir ismin delalet ettiği manaların feyzinden faydalanmalısın Niyetini sadece ALLAH C.C.’a has kılmalı ve kulların rızasını değil ALLAH C.C.’ın rızasını aramalısın Bil ki yegâne mükâfat Rabbinin katındadır O, kullarından hiç birisine haksızlık etmez.Ey davetçi! Farzları eda et ve bunları açık yap; ama riyaya kaçma Farzlarını camide kıl ve cemaat ehli ol Cami cemaatine gelenleri sor, dertleriyle dertlen ve onlarla kardeşane ilişkilerin olsun Nafileleri de yerine getir Revatip, duha, evvabin ve her gece kılamazsan da haftanın birkaç gevesi gece namazı kıl Nafile oruca önem ver En azından pazartesi ve perşembe günlerini oruçlu geçir Oruç nefsini eğitecek ve nefsinin dizginlerini eline alma imkânı verecektir.Evde, ev halkı ile mutlaka bir sohbetin olsun Onlarla günde yarım sayfa meal yada üç beş hadis okuman büyük faydalar getirecektir Çünkü Kur’an ve peygamberin sünneti, hayat düsturunun kendisidirEy davetçi! Hareketlerine, giyimine ve kuşamına dikkat et Sen, İlahi kaidelere uydukça ideal olana yaklaşır ve yükselirsin İdeal olan başkasına benzemek değil, ALLAH C.C.’ın Resulüne benzemektir Sen bir davetçi olduğun için toplumda örneklik teşkil edersin Ailen, akraban ve arkadaşların sana bakar ve seni taklit eder Sürekli, insanlar tarafından izlendiğini ve en basit hatanın dahi insanlar tarafından yanlış anlaşılabileceğini bilmelisin.Bil ki ey davetçi, en büyük davet, lisanı hal ile olandır Haline dikkat et Aynı zamanda diline de dikkat et Arkadaşlarına ve çevrendeki insanlara kaba davranma Bu onların çevrenden dağılıp gitmesine sebeptir Onları iyice dinle Dinlerken gözlerinin içine bak ve başka bir işle meşgul olma Sabırlı ol Onlar, konuşmalarını bitirmeden sen konuşmaya başlama Kendinden, geçmişinden fazla bahsetme Kendini methetme Çünkü bu insanların gözünden değerinin düşmesine sebeptir Methedilmeye ve övülmeye layık olan ise ALLAH C.C.’tır .Zamanını değerlendir Çünkü geçen zamanı geri getiremezsin Sürekli kitap oku ve bilgilerini tazele Her gün yeni şeyler öğren Faydasız ilimden ise sakın Gereksiz şeylerle uğraşma Lüzumsuz konuşma Her bir şey hakkında açıklama yapma Kendini konuşmak zorunda hissetmeMüslümanlar arasında fark gözetme, bütün Müslümanlar kardeşindir Teferruatlara dalma Temel, ortak noktalarda insanlarla birleş .Mevla’nın, seni ve bütün davetçileri muvaffak etmesi dileği ile..selametle inş.. HAYIRLI GECELER A.E.OL GÜZEL ABİM…

  16. "Temiz olan kirlerden uzak durur; gıybet edilen yere yaklaşmaz, zan zulmüne bulaşmaz, hades edilen yerden uzaklaşır, menfaat düşkünlerine mesafelidir… Kuddüs’e tevekkül eden başkalarından medet umma kirliliğine düşmez… " Mevla Kuddüs ismine ayine eylesin bizleri..Allah razı olsun Ahmed Abi,muhabbetle..

  17. SeLam oLsun KatiLlerin kursunlarından korkmayan anaya…SeLam oLsun \’\’Lailahe illALLAH" ı alnında gururla taşıyana…Selam olsun küçük mücahitlere…Ve selam olsun şehitlere..Şehitlere….Şehitlere….Selam olsun ölüme el ele giden Müslüman kardeşlere….Selam olsun aglamaktan göz pınarları kurumus analara….Selam olsun yetim kardeşini doyuran YİGİDE!!….Selam olsun şehitleri tekbirlerle omuzlarında tasıyanlara….!!Ve selam olsun Şehitlere….Şehitlere….Selam olsun dizleri üzerinde yasamaktansa….Ayakta şehit olmayı tercih edenlere….!!!Selam olsun Kudüs sokaklarında silahlar altında secde edenlere..******************************************************Ey zalimleri yakalaması pek şiddetli olan Allahım… Zalimleri zulümleriyle beraber sana havale ediyoruz, Yardımcımız, koruyucumuz, sahibimiz ancak sensin… Ey imdada koşacak kimsesi olmayanların imdadı, Halimizi ancak sen biliyorsun imdat et ki kurtulalım… Ey korunacak yeri olmayanların koruyucusu, Dergahına sığındık bizi muhafaza eyle… Ey kendisinden inayet isteyenlere inayet eden, Bizede inayet et ki yıkıldığımız yerden doğrulalım… Ey kendisinden yardım isteyenlere yardın eden, Ne olur ism-i Cebbarinle, bize bir heybet ve celal giydir ve düşmanlarımızın ellerini bizden çektir… Ya ilahi ! bizim ümidimiz ve seyyidimiz yalnız sensin. Bizi tahkir etmek isteyen ordunun düzenini dağıt ! Ab-ı ruyi Habibi Ekrem için, Kerbela\’da revan olan dem içi, Şeb-i fırkatte ağlayan göz için, Rah-ı aşkında sürünen yüz için, …,İslam\’a zafer ver ya Rabbi!…Amin…Amin…Amin… ALLAH RAZI OLSUN BİDENEM..ALLAH\’A EMANET OL.SELAM VE DUA İLE..CANIM ABİM SENİ ÇOK SEVİYORUM…

  18. DUA… Dua; bir çağrı, bir yakarış ve küçükten büyüğe, aşağıdan yukarıya, arzdan, arzlılardan semâlar ötesine bir yöneliş, bir talep, bir niyaz ve bir iç dökmedir. Dua eden, kendi küçüklüğünün ve yöneldiği kapının büyüklüğünün şuurunda olarak, fevkalâde bir tevazu içinde ve istediklerine cevap verileceği inancıyla el açıp yakarışa geçince, bütün çevresiyle beraber semâvîleşir ve kendini rûhânîlerin "hay-hû"yu içinde bulur. Böyle bir yönelişle mü\’min, ümit ve arzu ettiği şeyleri elde etme yoluna girdiği gibi, korkup endişe duyduğu şeylere karşı da en sağlam bir kapıya dayanmış ve en metin bir kaleye sığınmış bulunur. Bizim ümit ve arzularımız birer başarı ve muvaffakiyet sâiki, korku ve endişelerimiz de olumsuz davranışlarımıza karşı birer temkin ve teyakkuz vesilesidir. Biz, Allah\’ın geleceğimizle alâkalı takdir buyurduğu şeyleri bilmesek de, her zaman ümit ve endişelerimizi, azim ve kararlılıklarımızı o takdirin birer emâresi ve kavlî, fiilî, hâlî dualarımızı da -şart-ı âdî planında- onun bir vesilesi sayarız. Zira, Hazret-i Sâdık u Masdûk\’un beyanıyla; sonuçta herkesin elde edeceği netice, büyük ölçüde o kimsenin davranışlarına bağlı olarak gerçekleşmektedir. Ne var ki, duada Hakk\’a teveccühü kendi isteklerimize bağlayıp, kendi arzularımızı öne çıkarmamız da doğru değildir. Doğru olan, bir kulluk şuuruyla Hakk\’a yönelip, tevazu ve mahviyet içinde, acz, fakr ve ihtiyaçlarımızın lisanıyla O\’na arz-ı halde bulunmaktır. ————SIZINTI DERGİSİ Nisan 2000 Yıl :22 Sayı :255

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s