“Ne yapayım acele ettim, kışta geldim. Sizler cennet-asa bir baharda geleceksiniz. Şimdi ekilen nur tohumları, zemininizde çiçek açacaktır.”…

Kürsüye çıktı. Gözlerini camiyi dolduran kalabalığa çevirdi. Öyle bir bakıyordu ki herkes onun kendisiyle göz göze geldiğini hissediyordu. Uzun uzun seyretti. Kalabalığın üzerine çökmüş bir yeis, bir ümitsizlik gördü. Oysa o ümidini hiç bir zaman yitirmeyenlerdendi. Kelimeleri tek tek seçerek, ağır ağır, tane tane konuşmaya başladı:

“Zaman durmadan deveran ediyor, dönüyor. Gündüzler geceleri takip ediyor. Geceler gündüzlerin arkasından süratle geçiyor. Ve zaman müstakim bir hat gibi gitmiyor. Bugün birilerine bayram yarın başkalarına bayram. Bugün birilerine sevinç yarın başkalarına sevinç. Bugün derenin dibinde emekleyenler yarın zirvelerde gezmeye namzet. Zaman kurak ve çorak olabilir, ama bu zamanın bağrına ekilen cennetlerden daha kutsi gözyaşları yarını cennetlere çevirecektir.”

“Ne yapayım acele ettim, kışta geldim. Sizler cennet-asa bir baharda geleceksiniz. Şimdi ekilen nur tohumları, zemininizde çiçek açacaktır.”

Bediüzzaman Said Nursi Hz.

Reklamlar

27 Yanıt

  1. Bahar ne güzel bir mevsimdir. Durgunlaşıp kenara çekilen canlıların yeniden canlandığı zamandır. Çiçeklerin, türlü böceklerin ortaya çıktığı, çimlerin göverdiği, sebzelerin bollaştığı mevsimdir. Bahar başlı başına ?Hayy? isminin bir tecelligâhıdır. Sadece tabiat mı? İnsan bile baharda canlanır. İnsanoğlunun ?canlı? olduğunun farkına vardığı, hem biyolojik hem duygusal olarak tazelendiği mevsimdir bahar. Ilık ılık esen rüzgarın özgürlük hislerimizi uyandırdığı, tarifi zor hislerin beraber duyulduğu zamandır. Mart, yeniden canlanmanın ilk emarelerinin duyulduğu aydır. Yani çimenin ilk taze yaprağı, eriyen karların altından görünen ilk çiçek başı, havanın ısınmaya başladığının ilk emareleri Marttadır. Bendenize sorarsanız senenin birinci ayıdır Mart. En büyük değişimin, yani cansızlıktan canlılığa geçişin ayıdır. Diğer aylar adeta Marttan kazandıkları ivmeyi devam ettirirler. Nisan baharın ikinci ayıdır. Marttan sonra gelir. Soğuk kış günlerinin donduran ayazı besbelli sona ermiştir. Güneş daha bol görünmeye başlamış, artık ısıtan yüzüyle bize güler olmuştur. Çiçekler bollaşır, kırlar doyulmaz bir tada bürünür Nisanda… Kışın bütün zahmetine veda etmenin, baharın tadına dönüştüğü aydır Nisan… Martta arasıra da olsa kışın soğuk yüzüyle karşılaşırız. Biraz da ürkeriz; atalarımız ikaz etmiştir. Marta temkinli gir, kazma kürek yakma demişlerdir. Ama işte Nisan Marttan devraldığı güzellikleri tamam ederek çıkar karşımıza. Havanın yumuşadığı, soğuktan, kardan ürkmeden bahar havasını ciğerlerimize çekebildiğimizi gördüğümüz, yaşadığımız aydır Nisan. Bir çok yönden ferahlama zamanıdır. Tabiatın Nisanı olur da bizim şu inişli çıkışlı dünyamızın Nisan?ı olmaz mı? Bizi hep Şubat soğukları, hep kış günleri karşılayacak değil ya… Dondurucu soğuklar ömür boyu sürecek değil ya… Herşey zıddıyle bilinir… İşte..! Kışı yaşayıp baharı arayanlar, emeklerini ortaya koydular ya… Özledikleri bahar için bir sevdanın peşinde kimi ömrünü, kimi varlığını ortaya koydu ya… Soğuklara aldırmayıp, yollarda kalmayıp, yürümeye devam ettiler ya.. Sevdaya açık gönülleri keşfedip, gerçek sevdayı tanıttılar ya… O sevdalılar, görmedikleri, tatmadıkları bir bahar için, bütün kış çalıştılar ya… Çok değil, birkaç sene evveldi. Baharın muştuları ufukta beliriyordu. Sanki havaya cemre düşmüş, Mart bütün canlandırıcı atmosferiyle gelivermişti. Evet, baharın emareleri hissediliyordu. Dört taraftan umut verici haberler duyuluyor, inşirah duygularını sürekli canlı tutan mesajlar geliyordu. Soğuğun tedirginliğinin üzerimizde devam ettiği o dönemde, baharı yaşamaya başladığımız fikri henüz idraklerimize ulaşmamış olsa da, zaten Martlar öyleydi. Muştu vaktiydi Mart ayı… Ne kadar sürdü bu kış mevsimi? Gerçekten üç ay mıydı? Yok öyle değildi… Çok uzun sürdü bu kış… Çok canlar yaktı; çok fedakârları aldı ayazında sürükledi… Diğerlerine soğuk uğramasın diye çok yiğitler feda ettiler kendilerini… Paratoner oldular, kol kanat gerdiler; diyorum ya, o bahar için kendilerini feda ettiler. Uzun sürdü bu kış… Koskoca coğrafyaları aldı savurdu… Birini oraya, birini buraya… Ne ev kaldı ne ocak… Ne tarih kaldı, ne vefâ… Kışın şiddeti bir önceki baharı bile gözlere çirkin gösterdi. ?Yaşanmış bahardan bana ne, benim payıma kış düştü; üşüyorum? diyene dilimiz kilitlendi; söyleyecek söz bulamadık. Fakat, soğukların bir gün biteceği, ılık baharların geleceği yıllar, yıllar evvelinden söylenmişti. Kendisi en çetin kışlara siper olan, seksen senelik hayatında dünya nimeti adına birşey tatmadığını söyleyen ?Üstad?, baharın kendisinden çok sonra da olsa geleceğini müjdeliyor, kendi döneminde yaşayanların bu noktayı kavrayamadıklarını da ifade ile onlara sitem ediyordu: ?Neden dünya herkese terakkî dünyası olsun da, bizim için tedennî dünyası olsun? Öyle mi? İşte ben de sizinle konuşmayacağım, şu tarafa dönüyorum, müstakbeldeki insanlarla konuşacağım.?… MAHMUT ÇELEBİOĞLU Allah c.c. razı olsun oğul.Mevlam hizmetini daim eylesin. selam ve dua ile.

  2. Rahmân ve Rahîm olan Allah\’ın adıyla1 Ey İlâhım! Rabbim Sensin Çünkü ben bir kulum Nefsimin terbiyesinden âcizim Demek beni terbiye eden Sensin2 Hem Sensin Yaratıcı Çünkü ben yaratılmış bir varlığım, yapılıyorum3 Hem rızık veren Sensin Çünkü ben rızka muhtacım ve ona elim yetişmiyor Demek rızkımı veren Sensin4 Hem Sensin Mâlik, mülkün gerçek sahibisin Çünkü ben bir memluk ve köleyim; benden başkası bende tasarruf ediyor Demek benim sahibim Sensin 5 Hem Sen izzet sahibisin, yücesin Ben ise zelilim Halbuki üzerimde bir izzet ve bir onur cilvesi görünüyor Demek Senin izzetinin aynasıyım6 Hem Sensin sınırsız zengin Çünkü ben muhtaç ve faki-rim; bana bu fakir hâlimle ulaşamayacağım bir zenginlik verili-yor Demek mutlak zengin Sensin, veren Sensin 7 Hem ölümü olmayan devamlı hayat sahibi Sensin Çünkü ben ölümlüyüm; dirilmem ve ölmemde Senin daimî hayat sıfatının cilvesi görünüyor8 Hem Sensin Bâkî Çünkü ben fâniyim; ömrümün sona ermesinde Senin varlığının devamlı ve bâkî olduğunu anlıyorum 9 Hem Sen şeref sahibi yüceler yücesisin Çünkü ben kötü-lükler içinde bocalıyorum Demek şeref ve haysiyet Senden geliyor 10 Hem sonsuz ihsan sahibi Sensin Ben ise günâh işleyen bir kulum Fakat pişman olup tevbe edince bana ihsan kapıları açılıyor Demek ihsanınla bağışlayıp sonsuz güzellikler bahşeden Sensin11 Hem günahları affeden yalnız Sensin Ben ise, günah-kârım Demek günahları affedecek Senin kapından başka kapı yoktur12 Hem büyüklük ve azamet sahibi Sensin Ben ise hakir ve küçüğüm Küçüklüğüme bakarak Senin büyüklüğünün her türlü övgüden daha yüce olduğunu anlıyorum13 Hem kuvveti bütün kâinatı kaplamış ve bütün varlıkları zapt ederek hükmü altına almış olan Sensin Çünkü ben aciz ve zayıfım; bende zayıflığın aksine bir güç görünüyor Demek güç ve kuvvet Senden geliyor14 Hem kâinatı rahmet hediyeleriyle dolduran ve istekleri en güzel şekilde karşılayan Sensin Çünkü ben sözlerimle ve hâlimledaima yalvararak istiyorum, dileniyorum Demek veren ve hediye eden Sensin 15 Hem vadinde ve sözünde emîn olan ve güvenenlerin güvenini boşa çıkarmayan Sensin Çünkü ben korku ve kaygı içindeyim; Sana dayanıp güvendiğimde bütün korkularımdan kurtuluyorum Demek emîn olan ve güven veren Sensin 16 Hem cömert olan Sensin Çünkü ben miskinim ve hayatıma lâzım olan şeyleri elde etmekten acizim Fakat acizliğime rağmen bir zenginlik içindeyim Demek cömertçe ihsan eden Sensin17 Hem dualara cevap veren Sensin Çünkü ben hâlimle ve dilimle daima dua edip istiyorum, niyaz edip yalvarıyorum Arzularım yerine geliyor İsteklerime cevap veriliyor Demek arzu ve isteklerime cevap veren Sensin18 Hem her türlü hastalığa şifâ veren Sensin Çünkü ben has-tayım Hastalıktan her kurtuluşumda Senin şifa verici tecellini görüyorum Demek her türlü hastalığa şifa veren Sensin19 Benim günahlarımı affet Hatalarımı bağışla Hastalıklarıma şifa ver, ey bütün kemal sıfatların sahibi ve noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah! Ey güzel isimlerinin sonsuz hazineleri her şeyin her ihtiya-cını her zaman en mükemmel şekilde karşılayan Kâfî! Ey varlıkları yaratıp onları en münasip organ ve duygularla donatan ve ihtiyaçlarını en güzel şekilde karşılayarak onları yaratılış gayelerine sevk eden Rab! Ey vaadini yerine getirmesinde şüphe olmayan ve bütün varlıkların ihtiyaçlarını kudret ve rahmetiyle gideren Vâfî! Ey rahmet ve merhameti her şeyi kuşatmakla birlikte imanlı ve ihlâslı kullarına çok özel ikram ve şefkati olan Rahîm! Ey maddî ve manevî her çeşit hastalığa şifâ veren Şâfî! Ey sayısız rahmet meyvelerini ve nimetlerini bütün canlı-ların önlerine seren ve iyiliği bol olan Kerîm! Ey maddî ve manevî dert-leri gideren, afiyet ve sağlık veren Muâfî! Beni, anne ve babamı, Benim her türlü günahımı affet Her türlü hastalığımı gider, sıhhat ve afiyet ver Beni ve onları sonsuza kadar rızana dahil et Rahmetinle ey merhametlilerin en merhametlisi Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet âlemlerin Rabbi olan Allah\’ım Sana mahsusturHayırlı geceler sevgili abican Allah c.c razı olsun dua ile..

  3. Ey guc ve kuvvetin yegâne sahibi Yuce Allah\’imiz! Sen Kavî\’sin, biz ise Sen\’in zayif, aciz ve muhtac kapikullariniz. Bizi Sen\’den baska kim koruyup kollayabilir! Ne olur, salih kullarini sevindirdigin gibi bizi de surpriz lutuflarinla sevindir ve uzerimizdeki nimetlerini tamamla! Bize ve yeryuzunun degisik yerlerindeki butun inananlara, ozellikle de zulme ve haksizliga ugratilmis mazlumlara dunya ve ukbada tasa ve elem sebebi olan kotuluklerin hepsini bertaraf et! Ey biricik koruyanimiz! Dinimize ve dunyaya muteallik butun islerimizde insî ve cinnî seytanlarin, durmadan kotulugu emredip duran nefs-i emmarenin verecegi zararlardan, inanan kullarina karsi kalbleri kin ve nefret duygulariyla dopdolu dusmanlarin saldirgan davranislarindan bizi muhafaza et. Onlarin tuzaklarindan, komplolarindan bizi ve gonlunu Sen\’in dinine vermis butun inananlari himaye eyle. Ey Allah\’imiz! Bize dusmanlik yapanlara karsi Sen bizim muînimiz ol… Haddini asip hukukumuza saldiran mutecavizlerin serlerini uzerimizden def et. Aleyhimizde fitne atesini korukleyenlerin ocaklarini sondur. Ey sefkati ve merhameti varligi butunuyle kucaklamis Rabb\’imiz! Hakkinda besledigimiz husn-u zanda bizi tasdik et… Et de, biz caresiz kullarini her turlu endise, gam, uzuntu, keder ve sikintidan halâs eyle! Efendimiz Hazreti Muhammed\’e, aile fertlerine ve butun ashabina salâtu selam ederek bunlari Sen\’den dileniyoruz, Rabb\’imiz… Her zaman engin lutuflariyla, buhranli zaman dilimlerinin pesinden de aydinlardan daha aydinlik bayram gunlerini yaratan Rabb\’imize, agaclarin yapraklari, denizlerin dalgalari ve yagmurlarin damlalari adedince hamd ve sukur; hurmetine kâinatin yaratildigi, sunnetine butun varligin hayran kaldigi Efendimiz\’e, insanlik âleminin yuz aklari olan âline ve ashabina da sonsuz salâtu selamlar ediyor, gunlerin nevbahara donecegi demlerin heyecaniyla umitle bekliyoruz selam ve dua ile oğul. mevla yar ve yardımcın olsun.

  4. Rabbim Razı Olsun Cankardeş,Ahmet kardeş…

  5. “Şeriat muma benzer; yol gösterir ki ele mum almadan, yol alınmaz. Ele mum alıp yola düştüğünde, yoldaki bu gidişin, yürüyüşün tarikattir. Gideceğin yere varıp, amacına ulaştın mı, bu da hakikattir. Bunun için demişler ki; Hakikatler meydana çıktı mı, yollar biter!”Hz.Mevlana (Mesnevi)Hayırlı günler Selametle inş.

  6. Neyleyelim, hayat başlı başına , saniyesinden senesine bir imtihan. Var oluşumuz bir imtihan. Varlığımız imtihan, yoklugumuz, yoksunluğumuz imtihan. Açlık imtihan, zenginlik imtihan. Ve ömür… bütün bir ömür imtihan… Bir tek nefesle bitivermiyor ömür. Her nefeste uçurumlardan yuvarlaniyor ya da uçurumlarin kiyisindan son anda dönüveriyoruz. Günahlarimiz imtihan, sevabimiz imtihan. Son nefese kadar ne kazandigimiz, ne kaybettigimiz bir sey var. Neyleyelim, imtihan dünyasi… Can tatli, kulluk daha tatli… Bir metrelik çadirda yasayanin da, konaklarda saltanat sürenin de topu topu bir nefeslik cani var.Bütün yapilanlar, yaptiklarimiz o bir nefeslik can için.Can kiymetli.Fakat canin asil sahibini.canani bilen için can,canana sunulabilecek en güzel hediye.Canla imtihan… Uçurumlarin kiyisindayiz. Düsmekle kalkmak arasindayiz. Imtihan içinde nice imtihanlar veriyoruz. Açlıkla-toklukla, varlıkla-yoklukla, günahla-sevapla,ölümle-yasamla imtihan oluyoruz. Kazananlardan olmak ümidiyle…++++++++++++++++++++Rabbim razı olsun BİDENEMMMM.CAN ABİM.ALLAH,A EMANET OL..Selam ve dua ile BİDENEM.

  7. Kalbimdeki en iyi armağan Allah\’ım! Kalbimdeki en iyi armağanın sana olan umudumdur. Dilimdeki en tatlı söz, senin şükranındır ve en çok sevdiğim saatler, sana kavuştuğum andır. Allah\’ım! Seni hatırlamadan ben bu dünyaya tahammül edemem. Seni hatırlamadan, öbür dünyaya nasıl tahammül edeyim?! Rabiatü’l-Adeviyetşkler alanınız çok güzel

  8. Bu Kainatta Görünen Bütün Güzellikler Öyle Bir Güzelden Geliyorki,Bu Mütemadiyen Değişen Ve Tazelenen Kainat,Bütün Mevcudatiyle Ayinedarlık Dilleriyle ,O Güzelin Cemalini Tavsif Ve Tarif EderBediüzzaman Said NursiALLAH RAZI OLSUN CAN KARDESIM SAYGILARIMLA

  9. "Buluttan bir damlacık indi denize..Enginliği görünce utandı.Kendi kendine; "Denizin karşısında ben de kimim ki… Onun varlığına göre ben yok sayılırım.." dedi…Kendisini küçük gördüğü için sedef gönlünü açtı ona, bağrına bastı ve korudu onu..Nâz ile besledi damlacığı sedef..Sonra kader onu o denli yüceltti ki, sultanların tacına kondurdu inci olarak..Damla kendisini alçak gördüğünden yüceldi, yokluk kapısına kapılandığı için var oldu.."Şeyh Sâdî-i ŞirâzîHayırlı cumalar.Selametle inş.

  10. Ayağım dolanır, Yolumu keser sebeblerEmrini bekler zerreler, Zorumu kolay eyle ~Yüreğim darlanır, Uçurumum olur ayrılıklarEmrini bekler uzaklar, Uzaklarımı yakın eyle ~ Önemsediklerim senin yanındadırVazgeçemediklerime sen yetersinAczime kudretinle yetişirsinSen bana kafisin SELAM VE DUA İLE HAYIRLI CUMA\’LAR…

  11. Misafirlik tuhaf şey…Oradasın,ama oralı değilsin…Önüne sofralar kuruluyor,izzet-ikram görüyorsun ama hiç bir şey sana ait değil…Rahatın yerinde de olsa kalkıp gideceksin birgün,gitmek zorundasın…Misafirlik dünya hayatına ne çok benziyor ve dünya hayatı misafirliğe…

  12. Akşama Kadar YaşamakYaşlı bir adam ve genç bir delikanlı bir köşede oturup konuşmaktalar. Önlerinde iyi giyimli bir adam belirir. Genç olanın önüne bir kese altın koyar. Genç: – Sağol, paraya ihtiyacım yok. – Olsun, ben sana veriyorum, ister sen harca, ister fakirere ver. Genç fazla ısrar etmez. Keseyi alır hemen hepsini ihtiyacı olduğunu bildiklerine dağıtır. Yaşlı adam aynı akşam genci bir başkasından yardım isterken görür ve sorar: – Niçin o bir kese altından kendine ayırmadın? Genç: -Akşama kadar yaşayacağımı düşünemezdim. *******************************************************Bidenemmmmmm…Rabbime hep dualar ediyorum.iyiki seni tanıtmış bana.,iyiki varsın can abim benim.Allah,ım seni hep korusun.Abimmmm.bidenemmm seni ALLAH,IMA emanet ediyorum ..Selam ve dua ile.

  13. Kabirden Mektup var – imam-i gazali Anacığım canım anacığım..Artık öldü diye Gözlerimi Kapadınız ya işte ozaman ben bir noktaya bakıyor ve bedenimden alınan ruhumu takip ediyordum. Bir kısmınız bağrıştı yüksek sesle ağladı.Ozaman çok üzüldüm. Orada bulunanlardan bazıları benim için rahmet dilediler hayır dua ettiler onlar beni nekadar sevindirdi bi bilsen çünkü onların duasına meleklerde amin! diyordu.Bu arada gözlerimi kapattınız o sırada ben bedenimden alınan ruhuma bakıyordum.Sonra çenemi bağladınız. Elbisemi çıkarmakta da zamının da davranmanız iyi oldu. Ayak parmaklarımı birbirine bağlamakla da isabet ettiniz.Yalnız ölümümü dostlarıma duyurmakta biraz ihmalkar mı davrandınız?Cenaze namazımı kılan cemaatin daha kalabalık olmasını isterdim. Çünkü onların çokluğu benim için şeffatti. Cenazeme gelipte namazımı kılmadan gidenler kılsalardı hem beni sevindirmiş olurlar hem kendileri karlı çıkarlardı.Anacığım Geçenlerde beni ziyarete gelmiştin selam verdin bana.bende sana selam verdim senin ziyaretime gelmeni hep hasretle bekliyorum.sık sık gel olurmu?Bide benim için mağfiret dilersen çok sevinirim.buna ihticanım var.kızma bana burada ben çok rahatsızım, ruhum hep ızdırap içinde ne semadayım ne arzda ikisi arasında kaldım. Keşke dünyada iyi işler yapsaydım.o zaman illiyum da olacaktım yerimde belli olacaktı.Sanki cennetteymiş gibi bir kabir hayatı sürücektim.yinede durumuma şükrediyorum en azından geçte olsa beni kurtaracak imanım var.zira kafirlerin inkarcıların durumu çok daha kötü.Onların ruhu yedi kat yerin dibindeki siccinde siyah kuşların ağzında yada kursaklarında azab olunmakta..Burada birbiri ile görüşmek mümkün ancak bunu iyi amel sahipleri yapabiliyor. Sizin dünyanızdaki olmuş yada olacak şeyleri tartışıyorlar. Ama herkes dilediği ile görüşemiyor ancak amelde birbirinim dengi ve derecesinde olanlar görüşebiliyor. Ben hiç kimseyle göüşemiyorum anne, bir nevi tutuklu gibiyim telaşım okadar çok ki fırsat bulamıyorum yada buraya günahlarımla geldiğim için izin verilmiyor.Ne olurdu buraya iyi amelerle gelseydim o zaman babamıda görürdürm.onu ne kadar çok görmek istiyorum fakat onun güzel amelleri kendisini kurtarmış ki benim bulunduğum azap yerinde yok.Canım anacığım Üzerimi toprakla örtüp döndükten sonra ruhum bedenime girdi .O zaman beni kabre koyanların ayak seslerini duydum hemen sonra iki melek geldi.birinin adı nünker diğerinin adı nekir miş, öyle heybetlilerdi ki korkumdan ne yapacağımı ne söyliyeceğimi şaşırdım, çünkü herşey ortadaydı. Cehennemdeki yerim daha önce gösterilmişti zaten. Kıyametin kopmasını hiç istemiyordum.ama ameli iyi olanlar varya onlar çok sevinçli nünker ve nekirden hiç korkmuyorlar biran önce kıyamet kopsada cennete ulaşsak diye bekliyorlar.Dedim ya anne korkmuştum birde bana Rabbin kim? Nebin kim? Dinin ne? Kitabın nedir? Kıblen neresidir? Amelin nedir? İmanın nedir? Gibi sorular sordularBen iyice şaşırdım cevap veremedim.çok bağırdım anne beni duydunmu?Halbuki soruların cevabı çok basitti iyi amel sahipleri rabbim. Allah dinim İslam peygamberim hz Muhammed s.a.v dedilerÇünkü Allahın kanunu böyle herkes işlediğinin karşılığını görür. Sevgili anneciğim az önce belirttim ya şimdi ben büyük bir azap içindeyim kabrim beni sıkıyor hep sıkıntıdayım yakınlarımla görüşemiyorum sizlerden haber alamıyorum.hele her gün sabah akşam cehennemde çekeceğim azabın bana tekrar tekrar gösterlilmesi varya o daha çok ıztırap veriyor. Fakat yinede ümidimi kaybetmedim. Zira bu azapla kurtulabilirsem mahşerde temiz olurum hiç olmasa. Eğer bu azapla da temizlenemezsem ve yine mahşerde temizlenemezsem çok korkuyorum anne ancak cehennem ateşi ile temizlenicem.Kabirde veya mahşerde temizlenemeyenler cennete giremiyorlar buranın kanunu bu, temiz olmayanlar, yani günahlarından arınmadan kimse cennete giremez. Orası temizlerin yeri.”

  14. @°º¤ø,¸¸,ø¤º°@°º¤ø,¸ ,ø¤º°@°º¤ø,¸ ø¤º°@°º¤ø,¸Comment only this pageshttp//luluasol.spaces.live.com Or http://luluasol2010.spaces.live.com♥♥└└═─═─♥♥♥♥♥♥♥♥─═─═┘┘♥♥♥< .I LOVE. >FOREVER – HAPPY WEEK♥♥♥└└═─═─♥♥♥♥♥♥♥♥─═─═┘┘♥♥http://i45.tinypic.com/erhemu.gifDesejo…Que no olhar esteja a esperança.Que no carinho permaneça o afeto.Que em cada sorriso,esteja a alegria.Que em cada sonho,permaneça o objetivo.Que em cada gesto,esteja a humildade.Que em cada palavra,permaneça o diálogo.Que em cada ser,esteja apenas amor☆♥ レ o √ 乇 ♥ ☆♥ レ o √ 乇 ♥☆* ♥♥♥ * Sharing My Love * ♥♥♥ *☆♥ レ o √ 乇 ♥ ☆♥ レ o √ 乇 ♥☆

  15. BİR SELAM BEKLER GÖNÜLLERKutadgu Bilig “selamı veren eman verir; selamı alan selamette olur” der ve “garibe bir selam, bir altın yerine geçer” diye ilave eder. Barıştır selamın bir anlamı ve bir anlamı huzur. Selim ile Salim, Selami ile Selamet, Süleyman ile Müslim, Müslüman ile İslâm… Hep aynı kökten hep aynı çiçekten. Ilgıt ılgıt rüzgar, ışık ışık tebessüm. Hiçbir şey iken biz, Elest Bezmi’nde bize can bağışlayana can verme sözüdür selam. Gök kapılarını açan kutlu zamanlar güzeli… Temiz yüreklerin ve gülen yüzlerin artırır aydınlığını. Doldurur beyaz heybemizi ve boşaltır kara defterimizi. Rahmetinden alır kuvvetini diller ve o söz ile silinir bütün suçlar. Selam bir gülümseyiş, selam bir bakış, selam bir merhabadır; selam tam vaktinde bir gönül alma, ta yürekten bir teşekkürdür. Selam bir umman; sevgi saklar derinliklerinde. Selam içten bir tebessüm, kalbî bir yakınlıktır. Selam ve aleyk, birbirini bütünleyen ikizler… Selam geldi ve bütün yaslı çehrelerdeki kederlerin yerini en içten tebessümler aldı. Onun sıcaklığıyla karanlık gönüllerimiz aydınlandı. Göz gözü görmez olduğunda ve ters düştüğünde birbirine bütün yollar ve dahası gönüller kapattığında birbirine çelikten kapılarını, açtırmaz mı bahar çiçeklerini bir selam? Adı sinelerimizden kazınmak ve namı yeni nesillere unutturulmak istendi. Ve şair: Bir devrde geldik ki azîzân unutulmuş Tutmuş yerini hurd u büzürgân unutulmuş. demek zorunda bırakıldı.. Hasretlerimiz düğüm düğüm selamlarda gizlenir ve seher yelleriyle gönderilir yar olan uzak diyarlara. Selamların en güzeli ile başlar ve selam ile sona erer bütün mektuplar. Heyhat!.. Ne selamlar ile rahmet dilediğimiz dualarımız, ne de satırlarında sevgi çiçekleri açan mektuplarımız kaldı. Oysa o, kıyamda bir ayet; kaidede bir tahiyyattı. Küçük büyüğe, yürüyen oturana, süvari piyadeye, az çoğa… Ama ne zaman ki ilâhi huzura selama durmayı unuttuk ve sağ cenahımızdaki meleği işsiz bıraktık, işte o zaman unuttuk selamı. Belki içimizdeki yabanlıklardır veya yabancılıklardır bize selamı unutturan. Sahi, kalbimizin bütün paslı kapılarını ardına kadar açıp da, o vefalı dosta en son ne zaman bir salât u selam yolladık? Oysa O, “sizden biriniz bir meclise girdiğinde evvela selam versin” ve “aranızda selamı yayınız” buyurmuştu. Ve kutlu bir selam ile gelmişti dünyaya. Oysa duymadı mühürlü kalpler teri gül kokanın selamını. Oysa O, bir gün arkadaşlarının arasında, uzaklara bakıp, “kardeşlerime selam olsun!” demişti. Yazık ki biz o kelimeyi onun söylediği yalınlıkta, onun söylediği sıcaklıkta ve tazelikte söyleyemedik. Kurtuluşun, saadetin, barışın, sevginin, merhametin ve adaletin o bir kelimede saklı bulunduğunu dosdoğru anlayamadık ve anlatamadık. Hatta “rüşvet değildir deyu” almadık. Ne olur bugün Yunusleyin bir selam verelim onbir ay unutup bir ay hatırlayabildiklerimize. Düşkünlere, yetimlere dullara, çocuklara, sevgililere, kimsesizlere… Kalmasın selamın gönlünü okşamadığı bir yaralı yürek. Bir gülümseyişimizle ısıtalım ısıtamadıklarımızı. **Erol Uzun** Biz dünyadan gider olduk, kalanlara selam olsun. Bizim için hayır dua, kılanlara selam olsun. Ecel büke belimizi, söyletmeye dilimizi Hasta iken halimizi, soranlara selam olsun… Ne azabına dayanacak halim nede Rahmetinden mahrum kalmaya mecalim yoktur.Vefasızlık edip senden uzak kalsamda, halim senden uzak kalamıyacağımı haykırmaktadır…Vefasızlığım nispetinde değil, ihtiyacım nispetinde lutfuna talibim…YARAB!!!..SİMUZER TEYZEME PAYLAŞIMI İÇİN TEŞEKKÜRLERHAYIRLI GECELER BİDENEMMMM…..CAN ABİM..CANIM ABİMMMM..İYİKİ VARSIN BİDENEMSİN…ALLAH,A EMANET OL ABİCİĞİM….SENİ SEVİYORUM BİDENEMMMM. SELAM VE DUA İLE.

  16. O ÇİÇEKLERDEN OLMAK DUASI İLE… ALLAH RAZİ OLSUN

  17. “Ne yapayım acele ettim, kışta geldim. Sizler cennet-asa bir baharda geleceksiniz. Şimdi ekilen nur tohumları, zemininizde çiçek açacaktır.” Bediüzzaman Said Nursi Hz.Evet Üstadım, cennet- asa bir baharda geldik. Nur ikliminde açan çiçekleri koklamak için nefsimizle verdiğimiz mücadele yoruyor kalbimizi! İllâ Allah\’ın inayeti illâ Allah\’ın rahmeti…Allah razı olsun, nur ikliminden mahrum etmesin.Selamlar…

  18. İHMALLE GELEN PİŞMANLIK… Bir arkadaşım kimsesiz bir teyzenin zor durumda olduğunu söylediğinde, ziyaretimle tanımıştım O’nu. Bir yıla yakındır gidip gelmeme rağmen, adını,nereli olduğunu,yaşını hiç sormadım.3 oğlu olduğunu,eşinin terk ettiğini,üzüntüsünden sol tarafına inme indiğini anlatmıştı.Çocuklarının hayırsız olduğunu,gelinlerinin yanında istemediklerini sık sık dile getirirdi. “ İnşAllah,çocukları da onlara bakmasın,benim gibi onun bunun eline kalsınlar” bedduasında bulunurdu. “ Etme,öyle söyleme.Onlara gelen bela,acı,sizi de acıtır” derdim. Bir defasında yaşlıların kaldığı Fakir ve Güçsüzler Yurduna yerleştirmek istediler kabul etmedim demişti. Zengince bir hayır sever (belki de gönlü zengin),evinin de yer aldığı arsasına, bir odacık baraka yaptırmış,kendi tesisatından tek bir lambanın yandığı ışığı bağlatmış.Elektrikli hiçbir eşyası yoktu.Hoş,elektriksiz eşyası da yok sayılırdı ya! Suyu mahalle çeşmesinden taşıdığını,çok zamanda komşularının çocuklarının yardımcı olduğunu anlatmıştı. İlk tanışmamızda kapıyı çaldığımda, sol elinin bilekten aşağı doğru sarktığını,sol bacağını sürükleyerek yürüdüğünü ve yüzünün sol kısmının da hafifte olsa yamulduğu dikkatimi çekmişti. “En acil ihtiyacınız nedir? Size ne getireyim ?” diye sorduğumda, “ Kızım seni Allah’mı gönderdi? Sen kimsin?” “Boş verin benim kimliğimi.Yağ ,şeker,un çay… acil ne lazım?” “Allah seni inandırsın,akşama yiyecek yavan ekmeğim yok.Bir parça un vardı,onu mayaladım hamur yaptım.Tavada bazlamaç yapacağım.Gel evimin içine bak,halimi anlarsın.” “ Peki teyzeciğim.Yarın cumartesi.Rabbim nasip eder ise ,semt pazarından sebze,meyve,şeker,yağ,deterjan vb bazı ihtiyaçlarını getiririm inşAllah.” Deyip ayrıldım. Her cumartesi ziyaret etmeye gayret ediyordum.En son üç ay kadar önce uğradım.Bir vakfın Ramazan münasebetiyle toplu gıda ve giyecek yardımı yapacağını başkanının telefonuyla öğrendim.Benden, bildiğim ihtiyaç sahiplerine ilişkin adres istiyordu.Vakfa uğrayıp form alıp, bizzat takip ettiklerimin bilgilerini ulaştırmamız halinde aylık,3 aylık,ve 6 aylık periyotlarla, sürekli yardımda bulunacakları müjdesini verdi. Sanki kendi ihtiyacım giderilmişçesine sevindim.Rabbime şükrettim. Formlardan birini alıp felçli teyzeye gittim.Barakanın önünde bir kütüğe oturmuş,delik patiklerini, sakat elinin ,el verdiğince onarmaya çalışıyordu. Selam verdim ve nüfus cüzdanını rica edip,yardım hususunu açıkladım.İnşAllah bundan sonra ben gelmesem de,ihtiyaçların karşılanacak dedim.İşim bitince, “ Teyzeciğim, ben ,bir buçuk,iki ay kadar gelemeyeceğim. Hakkınızı helal edin. Rabbimin misafiri olarak davet aldım.Nasip olur sağ salim dönersem ,yine gelirim.” “ Helal olsun, benim ne hakkım var ki sende? Çocuklarımın kapımı açmadığı şu günlerde, hep senin getirdiklerin kursağıma girdi.Sen helal et “ dedi. “ Ne fark eder,biz de çocuğun sayılırız. Hem ben kendi adıma gelmiyorum.Bir avuç Allah rızasında buluşmuş kardeşimle, sizin gibi ihtiyaç sahiplerinin üzerimizdeki hakkını bir nebzecik olsun hafifletme çabasındayız.” Formu doldurup, arabaya bindiğimde, ayağa kalktı.Sürüklenerek yanıma yaklaştı.Camı açtım, “Beri bak! Benim tavada cızz edecek yağım yok.Çay ,şeker, peynir,zeytin hiçbir şeyim kalmadı” Cüzdanıma baktım,ihtiyacı nı giderecek meblağ yok. “Teyzeciğim, 3-5 güne kadar Vakıftan getireceklerini söylediler.Söz vermiyorum.Eğer gidişimiz gecikirse, gelmeye çalışırım.Gelemez isem arkadaşlardan rica ederim size uğramaya çalışırlar.Hakkınızı helal edin”deyip ayrılıyorum. Arkamdan selamlamak için kaldırdığı sağ elinin yanına düştüğünü fark ediyorum. İçim buruk eve geldim.Ertesi günü ,öğretmen olan kuzenim telefonda zekat ve fitresini havale gönderdiğini,fakirler için harcamamı söylüyordu. Son ziyaretimin 3.günü tükendi dediği ihtiyaçlarını alıp,kendisinden başka 6 aileye daha uğramak üzere yanımda iki arkadaşımla birlikte marketten çıkıyoruz. Teyzenin barakasının önüne gelince kapıyı çalıyorum.Çıkan olmuyor.Yerden bir metre kadar yükseklikteki penceresinin camını tıklatıyorum.Yine ses veren olmuyor.Bu kez her zamanki alışkanlığımla kapı haline getirilmiş ve ortasında bulunan ipi çekerek açtığım kapısına uzanıyorum.İpi tutup çektiğimde,yukarı da bir asma kilit dikkatimi çekiyor. O sırada, karşı bahçeden 15-16 yaşlarında genç bir kız çıkıp geliyor. “ Abla, sen Medine Teyzenin nesi oluyorsun?” “ Hiçbir şeyi” “Hep ziyaret ediyordun da.” “ Evet.Kendisini bulamadım.Kapısı da kilitli.Biliyor musunuz nereye gittiğini? Benim acelem var.Şu getirdiklerimi size bıraksam, gelince verirmisiniz? Ben umreye gideceğim,yarın bir daha gelemem.” “ Ablacığım, sen getirdiklerini başka birine götür.Dün dışarı çıkmayınca ,komşuları kapıyı kırdı.Tansiyonu, kalbi vardı.Kendi başına ölüp kalmış.Doktor, savcı geldi.Öleli iki gün olmuş,kimsenin haberi olmamış.” Kahroluyorum. Demek bana yakındığının ertesi günü vefat etmişti. Neden, kredi kartımla olsun ,ihtiyaçlarını gidermemiştim. Daha önce benden hiç bu tür talebi olmamıştı.Kim bilir ne kadar bunalmış, zorda kalmıştı ki, tam ayrılacağım esnada dile getirmişti.Sen iki ay olmayacağını söylüyorsun,onlarda (vakıftan bahisle) gelmezse ,zordayım demişti. Rabbim beni affet. İhmal değilse bile,idrak edemediğim için. Acıda olsa öğrendim ki daha sonra yaparım,sonra söylerim gafletine düşüp,pişman olmamak için, önemsediğim işleri,sevdiklerime söylemem gereken sözleri ertelememeliyim. Kimsesi Allah olan,kimsesiz Medine Teyzem umre boyunca aklımdan çıkmadı.Hep o son gördüğüm haliyle gözümün önünden gitmedi ve dualarımdan eksik olmadı. Rabbim rahmetiyle muamele eylesin. ALINTI…

  19. BİRİCİK VEFALIM GÜZEL ALLAH’IM!! *Sevgi,tûba tûba açan bir ALLAH gülüdür; mihnetkeş ruhların ikliminde.. mahrumiyeti koklarlar sabırsızlar ise.. Sevgi,hiç bitmeyen ve kesinlikle batmayan gecesiz bir güneştir;apak gönüllerin kristalinde… ama ışığa dirilebilenler için. Aynası paslı olanlar ise ayaz alaşımlı karanlığı yaşarlar ekvator aydınlığında.Ve sevgi,bir misktir;bahar bahar yudumlamak için..lakin yalnızca O’nun için… *Aşırı gülme ,yokluğu yaşamanın ifadesidir…ağlamak ise sevginin izdüşümüdür,yakınlığın derecesine göre.Gerçek huzur ve sevinç ise ancak zifaf huzurundadır.Dememiş miydin:Çok seversen;çok ağlarsın diye !!AĞLIYORSAN NİÇİN SEVİNMEZSİN,ÇOK SEVİLDİĞİNE.. *Şimdinin kara perdesine bakma;az ilerideki ışığı öp.Dikenlerle meşgul olma;GÜLLERİ kokla doya doya.Sevgiyi iç,kevser içmiş olacaksın.Ölürsen sevgiden öl öl ve sevgiline kavuş!!Hem kime sevdalısın ki!! *O’nu seven mahlıkatını da sever sırf O’ndan ötürü.. FANİLERİ DEĞİL,EBEDİ DOSTLUĞUNU VE SENİN DOSTLUĞUNU KAZANDIRAN DOSTLARINI İSTİYORUM,İSTİYORUZ RABBİM…. HAYIRLI GECELER BİDENEMMM.ALLAH,A EMANET OL…SELAM VE DUA İLE…

  20. “Ne yapayım acele ettim, kışta geldim. Sizler cennet-asa bir baharda geleceksiniz. Şimdi ekilen nur tohumları, zemininizde çiçek açacaktır.” allahım ne güzel bir tesbit ne güzel bir söz allah celle celalehu razı olsun oda bizleri elatlıga kabul etsin inşallah …

  21. "Zaman kurak ve çorak olabilir, ama bu zamanın bağrına ekilen cennetlerden daha kutsi gözyaşları yarını cennetlere çevirecektir.”bence can alıcı cümle bu . Allah o gözyaşlarını hakkıyla akıtabilenlerden kılsın gösterişsiz ihlasla.

  22. İnsan kırk gün aç yaşayabilir, sekiz dakika nefessiz yaşayabilir fakat, ümitsiz bir saniye yaşayamaz…Ümitsizlik günahtır zaten korku ve ümit arası olmak lazım. Degilmi ki, Mevla kulunun zannı üzere, kul ne zannederse, neyi ümit ederse Mevla verir.Rabbim şefeat nail eylesin, zamanında onlar ektiler bizler meyvesini yiyoruz…Rabbim dinini hakim kılmada bizleri kullansın inşaallah…

  23. Resulün kokusu üstündeGonca Gonca güller açmış yüzündeDerdimin dermanı Vallahi sendeCanım Cananım Seyda SultanımCAN ABİM BİDENEMMMM.CUMAMIZ MÜBAREK OLSUN.RABBİME EMANET OLUN.SELAM VE DUA İLE.

  24. HAYIRLI SABAHLAR AHMED KARDEŞ…SELAM VE DUA İLE İNŞ. “İnsanlar ikiye ayrılırlar: Başkalar için yaşayanlar, başkaları sayesinde yaşayanlar. Sorun olanlar, çözüm olanlar… Ümit kıranlar, ümit verenler… Dert üretenler, deva üretenler… Şikayet edenler, çare bulanlar… Aynı havayı soluyan, aynı sıkıntıyı yaşayan, aynı sevince ortak olan iki insandan biri dert küpü olur çıkar, diğeri deva küpü. Biri şikayet üretir, öbürü çare. Biri yük olur, öbürü yük taşır. İç dünyalarında düğümlenir bütün iş.. Afâki âlemden kopup gelen her mâlûmat, her olay, her keyifiyet, bizim ruh dünyamızı, zihniyet dünyamızı, gönül iklimimizi nasıl ve neye göre biçimlendirip işlettiğimize göre dönüşür, değişir. Ağaç olmalı her insan… Ağaç gibi olabilmeli her mü’min. Müslüman müslümana kötülük etmemeli… Kötü ortamı mazeret belleyip dönüşmemeli… Bilakis, dönüştürmeli. Ağaçlardan ders almalı. Karbondioksit aldığı ortamlardan bile oksijen üretmeli… Ve ağaçlar misali, birbirine bakmalı, birbirine destek olmalı… Orman olmalı…” Metin Karabaşoğlu

  25. dağlar sonra oynadı yerindenve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca,sen say kiyerin dibine geçtigeçmeyesi sevdam.ve ben seni sevdiğim zamanbu şehre yağmurlar yağdıyani ben seni sevdiğim zaman,ayrılık kurşun kadar ağırgülüşün kadar felaketiydi yaşamanınyine de bir adın kalmalı geriyebütün kırılmış şeylerin, nihayetindeaynaların ardında sıryalnızlığın peşinde kuvvetevet nihayetbir adın kalmalı geriyebeni affetKaybetmek için erken, sevmek için çok geç..

  26. […] bana Bediüzzaman’ın “Ne yapayım acele ettim, kışta geldim. Sizler cennet-asa bir baharda geleceksiniz. Şimdi ekile… Sözlerini […]

    • Ne yapayım, acele ettim, kışta geldim; sizler cennet-âsâ bir baharda geleceksiniz. Cümlesini açar mısınız?

      Üstadımız’ın geldiği döneme bakıldığında, manevi bir kış mevsiminin olduğu rahatlıkla müşahede edilebilir. Çünkü, bu dönem Küfür bütün dehşetiyle İman cephesini sarsmaya çalıştığı ve iman cephesininde çok zayıfladığı bir dönemdir.

      İşte bulunulan zamanın manevi bir kış olduğu ve istikbalde de çok mükemmel bir manevi baharın yaşanacağını Allah’ın izniyle gören Üstad Bediüzzaman Said Nursi hazretleri, “Ne yapayım acele ettim kışta geldim, sizler cennet asa bir baharda geleceksiniz” diyerek istikbaldeki Nur talebelerine müjdeler ve ümitler dağıtıyor. Nitekim Onun dediği çok şeyler tahakkuk etti.

      Sorularla Risale

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s