…Sen de yeter ki onu an ,çünkü İnşallah derse yakaran inşa eder Yaradan…

İNŞALLAH DESE YAKARAN, İNŞA EDER YARADAN

“…Birileri buna izin vermedi
Buralarda yaşamak izne tabi”

Can çekişiyorum zamanın kıskacında,sancılarım bana unutturuyor kendimi
Kayboluyorum ağrılarım içinde,etime bıçak gibi saplanıyor sızılarım.
Ne gelecek hayallerim aklımda ne bitmez telaşlarım…
Bazen sadece bir baş ağrısı yenik düştüğüm,bazen bir kaç derece fazlalık;ateş…
Bu kadar yeter çok önemli planlarımı (!) alt üst etmeye
Sonrasını geç !

Kıvranırken,ellerimi sıkıca bağlamışım kendime.
Elim uzanmıyor sevdiklerimin ellerine,onların ellerinde tutunamıyor.
Kendime anlatıyorum dertlerimi.Yalnız kendim anlıyorum kendimi.

Ruhumda el çekmiş bel bağladıklarından.
Şimdiden devriliyor gibi “sarsılmaz” fikirleri
Boşuna yük etmişim aklıma bu zifirleri
Yeni yeni anlıyorum neden bu denli inlediğimi:

Baş ucunda beklerken hastalığın,farkettim de bir kaç şeyi:
Sahi! Nerdeler hayallerim ? Nereye kaçtılar sicim gibi ?
Hele o ! O rutin işlerim. Hani olmazsa olmazlarımdandı.
İtiraf etsin hadi , gitti , gitti işte hepsi !
Umutlarım bile mi ? Ah evet ! Onlar yiteli çok olmuştu zaten.

Ve nihayet yalnızım işte !
Şimdi ne altında ezildiğim o bitmez telaşlarım
Ne kendisi gelmeden yorulduğum “gelecek hayallerim” yanımda.
Sadece ben varım hayatta.
Pek de yalnızlık değil aslında,”yalınlaşmak” denir buna.
Ve kendime geliyorum yakınlaştıkça aslıma.

Benimle olduğunu zannettiklerim…
Benden izin almadılar ki hayatıma girerken,izin alarak çıksınlar…
İzin alarak sahiplenmedim ki izin vererek bırakayım.
Kıtlıktan çıkmış ırgat gibi saldırırken tarlaya
Düşünmeliydim,bunların bir sahibi olacaktı aslında.
Gelip el koyacaktı tarlasına.Ki ben kim olduğumu hatırlayayım.
Ve böylece tarladan çıkıp kalakalınca ortada
Aslıma dönüp kendime geldim haddimi bildim.
Her olayın merkezi sandığım ,başrol oynadığıma kandığımdan beri
İşsiz güçsüz bir ırgattan pek de farklı değilmişim meğer.
Gözümde büyütüp kendimi işe yarar bildiğim ben
O ahmak adamın yaptığını yapmışım yıllarca.
Hani gemiye binmiş yüküyle de yol boyunca sırtından indirmemiş..
Benim yaptıklarım da o kadar ahmakçaymış aslında.
Dert edindiklerim,yük bildiklerim bırakıversem kendi hallerine gideceklermiş.
Sahiplenmeseymiş onları,sadece “emanet bırakıldıklarını” hatırlasaymışım.
Bu kadar yükün altında ezilmeyecekmişim.

Aciz olan benim,
Bir kollayanım olacaktı elbet kendimi dev sanmasaydım.
Emanet ağır yük! Değil ki sahiplik…
Bu yüzden ezildim işte,bir düzine cahillik
Kaldıracağım kadar verildi bana.
Daha fazlasına karışarak kendime eziyet eden benim.

Bunca şeyi anlayınca,”inşaallah”,
Çoktan dilimin en zarif duası oldu bile.
Yeniden kabul edilmenin beklentisiyle “inşallah” derken içten içe
Ne sunulan tarlalara baktım ne de başka bir şeye.

Zaten iyisinden bir tevekkül borçluyum rabbime

“inşaallah” dedikten sonra başlayan işe
Ruhum uyanıverdi,hani o yıllardır durmadan kıvranan
Sen de yeter ki onu an ,çünkü
İnşallah derse yakaran inşa eder Yaradan.

Meryem Betül Yıldırım

Reklamlar

14 Yanıt

  1. Sevgililer arasında neyin söylendiği çok önemli değildir; önemli olan Sevgili\’ye konuşmaktır. Önemli olan Sevgili\’nin yanında kalma süremizi konuşma bahanesiyle uzatmaktır. İşte dua da böyledir; duanın en önemli faydası Rabbinin huzurunda olmandır. O\’ndan ne istediğin önemli değil; O\’ndan istemen O\’na konuşman önemlidir. İşte bu yüzden sevgili Peygamberimiz (asm) ayakkabınızın kopan bağını bile Rabbinizden isteyin der bize. Yani ki ayakkabınızın bağının kopması bile Rabbinize konuşma vesilesi eyleyin der… Dua etmek kimseyi yormaz; korkma Rabbinden de senden bıkmaz! Senai DemirciAllah c.c. razı olsun oğul.gönlüne sağlık. mevlam yar ve yardımcımızdır inşAllah.selam ve dua ile.

  2. Göz, neyi görürse, akıl onun derdine düşüp onunla meşgul oluyor..Öyleyse, ey göz, güzel bak !..Sen güzel baktıkça, güzeli gördükçe, kainatın sayfaları açılacak bir bir önüne..Sen bakmaman gerekenlere baktığında, yorulacak akıl ve kalp. Gayenin önünü toz kaplayacak..Kulak, işittiği sözleri tekrarlıyor..İşitilenlerden akla bir yol gidiyor sanki ve gereksiz her söz, o yolda ilerleyip, beyin kıvrımlarında yerini alıyor..Öyleyse, ey kulağım, kötü şeyler işiteceğini bildiğin yerden kaç..Gıybet ve dedikoduya kapan..Eller ve ayaklar, her gün türlü işte çalışıyor..Gidilmesi yere götürmeyip uzanıveriyor bazen ayaklar bir yerlere.. Bazen, eller, vermesi gereken yere uzanmıyor..Geri çekiliyor..Öyleyse, ey el, “veren” ol..Ve ey ayak, en güzel yerlere taşı bu bedeni..Kalp, neyle doluysa, ameller de o yönde oluyor..Kalbin ne kadar kısmını boş sevgiler kaplıyor?..Sevgilerin esas sahibine yönelmeyince, bir yük oluyor kalp..Ey kalp, seni Yaratan’dan çok sevebileceğin kimse var mı?..Akıl…Güzelliklerin de, kötülüklerin de gerçekleşmesinin önceki durağı.. İradeyle yönlendirilen, niyetlerle anlamlanan ameller…İşte ey aklım, düşünmektir mesleğin..Tefekkürdür emelin..Hayrı ve iyiyi hayal etmekte, hayra karar vermekte, iradene hakim olmakta, yani senin işleyişinde belirleniyor her şey..Çizgiler böylece çiziliyor..Dil, türlü tatlarla mütelezziz..Türlü kelamlarla müteellim.. Bazen, dökülen kelamın her biri ayrı bir tohum, ayrı çınarlar yetiştirecek..Bazen, ağır bir yük olarak inecek insanların kalbine kırıcı sözler..İşte, ey dil!… Sarf ettiğin sözleri koru…Hayra dön, şerde tutul..İyi tad..Fabrikanın yasakçısı hükmünü koru..R.Nazik KayaHayırlı geceler oğul. selam ve dua ile

  3. Can çekişiyorum zamanın kıskacında,sancılarım bana unutturuyor kendimiKayboluyorum ağrılarım içinde,etime bıçak gibi saplanıyor sızılarım.Ne gelecek hayallerim aklımda ne bitmez telaşlarım…Bazen sadece bir baş ağrısı yenik düştüğüm,bazen bir kaç derece fazlalık;ateş…Bu kadar yeter çok önemli planlarımı (!) alt üst etmeyeSonrasını geç !Kıvranırken,ellerimi sıkıca bağlamışım kendime.Elim uzanmıyor sevdiklerimin ellerine,onların ellerinde tutunamıyor.Kendime anlatıyorum dertlerimi.Yalnız kendim anlıyorum kendimi.***ÇOK GÜZELDİ AHMET KARDEŞİM…SAGOLASIN….DUAMDASINIZ—DUANIZDA OLMAMIZ DİLEGİYLE…

  4. Yarabbi;Seni görmezden gelen yürekten,Rızanı hesaba katmadan yapılan dilekten,Seninle aramı açacak servetten,Öğrendikçe rızandan uzaklaştıracak bilgiden,Aldıkça doymak bilmeyen nefisten Sana sığınıyorum Sığınayım sensin, Kime gideyim,Mağfiret ettiklerinden biride ben olayımOlayım da kendime geleyimALLAH RAZI OLSUN CAN SEVGI VE SAYGILAR

  5. “inşaallah” dedikten sonra başlayan işeRuhum uyanıverdi,hani o yıllardır durmadan kıvrananSen de yeter ki onu an ,çünküİnşallah derse yakaran inşa eder YaradanAllah razı olsun güzel bir paylaşım Rabbim bizleri acizliğini bilip ona göre davranan kullarından eylesin inşeAllah…selam ve dua ile…

  6. Kimsesiz hiç kimse yok, her kimsenin var kimsesi,Kimsesiz kaldım, yetiş ey kimsesizler kimsesi.Allah razı olsun…selam ve dua ile kardeşim…

  7. Ya Müheymin!Sensin gariplerin sığınagıSensin kimsesizlerin dayanağıSensin hakkı himaye edenSensin aklımı aldanışlardan kollayanSensin ayağımı tuzaklardan kurtaranSen ki zayıfları kuvvetlilerin şerrinden himaye edersinMazlumların hakkını zalimlerden almayı vaat edersinSen ki benim en küçük, en önemsiz,En gizli arzularımı da bilir bana merhamet edersinNefsimin aldatmalarına kanmaktan koru beniAşağıların aşağısına yuvarlanmaktan koru beni Ya Rabbi! Seni tarif etmektedir bütün güzel isimlerSen güzel isimlerini aşikar etmezsen ruhum karanlıkta kalırEsma’ül Hüsna’na şahit yaz beni.S.Demircihayırlı cumalar.. Teşekkür ederim 🙂 dua ile..

  8. Kader, beyaz kağıda sütle yazılmış yazı; Elindeyse beyazdan, gelde sıyır beyazı!.. Necip Fazıl Kısakürek

  9. Allahım,Kusurları görenlerden değil, örtenlerden;Teselli arayanlardan değil, teselli edenlerden;Anlayış bekleyenlerden değil, anlayış gösterenlerden;Yalnız sevilmeyi isteyenlerden değil,Sevenlerden olmamıza yardım et.Yağmur gibi hiçbir şey ayırdetmeyipAktığı her yere canlılık bahşedenlerden;Güneş gibi hiçbir şey ayırdetmeyipIşığıyla tüm varlıkları aydınlatanlardan;Toprak gibi her şey üstüne bastığı haldeHiçbir şeyini esirgemeyipNimetlerini herkese verenlerden;Ve gece gibi, ayıp ve kusurları sarıp örten,Alemin dinlenmesine imkân hazırlayanlardan olmayı bize lütfet.Alan değil, veren ellerin;Affedici olduğu için affedilenlerin;Hak ile doğan,Hak ile yaşayan ve Hak ile ölenlerinVe sonsuz yaşamda yeniden doğanlarınSafına katılmayı bize nasip eyle.AMİN…slm ve dua ile kardeşim emegine saglık..

  10. "Yolumuz sevgi ve muhabbet üzerine kurulmuştur. Bu yolun müntesipleri arasına katılan her insan yeter ki inkar etmesin sohbetlerinden yararlanır. Büyüklerin hikmetiyle cehennem ehli olmaktan kurtulur.İnsanın hiçbir kârı olmasa bile, bu sohbet meclislerinde bulunması ona yeter. Zira hadisi şerifte:"Kişi sevdiğiyle beraberdir" buyrulur. Gavs-ı Hizani der ki; "Seven sevilir ve yolumuzda sayılır." Bakınız!… Kıyamet günü bir kişi getirilir. Bakılır ki amel defteri bomboştur. Kurtuluşuna sebep olacak hayırlı bir ameli yoktur. Adama "Hiç mi hayırlı amel işlemedin?" denilir. Adam:"Birgün bir yerde oturuyordum. Baktım ki üzerime bir gölge düştü. Bu gölgenin sahibi gönül ehli bir Allah dostuydu!., der ve boynunu büker. O kişi, bunun üzerine affedilir."Abdurrahman-ı Tahî (k.s)Hayırlı haftalar.Selametle inş.

  11. ŞİMDİ SAAT KAÇ ?Ah, şu zamanı bir görebilsem!” diyenler olur mu ki? İpinden kopmuş tesbih taneleri düşer gibi zamanın peşine… Siz, tesbihinizi çekersiniz… Zamanın ipi gibi kopuverir birden!Mevsimler, resimler, hayaller dağılıverir. Toplarsınız. Zaman ipine dizer gibi dizersiniz taneleri. Halıların üstünde gezinir gibi çocukluğunuzu, gençliğinizi arar gibi ararsınız tesbih tanelerini. Vitrinlerin önü/arkası… derken, bir yorgunluğun adı olur bakışlarınız. Annemin üzülen tesbihini saya saya dizdiğini, dize dize saydığını hatırladım. Bir tesbih, iki tesbih tanesi eksik mi çıkardı ne! Tatlı tatlı gülümserdi ve sonra yine önceden dağılmış tesbih tanelerinden eklerdi. Mavili, kırmızılı cicili bicili zamanın türlü çeşitli hallerini anlatır gibi bir tesbih olurdu elimde… Şimdi saat kaç?Bu soruyu bana sormayın; çünkü şimdi saat kendime çok var ! Çünkü şimdi saat, dünü (az öncemi) çoktan geçmiş! Çünkü şimdi saatlerimin hepsi (belki) çoktan durmuş (da) kurulmayı bekliyor! Ali Hakkoymaz

  12. Sahiplenmeseymiş onları,sadece “emanet bırakıldıklarını” hatırlasaymışım.Bu kadar yükün altında ezilmeyecekmişim.Aciz olan benim,Bir kollayanım olacaktı elbet kendimi dev sanmasaydım.Emanet ağır yük! Değil ki sahiplik…Bu yüzden ezildim işte,bir düzine cahillikKaldıracağım kadar verildi bana.Daha fazlasına karışarak kendime eziyet eden benim.Allah razı olsun ablası çok güzel bir paylaşımdı…Rabbim kimseye çekemiyeceği yük yüklemez eğer ağır bir yük varsa üzerimizde bizdendir…bazen kaldıramayacağımız yükün altına girip kendimize eziyet ediyoruz işte …Rabbim razı olsun derin bir aleme sürükledi bu yazı…

  13. "Allâh Teâlâ, nebîleri ve velîleri âlemlere rahmet olarak dünyaya göndermiştir. Bu yüzden halka bıkmadan, usanmadan nasihatte bulunurlar. Bu nasihatları dinlemeyip kabul etmeyenler için de, "Yâ Rabbi! Sen bunlara acı, rahmet kapısını bunlara kapatma!" diye yalvarırlar.Sen aklını başına al da, velîlerin öğütlerini canla başla dinle! Dinle de, üzüntüden, korkudan kurtul, mânevî rahata kavuş, eminliğe eriş!Fırsatı kaçırmadan ve tereddüde düşmeden, bu fânî âlemin aldatmacalarından sıyrılmış, kendini tamamıyla Hakk\’a teslim etmiş olan kâmil insanın eteğini tut ki, âhir zamanın, şu bozulmuş dünyanın fitnelerinden kurtulasın!Velîlerin sözleri âb-ı hayatla dolu, saf, dupduru bir ırmak gibidir. Fırsat elde iken ondan kana kana iç de gönlünde mânevî çiçekler, güller açılsın.Efendi, bilmiş ol ki edeb, insanın bedenindeki rûh gibidir. Aslında edeb, Allâh dostlarının gözü ve gönül nûrudur. Eğer şeytanın başını ezmek dilersen, gözünü aç da gör ki, şeytanın kâtili edebtir.Gözünü aç da, baştan başa Allâh kelâmı olan Kur\’ân-ı Kerîm\’e bak! Kur\’ân\’ın bütün âyetleri edeb talim eder, edeb öğretir.Sen varını, yoğunu, malını, mülkünü ver de bir gönül al. Al da, o gönül, mezarda, o kapkara gecede, sana ışık versin, nûr versin…Hak dostu olan bir insan ile bir an beraber bulunmak, bir ömre bedeldir. Ondan düşen bir kıl ise kıymetli bir madene bedeldir. Fakat Hak dostlarının zıddı olan öyle katı kalbli insanlar da vardır ki, onlarla bir arada bulunmak ve konuşmak şöyle dursun, onları görmemek ve onlardan uzak olmak cihân mülküne bedeldir.Gönlüme dedim ki: "Önde olmaya heves etme, lutuf merhemi ol. İnciten diken olma. Kimseden sana bir kötülük gelmesini istemiyorsan, kötü sözlü, kötülük öğreten, kötülük düşünen olma. Her hâlinle amel-i sâlih içinde ol."Hz.MevlanaDaim hayır ve selametle inş.

  14. Allah C.C. Nasıl Misafir Edilir ?Musa Aleyhisselâmın kavmi: – Ya Musa! Rabbimizi yemeğe davet ediyoruz. Buyursun bir gün misafirimiz olsun. Nemiz varsa ikram etmeye hazırız, dediklerinde Musa Aleyhisselâm, onları azarladı. «Nasıl olur, Allah (haşa) yemekten, içmekten ve mekândan münezzehtir» diyerek bir daha böyle bir şeyi akıllarından bile geçirmemelerini tenbihledi. Fakat Musa Kelîmullah Turu Sina\’ya çıkıp, bazı münacaatta bulunmak istediğinde, Allah tarafından şöyle nida olundu: – «Ya Musa neden kullarımın davetini bana getirip söylemiyorsun?» Musa Aleyhisselâm: «Ya Rabbi, böyle daveti size gelip söylemekten haya ederim. Nasıl olur, Zatı Ulûhiyetiniz onların söylediklerinden beridir» dedi. Allah (c.c.): «Söyle kullarıma, onların davetine Cuma akşamı geleceğim» buyurdu. Musa Aleyhisselâm gelip kavmini durumdan haberdar etti, hazırlığa başlandı, koyunlar, sığırlar kesildi. Mümkün olduğu kadar mükellef bir yemek sofrası hazırlandı. Çünkü misafir gelecek olan ne bir vali, ne bir padişah, ne bir başka yaratıktı. Kâinatın yaratıcısı misafir olarak gelecekti. Hazırlıklar tamamlandıktan sonra, akşam üstü uzak yollardan geldiği belli; yorgun argın, üstü-başı birbirine karışmış bir ihtiyar gelip: «Ya Musa! Uzak yollardan geldim, acım, bana bir miktar yemek verin de karnımı doyurayım» dedi. Hz. Musa: – Acele etme, hele şu testiyi al da biraz su getir bakalım. Senin de bir katkın bulunsun. Biraz sonra Allah (c.c.) gelecek, dedi. Tabii adam daha fazla diretmeden çekip gitti. Yatsı vakti oldu, beklenen misafir halâ gelmedi. Sabah oluncaya kadar beklediler, halâ gelen giden yoktu. Neyse ümidi kestiler. Hz. Musa taaccüp içinde idi. İkinci gün Hz. Musa Tur\’a gidip: – Ya Rabbi, mahcup oldum, ümmetim: «Ya Sen bizi kandırdın, ya Allah sözünde durmadı» diyorlar dediğinde, şöyle hitap olundu: – Geldim ya Musa, geldim. Açım dedim, beni suya gönderdin, bir lokma ekmek bile vermedin. Beni ne sen, ne kavmin ağırladı.» Bunun üzerine Hazreti Musa Kelîmullah: – Ya Rabbi bir ihtiyar geldi sadece, o da bir kuldu, Allah değildi. Bu nasıl olur? dediğinde Cenabı Allah: – «İşte ben o kulum ile beraberdim. Onu doyursa idiniz, beni doyurmuş olacaktınız. Çünkü ben ne semalara, ne yerlere sığarım, ben ancak aciz bir kulumun kalbine sığarım. Ben o kulumla beraber gelmiştim. Onu aç olarak geri göndermekle, beni geri göndermiş oldunuz» buyurdu. Demek ki, Allah için yapılan her şey, bizzat Allah\’ın kendisine yapılmış gibi olmakta, Allah da o kimseden razı olmaktadır. ++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++Allah razı olsun bidenemmmm.canım abim hakkını helal et kardeşine..Bizlerde senin hakkın çok..rabbim sizlerin sayılarınınızı artırsın..Allah,a emanet ol can abim benim.Selam ve dua ile bidenemm.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s