Ne Gözden Iraksın, Ne Gönülden Uzaksın…

Ne Gözden Iraksın, Ne Gönülden Uzaksın

 

Kim demişse demiş; “Gözden ırak olan, gönülden de uzak olurmuş” diye. Kimin için söylenmiş, neden söylemişler bunu? Birileri için doğru olsa da bu söz, Senin için yalan yâ Resulallah. Sen ne gözümüzden ırak, ne de gönlümüzden uzaksın.
Gönül evim Seninle, hatıranla dopdolu. Ey uzaklarda zannedilen, Mekke’de, Medine’de aranan Şanlı Nebî. Adınla ve hayatınla gönlümüzde yaşıyorsun.
Adını duyduğum ilk andan beri, o küçücük yüreğime sevgin güneş oldu, içime doğdu. En başta anacığımın ve çevremdeki insanların, dillerinden düşmezdi adın. Kimdin Sen, o adı dillerden hiç düşmeyen. En güzel, en seçkin bir kelimeydin, saygıyla söylenirdin. Mübarek adın anıldığında eller kalplere doğru götürülürdü. Bir dua yükselirdi dillerden; “Allahümme salli ala seyyidina Muhammed.” Küçüktüm, bilemezdim o zamanlar bu sırrı. Büyüdüm, düştüm izinin, sırrının ardına. Anlayanlar anlamışlardı, bütün esrarın anahtarının Sende olduğunu. Düğümleri Sen çözebilirdin, şifreleri Sen açabilirdin ancak.
Kimdin Sen, adı dillerden hiç düşmeyen? Adın bile hayatın kadar nurdan bir alev olup, gönülleri tutuşturuyordu. Kimdin? Nasıl biriydin ey Nebî? Bilemezdim o zamanlar. Sonra, çok sonraları da Seni doğru dürüst anlatana pek rastlayamadık hayatımızda. Fâni bir şahsiyet gibi geçiliyordun. Yaptıklarının üstünde hiç durulmuyordu. Hâlbuki o güzel adın vardı dilimizde, hayatımız kadar kıymetli. Anlamasak da hissediyorduk. Bu her şeyi anlatmaya yetiyordu ama gönlümüz daha fazlasını istiyordu. Bulamıyorduk, öğrenemiyorduk bir türlü. Nice insanlar çıkarıldı karşımıza. Tarihler, kitaplar, birçok meşhur simalardan söz ediyordu uzun uzun ama Sen yoktun onların arasında. Nice maharetli eller, nice bin ustalıkla bir yerlere atıvermişlerdi Seni. Tarihin tozlu sayfalarında unutturulmaya çalışılıyordun. Onlar gizledikçe aklım ve kalbim el ele verip, Senin hayatını en ince noktasına kadar öğrenmenin ve bilmenin heyecanına düştüler. Ve sonra gökyüzü kadar berrak bir mavilik içinde, bembeyaz pamuk gibi butlularla çerçevelenmiş bir hayat çıktı karşıma. Sen kitaplara sığamayacak kadar büyüktün, onu anladım çok şükür. O Sendin işte, O Senin hayatındı. Bulutların arasından doğan bir güneş gibi içimi ferahlattın. Kalbimdeki sıkıntıları bir bir yıktın attın. Varlığım varlığınla anlam kazandı. Şefkat ve rahmet ülkene misafir oldukça çoğaldım, büyüdüm, geliştim. Kısacık ömürde hiç kimsenin yapamayacaklarını yapmıştın. Küçük büyük herkes sevdalındı Senin. Anasından, babasından, nefsinden, her şeyinden çok sevmişlerdi Seni insanlar. Hak ediyordun bunu çünkü. Sen de onları herkesten çok seviyordun.
Bütün insanların bütün zamanlardaki dertleri için çırpınmıştın. Akıl almaz çileler çekmiş, binbir cefaya göğüs germiştin bir melek safiyeti içinde. Çok şükür kavuştum aradığıma. Buldum artık Seni, bırakmam peşini.
Çocukluğumda kulağıma öpüşle fısıldanan adın, nakış nakış ninnilerle ruhuma işlenen o güzel ismin, bir tohum gibi büyüdü içimde. Vaktini bekliyordu açmak için. Sen biricik Gönül çiçeğim, iç huzurum oldun benim. Ne tarihlerin ne de onların anlattığı gibi değildin. Okudukça, tanıdıkça hayatına hayran kaldım. Asla asla değildin. Hoyrat ellere yüreğimi iyi ki de bırakmamış büyüklerim. Senin sevgine açıkmış kalbim ve bekliyormuş yıllardır. Seni beklemişim, Seni özlemişim. Ey Sevgili, her şey o güzel adınla başladı hayatımda. Adını günde beş defa okunan ezanlarda da duya duya büyüdüm. Adı güzel, kendi güzel Muhammed’im.
Bir gün bir sözüne rastladım. “Benim adım Tevrat’ta Ahyed, İncil’de Ahmed, Kur’an’da Muhammed’tir” diyordun adını unutturmaya çalışanlara. Senden önce gönderilen kitaplardan ismini silmeye, yok etmeye çalışanlara inat doğru adresi gösteriyordun. “Getirin eski kitaplarınızı, açın sayfalarınızı, onlarda benim adım var,” diyordun. Kendilerince değiştirdiler, çıkardılar, attılar, ama adını silemediler, unutturamadılar. Onlar Seni sadece bir isimden ibaret zannettiler. İşte orda yanıldılar. İşaretlerini, sıfatlarını göremediler. Nice lüzumsuz işlerin ve şifrelerin peşinde koşup ömürlerini tükettiler bir hiç uğruna. Kâinatın bütün şifrelerinin, esrarlarının ve anahtarlarının Sende olduğunu bilemediler. Ömürlerini boş yere tükettiler. Arayanlar buldular, işaretlerini okudular. Bilenler bildi, görenler gördü Seni. Şifrelerini çözdüler. Şeytan ve cahil nefis insanların içindeki merak duygusunu sahtesine çevirmekte hiç boş kalmadılar. Ama hangi hakikat var ki unutturulmak istendikçe açığa çıkmamış olsun, gizlenmek istendikçe aşikâr olmasın. Rabbin bu oyunları bozdu, boşa çıkardı. Senin için hazırlanan her tuzağı yerle bir etti. Adının yanıbaşında yükseltti adını. Doğmamış ruhlara aşıladı, kalplere kazıdı, tüm kâinata taşıdı. Sana gelen Sana çıkan yollar, varmak isteyenler için çok kolay. Yeter ki bir adım atsın insanlar.

Yaradan Seni methetmiş getirdiğin kitapta. Adınla, risaletinle, elçiliğinle bu son kitabını mühürlemiş. Kim Allah’ın bildirdiğinden başka mana çıkarırsa hüsrandadır, ziyandadır. Çünkü bütün şifrelerin anahtarı Sendedir. Peygamberlik halkasına son noktayı Seninle koymuş Rabbim. Hatemennebî’sin Sen. Yüce görev Seninle tamamlanmış ya Resulallah. Senden sonrası hüsran, Senden başkası yalan.
Ey canlı güneşimiz! Sen varken, mumların ışığı altına girer miyiz biz. Azdırmak, saptırmak şeytanın işi, aldanabilir aklıselim olmayan kişi. Kur’an ile yolumuzu aydınlattın ışıl ışıl. Yolun, en doğrusunu gösterdin bize. Ben Senin getirdiğin bu kitabı nasıl okumam, nasıl sevmem ya Resulallah.

Kur’an’ın ve kâinat kitabının en büyük âyetisin Sen. Kur’an’ınla kendini, kendinle beni bağladın. Adınla yüreğimi dağladın ya Resulallah. Şimdi, bir gece yarısı dağdayım. Mekke’yi seyrettiğin yerdeyim. Pırıl pırıl parlayan o büyük mucizeni, işaretini okuyorum ayın parlak yüzünde.
Hira’dayım, yıllardır hasretini çektiğim yerdeyim, oradayım. Seni misafir eden o dağın, Hira’nın misafiriyim bu gece. Gökyüzüne bakıyorum, kâinatı heceliyorum. Mekke’yi, Kâbe’yi okuyorum buradan. Sırlar seninle çözülüyor. Şifreler anahtarsız çözülmüyor. Bütün esrarın anahtarları Sendedir ya Resulallah. Sen bize Yaradan’dan armağansın, bu sevinç yeter de artar bize.
Zaman zaman gölgelense de nurun, ebediyen silinmeyecek adın. Silemeyecekler. Yaradan’ın yazdığı silinir mi hiç. Sen Muhammed’sin, Mustafa’sın. Sevgilimizsin, Efendimizsin.
Yâ Resulallah, adını anmadığım zaman uzak, çok uzak çöllerde tek başına kalmış bir yolcu gibi şaşkın ve biçareyim. Ümidini yitirmiş bir divaneyim. İnsanların çektiği sıkıntıların nedenini anlayabiliyorum. Senden uzak olmak, güneşten mahrum kalmak demek, ışıksız yaşamak demek. Karanlık bir gecenin, bir anın ızdırabı bile yeter insanı çıldırtmaya. Bizim cılız ışıklarımız, evlerimizi ve şehirlerimizi aydınlatmaya yetmezken, Senin nurun kâinatı aydınlatıyor, gönülleri ışıldatıyor.
Usul usul girdin hayatıma, güneş gibi kırmadan, incitmeden yâ Resulallah. Yer ettin gönlümde ebediyen. Seni sevmek de bir ibadetmiş adını söylemek de, onu bildim onu anladım bu gece.
Bu gece oradayım, Hira’dayım. Bir kutlu gecede bir şeref payesi sunsun biz gibi dertli gönüllere. Korkutan karanlıklar silindiler. Kâinatla kardeş oldum, vahşetten kurtuldu ruhum. Kimsesizlikten, yalnızlıktan kurtuldum. Allah’ım, Sen varsın. Sen varsın ya başka şeyler hiç olmasa ne gam. Habibin, Sevgilin var ya yeter bize. Sen nasıl gözden ırak, gönülden uzak olabilirsin ki ya Resulallah. Ey şanlı Nebî. Miraç gecesinde dualarının içinde selâmımızı unutmayan gönül sultanı. Bu iyiliğin bile ebediyen hatırlanmayı hak etmiyor mu? Saçtığın ışığın, gönüllerde yaktığın parlak ateşin yanında her ışık sönük kaldı. Battı, gitti nice ışıklar, nice güneşler, nice aşklar, o aşkın yaktığı mecnun âşıklar gitti birer birer. Bir tek Sen kaldın ey Sevgili. Gönül semamızda sönmeyen, batmayan ebedi Güneşimiz. Sen varken uzaklık yok. Gönül ki, Senin için. Diller ki, Senin için var. Uzaklık mı olur, mesafelerin hükmü mü kalır, sevgimizin Sana ulaşan hızının, süratinin yanında. Ah ya Resulallah. Perişan, harap bir haldeyiz. Bir yanımız yıkık Seni özlüyoruz. Medine’ye, evine misafir olduğum gün ettiğim duayı Rabbim kabul etsin. Amin. Yanımda, gönlümde, dilimde adları yazılı olanlarla beraber. Sevdiklerimle. Bugün bir daha Seni yeniden anladım, Seni yeniden tanıdım. En küçük bir hatıranı dahi özlemişim. Yanına yaklaştığımda, huzuruna vardığımda fark ettim bunu. Şefkatli yüreğinin atışını duydum bizler için. Bütün insanları, Senin kadar kim sevebildi, başka kim sevebilir ki? Sen Rahman ve Rahim olan Allah’ın yeryüzündeki son elçisi, rahmet Peygamberisin. Yakînin olmak, bu duyguları tekrar tekrar huzurunda yaşamak, bir daha misafirin olmak ne büyük şeref. Sakladığım o inci tanelerini burada döküyorum, Sana elimi uzatıyorum, biat ediyorum. Davana baş koymak ne şeref.
Mademki ümmetinin onca derdine, sıkıntısına kefilsin, bizleri düşünmeden asla edemezsin. Derdimizle dertlenmeden yapamazsın, şefkatinin kanatlarını üzerimize germeden duramazsın. Bizi Senden başka kim anlayabilir ki ya Resulallah. Ey şefkatli Resul, bir Sen varsın yakınımız, yeryüzündeki rahmetinin tecellisi olan Rabbimizin. Biz kendimizden bile habersizken, bizi düşünen o incelerden ince, gözü yaşlı dualarla bizim için atan kalbin şimdi bize emanet. Makam-ı Mahmud’un adına, Rabbimizin katındaki o yüce merteben hürmetine, rahmetinle yıka içimizi. Tertemiz et bizi. Terkedilmişler, bir kenara itilmişler, öksüzler, yetimler, binbir dertle inleyenler adına ne olur yetiş imdadımıza.
Her şey Senin gelişini bekliyordu, Sana hazırdı, muntazırdı. Gelişinle dünyayı şereflendirdiğin o kutlu gecenin sabahında dünya bir daha yeniden yaratıldı Seninle. Âdem babamız bile “Gel ey evlat yetim kaldık, anlat kâinatın sırlarını, anlat da kurtar bizi dertten” diye Senin cennet kapılarında yazılı olan adını görüp dualar ediyordu. İlk peygamberin dualarında Senin adın vardı. Adın O’nun da dilindeydi. O’ndan binlerce sene sonra dünyaya teşrif ettiğin halde Hz. Âdem’e bile uzak değildin, bizden mi uzak kalacaksın ya Resulallah. Ne gözden ne de gönülden ırak ve uzak değilsin Sen. Kâinatın sırlarını açtın, âyet âyet okuttun gizli kalmış ne varsa. Bir damlacığım ben de, rahmet denizine ulaşmaya çabalıyorum. Sana varamamış bir damlacık, çöllerde kurumaya mahkûmdur. Kalbimden, ruhumdan gözüme, gözlerimden elime düşen bu bir damlacığı da, o güzel adını Hira’da andığım şu anda umman olan şefkatine, rahmetine katıver gitsin.
Seninle çoğalmayan, gösterdiğin pencereden bakmayan gözler ışığı göremiyor. İçimizdeki şefkat ateşini yakıyor, yandırıyor o zaman. Bir damlayı ummanına kat. Coşkun bir deniz olup çağlayayım Ebubekir gibi. Bütün insanlar adına cehennemin içinde bile yanmaya razı olabilelim o kahramanlar gibi. Cehennemden betermiş şefkat ateşi. Onu Söndürecek Sensin, Marifetullahtır ancak. Yetiş imdadımıza ey Resul, yetiş.
Yanan kalbe devasın Sen
Bulunmaz bir şifasın Sen
Habib-i Kibriya’sın Sen
Muhammed Mustafa’sın Sen…
Yâ Resulallah! Yanmak mukaddes bir gaye uğruna, gösterdiğin yolda yanmak, tutuşmak güzelmiş meğer.
Senden uzak kalmak, Senden ırak olmak nasipsizliğin en beteridir. Su Sende, şifa Sende, serinlik, ferahlık Sende. Adını bir kerecik olsun anınca sönüyor yüreğimizdeki ateş, diniyor sızılar yâ Resulallah.
Kim demişse demiş ama biz demedik; “Gözden ırak olan gönülden de olurmuş” diye. Bu söz kim için, hangi zaman ve hangi mekânda söylenmiş olursa olsun asla doğru diyemiyorum. Senin için ise büsbütün yalan yâ Resulallah. Senin için yalan Sevgilim. Biz Seni unutmadık ya Resulallah. Sen bize içimize çektiğimiz bir nefes hava kadar yakınsın. Farkında değiliz, dört bir yanı kuşatan ışığının. O uçsuz bucaksız rahmetinin farkında değiliz. Rabbim Senin elinle, dilinle uzatmış rahmetini bize. 124 bin peygamber arasından, Sana ümmet etmiş bizi. Bu şeref yeter bize, yeter de artar ya Resulallah. Biz Seni hiç unutmadık. Sen gönül tahtımızın tek sultanısın. Ne gözden ırak, ne de gönülden uzaksın yâ Resulallah. Sen bize bu kadar yakınsın işte…
Selim Gündüzalp


27 Yanıt

  1. Kim demişse demiş ama biz demedik; “Gözden ırak olan gönülden de olurmuş” diye. Bu söz kim için, hangi zaman ve hangi mekânda söylenmiş olursa olsun asla doğru diyemiyorum. Senin için ise büsbütün yalan yâ Resulallah. Senin için yalan Sevgilim. Biz Seni unutmadık ya Resulallah. Sen bize içimize çektiğimiz bir nefes hava kadar yakınsın. Farkında değiliz, dört bir yanı kuşatan ışığının. O uçsuz bucaksız rahmetinin farkında değiliz. Rabbim Senin elinle, dilinle uzatmış rahmetini bize. 124 bin peygamber arasından, Sana ümmet etmiş bizi. Bu şeref yeter bize, yeter de artar ya Resulallah. Biz Seni hiç unutmadık. Sen gönül tahtımızın tek sultanısın. Ne gözden ırak, ne de gönülden uzaksın yâ Resulallah. Sen bize bu kadar yakınsın işte…Allah razı olsun oğul.Mevlid kandilimiz mübarek olsun hayırlara vesile olsun inşallah. dualarda buluşmak dileğiyle. selam ve dua ile oğul…

  2. Yetiş imdadımıza ey Resul, yetiş.Yanan kalbe devasın SenBulunmaz bir şifasın Sen. Habib-i Kibriya’sın SenMuhammed Mustafa’sın Sen…Yâ Resulallah! Yanmak mukaddes bir gaye uğruna, gösterdiğin yolda yanmak, tutuşmak güzelmiş meğer.Senden uzak kalmak, Senden ırak olmak nasipsizliğin en beteridir. Su Sende, şifa Sende, serinlik, ferahlık Sende. Adını bir kerecik olsun anınca sönüyor yüreğimizdeki ateş, diniyor sızılar yâ Resulallah.Biz Seni hiç unutmadık. Sen gönül tahtımızın tek sultanısın. Ne gözden ırak, ne de gönülden uzaksın yâ Resulallah.*********************************************Rabbim razı olsun can abimmm..bidenemmm..Mevlid kandilimiz mübarek olsun …selam ve dua ,ile.

  3. O ZAT (A.S.M.),O KADAR PARLAK BİR BÜRHAN-I TEVHİDDİR Kİ, ZEMİNİN BAŞTANBAŞA YÜZÜNÜ VE GEÇMİŞ VE GELECEK İKİ YÜZÜNÜ IŞIKLANDIRMIŞ, KÜFÜR VE DALALET ZULÜMATINI DAĞITMIŞTIR.Sözler…KANDİLİNİZ MÜBAREK DUALARIMIZ KABUL OLSUN. (Amin)ALLAH\’A EMANET OLUN AHMED KARDEŞİM…

  4. İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük peygamber, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) 571 yılında Kameri aylardan Rebiü\’l-evvel ayının 12.gecesi doğmuştur. Milâdî takvime göre ise bu, 571 yılı Nisan ayının yirmisine rastlamaktadır. Bu mübarek geceye "Mevlid Kandili" denir.O\’nun doğduğu çağda dünyanın her tarafında cehalet, zulüm ve ahlâksızlık almış yürümüş, Allah inancı unutulmuş, insanlık korkunç ve karanlık bir duruma düşmüş, dünya yaşanmaz hale gelmişti. O\’nun doğduğu gece, insanlığın kurtuluşu için çok hayırlı ve mübarek bir başlangıçtır.O gecenin sabahı gerçekten de feyizli bir sabahtı. İnsanlık için yepyeni bir gün doğmuş, aydınlık bir devir açılmıştı. Bir fazilet güneşi ve hidâyet meşalesi olan sevgili peygamberimizin gönderilişi, Yüce Allahın bütün insanlara en büyük nimetlerinden birisidir.bu mübarek gecenin tüm islam alemi için hayırlara vesile olmasını diliyorum hayırlı kandiller

  5. Ve Allah aşkı yarattı Ve Allah aşkı yarattıVe onu insanoğlununSığınılacak en sağlam yeri olanKalbe yerleştirdiSuyunu gözyaşındanAteşini, kızgın lavlardanYüreğe giden yol olan gözleri,Yıldırımın tohumundanYarattı…İnsanın hamurunu, aşkla yoğurduİnsan varlık olmasınıAşkın varlığına borçluSevginin yüceliğine,Sevdanın büyüklüğüne borçluİnsan; aşkın eseriİnsan;Yaratılmışların en güzeli Muhammed Mustafa\’yaYüce Allah\’ın duyduğu aşkın eseriO dememiş mi:?"Sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım!" diyeO\’nun hürmetineHz.Adem, cennete yeniden kabul edildiO zaman aşkı inkâr edenAllah\’I inkâr etmiş demektir!Beni ayrı koymasın Allah,Ne kadar acı verse de aşktanMecnunun duası gibiBeni ayırmasın cüdaBelanın kardeşi aşktanAşk, Hakka giden yolAşk, Ruhun felahı içinAcı bir ilaç,Acı aşkın meyvesiYüreğine güvenen içinBir kurtuluş HAK AŞKI NEDİR?Sır dolu perdeyi aralamaktır.Hatayı, günahı karalamaktır.Ciğeri yüreği püryan eyleyip;Mülkün sahibine hep yalvarmaktırBelaya sabredip isyan etmeden.Hayale düşlere dalıp gitmeden.İmtihanda olduğunu belleyip.Zahire aldanıp konup göçmeden.Yalan dünya aldananı cezbeder.Aldatır hak yoldan sapıtır gider.Eğer kulluğunu idrak etmezsenKendisinle birlikte ateşe atar.Hisariyem aşka yandım söyledim.Dermanı ararken derdimi gördüm.Aşka aşık olup çalıp söylerkenAşkıma dermnı derdimde buldum ALLAH RAZI OLSUN KARDESIM HAYIRLI KANDILLER SELAM VE DUA ILE

  6. Elimde bir gül ile geldim kapına. Adın Gül Muhammed(sav), Gül, aşkının adı; gül, özleminin adı;gül, kokunun adı ve şimdi her diken sensizliğin matemi. Elimde bir gül ile geldim kapına, yüreğimde Sen diye büyüttüğüm. Bilirim ki çevirmezsin kapından layık olmasam da. Tüm kainatın hasretini getirdim bir gül ile. Güle gül ile geldim. Peygamberim cananım! Yüklendim bütün dünyamı, pak ikliminde arındırmak muradım…Bütün Gözler RESULULLAH\'(Aleyhissalatü Vesselam)\’ı Görsün… Bütün Gönüller \’\’O\’\'(Aleyhissalatü Vesselam)\’nu Duysun… Bütün Gözler \’\’O\’\'(Aleyhissalatü Vesselam)\’nun İçin Aksın… Bütün Kalpler MUHAMMED (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Diye Atsın… Bütün Yürekler \’\’O\’\'(Aleyhissalatü Vesselam)\’nun Sevgisiyle Yansın…. Es Salatu Vesselamu Aleyke Ya Resulullah… Es Salatu Vesselamu Aleyke ve HabibAllah… Es Salatu Vesselamu Aleyke Ya Seyyidel Evveline Vel Ahirin…. الله الله الله الله الله الله الله اللهالله الله الله الله الله الله الله اللهMevlid Kandilimiz Mübarek olsun..Gül Dalında Diken Gülle GüzelToprak Yeşille Gökyüzü Maviyle GüzelGözler Manayla Eller Duayla Kandiller Dostlarla Güzel..Selam ve dua ile değerli kardeşim Ahmed.

  7. SELAMÜN ALEYKÜMBugün Peygamber Efendimiz dünyaya gelerek şimdiye kadar sür gelen hayatta hepimize örnek olmuştur ne hayırlı insan ki doğduğu gün hepimize kutlu olsun herkesin tövbe ve dua için ALLAH\’ın kapılarının sonuna kadar açıldığı bu günde RABBİM herkesi af ve dualarını kabul eylesin… Hayırlı nice kandillere..Bu dünyada sevgi saygı iman birlik ve beraberlik kardeşlik nasip eylesin…ALLAH razı olsun can kardeşim..selam ve dua ile..

  8. "…Eğer sağ elime güneşi,sol elime de ayı koysalar;vallahi ben bu davadan yine vazgeçmem."Efendimiz s.a.vHangi gönül var ki asırlardır sana meftun, sana tutsak, sana yangın, sana divane olmasın?.. MEVLİD KANDİLİMİZ MÜBAREK OLSUN BİDENEM CAN ABİMبسم الله الرحمن الرحيم ****بسم الله الرحمن الرحيمGül sevginin tacıdır, Her bahar bir gül taçlanır.O Gül ki Muhammed\’\’i hatırlatır.O\’nu hatırlayana gül koklatılır.Gül kokulu sevgi dolu nice Kandiller.Kandiliniz mübarek olsun..بسم الله الرحمن الرحيم ****بسم الله الرحمن الرحيمRabbim bu gecede ve diğer gecelerde ettiğiniz duaları geri çevirmesin inş.Allah,a emanet olun..selam ve dua ile.Bidenemmm..canım abiciğimmm..

  9. Peygamberimizin dünyayı şereflendirdiği şu günün yüzü hurmetine o\’na layık ümmet olmayı şefaatlerine nail olmayı mevla nasip eylesin…Yarabbi benden dua isteyenlerin dualarını benim dua ettiklerimin dualarını bana dua edenlerin dualarını ben aciz kulununda duaların şu günde kabul eyle…amin.. Kandılınız mubarek olsun. http://www.mollacami.com/ilahiler/9705/mehmet-yetkin-kasidei-burde-arapca.html

  10. "Gül;Kokusu ve ihtişamı hayranlık abidesi olan bir güzelliktir… o en güzeli ve güzelliğini ifadeye şayan bir çiçektir.Güzel ahlakı ifade için seçilmiş bir çiçek…”Güzel ahlak güzel koku saçan bir çiçek (misal-i gül) gibidir…” alimlerin ifadesiyle. Gül kokusu neredeyse orada hep hoş bir koku hakimdir. Meşhur bir söz vardır;”Gül bahçesine girenler gül olur, gül olmasa da gül kokarlar.”Maksad gül bahçesine girme sevdasında olmalı.Maksad Gül’ün kokusunu yansıtabilmek olmalı.Gül ne latif bir çiçektir ki; gül olmayanları da gül gibi kokutabiliyor.Misal-i güldeki gibi; etrafına güzel koku (ahlak yansımaları) saçan ; ulaştığı her yere farklı bir ahenk katar.İnsan güzel ahlak sahibi olunca, “Gül” vasfını taşıyınca, , hem kendisi huzurludur hem başkalarına varlığı huzur verir.O’nun huzuruna vesile “en güzel’i dayanak noktası bilmesidir…Güzel ahlakın en güzel örneği hiç şüphesiz ‘Güzel ahlakı tamamlamak için gönderilen” Efendimiz (s.a.v)dir.O Kur’an daki ifadeyle “Üsvetun Hasene(en güzel örnek)”dir.Efendimiz’in duası yine güzel ahlak idi. “Ya Rabbi senden, sıhhat, afiyet ve güzel ahlak dilerim” derdi.O’nun Rabbi’ne bu talebte bulunuşu; güzel ahlakın hakiki imanın tezahürü olduğunu haber veriyor.Kendisi bu gerçeği; “iman bakımından müminlerin en mükemmeli, ahlâkça en güzel olanlardır…”[1] sözüyle vurguluyor.Hatta diyor ki; “Kıyamet günü, müminin terazisinde, güzel ahlâktan daha ağır bir şey yoktur.”[2] Başka çare yok… Hakiki iman huzuruna muttali olmaktan başka çare yok.Hakiki imanın bizlerde tezahür etmesi için güzel ahlak (O’nun ahlakı)ile ahlaklanmaktan başka çare var mı?Ya gül olmak ya da gül gibi kokmaktan gayrısı yok yok…Ne mutlu GüL’ün kokusu ve ihtişamına bürünen gül adaylarına…"[1] Tirmizî.[2] Tirmizî.Hayırlı cumalar selametle inş.

  11. Allah razı olsun değerli kardeşim Ahmed..Cumanız mübarek olsun.çok güzel konulara değiniyorsunuz sayfan ve blogların çok güzel.yavrularımız ve bizler çok faydalanıyoruz..Hakkınızı helal edin ..Allah,a emanet olun.selam ve sevgiler..sağlıcakla kalın..

  12. Sen ne gözümüzden ırak, ne de gönlümüzden uzaksın.Gönül evim Seninle, hatıranla dopdolu. Ey uzaklarda zannedilen, Mekke’de, Medine’de aranan Şanlı Nebî. Adınla ve hayatınla gönlümüzde yaşıyorsun.****ÇOK GÜZELDİ CANKARDEŞİM…RABBİM RAZI OLSUN…DUAMDASINIZ…DUANIZDA OLMAK DİLEGİYLE.. 🙂

  13. Sen evimize gelsen ne yaparız, Hemen koşup televizyonumuzumu kapatırız, Bangır bangır çalan kasetçalarımızımı kapatırız yoksa dedikodu yapan çenemizimi kapatırız MUHAMMED\’İM Gelsen evimize hangi odaya alırız seni Misafir odasınamı ne yüzle misafir odasına Çünkü odadaki vitrinde putlar var duvarlarda abuk sabuk resimler asılı onları kaldırmaya zamanımız olur mu? MUHAMMED\’İM Sen gelsen sana ne ikram edeceğiz, Amerikan içecekleri, Siyonist yahudi\’nin ürettiği pasta çeşitlerini mi? MUHAMMED\’İM Muhammed\’im ölmedi toprağa gömülmedi Sorarsanız nerdedir minicik kalbimdedir Ey Muhammed ümmeti! Terk etme sünneti Vallahi Muhammedsiz, VERMİYORLAR CENNETİ !!!VERMİYORLAR… ****************************************************************BİDENEMMMM ..CANIM ABİM BENİM ALLAH RAZI OLSUN SENDEN..HEP DUALARIMDASIN.. HEP OLACAKSIN İNŞ. ALLAH,A EMANET OL ABİMMM.SELAM VE DUA İLE..O YUMUŞACIK ELLERİNDEN ÖPER KARDEŞİN…

  14. çok güzeldi .. çoookkk.Allah yananlardan yangısıyla kavuşmayı arzulayanlardan kılsın.gönlümüzden ırak olmak şöyle gönlümüzü kaplayansın ey Rasul…çağır vuslat bedenende nasibimiz olsun :\'(duamız Sen hakkına kabul olunanlardan olsun.yaşımız cehenneme siperlerden sayılsın.ömrimiz adın yoluna kurbanlara karışsın.Sen bizsin bizide Ondan yap Ya Rabbi :\'(

  15. "Kim Allahın kitabından bir harf okursa,onun için bir hasene (sevap) vardır. Her hasene için ise on misli sevap vardır. Ben “Elif, Lam, Mim” bir harftir demiyorum. “Elif” bir harf, “Lam” bir harf, “Mim” bir harftir." (Hadis-i Şerif)euzubillahimineşşeytanirracimKovulmuş şeytandan Allah\’a sığınırım30 harfFatiha Suresi, 7 ayetli bir suredir. Kelime sayisi, 27 kelimedir, harf sayisi ise, 140 harftir.1.Bismil -lâ-hir- Rahmân-ir\’Rahıym 2.El-hamdü lillahi Rabbil-âlemiyn. 3.Er\’Rahmânir-Rahiym. 4.Mâliki Yevmiddiyn 5.Iyyâake-nâbüdü ve iyyâakenesteiyn 6.İhdinassırâtal-müstekıym 7.Sıraatalleziyne-en\’amte aleyhim, gayril mağdubi aleyhim ve leddâlliyn. Amin. Meali1. Rahman ve rahîm olan Allah\’ın adıyla… 2. Hanıd, âlemlerin rabbi Al­lah\’a mahsustur. 3. Rahman ve rahîm. 4. Ceza gününün tek sahibi. 5. (Rabbi-miz!) Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz. 6. Bizi dosdoğ­ru yola ilet. 7. Nimetine erdirdiklerinin yoluna; gazaba uğramışların yoluna da, doğrudan sapmışların yoluna da değil!sadece euzubillahimineşşeytanirracim ile birlikte Fatiha suresini okursak Allah bize 1700 sevap yazıyır. Mealiyle okursak bu sayı cok daha fazla artıyor.Fatiha gibi yaşarsak karşılığı sadece Cenneten oluyor."Hayırlı günler .Selametle inş.

  16. Yüzümüz yok kapına gelmeye,Sen bizleri başka kapılara gönderme,Bizim senden başka gidecek bir yerimiz yok,RABBİMRızkını bereketini rahmetini esirgeme bizlerden,Bağışla bizleriHayırlı geceler.Ahmet kardeşim..Allah,a emanet olun.CUMANIZ MÜBAREK OLSUN .

  17. CÜMLE DÜNYA SİZİN OLSUNCümle dünya sizin olsun,bir dost,bir post yeter bana,Atlas libas sizin olsun,bir dost,bir post yeter bana.Beyler tahtından inerler,ayaksız ata binerler,Toprağa gömüm giderler,bir dost,bir post yeter bana.Sanırmısın kalsan gerek,bilirmisin nolsan gerek?Bin yıl yaşar olsan gerek, bir dost,bir post yeter bana.Karun malın verirlerse,beni sultan kılarlarsa,Alem kulum olurlarsa,bir dost,bir post yeter bana.Sonu yok devletten nolur,ecel gelir seni bulur,Seyyid Seyfi işin bilir,bir dost,bir post yeter bana. Cuma Bayramımızın ,nuru,bereketi üzerimize ola.A.E.O.can kardeşim,ablasının canı…

  18. "Size içinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız O\’na çok ağır gelir.Çünkü, O, size çok düşkün , mü\’minlere de çok şefkatli ve merhametlidir." TEVBE /128O, yanındayken bile kendisine hasret kalınan Sevgili! Yakınlığın bile en nihayetinde bir mesafe olduğunu öğretti gönlüme.Bütün mesafelerin yanıp kül olduğu yerde uzaklığa mahkum etme bizi.Hayırlı cumalar.Dualar ve selamlar…

  19. Allah’ın salat ve selamı üzerine olsun- Biz seni, bize Alemlere Rahmet Resûl olarak veren Allah için çok sevdik… Biz seni, yüzünü hiç görmeden sevdik… Biz seni, içimizdeki bütün eksikliklere, kusurlarımıza rağmen sevdik… Biz senin yetimliğini, biz senin ümmiliğini, biz senin arkadaşın Cebrail melekten okumayı öğrenmeni çok sevdik. Sen bize, Allah’ın sözünü okuyan ve öğreten başöğretmenimizsin… Sen bize Allah’a inanmanın ardından meleklere inanıp onları sevmekten geçtiğini söyledin. Biz, yüzünü hiç görmediğimiz bu latif dostları da sırf sen anlattığın için sevdik… Sonra Allah’a imanın, O’nun Kitaplarına inanmak ve Kitaplarını sevmekten geçtiğini de söyledin. Kitapları sevmemiz, okumamız bundandır. Sen, bize Allah’a inanmanın O’nun elçilerini sevmek ve aziz tutmaktan geçtiğini de anlattın. Adem’i, Nuh’u, Davud’u, İbrahim’i, Musa’yı, İsa’yı ve diğer peygamberleri de senin yani Muhammed Mustafa (sav)’nın bir öncesi olarak, ilahi öğretinin anlatıcıları ve insanlığın öğretmenleri olarak çok sevdik, ayırmadık… Ahirete yani sonralara da inandık, sen anlattın, razı olduk, teslim olduk, görmediğimiz, bilmediğimiz, hiç işitmediğimiz ahiret, yani ölümden sonraki hayatlarımızın bilgisi, her an omuzlarımıza asıldı o günden sonra… Hesap vereceğimizi, kimsenin ah’ının kimsede kalmayacağı bilgisini, bizlere tane tane anlattığın günden beri, bizim omuzlarımız bükük kaldı, böbürlenemedik…hayırlı geceler selam ve dua ile ..selam hakka tabi olanlara..

  20. Sen yüreğimin yalnızlığında Cansın… Cananısın; kuytu köşelerinin , karanlık izbe sokaklarında gönlümün…Sen dikenli bahçemde açan gonca gülsün… Sen, baharısın hazan gönlümün… Yazısın kış yüreğimin… Ne ıraksın gözden ne de gönülden…

  21. SEVGİ NEYDİ ? Hatırlayanımız var mı, sevgi neydi?İlk sevgi sözcüğünü, ilk kıpırdanışını yüreğinin hatırlayanımız var mı? İlk hüznümüzün adını sevgi koyabiliyor muyuz şimdi geriye dönüp baktığımızda? Derûnî coğrafyamızı kaplayan zifiri bulutların ve üzerimize örtülen maddeci felsefenin ağırlığına ne zaman başkaldırmıştı sevgilerimiz, hatırlayanınız var mı? Ne zaman sevgilerimiz paralarımızdan önce tartılırdı; ya ne zaman pazar eyledik sevgilerimizi, biliyor musunuz? En son ne zaman bir sevgiyi söyleşmiştik bir sevgiliyle? Her gün bir parçamızı daha tüketen teknoloji çağında sevgiye en son ne zaman yürekten bir merhaba demiştik, hatırlayanı­nız var mı? Hatırlıyor musunuz, sevgi neydi?Üzüm henüz yaratılmamışken insanları sarhoş eden omuydu acep?!.. O muydu canından ve cihandan geçiren sahip-kıranları?. Bin yıllar ve binlerce yıllar boyunca pervaneyi ateşe düşüren, bülbülü sevdalandıran o muydu? Neydi sevgi?!..Sevgi bir bakış, bir gülüş müydü bazan; bir akış bir koşuş muydu?. Sevgi gönül kumaşında bir nakış mıydı?!.. Hatırlayan var mı sevgi neydi? Leylaların, Şirinlerin, Aslıların nâzı mıydı o; yoksa Mecnunların, Ferhatların, Keremlerin niyazı mı? Hangisinde belirmişti ilk kıvılcımı sevginin? Neydi sevgi?!.. Açıkken gözbebeğimize yerleşen de, göz yumduğumuzda gönlümüze sızan da sevgi değil miydi bir vakitler? Bir dudağın kıpırdanışından yanağımıza akseden pembelikler, utanmalar sevgi değil miydi yoksa? En son ne zaman kızarmıştı yanağımız, hatırlayanınız var mı? Uykumuzu en son ne zaman terketmiştik sevgiyi düşünmek adına? En son sevgi şiirini hangi gecede okumuştuk? Sahi, neydi sevgi? Bir çuhayı ipek görebilmek miydi; toprağı amber niyetine koklamak mı? Sureti sîrete, arazı cevhere, bedeni ruha köle eylemek miydi sevgi? Sevgi bir iyilik miydi, şefkatli bir cümlecik mi? Neydi sevgi, dış mıydı, yoksa iç mi; zahir miydi, yahut bâtın mı; kalıp mıydı, ya ki can mı? Var olmak mı, varlıktan geçmek mi? Dünyaya gülmeye mi gelmiştik; ağlamaya mı; ölüyor muyuz, yoksa doğuyor mu?Sevgi neydi?!.. Unuttuk, aceb neydi sevgi? Bir yetimin başını okşarken di­mağımıza yerleşen tad mıydı o? Bir bebeğin süt kokulu tenindeki su çiçeği miydi? Sabah evden çıkarken özlemeye başladığımız bir ses miydi? Hatırlayanınız var mı, sevgi neydi?Sevgi bir sigara dumanında, bir tren düdüğünde, bir dalganın en son hışırtısında ve bir turnanın kanadında mı kalmıştı? Sevgi Medine\’de, Semerkand\’da, sevgi Bağdat\’ta, Endülüs\’te, ta caddelerde, sokaklarda, evlerde, kapıların tokmaklarında çın­lar durur muydu eskiden? Ya neden şimdi Ayasofya\’da pito-resk, Divanyolu\’nda kaldırım taşı, Ankara\’da ittifak, Yeşil Kubbe\’de Mevlanâ, Erciyes\’te kar, Fırat\’ta bir içim su olup girmiyor dünyamıza?! Neden nefesimiz daralıyor hummalı inatlarımız, kallavi benliklerimiz yüzünden? Neden gönül yuvalarımıza kuzgunlar pikeleniyor da nesillerimiz sersefil ve derbeder? Sevginin koynunda büyüttüğümüz nazeninlere nazı enîn ile mi unutturdular, semenderlerimiz ateşte niçin yanmaktalar? Soralım ta içimize; neydi sevgi? Sevgi neydi sahi? Bir mektubun ilk satırı mıydı; bir telefon­daki ilk ses mi? İnsanı mutlu eden o ilk satır mıydı defalarca okunan; yoksa ilk satır arayışları mı tekrar be tekrarlanan? Telefondaki bir ses insanın bir ömrünü doldursa mı sevgiydi gerçekten; yoksa yeni sesler duymaya hiç yetmeyecek ömürlerin arayışları mı?Sevgi bir acıydı herhalde, bir kederdi; kâh hüzünle, kâh mutlulukla hatırlanan. Belki de sabırdı sevgi, affetmekti, gelecek günler adına. Sevgi sınanmaktı adl-i İlahîde ve sınavı geçmekti ercesine. Sevgi bir teybeydi, nasûh kisvesinde; bir dirilişti nefsi öldürerek. Sevgi bir iyi ad bırakmaktı fena yurdunda. Ömür geçer de ad kalır…Sevgi: İki hece.Sevgi, sevmek kelimesinden türetilen bütün öteki kelimelerin en güzeli.Derin uykulara dalmadan önce ilk soru:Sevgilerinizi en son ne zaman hatırlamıştınız ve sevgiyi hak edenleri en son ne zaman? Bir soru daha:Sevgileriniz yalan mıydı yoksa?!. .Ve son soru:Çorak vadilere yönelmişse sevgilerimiz, çevremizi kandırmıyorsa sulara, içimizden akan Nil olsa ne?!..İkinin ikincisi Sıddîk aşkına… İSKENDER PALA

  22. ALLAH (c.c) buyuruyor ki:Bismillâhirrahmânirrahîm (Rahmân ve rahîm olan ALLAH\’ın adıyla) Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilah edineni gördün mü?… (Furkan Suresi, 43. Ayet)Ey iman edenler! ALLAH\’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki, ALLAH sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim ALLAH\’a ve Resûlüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır.(Ahzab Sûresi, 33. Sûre, 70. Ayet) Resimin üstüne tıklayarak büyütebilir ve arkaplan resmi olarak kullanabilirsiniz. TAKV “Ey iman edenler, Allah’a karşı saygılı olun ve doğru konuşun.” Ahzâb sûresi (33), 70Takvâ, en belirgin ve yoğun şekilde doğru sözlülükte görülür.Aynı şekilde kul yalan söyleyerek Allah’a karşı göstermesi gereken saygı (takvâ) çizgisinden kolayca sapabilir. Bu sebeple bir çok tezâhüründen sadece “dil hâkimiyeti”ne işaret eden âyet-i kerîme işin en kritik noktasına dikkat çekmiş olmaktadır.“Allah korkusu” veya “Allah saygısı” diye anladığımız takvânın müslümana sağlayacağı faydaları ise, şu âyetten öğrenmekteyiz Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:“Dünya tatlı, göz kamaştırıcı ve çekicidir. Allah onu sizin kullanmanıza verecek ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyaya aldanmaktan sakının. Kadınlara kapılmaktan korunun. Çünkü İsrailoğullarında ilk fitne kadınlar yüzünden çıkmıştır.” Müslim, Zikir 99. AçıklamalarDünya zevkleri ve nimetleri geçici olmasına rağmen, tatlı ve etkileyicidir. İnsanı bu yalancı câzibeleriyle, Allah saygısı ve korkusundan uzaklaştırıp yanıltabilirler. Başlangıçta İslâm ümmetinin elinde olmayan dünya imkânları, Hz. Peygamber’in haber verdiği şekilde giderek müslümanların eline geçmiştir. Yani Allah Teâlâ daha önceki sahipleri yerine dünya nimetlerini müslümanlara vermiştir. Efendimiz (s.a.v)’in, dünyanın câzibesine kapılmaktan korunmayı tavsiye buyurması,“takvâ”nın gerekli olduğu ilk ve önemli noktayı göstermektedir. Allah korkusu, dünya imkânlarına karşı kula hâkim olursa, mesele yoktur.İnsan dünyaya kapıldı mı, artık nereye kadar gideceğini kestirmek mümkün olmaz. Bu nimetlerin elden çıkması da onları gerektiği gibi kullanamamakla ilgilidir. Zira Efendimiz, “Allah nasıl davranacağınıza bakacak” buyurmuş, bunların imtihan vesilesi olduklarını duyurmuştur. Efendimiz (s.a.v) ikinci olarak kadınlara karşı da uyanık davranmayı ve “takvâ”ya yönelik olan tehlikede “kadın”ın önemli bir yeri olduğunu hatırlatmakta, hatta İsrailoğulları’ndaki ilk fitnenin kadınlar sebebiyle ortaya çıktığını da örnek göstermekle konuya ait hassâsiyeti iyice vurgulamaktadır.) “Takvâ”nın belli başlı iki konuda, dünya ve kadınlar konusunda daha çok gerekli olduğu, bu iki unsurun “takvâ”yı herşeyden çok etkileyeceği anlaşılmaktadır. Hadisten Öğrendiklerimiz1. Geçmiş ümmetlerin başına gelenlerden ibret alınmalıdır.2. Hanımlara karşı meşrû sınırlar çerçevesinde davranılmalıdır.3. Dünyanın çarpıcılığına aldanmamalıdır.4. Allah korkusu ve takvâ duygusu, ele geçen nimet ve imkânların devamı için de gereklidir.

  23. Biz fikir ve sözlerimiz uğrunda ölsekte,O fikir ve sözler ruhlu birer beden olarak kalacak..Eğer sevda kendini sevgiliye adamaksa..Eğer sevgi kardelen çiçeği gibi hürriyete açmaksa..Şehadet en büyük aşk,Şehit en büyük aşık ise..Kendimi yoluna adıyorum Ya Rasulallah(s.a.v.)…**********************************************Bidenemin ,abicanımın o güzel yüreğine sağlık,gül kokulu ellerine sağlık ne güzel paylaşımlar..Allah razı olsun canım abiciğim.Selam ve dua ile.

  24. Meleklerin hafifliğine kat bedenlerimizi.Yıpranmış hislerimizin mabedinden yalvarırız sana.Sonsuz rahmetinle yaralarımızı kapat.Karanlıkları indirmiş olsak da biz senin beldelerine,Nolur yalnız bırakma bizi.Yalvarırım bizi bir an olsun bize terk etme.Sevgin içimizde hep uyanık kalsın!Ve biz daima seninle yaşayalım, seninle ebedi olalım!Sevgiden öte bu Rabbim,Sana AŞIĞIM.Sen beni, kendine dost seçinceye kadar yaşat.Ve aşkınla yandığım bir anda canımı al,Ki, ÖLÜM “AŞKIMIN ADI”olsun!Amin……………… ♥..Hayırlı geceler Ahmet kardeşim..Allah,a emanet olun..selam ve sevgilerimle.

  25. Peygamberimizin vefatından sonra ayrılık acısına tahammül edemeyerek bir daha ezan okuyamadı. Resulullah’a olan muhabbetiyle her gün yanıp tutuşuyor gözyaşı döküyordu. Sonra da Medine’de kalmaya tahammül edemediği için zamanın halifesi olan Hz. Ebû Bekir’den izin alıp Şam’a gitmeye karar verdi. Böylece Şam’a gidip yerleşti. Hz. Ömer’in hilafetine kadar da orda kaldı Bir gece rüyasında Resulullah Efendimizi gördü. Sevgili Peygamberimiz kendisine sitem ettiler: “Bunca ayrılık yetmedi mi ya Bilal! Hâla beni ziyaret etmeyecek misin?” Hz. Bilal’ın zavallı yüreği duracak hale geldi. Heyecan ve ter içinde uyandı. Hemen hazırlığa başladı. Şafak sökerken ince uzun ve garip deveciyle; mübarek Medine yollarına düştü. Biricik efendisine yaklaştıkça havayı kokluyor taşları toprakları okşuyor ve göz yaşı döküyordu. Issız çölleri yara yara Medine’ye ulaştı. Ona rastlayanlar selam veriyorlardı. Sonra da yanındakilere diyorlardı ki: “İşte Bilal Bilal-ı Habeşî! İşte Hazreti Peygamberin müezzini! Bu dünyaya onun gibi ezan okuyan gelmemiştir.” Fakat o hiçbirini duymuyor görmüyordu. Sanki çok kuvvetli bir mıknatıs onu kendisine çekiyordu. Peygamber Efendimizin mübarek kabrine doğru ilerledi. Yüce makama erişirken Kur’an-ı Kerim okudu en sonunda sevgilisinin kabrinin yanına varınca bayılarak yıkıldı. Ayıldığı zaman başucunda sevgilisinin sevgili torunları Hasan ve Hüseyin hazretleri saçlarını okşuyordu. Sanki dünyalar onun oldu. Sarıldılar kucaklaştılar ağlaştılar. Hz. Bilal “Yavrularım! Ne kadar da dedeniz Hz. Resulullah gibi kokuyorsunuz.” dedi. Hz. Hasan sordu: “Dedemiz seni de çok severdi. Acaba O’nun hatırı için bir şey istesek yapar mısın?” Hz. Bilal çok şaşırdı; “Bu ne biçim söz? Bu köleniz ne emrederseniz yerine getirir.” Hz. Hasan “ Senden bir defa daha ezan dinlemek istiyoruz. Ricamız sadece buydu.” dedi. Ertesi sabah Bilal-i Habeşî son ezanını Mescid-i Nebevî’de okudu. Yanık ve hasret dolu sesiyle: “Allahu Ekber! Allahu Ekber!” dediği zaman bütün Medine halkı ayağa kalktı. “Eşhedü enlâ ilahe illallah! Eşhedü enne Muhammeden Resulullah!” deyince kadın-erkek genç-ihtiyar çoluk-çocuk hatta yatağındaki hastalar bile sokaklara döküldüler Mescid-i Nebevî’ye koştular. Halk o kadar coştu ki Peygamber Efendimiz yaşıyor sandılar. Vefatında olduğu gibi gözyaşları sel oldu. O günden beri dünyada bir daha böyle bir ezan okunmadı. Bilal-i Habeşi hazretleri de bundan sonra ezan okuyamadı. 641 senesinde Şam’da vefat eyledi. Rabbim şefaatine layık eylesin!

  26. Avucunda kurumuş bir gül olmak isterdim SEVGİLİ..,lütfedip de koklasan,sanırdım CENNET kokuları sinmiş üstüme…en güzel kokan benim..yapraklarım canlanır..içim tazelenirdi..sanırdım çiçek ben\’im,sevda ben\’im,hasret ben\’im,vuslat ben\’im..canım ben\’im..EFENDİM..Avucunda kurumuş bir gül olmak isterdim..dalından kopmuş,rengi solmuş,o zayıf haliyle ,SEN \’de hayat bulmuş..EY SEVGİLİ..EY SEVGİLİ !sanırdım hayat ben\’im,ömür ben\’im,şafak ben\’im,gün ben\’im,canım ben\’im..EFENDİM..Avucunda kuruyup,yeniden dirildiğim ,EFENDİM…PEYGAMBERİM..salallahu aleyhi ve sellem

  27. Reblogged this on MadMaXTЯ MuЯaD TЯ and commented:
    aradan Seni methetmiş getirdiğin kitapta. Adınla, risaletinle, elçiliğinle bu son kitabını mühürlemiş. Kim Allah’ın bildirdiğinden başka mana çıkarırsa hüsrandadır, ziyandadır. Çünkü bütün şifrelerin anahtarı Sendedir. Peygamberlik halkasına son noktayı Seninle koymuş Rabbim. Hatemennebî’sin Sen. Yüce görev Seninle tamamlanmış ya Resulallah. Senden sonrası hüsran, Senden başkası yalan.
    Ey canlı güneşimiz! Sen varken, mumların ışığı altına girer miyiz biz. Azdırmak, saptırmak şeytanın işi, aldanabilir aklıselim olmayan kişi. Kur’an ile yolumuzu aydınlattın ışıl ışıl. Yolun, en doğrusunu gösterdin bize. Ben Senin getirdiğin bu kitabı nasıl okumam, nasıl sevmem ya Resulallah.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s