…Hanedanın yok ama milyonları bulan evlatların kıtaları kuşatıyor. Küfrün belini kırmıştın himmetinle, talebelerin boynunu koparacak inşallah. Yeryüzü yeniden saadet asrının kokusuyla nefeslenecek inşallah…

YANLIZ ADAM
NE HANIN vardı, ne de hanedanın var. Ne karizman, ne de entelektüel kimliğin… Kayıptın kimilerince… Yalnızdın, yalındın, ama yılgın değildin.

Sade ve sivildin… Senin en sevdiğim yönün de bu… Üç devrin değişimini gördün, elbiseni hiç değiştirmedin. İsimlerin ve resimlerin değişmesiyle hakikat değişmezdi, fakat senin duruşun ve elbisen hakikatin değişmezliğinin resmiydi.

Tutarsızlıklar hiç tutunamadı sende… “Zalimler için yaşasın cehennem” derken, hapishane penceresinden bakarken liseli genç kızların istikbali için ağlayabiliyordun. Rus kumandanına ayağa kalkmazken, jandarmanın dur demesine sükûnetle uyuyordun.

“Namaz kılmayan haindir”in ardında sonuna kadar duruyor, sürgünleri hapisleri göze alabiliyordun. Gözünden ve özünden ölüm hiç ayrı düşmüyordu. Zevk zevzekliğinden ziyadesiyle uzak bir zahiddin…

Çok inceydin… Kendi ölümüne gülerken, yelde savrulan kavak yapraklarına, ölüm adına ağlayabiliyordun. Sinekler bile sende sükûnet buluyor, tahtakuruları hakikatinle hayatta kalıyordu.

Sevgi ve şefkat sinen etrafında, ateşe atılmaktan çekinmeyen kelebekler gibiydi dostların… Davetine icabet edeni hiç unutmadın, hiç de utandırmadın. Satılmadın, satmadın kimseyi…

Herkesin hatırı vardı yanında… Hatıraları hatırladıkça hicap ediyoruz halimize… Halinle hallenseydik, hal-i âlem böyle mi olurdu?

Casusu bildiğin halde tecessüs etmiyor, köpeğin bile gıybetini ettirmiyordun. Sana zulmedene, belki hidayete gelir umuduyla, şefkat elini uzatıyordun. İdamı reva görenlere hakkını helal ediyordun.

Hâlâ anlayabilmiş değilim başkasının imanını kurtardığında, vücudun cehennemde yanarken gönlünün gül gülistan oluşunu… Menfaat adına bir kırıntı dahi gönlünde yer etmemiş ki, cennet bile sevdan olmamış… Yavan yüreğim nasıl anlasın?

Sıcak odalarda, rahat koltuklarda okuduğum kırmızı kitapların hakikatiyle kalbim yansaydı belki bu kadar yavan yaşamazdım. Nurlarla dağlansaydı yüreğim, dağınık düşüncelerim ulvileşerek yükselirdi.

Tefekkürü terk etmedin, hayat adına ölümü haykırdın hep, sabır sadrından dökülen hamd damlarıyla ubudiyet çiçekleri açtı… Çiçek bahçesine döndü hapishane koridorları.

Zehrin tesiriyle kendine geldiğinde gözyaşlarına boğulmuştun bir hapishanede koğuşunda. Ağlayışın ne kahırdan, ne de hastalığındandı, akşamki zikrini yapamamaktandı. Zikrin lezzeti bütün elemleri ve emelleri def ediyordu.


Sen ki yokluğa ermiştin, varlar seni nasıl anlayabilirdi.

Seni anlatıyor değilim, olamam da… Anlayışsızlığıma anlayış göstereceğini bilmem cesaretlendiriyor beni. Sana uzak olsam da yakınlığını esirgemeyeceğini biliyorum.

Ham hayallerle hamlaşmış hayatta kayıyor olsam bile, şefkat elini uzatacağın ümidi dolu içimde. İçimi açıyorum sana, beni ayıplamayacağının rahatlığıyla söyleşiyorum.

Milyonları bulan ordunda bir nefer olarak cehalete, zarurete, ihtilafa savaşmak istiyorum… Sanat, marifet, muhabbet silahlarıyla…

Hanedanın yok ama milyonları bulan evlatların kıtaları kuşatıyor. Küfrün belini kırmıştın himmetinle, talebelerin boynunu koparacak inşallah. Yeryüzü yeniden saadet asrının kokusuyla nefeslenecek.

Nefeslerimizi nefislerimizin esaretinden kurtardığımızda kıtalar da kurtulacak. Kaçtığımız ölümün ardısıra koştuğumuzda kâinat da bizimle beraber koşacak.

Ey yalnız adam, belki o zaman sana biraz olsun yaklaşmış oluruz…

Hüseyin EREN

 Vefatının 50.yıldönümünde Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hz.’lerini Rahmetle anıyoruz…"Cemiyetin îmanı, saadet ve selâmeti yolunda nefsimi, dünyamı feda ettim" diyen Aziz üstad biz buna şahidlik ediyoruz o ekilen nur tohumları bugün zeminimizde ve dünyanın her tarafındaki zeminlerde çiçek açtı açıyor Elhamdülillah…Bu vesile ile siz değerli dostlarımızdan hala Risale-i Nurlarla tanışmamış olan ve anlamıyorum bahanesi ile uzak duranları "zahmetsiz rahmet olmaz" sırrınca Nurlarla tam bir teslimiyetle sabırla ve sadakatle tanışmaya çağırıyoruz…Allah c.c. daimen ebeden razı olsun…

Reklamlar

19 Yanıt

  1. Işık AdamBelirdi bir kır atlı; Başı gözü polatlı;Gözler buğulu, nemli, Üveyk gibi kanatlı… Geliyor dolu dizgin, Yüreği dertle ezgin..Izdırâb çekmiş belli, Duyguları pek engîn. Ululardan bir ulu, Heyecanla dopdolu;Dokunsan ağlayacak, Allah’ın sâdık kulu. ♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦Bir gariblik sesinde, Yalan yok çehresinde..Bakanlar anlayacak, Işık var çevresinde. Sür atını durmadan, Kalmadı bende derman;Ey metâı nûr adam! Yok fevt edecek zaman. ♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦Sakın geç kalma zinhâr! İçim hasretle yanar;Kalmadı başka sevdâm, Ağar ufkumda ağar..! Artık bende’nim bende’n, Ayrılmam asla senden!Al beni de yanına; Vaz geçdim cân u tenden… Sorma kim olduğumu! Düşüp-doğrulduğumu;Eriştim ummanına, Unuttum boğulduğumu… **********************************************Fethullah Gülen Hocaefendi Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hz.için yazdığı ŞİİRİ..♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥EMEĞİNE ELLERİNE SAĞLIK ABİCANIM..ALLAH,A EMANET OL.SELAMETLE KAL BİDENEMMM..♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥¦•¦♥

  2. Üstadın sağlığında yakın hizmetinde bulunmuş Mustafa Sungur Ağabeyin hatıralarını da dinlemek istedik. Sungur Ağabeyi ziyaretimiz, geçen seneki gibi yine fıtrî bir sohbet halkasında onunla birlikte olmak şeklinde cereyan etti. Dünyanın ve Türkiye’nin çeşitli yerlerinden misafirler vardı. Kalabalık bir hizmet ehlinin bir araya gelmesinin verdiği şevk hâliyle Sungur Ağabey de—seksen küsur yaşına rağmen mâşâallah—o akşam daha bir dinç idi. Ömrünü adadığı Risâle-i Nurlardan bahsediyor, iman hizmetleri açısından gelinen güzel noktanın hep Risâle-i Nur’un şahs-ı manevisiyle olduğunu nazara veriyordu. Ders vakti geldiğinde “Hangi bahsi okuyalım acaba?” dedi. Sonra yine kendisi “Dördüncü Şuâ geldi aklıma” deyince umumî kabul gördü. Azerbaycan’daki hizmetleri deruhte eden bir kardeş başladı okumaya: “…Risâle-i Nur sair kitaplara muhalif olarak başta perdeli gidiyor; gittikçe inkişaf eder…” O akşam, dersin akabinde anlatılanlar sanki hep bu cümlenin açılımı gibi olmuştu adeta. Sungur Ağabeye soru sorduğumuzda, sözü kardeşlere bırakmanın daha uygun olacağını söylüyordu. “Risale-i Nur\’da herşey var” diyordu. Bilhassa Rusya’daki Risâle-i Nur hizmetleriyle ilgili olarak anlatılanlar, gerçekten insana tekrar tekrar şükrettirecek tarzdaydı. Rusya ve özellikle de Kaleningrad şehrindeki Risâle-i Nur hizmetleriyle ilgilenen Resul kardeş anlatıyor: HER DERSE YENİ BİR RUS GELİYORHer dersimizde en az 7-8 tane ilk defa derse gelen yeni Rus olur. Gençler içinde, ihtiyarlar içinde, albaylar içinde, milletvekilleri içinde her tabakada Risâle-i Nurları okuyanlar var. Şunu da müşahede ettik: Meselâ bir yarbay, Risâle-i Nur’u tanıyor ve bizi askeriyeye dâvet ediyor; üstüne bir müddet geçiyor yarbay bu defa albay rütbesine yükseliyor. Meselâ bir albay Risâle-i Nur’a sahip çıktı, ders koydurdu, şimdi şehrin valisi oldu. (Gülüşüyoruz) Meselâ Kaleningrad’da sıradan bir papaz Risâle-i Nur’u kilisesinde ders olarak koydu, üstünden üç ay geçti, şimdi bütün Rusya’nın başpapazıdır. Yani biz baktık ki, Risâle-i Nur’a kim sahip çıkıyorsa, rütbeleri artıyor. Meselâ sıradan Ruslar geliyorlar, Nurları tanıyarak Müslüman oluyorlar. Sungur Ağabeyin duasıyla noktalandı sohbet ve ders: “Allah hayırlı eylesin. Bizleri hizmette istihdam etsin. Âmin.” İSMAİL TEZERAmin ecmain oğul. Allah c.c. razı olsun. Mevlam hepimize nurları tanımayı nasip etsin inşAllah

  3. Belki sevmediğiniz şey hakkınızda hayırlıdır. Bazan da sevdiğiniz birşey sizin için şer olur. Allah herşeyi bilir, siz bilmezsiniz. Bakara Sûresi: 216 Dünya, ahirete nisbeten bir zindandır hükmündedirİnsan-ı mü’mine nur-u imân ile gösterir ki, mevt idâm değil, tebdil-i mekândır; kabir ise, zulümâtlı bir kuyu ağzı değil, nurâniyetli âlemlerin kapısıdır. Dünya ise, bütün şâşaasıyla, âhirete nisbeten bir zindan hükmündedir Zîruhların en eşrefi ve şu bayramlarda kemiyet ve keyfiyet cihetiyle en ziyâde istifade eden insan, dünyaya pek çok meftun ve mübtelâ olduğu halde, dünyadan nefret ve âlem-i bekaya geçmek için, eser-i rahmet olarak, iştiyâkengîz bir hâlet verir. Kendi insaniyeti dalâlette boğulmayan insan, o hâletten istifade eder, rahat-ı kalb ile gider. Şimdi, o hâleti intâc eden vecihlerden, numune olarak beşini beyân edeceğiz. • Birincisi: İhtiyarlık mevsimiyle dünyevî, güzel ve câzibedar şeyler üstünde fenâ ve zevâlin damgasını ve acı mânâsını göstererek, o insanı dünyadan ürkütüp, o fânîye bedel, bir bâkî matlûbu arattırıyor. • İkincisi: İnsanın alâka peydâ ettiği bütün ahbablardan yüzde doksan dokuzu, dünyadan gidip diğer bir âleme yerleştikleri için, o ciddî muhabbet sâikasıyla o ahbabın gittiği yere bir iştiyak ihsan edip, mevt ve eceli mesrurâne karşılattırıyor. • Üçüncüsü: İnsandaki nihayetsiz zayıflık ve âcizliği, bâzı şeylerle ihsâs ettirip, hayat yükü ve yaşamak tekâlifi ne kadar ağır olduğunu anlattırıp, istirahate ciddî bir arzu ve bir diyâr-ı âhere gitmeye samimî bir şevk veriyor. • Dördüncüsü: İnsan-ı mü’mine nur-u imân ile gösterir ki, mevt idâm değil, tebdil-i mekândır; kabir ise, zulümâtlı bir kuyu ağzı değil, nurâniyetli âlemlerin kapısıdır. Dünya ise, bütün şâşaasıyla, âhirete nisbeten bir zindan hükmündedir. Elbette, zindân-ı dünyadan bostân-ı cinâna çıkmak ve müz’ic dağdağa-i hayat-ı cismâniyeden âlem-i rahata ve meydan-ı tayerân-ı ervâha geçmek ve mahlûkatın sıkıntılı gürültüsünden sıyrılıp huzûr-u Rahmân’a gitmek, bin can ile arzu edilir bir seyahattir, belki bir saadettir. • Beşincisi: Kur’ân’ı dinleyen insana, Kur’ân’daki ilm-i hakikati ve nur-u hakikatle dünyanın mahiyetini bildirmekliğiyle, dünyaya aşk ve alâka pek mânâsız olduğunu anlatmaktır. Yani, insana der ve ispat eder ki: “Dünya bir kitâb-ı Samedânîdir.Huruf ve kelimâtı nefislerine değil, belki Başkasının zât ve sıfât ve esmâsına delâlet ediyorlar. Öyle ise mânâsını bil, al; nukuşunu bırak, git. “Hem bir mezraadır. Ek ve mahsülünü al, muhâfaza et; müzahrafâtını at, ehemmiyet verme. “Hem birbiri arkasında dâim gelen geçen aynalar mecmûasıdır. Öyle ise onlarda tecellî edeni bil, envârını gör ve onlarda tezâhür eden esmânın tecelliyâtını anla ve Müsemmâlarını sev; ve zevâle ve kırılmaya mahkûm olan o cam parçalarından alâkanı kes. “Hem seyyar bir ticaretgâhtır.Öyle ise alış verişini yap, gel; ve senden kaçan ve sana iltifat etmeyen kafilelerin arkalarından beyhûde koşma, yorulma. “Hem muvakkat bir seyrangâhtır. Öyle ise nazar-ı ibretle bak ve zâhirî çirkin yüzüne değil, belki Cemîl-i Bâkîye bakan gizli, güzel yüzüne dikkat et, hoş ve faydalı bir tenezzüh yap, dön; ve o güzel manzaraları irâe eden ve güzelleri gösteren perdelerin kapanmasıyla, akılsız çocuk gibi ağlama, merak etme. “Hem bir misafirhânedir. Öyle ise onu yapan Mihmandâr-ı Kerîmin izni dairesinde ye, iç, şükret; kanunu dairesinde işle, hareket et. Sonra arkana bakma, çık, git; herzekârâne fuzûlî bir sûrette karışma. Senden ayrılan ve sana âit olmayan şeylerle mânâsız uğraşma ve geçici işlerine bağlanıp boğulma” gibi zâhir hakikatlerle dünyanın iç yüzündeki esrârı gösterip dünyadan müfârakatı gayet hafifleştirir, belki hüşyar olanlara sevdirir ve rahmetinin herşeyde ve her şe’ninde bir izi bulunduğunu gösterir. İşte Kur’ân, şu beş veche işaret ettiği gibi, başka hususî vecihlere dahi âyât-ı Kur’âniye işaret ediyor. Veyl o kimseye ki, şu beş vecihten bir hissesi olmaya. Sözler, 17. Söz, s. 186-187 ******RABBİM RAZI OLSUN CANKARDEŞİM…

  4. Said Nursi Türkiye\’yi Atatürk\’ün elinden aldı23 Mart 2010 / 14:00"Türkiye\’nin Said Nursi\’nin değil Atatürk\’ün" diyen Cumhuriyet Behramoğlu\’na cevap Haber 7 yazarı Bulut\’tan geldi..Çanakkale geçilmemiş, anlaşıldı23 Mart 2010 Salı 07:54Çanakkale geçildi mi geçilmedi mi, diye bir yazı yazmaya kalkıştım, okurların birbirine savaş açmadığı kaldı! Yok geçildi, yok geçilmedi. Ben de geçildi sanıyordum düne kadar. Meğer geçilmemiş. Bakın Cumhuriyet Gazetesi yazarı Ataol Behramoğlu, ne diyor:‘Türkiye Said Nursi\’nin değil Atatürk\’ündür’ “Allah Allah, fol yok yumurta yok. Hayırdır. Bu da nereden çıktı?” Said Nursi mezardan mı çıkmış diyeceğim ama mezarı da yok. Onları göndereli asır oldu fakat Behramoğlu ortalığı mollalar, şeyhler, dervişler, saidler basmış gibi telaş içinde.Gerçi burası Türkiye, her şey olabilir ama daha on yıl önce Müslümanlığı bu memleketten silmek için darbe yapanlar ve “bu süreç bin yıl devam edecek” diyenler hayatta iken, böyle Said Nursi’nin ruhunun ortalıkta dolaşması akla gelebilecek iş değil!Ama Behramoğlu da hayal görüyor olamaz herhalde! Yani bu çağ mucizeler çağıdır. Belki hakikaten “İki üç sene mevtten sonra meydanda dirilenler var” dediği gibi kendisi de dirilip gelmiştir Said Nursi, olamaz mı? Behramoğluna bakılırsa dirilip gelmekle kalmamış, galiba “Türkiye benimdir” deyu hak da iddia ediyormuş! Yoksa hiçbir gerekçe yokken Behramoğlu’nun çıkıp “Türkiye Said Nursi’nin değil Atatürk’ün!” demesinin ne anlamı var? Hakikaten ya. Bu nereden çıktı böyle! Bugüne kadar, “Türkiye Said Nursi’nindir” diyen birini duydunuz mu? Ben duymadım. Peki Behramoğlu’nun bu telaşı niye? Acaba gazete maaşlarını mı ödeyemiyor. Bir sıkıntısı mı var. Böyle karamsar(!) düşler gördüğüne göre: "Benim kalbimdeki Türkiye, mollaların, müritlerin, şeyhlerin, tarikatların, ulemanın Türkiye’si değil; günümüzde adlarının neredeyse unutulmasına kıl payı kalan Nâmık Kemal’lerin, Tevfik Fikret’lerin, Ziya Gökalp’lerin hayal ettikleri Türkiye’dir" buyurmuş.Bizce hiç mahsuru yok. Sayın Behramoğlu gönlündeki Türkiye’yi istediği gibi birilerine verebilir. Zaten alışkınlar, milletin malını, mülkünü, istiklalini, başarısını birilerine vermeye. İstiklal Harbini de Mustafa Kemal’e vermediler mi tek başına! Hem de Atatürk, “bu başarı milletindir” dediği halde!Fakat galiba artık millet, Türkiye’sini gerçek sahiplerine vermeye, yani kendisine ait kılmaya karar vermiş olacak ki, Behramoğlu’nun yüreğine korku düşmüş. Yoksa bayram değil seyran değil, Said Nursi niye öpsün ki Behramoğlu’nun Türkiye’sini?Ha artık, istedikleri gibi cirit atamadıkları, askere laf geçiremedikleri, -yazılarımı takip edenler bilirler; Başbuğ’un ilk konuşmasını yorumladığımda, “kim ne derse desin, askerin ideolojik muhalefet dönemi sona eriyor” demiştim (bknz. Başbuğ ve ideolojik muhalefet döneminin sonu! 29.Ağustos.2008) – karanlık işlere bulaşmış adamları asker bile olsalar adaletin önüne çıkmaktan kurtulamadıkları için, telaş ediyor olabilirler. Çünkü düne kadar hükümet kendilerin hükümeti, devlet kendilerin devleti, cumhuriyet kendilerinin cumhuriyeti, özgürlük kendilerinin özgürlüğü, laiklik kendilerinin laikliği idi. Bir tiranlık kurmuşlardı. Bu tiranlığın bir halka ihtiyacı vardı. O halk da bu milletti. Arada bir, yani bayramda seyranda toplanmış kalabalığa karşı ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ veya ‘köylü milletin efendisidir’ gibi bir iki beylik laf edilir, milletin ağzına bir parmak bal çalınır, kendileri gidip yine saltanatlarını sürdürürlerdi. Zaten millet onlar sayesinde adam olmuştu. Bu millet oldubitti, cahil, bağnaz, çağdışıydı! Kendileri dururken millet gidip gidip hocaların tarikatçıların, mollaların peşine takılıyordu. Ne zaman sandık başına götürülse hep fasa fiso insanları seçip Meclis’e gönderiyordu. Allah’tan ‘çağdaş’ bir orduları vardı da, yazdıkları köşelerinden bir işaret çaktılar mı tanklar meydanlara sürülür, darbeler yapılır ve Meclis o fasa fiso insanlardan temizlenirdi!Ya şimdi? Asker onları dinlemiyor. Oraya buraya sözlerini de geçiremiyorlar. Bir Deniz Baykalları var, -Allah uzun ömür versin- hep sağ iktidarlara çalışıyor. Zaten gazeteleri de pek satmıyor, fikirleri artık para etmiyor. Şimdi Behramoğlu telaş etmesin de kim etsin?Acaba hakikaten Said Nursi dirildi mi? Yahut hiç ölmedi mi? Çünkü adamın mezarı bile yok. Kimsesiz garibanların bile bir mezarı varken mezarı bile olmayan bir adam için nasıl öldü diyebilirsiniz ki? İşte adam söylüyor, “Türkiye Atatürk’ündür Said Nursi’nin değil” diye! Demek ki o da ölmemiş! Atatürk yaşadığına göre pekâlâ Said Nursi di yaşıyor olabilir! Belki Türkiye’yi de kapmıştır hakikaten ama biz bilmiyoruz. Gerçi, Said Nursi’nin –(‘Zaman’dan Abdullah Aymaz, bir yazısında Ispartalı Arabacı Musa’dan naklen)- “Kardeşim ben onun elinden Türkiye’yi aldım” dediğini dair bir rivayet var. Keza, “….kahraman ve mücahid ordunun ve dindar milletin, ruhundaki nur-u îman ve Kur\’an ışığıyla hakikat-ı hali göreceği ve o kumandanın çok dehşetli tahribatını tamire çalışacağı rivayetlerden anlaşılır” dediğini,Ve keza, o dehşetli tahribatın, daha sonra nasıl tamir edileceğini anlatırken de “Garibdir hem çok garibdir. Yediyüz sene müddetinde İslâmiyet\’in ve Kur\’an\’ın elinde şeref-şiar, bârika-asa bir elmas kılınç olan Türk milletini ve Türkçülüğü, muvakkaten İslâmiyet\’in bir kısım şeairine karşı istimal etmeğe çalışır. Fakat muvaffak olmaz, geri çekilir. "Kahraman ordu, dizginini onun elinden kurtarıyor" diye rivayetlerden anlaşılıyor” dediğini de biliyoruz ama bundan Behramoğlu’nun iddi ettiği hali çıkarmak kolay değil.Fakat onun da elinde bir hakikat olmalı ki böyle diyor!* * *İşte o yazıyı okurken, birden bire “Çanakkale Geçilmedi” diyenler haklı galiba diye düşünmeye başladım! Yoksa bir mezardan bile mahrum bırakılan Said Nursi’ler çoktan unutulmuş olmalıydı Çanakkaleler geçilseydi! Geçilmemiş demek ki! Geçildiyse bile, demek ki millet onları da içimizdeki adamlarını da “geldikleri gibi göndermiş” Ne mutlu ‘şekavet’ten kurtulup ‘said’lenenlere! Ve ne mutlu bize ki, iki üç sene mevtten sonra meydanda yeniden dirilenleri görüyoruz!Bakın bu asrın başında bize ‘Hasta Adam’ diyen Avrupa, şimdi kendisi can derdine düşmüş. Handeyse yatağa düştü düşecek! Kiliselerindeki sapıklıklar, medyasındaki edepsizlikler, halkındaki yıkılmışlıklar ve asırlardır Asya ve Afrika’nın kanı üzerine inşa edilmiş ekonomik hayatlarındaki perişanlıklar gösteriyor ki Avrupa hasta. Ya Kur’an’a teslim olup yeniden hayat bulacak veya aramızdaki adamlarıyla birlikte tarih olup gidecektir! Bence Behramoğlu da bundan kendisi için ibret dersi çıkarmalı!Hatırlayın, “Onlara müşevveş bir mazi, bize parlak bir gelecek düşmüştü”, I. Dünya Savaşı’ndaki yenilgimizle! Biz mazlumlar safında yer alarak, kader nezdinde yeniden Asya’yı temsile hak kazandık. İşte duyduklarınız Asya’nın ayak sesleridir. Yazdığım ilk eserimin adı da Asya’nın Ayak Sesleri idi. Ortadoğu Gazetesi’nde yazdığım yazılardan derlenmişti. Evet Asya Medeniyeti! Bizi bekleyen medeniyetin adı! Kurtla kuzunun birlikte yayılacağı adalet çağı… Uzun sürmeyecek ama geliyor. Bediuzzaman, tahsile gönderdiği gençler diplomalarını almıp gelmiş olmalı. Behramoğlu’nun telaşı da ondandır. Mezarlığın yanından geçerken türkü çığıran çocuk gibi telaş içinde!Evet evet, ben de size katılıyorum ey beni ‘Çanakkale geçildi’ dedim diye beni kınayan dostlar! Evet Çanakkale geçilmemiş, çok şükür. Derler ki, Çanakkale’de savaşan o yiğitlerin arkasında, her biri mezarından kalkıp gelmiş binlerce al kanlı, yeşil sarıklı alperenler vardı. Demek ki onların kudsi gölgeliri bizim de üstümüze düştü. Yoksa Behramoğlu gibiler niye böyle “Türkiye Atatürk’ündür, Said Nursi’nin değil’ diye düş görsünler?Haber 7RABBİM O\’NA RAHMET,BİZE MERHAMET NASİB EYLESİN…BÜTÜN MÜ\’MİN KULLARINA SAADET-İ DAREYN\’İ VERSİN İNŞ.SEVGİLİ AHMED BEY KARDEŞİM RABBİM SİZDEN DE RAZI OLSUN…ARANIZA TEKRAR DÖNMEK ÜMİDİYLE.HEPİNİZ RAHMAN(cc)\’A EMANETSİNİZ İNŞ. S.A..

  5. ALLAH (C.C.) RAZI OLSUN CAN KARDEŞİM…

  6. Yunus olup,konuşabilmek,sevgiyle sevebilmek. Mevlâna olup dönebilmek,aşkıyla yanabilmek. Bediüzzaman olup haykırabilmek,azimle yürüyebilmek. Sahabe olup anlayabilmek,Kur’an-a muhatab olabilmek. Ne mutlu,onları bilmek,onları anlayabilmek. Onlar gibi olup,onların yolunda yürüyebilmek. Hayırlı geceler Ahmet kardeşim…yüreğinize sağlık..Allah,a emanet olun..sevgiyle kalın..

  7. Bir Üstad tanıyorum, o da Bediüzzaman,Bir Üstad tanıyorum, en büyük bir kahraman,Bir Üstad tanıyorum; asrın vekili ancakLailahe illallah, elinde duran sancak.Bir Üstad tanıyorum, imandan bir kaledir…Bir Üstad tanıyorum, Nurlardan bir hâledir.Bir Üstad tanıyorum, imanı dalga dalga,Tard eder vesveseyi, şüphe bırakmaz akla.Bir Üstad tanıyorum, zulme boyun eğmemiş,Bir Üstad tanıyorum, hiçbir tâviz vermemiş…Bir Üstad tanıyorum, cihanşümul mücahid!Bir Üstad tanıyorum, içiyle dışı Said…Bir Üstad tanıyorum, güneşler kadar yüksekHak söyler ne söylerse, bütün sözleri gerçek.Bir Üstad tanıyorum, gözlerinden nur saçarBir Üstad tanıyorum, kâfirler ondan kaçar.Bir Üstad tanıyorum, şefkatın timsalidir.Bir Üstad tanıyorum, imânın misâlidir.Bir Üstad tanıyorum, ıslah etmiş nefsini,Bir asırlık ömründe kısmadı nefesini.Bir Üstad tanıyorum, cevherdir bütün sözler,Allah, Kur\’ân Peygamber, davasının en özü.Bir Üstad taniyorum, ilân etti tevhidi,Kahretti zalimleri, yere serdi mülhidi.Bir Üstad tanıyorum, küfr-ü mutlakı kırdı,Karanlık gönüllere imanın nuru girdi.Bir Üstad tanıyorum, cihana meydan okur,Yazdığı eserleri milyonca insan okur.Bir Üstad tanıyorum, tek korkusu Allah\’tan,Yılmadı bu dünyada ne atomdan, silâhtan…Bir Üstad tanıyorum, dünya zevkini bilmezVâris-i Peygamberî, Hakkın en sadık kulu.Bir Üstad tanıyorum, imandan bir varlıktır,Kâinatı titreten bir kuvvete maliktir,Bir Üstad tanıyorum, yoktur cihanda eşi,Son asrın müçtehidi, insanlığın güneşi…Bir Üstad tanıyorum, mücehhezdir imanla,Hizmet etti daima davasına Kur\’ân\’la.Bir Üstad tanıyorum, bakidir tasarrufuGayesi: insanlığa tebliğ emr-i ma\’rufu…Bir Üstad tanıyorum, kalblerde mektep kurdu,Kütle kütle insanlar onun safında durdu.Bir Üstad tanıyorum, canileri çevirmiş,Kalplerinden çıkarıp putlarını devirmişBir Üstad tanıyorum, Allah demiş, Hak demiş,Bir Üstad tanıyorum, şanı dünyayı tutmuş.Bir Üstad tanıyorum, her hali müstakimdir,Tek, biricik gayesi, sırat-ı müstakimdir.Bir Üstad tanıyorum, ilham kaynağı Kur\’ân,Dostu da, düşmanı da cümlesi ona hayran.Bir Üstad tanıyorum, ilmi, muhit bir deniz,Dar gelir tefekküre koskocaman küremiz.Bir Üstad tanıyorum, Bahr-i Ummandan derinKutlu olsun Üstadım bu mübarek zaferin!…Bir Üstad tanıyorum, Allah\’ın en sevgili, mübarek bir kuludur,Gittiği yol, Hazret-i Muhammed\’in yoludur.Bir Üstad tanıyorum, hârikalar asrında!Bir iki yıldan sonra bu cihad meydanındaMematı hayatından hizmet ediyor zâhir,Son asrın son vekili, son müceddid,en âhir…" Vefatının 50.yıldönümünde Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hz.\’lerini Rahmetle anıyoruz…

  8. ♥―♥―♥―♥→ ‼…NAZO KIZ …‼ ←♥―♥―♥―♥ Evinizden Bereket Dilinizden Dua Kalbinizden Rahman ve Resul Aşkı Eksik Olmasın.Cumamız Mübarek Olsun.Allah,a emanet olun…Selam ve dua ile Bidenemmm.♥―♥―♥―♥→ ‼…NAZO KIZ …‼ ←♥―♥―♥―♥

  9. Rabbim himmetini üzerimiden eksik etmesin inş… Allah razı olsun Ahmed bey oğlum…bu vesile ile cumanda mübarek olsun…Rabbime emanet olasın. selam ve dua ile.

  10. BİR YUDUM SU,BİR DAMLA ÖMÜR…Zaman bir nehir çağlar dururÖmür avucunda bir avuç suBir çabuk akıp gide…r kaybolurKoskoca nehir, kısmetin bir yudum su!.. Yedeği yok ömrün ki cebine koyasın.. Faydası yok ertelemenin bitince anlarsın… Küçümseme bir saniyeni bile sakın! Sen kıymet bil yeter, bir damla an ömre bedel!.. Sümeyra Demir

  11. Aşkı Bana, Sen Anlat Lütfet;YARAB Kaymaya Yüz Tutmuş Gönlüm,Yusuf Gibi Aşkın Kuyusuna Düşsün Ve Beni Padişah Eyle Gönlümün Mısır\’ına,Gönül Sarayımı, Aşkınla Aydınlat…Hayırlı ,Bereketli Cumalar Ahmet kardeşim….Dostça ve sevgiyle kalın.Allah,a emanet olun..kib..

  12. Ey tohumların ve meyvelerin Rabbi! Ey güllerin ve çiçeklerin Rabbi! Eynehirlerin ve ağaçların Rabbi!Ey gecelerin ve gündüzlerin Rabbi! Arşınıntaşıyıcılarını, meleklerini, mahlukâtını, peygamberlerini, evliyânı, bütüneserlerini, kâinâtın bütün zerrelerini şâhit tutuyoruz ki, Sen AlÎm, HakÎm, SemÎ,BasÎr, Ferd, Samed, RahÎm olan Allah\’sın! En güzel isimler Senindir. Senden başkahiçbir İlah yoktur! Mülk Sana mahsustur! Hamd Sana mahsustur! Senden mağfiretdiliyor, Sana tövbe ediyoruz! Hatâlarımızı bağışla! Bizi kendine kul kabul eyle!AMINHayırlı sabahlar a.e.o

  13. BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ Hz.lerinin Nefsine Söyledeği 5 ikaz1 – Ey Nefsim! Yetmişüç sene yüzde doksan adamdan ziyade zevklerden hisseni almışsın. Daha hakkın kalmadı.2 – Sen, ani ve fani zevklerin bekasını arıyorsun; onun için onun zevaliyle ağlamağa başlıyorsun. Kör hissiyatınla bu yanlışının tam tokadını yersin.Bir dakika gülmeye bedel on saat ağlıyorsun.3 – Senin başına gelen zulümler ve musibetlerin altında kaderin adaleti var.İnsanlar, senin yapmadığın bir işle sana zulüm ediyorlar. Fakat, kader senin gizli hatalarına binaen, o musibet eliyle seni hem terbiye, hem hatana keffaret ediyor.4 – Hem yüzer tecrübenle, ey sabırsız nefsim! Kat"i kanaatın gelmiş ki; zahiri musibetler altında ve neticesinde, inayet-i İlahiyyenin çok tatlı neticeleri var.(asaentekrehu eşyaen vehüve hayrullekum) Çok kat-i bir hakikatı ders veriyor. O dersi daima hatıra getir.Hem feleğin çarkını çeviren kanun-u İlahi, SENİN HATIRIN İÇİN o pek geniş kanun-u kaderi değiştirilmez.5 – (men amenebil kader emineminel keder) Kudsi düsturunu kendine rehber et!Hevesli akılsız çocuklar gibi, muvakkat, ehemmiyetsiz lezzetlerin peşinde koşma! Düşün ki; fani zevkler, sana manevi elemler, teessüfler bırakıyor. Sıkıntılar, elemler ise; bilakis manevi lezzetler ve uhrevi sevaplar veriyor. Sen divane olmazsan, muvakkat lezzeti yalnız şükür için arayabilirsin. Zaten lezzetler şükür için verilmiştir. selam ve dua ile kal kardeşim inş

  14. Allahım ! Kalbimi ilminle nurlandır. Bedenimi taatinde kullan. Rûhumu fitnelerden temizle. Fikrimi mûteber işlerle meşgûl eyle. Şeytanın vesveselerinden beni koru. Ey Rahmân olan Allahım ! Ey Rahmân, üzerimde şeytanın hiç bir gücü kalmayıncaya kadar beni ondan kurtar. Amin!slm ve dua ile…

  15. azız ustadım benım senı cokca uzmusler erıtmısler mum gıbı ımbıklerden suzmusler karakollar hapısler olmus sana hep durak sensız gonlum huzunlu sensız omrum hep corak dıvan ılmını verdın kur\’andan ders alarak en buyuk hızmet ettın bu vatanda kalarak katı kalpler kasvetı bırakıp nura gelsın cemıyet aydınlansın aydınlık nura gelsın sevsın senı gonuller artık kıymetın bılsın nesr oldukca nurları nası verın sevınsın affet bızı ustadım senı cok sevıyoruz artık kadrı kıymetı bızlerde bılıyoruz…Allah Celle Celalühü Razı olsunn İnşallah..

  16. Bir Nefeslik Mola Ver! Yavaşla… Yükünü omuzlarından indir.. Gaflet gözlüklerini çıkar… Günah terlerini tevbe mendiliyle sil.. Sunulan iman şerbetlerinden iç.. iç.. iç.. Bir nefeslik mola ver. Tekrar düşün! Nereden geliyorsun? Nereye gidiyorsun? Necisin? Cevabı bul, bil, YAŞA! Ebedi NAR olma! Ebedi NUR ol! Hayırlı Cumalar Ahmet kardeşim..selamlar,sevgiler..Allaha emanet olun.

  17. Bir insanın imandan nasibimahlukâta şefkati kadardır.M. Fethullah Gülen

  18. İslam Peygamberi Hz. Muhammed (A.S.) şöyle buyurmuştur:"Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim. Bir müslümanın değeri, ahlakının güzelliği ile ölçülür. Bu konuda, Hz. Peygamber, kendisine en sevimli olanların, güzel ahlak sahipleri olduğunu bildirmiş. \’\’Allah katında en sevgili kullar kimlerdir?\’\’ sorusuna da, \’\’Ahlakı en güzel olanlardır" cevabını vermiştir.selam ve dua ile allha emanetsiniz kardeşim notunuz için teşkr ederim..

  19. Ey yar, ben bittim Seninle başlat beni..Düştüm kimse tutmadı elimi, ağladım kimse görmedi, bir anlayan teselli eden olmadı…Ne zor bana senleyken sensiz kalmak…Ne zor içimde tutarken seni, bir türlü bulamamak..Ne acı Senden gayrisine bağlanmak, varlığımın sebebini unutmak.Neden uzatmadım ki sana şu titrek ellerimi, neden sarılmaya çabalamadım o yed-i rahmete..Ah ne olurdu uzanabilseydim, benliğimi ayaklarımın altına alıp uzansaydım,kibir yükünden sıyrılıp asılsaydım ipine..Beni bir an bile unutmayansın Sen,bense bana hediye ettiğin aklıma Seni getirmekten aciz kaldım..Sana koşamadım koşanlarla…Emekledim yollarında..Süründüm…Ama daraldım.. Ama üzüldüm..Ama ezildim..Senin tutmadığın eli kim tutar, Senin bıraktığını kim alır, Senin alçalttığını kim yükseltir..Kaldır beni düştüğüm bu bataklıktan ey Yarim..Ben benliğimde Seni unutmanın cezasını zaten pişmanlığımla çekiyorum,rahmetinin kucağında ısıt bu günah karası ellerimi..Sen ol deyince olmayan yok; bu yüzden ki ümidim korkumdan çok..Ne olur utandırma ey rahmetinin gazabını geçtiğini müjdeleyen yar,ey boynu bükük kapısını çalanları kapısından boş çevirmeyen Rabbim..Haydi lütfet de bir kapı aç bana, rızana erişeyim..Gönlüm Sen Sen diye yanarken can vereyim…HAYIRLI AKŞAMLAR ,,,HAYIRLI CUMALAR BİDENEMMMM..HERŞEY GÖNLÜNÜZCE OLSUN.. ALLAHA EMANET OLUN..

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s