…Ya Taif, kim dayanabilir ki buna. Yine de “Bilmiyorlar deyip” bedduada bulunmuyorsun. Ufacık bir diken batınca dünyayı velveleye veren bizlere başka nasıl örnek olurdun?…

Yaşıyor olduğumuz gerçeklikle seni anlamak

 

SENİ ANLAMAK ve anlatmaktan ne kadar uzak olsak da sen şefkatin ve ünsiyetinle bize o kadar yakınsın. İdrak sınırlarımızın, fehim derecemizin, kavrama kabiliyetimizin çok üzerinde olmanla birlikte anlayışın, sevgin, ilgin, merhametin bütün sınırları kaldırıveriyor; bizden biri kılıveriyor seni…

Öyle olmasan bize nasıl örnek ve önder olabilirdin; hidayeti ve dalaleti, nuru ve narı nasıl ayırır da sırat-ı müstakime erişirdik.

Elest Meclisinde “Bela” cevabını vermeseydin yokluğa yuvarlanmaktan kurtulabilir miydik? Hamd zikrin olmasaydı o mecliste, kâinat mükevvenatıyla varlığa merhaba der miydi?

Atomun etrafında mevlevivari dönen her elektron, galaksilerin merkezi etrafında sa’y eden her yıldız; coşkuyu zikrinden ve nurundan almıyor mu?

Yine sen hasta oluyorsun bizim gibi, üşüyorsun, acıkıyorsun, söküklerini dikiyorsun, ailenle problem yaşıyorsun. Küçümseniyorsun kavmince, alaya alınıyor, hafife alınıyor, belki de ağlıyorsun gizlice… Bir kadını seviyorsun – Hz. Hatice- o kadın da sana âşık…

Zaman ötesine, mekân dışına çıkıyor ebediyetlerde geziyorsun; cenneti cehennemi görüyor, bizim gayben inandığımıza bizatihi müşahede ediyor, hakkal yakin görüyorsun. Rabbül Âlemin olan Cemil-i Zülcelâl vel ikramla perdesiz ve hicapsız görüşüyor, bütün isim ve sıfatlarını bütünüyle ayine oluyorsun…

Yine sen elinde kılıç ashabınla beraber savaşa gidiyor, yaralanıyorsun, dişin bile kırılıyor. İstişarede görüşün çoğunluğun karşısında kalınca çoğunluğa uyuyorsun.

Ya Taif, kim dayanabilir ki buna. Yine de “Bilmiyorlar deyip” bedduada bulunmuyorsun. Ufacık bir diken batınca dünyayı velveleye veren bizlere başka nasıl örnek olurdun? Küçük bir sözden öfkeye kapılan bizleri de dışarıda bırakmayışın; şefkatinin genişliği ve derinliğinden.

Evvel, Ahir, Zahir, Batın isimlerinin yansımasıyla kâinatın her zerresinde, zamanın her anında nurun var. Beşer olarak öldün; her insan gibi, her nefis gibi. Ölümsüzlük adresini bıraktın giderken.

Kâinatın kalbini okuyan Kelam- ı Ezeli sana indi, senin kalbine, senin hayatına… Ama sen ümmisin. Ümmiğinle bütün milletlere muallim oldun; ne güzellik erişmişse insaniyete senden yansıma, nurundan bir şule.

Seni sevmeyi aşk ifade edebilir mi? Aşk nedir ki seni sevmenin yanında? Seni anlamak, idrak duvarlarının ötesinde olsa da bu aklımız, bu kalbimiz, bu latifelerimizle anlayabildiğimiz kadarıyla anlıyor, sünnetine ittiba ediyoruz. Cüzi mi cüzi bir irade var elimizde, iktidarımız kısa; şefkatin ve nurun yetişmese yine karanlıklarda, yine yokluklarda yuvarlanıyor olacağız.

Bazen olur ki bilemediğimiz, ifadelendiremediğimiz bir sıkıntı doğar içimizde; senin nurundan uzaklaşmamızdan olsa gerek. Yine aynı sıkıntı birden kayboluverir; ümit güneşi doğar, bütün kâinatı avuçlarımızın içinde, kalbimizin kıyısında buluruz. Bütün kâinatı aydınlatan nurun aklımıza, kalbimize, duygularımıza da aydınlatmıştır…

Şefkatindir yetişen, re’fetindir ünsiyet veren. Kâinat emrindeyken Ashabına kalkıp su dağıtman; kâinat dolusu hamd getirmeli, zerrat adedince salât ve selam getirmeli böylesi Peygamber’e (a.s.m.) ümmet olduğumuzdan…

Semavat ve arz nurunla ayakta duruyor; bize de şefaat et ki imanımız da ayakta dursun, Ey Allah’ın elçisi, Ey Rahman’ın Habibi (a.s.m.)… Dünya kazuratlarından kurtulalım, hidayet rızkıyla rızıklanalım, af ve afiyete erişmekle şifa bulalım.

Yaşıyor olduğumuz gerçeklikle senin hakikatini anlamamız mümkün değil; bizi bu halimizle ümmetinden eyle; dünya ve ahiret sıkıntılarımızda himmetin, şefaatinle yanımızda ol; Ey “Ol” deyince her şey oluveren, Kadir-i Küllü Şey ve Cemal-i Bakiye’ye en yakın olan… Kâinatın zerratı adedince ebede kadar Salatü Selam senin ve Ashabının üzerine olsun… Seni sevenlerin sana ettiği bütün Salatü Selamları aynıyla takdim ediyoruz… Ebeden daimen…

Hüseyin Eren

 

 

Reklamlar

21 Yanıt

  1. Nadasa Bıraktım Kelimeleri “İnsan üç beş damla kan. Irmak üç beş damla su…” diye devam ederken şair inceden inceye nasıl da dokundurur kelimelerini bam telimize.En ihtiyacımız olduğu anda yetişir şiirler mısralar imdada ve insan içli içli söyler daha önce hiç tekrarlamadığı sözleri.Ve “he ya” der neden sonra birkaç damla ıslatınca yanaklarını.Nadasa bırakır bazen insan bütün duygularını.Bir “an” bekler öyle ki; her şeyi ama her şeyi anlatacağını sanır o anın içinden.Ama her zaman istenen olmuyor.Nice kelimeler dile kadar gelir ve dişlerin arasında ezilip paramparça olur. Yani boğazı aşmakta yetmiyor. Konuşmak her zaman insana ait bir fiil gibi gözükse de her şeyiyle insanın iradesine verilmiş olduğunu bilsek de susmak ta bir irade sınavı olur kimi zaman.Kelimeleri nadasa bırakıp dinlemek dinlemek…Kulağa değen binlerce sesi ilk defa duyuyor gibi heyecanlanmak ve öylece salınmak zamanın kollarında…Ve arada hayıflanıp “ hey gidi yıllar “diyerek giden senelere hem sevinmek hem içlenmek. Zira gidenler ve gelenler diye ayırır zaman elindekileri. Ve öyle bir mu\’cizeyle “merhaba” der ki gelene sevinirken gidene üzülmek unutulur.Uzun bir ayrılık bırakır kendiyle arasına insan. Her zaman başkasından ayrılmaz yürek kişi kendine de gurbet gözüyle bakar. Ve “Bu ben miyim?” diye şaşırır aynalarda gördüğü surete.Sonra ellerinden kayıp giden zamana hayretle bakar.**Mevsim yaz.Yavaş yavaş sıcaklık hissettirmeye başlarken kendini bir burukluk çöktü inceden içime.Nedendir?Diye soramadığım bir olgunluk girdi kendimle arama. İçimdeki çocuk hâlâ seksek oynamak için tebeşir arasa da…Salıncaklar gözlerimin içine “gelsene” der gibi baksa da. Şimdilerde erteledim kendime ait her şeyi. Bir başkası için yaşamanın ne demek olduğunu anılamaya çalışıyorum sessizce.Yıl Eylülle başlar bende.Şimdilerde zaman on tane beyaz bırakıp gidiyorsa saçlarıma.Ben her tele bir ömür yüklemişim onları uğurlama telâşıyla oradan oraya koşuşturuyorum. Zira yirmili yaşları geride bırakırken artık gençlik çağı şakaklarında karlarla çıkıyor karşıma. “Dur artık. Biraz soluklan” der gibi yerleşiyor ömür tahtıma.Ve ben şair’in dediği gibi diyorum: “Ömrüm olduğunca gönül tahtıma keyfince kurul”Bir bal kabağına dönüşüyor sanki bütün yaşadıklarım acısıyla tatlısıyla bütün keşkelerim siliniyor hafızamın çeperlerinden. Boş vermişliklerime bir perde çekiliyor. Ve ben bir ilkin heyecanıyla yanıp kavruluyorum.Desem ki; diye başlayan cümleler üç noktayla sonuçlanıyor. Bir türlü tam cümleler kuramıyorum. Ben galiba biraz hüzün biraz sevinç en çok ta şaşkınlığımı kendime duvak yapmış bir yaz akşamında sallanan sandalyeme oturmuş yıllardan demlediğim bir çayla bir oraya bir buraya salınıp yitip gidiyorum.Ve yıllar sonra elime aldığım bir günlüğe her günün notunu düşüyorum. Olur da bir gün merak edilir diye anımı geleceğe mühürlüyorum.Saadet Bayri __________________EMEGİNİZE SAGLIK ……………..

  2. O halde bu gam neden?Bu üzüntü, bu keder neden..Eğer emânetse taşıdığımız herşey,bu telaş, bu endişe neden?..Rahmet Kelâmıyla buyuran O değil mi?"O sabredenleri ki onlar, bir musîbete uğradılar mı,«Biz Allah\’a aidiz ve sonunda O\’na döndürüleceğiz» derler."Bakara; 156Ey Kalbim! Sen emânetsin. Allah\’a emânetsin.Yüreğine sağlık gerçek teslimiyet gözteren ve kalbi ALLAH sevgisiyle dolanlardan olması duasıyla…ALLAH RAZI OLSUN CAN KARDEŞİM…

  3. Neden feryat eder neden ağlarsınŞu fani dünyanın derdine dostumDünya kadar malı olan ne etmişHiç değer mi senin kahrına dostumSanki öndördünde bir genç kız dünyaİnsan ömrü bu dünyada bir rüyaNe arzular, ne hevesler, ne hülyaKurar da yaşarız şevk ile dostumGöçmen kuşlar gibi konar göçerizAcı tatlı hoş sohbetler ederizNeler ekti isek onu biçerizKendimize bir yön çizeriz dostumTarihin dili var inkar edilmezÖyle yazmıştır kı asla silinmezGerçekler hep zordur neden bilinmezKapılma feleğin çarkına dostumBir elin yağdaymış bir elin baldaGönlün sanki bir kuş her gün bir daldaAzrail can ister gelmiş yakandaSen hiç varamazsın farkına dostumO güzel yüreğine ,emeğine sağlık Bidenemmm..Selam ve dua ile..Allah,a emanet ol abicanım..

  4. Keşke… Keşke .. Keşke… Ahhh KEŞKEE.. Allah a yaraşır KUL sana yakışır bir zat olsaydım… Günahlarimi AFFET YA RAB.. Hatalarımı düzelt benim Ey RasulALLAH.. bu güzel kardeşimle bizleride bu yollarda karşılaştır hem dünyada hem ahirette..Selam ve dua ile… KALBİN YÜZÜN HANEN NUR DOLSUN KARDEŞİM.. ELLERİNE SAĞLIK…

  5. Hasta Kalbin İlacıSalih zatlardan biri bir topluluğun yanına uğradı. Baktı ki bir doktor,oradakilere bazı hastalıkları ve tedavi yollarını anlatıyor. Salih zatdoktora sordu: — Bedenleri tedavi ediyorsun, peki ya hasta kalpleri de tedavi edebilir misin? Doktor:— Evet! Ama bana kalbinin hastalığını söylemelisin, dedi. Salih zat şöyle dedi:— Günahlar kalbimi kararttı. Bu yüzden kalbim katılaştı. Bunun bir ilacı var mı? Doktor şöyle dedi:— Böyle bir kalbin ilacı gece gündüz yüce Allah’a yalvarıp yakarmak,dua ve istiğfar etmek, hiç vakit kaybetmeden Azîz ve Gaffâr olanAllah’a itaat ve ibadet etmeye yönelmek, tevbe edip af dilemektir. İştebunlar hasta kalplerin ilacıdır. Şifa, gaybı bilen Allah Tealâ’dandır. Salih zat bu sözler üzerine şöyle dedi:— Sen ne iyi doktorsun! Kalbimin ilacını doğru tespit ettin, deyince doktor:— Doğrusu bu. Tevbe edenin, samimiyetle hatalarından dönenin ilacı ancak budur. Tevbeleri kabul eden Allah’a yönelmektir, dedi.İmam Gazâlî, Mükâşefetü’l-Kulûb Hayırlı günler Selametle inş.

  6. Dünyâ kirinden temizlen.Arzu ve isteklerine meylettiğin zaman onu tövbe ile düzelt. Allahü teâlânın sevgisine yapış. Allah sevgisi öyle bir şeydir ki, her iyilik, hayır ve üstünlüğün esası odur.Sevaba kavuşamayacağın yere ayağını koyma. Günah işlemeyeceğin yere otur. Başka yere oturma.Allahü teâlânın beğendiği işleri yapmakta yardım isteyeceğin kimseden başkası ile oturup kalkma.En güzel nasîhatçı seni Mevlâ\’ya sevk edendir.Kendisi hatırlanınca, Allahü teâlâyı hatırlatanlarla berâber ol.CUMANIZ MÜBAREK OLSUN..HAYIRLI GECELER AHMET KARDEŞİM…

  7. Yevmil cumadır bugün Sen\’in(c.c) mübarek kıldığın gündür bugünİlahi geldik dua makamına duasız kalmış yüreklerimizleGeldik Zikr makamına zikr\’i unutmuş dillerimizleAffet Allah\’ımHaşret Allah\’ımYüreğimizdeki duaları hakkımızda hayırlı et Allah\’ımamin amin aminCÛMA\’sı CÛMA olanlar CÛMA\’nız mübarek ola…selam hakka tabi olanlara..

  8. "Acı Çiçeği " dir lâlenin bir başka adı. Yüzü kırmızıdır, çünkü içinde fokurdayan aşk ateşi (nâr-ı aşk) yüzüne vurmuştur.Ateş gibi yakıcıdır bu yüzden rengi; ve acıdan bağrı yanmış, üstü başı yırtılmış gibidir. İçinde infilake hazır bir volkan, kabuğunu muttasıl kanatmaktadır. Bu yüzden gönlü yaralı, elbisesi kanlıdır. Çılgındır asırlara sığmayacak emelleriyle; gamlıdır yapmak istedikleri yanında yapabildiklerini gördükçe..Fakat lâle yalnızca Hersekli Arif Hikmet\’in dediği gibi, ayrılık acısının kanlı yarasını açtırmaz âşığın gönlünde; aynı zamanda ümit bahçesinde feyiz lâlesini de göğertir;Dâğ-ı hu-geşte-i hicran degül sinemdeAçdı gülzâr-ı ümidimde kaza lâle-i feyz.Mustafa Armağan

  9. ESMAYA AÇILAN KAPILAR"De ki; ister ‘Allah’ diye dua edin,isterRahman’ diye. Hangisi ile dua etseniz,Nihayet en güzel isimler O’nundur…"(isra,110)Aşk yavaş yavaş ipe tırmanmaya başladı. Tırmanırken de âlemlerin Rabbi olan Allah’ın isimlerini okudu. O isimler ki her biri gizli hazineleri açan birer anahtar hükmündeydi.- Ya Cemîl, Ya Kârib, Ya Mûcib, Ya Habîb, Ya Raûf, Ya Atûf, Ya Mâruf…İlahi yolun yolcusu! Bir sefer başladı ki menzili uzak, toprağı çorak, kör eden masiva apaçık bir tuzak. Konmuşken yeryüzüne yalınayak, bu sendelemeyle yol biraz uzayacak. El pençe divan olup gel Cemal’i seyreyle ilkin. Güzelliğini bahşeylesin. Yaradan. Dilimizde Ya Cemîl’le kâlimiz hâlimize dönüşsün…Yakinim ol desem şu dağlara cevap buyurur mu? Göğe yanaşsam uzatsam elimi derdime derman olup tutar mı? Ya şu kara toprak, çekerken içine an be an sükûtuma nigehbân bir yâr-i baki olur mu? Tespih tanesinin üzerindeki akis şah damarını gösteren bir nişan, Ya Kârib…Mecnunluğa talibim Sana getiriyorsa. Ufkumda bir ummanken aşkın, esirin olmaya razıyım. Yıkık döküklüğümüzle aczimiz sere serpe duaya yöneldik mücrim sıfatıyla. Merdivenlerin dolambacındayken, üçüncü basamağın hesabına takıldık. ‘Korkuyorum’ demişti bir Zat’ı muhterem ‘Ya istemeyi istemezlerse…’ İcabet edenlerin en hayırlısı, Seni Senden kulluk namıyla istiyoruz. Ki Sen Ya Mûcib’sin…"Hayırlı bereketli cumalar.Selametle inş.

  10. MERHAMET ET YA RABBİMRabbim Binbir günah ile kapına geldim, sana sığındım, sana dayandım,sana´dır tüm sevgim. Elimde şahadet karanfilleri, kalbimde pişman olmuş bir çocukla önünde diz cöküyorum. Sen esirgeyen, sen bağışlayan,sen affedensin, affet bizi Allahım. Her sabah uyanıyorsa gözlerimiz, her sabah yeni bir gün doğuyorsa, mevsimler değişiyor ve biz buna sahid oluyorsak…bize tevbe etmek için yeni bir fırsat daha verdiğin için sana hamd ile tesbih ederiz. İlahi! Bizi gözleri kör bakan, kulağını tüm seslere kapamış, kalbindeki sıcaklığı yitirmiş insanlık zincirinin cürük halkasından eyleme… Amin..

  11. Gelip geçtiğim yollardan bir siluet eklenirdi kimliğime… En son “Gözyaşına kurban edilen küçük bir can” diye eklendi satır aralarına… Ben sana ihanet etmedim ey gözyaşım! Yerlere düşürmekten bile korktum seni… Bir dokunuşta binlerce damlanı hiç acımadan içime akıtandın… Güzergahına giren acıların yangınına usulca dokunandın… Sen bende bitmeyecek bir nehir,ben sende boğulmayı göze alacak bir can’dım… çölde aşkıyla dolanan Kays oldum kimi zaman… Kimseler görmedi gök kubbeye gönderdiğim feryadımla süslü dualarımı… Yitirdiğim aşk olmadı… Daha çok arttı, daha çok olgunlaştı… Himayesi kalbimdi nede olsa… Tezahürünü gösterdiğinde bir Leyla esintisi ilişirdi gözlerime… O an dolardı gözlerim kanlı yaşlarla… Bir fidan bulup o çöl yakıcılığında ve o kanlı gözyaşlarımla kırmızı güller yetiştirmek isterdim; her yanı aşk kokan… Bizim kokumuza bürünen vahalar, bizim kokumuzla kavuşan sevdalılar bulmak isterdim… Yetmiş bin melek şahid olsundu bu kavuşma anına… Semada bayram havasında Efendiler Efendisine haberler uçursundu her biri… “Ey Nebi!Bak bir aşk daha doğdu Sen’in aşkın gibi!Alemi saran bu can alıcı koku Sana hediye oldu!” Gözyaşım sel, aşkım hicret eder o güzel Sevgiliye… Dimağımda kalan bu bal tadı sanki ömrümü tutmuş ve bitmeyecektir… Aşkla yandım Ey Sevgili! Gözyaşıma and içtim senin yolunda…Ne ihanet ettim sana, ne de düşürdüm seni yerlere…Hayırlı geceler Bidenemmm..Abicanım benimm..Allah,a emanet ol..Selam ve dua ile.

  12. Kainat senin için var oldu muhammedSırtına vuruldu mürüvet mühürü Kölelik son insan hür oldu Muhammed Bedeni nur iki cihan serveri Kainat senin için var oldu Muhammed Zalimler çoğaldı bitti merhamet Merhamet yerini aldı ihanet Mazlumun başına koptu kıyamet Koca dünya bize dar oldu Muhammed Bedirin aslanı uykuya yattı Mescidi aksada baykuşlar öttü Dünya çöle döndü bereket biti Şimdi yaşantımız zor oldu Muhammed Tarifi imkansız bir yol tutular Deyerleri birer birer satılar Cennet vatanıma el uzatılar İnsanca yaşamak zor oldu Muhammed Haps eyleyip bir çıkmaza soktular Filistini baştan başa yıktılar Cocukları diri diri yaktılar Yüreğimiz yandı kor oldu Muhammed Can koparmak için duvar örüyor Kahi aç bırakıp kahi vuruyor Bütün dünya baka kalmış duruyor Gözleri görmüyor kör olmuş Muhammed Ümmetin başına felaket geldi Şimdiki kalplere kin nefret doldu Yapraklar kurudu filizler soldu Gönlümün baharı kar oldu Muhammed Her taraf sis duman pazarda candı Lübnan bonbalandı afkanlar yandı Bağdat harap oldu kerbela kandı Her yer alev alev nar oldu Muhammed Kutsal maabedime kafirler doldu Sana yönelenler yalınız kaldı Umutlar yıprandı insanlık öldü Güzellikler bitti sır oldu Muhammed Umut Suci

  13. Efendimiz (a.s.m.) namazda 103 sayfa okurduPeygamber Efendimizin (a.s.m.) namaz kılışı öylesine muhteşemdi ki, onu tasvir etmekten insanlar aciz kalırdı.Namaz vakti girince öyle bir hâle girerdi ki, Hz. Aişe (r.anha) Validemiz, şöyle demekten kendini alamamıştır:— Resulullah (a.s.m.) ile konuşurduk. O bize bir şeyler anlatır, biz de ona bir şeyler anlatırdık. Namaz vakti geldi mi, Allah’ın kudret ve azametiyle meşgul olmaktan, sanki o bizi tanımaz, biz de onu tanımazdık. İbadetimiz bizi kendi dünyamızdan alır götürür, uhrevî atmosfer içine girerdik.Bir sahabe de, Resulullah’ın namaz kılışını şöyle anlatır:– Hazret-i Peygamber namaza başladığı zaman, çevresinde bulunanlar onun göğsünden, kaynayan buhar kazanının fokurtularına benzeyen bir fokurtu işitirlerdi.O öyle bir namaz kılardı ki, görenler şaşırırdı. Namazda iken ayakta, rükûda ve secdede o kadar uzun dururdu ki, sanki vefat etti sanırlar, heyecanlanırlardı.Bazen ayakta iken Fatiha’dan sonra 47 sayfa olan Bakara Sûresi’ni okur, hatta peşinden Âl-i İmran ve Nisa sûrelerini de ekleyerek bunu 103 sayfaya çıkardığı olurdu.Rükû ve secdede uzun uzun dualar eder, her gece ayağı şişinceye kadar namaz kılardı.Çünkü, namaz kılmaktan başta ruhanî ve kalbî olmak üzere bütün duygularıyla zevk ve lezzet alır, büyük bir huzur duyardı. Namazda hissettiklerini ifade etmek için ashabına şöyle derdi:– Sizin yemek yemekten, su içmekten, muamele-i zev ci ye den aldığınız lezzeti, ben namazdan alırım.Namazı Yaşayanlar/Said Demirtaş/Nesil YayınlarıBedir Savaşı’nda cemaatle namazNamaz kılmak o kadar önemlidir ki, eğer imkân varsa savaşta bile namazı terk etmemek gerekir. Nitekim Peygamberimiz (a.s.m.) ve güzide sahabeleri Bedir Savaşı’nın en çetin anında bile cemaatle namaz kılmışlardı. Müşrik ordusu Müslümanlardan üç kattan daha fazlaydı. Tam bir ölüm kalım mücadelesi veriliyordu. Ama Allah Resulü ve ashabı canlarını kurtarmaktan ziyade, Allah’ın huzurunda yan yana, omuz omuza namaz kılmayı seçmişlerdi.Yarısı namaz kılarken diğerleri savaşmış, namaz kılanlar savaşırken diğerleri namazlarını cemaatle eda etmişlerdi. Bu husus, Kur’ân’da şöyle anlatılmaktadır:“Savaşta mü’minler arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın zaman, onlardan bir kısmı seninle birlikte namaza dursunlar ve silâhlarını da yanlarına alsınlar. Onlar secde ettikten sonra geri çekilip düşmana karşı dursunlar ve yerlerine henüz namaza durmamış olan diğer topluluk gelsin. Onlar da tedbirli şekilde ve silâhlarını yanlarına alarak seninle beraber namaz kılsınlar.” (Nisa Sûresi, 102)Müslümanların bir kısmı namazdayken bir kişiye altı düşman düşüyordu. Buna rağmen Müslümanlar mağlûp olmamışlar, kesin bir zafer kazanmışlardı.Namazı Yaşayanlar/Said Demirtaş/Nesil YayınlarıNamazı engelleyemediİslâmiyetin ilk zamanlarıydı. Müşrikler tarafından Müslümanlara büyük ezalar ve cefalarda bulunuluyordu. İslâm’ın ilk anlarından beri hep karşı çıkan ve özellikle güçsüz Müslümanlara var gücüyle düşmanlık edip onları ezen, hatta şehit eden Ebu Cehil ve müşrikler hiçbir fırsatı kaçırmıyorlardı.Eziyet için fırsat kollayan Ebu Cehil yine içi kin dolu bir hâldeyken Kureyşlilere şu soruyu sordu:– Muhammed siz varken de ellerini yere koyup Allah’a secde ediyor mu?Kureyşliler de ona:– Evet, dediler.Ebu Cehil:– Lat ve Uzza’ya yemin ederim ki, eğer onu bu şekilde ibadet ederken görürsem ensesine ayağımı basarak yüzünü yere sürteceğim, demişti.Bir gün Resulullah namaz kılıyordu. Ebu Cehil, ettiği yemini yerine getirmek için Efendimize (a.s.m.) doğru yöneldi. İçi kinle dolu, kendinden emin ve gururlu bir şekilde ettiği yemini yerine getirmek için Efendimizin (a.s.m.) boynuna basmak isterken birden bire herkes onun geri çekildiğini gördü. Ebu Cehil’e:– Ne oluyor, diye sordular.Ebu Cehil hâlâ olayın etkisinde ve korkarak şu cevabı verdi:– Benimle onun arasında bir ateş hendeği vardı. Bazı kanatlar da gördüm.Bu olaydan sonra Allah’ın Resulü (a.s.m.) şöyle buyurdu:– Eğer yanıma gelseydi melekler onu parçalayacaktı.***Yine Ebu Cehil’in kabilesinden olan Velid ibni Muğire, Re sul-i Ekrem’e (a.s.m.) vurmak için bir taşı alıp, secdedeyken yanına gitti. Birden gözleri kapandı. Efendimizi (a.s.m.) Mescid-i Haram’da göremedi. Sonra geri döndü. Geri döndü­ğünde onu gönderenleri de göremiyordu, ama sadece seslerini işitebiliyordu.Efendimiz (a.s.m.) namazını bitirinceye kadar gözleri bu şekilde kaldı. Ne zaman Efendimiz (a.s.m.) namazını bitirdi, onun da gözleri açıldı.yeni haftanın hayırlara vesile olması dileğiyle,selam hakka tabi olanlara..

  14. Hz. İnsan kemalini birtek çıkmakla değil , inmekle de kazanıyor. Çamura bulanmayanın arınmak için çabalamasının ne anlamı olabilir ki ?!?Ey talip, unutma ki kirlenmemek kirden münezzeh olanlara, arınmak ise yazgısı kirlenmek olanlara özgüdür.Demek ki sen kirlenmemekle değil, arınmakla mükellefsin!Dücane Cündioğlı / Hz. İnsan Rabbim razı olsun.Dua vesselam

  15. Ummanında kaybolduğum Nursun!Mecnunun Leylada aradığı,yandığı,çöllerde kana kana yudumladığı Senin sevgindi…Annesiz bir cocuğun anne diye uzandığı,Babasız gecelerde baba diye andığı Sensin!Soğuk ve insaf bilmez yalnızlıklarda;Hangi hasta vardır ki; gözyaşı döksünde,O yaşlar Senin avucuna damlamasın!Hangi masum,hangi mazlum vardırki;O merhamet deryası yüreğini sığınak yapmasın,Ey Sultanım!Kardan adamıyla güneşe çalım satan bir çocuğa bakar gibi baktın bize,Sağnak yağmur altında ateş yakan bir yolcuyu izler gibi izledin,Bilmiyorlar Allahım dedin,Bilseler yapmazlardı!!!Ummanında kaybolduğum Nursun!Her akşam burukla ayrılan heyecanın kucağında görünensin,Bırak kırkikindi yağmurları saçlarında gezinsin,Sensizlikten yorgun düşmüş bakışları avuçlayıp semaya ser ve öylece kal.Sığındığım Rahmanın sırdaşı olarak…Ben geçici hazların sardığı bedenimde; o beden tabutunun en derininde,Nefsimin esiriyim,Ama Sen ummanında kaybolduğum Nursun!

  16. ALLAHIM!.. Güçlülerin yüzüne karşı gerçeği söylemek.. Ve zayıfların ise alkışını ve sevgisini kazanmak amacı ile yalan söylememek için bana yardım et!.. Eğer bana para verirsen, mutluluğumu alma.. Eğer bana güç verirsen, muhakeme yeteneğimi alma!.. Eğer bana başarı verirsen, alçakgönüllülüğü alma!.. Eğer bana alçakgönüllülük verirsen, saygınlığımı alma!.. Görünenin diğer yüzünü tanımama yardım et.. Benim düşüncelerime katılmıyorlar diye bana karşı olanları hainlikle suçlayarak, Onların karşısında suçlu duruma düşürme!.. Kendimi sever gibi diğerlerini sevmeyi, ve diğerlerini yargılıyormuş gibi kendimi yargılamayı öğret bana!.. Başarılı olduğum zaman sarhoşluğuna izin verme!.. Ne de başarısız olursam umutsuzluğa düşürme!.. Daha ziyade başarısızlığın, başarının öncesindeki bir deneme olduğunu unutturma!.. Hoşgörünün güçlerin en büyüğü olduğunu, Ve intikam arzusunun zayıflığın ilk görünümü olduğunu öğret bana!.. Eğer beni paradan mahrum bırakırsan, bana umudu bırak!.. Ve eğer beni başarıdan yoksun bırakırsan, başarısızlığı yenebilmek için irade gücünü ver!.. Eğer beni sağlıktan yoksun bırakırsan, inancın lütfunu bırak!. Eğer insanlara zarar verirsem, özür dileme gücü ver bana!. Ve eğer İnsanlar bana zarar verirse, affetme ve merhamet gücü ver bana. ALLAHIM!.. EĞER SENİ UNUTURSAM… SEN BENİ UNUTMA!.. Amin (Mahatma Gandhi) ……….. Cumanız Mübarek Olsun Ahmed kardeş…Rabbim azminizi bozmasın dahada artırsın inşaallah! (amin)

  17. "Köklerin rızkını unutmayan Allah, elbette ki bizim rızkımızı da unutmaz. Fakat insan doymak bilmeyen bir varlıktır. Yediğinden fazlasını biriktirmeye çalışır.Bilmez ki biriktirdiklerinin sadece bekçisidir. Ölen kimsenin malı mülkü geriye kalmıştır. Sağ iken onlara bekçilik vazifesini iyi yapsaydı, kendisi yiyip içtiği gibi başkalarının da yemesine, içmesine, giymesine yardım etseydi çok sevap alacaktı. Ankara\’dan İstanbul\’a giden yolcuların yanındaki çanta misali dünyadan ahirete de bir şeyler götüreceğiz… Mal mülk değil, sevap veya günah çantası… Rızık, canlıların hayatlarını devam ettirebilmesi için muhtaç oldukları bir vasıtadan ibarettir. Canlıları yaşatmak da öldürmek de Allah\’a ait olduğundan, onların rızıkları da Allah\’a aittir. Böylece rızıkla ecelin sıkı bir irtibatı olduğu anlaşılmaktadır…." Hayırlı Cumalar inş.Selametle

  18. yalnız hüznü vardır kalbi olanınkalbi olanların çok az olduğu bu yitik çağda, hüzünlenmek bir ayrıcalıktır…hüznü taşımakta…çünkü; yüreğinde sevgi ve merhamet olmayanın hüznüde olmaz!… Yüce Allah sevgi ve merhamet duygusunu yüreğimizden eksik etmesin.Aziz cuma günü hürmetine dualarımız kabul, günahlarımızı af eylesin Yarabbim.sağlık ve afiyette kalınız inşallah.Hayırlı cumalariyi geceler kardeşim Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒнαмєℓє∂αƸ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ

  19. “Yaşadığım öyle acılar var ki, Yusuf misali hakikati ortaya çıkardıktan sonra mı müsebbiblerini bağışlamalıyım, yoksa Yakub misali “Ben üzüntümü yalnız Allah’a şikâyet ediyorum” deyip yaşadıklarımı şimdiden unutup gitmeli miyim; hâlâ karar verebilmiş değilim.”–Metin Karabaşoğlu Selam ve dua ile kardeşim…

  20. . Allah\’ım! Geceyle gündüzün yer değiştirmesinde, her akşamın ardından sabahın gelmesinde, gece ve gündüzün her tekrarında ve iki Kutup Yıldızı birbirini her karşıladığında Efendimiz Muhammed\’e ve onun nesline salât eyle! Bizden onun ruhuna ve Ehl-i Beytinin ruhlarına hediyeler ve selâm ulaştır. Ona ve Ehl-i Beytine haşir günü gelinceye ve Cennete girinceye kadar pek çok rahmet ve bereket ihsan eyle! Bu salavâttan her biri hürmetine, ey İlâhımız, bizi bağışla, bize merhamet et, bize lûtfunla ihsanda bulun.DÜNYADA GURBETTEYİZ. AHİRETTE EBEDİYİZ.HAMDOLSUN ALLAH\’A H.Z.MUHAMMET ÜMMETİYİZ.ALLAH\’A GİDEN BU YOLDA YOLUNUZ AÇIK KALBİNİZ NURLU ALLAH YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN.CUMAMIZ MÜBAREK OLSUN BİDENEMMMM..CANIM ABİMMMM..RABBİMİZE EMANET OL…SELAM VE DUA İLE…SENİ ÇOK SEVİYORUM ABİCANIM BENİMMMM.

  21. EN İYİ ARKADAŞIMİyilik meleği gibisin,Parlak yıldız gibisin,Bir gül gibisin,Her şey sensin,Biricik arkadaşım.Başka ne diyeyim sana,Hayatım desem hayat kısa,Güneşim desem güneş batıyor,Gülüm desem o da soluyor,Sana en iyi arkadaşım demeliyim,Çünkü arkadaşlığımız hiç bitmeyecek!Gönderen:revna demirel

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s