“İman hem nurdur, hem kuvvettir”


Aziz ve muhterem Müslümanlar!
Allah’a sayısız hamd ü senalar olsun ki, bizler hem mü’min, hem de Müslümanız.
Kâinatta en yüksek hakikat îmandır. Şimdi “îman nedir, tarifi nasıldır?” Bunu anlamaya çalışalım.

“îman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet, hakikî îmanı elde eden adam kâinata meydan okuyabilir.”

Îman insanı insan eder, belki insanı sultan eder.

Îman bir intisaptır. İnsanı Allah’a bağlar.

Îman Cenâb-ı Hakk’ın istediği kulunun kalbine koyduğu bir nurdur. Vicdanı tamamıyla ışıklandırır. İnsanı karanlıklardan kurtarır. Îman insanı âlâyı illiyyîne çıkarır, cennete lâyık bir kıymet kazandırır.

Îman en büyük ve tükenmez bir servettir. Her derdin en kudsî dermanı, saâdet-i ebediyenin anahtarı, hayatın en saf lezzeti ve en hâlis saadetidir.

Allah’a îman, yaradılışın en yüksek gayesi, fıtratın en yüce neticesi, erkân-ı îmaniyenin kutb-u âzami, bütün kemalâtın esası ve mâdenidir.

Îman bizzat güzeldir. Ondaki güzellikler saymakla bitmez. Binler güzelliklerinden yalnız Allah’a îmandaki güzellik görenleri hayran etmektedir.

Îman insana rahmet kapılarını açar. Bütün düşmanlarının şerrinden koruyacak bir emniyeti temin eder.

Îman kelime manâsıyla birşeye tereddütsüz inanmak ve kat’î olarak içten ve yürekten bağlanmak demektir.

îmanın dinimizdeki mânâsı; Allah’ın varlığına, birliğine ve Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’ın peygamber olduğuna, haber verdiği şeylerin hak ve doğruluğuna seksiz şüphesiz inanmak, kalbiyle kabul edip diliyle tasdik etmektir.

Bir insan mânâsını bilerek ve kabul ederek “Lâilâhe illallah, Muhammedü’r-Resûlullah” derse, icmâlen îman etmiş olur.

Fânî, âciz ve fakir olan insan, îmanla herşeye Kadir olan Allah’a bağlanmış olur.

Aklı ve şuuru yerinde olan bir insanın hayatta ilk ve en önemli vazifesi îmandır. Herkes herşeyden önce îmanla mükelleftir.

Kâinatta en yüksek hakikat îmandır, ondan sonra namazdır.

İnsan bir binaya benzetilirse, onun temeli erkân-ı îmaniyedir.

Îmanın şartları içinde en önemlisi Allah’a îmandır.

Herkesin ilk önce elde etmesi gereken ilim, îman ilmidir. İlimlerin şahı ve pâdişâhı îman ilmidir. îman ilminden mahrum olanlar, ne kadar okusalar da yine câhildirler!

Hakikî saadet ve hâlis sürur ve şirin nimet ve safî lezzet ancak îman-ı billah, mârifetullah ve muhabbetullahtadır.

Cenâb-ı Hakk’ı tanıyan ve seven insan saadetler ve nurlar içindedir. O’nu hakikî tanımayan, sevmeyen; maddî ve manevî dertler, kederler ve kötülüklere mâruzdur.

Îman Allah’a kul olup hürriyete kavuşmaktır, imansızlık putlara ve tâğutlara esir olmaktır.

Hayatını îman hizmetine vakfeden, milyonların îmanını kurtaran bir îman kahramanı bakınız ne diyor: “îman insanı insan eder, belki insanı sultan eder. Öyleyse insanın vazife-i asliyesi îman ve duadır. Küfür insanı gayet âciz bir canavar hayvan eder.

İnsan nur-u îman ile âlâ-yı illiyyîne çıkar, cennete lâyık bir kıymet alır. Ve zulmet-i küfür ile esfel-i sâfilîne düşer, cehenneme ehil olacak bir vaziyete girer.”

Mü’min ve muvahhid kardeşlerim!

Îman bir bütündür, parçalanamaz. Allah’a, meleklerine, kitaplara, peygamberlerine, kadere ve âhiret gününe îman etmek her iki hayatımızın temelidir. Bütün nizamların kaynağıdır. Altı esas üzerine kurulan bu îtikat nizamının bir meselesini inkâr eden, hepsini inkâr etmiş olur.

Bâzı münafıkların “Kur’ân’a inanıyorum!” dedikleri halde tesettüre dair âyetlere; faizi haram kılan, içki ve kumarı yasaklayan âyetlere karşı çıkmaları îmandan mahrum kalmalarına sebep olmaktadır.

Îman ettiği halde amelde veya yasaklara uymakta kusurlu kimsiler günahkâr bir mü’min olarak kalabilirler. Fakat âyetin hükmünü kabul etmeyenler dinden çıkarlar.

Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerîm’de buyuruyor ki: “Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıyorsunuz da, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanların cezası, dünya hayatında rüsvaylıktan başka birşey değildir. Kıyamet gününde de onlar azabın en çetinine itileceklerdir.” (Bakara, 85) “Ey mü’minler! Allah’a, peygamberine ve peygamberine inzal ettiği kitaplarına îmanınızda devamlı olun! Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve âhiret gününü inkâr ederse, muhakkak hidayetten uzak bir sapıklığa düşmüştür.” (Nisa, 136)

“Sizin ilâhınız tek ilâhtır. O’ndan başka mâbud yoktur. O Rahman’dır, Rahîm’dir.” (Bakara, 163)

Allah insanları ve cinleri kendisini tanısınlar diye yaratmıştır. İnsanı en güzel bir biçimde yaratıp halife seçen O’dur. Rahmeti sınırsız, adaleti tam, va’di hak olan O’dur. Herşeyi bilen, her söyleneni işiten, her hareketi gören O’dur. Huzuruna dönülecek O’dur. İnsanları ölümden sonra tekrar diriltecek, günahları affedip kusurları setredecek O’dur.

Kullarını seven, nimetleriyle kendini onlara bildiren, sevdiren, besleyen, esirgeyen, koruyan O’dur.

Şu imtihan dünyasında olup bitenleri yazdırmak için melekleri vazifelendirmiş, kendini tanıtmak için peygamberler ve kitaplar göndermiş, kader kalemiyle herşeyin plânını ve programını yazmış, kudretiyle yapmış, bu kısa hayattan sonra sonsuz bir hayat vereceğini vâdetmiş… Elbette vâdettiğini yapacak ve buna muktedirdir. Dünyayı kaldırıp âhireti kuracaktır. Cennet kapılarını açacak, inanan kullarına “Fedhulûhâ hâlidîn!” (Devamlı kalmak üzere cennete giriniz!) buyuracaktır.

İnkarcı zâlimleri, inatçı kâfirleri, lâyık oldukları cezayı görmek için cehenneme atacaktır. Fakat “Cennet ucuz değil, cehennem de lüzumsuz değildir.” İkisi de müşterilerini beklemektedir.

Îman cennetin çekirdeği, küfürse cehennemin tohumudur. Biri cenneti, diğeri cehennemi netice verecektir.

Aziz mü’minler!

Îman yalnız icmâlî bir tasdikten ibaret değildir. îmanın çok mertebeleri vardır. Taklidî bir îman, hususen bu zamandaki dalâlet ve sapkınlık fırtınaları karşısında çabuk söner. Tahkikî îmansa sarsılmaz ve sönmez bir kuvvettir. Hakikî îmanı elde eden adam kâinata meydan okuyabilir, îmanın kuvvetine göre hâdisatın tazyîkatından kurtulup cennete uçabilir.

Fahr-i Kâinat Efendimiz’in (sav) ölü ruhları ihya eden birkaç hadisiyle hutbemizi bağlayalım:

“îmanınızı yenileyiniz ve ‘Lâilâhe illallah’ demeyi çoğaltınız. Kimin son sözü ‘Lâilâhe illallah’ olursa cennete girer. ‘Lâilâhe illallah’ diyen ve bununla Allah’ın cemalini görmek isteyen kimseye Allahu Teâlâ cehennemi haram kılar.”

Sorularla İslamiyet

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s